Atatürk'ün Irkçı Sözleri

#41
ben de diğer açıklamalarını anlamadım. :)

yalnız bunu yazınca bir daha baktım ve yine anlamadım. :) ama şu kısmını, en azından ilginç bulabilecek kadar anladım:))) :

"komünal biçim altındaki topluluklarda.. üreme(cinsel) ilişki ile yemek ilişkisi aynı kelime ile ifade edilir.. komünal biçimden mülkiyetçi biçime geçişi yavaş ve sancılı olan toplumsal aşamalarda..bu kelime farklı gelişme gösterirken.. aynı kökende de olsa da kominalden hızla mülkiyetçi biçime geçme aşamasındaki toplumda farklı biçim alır.. bu süreci inceleyen yada veri olarak sunanların algıları eklenirse hepten yanılgılar ortaya çıkar..
kısaca kelimelerin kökenleri bir çok faktör veri dikkate alınmadan saptanamaz.."


buna somut bir örnek verebilir misin? yani cinsel ilişki ile yemek ilişkisinin ayn sözcükle ifade edildiğine... mesela ingilizce "fuck" eskiden aynı zamanda yemek yemek mi demekmiş? :D

bence toplulukların dilleri böyle genelleştirilemez. yani her komünal toplum her türlü ilişkiye "eat" demiyordur. ama çok daha ilginç durumlar var:

mesela amazonlarda küçük kabileler halinde yaşayan pirahalar varmış. bunlar 1, 2 ve 3 ve daha fazlası için bir kaç kelimelik karşılığa sahipler ama daha fazla saylar yok. renkler için de 3-4 rengi birden anlatan bir kaç kelimelik deyimleri var. gözleriyle görmediklerine, kendileri deneyimlemediklerine inanmıyorlar ve bu nedenle aralarında yaşayan bir misyoneri ciddiye almadıkları gibi, bir süre sonra adamcağızı dinsiz yapıyorlar. :)

buna somut bir örnek verebilir misin? yani cinsel ilişki ile yemek ilişkisinin ayn sözcükle ifade edildiğine... mesela ingilizce "fuck" eskiden aynı zamanda yemek yemek mi demekmiş? :D

bence toplulukların dilleri böyle genelleştirilemez. yani her komünal toplum her türlü ilişkiye "eat" demiyordur. ama çok daha ilginç durumlar var:

çok komiksin.. :D haliyle olgulara günümüzden geçmişe doğru bakmaya çalışırsan böyle olur..
yine de.. argoda yemek.. kelimesi aynı zamanda cinsel ilişki ile de ifade edilir..
"kzı gözleriyle yedi"" gibi "bir içim su" gibi
elbette günümüzde kelime ayrılmış ama içerik aynı kalmış değil mi.... ne dersin..

ben sana veri sunayım.. asıl olarak e.reed in kadının evrimi adlı iki ciltlik eserinde bunlar var elimin altında olandan şimdilik aktarayım...

‘’Öz ananı,
Öz kız kardeşini,
Öz domuzlarını,
Toplayıp yığdığın kendi öz köklerini Yemeyesin.

Başkalarının anasını,
Başkalarının kız kardeşlerini
Başkalarının domuzlarını,
Başkalarının toplayıp yığdığı kökleri, Yiyesin"
(E. Reed kadının evrimi sy.278 alıntı M. Mead )


"(...) "Tribünün kendisinden türediğini öne sürdüğü yaratığa aynı etten nitelemesi verilir, başka tür yada kümenin üyeleriyse, taze et diye adlandırılırdı. Bir yerli kendi etinden bir kadınla evlenemez (çiftleşemez b.a.), (çiftleşme b.a.) eşini ancak yabancı (taze et) kadınlar arasından seçebilirdi. (ve önemli bir bağlantı olarak da b.a.) Bir erkek kendi etinden olan bir hayvanı (insan b.a.) yiyemez yalnızca yabancı et yiyebilirdi. (bu durum hayvanlar için de geçerliydi aynı kökten geldiğine inandığı bir hayvanı örneğin ayı, geyik yiyemezdi b.a.)" Bu çelişkili bir durum yaratmaktaydı. Bir küme erkek,.. bir başka kümenin erkeklerini öldürüyor ve yiyordu. bu erkekler, yabancı et olmaları nedeniyle, aynı zamanda kendi kız kardeşlerine eş olma hakkına sahip kişilerdi. ....(tutsak edilen bu "yabancı et" erkekler oba'da eşit olarak yaşarlardı, eşitlikleri yaşamla ilgili idi ve her an öldürülebilirdi b.a.) .. Bu tutsak "hayvanlar"ın, topluluğun bekar (yazar, ana-yanlı o yapıda evlilik diye bir kavramın ve evliliğin olmadığını, unutmuş.b.a.) kadınlarıyla çiftleşmesine izin verilmek şöyle dursun, bu yönde destekleniyorlardı bile. ... Metraux'un... bu araştırmacının söylediğine göre, savaş alanından.. dönüşte tutsaklar, yolda herhangi bir kadınla karşılaşırlarsa, -sana yiyecek olarak ben gelmekteyim- diye haykırırlardı. .. buradaki "yiyecek" sözcüğü .. hem yeme hem de çiftleşme eylemlerini anlatan ilkel deyimin içerdiği çifte anlama gelecektir." (A.g.y.sy.4-16 alıntı A.Lang kuttören ve din c.1)



burada asıl önemli olan işleve verilen addır aklımda kalan bir tanesi "aruzo" dur..
benim anlatmak istediğim ise..; bu işlevin değişimi sürecine göre kelime de değişime girer.. aynı kelime giderek çok farklılaşabilir iki ayrı kelime birbirine yaklaşabilir anlamındadır..

bunu da bulmak çok zordur.. günümüzden geriye gidildiği için yanılgı payı yüksektir..

dostlukla

suat
 
Son düzenleme:
#42
Arkadaşım düzgün bir bilgi birikiminde olsan cevap vereceğim ama ne desem şaçmalıyorsun.

