BDP'liler bir omuz verin heval!!!!!

#1
BDP'liler bir omuz verin heval..!!! Taraf - Istanbul - 23.04.2010
tarafın haber başlığı böyle idi..:D

Anayasa değişiklik teklifinin ilk yedi maddesini referandum için gereken 330 sınırına yakın oylarla Genel Kurul’dan geçiren AKP, parti kapatmaları zorlaştıran 8. maddeyi riske atmamak için BDP grubundan destek istedi. Maddeyi olumlu bulan BDP yönetimi beş oyla destek verdi.
BDP’nin desteği AKP’nin talebi doğrultusunda gerçekleşti. Paketteki maddeler 333-337 aralığında kabul edilirken; AKP yöneticileri, 8. maddede fire verecekleri yönünde BDP’ye bilgi vererek, desteklememeleri durumunda bu maddenin reddedileceğini bildirdi. BDP yönetimi de durum değerlendirmesi yaptıktan sonra AKP’nin talebine olumlu yanıt verdi. BDP’nin desteği beş milletvekiliyle sınırlı kalırken, maddenin 337 oyla kabul edilmesini sağladı.

haberin başlangıç açıklaması da yukarıdaki gibi.. yani akp durumu açıklayıp destek istemiş.., bdp de bu desteği vermiş..
oysa.., aşağıda sunacağım açıklama..,yukarıdaki açıklama ile taban tabana zıt...!!!
taraf bunu neden yapıyor..!!!???

akp den gelen açıklama diye sunsa anlayacağım.. ama öyle sunmamış..,
AKP yöneticileri, 8. maddede fire verecekleri yönünde BDP’ye bilgi vererek, desteklememeleri durumunda bu maddenin reddedileceğini bildirdi. BDP yönetimi de durum değerlendirmesi yaptıktan sonra AKP’nin talebine olumlu yanıt verdi.
yazılanlar çok açık ve net.. akp den gelen bilgi gibi değil.., sanki kendileri de olayın içinde gibi sunuyorlar..!!!!!
oysa bdp den gelene Taraf’a açıklama yapan BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız diyorlar..!!!
Bir BDP milletvekili, “AKP fire verdi biz can simidi olduk” dedi. Taraf’a açıklama yapan BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da, sürpriz destekleri için şöyle konuştu: “Destek vermemiz için AKP’den herhangi bir talep gelmedi. Bu önceden düşündüğümüz bir şeydi. Siyasi partilerle ilgili maddenin bizim için önemli bir anlamı var. Bizim bir partimiz daha yeni kapatıldı, genel başkanımız yasaklandı. Aslında bu madde bize değil AKP’ye yarayacaktır. Çünkü, TMK ve TCK değişmeden, bize açılan binlerce davadan, kapatma davalarında odak olmaktan kurtulmamız mümkün değil. AKP bizim taleplerimizi dikkate almadı. Taleplerimiz dikkate alınırsa desteğimiz söz konusu olabilir. Bu tutumuz, diğer maddelerde, ikinci turda veya referandumda destek vereceğimiz anlamına gelmesin. Oylamalara katılmama tavrımız devam edecek, herhangi bir maddeye ret oyu vermeyeceğiz. Verdiğimiz destek, semboliktir, bir iyi niyet göstergesidir. Umarım AKP bunu iyi değerlendirir. Bu tutumuzu halka anlatacağız. Yapılan değişikliklerin, belediye başkanlarımızı ve çocuklarımızı serbest bırakmayacağını söyleyeceğiz.

kısaca.., "taraf"ı anlamak olanaksız.. bu haberi veriş biçimi de çok manidar..
ikinci açıklama bdp den gelen bir bilgi.., doğru-yanlış her ne ise.., ama birinci sunuluş biçimi ise akp den gelen bilgi değil.., sanki kendileri bir "taraf" üstelik akp yi işin içine katmadan akp adına yazmışlar..

buradan şu çıkıyor.. ya .., bdp yalan söylüyor.. ya.., "taraf" ama akp bu işlerin "dışında"!!!

işin bu yönü ayrı bir analiz gerektiriyor.. ama bu "anayasa" olayı da anlaşılmalıdır..
12 eylül hukukunu ve işleyişini değiştirmemekte direnenler.. sadece chp-mhp değil demekki başkaları da var..??
bunların başında akp.., kuyruğunda da.. "pek"(tıbbi anlamda pek) demokrat "taraf" var..
bu nasıl demokratlık ise..!!!!!!!!!!!
* 12 eylül hukuku aynı kalacak
* halkın temsil edilme anlayışı aynı kalacak
* halkın meşru-yasal temsilcileri ve çocuklar içerde kalacak..
* vs. vs.
sen buna "demokrasi" diyeceksin..
buna bence.., demokrasi oyunu denir..
ve yemezler..
yiyenlere afiyet zıkkım olsun..



