31 mart 2019 yerel seçimler sonrası!!!

#1
NE? OLDU!! BUNDAN SONRA NE? OLABİLİR!!....

işi gücü bıraktık.. istanbula kim "başkan" olacak konusuna kilitlendik.. şimdiye kadar hiç sekmemiştir.. aslını ayrıntılar içine saklayıp., ayrıntılardan bazılarını asıl olarak sunup., kumda oynatan bu sistem hep başarılı oluyor..
hdp nin kazandığı alanlarda açık ve kaba bir darbe süreci işletililirken., chp alanlarında ise hikayeden itirazlarla asıl olarak bu sürece hizmet sunuluyor.. ulusalcı ve ulusolcu kesimler istanbula kitlenmiş durumda.. "dışarda" neler yaşanıyor ilgilenen yok..
olsun.. ankara-izmir-bursa-mersin-adana yı aldık bir istanbul kaldı "yedirmeyiz"... !! hadi ya.. neleri yiyorsunuz haberiniz yok..

klasiktir ama hep geçerlidir..
komünist ol ama chp ye eklemlen en önemlisi ermeni katliamından ve cumhuriyetin kuruluş ve kurulduktan sonraki icratlarını es geç.. yani sahiplen ve resmi tarihi tabanına yedir.. yok.. bunları yapmaz isen yandın..
leninist ol ama yakanda lenin modifiyeli atatürk resmi taşı.. olmadı kasketlisini taşı.. marksist ol ama marksın burjuvaya devrimci dediği tarzı bırakma.. pd den bahset ama illaki önce cumhuriyet var olsun sonra demeyi unutma.. yeni ve ek format.; kürtlerden uzak dur., hatta saldır..
ÖNÜNE KONULANLA İÇTİGAL ET YANİ YE.. ÖTESİNE GEÇME OYARIZ..

31 mart akşamı denendi ama kim!!ler el koydu ise olay birden değişti..
akp kazandık dedi ve ysk kararı beklendi ama bu arada ne? oldu ise hava birden değişti.. yok imamın oğlu dik durmuş da vs. vs. hikaye.. ince nin kötü kaderi arkasında "dayının" olmayışı idi.. imamın arkasında "dayı" vardı iş olmadı.. tayyip sustu.. binali sustu.. ama susmamaya direnenler oldu.. çok uğraştılar ama bence nafile yada bu "uğraş" işleri tasfiyeyi ayarlama pazarlıklarıdır..

1 nisanla birlikte hava netleşti.. oyalarlar ama el koyamazlar.. bunu neye göre diyorsunuz..
el koyarız diyenler tabanını harekete geçirmedi ama devlet araçları elinde diyelim.. ya muhalefet!! neye güveniyor.. taban ortada yok.. "ekipler" var.. kimse kandırmasın-kanmasın.. ortada ayağa kalkmış-kalkmaya hazır bir taban yok ama acayip bir öz güven var!!..

ha.. bu arada neler!! oluyor..
akp yerel seçim operasyonunda akp ye darbeyi asıl indiren hdp seçmeni.. bunu herkes biliyor.. batıda iş tamam ya "doğuda" o da tamam.. mı!!!!! hayır.. ciddi hak ihlalleri baskılar yetmedi hukuksuzluklar yetmedi darbe..
seçmen engellemeleri ve taşimasu oy ile kazandılar yetmedi.. darbeleyemedikleri yerlerde hala kabul yok ve bu kabul yok işleri istanbul gibi değil.. aleni darbe işleri..

hutbenin asıl mevzusuna geleyim..
birileri rüya görmüş olabilir.. ama süreç tıkır tıkır işliyor.. akp çalsın-çıpsın-çırpınsın sonuç değişmeyecek ve az farklarla olsa dahi kaybedecek ve önemli olan ankara-istanbul-vs. büyük kentler denildi ve oldu da.. nasıl oldu.. eğer hdp.; bağrınıza taş basın batıda demokrasi için.. demeseydi çok beklerdiniz.. konsept bunun ta başından farkında idi.. cumhur ittifakının kürt düşmanı ve kaos(beka) söylemi bana göre bilinçli yanlış taktik oldu.. ama dikkat edildi.. millet ittifakı bu olaya fazla eğilmesin., empati gelişmesin istendi.. çünkü haziran seçimleri ve demirtaş etkisini kasım operasyonu ile zor engellediler..
sonuç.: hdp oyları ile amaç hasıl oldu da ya sonrası dediler.. işte sonrası dediğim şeyler de bölgedeki darbedir..

istanbula el koymayı kim engelledi ise bölgedeki darbeyi de o ayarladı.. isanbul ile oyalanan demokratlar!! genelde yaşanan faşizmi görmüyor.. hatta sistem içi çatışmayı bile görmüyor.. gördükleri tek şey akp içinde yaşanacak çatışma... neden?.. sonrasını öngörmeyin., tedbir-pozisyon almayın..

..........................
Uyarıyoruz: Yaklaşan ışık kamyonun farı

Yeni Şafak’ın liberal vurgularıyla öne çıkan yazarı Kemal Öztürk dünkü yazısında içinde bulunduğumuz sürecin anlaşılması bakımından çok önemli bir ipucu verdi:
“Ak Parti fabrika ayarlarına geri dönmeli. Bakın CHP, Ak Parti’nin 2002’deki çizgisine girdi ve başarılı oldu.”
Çözümleyelim:
.. evet.. çözümleyelim.. yazımın başlığına uygundur..
bu i.t. ne? diyor.. akp fabrika ayarlarına dönmeli diyenler var ve önümüzdeki süreç bu.. fabrika ayarları.: bir şeyin asıl üretim biçimine-özüne döndürülmesi.. yani amaç ne is ona uygun hale getirilmesi.. demek ki akp üretimdeki amaç dışına çıkmış.. nasıl çıkmış..
Ak Parti içinde, Silivri duvarlarının yıkılmasıyla birlikte girilen milli çizgiden rahatsız olan sayısı az ama etkisi büyük bir kesim var. Bunlardan çoğunun Abdullah Gül çevresiyle teması devam ediyor. Amaçları Ak Parti’yi fabrika ayarlarına döndürmek. 2002’deki Ak Parti’yi geri istiyorlar. Çünkü şu anki Ak Parti yazdıkları gibi eski Ak Parti’den farklı. FETÖ operasyonlarını durdurmak ve “açılım” sürecine dönüşü sağlamak bir kısmının temel amacı. Bunu “normalleşelim” ve “uluslararası toplumla kavga etmeyelim” cümleleriyle dile getiriyorlar. .. dikkat edin fetö söylemiişin şaşırtma yanı.. asıl derdi “açılım” sürecine dönüşü sağlamak bu oluyor..
Tespit doğru: Ak Parti 2002’de kimlerle ittifak yaptıysa CHP bugün onlarla ittifak yapıyor.
https://www.aydinlik.com.tr/uyariyo...-ilker-yucel-basyazi-kose-yazilari-nisan-2019

buraya kadar olanı anlıyorum.. 15 temmuz ile başlayan ittifak sanırım değişecek.. aydınlık farkında.. ve şu cümle kapalı ama çok anlamlı..
Işık gördüğünü düşünenler onun far olduğunu anladığında çok geç olacak. mış.. başlık dahja önemli birlikte çözümleyelim.. Uyarıyoruz: yaklaşan ışık kamyonun farı..
kamyon ve far.. nedir!!?? susurluğu anımsayın.. bu arada susurluk ekibinin adamı olan soylu yu da anımsayın..
aydınlık.. baş yazı ile uyarıyor.. yeni bir susurluk yaşatılacak diyor.. bu yazıyı altta sunacağım ek yazılarla birlikte okuyun..