Bunları yazmak istemezdim ama bu 1 değil 2 değil 3 değil.

Söylediklerinin çarpıtma ve yalan oldugunu bizzat yüzüne söyledim ( atatürk'ün sözleri konusunda) bana düzgün bir açıklama getiremedin.

Arkadaşın dediği gibi başka başlıkta tartışılır bu konular baya derin bir konudur.

Ama Kürt Milliyetçiliği yapacaksa arkadaşlar hiç tartışmayalım.

Burada kalbur üstü geçeceğim sadece.

Bir arkadaş, Hayla "Komünizm'in başı ezilmelidir" sözünü getiriyorsa bura'ya ve Milliyetçi sözlere Irkçı sözdür diye diretiyorsa ona cevap vermeye luzum yoktur.

Diğer arkadaş ise olayları bütünü ile kavraması gerekiyor , türkiye tarihini okumasını bütün isyanları araştırması, Ne için isyan cıktıgını bilmesi, Sosyo-Ekonomik sartları, dünya '29 burhanını, Bu konular hakkında ilgili kişilerin hatıratlarını araştırmanı tavsiye ediyorum..

***
Öncelikle Ben Zazaları Kürt olarak görmüyorum.

Dersim İsyanı Din'i bir isyandır. Bu Şeyit Rıza'nın sözleri ilede sabittir.

'25 İsyanı buda aşırı dini isyandır.

(Burada bazılarınız gerçek niyetini gösteriyor -kürtçülük- bir yandan Şeyit Rıza'ya sahip çıkarken bir yanda nda Şex Şeid'e sahip çıkmaya çalışıyorsunuz - hatta bir yerde şiir görmüştüm - bu baya komik geliyor.)

Bunların aksini gösterin.

Şimdi Kürtlere yönelik Operasyonmuydu

Sizin Görüş açınız Diyaletiğiniz nasıl?

Ölen Kürt, Öldürülen Kürt, Katik Faşist devlet, Kürt Katliamcısı devlet

Bumudur?

Menemen'e ne diyeceğiz?

Yapanlar Türk, Öldürülenler TÜrk Sürülenler türk?

***

Devrimler Nasıl olur?

Devrim nasıl korunur?

Tek Parti Nedir?

Devrim Demokrasi ile mi olur?

Stalin Dönemi Nasıldı?

Lenin ayaklanmacılara ne yaptı?

***

Baya kopuk oldu ama bu sonda toparlayayım.

Kemalizm'in kürtlere karşı tutumu varmırıdır? ( Mustafa kemal'in manevi çocugu kürtür), Kürt diyemi kırıldılar? ( can alıcı soru budur) Öyleyse bu devlet kürt düşmanımı? Menemen ve diğer (türk bölgelerinde) dini ayaklanmalarda kan aktımı? evetse orada ki halk sorgusuz sürgüne gittimi? O halde bu devlet Türk Düşmanımı?

Artık öyle bir noktaya gelmişiniz ki Ölen kürtmü değilmi diye(ne türlü isyan olursa olsun) bakacak duruma gelmişiniz...

Yukarda senin düşünceni sorularla yürüterek buraya getirdim.
Kusura bakma ama cahilce bir yorum yapmışsın Dersim'de olan bir dini isyan falan değildir.Dersim'de yaşananlar isyan bahanesiyle yapılan bir kırımdır.Tedip ve tenkil hareketidir.Dersim Kemalst cumhuriyetin gözünde yekpare Türk vatanıda bir çıbandı ve kendilerine göre bu çıbanı patlattılar yni dereler kan aktı insanlar öldü.Dersimlilerin isyan etmesi bir nefsi müdafaydı.Önce biraz tarihi ok bence resmi tarihin gözlüklerini azcıkda olsa masanın üstüne koy ve bşka bir gözle bak tarihe.
 
#43
Kavrmlar dahi net değil. Böyle olmaz ki,anlaşılmaz ki. Sözler, duygu ve düşüncelerin üzerine yapıştırılmış etiketlerdir,aynı kelimelerden aynı anlamları anlamalıyız ki anlaşabilelim.
Öncelikle, milliyetçilik aslen değiştirlmiş bir kavram olup,ümmet ile aynı anlamdadır. İslami literatüre ait bir kavramdır. Nitekim kuran'da da geçer ve ibrahim as'ın 'hanif' liğine atıf ile " millet-e ibrahim " şeklinde. Yani " ibrahim milleti " . . . Burada ibrahim as bir semboldür ve islamı temsil eder.
Bu anlamda türk milleti,kürt milleti,ingiliz milleti esasında yanlış sözlerdir eğer millet kullanılacaksa " islam milleti ", " yahudi miileti " doğru kullanılış biçimidir.
Nitekim " NATİONAL " kelimesinin de karşılığı millet değil,kavim dir ya da moda tabirle ulus . . . Türk halkı,Kürt halkı,Fransız halkı da yine doğru kullanımlardır.