 
#2
İsmail Beşikçi: BDP'nin Tutumu Doğru Değildir!

Barış ve Demokrasi Partisi anayasa değişikliklerine, Kürt sorununun çözümüne ilişkin öneriler yok diye destek vermeyeceğini belirtmektedir. Bu doğru bir tutum değildir. Bu değişiklik önerilerine karşı durmak, Barış ve Demokrasi Partisi’ni yüksek yargının bugünkü antidemokratik yapısını destekler bir konuma itmektedir. Halbuki bugünkü bu yapılardan en çok zarar görenler Kürtlerdir.








Sermaye birikimi ve özgürlükler

1980’lere kadar, sanayi daha çok İstanbul, Kocaeli, İzmir, Adana gibi yörelerde gelişiyordu. Günümüzde sanayi artık, Orta Anadolu, Karadeniz gibi yörelerde de gelişiyor. Sınai-ticari gelişmeleri Doğu’da izlemek de mümkündür.

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği) kısaca, İstanbul yöresinde öbeklenen sanayicilerin örgütüydü. Resmi görüşün yanında duran, resmi görüşü kollamaya çalışan bir örgüt. Taşrada gelişmeye başlayan sanayi, MUSİAD (Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği), ASİAD (Akdeniz İş Adamları ve Sanayicileri Derneği), ÇORUMSİAD (Çorum İş Adamları ve Sanayicileri Derneği), OKASİAD (Orta Karadeniz İş Adamları ve Sanayicileri Derneği), DOSİAD (Doğu Anadolu İş Adamları ve Sanayicileri Derneği), OSİAD (Ostim İş Adamları ve Sanayicileri Derneği), TÜMSİAD (Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği) gibi örgütlenmeler meydana getiriyor. Bu gelişmeler Anadolu Kaplanları olarak da algılanıyor. Buralarda üretilen malların ihraç edildiği, ihracatın yıldan yıla arttığı da gözlenmektedir. Bu süreç, taşradaki sanayici ve iş adamlarını uluslararası sermaye ile bütünleştirmektedir. İhracatın çok önemli bir kısmı Avrupa’ya yapılmaktadır.

Taşradaki sanayiciler ve iş adamları genellikle muhafazakar olarak bilinmektedir. Sanayinin gelişmesi, ihracatın ve ithalatın gelişmesi bu muhafazakar ortamda Avrupa Birliği, demokrasi, insan hakları, özgürlükler bazı değerlerin filizlenmesini de sağlamaktadır.

Ekonomik ilişkilerin Avrupa ülkeleriyle, ABD, Kanada gibi ülkelerle gelişmesi kaçınılmazdır. Çeşitli Avrupa devletlerinde, batılı devletlerin çoğunda, fert başına düşen milli gelir fazladır. Bu devletlerde, fert başına düşen milli gelir 50 bin-60 bin dolar civarındadır. Böyle olunca, bu ülkeler, bu ülkelerin halkları ürettiğiniz ürünlere alıcı olabilir. Asya ülkelerinde, Ortadoğu ülkelerinde, Avrasya ülkelerindeyse fert başına düşen milli gelir çok düşüktür. 5 bin-6 bin dolar civarındadır. Bu durum, sizin ürettiğiniz mallara alıcı olmalarını engellemektedir. Bunun yanında ithal etiğiniz malları da ancak bu ülkelerden sağlayabilirsiniz.

Çünkü ihtiyaç duyduğunuz mallar, makinalar, makina üreten makinalar ancak buralarda üretilebilmektedir. Ortadoğu, Asya, Avrasya ülkelerinden, ihtiyaç duyduğunuz malları, makinaları ithal etmeniz mümkün değildir. O ülkelerin bir kısmından ancak, sanayinin temel girdileri olan petrol, doğal gaz gibi ürünleri, sanayinin bazı temel ham maddelerini ithal edebilirsiniz.