https://www.aydinlik.com.tr/yaklasa...timiz-gaffar-yakinca-kose-yazilari-nisan-2019
https://www.aydinlik.com.tr/rusya-ile-yakinlasma-onlenemez-ozgurluk-meydani-nisan-2019

aydınlık kamyonu görüyor..içindekileri de görüyor ve şimdiden kaçanlar var.. rıza zelyut ayrıldı/atıldı.. sabahattin önkibar da ayrıldı/atıldı.. rıza zelyut ve önkibar aynı açıklamayı yapıyor.. ben sabahattin yazısını alayım diğerini okuyun..
Tam 10 yıl önceydi. Ulusal Kanal Genel Müdürü Turan Özlü aramıştı: “Sabahattin Bey Ulusal Kanal’da program ve yorum yapmanızı istiyoruz.”

Dönem Ergenekon tezgahı ile vatanseverlerin avlandığı yıllardı ve öncelikli hedef Ulusal Kanal’dı. Buna rağmen programımın içeriğine müdahale edilmemesi kaydıyla yapılan teklifi kabul ettim.
Bir süre sonra günlük yayına geçen Aydınlık gazetesi için Ferit İlsever’den davet aldım. ... Ferit Bey’in yaptığı bu çağrıyı, “Ben bazı konularda sizden farklı düşünüyorum. Size uymam” gerekçesiyle bir yıl beklettim ve sonrasında Aydınlık’da yazmaya başladım ki 7 yılı bitirdik
. bu açıklamanın aslı şu olmalıdır... o zamanki konsept gereği burada konuşlandım ama süreç değişti.. sonra devam ediyor.. aydınlık akp ilişkisine itirazı varmış!! da soralım.. neden şimdiye kadar "sabrettin" ahmak-körmüsün de herkesin gördüğünü mutfakta iken görmedin-anlamadın..
Yıllarca bunu çok iyi yaptık lakin bir süredir Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanal’da iktidarı desteğe yorumlanacak yayınlar gözlemliyorum. .. Keza, beka ticareti yapan iktidara dolaylı destekler söz konusu. Aynı şekilde yine 31 Mart seçiminin arefesinde AKP İstanbul Adayı Binali Yıldırım’ın, Doğu Perinçek tarafından ziyaret edilmesini hiç anlamlandıramadım.
Doğu Perinçek’in “Amerikancı” deyip hücum ettiği Ekrem İmamoğlu, Doğu Perinçek’in vekili olarak Şule Perinçek’i ABD’ye götüren Türk-Amerikan Dernekleri (ATAA) tarafından bile selamlanmadı. Söyleyin bu Ekrem İmamoğlu nasıl Amerikancı?
Dün de yazdım ben Ekrem İmamoğlu’nun fedaisi ve avukatı değilim. Sadece ülkem için çıkış yolu arayan yurtsever bir gazeteciyim.
Kişiliğine ve mücadelesine büyük saygım olan Sayın Perinçek cevaplamalıdır, Tayyip’le Türkiye kurtulabilir mi?
..
ilginç olanını da belirteyim.. rıza zelyut bu kadar keskin yazmadığı halde direk kovuldu ama sabahattin ön kibarın bu yazısı hala aydınlık sayfasında.. ilginç değil mi?..
.................................

toparlarsam..

DAHA ÖNCEKİ YAZILARIMDA AÇIKLAMIŞTIM.. YENİ SÜRECİN POLİTİK ALANLARI DÜZENLENİYOR.. YİNE HDP DIŞINDA DURACAK BİR ULUSALCI TÜRK-İYE SOLU OLMALI.. AMA BU SEFER NET OLMALI VE CHP ETRAFINDA NET DURMALI.. BU SOL ÖZELLİKLE ULUSALCILIK NOKTASINDA AÇIK-NET VE SERT OLMALI..

TIPKI ÖZALA YAPILAN DARBE GİBİ ZORUNLU İŞE ALINAN SUSURLUK EKİBİ(DEMİREL-AĞAR-ÇİLLER) HEM SÜRECİNİ BAŞARISIZ TAMAMLADI HEM DE SÜREÇ İÇİNDE SİSTEMİ ÇOK BOZDU.. "YA BİTECEK YA BİTECEK" DEDİ AMA NEREDEYSE DEVLET BİTİYORDU.. ASIL İŞİ OLAN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ(TÜM ENTERNASYONAL KOMÜNİSTLER-DEMOKRATLAR) TASFİYESİ SÜRECİ VE SONUCU YERİNE BU ÖZGÜRLÜKÇÜ MÜCADELE SÜRECİNİN GÜÇLENMESİ VE YAYILMASI İLE SONUÇLANDI..
HALİYLE KAMYON ÇARPTI YENİ SÜREÇ BAŞLATILDI.. AKP SÜRECİ BUDUR.. ARADAKİ AŞAMALAR İSE GEÇİŞ AŞAMALARIYDI..
ŞİMDİ DE AYNI.. FETULLAH-15 TEMMUZ VE YENİ ORTAKLIK AŞAMALARI AKP SÜRECİNİN BAŞARISIZLIĞI VE BİTİŞİ OLAYININ GEÇİŞ AŞAMALARIDIR.. KASIM SEÇİMLERİ VE CUMHUR SEÇİMLERİ GİBİ..

BELİRTEYİM..
BOZUK HAMUR MAYA TUTMAZ.. TUTSA DA BOZUK EKMEK ÇIKAR.. HELE Kİ BOZUK MAYA VE BOZUK UNDAN HİÇ BİR "HALT" ÇIKMAZ.. O ZAMAN NE? GEREKLİ..
BOZUK MALI YİYECEK TABAN VE ORTAM GEREKLİ.. ÇÜNKÜ.. YAŞAMDA DOĞRU MAYA VE DOĞRU HAMUR VAR.. İŞLER BU YÜZDEN ÇOK ZOR..


yazıma devam edeceğim.. bu yazı düşünülsün-tartışılsın içindir.. bende düşünüyor., araştırıyor., sorguluyorum..