Gelgelelim konuya. . . Parçacı her yaklaşım/her değerlendirme bizi yanlışa götürür. Bu gözleri kapalı insanların fil'e dokunarak onu tanımlaması hikayesine benzer.
Mazlumun dini,kavmi,cinsiyeti sorulmayacağı gibi,zalimin de sorulmaz. Bir kavme olan düşmanlık bizi adaletsizliğe sevketmemeli. Hakkı ayakta tutmak,doğrunun şahitliğini yapmak her " İYİ " insanın asli görevidir.
M. KEMAL, gençliğinde hayli Fransız eseri okumuş biridir. Bu da onun Farnsız ihtilali ile yayılan fikirlerden etkilendiğini gösterir. Bununla birlikte Ziya Gökalp'ten de etkilenmiştir. onun fikirleri, ideolojisinin bir parçasıdır.Zaten devir, " tek adam " devridir,yani " Führer " (öyle ya kemalistlere sormak lazım teka dam'ın almancasını) . . . M. esad bozkurt ki mustafa kemal'in has adamıdır,hatıralarında faşist mussolini ve hitler'in M.Kemal'den etkilendiğini gururla söyler.
Yine o zamanın m.eğitim bakanı hasan ali yücel'in ismet inönü nün paralara kendi resmini koydurması sorulduğunda ' devr-i kemal bitti devr-i ismet başladı ' demesi de o dönemi anlamamıza yardımcı bir başka hatıra örneğidir.
Bunları konuşurken düzlemimizi doğru yere kaydırmak istiyorum. Yani asabiyet ve hamaset değil konuşmasıgereken tarihi doğru tahlil ve düşmanı/yanlışı doğru tespit. Yoksa ne sivas/başağlar , ne dersim/rize,trabzon kıyılıarının bombalanması,ne menemen hiçbiri doğru anlaşılmaz kanaatindeyim.

selam ile. . .
 
#44
Kelimelerin kullanımları kelime kökenlerinden zamanla ayrışabiliyor, örneğin "elektron" kehribar çiçeği demektir ama elektron derken kimse kehribar çiçeğini kastetmez. Milletin kelime kökeni kavim olabilir ama sizin millete yüklediğiniz anlam "ümmet"tir, kullanılan anlamıyla "ulus" değil.
 
#45
teşekkürler...
Milletin kelime anlamı ümmet evet,kavim değil(milletin kökeni kavim olabilir derken ? ) ya yanlış yazmışsınız ya da yanlış anlamışsınız. ya da ben yanlış anladım.
Verdiğiniz örnek de pek tumturaklı değil , bağışlayın ama.. Hani ortada böyle sözlük anlamını çook gerilerde bırakan ıstılahi bir kavramı konuşmuyoruz.
Bu konuda hassas biri olarak, milliyetçilik kelimesinin bugün kullanılmaya çalışlan anlamının özellikle üretildiğini düşünüyor ve bu kullanımından kaçınıyorum...

selam ile efendim..
 
Son düzenleme:
#46
Kur'an daki millet günümüzde ümmet anlamındadır, o nedenle islam milleti günümüz kullanımıyla doğru olmaz demek istedim, yahudiler hem ümmet hem de millet olduğu için istisnaidir. tumturaksız örnek için de kusura bakma, meramımı anlatabileceğimi sanıyordum. Saygı, selam bizden.
 
#47
hehh işte güzel arkadaşım,ben de bilakis bu kullanımına karşıyım işte.. Bugün kullanan daha doğrusu bu şekliyle üreten. Yoksa her değiştirilmeye çalışılan kavramı ben kabul edersem " yozlaşma " nın imtisali olur çıkarım vesselam...
 
#48
Kavrmlar dahi net değil. Böyle olmaz ki,anlaşılmaz ki. Sözler, duygu ve düşüncelerin üzerine yapıştırılmış etiketlerdir,aynı kelimelerden aynı anlamları anlamalıyız ki anlaşabilelim.
bu sözlere katılıyorum.. ama seninde aynı şeylere uyman gerektiğini anımsatıyorum...
Öncelikle, milliyetçilik aslen değiştirlmiş bir kavram olup,ümmet ile aynı anlamdadır. İslami literatüre ait bir kavramdır.
bu anlatım yanlışlıklar ve eksiklikler içerir ..
milliyetcilik değiştirlmiş bir kavramdır tespitin doğrudur.. ama tarihsel olarak.. 1700 ler sonrasına denk düşer..
islamiyet öncesi ve zamandaş dönemlerde milliyet ve milliyetcilik kavramları yoktu ve olamazdı.. o dönemler kabile "asabiyetleri" vardı.. kişinin kendini bir toplumsal yapı ile tanımlaması burayı savunması ve bu anlamda bir başka asabiyete karşı saldırgan olması.. vs..

