1918-25 arası., tarih nasıl okunmalıdır

#21
sevr',n ermeniler ve kürtler nezdinde "anlamı"

sevr anlaşmasının., ne ermeniler ne de kürtler tarafından bayram olarak kabül edildiğine dair bir belge veri yoktur..

çünkü.; bu tarihlerde., zaten bir ermeni devleti vardı.. rus devriminin üzerine yürüdüğü bir devlet.. yine osmanlı(ankara) diğer yandan üzerine yürüyordu..
kısa bir federasyon olarak birleştikleri azerilerle de sorunları vardı.. tüm bu gelişmeler içersinde batı bu devlete sahip çıkmadı.. ama red de etmedi.. çünkü., kafkasyada sovtyet egemenlik alanını daraltıyordu.. ilerde ilişkilenmek zorunda kalacaklardı ama iktidardaki taşnakyatsun varlığı ayrı bir sorundu.. ayn durum., azerbaycan ve gürcistan için de geçerliydi..

ermeni devleti busorunlar içinde var olmaya çalışırken., sevr ile ortaya çıkan osmanlı topraklarındaki bir ermenistan konusuna haliyle birleşmek anlamında bakar.. bu yüzden., fransanın bölge işgaline., "geri dönüş" olarak baktılar..

abd heyetinin yetkisinde olacak kararlarda bu geriye dönüşlerin demoğrafik-toplumsal baskısı işe yarayabilirdi..

bilindiği gibi., komisyonlar kuruldu.. geriye dönenlerin toprak-gayrı menkul ve mal iadesi konuları sorunlu işlerken., batı bu noktada baskıcı olmadı.. zaten komisyonlar da işlemedi olay ortada kaldı..

bu durum karşısında., o toprakların diğer ağırlıklı etnik toplumu olan kürtler ise., sevr'e şüfheli baktılar.., yönlerini sevr'e değil., osmanlıya(ankaraya) çevirdiler.. bazı kürt şahsiyetleri harekete geçti ama bölge kürt egemenleri onları red etti.. işin ilginç yanı sevr ile daha çok güney kürtleri ilgilendiler.. çünkü sonunda bir birleşme sözkonusu idi..

yine bilindiği gibi., güneydeki isyana kuzey kürt egemenleri destek vermediği gibi., hiç de ilgilenmedi..

aslında., kürtlerin sevr ilgisi., 1924 sonrasına denk düşer.. yani süreç tamamlanmış., konsept işletilip., düzenleme aşamasına geçilmiş., ve ortada kürtlerle ilgili bir şey yok., aksine inkar-ve işgal var..
işte o zaman sevr konusuna eğildiler.. lozan ne demek daha iyi anladılar., ama iş işten geçmişti..

sevr.; bu iki toplum için ve şimdi olmadıklarından konu edilmiyor ama yoğun olan anadolu rum toplumu için., eski osmanlıdaki statülerinden bir üst aşamayı ifade ediyordu..
bu tartışılmaz ve ne yazıkki., "hiç tartışılmayan"., üzerinde kafa yorulmayan., bir gerçekliktir..

elbette., sevr., batının osmanlı üzerindeki hakimiyetini de ifade eder.. bu anlamda olumlu değildir..ama sevr., aynı zamanda bu toplumlar için bir ileri statüyü de ifade eder.. sevr'in bu batı hakimiyeti yanına itiraz ederken., bu toplumlar için ve genel doğru olarak ifade ettiği üst statüyü de es geçmek şövenizmdir.. milliyetçiliktir..

çünkü., sonradan iddia edildiği gibi., lozan sevr'in reddi olsa bile(ki değildir açıklayacağım)., ortaya çıkan türkiye cumhuriyeti sistemi., bu toplumlar için osmanlı sisteminden daha geri ve berbat bir statü yaratmıştır..

hangi vicdan ve hangi komünist anlayış.;
"sevr'i yırtık lozan ile bağımsız bir cumhuriyet yarattık" derken..;

koskoca bir rum toplumunun toptan bu topraklardaki binlerce yıllık yaşamından koparılıp sürülmesini doğru bulabilir..

yakın tarihte katliamla aynı akıbete uğratılmış ermenilerin yaşadıklarını doğru bulabilir..

binlerce yıldır var olan ve iran ile ilk bölünmeyi yaşayan kürtlerin bir daha parçalanmasını ve de yok sayılmasını doğru bulabilir..

tüm bunları yaratan..; "sevr'i yırtık lozan ile bağımsız bir cumhuriyet yarattık" anlayışı ve işleyişidir.. iki doğru olmaz.. iki yanlış da olmaz.. bir doğru var ise., onu doğru yapan ne? ise., onu yanlış görmekten geçer..

sevr'in batı hakimiyeti içermesi ve buna karşı olmak doğrudur.. ama olması gereken., bir doğru daha vardır.. osmanlı sisemindeki., yani halklar hapishanesindeki, işleyişe karşı çıkmak çözüm öenermek de gerekir.. ortaya çıkan çözüm lozan ve cumhuriyet bu anlamda doğru mu? dur.. buna hangi vicdan ve hangi komünist doğru diyebilir..

yani.; sevr'i neresinden red ediyorsanız., lozan'ı da oradan red etmeyi becereceksiniz..
beceremeyene milliyetçi şöven sol derim.. becerene komünist derim..

buraya kadar anlattıklarımın varsa., yanlışı bu son sözlerimdedir.. önce bu son sözlerimin yanlış olduğu iddia edilsin., ispatlansın., gerisi zaten gelir..
 
#22
Kronolojik sırası ile., tarih notları

5 NİSAN - 7 EKİM 1920 DAMAT FERİT HÜKÜMETİ VE 21 EKİM - 4 KASIM 1922 ARASINDAKİ AHMET FEVİK PAŞA SON İSTANBUL HÜKÜMETLERİ ARASINDAKİ KRONOLOJİK TARİH BİLGİLERİNİ ARA AÇIKLAMALARI İLE SUNACAĞIM.

birinci bölüm.......