...
 
#2
seçimler nasıl sonuçlanırsa ona göre yeni aşama netleşecek.. görülen o ki., seçimlerde akp darbe alacak.. bu öngörülerimi.; ne partilere ne de parti önderlerine göre belirlemiştim.. her zaman söylüyorum.. konsept-ler önemlidir buradan analiz yapılmalıdır..

konsept derken şunu da açıklayayım..
1- sistem konsept-leri.. 2- toplumsal konsept-ler..
sistem konseptleri: küresel sermaye güçlerinin oluşturdukları örgütlü-sistemli yapıları tanımlar.. küresel olarak iki ana konsept var.. birincisi.; mali oligarşi konsepti.. ikincisi; bu oligarşik konsepte muhalif sermaye(özellikle sanayi) konsept-leri.. ikinci konsept bütünlüklü-homojen değildir., parçalıdır.. bazı gruplar.; sıkıştırıldığında mali oligarşi konseptine yamulabilir.. yine bir diğer konu bu konseptlerin toplumsal anlamda ifadesi şudur.: 1- dünya imparatorluğu ve başında mali oligarşi altında vasal semayeler.. 4. sanayi devrimi denilen şey.. 2- dünya imparatorluğuna evet ama konfederesyon şeklinde olmalı ve sermaye gruplarının temsil ve söz hakkı olmalı..
birinci kosept anlayışı.; dikta-kaos şeklinde yapılanır ve bu anlamda devletleri kurumsal dikta aracı olarak işletmeyi yeğler.. olabilir ise. toplumsal tabanı olan ve bu tabanla sınırlı demokrasi.. tıpkı nazi almanyası gibi.. olamıyor ise direk baskı-şiddet.. ikinci konsept anlayışı ise.; malioligarşi konseptine göre konuşlanarak daha liberal ve denokratik tarz işletmek zorundadır ama her iki konseptin olmaz ise olmazı gerçek-ciddi toplumsal muhalefete karşı diktadır.. bunu t.c.içinde chp ve nasyonalist sol duruşunda görebilirsiniz.. demokrasi ama hdp vekilleri tasfiye edilebilir.. demokrasi ama istanbulda hukuk bölgede hukuksuzluk olabilir..

bu fotoğrafa baktığımızda gerçek toplumsal muhalefetin tarzı.: yaşamın gerçekliklerini dikkate alan ve düşman cephesini dağıtan-işlevsiz hale getiren ve teşhir edecek tarzlar tutturan şeklinde olmalıdır.. öyle direk kafadan çarşı her şeye karşı tarzlar işletilemez.. aslolan sadece doğruları söylemek değil., doğruların toplumda sahiplenilmesini sağlamak ve bu anlamda toplumsal yapıyı önder yapabilmektir.. herkesimdoğruları söyler ama üzerine yanlışları inşa edebilir ve bunu toplumsal yapı üzerinden işletir.. sonra... halkımız aptal-anlamıyor-"aydınlanamadı" der durursunuz geçmişin burjuva çizgilerine sığınırsınız..

bir şeyi daha vurgulayayım..
dünya ne t.c. ile sınırlı ne de geçmişte yapıldığı gibi çarlık rusyası tapusuyla sınırlıdır.. yani komünist mücadele tapu üzerinden değil., toplumsal yapılar üzerinden işletilir ve tapu/sınır tanımaz.. bölgeyi dikkate almadan t.c. üzerinde bırakın devrimi., demokratik mücadeleyi bile işletemezsiniz.. paris komünü yenildi.. çünkü paris ile sınırlı kaldı.. 17 ekim yenildi çünkü her şeyi kendisi ile sınırladı.. elbette başkaca çok önemli faktörlede var ama bu dediklerim önemlidir.. buna enternasyonalizm olmaz ise olmaz diyeyim..
http://www.enternasyonalforum.net/konular/tarik-ziya-ekinci-ve-hdp-operasyonu.8529/
.................................................................................................

faşizm.: ilk ortaya çıkışı italyadadır.. ilginçtir italyan solu içinden çıkmıştır.. bu es geçilir.. ispanyada falanjistler olarak baktığımızda karlcılar-burjuvalar olaak görülür ama burjuvaların bir kesimi anti faşist cephede "görülür".. almanya olayı tıpkı italya gibi yine sol içinden çıkmadır ve hatta aleni sol tanımlıdır.. nasyonal sosyalist işçi partisi.. sosyalist var.. işçi var ama başında nasyonalist tanımı var.. yani vatansever de.. ulusalcı de.. aydınlanmacı vatansever de.. ne dersen de aynıdır.. buradaki nasyonal tanımı aslında devleti tanımlar.. yani devletçi sol..

okuduklarımdan anımsarım.. b-alık hafızalara da anımsatayım.. bu parti ilk kurulduğunda marksist(revizyonist de deseniz marksist) sosyal demokrasi partisine muhalif olan alman komünist partisi bu naziler için küçük burjuva devrimcileri derdi.. uzun bıçaklar gecesi darbesi sonrası bu parti olması gerekene., aslına döndürüldü.. ckm partisinin mhp ye dönüştürülmesi gibi..
faşizm ne dimitrovun tarifindeki gibi eksik bir tanımdır.. nede ispanya-italya-almanya örnekleri ile sınırlıdır.. faşizm öncelikle bir toplumsal projenin ideolojik-sosyal tanımıdır..
ne tekelci burjuvanın "en"., "en" en tanımıdır.. ne de etnik tanımdır.. faşizm devletin toplum üzerindeki sosyal-ideolojik etkisi ve aynı zamanda baskı biçimidir..mahir bunu görmüş.; sömürge tipi faşizm demiş.. eksik söylemiş ama özü farkında olmadan yakalamış.. gizli-açık faşizm vs. gibi.. 12 eylül diktası öncesi de faşizm vardı.. karaoğlan döneminde de.. faşizm.: devletin toplum üzerindeki denetim işleyişinin bir biçimidir.. bu sadece baskı-şiddet tarzında olmaz.. sosyal-kültürel-ahlaksal zeminlerde de işletilir.. toplumsal yapıların tarihler boyu süregelmiş bir çok anlayışını devlete göre bozar-biçimlendirir-tasfiye eder ve bir kalıba sokar.. bu da faşizmdir.. devlet ele alınmadan faşizm anlaşılamaz..