bu terim ibni-halduna ait olmakla beraber.. kendisi tarihsel olarak bunu kabile(geniş aile) anlamında sunar.. kureyş kabilesi.., bir "asabiyet" olsa da içindeki sülalelerin her biri kendi çerçevesinde asıl asabiyeti teşkil ederdi.. islam dönemi hemen öncesinde bunlarda(örneğin haşimi -veya diğer sülaleler ile birlikde.. kureyş bir bütün olarak.., ibrahim "hanif"i sayılırlardı.. yani..;
kureyş kabilesi ibrahimin cariye hacerden olma oğlu ismailin.. oğlu andan dan gelirlerdi.. yani sadece peygamber sülalesi ile sınırlı değildi..
ibni-haldun.., özellikle endülüs döneminde yaşanan bu çatışmaların sonucu oaradaki hakimiyetin nasıl kaybedildiğini bildiği için asabiyet ile ilgili tez geliştirmiştir.. ve bu asabiyet eleştirileri ve önermeleri aslında bir nevi millet ve milliyetciliğin ön başlangıcıdır.. bunu islam temelinde yaratmayı amaçlamıştır.. kuranın gelişine ve peygamberlerin bir kavme dayanmasına ama bu kavimleri de aşan bir birliğe yöneldiğine işaret etmek ister...
milliyetcilik kavramları ise..;

Nitekim kuran'da da geçer ve ibrahim as'ın 'hanif' liğine atıf ile " millet-e ibrahim " şeklinde. Yani " ibrahim milleti " . . . Burada ibrahim as bir semboldür ve islamı temsil eder.
islamı temsil eder sözüde eksik anlatımdır.. bu dediğin sadece peygamberin ibrahim sorundan geldiğini işaret eder.. yani öncesi var olan din ve peygamberlerin soy ve inanç anlamında sürekliliğini ve bağlarını...ve bu düşünce evrensel değil sadece islamın iddiasıdır..
yahudilik ise gerek din gerekse kavim(asabiyet) anlamında soyu kadına bağlar ve ibrahimin oğlu olsa dahi aynı kavimden olmadığı için ana yanı ile hacerden olanları red eder.. tıpkı faraşaları(etopya yahudileri) red ettiği gibi.. sonradan buna da kılıf bulunmuş ve kaybolan kabilelerden olarak tanımlanmıştır.. yani ana soyun saba melikesi değil.. bir yahudi olduğu iddia edilmiştir ki.. israilde hala tartışılır..

Bu anlamda türk milleti,kürt milleti,ingiliz milleti esasında yanlış sözlerdir eğer millet kullanılacaksa " islam milleti ", " yahudi miileti " doğru kullanılış biçimidir.
bu dediğinde kölü hatalar içeriyor.. yahudiler için geçerlidir.. yukarıda belirttim.. granti anlamında bile kadın karnından çıkanlar anlamında hassas bir soy-neshep anlayışı olan yahudileri dinsel asabiyet-kavim ve sonunda günümüz değimi ile millet sayabilirsin..
ama..; islam buna uygun olmaz.. islam olaya böyle bakmaz.. adem-havva anlayışı temelinde kesintiye uğrayıp, nuh ile devam eden soyu temel almıştır.. sadece peygamber soyunu "hanif"i olarak ayırmış kutsamıştır o kadar.. yani islam ümmet-inanç temellerinde hareket eder.. yahudiler başlangıcı bu olsada bir neshep(soy) tanımı ve tarzını korumuştur.. islamda bu yoktur.. hanif neshep ayrıdır islam ümmeti ayrıdır..

Nitekim " NATİONAL " kelimesinin de karşılığı millet değil,kavim dir ya da moda tabirle ulus . . . Türk halkı,Kürt halkı,Fransız halkı da yine doğru kullanımlardır.
millet-ulus aynı içerik taşır.. sadece inanç temeli taşımayan sosyal-siyasal bir tanım olarak da içerik taşır..
türk halkı değince.., hıristiyan-şaman-islam vs. türkler akla gelir..
kürt değince de böyledir.. islam olmayan kürtler de vardır..

kelimelere her kesim farklı anlam yükleyebilir ama işleyişde içerikleri kendilerini gerçek anlamda ifade ederler..
Kur'an daki millet günümüzde ümmet anlamındadır, o nedenle islam milleti günümüz kullanımıyla doğru olmaz demek istedim, yahudiler hem ümmet hem de millet olduğu için istisnaidir. bruno arkadaşın bu ifadesi doğrudur..

kaldıki..; insanlık tarihinde ilk kabile tanımlamaları..,aynı karından(kadından) doğanlar ile ifade edilmiştir.. bu toplumsal birlikler sonraları.., dinsel-yerel-hanedan(baskın sülale) vs. gibi nedenlerle birleşmiş-ayrışmış ve günümüze gelmiştir.. yada erimiş-dönüşmüş-harman olmuştur.. son şekillenmeleri ise.. 1700ler sonrası netleştirilmiştir.. ama bu netleşmeler kendi doğal akışından daha çok.., sosyal-siyasal temellerde olmuştur..
alman-fransız-ingiliz(sakson)-iskandinav(isveç-norveç-danimarka) vs. gibi milletler-uluslar köken olarak germen olmasına karşın şimdi ayrı olarak ele alınır..
osetler alan denilen irani bir kavmin koludur.. çeçenler gibi farslar gibi ermeni ve kürtler-lezgiler gibi vs.
kısaca ayrışmaların kökeni daima sosyal-siyasaldır.. bizler zorunlu olarak ortaya çıkan ve "kabüllenilmiş" biçimleri ile ele almak zorundayız.. ama bu demek değildir ki.. analiz edilip, tartışılmayacak..