5 NİSAN 1920 …. DAMAT FERİT HÜKÜMETİ KURULDU
bu hükümet., aslında.; basılan-dağıtılan meclisin., yerine kurulan ama son seçimlerle oluşan resmi-meşru meclisi temsil etmeyen bir hükümettir.. artık osmanlının politik alanı ankara olarak deklere edilmiştir.. zaten hemen akabinde ankarada.,

23 NİSAN 1920.. BMM KURULDU
yukarıda belirttiğim gibi bunun anlamı çok açıktı.. i.terakki., batıya., artık ankara üzerinden ve ankaranın üzerinde durduğu osmanlı-anadolu direniş konuşlanması üzerinden muhatap olacaksınız.. istanbul ve hanedan bu noktada belirleyici değildir..

elbette sadece bu mesaj da verilmemiştir.. aynı tarihlerde., ibngiliz hegomanya alanları ve preferisinde teşkilatı mahsusa hareketlenmeleri de başlamıştır..

bu noktada ayrıntıya girmeyeceğim.. ayrı bir konu olarak işlenmesi gerekir ama cemal paşanın m.kemal üzerinden ankaraya yazdığı mektuplardan alıntılar sunarak ispat edeceğim..

Talât Paşa ile sebk eden muhaberatınız26 neticesinde takarrür etmiş olduğu üzere Bolşevik Rusya Hükümeti ile Türkiye arasında bir ittifak esaslarını müzakere etmek ve Rusya’nın Türkiye’ye muavenetini temin eylemek ve alelhusus İran ve Hindistan dahilinde ihtilâller ika ederek İngilizleri son derece müşkilâta uğratmak mesailini kararlaştırmak üzere Moskova’ya geldim.
3haziran 1920
26 Talât Paşa’nın Berlin’den Mustafa Kemal Paşa’ya 22 Aralık 1919 tarihli mektubu ve Mustafa Kemal Paşa’nın 20 Şubat 1920 tarihli cevabı (arşivimde bu mektuplar zayi oldu o yüzden sunamadım)..
görüldüğü gibi talat paşa m.kemal ile bu konuları konuşmuş ve bundan cemal paşanın da haberi var.. halen i.terakkinin ankara faliyetleri ile bu faliyetelri talat paşa kontrolünde.. talat-kemal mektuplarını okrsanız., talat paşanın lider., kemalinde görevli tarzında durduğunu görürsünüz..
aynı üslup cemal paşada da var..
Mustafa Kemal! Emin ol ki memleket kurtulacak ve bu kurtuluş münhasıran kahramanlığı ve esarete karşı nefreti her türlü şüpheden azade olan Türk unsuruna senin telkin ettiğin vecd ve iman sayesinde kabil olacağı için Mustafa Kemal namı şark ve Türk mahlasları arasında en büyük bir mevkii işgal edecek! Şimdi buralarını bırakalım da işimize bakalım:
bu mektuplar dizisinde tarih ilerledikçe üslup değişmektedir.. çünkü 1921-22 yıllarına doğru., ankaradaki ekibin duruşu ve etkin güçleri değişmektedir.. tasfiyeler(talat cemal bahattin şakir ölümleri ethem olayı vs.) yaşanır ve ankarada artık eski i.terakki etkisi yoktur paçalanmıştır..

Salisen, efal ve harekâtımda isabet için behemehal Ankara’nın sık sık talimat ve nesayihine muhtaç olduğuma itimadım vardır. Fakat siz de beni habersiz bırakmaktan tevakki etmelisiniz. Zira memleketten pek uzak yerlerde çalışmaya mecbur olduğum için sizinle temasım eğer uzun müddet duçar-ı intıka olursa bittabi ben de nasıl bir hatt-ı hareket ihtiyacına mecbur olduğumu tayinde mütereddit kalırım. Bu sebeple lâakal ayda bir defa sizden mufassal mektuplar almalıyım.

Mektubunuzun bir fıkrasında, mektubunuza açık ve kat’i kanaatimi ve gayrimütebeddil kararımı bildirmemi istiyorsunuz. İşte ben de bu mektubumla açık ve kat’i kanaatimi ve gayrimütebeddil kararımı arz ediyorum: Enver’in iki sene zarfında irtikâp ettiği iki azim ve gayrikabil-i af hata, bundan sonra onunla hiçbir noktada teşrik-i mesai etmekliğime imkân bırakmamıştır. Bundan sonra benimle Enver arasında iş ve güç birliği görmek ihtimali yoktur.
bu mektubun tarihi., 12 nisan 1922 .. yani 15 mart 1922 de talat paşanın ölmesinden sonra yazılmış.. ayrıca., ethem tasfiyesinden sonra.. yine 3 haziran 1920 moskova anlaşmasından sonra.. ve yine., 16 mart 1921 ingiliz-sscb "ticaret" anlaşmasından sonra..

şunu demek istiyorum.
nisan 1920 de., bmm açılışı ile birlikte anadoluda konuşlanan osmanlı politik zemini., halen i.terakki etkinliği içindedir.. ayrıca artık bir devlet gibi işletilmektedir.. vergiler askere almalar vs. kararnamelerle ve var olan teşkilatı esasiye kanununa uygun işletilmektedir.. hatta buna yerel ayanlardan(egemenlerden) tepkiler de gelmiştir.. bu süreç içinde yerelde özerkleşen bu yapılar üzerinde oluşan bu "hükümete" isyanlar başlar..

NİSAN-HAZİRAN 1920 VE OCAK 1921 ARASINDAKİ İÇ ÇATIŞMALAR(İSYANLAR- OLAYLAR)
1. - 2. DÜZCE ÇATIŞMALARI (13 nisan-31 mayıs… 19 temmuz-23 ekim)
1. – 2. YOZGAT ÇATIŞMALARI (15 mayıs-27 ağustos… eylül-aralık))
ZİLE ÇATIŞMASI (mayıs-haziran 1920)
MİLLİ AŞİRETİ ÇATIŞMASI(haziran-eylül 1920)
KONYA ÇATIŞMASI (ekim-kasım 1920)
bu çatışmalar ankarada başlayan iktidarın uygulamalarına karşı yöresel erklerin isyanlarıdır. bu isyanların., ne damat ferit nede hanedan ile organik bağları vardır..
isyanlar., yine var olan düzenli ordu ile değil., i.terakkinin teşkilatı mahsusa kökenli kuvavi seyyareleri ile bastırılır..

aynı tarihlerde., istanbul denetiminde güçlerin de hareketlenmeleri olmuştur..