toparlarsam..
türkiye devletinin envanterindeki toplumda da faşizm vardır.. yeşilinden beyazına ve kırmızısına.. bu anlamda liberalizm düşmanlığı üzerinden farkına varmadan faşizmin kucağına düşebiliriz.. libaralizm de devletcidir ama bir farkla.. toplumun devlete bağlılığını sosyal-kültürel-siyasal zeminlerde bozarak uygulamaz.. "sözleşme" ile uygular.. yetemediği yerde işi faşizme bırakır.. işte b ayrıntı toplumsal mücadelede çok önemlidir..
sistem anlamında uzlaşabileceğin kesimler gizli-açık faşizmle olamaz ama bu liberalizm ile olabilir.. elbette geçicidir ve çok oynak zeminlerde yaşanır..

demem o ki..
önümüzdeki sürecin en belirgin özelliği faşizmin tüm renkleri ile ortaklaşıp., toplumsal mücadelenin önünde.; kimileri set., kimileri düşman olarak konuşlanıp., aynı hedefe yönelmelerini sağlayacak düzenlemenin yapılması işleridir.. bunu bir türlü başaramadılar.. ama hala inatla uğraşıyorlar.. işte liberalizm burada devreye giriyor.. liberalizm böyle olmaz.. uzlaşarak içerden eritebilir ya da etkisini azaltıp., yavaşlatabiliriz diyor..

hdp seçim stratejisini bir kesimden dinledik tepki koyduk ama demirtaş açıklaması çok daha farklı idi.. sonuç aynı ama açıklama içeriği farklı.. birinde liberalizmin etkisi vardı., diğerinde toplumsal mücadelenin doğru tarzı ve etkisi.. bundan sonrasında bu ayrıma dikkat etmek gerekir.. ama nasıl..

1- gerek chp içindeki gerek ise dışında gibi görülen (t"k"p-ödp-vs.)kesimlerdeki duruşlar önemlidir.. bunlar faşizmin elemanlarıdır ve önümüzdeki süreç içinde kesinlikle düşmanca ya da bozucu etkileri görülecektir..
asla kürtlerle ilişkilenmeyin.. asla enternasyonalist olmayın devlete sahip çıkın.. tarz budur.. son zamanlardaki kemalizm-aydınlanmacı vs. gibi argümanlardaki artış ve hdp düşmanlığı bunun en net göstergesidir.. t"k"p bu anlamda atak yaptı..

Seçimlerden kısa bir süre sonra TKP’nin yayımladığı çağrının, rutin bir “katılın” çağrısı olmadığını, üstelik sadece seçim sonuçlarının değerlendirilmesi ile geliştirilen bir yaklaşımdan söz edilemeyeceğini görmek zor değil.
... Geçen yıl hiçbir ilkemizden ödün vermeden halkımıza “başka bir TKP göreceksiniz” demiştik. Bu fark edilmeye başlandı.
... TKP, konuya tamamen kendi açısından bakacak olursa, böyle bir tekrarın boykotla yanıtlanması gerektiğini söyler, söyleyecektir. Doğrusu budur. Ancak bugünkü koşullarda sadece TKP’nin sözüyle etkili bir boykot örgütlenebileceğini düşünmüyoruz. Burada kritik karar CHP’nindir. Eğer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi yenilenecek olursa ve yaygın bir boykot örgütlenemeyecekse, 31 Mart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız olan Zehra Güner Karaoğlu aday gösterilmeyecektir. Bu bir destek filan değildir.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/tkp-ile-yurumeyi-kolaylastiracagiz-261121

alıntıları dikkatli okuyun.. istanbul seçimi yenilenirse boykot doğru ama chp ne yapacak ona göre duruş sergileriz diyor.. doğru olan ne ise onu yap derler ama chp ye göre diyor..bu bir mesajdır.. başka bir t"k"p derken kasdettiği budur.. eklemneceği yer.. elbette bu chp ye eklemlenme değil., chp içindeki bir konsepte(nasyonalist-faşist) eklemlenme.. dikkat edilir ise.. bölgedeki hukuksuzlukla ilgili tek laf yok.. onlar normal.. vatanın bekası için..
ama chp içinde bunu dillendirenler var.. imamoğlu açıklamaları var.. demirtaş türkiye için bir şans dedi..
işte liberallerle sol faşistler arasındaki ayrım derken bunu kastettim.. konsept farklı..

kısaca..
hdp bu sol faşistlerle yollarını net ayırmalıdır.. ama liberallerle ilişkilerini de dikkatli kurmalıdır.. elini verip kolunu kaptırmamalıdır.. özellikle hdp içindeki etki güçlerindeki artışa müdahil olmalıdırlar..
şimdilik bunları yazıyorum..
 
#3
yakın zamanda kılıçtaroğlu ve tayyipden açıklamalar geldi..bu açıklamaları ciddiye alıyorum.. b anlamda analiz ve öngörülerim için ele alacağım..
küresel konseptlerin türkiye ayağı anlamında ele alacağım..

tekrar edeyim...
mali oligarşi (genelde de)türkiyede tek adam rejiminin sahibidir.. muhalif konsept buna karşı çıkmadı.. çıkamadı ya da geçici olarak işine geldi(hdp nezdinde yükselen toplumsal muhalafet yüzünden).. kasım seçimleri ve sonrası budur.. bence burada ya anlaşma sağlandı ya da chp içindeki muhalifler yeterince müdahil olamadı..chp hala aynı konumdadır.. mali oligarşi konsepti ve muhalif konsept chp içinde birlikte var.. ne ayrışabiliyor ne de biri diğerini tasfiye edebiliyor..nedenleri bir çok ve uzun., ayrı bir konu.. akp içindeki bu iki konsept ortaklığı çoktan bozuldu ve tasfiyeler yaşandı.. kayyumla(mhp) birlikte akp artık mali oligarşi konsepti elinde.. hdp nin son stratejik dediği tavrının nedeni budur..
1- akp darbe yedikçe mali oligarşi atak hallerinden uzlaşma hallerine geçmek zorunda.. bu durum önümüzdeki sürecin kaos-çatışma zeminlerinden çıkarak işletileceğini gösterir..
2- chp içindeki bu ikili iktidar konumunda etkin olan mali oligarşi konseptine karşı olan muhaliflerin eli güçleniyor.. bu durum aynı şekilde önümüzdeki sürece olumlu yansıyacak..
ama..
nihayetinde her iki konsept toplumsal muhalefet /hdp den rahatsız.. yer yer ortak pozisyon alabilirler ve ya sessiz kalma halleri olabilir.. bu da hdp içindeki liberallerin ve yandaşlarının(milliyetçi kesim) elini güçlendirir..