meksika halkı-ulusu-milleti.. ne ispanyol nede yerli(maya-inka) sonradan getirilen zenciler(afro-latinler)..dir.. ve oluşmuştur.. böyle ayrışmıştır.. çünkü halen .., ispanyol ve inca-maya ve zenci vardır..vardır.. ama tümünü temsil eden melez bir halk da vardır..
bizdeki "türk"ler gibi..:D

bunları farklı bakış yada katkı anlamında aktardım..

dostlukla

suat
 
#49
eywallah. Zahmet edip yazmışsın .. teşekkürler...

Asabiyet,kavimle alakalı değil. Bu bir duygu,tabiri caizse. Asabiyet,aile üzerinde oluşabileceği gibi kavim üzerinde,aynı takımı tutanlar üzerinde,aynı okula gidenler üzerinde dahi kurulabilir.Aidiyet hissi yani.

İslam çağında da günümüz şekliyle milliyetçilik kavramı yoktu,yanlış bir tespit. Basit bir akide denen inanç esasları konulu bir kitap okuyan kişi rahatlıkla bunu görebilir ki hatta mehmed akif'in de buna uygun bir şiiri olacaktı,dilerseniz yazabilirim.

Ayet diye yazdığım ibrahim milleti,peygamber soyuna işaret etmez ve hatta hiç alakası da yok desem kızmazsın umarım bana,çünkü ayetin siyak-sibak ından böyle bir mana asla çıkmıyor. Ve haniflik,tek ilah tek rab anlayışıdır islam'da,aynı anlamdadır,ayrı değildir.

Yahudileri kan bağı ile inançlarını birleştirmeye çalışan daha katı bir ideolojidedirler. Millet olmalarının yanında ayrı özel bir durumları vardır.
Milliyetçilik diye çıkan akımın başlangıcı da 17. yüzyıl sonları değildir. Birleşmiş milletler teşkilatının önceki adı neydi? BAkın " kavim " olarak geçtiğini göreceksiniz.

Acizane moda olan ve türedi olan kavramların karşısında olacağım. Ben mühendisim ve hani siz de bilirsiniz elektroniğin temelinde şu 1 0 lar vardır. Akıl,fonksiyonlara tabidir,kafa bağ kurar öyle öğrenir.
1 0 larınızı nerden alıyorsanız tasavvurunuzu onunla inşa ediyorsunuz demektir. Ben kadim bir geleneğe sahip olanı tercih ediyorum...

selam ile...
 
#50

Asabiyet,kavimle alakalı değil. Bu bir duygu,tabiri caizse. Asabiyet,aile üzerinde oluşabileceği gibi kavim üzerinde,aynı takımı tutanlar üzerinde,aynı okula gidenler üzerinde dahi kurulabilir.Aidiyet hissi yani.

bu tespitinize katılıyorum.. ibni haldun da bu noktadan yaklaşmıştır.. ama kavim olgusunuda bu noktadan ele alır..
Ayet diye yazdığım ibrahim milleti,peygamber soyuna işaret etmez ve hatta hiç alakası da yok desem kızmazsın umarım bana,çünkü ayetin siyak-sibak ından böyle bir mana asla çıkmıyor. Ve haniflik,tek ilah tek rab anlayışıdır islam'da,aynı anlamdadır,ayrı değildir.
bende tersini söylememiştim.. tek tanrılı dinlerde.. tüm insanlık aynı soydan gelir ama ayet-lerde belirttiği gibi ben sizi ayrı kollara ayırdım diye bir açıklamada vardır.. yinede..;
nasılki..; ibranilerde.., ibrahim ve sara dan olma yitshak(gülen) dan gelme vurgulanıyor ise.., islamda ve kureyş kabe ilişkilerinde de.., ibrahim oğlu ismail ve oğlu adnan dan gelme olarak vurgular vardır.. haniflik bu anlamda islam içinde sürekli tartışılmıştır. paygamber soyu(sülale anlamında) sürekli ayrıcalık olarak vurgulanmıştır...(emevi dönemi tartışmalar)


İslam çağında da günümüz şekliyle milliyetçilik kavramı yoktu,yanlış bir tespit. Basit bir akide denen inanç esasları konulu bir kitap okuyan kişi rahatlıkla bunu görebilir ki hatta mehmed akif'in de buna uygun bir şiiri olacaktı,dilerseniz yazabilirim.
bu dediğinize katılmam.. olanaksız.. pratikde yaşananlar anlamında olanaksızdır.. emeviler döneminde.., iran ve diğer inananlara "mevali" denildiğini biliyorsunuzdur.. emevilere en büyük tepkilerin arap-islam baskısından ve araplaştırma sürecinden dolayı olduğunu da bilmeniz gerekir.. kavim-asabiyet vs. bu konuları ibni-haldunun işlemesi bu anlamdadır.. gerek endülüste gerekse diğer alanlarda yaşanan ve birliği bozan kabileci-sülaleci çatışmalar üzerine ortaya konmuştur.. bir islam ümmeti(milleti) yaratma amacındaydı..
her akımın bir tarihsel öncesi ve dayandığı tarihsel temeller vardır.. milliyetcilik kavramıda böyledir. netleştiği yani işlevsel anlamda aldığı son biçimin bir öncesi süreçleri vardır..