2. ve 3. ANZAVUR ÇATIŞMALARI (nisan-mayıs 1920)
bu çatışmalar direk İstanbul erkinin işleridir ama İngiltere açık destek veremeyeceğini belirtmiştir. çünkü., ingilterenin osmanlıya açık müdahalesinden diğer güçler rahatsız olmakta ve yunan harekatı gibi bütüne el koyma olarak görmektedirler.. ingiltere açık müdahil olsa idi., ialya ve fransa da aynı tarzda kendine ankarayı muhatap alıp müdahil olacaktı.. yine sscb de bu noktada açık çek vermiştir.. ankaranın onaylamadığı hiç bir anlaşmayı osmanlı adına olarak kabül etmeyeceğini ve itirazlara(çatışma dahil) destek olacağını belirtmiş., bu noktada bazı adımlar atmıştır..

bu gelişmeler içinde., ingiltere sevri devreye sokmuştur..
AĞUSTOS 1920 … SEVR ANLAŞMASI

ama bahsettiğim gibi işlerlik kazanmamıştır.. sevr'in içinde ve ertesinde ankaranın bir dizi görüşmeleri ve anlaşmaları olmuştur..

ANLAŞMALAR
11 MAYIS 1920 BEKİR SAMİ MOSKOVAYA GİTTİ..
3 HAZİRAN 1920 A.FUAD PAŞA MOSKOVAYA GİTTİ..

16 MART 1921 RESMİ MOSKOVA ANLAŞMASI
(acara paylaşıldı. Batum sscb’ye Artvin-rize ankaraya bırakıldı. Ermenistan ve Azerbaycan sınırları tespit edildi bu anlaşma aynı zamanda. Sscb tarafından Osmanlı adına resmen ankaranın tanınması anlamına da gelmektedir, ve ankaranın kabül etmediği hiçbir anlaşmayı sscb kabül etmeyeceğini açıklamıştır.)

11 MART- EKİM 1921 FRANSA-ANKARA ANLAŞMASI
(bu anlaşma.; Fransız Başbakanı Briand ile 11 Mart 1921’de “politik, askeri, ekonomik nitelikte ve Türkiye-Suriye sınırını saptayan” bir anlaşma olarak imzalandı ama bmm kabül etmedi arada süren bir dizi görüşmeler sonrası imzalandı bu süreç ve görüşmelerdeki ilgili maddeler analiz edilmelidir. Yine bu görüşmeler., sevr anlaşması sonrasına denk düşer ki., bu daha da ilginç hale getirmektedir. Sevr işler halde iken., Fransa Ankara ile anlaşıyor. Fransa., bir anlamda., sevr’i red etmiş oluyor.)


tarih., 1921 e akarken yaşananlar bunlardır..
görüldüğü gibi., artık ne istanbulun ne de hanedanın osmanlı memaliki nezdinde bir etkisi ve yetkisi kalmamış., etki-yetki ankaraya geçmiştir..

.... devam edecek...

not.., tasfiyeler ve sonrası gelişmeler üzerinden devam edeceğim..



 
Son düzenleme:
#23
''bu çatışmalar ankarada başlayan iktidarın uygulamalarına karşı yöresel erklerin isyanlarıdır. bu isyanların., ne damat ferit nede hanedan ile organik bağları vardır..''

O zaman bu isyanlar neden çıktı suat.Eğer istanbulla alakalı değilse kiminle alakalı?Bu isyanlar. Kendiliğinden ankaranın uygulamalarındanmı bu isyanlar ki ankaranın etrafını saran isyanlar bunlar. Eğer ankaranın uygulamalarından ise ankara da hükümet kuruluşu 1920 nisan ayı ve doğru düzgün icrattı bile yok. ya da ben bilmiyorum. Varsa neler ki bu insanları ayaklandırıyor

Ayaklanmalar seçilmeden topluca;

11 Mayıs 1919 Ali Batı Olayı 20 Ağustos 1919 Ali Galip Olayı
27 Eylül 1919 Birinci Bozkır Ayaklanması
20 Ekim 1919 İkinci Bozkır Ayaklanması
20 Ekim 1919 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhinde birinci defa
saldırtılması
26 Ekim 1919 Şeyh Eşref Ayaklanması (Hart Olayı)
28 Ekim 1919 Kızılkuyu Olayı
28 Ekim 1919 Apa Çarpışması
1 Kasım 1919 Dinek Çarpışması
15 Kasım 1919 Demirkapı Çarpışması
16 Şubat 1920 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhine ikinci defa
saldırtılması
4 Nisan 1920 Ahmet Anzavur’un Gönen’e taarruzu
13 Nisan 1920 Birinci Düzce Ayaklanması
16 Nisan 1920 Çerkez Ethem kuvvetleriyle Ahmet Anzavur kuvvetlerinin
Yahyaköy Çarpışması
18 Nisan 1920 Kuvayı İnzibatiyenin kurulması
19 Nisan 1920 Ahmet Anzavur’un Karabiga’dan İngiliz gemisiyle İstanbul’a
kaçışı
25 Nisan 1920 Taraklı Çarpışması
8 Mayıs 1920 Ahmet Anzavur’un Adapazarı ve Geyve Harekâtı
8 Mayıs 1920 İkinci Düzce Ayaklanması
11 Mayıs 1920 Anadolu Fevkalâde Müfettişi Umumiliğinin işe başlaması
12/13 Mayıs 1920 Mudurnu Çarpışması
15 Mayıs 1920 Birinci Yozgat Ayaklanması
20 Mayıs 1920 Cemil Çeto Olayı
23 Mayıs 1920 Milli Mücadele kuvvetlerinin Kuvayı İnzibatiyeye taarruzu
25 Mayıs 1920 Zile Ayaklanması
27 Mayıs 1920 Sulusaray Olayı
1 Haziran 1920 Milli Aşireti Olayı
13 Haziran 1920 Yozgat’ın asiler tarafından işgali
14 Haziran 1920 Kuvayı İnzibatiye Tümeninin taarruzu
20 Haziran 1920 Çerkez Ethem kuvvetlerinin Ankara’dan Yozgat’a hareketi
21 Haziran 1920 Çopur Musa (Çivril) Olayı
27 Haziran 1920 Kula Olayı
20 Temmuz 1920 İnegöl Olayı
5 Eylül 1920 İkinci Yozgat Ayaklanması
8 Eylül 1920 Çengelhan Olayı
8 Eylül 1920 Nogaykızıközü Olayı
23 Eylül 1920 Ayvalıközü Çarpışması
25 Eylül 1920 Koyunculu Çarpışması
2 Ekim 1920 Konya Ayaklanması
6 Aralık 1920 Demirci Mehmet Efe Ayaklanması
7 Aralık 1920 Çerkez Ethem Ayaklanması
6 Mart 1921 Koçkiri Ayaklanması