daha iyi anlatabilmem için alıntılarla devam edeceğim..
Erken seçim çağrısında bulunmuyorum, öyle bir ortamın olduğunu düşünmüyorum. Seçimlerden önce de toplumun bunaldığını ifade etmiştim. Ancak Erdoğan, “Ekonominin, her şeyin sorumlusu benim” demişti. Sayın Erdoğan’ın ülkeyi sağlıklı yönetmesi, ekonomideki kırılganlıkları, işsizliği azaltması temel beklentimiz.
… Erdoğan gerilimsiz Türkiye istediği söylüyor. Gerilimi yaratan kendisidir, gerilimi sonlandıracak olan da kendisidir.
Türkiye milli konularda ittifak yapmak zorundadır. İttifakın önünü onlar tıkıyor, biz değil…
.. Başkanlarımıza “Enkaz devraldık edebiyatı yapmayın”, dedik. Borçlar ve diğer sıkıntılardan dolayı ağlama atmosferi asla yaratılmayacak. Mesele borç değil, kredi notu. İzmir’in de borcu çoktu ama notu yüksekti. Borçtan korkmuyoruz.

https://www.birgun.net/haber-detay/...-bir-araya-geldi-erken-secim-istemiyoruz.html

ne!? demek istedi..
görülen o ki., uzlaşma görüşmeleri oluyor.. akp iktidarı 2023 e kadar kalacak.. cumhur da kalacak.. musluklar kesilecek ama devri-sabık yaratılmayacak.. bu arada mali oligarşinin t.c. üzerindeki ekonomik operasyonu duracak ve sistem bu anlamda biraz nefes alacak.. ama bu durum aynı zamanda mali oligarşinin siyasal-sosyal operasyonunun da durması ya da şiddetsiz ilerlemesi anlamına gelir ki.. mali oligarşi buna evet der mi?.. demez ya da demez ise el altındaki soylu-mhp ekibi üzerinden bunu yapar ama soylu-mhp ekibi tasfiye edileceğinin farkında ve ne gerekirse yaparız diyor.. son mahkeme kararı gibi.. mali oligarşi bu duruma ben karışmıyorum tasfiye edebilirseniz edin diyebilir ve aydınlık gazeteinin uyarısı gibi kamyon olayı yaşanabilir.. işte muhalif konsept bunu becerebilir mi?.. ya da başkaca yollar mı? öneriyor..
yakında netleşir..

chp içindeki mali oligarşi kanadı adına kılıöçtaroğlunun şu sözleri anlamlı..
Türkiye milli konularda ittifak yapmak zorundadır. İttifakın önünü onlar tıkıyor, biz değil… nedir?! bu milli konular.. açıklanmamış.. belediyelerdeki "borçlar" değil.. usulsüzlükler değil.. ne peki.. ekonomik sıkıntı mı?.. yaşanan ekonomik kriz aslında kriz değil.. siyasal bir proje sürecinin ekonomik ayağı.. bu arada kazanan kazanıyor yiyen de yiyor.. yenenlere bakarsak krize neden olan bir çok şeyin mali karşılığı mevcut.. yani.. milli konular içinde ekonomi yok.. ne? var.. her iki kesim bu noktada "yuvarlak" ama biz biliyoruz..

“Ülkemizin önünde 4,5 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır.
Dönem, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi perçinleme dönemidir.
Gayemiz, milletimizin refahını artırmak, güvenlik ve özgürlük dengesini koruyarak devletimizin bekasına yönelik tehditleri bertaraf ederek, Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmaktır.
2023 Türkiye’sini inşa edecek olan yine milletimizin bizatihi kendisidir. Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak, 82 milyon hep birlikte TÜRKİYE İTTİFAKI olarak hareket etmeliyiz.”

https://www.arti33.com/cumhurbaskan...rlik-ve-beraberligimizi-percinleme-donemidir/

kılıçtaroğlu ne diyorsa tayyip de evet aynen böyle demiş.. “Ülkemizin önünde 4,5 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. .. kılıçtaroğlu da evet siz devam edeceksiniz diyor.. 82 milyon hep birlikte TÜRKİYE İTTİFAKI olarak hareket etmeliyiz. ... kılıçtaroğlu da diyor..
ama tayyip dokunduruyor..
devletimizin bekasına yönelik tehditleri bertaraf ederek, .. Ülkemizin bekasını ilgilendiren meselelerde, siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak,
beka... bu çok tartışıldı.. seçim sürecinde bu anlamda chp ye çok yüklenildi.. beka dedikleri hdp oluyor.. yani toplumsal muhalefet.. ekleyeyim..hdp dışındakiler de buna dahildir.. tek seçenek hdp demiyorum..

ben şöyle anlıyorum..
1- devletin bekasını düşünen solculara dokunulmayacak.. ama kürtlerle(buradaki kürt tanımı temsilidir siz halklar anlayın) ilişkili olanlara dokunacağız..
2- gezide ortaya çıkan ama söndürülen en geniş ve farklılarla bir arada bir toplumsal muhalefet merkezi olmayacak.. bu noktada her iki konsept ortak.. yine türkiye solunun dizaynı noktasında da ortak..


ama..
ortada "sıkıntılar" var..

1- kesilen muslukları devlet kurumları üzerinden tamamlamak hem sıkıntılı hem de akp içindeki ortaklıkları bozar.. yine bu musluklar chp eline geçti bu anlamda toplumsal taban yapma noktasında önü açılacak da.. chp de kim/hangi konsept iktidar olacak.. çünkü toplumsal taban onun denetiminde olacak..
2- her ne kadar devri-sabık yaratmayacağız denilse de toplum bu beklenti içinde iken bu nasıl es geçilecek.. susurluk gibi bazı günah kaçileri ile atlatabilirmiyiz.. de günah keçisi olmayı kabül eden olacak mı ve toplum buna rıza gösterecek mi?.. çünkü kenarda ciddi bir toplumsal muhalefet merkezi adayı var..
3- mali oligarşi uzlaşmaya yatar ama yatarken alttan bıçak sallar.. ayrıca en önemli silahı ekonomik ayak.. nasıl güvenilecek..
ve.. bu arada ordu ne? diyor.. bakmayın ordu saray ordusu oldu vs. hayır ordu nato ordusudur ve milli değil küreseldir.. bu durum abd için bile geçerlidir..

demem o ki..
önümüzdeki süreç çok karmaşık geçecek.. her iki konsept arası görüşmeler ya da çatışmalar ayrıca her iki konsept içi görüşmeler ve çatışmalar ile geçecek.. unutmayın.. filler tepişirken çimenler illaki ezilir.. çimen olmaktan çıkan yırtar..
 