osmanlıda erkin hanefi olmasına karşın.., askeri devşirme yapının bektaşi olarak örgütlenmesi de ayrı ve incelenmesi gerekilen bir konudur.. pygamber ocağı denirken tercih edilen mezhep değilde başka hatta sapkın-mezhep sayılan bektaşiliğin seçilmesi..


Yahudileri kan bağı ile inançlarını birleştirmeye çalışan daha katı bir ideolojidedirler. Millet olmalarının yanında ayrı özel bir durumları vardır.
buda yanlış anlaşılabliniyor.. tüm tek tanrılı dinler.. adem-havva yaratılış tezini kabul ederken bazılarını ayırmaktadırlar.. buda tanrının seçilmiş kulları mantığına dayanır..
yahudilikde böyledir.. kendilerini(ibrahim-sara soyunu(neshep).) seçilmiş olarak görürler.. tanrı ile bu anlamda akit yapmışlardır..

Milliyetçilik diye çıkan akımın başlangıcı da 17. yüzyıl sonları değildir. Birleşmiş milletler teşkilatının önceki adı neydi? BAkın " kavim " olarak geçtiğini göreceksiniz.
burada sanırım yanlış bilgilenmeniz var.. yada kelime anlamında takılmışsınız..
1920 de milletler cemiyeti.. cemiyeti akvam olarak kuruldu.. ingilizce olarak da natıon diye geçer.. osmanlıcada kavim-millet ayrı değildir.. sonradan litaratüre içerik olarak ayrıştırılarak konmuştur.. halk-avam gibi..

Acizane moda olan ve türedi olan kavramların karşısında olacağım. Ben mühendisim ve hani siz de bilirsiniz elektroniğin temelinde şu 1 0 lar vardır. Akıl,fonksiyonlara tabidir,kafa bağ kurar öyle öğrenir.
1 0 larınızı nerden alıyorsanız tasavvurunuzu onunla inşa ediyorsunuz demektir. Ben kadim bir geleneğe sahip olanı tercih ediyorum...


bu dediğinize de katılıyorum.. kuramsal(tezler anlamında) her olgu bir zemine dayandırılır.. ama bu demek değildir ki.. tartışılmaz.. uymayan.., yada kendi sistematiğine denk düşmeyen yanları irdelenmeyecek.. bilim denilen de budur.., mutlak kadim doğru ve temeller olmaz mantığıdır..

sizin kadim gelenek dediğiniz semavi-tek tanrılı "tasavvurlar" ise bunlarında öncesi vardır.. öncesi tasavvurlardan eklentileri.. ve kendi sistematiği içinde uyumsuz yanları vs..
sanırım siz "kadim" derken.. mutlak doğru ve tartışılmaz değişmez anlamında diyorsunuz ki..
o zaman en kadim ve başlangıç olan ibrani tasavvurunu merkez almalısınız.. hem de tartışmadan.. ama değiştirildiğini ve bozulduğunu söylüyorsanız.. aynı şey sonraki tasavvurlar içinde geçerlidir.. sonrakilerin bir değiştirme olmadığının ispatı sadece kişinin inanmasına bağlıdır..
yani peygamberleri tanıyıp, tasavvurlarını tanımamak yada büyük bir kısmının bozulmuş olduğunu söylemek olur ki..
tıpkı sonradan.., hadislerin farklılıklarının kuranı bile aşması gibi.. ve farklı mezheplerin oluşması gibi..
1o ilişkisi insan "kul" yaratımıdır.. ve mutlak da değildir.. sizinde belirttiğiniz gibi nereden alındığına bakılır..
çeşmeden doldurduğunuz her.., bir bardak su bir öncekinin aynısı değildir..

dostlukla

suat
 
#51
teşekkürler...

Yazıyı böyle cümle cümle ayırmanız ne iyi oluyor..

Seyyid Kutub,islam tarihi değil,müslümanların tarihi der. İnce ve önemli bir ayrıntı. Size birkaç hadis yazayım;

" Benden sonra gün günden beter olacak. Dinden hep birşeyler kopacak,insanlar da kalanına sarılacaklar,il çıkan şeriat,son çıkan da namaz olacaktır. "

bir diğer hadis;

" Benden sonra hilafet 30 senedir. Sonra ısırıcı kralalr gelecektir. Sonra melikler (sultanlar) devri yaşanacaktır. Sonra da karmakarışık bir dönem gelecektir. Akabinde de peygambersiz peygamber dönemi yaşanacaktır. "

Müslümanların tarih içerisindeki sapmalarını islam'a mal etmek ne kaadr doğrudur. Bu anlamda TANIMLAMAYIN,TANIYIN . . .
İmam-ı azam,imam malik,imam hanbel,said b. cübeyr,ebuzer,kerbelada hüseyin ve daha birçok müslüman neyin mücadelesini vermiştir?
Bir müslümanda kafir sıfatı,bir kafir de müslüman sıfatı olabilir. Müslüman cimri olur mu mesela,olmaz,olmaması lazım ama oluyor işte... Bunların arasını ayırın...

