Bağımsızlık Ve Sosyalizm Yolunda Şehit Düşenler (I.Bölüm) DHKP/C

#1
Umudu Selamlıyoruz..
Öndere Selam, Savaşa Devam.
Selam Olsun Umudu Yaratanlara, Selam Olsun Umudu Yaşatanlara...


'' Onları Sahiplenmek , Onlar Gibi Savaşmaktır.. ''

'' Yaşasın Önderimiz DURSUN KARATAŞ ''
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
#3
Bahattin anık hakkında bilgin varmı?
Şehit Düştüğü Tarih: 9 Şubat 1994
Şehit Düştüğü Yer: Ordu, Kumru İlçesine bağlı Eskiçokdeğirmen köyü
Doğduğu Tarih: 1962
Doğduğu Yer: Trabzon Çarşıbaşı
Mezar Yeri: Akçaabat, Trabzon

Karadeniz Kır Birliği Komutanı Bahattin ANIK, Ordu’nun Kumru İlçesine bağlı Eskiçokdeğirmen köyüne girerken oligarşinin kiralık katillerinin kurduğu pusuya düştü ve kahramanca direnerek şehit düştü.



BAHATTİN ANIK (Komutan Yılmaz) Yoldaş, Laz milliyetinden emekçi bir ailenin çocuğuydu.

1976-77 yıllarında daha çocuk denilecek yaştayken devrimci mücadeleye katıldı. Başlangıçta DY saflarında mücadele sürdürürken, 1978'de hareketimizin kurulması ile DY tasfiyeciliğine tavır alarak safını belirlemekte tereddüt göstermedi. Karadeniz'de DY tasfiyeciliğinin teşhiri ve devrimci mücadelenin yükseltilmesi için militanca çalıştı.

1980'de Giresun'da Tirebolu ve Espiye Liselerinde ve çevresinde örgütlenme çalışmaları yapmakla görevlendirildi. Bu görevini sürdürürken birçok anti-faşist eyleme katıldı. Birçok kez gözaltına alındı.

12 Eylül dönemi tutuklanarak yıllarca tutsak kaldı. Ama 12 Eylül zindanları çokları gibi O'nu bitiremedi. Tutsaklığı bittiğinde devrimci ailesini bularak daha yüksek kinle mücadeleye sarıldı.

1988'de Hareketimizin silahlı örgütlenmeleri içinde yer aldı. 1990'da Silahlı Devrimci Birliklerin kurulmasıyla ilk üyelerinden oldu.

Hareketimizin atılım yıllarında birçok eylemde yer aldı. Yararlılık ve kahramanlıklar gösterdi. Bu nitelikleriyle şehir birliklerinde komutan yardımcılığına yükseldi.

1992'de Kır Gerillasında görevlendirilen Yılmaz Yoldaş, Sivas-Tokat Ahmet KARLANGAÇ Kır Gerilla Birliği'ne sıradan bir savaşçı olarak katıldı. Ama kısa sürede kimi eksik ve zaaflarını aşarak, kır koşullarına adapte olarak yine komutan yardımcılığına yükseldi.

1993 sonlarında Karadeniz Dağlarında kır birliğini kurmak ve geliştirmek görevi ile Karadeniz Kır Birlikleri Komutanlığı'na atandı. Bu O'nun en büyük hayaliydi. Büyük bir coşku ve heyecanla kısa sürede görev bölgesine ulaştı. Yeni savaşçılar yetiştiriyor, program ve planlar geliştiriyordu. Şehit düştüğü ana kadar bu heyecanından hiçbirşey kaybetmeden çalıştı.

Oligarşinin kiralık katilleri bir operasyon sonucu kır birliği faaliyetinden haber aldığında Komutan Yılmaz görevinin en önemli kısmını yerine getirmiş, birliği eğitmiş olmanın huzuru içindeydi. O iyi bir öğretmen ve iyi bir öğrenciydi. DEVRİMCİ SOL'culuğu öğrenmek, yaratmak ve yoktan var etmek olduğunu iyi bilirdi. Bu özellikleriyle kısa sürede genç ve tecrübesiz insanlardan bütün olanaksızlıklara karşın bir birlik yaratmayı bildi. Düşman gerilla birliğimizin faaliyet yürüttüğü bölgeye büyük bir kuvvetle saldırmasına karşın beklediği sonucu alamadı.

O, gerçek bir devrim savaşçısıydı. Kırda ve şehirde savaşın ustalarındandı. Yaşamında korkuya, tereddüte, bedensel isteklere yer yoktu. Soğukkanlı ve ölüme meydan okuyanlardandı. Savaşın, yaşamı ölümün ağzından çekip almak demek olduğunu bilenlerdendi. Eylemlerde yoldaşlarına siper, hedefe süzülüp giden bir kartaldı. Her eylemde en riskli noktaları tercih eder, çatışmada en son yoldaşı çekilmeden çekilmezdi.

Komutan Yılmaz, kır koşullarında savaşın diğer boyutu olan amansız doğa koşulları karşısında da yiğit bir savaşçıydı. Günlerce aç ve susuz kaldığı oldu. Bir kez yakınmadı, kendi direncini yoldaşlarına aşılamak için çabaladı.

Eksik ve zaaflarına yenildiği, geri konuma düştüğü anlar da oldu. Şehir birliklerinde komutan yardımcısı iken, sıradan bir savaşçı olarak kır birliklerine gitmesi bu nedenleydi. Ama zaaflarını aşmayı, düşüşten yeniden yükselişe geçmeyi ve daha hızlı yürümeyi bilenlerdendi. Çünkü O, sorumluluklardan kaçan, gerekçeler peşinde koşanlardan değildi. Bir eleştiri-özeleştiri raporunda şöyle diyordu:

"Kendi kişisel çıkarlarımız ön planda olduğunda hemen haklarımıza sarılırız. Ama örgütümüzün sorunları söz konusu olduğunda bu haklarımızı ve görevlerimizi nedense hatırlamayız."

O, bu kavrayışıyla eksik ve zaaflara karşı acımasızdı, ama her eksiklikte önce kendine yönelen, kendi payını arayandı. Kendini yenilemekte zorluk çekmemesi de bu nedenleydi.

Komutan Yılmaz bir Laz uşağıydı. Esprileri, sıcakkanlılığı, coşku ve atılganlığıyla hatalar ve zaaflar karşısında tahammülsüzlüğüyle Laz milletinin özelliklerini devrimci kişiliğiyle birleştirmiş tüm birliğin moral kaynağı, Lazoğlusu olmayı başarmıştı.

Ve O, bir halk adamıydı. Halkın acılarını, dertlerini yüreğinde hisseden, halkın dilinden konuşmasını bilendi. Çocukla çocuk, gençle genç, yaşlıyla yaşlıydı. Bütün yaşamını halkın kurtuluşuna adayan gerçek bir halk önderi, halk örgütçüsüydü...



(Yukarıdaki özgeçmiş, 21 Şubat 1994 tarihli 69 sayılı Devrimci Sol Haber Bülteni'nden alınmıştır.)
 
Üst