#4
demem o ki..
önümüzdeki süreç çok karmaşık geçecek.. her iki konsept arası görüşmeler ya da çatışmalar ayrıca her iki konsept içi görüşmeler ve çatışmalar ile geçecek.. unutmayın.. filler tepişirken çimenler illaki ezilir.. çimen olmaktan çıkan yırtar
..

ve.. tepişme başladı..kılıçtaroğlu üzerinden yaratılan "olay" önemli.. ben.. ilk etapta elense çekmeler şeklinde olası gelişmeler bekliyordum.. ibb belediyesinde yürütmeyi durdurma mahkeme kararı gibi.. ama üst boyutta ve direk ana damardan başladı..
evet.. bu olay çok önemli.. önemi üst perdeden başlamış olmasıdır.. diğer yanı.. kimin!? işi "net" olmamasıdır.. olaya bakıyorsun.; bozkurt işaretleri var ama arkasında mhp yok.. ms. bakanı hitabına bakıyorsun sanki işin sahibi gibi ama olmadığı kesin.. soylu açıklaması da vallahi ilgim yok tarzında.. ilginç olanı.. devlet bahçeli açıklamaları.. hem sahiplenmiyor hem de ilginç cümleleri var.. öncelikle buradan başlayayım..

olaydan memnuniyet duymak mümkün değildir. Bu bir siyasi partinin, hele hele iktidar partisinden sonra Meclis'te sayısal çoğunluğu bulunan bir siyasi partinin liderine yapmak yakışık almaz, kabulü mümkün değildir. sözlerinden sonra gelen anlamlı.. Ama bir bilgi olarak söylüyorum. Bir siyasi partinin lideri nereye nasıl gideceğine, kendisi araştırmalı, danışmanlarına sormalı, parti yöneticileriyle görüş alışverişinde bulunulmalı. Ve ondan sonra da eğer gitmeyi çok uygun bir zemin olarak görüyorsa, her türlü ihtimalin de tedbirini alarak gitmesi lazımdır.” ..
bir bilgi olarak söylüyor-muş... tam diplomatik cümle.. istersen akıl veriyorum anla.. istersen aldığım bilgilere göre anla.. devam ederek çözelim..

“Şimdi Çubuk Akkuzulu Mahallesi'nde en son mahalli idareler seçimlerinde Cumhur İttifakı, 1260 oy almış, yüzde 73,30 oranında. CHP artı İP ittifakı 169 oy yüzde 9,83. Yani gerilim içinde yapılmış olan bir seçim iddiası var, bu seçim ortamında siz yüzde 9 oy aldığınız yere Mehmetçiğin cenaze namazına katılmak için gitmeyi düşünüyorsunuz. Ama orada karşılaşacağınız bir olayı neyle izah edeceksiniz. Böyle bir olayın zemini hazırlanmış mıdır? 1 Mayıs olaylarına bugünden hazırlık mı yapılmaktadır. Türkiye'de mazbatayı daha da gererek Türkiye'de farklı farklı sonuçları elde etmek için çaba mı gösteriyorsunuz? Bu durumu İçişleri Bakanı çok yönlü incelemeli. Köy halkı teker teker dinlenmeli. CHP'ye bakış nasıl, emniyet güçlerinin ‘şu eve alalım orada gerilimi düşürelim' dediği zaman ev sahibi dahi ‘bunu buraya almayın' diyor ise bunları kamuoyu ile paylaşın” dedi.
burada çok "derin" anlamlar taşıyan sözler var..,

anımsatıyor.. biz toplumu hazırladık.. gerdik ve bu tür tepkiler yaşatılacak bilmeniz gerekirdi.. bizim hazılıklarımız sonucu chp ye bakış belli.. derken., yani ne yapmanız gerekir bilin diyor.. ne yapmaları gerekiyordur..
Bir Zamanlar Çukurova' dizisinde Fekeli Ali Rahmet Bey var. O, bazı olayları görürken kendisinin evlatlık aldığı kişiye bir tavsiyede bulunuyor, ‘suhuletle ve sükunetle hareket ediniz' diyor. Şimdi ne yapalım? Ali Rahmet Beyi televizyona çıkartıp tüm siyasilere öğüt verebilecek tarzda bir konuşma yapmasını rica etsek, suhulete ve sükunete ne kadar riayet edecekler? Ben uyacağımızı kendi adıma ve partim adına söylüyorum. Ama CHP'deki genel başkan yardımcıları, ağustos böcekleri ne diyecekler onu merak ediyorum” ifadelerini kullandı.
chp deki ağustos böcekleri dedikleri kesim belli.. kaftancıoğlu-cihaner ve imamoğlunun son açıklamaları(demirtaş övgüsü).. ve son cümle..
Akkuzulu'da yaşayanların çoğunun sert adamlar olduğunu belirten Bahçeli, “Akkuzulular inançları, siyasi davranışlarıyla sert adamlar. Eğer bunlara ‘bu adam burada ne geziyor, bunu sokmayın köye' demişlerse, televizyonda yaşlı bir adam yumruk atıyor. O adama yumruk attıracak kadar ne yaptın sen Kemal Kılıçdaroğlu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir tatile çıkması lazım” bu laf kılıçtaroğluna ama kendisine değil.. partideki "ağustos böcekleri" dediklerine göz yumdun demek istiyor..

toparlarsam.. BANA GÖRE.. bu "olay".. elbette mhp işi değil.. soylu vs. işi de değil.. ama işin teknik yönü mhp nin bu işin arkasında chp de var.. yani derin devlet işi ve her iki konseptin ortak onayı var.. iddialarıma dayanak oldu..
chp içindeki ağustos böcekleri dedikleri.: türkiyenin demokratikleşmesini ve normalleşmesini isteyen bu anlamda kürtlerle uzlaşmaya hazır olan ve özellikle 15 temmuz sonrası oluşan iktidar koalisyonundan hesap sorulsun diyen kesim..
bence bu yüzden direk kılıçtaroğlu hedef alındı..

diyelim olmadı.. kılıçtaroğlu chp içinde bir tasfiyeye yanaşmadı yada ki bu olabilir., beceremedi.. "olay"lara hazırlıklı olun diyor.. bu aynı zamanda chp içindeki liberal-demokrat ve chp/ml lere de uyarı.. en çok sizi yakarız.. 1 mayıs cümleleri budur..

kısaca..
bu "olay" denetimli provokasyondur.. bir grubun işi değildir.. hatta saray ekibine de uyarı var.. gerçi onlara böylesi bir uyarıya gerek yok.. onları sizi devr-i sabık ilan edecekler desen yeter.. her ne kadar kılıçtaroğlu talimat verdim yapılmayacak dese de chp içinde "ağustos böcekleri"(*) bunu zorluyor.. sürecin revizyonlarla devamı ve toplumsal muhalefetin ana damarı hdp/enternasyonalistlerin güçlenmemesi konsepti ile sürecin köklü değişimi konsepti çatışması üzerinden bakarak bu "olayı" çözümlüyorum..