Ben müslüman olarak,yeryüzünde beşeri tüm ideolojilere " LA " demiş biriyim. RED olmadan İman olmaz zaten. Açıklayayım. . . Şuan karşınızda duran monitör kaç gramdır? Demokrasiler bunu halka sorarlar, 1 kilo der kimi,kimi 2 kilo,yol bulunur. İdeolojiler de tahmin gücü iyi insanların peşlerinden giderler, oysa ben tartıyı kullanma taraftarıyım. İslam'a bakışım da bu. Burada sabaha kadar da konuşsak,doğru nun kaynağı nedir sorusuna takılacağımızı düşünüyorum. Müslümanların tarihsel sapmalarını siz islam'a mal etseniz de,ben vahyin penceresinden adem'den bu yana tüm nebileri tek bir çizgi üzerinde görebiliyorum,hepsinin mücadelesi aynı çünkü. musa'nın firavun ile,ibrahim'in nemrud ile,peygamber as'ın mekke aristokratları ile mücadelesi hep aynı. Bu yüzden bu kadim geleneğe haniflik diyorum ve bu evrensel ailenin bir bireyi olarak kavramlarımı buradan alıyorum.

Batılı gibi salt akıl ile değil,ya da doğu dinleri gibi mistik de değil. teorisi ve pratiği olan,ahlakımdan siyasetime,iktisadıma kadar beni düzenleyecek ve başka bir yere ihtiyaç hissettirmeyecek bir fikir bir düşünce bir inanış. . . kadm gelenek dediğim bu...

selam ile...
 
#52
Müslümanların tarih içerisindeki sapmalarını islam'a mal etmek ne kaadr doğrudur. Bu anlamda TANIMLAMAYIN,TANIYIN . . .
İmam-ı azam,imam malik,imam hanbel,said b. cübeyr,ebuzer,kerbel ada hüseyin ve daha birçok müslüman neyin mücadelesini vermiştir?
Bir müslümanda kafir sıfatı,bir kafir de müslüman sıfatı olabilir. Müslüman cimri olur mu mesela,olmaz,olmamas ı lazım ama oluyor işte... Bunların arasını ayırın...


sn el_feta

Yukarıdaki isimleri geçen kişilerin,mücadele ettikleri kişilerinde yine müslüman olması,noktasında ''kimin doğru kimin yanlış'' olduğunu nasıl idrak edeceğiz?Örneğin Ebu Zerr'in,halifaler döneminde eylemliliklerde ve söylemlerdeki noktalar,yönetimin iyi yapılmadığı yönündedir ki,Ebu Zerr in yukarıda da belirttiğim minval üzerine 4 halife döneminde de yaşamış olması ve bilhassa Ebu-Bekirden sonraki yönetimleri eleştirmesi ile bu yönetim mekanizmasında görev yapanların resimleri arasında çok ilginç durumlar oluşmakta.Örneğin cennet ile müjdelenenler zamanında ebu zerrin yaşaması ile yönetim-insanları eleştirmesi (siz buna doğru yolu gösterme diyin) bağlamında da sorgulama yapmak gerek.

Şeriati'nin ''yeniden ebu zerr'' ini 3 kere okudum:) dördüncüsünde sorguladığımda çok ilginç gelmişti bana o dönem konjoktörü.!

saygı ve dostlukla...
 
#53
Vahiy. . . sorunuzun cevabı bu... Mesele bu işte,insanların birbirini düzeltmesi. otokontrolü olan bir toplum. Herkes Kuran ile muhattap ve itaat-isyan şartlı. 4 halife devri farklıdır,bunu ayırıyorum,Ali Şeriati'nin fikri süreciyle alaklı o kitap da. Ama Muaviye'nin müslüman olması ile yaptığı yanlışı herkes kabul eder ve söyler de. Çizdiğim tabloyu anlıyorsunuz değil mi? benden pembe cümleler ve ütopik şeyler beklemeyin. burası dünya ve biz insanız. Beşer şaşar. kuran'da zinanın cezası va mesela,demek ki müslümanlardan zina eden olacak ki bu ceza var. En başlarda ettiğim söze geliyoruz,sorun insan sorunu. İnsan eline aldığı neyi tahrif etmeyebilir ki. Komünist bile olsa mesela paraya faza meyletti mi içten,davasından zamanla sapmaz mı? Bu her fikir için geçerlidir.

RAB kelimesinin ilk anlamı TERBİYE EDEN demektir. Kişinin bilincini,tasavvurunu kim ya da ne inşa etmişse,algılarını,doğru/yanlış değererini belirleyen ne ise;kişinin rabbi O'dur. Bu bazen medya bile olabiliyor değil mi? Ya da herhangi bir düşünür,askeri lider vs. Vakıa basit,kimse kimseye hükmetmeyecek,ne sen bana ne ben sana. Herkes O'nun karşısında eşit ve Vahiyle muhatap.
vesselam ...

selam ile güzel arkadaşım. . .
 