eğer tek anzavurla bağdaştırlıyorsa ilişki ;şöyle diyorsun''2. ve 3. ANZAVUR ÇATIŞMALARI (nisan-mayıs 1920)
bu çatışmalar direk İstanbul erkinin işleridir ama İngiltere açık destek veremeyeceğini belirtmiştir.


ayaklanmalar ankarada meclis kurulmadan olanlar ;

20 Ekim 1919 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhinde birinci defa
saldırtılması (sivas kongresi eylül 4-11 1919 hemen sonrası olan )

16 Şubat 1920 Ahmet Anzavur’un Milli Mücadele aleyhine ikinci defa
saldırtılması (istanbulda meclis toplanıyor ama anzavur saldırıyor)

4 Nisan 1920 Ahmet Anzavur’un Gönen’e taarruzu (Ankarada hala meclis açılmamış ama istanbuldaki kapanmış durumda)
 
Son düzenleme:
#24
sorulara açıklama; hayriözşen soruları

sevgili dostum..
O zaman bu isyanlar neden çıktı suat.Eğer istanbulla alakalı değilse kiminle alakalı
bahsi geçen ayaklanmaların istanbul ile ilgisi yok derken., bunu ben tespit etmiyorum.. bizzat ankara arşivlerinde bu var.. ayrıca ali batı örneğinde kim., ankaranın buna müdahale ettiğini söyleyebilir.. mayıs 1919 da isyan ediyor.. halen istanbul merkezi denetimi var.. ankara ayrışması daha yaşanmamış.. tarihlere bak anlarsın.. istanbul neden bu isyanı desteklesin.. alternatif bir ankara yok ki.. istanbulda zaten i.terakki var..
yani bir şey soruyorsun ama sorarken tarihlere baktığın yok..

yozgat isyanında ethem kimi? neden? yargılamak istedi.. hatta ankarayı bile tehdit etti.. bir araştır sonra gel yeniden sor.. :)

her ayaklanmanın nedenleri farklıdır.. ilişkileri de karmaşıktır..

düzce-bolu ayaklanmasında orada bir şüra hükümeti kuruldu
anzavur buna dayanmak istedi ama egedeki harekatı farklıdır.. yine kars ve oltu şüra hükümetleri kurulduğunu biliyorum.. araştır bulursun..

milli(milan) aşiretinin de ayaklanmaları var.. kürtler ., batı ile kendileri ilişkilenip yerel egemenliklerini pekiştirmek de istediler., kimileri ile uzlaşıldı kimileri bastırıldı..

kısaca., itirazlarını tarihsel kronolojik karşılaştırmalar ile birlikte yaparsan daha iyi olur..
 
#25
açıklama 2

osmanlı devletinin sevk ve idaresi temelinde bakarsak., istanbul-ankara erksel ayrışması istanbul meclisi basılana kadar yoktur.. bu süreç.; anadoluda bir mukavemet ve hukuksal itiraz temelli askeri ve cemiyetsel örgütlenmeler ile olagelmiştir.. bu süreç içinde., cemiyetler var olan devlet işleyişine fiilen müdahale etmiyordu.. ama askeri yapılanmalar., çeteler şeklinde hareket ediyordu.. cemiyetler bile bu çetelerle ilişkili olduklarını deklere edemiyorlardı.. ama aralarında dolaylı-direk organik bağlar vardı.. bu bağlar illegaldi.. i.terakki üzerindendi.. hatta bir ara i.terakki izlerini kapatmak amaçlı parti kurma girişimi oldu.. ama işlemedi..

meclisin basılması ile birlikte., i.terakki kadroları ankaraya geçti ve aryık ankara istanbula açık olmasa da alternatif olmaya başladı.. bu durum bile damat ferit hükümetleri sırasında açık olarak., diğer hükümetler sırasında ise., dolaylı olarak işletildi..

23 nisan 1920 bmm açılması her nekadar devletin politik yetkili merkezi ankara demek olsa da bu ilk etapta açık işletilmedi.. 1921 teşkilatı esasiye kabülüne kadar., karmaşık ve merkezi denetimden kısman özerk işledi.. bu durum da., bazı yerellerde., yetkili olma temelinde bir çok sorunu yarattı.. bazı yerel egemenler(ayan-aşiret reisliği vs.) bu durumu değerlendirip., özerkliklerini artırmak istediler.. çünkü., ne istanbul ne ankara yeterince etkili değildi ve bir erksel temsiliyet sorunu vardı..

