Anarşist Kraliçe

#1


DEVRİM İÇİN DANS ET
Anarşist düşüncenin önde gelen ismi Emma Goldman, bir dönem Amerika'nın en çok korkulan kadını oldu . Ona
'Anarşist Kraliçe' diye ad takıldı...
Hapislere tıkıldı. Sürgünlere gönderildi. Konuşma yapacağı
her yerde olağan üstü hal kuralları
uygulandı.
Sırf ABD'ye girmesin ya da kolayca sınır dışı edilebilsin diye
federal yasalarda değişiklik yapıldı . Emma dans ettiği için
kendisini eleştirenlere;
'DANS EDEMEMİYECEĞİM BİR DEVRİM, BENİM DEVRİMİM DEĞİLDİR'
diye cevap verdi...

O dönem de yapılan bir gösteriden rasgele alınan 8 anarşist
işçinin idamına karar verilmişti, bir taneside hücresinde intihar etmişti
11 kasım 1887 de işçiler idam edildiler,
bütün bu olanları elebaşı olarak görülen agust spies
ilmik boynuna geçirilmeden önce bir fırsat buldu ve
'BU GÜN SESİMİZİ BOĞUYORSUNUZ AMA
MEZARDAKİ SESSİZLİĞİMİZ HAYATTAKİ KONUŞMAMIZDAN DAHA ETKİLİ OLACAKTIR '
diye haykırdı...
Bütün bu gelişmeleri büyük heyecanla takip eden
onsekiz yaşındaki bu genç kız,
o günkü gazetede spiesin bu son sözlerini okuyunca
yaşamında ilk ve son kez ağlamaya çok yaklaştı .
Gözlüklerinin altındaki çelik grisi gözlerinden intikam pırıltısı geçti.
yüzü daha beyazlaştı
şakak kemikleri oynadı
sıkılmış dudaklarının arsından fısıldadı
'ANARŞİST OLACAĞIM'

oldu hem de öyle ünlü bir anarşist olduki kendine
anarşist kraliçe dendi...

Emma goldman 27 haziran 1869 da litvanyada
bir yahudi gettosunda dünyaya geldi...
anne ve babasını küçük bir han işlettiği popeloan köyünde büyüyen
emma
13 yaşındayken ailesiyle petersburga yahudi mahahlesine taşındı burada 6 ay okula gittikten sonra okuldan
alındı, çalışıp eve ekmek getirmesi için
fabrikaya verildi, 15 yaşına geldiğinde evlendirilmek istedi,
karşı çıktı, babası onu razı edebilmek için hep dövdü...
emma geri adım atmadı bir yahudi göçmen kafilesine
katılarak amerikaya göç etti...
orda bir elbise fabrikasında çalışmaya başladı, işçi olarak
yaşadığı dönemde sosyalizme ilgi duydu
geceleri kütüphaneye giderek
okudu ve düzenlenen seminerlere katıldı
marksın engelsin kitaplarını okudu
sonrada kaleme aldığı anılarında da sosyalizmi tam olarak benimseyemediğni söyledi ona göre sosyalizm doğası gereği
aşırı kollektifti ve insan olarak bireyin özgürlüğünü göz ardı ediyordu
sonra bakuninin kitaplarıyla tanıştı
daha sonraları anarşist düşünceleri kesinleşti
bir süre sonra anarşizmle ilgili konferanlar vermeye başladı
işsizlerin gösterisinde
o meşhur lafını söylemişti
''iş isteyin, vermezlerse ekmek isteyin, eğer ekmekde vermezlerse zorla alın''.

balackweel hapishanesinde 1 yıl tutuklu kaldı
iktidarın korkulu rüyası olmuştu artık
adı daha sonraları bir suikaste karıştırıldı ama delil yetersizliğinden yırttı
11 şubat 1916 da tekrar tutuklandı, suçu doğum kontrolü
hakkında broşürler dağıtmaktı
emma bu broşürlerde evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak
kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak cinselliklerini
özgürce yaşamalarını engeller...