t"k"p imamı kemal okuyan "yazmış"...
Yani “ey Erdoğan, sen İstanbul’un üzerine bir bardak su içip sineye çekeceksin ama biz kabullenmiyoruz, bak neler yapabiliyoruz” diyerek kazanmak mümkün müdür? Evet, siyasi iktidarın bir kanadı akçalı çıkarlar ve başka kaygılarla Erdoğan’a kavga etmesini öneriyor. Ancak bu yoldan Erdoğan’ı da sürükleyecek bir sona gidilir. Beri tarafta TÜSİAD’da somutlanan sermayemiz, emperyalist merkezler, siyasi iktidarın diğer kanadı ve de muhalefet “normalleşme” diyor. Dün Erdoğan’ın “normalleşme”nin dışındaki seçeneklerle nerelere gidilebileceğini gördüğünü düşünebiliriz. Öte yandan, öyle bir koalisyon var ki bugün iktidarda, dengelere kurşun sıkma konusunda birbiriyle yarışabilecek pervasızlıkta onlarca odağı içinde barındırıyor.
kemal imama bakarsak bu "olay".; soylu-mhp işi.. erdoğana mesaj-mış!!.. imam doğruyu ele almış.. evet.. iktidarda kaos konsepti ekibi var.. doğru ama bu ekip asıl iktifdar sahibi mali oligarşi elemanı.. kişisel çıkarlarına göre pozisyon aldıklarında sahipleri ne yapar.. kamyon-far olayını anımsatayım.. eğer mali oligarşi sürecin kaos olarak devamından yana olsa idi seçimler böyle kolay sonuçlanmazdı.. ne yaparsan yap seçim sürecinde ve sonrasında "olay"lar gelişirdi,.. tüsiad dediklerinin tümü olmasa da iktidar olanları mali oligarşi elemanıdır..

kemal okuyan neden? böylesi bir analiz-tespit yapıyor.. asıl soru bu..
Bir kere normalleşme dedikleri, AKP rejiminin, bazı geri adımlar atılması ya da daha kontrollü ve kurallı hale getirilmesi şartıyla kabullenilmesidir. Bu sermayenin ve emperyalist merkezlerin çağrısıdır. Muhalefet sayesinde Türkiye toplumunun geniş bir kesimi buna hazır hale getirildi. aferin işin farkında.. bilmez değil.. ama..
Bize göre burada normalleşme filan yok. Burada düpedüz toplumun kandırılması var. Önce bunu vurgulayalım. toplum kandırılıyor-muşş.. kim kandırıyor.. amacı ne? diye soruyoruz.. yanıt bahçelerde maydanoz gel bize bazı bazı..
bu normalleşme nedeniyle eski güçlerini yitirecek olan kesimler var. Bunların direnmesi doğal. iyi de bu olasıdır ama bu olası diye normalleştirme diyenler toplumu kandırıyor denilmez ki.. denirse de becemezsiniz kimseyi kandırmayın dersin.. yine.. Devlet Bahçeli’nin buradaki rolünü farklı okuyabiliriz. Bahçeli Erdoğan’ı bir gerginleşmeye davet etmiyor, onu ittiriyor olabilir. Boşanma gibi… Bir yerlerde gerilim üretme merkezinin ağırlıklı olarak MHP’ye devredilmesine karar verildiğini düşünmek mümkün. Çünkü “normalleşme” denen şeyin yanı başında bir “normal olmayan”ın mevcudiyeti zorunlu. bu da aynı şekilde kandırmayla ilgili değil.. mhp hep aynı görevleri işletti..

kemal okuyan ne? okuyor.. acaba..
Kendini Kemalist olarak gören önemli bir kesim, sahnede okunan duayı normal karşılamaya başladı. “Atatürk de hocalarla Meclis açtı” savunusu, yüz yıl sonra Kemalistlerin geldiği yeri gösterme açısından ilginçtir. Onlara Kemalizm dersi vermeye niyetimiz yok. Ancak laiklik dersinden vazgeçmeyeceğiz.
derdi bu.. kemalizm-laiklik adı altında devletin bekaası savunusu.. mhp-akp-kılıçtaroğlu vs. den farksız..
ne diyorlardı.. hdp terör ile bağlarını kessin.. ülke güvenliği vs. vs. bunların "normalleşme" dedikleri kemalist!! türkiye ama geçmişe mazi derler işleri de en azından devletcilik/nasyonalizm yanı kalsın diyorlar..
bu son "olaya" bakışları bu.. gerisi hikaye..

diyelim ki.. bu analiz-tespitim doğru değil.. o zaman şunu demiş oluruz.. iktidarın çete kesimi atağa geçti., ülkeyi kaosa sürükleyecek.. bu ihtimali es geçiyorum.. öyle olsa idi.. buradan başlamazlardı.. bu "olay". çok yönlü ve çok taraflı muhatabı olan bir mesaj olayıdır..
denetimli provakasyon olması.. mhp aaçlarının kullanılması ama mhp nin sahiplenmemesi uyarı tarzında açıklama yapması.. soylunun şaşkın ve ürkek durumu.. mesajın hedef ve mekan seçimi vs. birleştirildiğinde benim tespitim doğrudur diyorum.. elbette eleştiri ve itiraza açıktır.. not düşeyim.. aydınlık cephesinde bir ses yok bu da çok ilginç..

kemal okuyan alıntısı.. tümünü okuyun derim..
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kemal-okuyan/kilicdarogluna-atilan-yumrugun-ardinda-ne-var-261454



(*) ağustos böceği.; bütün yaz cır cır öter diye bilinir ama ötme sebebi başkadır.. larvaları kendi içinde kendi vucudu ile besler yani sancıdan öter.. larvalar gövdeyi içten yer gelişir.. yaz sonu bakın.. ağaçlarda içi boş ağustos böceği ölüsü bulursunuz..
 
#5
toparlarsam.. BANA GÖRE.. bu "olay".. elbette mhp işi değil.. soylu vs. işi de değil.. ama işin teknik yönü mhp nin bu işin arkasında chp de var.. yani derin devlet işi ve her iki konseptin ortak onayı var.. iddialarıma dayanak oldu..
chp içindeki ağustos böcekleri dedikleri.: türkiyenin demokratikleşmesini ve normalleşmesini isteyen bu anlamda kürtlerle uzlaşmaya hazır olan ve özellikle 15 temmuz sonrası oluşan iktidar koalisyonundan hesap sorulsun diyen kesim..

bence bu yüzden direk kılıçtaroğlu hedef alındı..