1921 teşkilatı esasiyenin kabülü aslında resmen bir yönetimsel erk ilanıdır.. resmi tarihte buna ilk anayasa derler.. ama ortada halen osmanlı devleti vardır.. yeni bir devlet ilanı da yoktur.. yok ise bu ilk anayasa olamaz.. olsa olsa ikinci olur.. ama ortada bir devlet ilanı yokken anayasa ilanı olur mu?

teşkilatı esasinin maddelerine(topu topu 23 maddedir) bakıldığında aslında yeni bir devlet işleyişinin izleri görülür.. ama halen 1876 kanuni esasiye geçerlidir.. zaten adı üstünde., teşkilatı esasiye.. yani ankarada kurulan teşkilatın bir tüzüğü gibi bir şey..

1921 den sonra daha sistemli ve merkezi denetimli müdahaleler olmaya başlamıştır.. bir çok bölge., artık istanbulun değil ankaranın emirlerini dikkate almıştır.. bazıları almamıştır bunlara da isyancılar denilmiştir..

ankaradan özerk erksel işleyiş isteyenler itiraz olur ise., haliyle bu sefer de istanbulu gerekçe edeceklerdir.. yani ankara yetkili değil osmanlının istanbulda meşru padişah-halifesi ve erksel yapısı var diyeceklerdir.. ama istanbulu dinliyorlar mı? derseniz.. hayır.. işlerine geldiği kadar evet..

aslında bunları sonraki bölümlerde zaten açıklayacaktım.. ama resmi tarihin etkisi ve tahribatı o kadar büyük ki., anlatılanların anlaşılabilmesi sağlıklı tartışılabilmesi için., habire ileri-geri yapmak gerekiyor..

bu açıklama da bu anlamda yapılmıştır..
 
#26
bölüm-3 ingiliz konseptinin işletilmesi

GİRİŞ

yazı dizisinin ilk iki bölümünde., 1918-1920 arasındaki geçen süreci osmanlı hükümetleri üzerinden ele aldım.. bunu bilerek yaptım.. bu süreç.; osmanlıdan cumhuriyete dönüşümün ilk ara sürecidir. aynı zamanda., bölge konseptinin de netleşmesinin ilk ara sürecidir..
bu sürecin temel özelliği her şeyin., planlı sistemli işletilmediği., bir çok projenin kendini ortaya koyduğu., çatıştığı., uzlaşmaya çalıştığı veya var olmaya çalıştığı bir süreçtir. temsilen 2 yıl ile sınırlanan bu süreç içinde., her şey karmaşıktır.. hem osmanlı sistemi politik güçleri anlamında., hem de batı ve bölge güçleri anlamında., karışıktır.. osmanlı konusunu hükümetler nezdinde ele alarak analiz yaparsam bir nebze bu karışıklığı anlamlı hale getirebilirim diye düşündüm.. çünkü sonrasında yaratılan ve yedirilen tarih., bilinçleri ve bilgileri o kadar tahrif etmiştir ki., sürecin sağlıklı analizini yapmanın koşulları çok zordur..

böylesi ara süreçlerde., her kesim kendi tespitlerine veri bulabilir.. bu verileri ard arda ekleyerek bir tez oluşturabilir.. benim yaptığımın görünümü de budur.. ama ben., bu durumu., bilerek farklı bir tarz işletmeye çalıştım..
verilerin birbirleri ile bağlantılanmasında bir iç tutarlılık aradım.. her veriye sorgulanacak birer olgu olarak baktım..

1918 de başlayan bir şeyin., 1920 bitiminde., nereye evrildiğini takip ettim.. bu evrilmede bir değişim varsa nedenlerini ele aldım.. yoksa., sonrasına nasıl akabiliri tespite çalıştım.. çünkü., 1921 başladığında(tarihler temsilidir.. olaylar başlangıç ve bitiştir)., 1918-1920 içindeki çok şey ciddi değişimler yaşamış.. buna neden olan olaylar varsayım değil., birer gerçekliktir..
örneğin., cemal paşa., m.kemal mektuplaşmalarını., içeriklerindeki sesleniş tarzının psikolojik duruşlarını ve değişimlerini., bile incelediğinizde bu değişimi görebilirsiniz..

ayrıca., 1920., 1921 e akarken çok ciddi olaylar da yaşandı.. özellikle tasfiyeler bu noktada ciddi bir verisel-ispatsal kaynaktır..

sadece çerkez ethemin tasfiyesine girişmek için bu tarih neden? beklendi.. sağlıklı sorgulayıp., analiz etmek yeter..
o zamana kadar tek güçlü askeri yapı olan ethem kuvvaiyesi ve demirci ali efe karşısına birden., düzenli ordu çıkabiliyor.. bu arada düzenli ordu kuruluşu ile ilgili tek bilgi-belge de yok.. olan harekete geçiriliyor.. ama bir dizi isyanlara ve özellikle yunanistan güçlerine yetmeyen bir ordu birden kuvvai seyyareyi tasfiye etmeye cesaret edebiliyor..
elbette bunu salt askeri güç dengeleri üzerinden açıklayamayız., ve böyle de yapmamalıyız..
ethem tasfiyesinden 3 ay sonra talat paşa öldürülüyor..
bu tasfiyeye talat paşa ne dedi.. bilgi yok.. varsa da ben ulaşamadım.. ama olması gerektiğini sorguluyorum..

bence., talat paşa ethem üzerinden ethem ilişkilerinin tasfiyesine göz yumdu.. çünkü ingilizler ile uzlaşılabileceğini ve osmanlı ile ilgili kararların abd desteği ile olabilecek en iyi koşullarda yaratılabileceini düşündü yada düşündürüldü.. çünkü almanyada o tarihlerde., çok rahat hareket ediyordu..
1920 ortalarına gelindiğinde., sscb ile ilişkiler dikkate alınıyor ve anadoludaki silahlı çatışmalardaki başarılar da eklenince istanbulun yerine ankaranında öne çıkması ile ingilizlerin bir uzlaşma içine girecekleri düşünülüyordu.. ama ortada ciddi bir itiraz vardı.. i.teerakki ve özellikle enver politikaları(teşkilatı mahsusanın gücü de dahil) varken uzlaşma zemini olamaz..

sanırım bu itiraza karşı., i.terakkinin direk etkisinde olmayacak ankarada var olan yapılaşma ile sınırlı bir politik-askeri güçün varlığına ve muhataplığına engel olunmaz ise., ingilizlerin uzlaşmaya yanaşacağı düşünüldü..
bu anlamda ethem tasfiyesi aslında., i.terakkinin enverci kanadının tasfiyesidir.. yani ilk tasfiye bu kesime yapıldı.. sonra talat paşa tasfiyesine yönelindi.. ve ard arda tasfiyeler yaşandı.. askeri güç anlamındaki ethem tasfiyesinden sonra., ankarada ordu ismet-çakmak ikilisine teslim edilirken., meclisdeki muhalefetde lozan sürecinde tasfiye edildi.. ikinci meclisle birlikte 1923 süreci başladı..