kadın ve erkek arasında aşkla kutsanmamış
her birlikteliğe fuhuş diyordu...
1. dünya savaşına karşı gösteriler düzenledi arkadaşı berkmanla
yine tutuklandı ama bu ondan kurtulmaya yarayamıyacaktı
ve amerika onu sürmeye karar verdi...
sovyet birliğine sürgüne gönderildi,
sovyet birliğini eleştirmeye başladı başta lenini
bir işçi gecesinde düzenlenen eğlencede dans etmesini kınayanlara

'DANS EDEMEMİYECEĞİM BİR DEVRİM, BENİM DEVRİMİM DEĞİLDİR,
ALIN DEVRİMİNİZİ BAŞINIZA ÇALIN'
diye cevap verdi
ve aralık 1921 de sovyetlerden ayrıldı
1921 ingiltereye gitti, avrupayı dolaşmaya karar verdi
fransada 8 sene kaldı ve hayatımı yaşarken adlı otobiyografisini yazdı...

1936 da ispanyada iç savaşı başladı o sırada 76 yaşında olan emma
hiç tereddüt etmeden savaşa katılmak için
ispanyaya gitti. örgütleme çalışmaları başlattı...
savaştan sonra ilk koalisyon hükümetinde anarşistlerin görev alamasını
şiddetle eleştirdi, özgür insan her türlü iktidara karşı olmalıdır
dedi ve ispanyadan ayrıldı...
Hayatını anlatırken,
' yaşamın en yüce doruklarına tırmandığım gibi,
en derin dehlizlerine de indim,
amansız acılarıyla yoğruldum,
gürül gürül akan neşesiyle coştum,
en koyu umutsuzluklara,
en ateşli umutlara kapıldım ama
hayatımı hep dolu dizgin yaşadım
kök salıp, ardından ıstırapla sökülmek yerine,
son kadehine kadar içip kaderi yere çalmak gerek ' .
demişti.

emma 14 mayıs 1940 da toronto kentinde kadehini yere çalmıştı...





ÖLÜMSÜZDÜR.!
 
#2
'BU GÜN SESİMİZİ BOĞUYORSUNUZ AMA
MEZARDAKİ SESSİZLİĞİMİZ HAYATTAKİ KONUŞMAMIZDAN DAHA ETKİLİ OLACAKTIR '


super bir soz hayatını devrime adamıs biri yine gercekden ölümsüz biriymiş
 
T

tgüleç

#3
Merhaba,

Evet,müthiş bir kadın.Allah her toplumun başına musalat etsin, Ama allah, her toplumun başına musalat etmesin.:)

Zaten bu yaşamın çelişkisi değilimi? Yoksa yaşam ne olabilir ki?
 
#4
muhteşem kadın emma goldman'ın, harikulade yaşamına göre kesinlikle hakketmediği iki büyük şanssızlığı var. birisi, bir anarşist olmasına karşın kendisine "kraliçe" denmiş olması; ikincisi de bu forumda kendisiyle ilgili olarak "ölümsüzdür" denmesi.

toplum olarak ne kadar yabancıyız anarşist felsefeye! devrimci bir anarşisti bile ölümsüz yapıyoruz. az daha sürse, "devrim şehidi" yapacağız.
 
#5
muhteşem kadın emma goldman'ın, harikulade yaşamına göre kesinlikle hakketmediği iki büyük şanssızlığı var. birisi, bir anarşist olmasına karşın kendisine "kraliçe" denmiş olması; ikincisi de bu forumda kendisiyle ilgili olarak "ölümsüzdür" denmesi.

toplum olarak ne kadar yabancıyız anarşist felsefeye! devrimci bir anarşisti bile ölümsüz yapıyoruz. az daha sürse, "devrim şehidi" yapacağız.
Konuyu açan benim, yani bir ''kürt yurtsever''...

Bizde ''şehitlik'' vardır...''Ölümsüzdür ve şehittir'' deriz biz...

İkincisi; Kraliçe lakabını da ben takmadım, zaten lakabı öyle...