#54
Vahiy. . . sorunuzun cevabı bu... Mesele bu işte,insanların birbirini düzeltmesi. otokontrolü olan bir toplum. Herkes Kuran ile muhattap ve itaat-isyan şartlı. 4 halife devri farklıdır,bunu ayırıyorum,Ali Şeriati'nin fikri süreciyle alaklı o kitap da. Ama Muaviye'nin müslüman olması ile yaptığı yanlışı herkes kabul eder ve söyler de. Çizdiğim tabloyu anlıyorsunuz değil mi? benden pembe cümleler ve ütopik şeyler beklemeyin. burası dünya ve biz insanız. Beşer şaşar. kuran'da zinanın cezası va mesela,demek ki müslümanlardan zina eden olacak ki bu ceza var. En başlarda ettiğim söze geliyoruz,sorun insan sorunu. İnsan eline aldığı neyi tahrif etmeyebilir ki. Komünist bile olsa mesela paraya faza meyletti mi içten,davasından zamanla sapmaz mı? Bu her fikir için geçerlidir.

sayın el_feta

Pembe ya da yaldızlı laflara prim vermedim ve bunu bir insanın söylemesinide beklemedim ki yaldızlı laf etmek,aslında laf etmek değildir diyerekten yazmış olduğunuz mesajdaki bir nokta bana göre çok önemli.O da şudur;

Ama Muaviye'nin müslüman olması ile yaptığı yanlışı herkes kabul eder ve söyler de. Çizdiğim tabloyu anlıyorsunuz değil mi? bu noktada peygamber! Muhammedin ''benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir,hangisini takip edersiniz hidayete varırısınız'' hadisi bağlamında düşünülürse yukarıdaki söz oldukç girifithlik arz eder.Yanlış hatırlamıyorsam bu hadisi,uzmanlar ''sahih'' hadis olarak görmekte.!Bu önerme ''beşer şaşar'' çerçevesi içinden de görünebilir!Lakin Muaviyenin yaşamı yanlış değilse,o zaman bu hadis doğru ama Muaviye yanlışta ise bu söz de yanlışta,diye bir öngörü...Ne kadar doğru,o beşere kalmış bir durum...


saygı ve dostlukla...
 
#55
teşekkürler...
Hadis " sahih " demişsiniz ya, Hadis ve yakın tarih alanlarında kendimi geliştirmeye çalışıyorum. ve bu anlamda hadisi araştırırsanız tekrardan " sahih olmadığını " göreceksiniz.
Bununla birlikte peygamber başka bir hadisinde :


“Sakın, sakın! Ashabımın aleyhinde bulunmayınız. Onları garazınıza hedef etmeyiniz. Her kim onları severse, beni sevdiğinden dolayı sever. Her kim de onlara buğz ederse, bana buğz ettiği için eder. Her kim onlara ezâ ederse, bana ezâ etmiş olur. Her kim bana ezâ ederse, Allah’a ezâ etmiş olur. Her kim de Allah’a ezâ ederse, çok sürmez, hesabını Allah’a verir.”

bu söz zaten o zaman Allah resulü'nü görmüş insanlara söyleniyor değil mi? Klasik tanımda Alalh resulünü gören ve islam dairesinde ölenlere sahabe denir. Ancak bu haidsten de anlıyoruz ki,peygamberin özelde kastettiği ve ilk zamanlarda güçlüklere katlanmış kişileri ayrı tuttuğunu düşünüyorum.

Bir diğer husus da,tarihi olayları iyi tahlil etmek. İnsanların farklı meyilleri var. Mesela hz. ebuzer,çok önemli bir sahabedir ama Allah resulü ona,sen kimsenin sorumlulğunu alma demiştir. Kendi içimizde de öyle değil mi? Mizaçlarımız farklı farklı,kimi ebubekir gibi duygusal,kimi ömer gibi celalli,kimi hamza gibi heybetli,kimi osman gibi kibar ve nazik yapılı, kimi bilal habeşi gibi garibanlıktan gelme,kimi musab b umeyr gibi zenginliği içinden gelme,kimi muaviye gibi köklü bir sülaleden gelme. Bu ve benzeri birçok farklılık,toplumsal senaryoyu da şekillendiriyor aslında. Örneğin bir bilal habeşi yi devlet ile ilgili işlerde göremiyorsunuz,oysa muaviye'yi görebiliyorsunuz. Ve şam valisi iken halk onu seviyordu da..

Farklı görüş ve yaklaşımlar , değerlendirmeler insanları karşı karşıya da getirebiliyor. Bence tüm bunlar yaşamın bir parçası. Müslüman alimlerin yaklaşımı güzel değil mi,muaviye müslümandır ama yanlış yapmıştır diyebilemeleri.

selam ile..
 
#57
böyle düşünürsek için içinden çıkamayız Fransızların kaçı Fransız almanların kaçı yüzde yüz alman daha da ileri götüreyim kürtlerin kaçı yüzde yüz kürt türklerin yüze kaçı kesin türk.Osmanlıya baktığımızda osmanlıya türk diyenler zaten batı Osmanlı türkleri diyor Osmanlının türklük iddiası yok .Ulus devletleri aşmayı başarmamız lazım yaşasın Anadolu sosyalist cumhuriyetler birliği.
 
Üst