.. tasfiyelerle devam edecek.....

 
#27
tasfiyelerin kronolojik tarihleri

TASFİYELERİN KRONOLOJİK TARİHLERİ

DEMİRCİ MEHMET EFE ÇATIŞMASI (ekim-kasım 1920)
ÇERKEZ ETHEM ÇATIŞMASI (aralık 1920)
TKP ÖNDERLERİNİN KATLEDİLMESİ (ocak 1921)
15 MART 1921 TALAT PAŞA ÖLDÜRÜLDÜ
21 TEMMUZ 1922 CEMAL PAŞA ÖLDÜRÜLDÜ
4 AĞUSTOS 1922 ENVER PAŞA ÖLDÜRÜLDÜ


11 AĞUSTOS 1923 İKİNCİ MECLİS VE İKİNCİ AŞAMANIN İLK TASFİYELERİ

not.; sovyet yardımının baş mimarlarında halil paşa anadoluya sokulmadı 1922 de berline gitti. benzer bir çok eski ittihatçıyada bu uygulandı
 
#28
önemli notlar ve açıklamalar


ÖNEMLİ EK NOTLAR.;



bu tasfiyelerde., sscb'nin de katkısı vardır.. sscb tercihini enver çizgisinden ve anadoludaki radikal milliyetçilerden yana yapmamıştır.. çünkü özellikle batum konusunda ve kafkasya(azerbaycan dahil)., afganistan iran alanlarında ne kadar etkin olduklarının farkındaydı. bu anlamda.; şimdilik., ingiltere için tehlikeli olan bu duruşları sscb'nin işine gelmekle birlikte., ileride kendileri içinde tehlike olacaklarının farkındaydı.. bu yüzden., 1921 e kadar bunlarla dolaylı-direk ilişkilenirken., asıl olarak., ankara ile resmi ilişkilenmeyi işletti..

neden böyle yaptı konusunda çeşitli "hikayeler" anlatılır..
kandırıldı(milli kurtuluşçu kemalistler olarak baktı) .. iyi göremedi., enverci ittihatçılara güvenmiyordu vs. vs.
ama., sscb-ingiliz ticaret anlaşmasına baktığımızda bu tasfiyelerle aynı paralel süreci izlediği de görülür.. 16 mart 1921 de ingilizlerle ticaret!! anlaşması imzalanıyor., aynı tarihte ankara ile moskova anlaşması imzalanıyor..
elbette buraya gelen süreç içinde yaşanan olaylar da çok önemlidir..


bir kaç anektod sunayım. daha anlaşılır olacaktır..

sscb ile ilişkilenmelerin i.terakki üzerinden yürüdüğü aşamalarda., karakol cemiyeti başkanı Karavasıf baküye baha said beyi yolluyor.. o da., sscb bölge gel komite yetkilisi albay ilyacef ile bir anlaşma imzalıyor ama anlaşmayı., uşak müdafai hukuk kongre heyeti adına 19 ocak 1920 de imzalıyor..
Fethi tevetoğlu milli mücadele yıllarındaki kuruluşlar.. sy. 45-121
not.; uşak kongre heyeti kongreler aşamasında muhalif olmuştu.


sscb., ingiltere ile uzlaşma sürecine., 1 temmuz 1920 de başlamıştı.. sscb içinden bu anlaşmaya çok itirazlar yapıldı bizzat lenşnşin itirazları da vardı hatta yetkili değişimi de oldu.. sonuçda 16 mart 1921 de imzalandı..

ankara ile olan anlaşma süreci de benzerdir ve çatışmalıdır..
20 ağustos 1920 de başlamıştır.. verdiğim bilgiyi anımsayın öncesi de vardır ama o ilişki i.terakki ile idi. bu ise daha başka sayılır..
ermenistan sınırı sorun idi.. batum(acara) sorunlu idi., hem sscb nezdinde hemde halen sscb nin etkin olmadığı taşnakların erkte olduğu ermenistan hükümeti ile sorunlu idi.

eylül 1920 de yunanlılarla savaşa katılamayan!!?? ve oralarda ingiliz birliklerininde olduğu halde.. karabekir ordusu kars-ardahan-ığdır ve batum'u aldı.. ve taşnaklarla gümrü anlaşmasını imzaladı.. sscb'ninde onayı istendi ama aslında gerek kalmadı.. karabekir güçlerine yenilen taşnak hükümeti 1 hafta sonra sscb nin işgali ile yıkıldı.. yerine moskova ve kars anlaşmaları yapıldı.. batum sscb'ye geri verildi..

görüldüğü gibi süreçlerin paralelliği ve yaşananlar ve de ortaya çıkan sonuçlar çok ilginç..