Üçüncüsü; Muhalefet etmek,konuşmak için konuşmak ve boş boş eleştirmek insanlarımızın içine işlemiş maalesef...Bu durumda yeterince üzücü ve olumsuz...

Amed_Dersim.
 
#6
Konuyu açan benim, yani bir ''kürt yurtsever''...

Bizde ''şehitlik'' vardır...''Ölümsüzdür ve şehittir'' deriz biz...

İkincisi; Kraliçe lakabını da ben takmadım, zaten lakabı öyle...

Üçüncüsü; Muhalefet etmek,konuşmak için konuşmak ve boş boş eleştirmek insanlarımızın içine işlemiş maalesef...Bu durumda yeterince üzücü ve olumsuz...

Amed_Dersim.
konuyu açan sensin, bir "kürt yurtsever"...

sizde şehitlik vardır... "ölümsüz ve şehittir" dersiniz siz...

ikincisi, kraliçe lakabını senin taktığını yazmadım, dikkat edersen...

üçüncüsü, "boş boş eleştirmek" insanlarımızın içine işlemiş, ama okuduğunu anlamadan "boş boş" savunmaya geçmek de aynı şekilde, içine işlemiş.
 
#7
muhteşem kadın emma goldman'ın, harikulade yaşamına göre kesinlikle hakketmediği iki büyük şanssızlığı var. birisi, bir anarşist olmasına karşın kendisine "kraliçe" denmiş olması; ikincisi de bu forumda kendisiyle ilgili olarak "ölümsüzdür" denmesi.

toplum olarak ne kadar yabancıyız anarşist felsefeye! devrimci bir anarşisti bile ölümsüz yapıyoruz. az daha sürse, "devrim şehidi" yapacağız.
www.anarsi.info/index.php/metinler/.../71-diger-engeller

sevgili.. hortis..
bir kişiye..; birisinin yada bir gurubun yada bir düşünce ortaklaşması olan yapının.. vs.. devrim şehidi veya ölümsüz demesini bu şekilde eleştirmen anlamsızdır.. bu çeşit nitelendirmelere karşı olduğunu felsefi-ideolojik olarak açıklarsın... katkı olur..
www.anarsi.info/index.php/metinler/.../71-diger-engeller
yukardaki link de şehit ve ölüğmsüzler deyimlerini bolca bulabilirsin.. ayrıca anarşizm marksizmden daha geniş bir ideolojik zeminler çeşididir.. en azından kişi ile anılmaz... sen farklı bakabilirsin..
bu anlamda emma goldman'ın kendisi için ne denildiğini umursayacağını sanmam.. ama o da devrimcileri önemserdi ve değer biçer kendince tanımlardı.. bu sayfada da önemsenmiş asılmış birileri kendince övmüş.. bu durumla kavga yaşamanın anlamı var mı...

sevgili amed_dersim dilerim sende bu anlamda gereksiz bir çatışmanın zemini olmamak için direnmeye devam edersin...:)


sevgili hortis...
toplum olarak ne kadar yabancıyız anarşist felsefeye
bence buraya yapacağın katkılarla bu yabancılığı bir nebze ortadan kaldırabilirsin...

dostlukla

suat
 
#8
sevgili suat,

bu "sevgili" lafına da itirazım var ama her itirazın bir kavga nedeni sayıldığı, kavga etmemek için iç direnişlerden söz edilen bir ülkede, direnişin basıncını fazla zorlamamak için, itiraz hakkımı saklı tutmakla yetiniyorum.

anarşizmi savunmadım; kendisiyle tutarlı bir kişi olan emma goldman'ın örnek alınması gereken yaşamını anlatırken kullanılan deyimlerin ona haksızlık olacağını belirttim. ama haklısın; emma bunu önemsemezdi, tutarlı bir anarşist olarak.