aydınlık gazetesini takipedin derim.. oradaki her söylem(yalan-doğru., hikaye-kodlama-vs.) derin devletin bir konseptinin ağzıdır..
örneğin yazarlarından!! biri yazmış!!.. yazının tümünü okuyun..
Cumhurbaşkanı İletişim Danışmanı Prof. Fahrettin Altun’un “Şiddet tasvip edilemez ancak terör uzantılarıyla işbirliğini halk hazmedemiyor...”, “Organize bir eylem yok oradakiler şehit yakınları” ifadeleri bu algının tezahürüdür. Ama ve lakin akademisyen danışmanın bu dili Türkiye İttifakının ruhuna da vicdanına da uymuyor.
HÜKÜMET SİZSİNİZ
Zira bu sahada yani PKK ve HDP ile işbirliği konusunda suç defteri en kabarık olan danışman Fahrettin Altun’un mensup olduğu hükümettir
.
..
buyurun terör uzantılarını deşifre ediniz, yasal işlem başlatınız, hukuken siyaset yapmasını yasaklayınız, sağladığınız maddi yardımları kesiniz ardından illegal olan yapılar ve uzantılarıyla işbirliği yapanlarla hukuken cezalandırınız.
https://www.aydinlik.com.tr/ruzgar-eken-firtina-bicer-mehmet-yuva-kose-yazilari-nisan-2019
ilginçtir.. olay normal ve doğal diyor ama olmaması için ne? yapmalıyı söylüyor/uyarıyor.. özellikle hükümeti de "uyarıyor"..geçmişte çözüm süreci adı altında siz görüştünüz derken bu süreci baltalayan konsept olarak konuşuyor..
gezi sürecinde darbeci bir kesim var denildiğinde türkiye solu "sinirlenmişti.. ama gezi sürecinde hedef ve amaç belli iken hdp lilere saldırı provakasyonu yapanlar da bu perinçek i.t.leri idi ve kimse "görmedi"! es geçmeyi yeğledi..

evet.. "çubuk olayı" derin iştir.. konseptler arası çatışmanın hem içe hem de dışa dönük operasyonudur.. bu anlamda her iki ana konsept ortaklığımı? yoksa tek yanlı mı? henüz net değilim.. ama.. amaç belli..
"gazete" başka yazılarla devam ediyor..
Saldırının planlı olduğu anlaşılıyor. Türkiye, bu tür olayları çok yaşadı. Yabancı istihbarat örgütleri tecrübelidir. Toplumdaki gerilimin nasıl “örtülü operasyon”un parçası yapılacağını iyi bilir. Yumruğu atanın sıradan bir vatandaş olması asıl suçlunun üstünü örtmez. bu anlatıma bakarsak saldırı bu i.t.lerin işi değil.. ama hem işin içinde olup., hem de işe itiraz etmek adetleridir.. Yumruğu atanın sıradan bir vatandaş olması asıl suçlunun üstünü örtmez. .. ben bu cümleye takıldım.. olayın.; yumruğu atanla sınırlandırılması hatta bu kişinin öne çıkartılması anlamlı.. yumruk atan kişi de bir kamyon şöförü çok ilginç.. işsiz ve sabıkalı bu daha da anlamlı.. aklıma bir başka yazı geldi.. "uyarıyoruz görünen ışık değil kamyon farı" yazısı..

Saldırının Erdoğan’ın “Türkiye İttifakı” çağrısının hemen sonrasına rastlaması anlamlı. Sonuçtan başa doğru gidelim. Bu saldırı kime yaramadı:
En başta Erdoğan ve AKP’ye. Peki kim sevindi? “Türkiye İttifakı”nı istemeyenler
. "mevzu" bu.. gerek chp ve gerekse akp kırmızı çizgide(hdp karşıtlığı) ortaklaşsınlar diyor..
https://www.aydinlik.com.tr/akp-ist...yor-mu-ismet-ozcelik-kose-yazilari-nisan-2019

mevzuya destek alıntılar..
Millet İttifakı, PKK/HDP ve FETÖ tabanını eteklerinde toplayarak büyük şehirlerin belediyelerini aldı; ,,,,,
Aynısı “Komünist Başkan” için de geçerli. Seçimlerden önce patates soğan, seçimlerden sonra “Dersim!” Maçoğlu, ,,,,,
Fakat bu cephenin içindeki bütün unsurları aynı torbanın içine doldurarak, üzerine “turuncu, bölücü, işbirlikçi” etiketi yapıştırmak haksızlık olur. Siyasî partilerin (bütün partilerin) yönetimleri ile tabanları arasında çok ciddi algı ve görüş farklılıkları var. ,,,,,,,
İmamoğlu gibi tiplerin yarattığı yanılsamayla mücadele etmek, özellikle CHP ve İYİP içindeki yurtseverlere düşer.
,,,,
https://www.aydinlik.com.tr/kizgin-demir-yavuz-alogan-kose-yazilari-nisan-2019

7 Haziran seçimleri sonrası AKP’yi devre dışı bırakacak şekilde bir koalisyon hükümeti kurma ihtimali matematiksel olarak ortaya çıktığında, Devlet Bahçeli “tamam” deseydi, o koalisyon kurulabilirdi. Ama bu aynı zamanda HDP’nin Türkiye siyasetinde artık legal bir aktör olarak tanındığı ve “Kürt sorununun siyasal yöntemlerle çözülebileceği” gibi bir çerçeve ortaya çıkarırdı. Devlet Bahçeli ve MHP bunu çok açık bir şekilde reddetti ve AKP’nin yanında konumlandı. Sonrasında zaten 7 Haziran’dan 1 Kasım’a doğru giden süreçte Türkiye’de nasıl kanlı eylemler yapıldığını, adım adım şiddetin nasıl yükseltildiğini, Suruç Katliamı’nı, sonrasında 10 Ekim Katliamı’nı hatırlıyoruz.
http://haber.sol.org.tr/turkiye/fat...devletin-de-sahibi-oldugunu-gosteriyor-261523

solhaber-fatih yaşlı söyleşisinde geçen bu cümlelere dikkat edin.. özellikle tarza.. 7 haziran seçimleri sonrası akp iktidarı yıkılabilirdi diyor ve mhp yi "suçlar" gibi yazıyor da.. işin içine ama giriyor.. hdp legal alanda güçlenir-tanınır ve siyasal çözüm başlar diyor.. mhp bu gelişme yüzünden "yapmamış"..
oysa bu gelişmeleri mhp kadar., hatta daha fazla istemeyenler var.. örneğin çözüm sürecine itiraz eden chp ve yandan destekler sunan.; t"k"p-ödp-aydınlık tayfası-vs.
yazı.. sadece mhp yi ve ek olarak soyluyu suçlu ilan ediyor ama gerekçelere bakıldığında., gerekçelerde ortaklar.. fatih yaşlı her şeyi(mhp nin provakasyon misyonları dahil) yazmış ama mhp nin itirazı konusunfda "fikrini" belirtmemiş..
yani.. HDP’nin Türkiye siyasetinde artık legal bir aktör olarak tanındığı ve “Kürt sorununun siyasal yöntemlerle çözülebileceği” gibi bir çerçeve ortaya çıkarırdı. tespitine sahip çıkıyor mu?.. yoksa mhp bunu engellemekle doğru mu? yapıyor.. belirtmemiş.. gerisini siz tamamlayın..
 
Üst