 
#29
3. bölüm ingiliz konsepti giriş başlığının devamı

bölgenin tarihsel olarak., 1915-30 lara aktığı aşamaya kadar olan süreç içindeki gelişmeler ve değişmeler dikkate alınmadan., 1918-25 ve 30 aşamasındaki oluşum üzerinden analiz-tespit yapılmaktadır.. oysa., bu tarhlerde ortaya çıkan ne ise., onun tüm özneleri., 1918 den gelen süreç içinde aynı değildi.. çok şey değişti., çok şey tasfiye yaşadı veya dönüştürüldü.. 1918 deki konuşlanmalar daha sonra çok değişti.. konseptler bile değişti..
..



sürekli tekrarlıyorum..
* bu savaş bitmemiş bir savaştır.. barışı da barış olmayan bir barıştır..
* osmanlı ile yapılan ateş kes sonrası barış anlaşması neden? bu kadar uzamıştır
* rus devrimini yıkmak isteyen ingiltere neden? bundan vazgeçmiş., hazar petrol alanı kontrolünü sscb ye bırakmıştır. üstelik resmen kabülü sayılan ticaret anlaşmasını yapmıştır.
* sscb devrimi neden? rus ulusal!! sınırlarında kalmayı tercih etmiştir.
* osmanlıyı olabildiğince bütünsel tutmaya çalışan i.terakki politikası ne zaman kimler ile yarılmıştır..
* i.terakki noktasında hassas olan batı., osmanlı içinden çıkacak olan yeni bir devletin yine bu kadrolardan oluşmasına neden izin vermiş., hürriyet itilafçıların önünü açmaktan öte etkin olmalarına çaba göstermemiştir..
* batının osmanlı politikası bölgedeki osmanlı egemenliğini toptan silmek iken., sontadan ortaya çıkacak olan devletin güçlenmesi için neden gayret göstermiştir.


tüm bu sorular yanıtlanmak zorundadı.. yoksa.; ortaya çıkan üzerinden geriye dönük tarih "yazmak"., tarihi gerçekleri tahrif etmeye hizmet eder..



1920 ler gerçekten karmaşık bir dönemdir.. bir yandan tasfiye bir yandan uzlaşı bir yandan çatışma bir yandan uzlaşı ile paralel yürütülmüştür..


çatışarak "kurtuluş" arayanlar bunun gerekli verilerini rahatlıkla bulur.. tersine uzlaşı arayanlar da bunun gerekli verilerini bulur.. zaten yaşananlar da budur..

tarih "yazan"lar bu iki uçda dolaşarak "yazmak"tadırlar..
ya tamamen red ya tamamen kabül..


bu yazı dizime bakıldığında bu tarzın dışında analiz-tespitler okudunuz..


i.terakki istiklalci., hürriyet itilaf ve padişah işbirlikçi yada., m.kemal-istler istiklalci i.terakki maceracı gibi absürt tespitler yoktur..



osmanlı devletinin politik erksel güçleri anlamında., i.terakki ne ise., hürriyet itilaf da oydu.. farklılıkları teknik temellerde ve batı ile bu teknik temellerde uzlaşma arayışlarındaydı..

1920 sürecinde netleşmeler başladı..
aynı zamanda., batı içinde de bu noktada netleşmeler başladı..
konsept değişikliğine hemen gidilemedi..
önce sscb ele alındı aynı şekilde osmanlı içinde ve özellikle i.terakki içinde bu konsept ile ualaşabilecek güçler arandı..
belirli sonuçlar elde edildikçe konseptin işleyişi düzene girdi.. 1921 ile birlikte sistemleşti..
 
#30
yazıya ara vermek zorunda kaldım veri toplama sorunlarım oldu. ayrıca bazı sorular sorulabilir diye de beklemede kaldım

devam edeceğim..
 
#31
güncelleme ve konunun referandum ilişkisi

bu bölümde işlediğim konunun önemi büyüktür.. lafa geldi mi?.. tarih egemenlerin "yazdığı" tarihtir., asıl tarihi ezilenler yazar denir ama iş bilimselliğe!! geldiğinde kapitalist modernite aklı ile tarih okunur.. çünkü ezilenler hala cahildir!!.. aydınlanma ve nudrjuva sayesinde aydınlanacak ve bilinçlenecek ve sonra kendi ideolojilerinin farkına varacaklar..!!..

işin aslı böyle işlemez.. ezilenler gerçeği görür., bilir ama "yazan" kendileri olmadığı için adlarına "yazan"lar yüzünden yine egemenlerin tarihini okur.. ezilenleri temsilen yazanlara aydın denir.. önder denir.. kılavuzu karga olanın özdeyişi gibi bu "aydın" ve "önder" kesimler kapitalist modernitenin çakalı ise haliyle bilinç(ideoloji-felsefe ve pratik) kaçınılmaz olarak egemenler lehine biçimlenir..

marksist.: emperyalimin kapitalizm dışında ayrı bir sistem olmadığını bilir.. marksist ve leninist ise buna şunu ekler.; emperyalizm kapitalizmin geldiği en üst aşama ve çürümedir..
yani.. anti kapitalist olmadan anti emperyalist olunamaz ve bir devlet/ülke/vatan.; anti kapitalist bir sürece girmemiş ise asla bağımsız olamaz..

Emperyalizmden bağımsız olmayan nasıl bağımsız devlet kurabilsin? (melih pekdemir)
bu söz doğru ama sadece mevzu kürtler ise doğru.. iş t.c. ve kemale geldiğinde olabiliyor-muş!!.. t.c. kurulurken emperyalizmden bağımsız yani sosyalizm yolunda mı?
idi.. hayır.. ama bağımsızlık diyebiliyorlar.. bir ulus!! devlet kuruyor ya.. barzani ve kürt ulusu da bir devlet kuruyor ve sosyalizm yolunda değil.. itiraz neye.. hadi barzani belli.. ya polonya-finlandiya ırak-suriye vs. emparyalizmden bağımsız mı? idi.. öyle bir süreç mi? yaşadılar..
doğu almanya!! kimden bağımsızlık kazanıp da alman ulus devleti oldu..

tarih okumak derken kastettiğim şey budur.. egemenlerin rahlesinde oluşmuş ve hatta egemenlerin çakalı olmuş bir bilinç tarihi nasıl!? okuyabilir ve litaratürü nasıl kullanır..haliyle yalan-yanlış ve çarpıtarak..