"şehid" ve "ölümsüz" kavramlarını bugün bazı politik hareketler kullanıyorlar ve bu onların kitleleri için bir anlam taşıyor. ama bu, emma goldman gibi birisi için hiç bir anlam taşımaz. bunun aksini kanıtlamak için link vermen gerekmez.

emma goldman'a "ölümsüzdür" demek, islam dininden olmayan ölü birisi için "rahmetli" demek gibidir. içi boştur ve anlamsızdır. ki tayyip erdoğan'ın picasso için "rahmetli" dediğini gülümseyerek hatırlıyoruz.

sevgili suat,

"sevgili amed-dersim"in "bu anlamda gereksiz bir çatışmanın zemini olmamak için direnmeye devam" etmesi dileğin de çok ilginç geldi.

en basit bir fikir tartışmasını, masum bir polemik çabasını, farklı bir bakış açısını, "gereksiz bir çatışma" olarak görmeniz toplumsal belleğimizde ve algılamamızda durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. sanırım bizde 12 eylül hep vardı ve hep de var olacak.
 
#9
merhaba... hortis...

toplum olarak ne kadar yabancıyız anarşist felsefeye
demiştin ve... bende...
bence buraya yapacağın katkılarla bu yabancılığı bir nebze ortadan kaldırabilirsin...
demiştim bir önceki yanıtımda...
anarşizm bir toplumsal sistem ve işleyiş anlamında bir kuram olduğu kadar var olan tıoplumsal sistemin, ekonomik-sosyal-kültürel-vs. her şeyine de karşı olma anlamında bir yaşam biçimidir de..
bir tarihsel süreci vardır.. ve farklı grupları da.. tıpkı marksizm gibi.. yada her ikisinin dışında başka kuram yada duruşlar gibi..
bu asılan yazı bu anlamda açıklamalara bir zemin olabilir..

bu anlamda...

en basit bir fikir tartışmasını, masum bir polemik çabasını, farklı bir bakış açısını, "gereksiz bir çatışma" olarak görmeniz toplumsal belleğimizde ve algılamamızda durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. sanırım bizde 12 eylül hep vardı ve hep de var olacak.
bu itirazınıza değer biçiyorum.. dilerim ilk baştaki olaya müdahil olan sözlerimi engelleme olarak görmez bir düşünce olarak ele alırsınız.. ve doğru bildiğiniz tarzda katılıma devam edersiniz.. benim bu noktadaki konuya müdahilliğim kişisel bir yönelimdir.. tıpkı sizinki ve başkalarının ki gibi.. o kadar...


dostlukla

suat
 
#10
Şehitlik Avrupa sosyalistleri de dahil hemen hemen her grubun kullandığı bir kelimedir kelimenin dinsel anlamına takılmayı lafazanlık olarak görüyorum kötü niyetli buluyorum belli amaç için ölmüş kişilere şehit denilir daha doğru bir tanımlama için yeni bir sözcük uydurulması gerekir bana göre böyle bir şeyin de gereği yok.
 
#11
Şehitlik Avrupa sosyalistleri de dahil hemen hemen her grubun kullandığı bir kelimedir kelimenin dinsel anlamına takılmayı lafazanlık olarak görüyorum kötü niyetli buluyorum belli amaç için ölmüş kişilere şehit denilir daha doğru bir tanımlama için yeni bir sözcük uydurulması gerekir bana göre böyle bir şeyin de gereği yok.
şehidlik kavramı dinî içerik taşır. avrupa sosyalistlerinin dilinde "martir" (yiğit) vardır.

"ölümsüz" sözü de bizde fazla bol keseden kullanılıyor. öyle kolay ki, ölünce "ölümsüz" oluyorsun!

bu sözü hakkeden işler yapan ve bu anlamda bileğinin hakkıyla ölümsüzleşen insanlar elbette vardır. ama artık siyasal ve toplumsal olaylarda her ölene "ölümsüz" denmeye başladı. bu da hayatın, ölümün ve ölümsüzlüğün değerini azaltıyor.
 
#12
marytrında kökeninde dini anlamlar var o yüzden yazdım fakat söylediğinizde de haklılık payı var devrim yolunda düşenler denilebilir ölümsüz denilebilir şehit denilebilir şehit kavramı tabii ki üstünde tepinilen bir kavram oldu bu konuda size katılıyorum.
 
Üst