Peki, o zaman enternasyonalizm nedir ki? Bir ulusun emekçilerinin başka bir ulusun emekçileriyle dayanışmasıdır. Başka bir ulusun mütegallibesiyle dayanışması değil. Devrimciler, Barzani ile değil Kürt emekçileriyle dayanışırlar.(aynı yerden)

enternasyonalizm ney-miş!!.. bir ulusun emekçileriyle bir başka ulusun emekçilerinin dayanışması..
her yeri sakat bir cümle.. enternasyonalizm dayanışma değil., birliktir.. emekçilerin enternasyonali.; marksist litaratürde ulus temelli değil., sınıf temellidir..
Devrimciler, Barzani ile değil Kürt emekçileriyle dayanışırlar.
burada bahsettiği devrimciler.; t.c. envanterindekiler olsa gerek.. kendi cümlesine bakarsak., kürtlerle dayanışma dediğine göre kendileri türk devrimcisi!! oluyor.. üstelik t.c. envanterindeki kürtler de türk oluyor ki., onlardan bahsetmiyor., barzani kürtlerinden bahsediyor..
tam bir çakal.. cahilin tarih okuması olsa neyse.. oturur izah edersin.. beton mustafa değil ise ikna edersin ama bu ve benzerleri cahil(yanlış bilen) değil., çakal..

bir ulusun derken kastettiği literatürdeki halk/etnisite değil., devletin ta kendisi yani devletin ulusu.. t.c. envanterindeki kürt ulusu ırak-suriye-iran envanterindeki kürt ulusu ile dayanışma mı? yapacak.. hadi kürt deyince akılları şaşıyor.. türk diyeyim.. t.c. envanterindeki türk ulusu yunanistan envanterindeki türk ulusu ile dayanışma mı? yapacak.. öyle ya batı trakya türkleri referandum dedidiyelim.. ki b-alık hafızalara anımsatayım..daha ortada t.c. yokken., balkan savaşlarında ağustos 1913 yılında garbi trakya hükümeti ilan edilmişti.. acaba bunların daha olmayan vatanlarındaki ulus ne! ise bu türklerle bir başka ulus olarak mı? dayanışma yapacaktı..
bir adım ötesindeki rojava ulusu ile t.c. ilhakındaki(dy görüşüdür) kürtler bir başka ulus ile mi?! dayanışma yapmış olacak..

Bazı aklıevveller Barzani siyasetine itiraz ettiğimizde bize hemen ‘ulusalcı’ filan diyorlar. Bu tür Barzani ulusalcılarına şunu hatırlatmak lazım: Lenin’in sözlerini tekrarlayınca ulusalcı olmazsın komünist olursun! Ne demişti Lenin, ulusların kaderlerini tayin HAKKI konusunda? Nasıl ki evlilikte boşanma hakkını savunmak, hemen ayrılsınlar demek değilse, evliliğin eşitlik temelinde sürmesini savunmak demekse, ulusların kaderini tayin hakkı’nı savunmak da her koşulda ayrı devlet kurulmasını savunmak değildir.
bazı dediği aklıevvellerden biri benim.. dy sürecinde sömürge demekle ilhak arasındaki farkı merak ettiğim ve aynı şey dediğim için "sen ne! anlatıyorsun" dediler..
lenin illaki ayrılma hakkı dememiş!!.. :D hadi ya.. bazı aklıevvel bizler., u.k.k.t.h. ilkesi.; illaki ayrılmak şart demişiz!!.. çakalın önde gideni melih perinçek.. bu ilkenin özü nedir? bilmez değildir.. özü çok açık ve net şudur.. uluslar kendi kaderleri hakkında kendileri karar verir., bu hak onlara aittir., dışardan maydonoz olma hakkınız yoktur.. yani., ayrılma ya da birlikte çözüm karar hakkı o ulusa aittir der..

"sen" bir "ulusun" devrimcisi!! olarak bir diğer ulusa ortak-eşit ve özgür birlikte yaşama koşulları sağlamışsan ayrılmaya gerek var mı? diyebilirsin.. ama sadece önerebilirsin.. kaderlerini tayin hakkına sahip değilsin..

ey t.c. devrimcisi.. "sen" kürt halkına hatta bir başka halka özgürce var olma koşulları sağladın mı?.. hatta bu anlamda mücadele ettin mi?.. de.. ayrılmaya gerek yok., emperyalist oyunlar diyorsun.. "sen" t.c. envanterinde kürtlere türk demeyi ancak ve zorunlu bıraktın ama geriye kalanların tümüne türk demeye devam eden bir zibidisin..
üstelik kürtlerin parçalanmış bir halk olduğunu da atlıyorsun.. senin bırakalım devrim proğramında demokratik proğramında bile parçalanmış halkların birleştirilmesivar mı? da kürde ıraktaki kürt arap ulus devletinin malı olsun.. t.c. deki türk devletinin malı ol vs. diyebiliyorsun..

devrimciler derken.. içinde kürt devrimcisi gibi bir tanımın var mı?.. yok.. çünkü devrimciler etnik tanım taşımaz mı!! diyorsun.. o zamana sana ne.. egemenlerin devletinin bütünlüğünden.. ırak-t.c.-suriye-vs. emekçileri ile birlikte sosyalist cumhuriyetler birliğini kuruver..

Sosyalizm alternatifi şimdilik olmasa bile başka alternatif yok mu? Öyleyse Irak’taki çözüm de, niçin ‘Kürt ulus devleti’ değil de ‘konfederal sistem’ anlayışında bir demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik veya Irak Anayasası’nın 140. Maddesi’ni işletmek olmasın ki?
demesini biliyorsun da..aynı şeyi neden?! t.c. için önermiyorsun..

gerek egemenlerin mantığı ile tarih okumaları.. gerek tanım-kavram üzerinde oynamalar.. ve kendi ideolojik literatürüne bile takla attırmak.. olsa olsa çakalların işidir..

referanduma karşılarmış.. önce "ata"nıza hesap sorun.. bölgede referandumu ilk öneren "ata"larınız dı..


alıntılar..
https://www.birgun.net/haber-detay/ortadogu-mutegallibesi-181211.html
 
Üst