Batı dünyası ülkeleriyle ticaretin oturmuş kuralları vardır. Borcunuzu alacağınızı bilirsiniz. Alacağınızın zamanında ödeneceğini bilirsiniz. O bilgi üzerinden geleceğe dönük planlar, projeler yapabilirsiniz. Ortadoğu ülkeleriyle, Asya ülkeleriyle, Avrasya ülkeleriyle ticarette bu kadar oturmuş kurallar yoktur. Anlaşmada belirtilen süre içinde alacaklarınız size ödenmeyebilir. Bu koşullarda geleceğe dönük planlar yapmanız, yapmışsanız yaşama geçirmeniz mümkün olmayabilir.

Uluslararası ticareti geliştiren, rekabeti geliştiren bir unsur da kaliteli mal üretmektir. Avrupa ülkeleriyle, Avrupa Birliği ülkeleriyle ticareti geliştiren önemli bir unsur da budur.

Turizm, ekonomik ilişkilerin önemli bir boyutudur. Türkiye’ye gelen, Türkiye’de konaklayan turistler, dünyanın hangi ülkelerinden, hangi yörelerinden gelmektedir? Turistler daha çok Avrupa ülkelerinden gelmektedir. Bu da doğaldır. Buralarda fert başına düşen milli gelir yüksek olduğu için, insanların, ailelerin seyahate ayıracak paraları da vardır. Asya ülkelerinde, Ortadoğu ülkelerinde, Avrasya’da insanların, ailelerin bu olanakları çok sınırlıdır. Bütün bunlardan dolayı muhafazakâr görüşlü kesimin ihracat ithalat ilişkilerini, ekonomik ilişkilerini Avrupa ile Batı dünyası ile yürütmesi daha büyük bir olasılıktır.

Muhafazakâr kesimin sermaye birikimi, Avrupa ile gelişen ekonomik ilişkiler, onları Avrupa’nın bazı değerleriyle de buluşturmaktadır. İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi anlayışı bu süreçte muhafazakâr kesimlerde de yankısını bulabilmektedir. Bu süreç toplumda doğal bir özgürleşme yaşanmasını da getirmektedir. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin özgürlüklerinin genişletilmesine ilişkin planlarının, girişimlerinin temelinde böyle bir süreç vardır.

Bu sürecin Adalet ve Kalkınma Partisinde, hükümette pürüzsüz bir şekilde yürüdüğü düşünülemez. Parti içinde, hatta hükümette özgürlüklerin genişletilmesine karşı olan, resmi ideolojinin değerleriyle daha kolay buluşabilen bir kesim de vardır. Kürt açılımı, demokratik açılım, bu kesim tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Resmi görüşe yakın, Kürt değerlerine uzak anlayışta olanlar Kürt sermayedarlar arasında da vardır. Ama buna karşı yine Adalet ve Kalkınma Partisi içinde, hümet içinde özgürlüklere daha sağlıklı yaklaşan ana akım da vardır. Buna rağmen Avrupa birliği ülkeleriyle ihracatın artması, ekonomik ilişkilerin gelişmesi, özgürlüklerin daha sağlıklı bir şekilde gelişmesini getirebilir.

Bütün bu ilişkileri, hükümetin anayasa değişiklikleri projesinde, bu değişiklikler etrafında gelişen tartışmalarda izlemek mümkündür. Günümüze kadar Türk siyasetinde halk tarafından seçilmiş kurumların ciddi bir ağırlığı yoktur. Siyasal partilerin, hükümetin, TBMM’nin, güdülen siyasetin saptanmasında ciddi bir ağırlığı yoktur. Güdülen siyaseti saptamak, tayinle gelen kurumların yetkisi dahilindeydi. Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu, Alevi sorunu gibi temel sorunlarda güdülen siyaset bu çerçevede saptanıyordu. Anayasa Mahkemesi’nin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi kurumların, TBMM’nin, hükümetin tasarruflarını denetler bir yapısı vardır. Bugünkü hükümet ise tayin edilmişlerin değil, halkın, halk tarafından seçilenlerin daha çok egemen olacağı bir düzen öngörmekte, bunu yaşama geçirmek için bazı anayasa değişiklikleri düşünmektedir. 12 Eylülcülere yargı yolunun açılması, darbeci askerlerin yargılanmasının önünün açılması, siyasal partilerin kapatılmasında TBMM’nin daha çok söz sahibi olması, kamu denetçiliği, memura toplu sözleşme hakkının sağlanması, düşünülen değişiklikler arasındadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Anayasa Mahkemes’inin işleyişinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısında bazı değişiklikler düşünülmektedir.

Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, hükümetin kafasının biraz karışık olduğu da görülmektedir. Yüzde 10 seçim barajının korunması konusundaki çabaları, bu niyetine ve düşüncesine terstir. Ayrıca Kürt açılımının güçlenmesine yol verecek bir değişiklik önerisi olmaması, eleştirilmesi gereken bir konudur. Kürtlere karşı şiddetin geliştirilmesi yine bu düşüncelerle ve niyetlerle çelişen bir durum ortaya koyuyor. 12 Nisan 2010 günü Samsun’da Ahmet Türk’e yumruk atılması, bu olayı protesto edenlere karşı şiddetin tırmandırılması, örneğin Hakkari’de, annesinin gözleri önünde polisin 14 yaşında bir çocuğu öldüresiye dövmesi yine öyle. Çocuğun babasının KCK operasyonu çerçevesinde tutuklanan eski bir belediye başkanı olmasını da belirtmek gerekir. Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Başbakan Yardımcısı’nın, İçişleri Bakanı’nın bu olayları hemen protesto etmesi, Ahmet Türk’ü hastanede ziyaret etmeleri, şiddet uygulayan polislerin açığa alınmasını, gerginlikleri yumuşatıcı bir tutum olmuştur.

Bütün bunlara rağmen anayasa değişikliklerinin bir bütün olarak desteklenmesi gerekir. 9 Kasım 2005’te Şemdinli’deki Barış Kitabevi’ne bomba atma olayını soruşturan ve bu konuda iddianame hazırlayan savcının görevine son verilmesi, meslekten uzaklaştırılması, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bir işlemiydi. Bu, adalet anlayışıyla bağdaşmayan, meşruluğu olmayan bir işlemdi. Düşünülen değişiklikler, yüksek yargıda görülen bu tür keyfiliklerin önüne geçiyor.

9 Aralık 2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir kararla Demokratik Toplum Partisi kapatıldı. Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan bu kaçıncı parti? Değişiklik önerilerinde, siyasal partilerin kapatılmasında TBMM’nin onayı aranıyor.

Anayasa Mahkemesi iki ay kadar önce askerlere adli yargı yolunu açan bir düzenlemeyi de iptal etmişti. Anayasa değişiklikleri arasında, askerlere adli yargı yolunu açan düzenlemeler de var. Barış ve Demokrasi Partisi anayasa değişikliklerine, Kürt sorununun çözümüne ilişkin öneriler yok diye destek vermeyeceğini belirtmektedir. Bu doğru bir tutum değildir. Bu değişiklik önerilerine karşı durmak, Barış ve Demokrasi Partisi’ni yüksek yargının bugünkü antidemokratik yapısını destekler bir konuma itmektedir. Halbuki bugünkü bu yapılardan en çok zarar görenler Kürtl


ismail beşikcinin yazısında analiz gerektiren bir yazı olarak karşımıza çıkıyor.gerçekten vahim bir yazı.yazık.
 
#3
beşikçi de uçuyo bu günlerde herkes ne kulanıyosa uçan çok kişi görüyorum :)sanki akp nin yapacağı ana yaso diyerlerinden farklı olacak bu hükümet dönemindeki baskı hiç bir hükümet dönemindeyok ismail beşikçi bir istatistiklere baksa iyi olurdu :)
 
#4
beşikçi de uçuyo bu günlerde herkes ne kulanıyosa uçan çok kişi görüyorum :)sanki akp nin yapacağı ana yaso diyerlerinden farklı olacak bu hükümet dönemindeki baskı hiç bir hükümet dönemindeyok ismail beşikçi bir istatistiklere baksa iyi olurdu :)
ismail hocaya saygımız sonsuz.zamanında kürt halkı için çok şeye göğüs gerdi.hapsenlerde geçti ömrü.çok değerli bir yeri vardır kürt halkında.zamanında kimsenin dile getiremedği gerçekleri o dile getirmiştir.ama artık bazı şeyleri görmekten uzak.yazıları bunu gösteriyor.

halen akp nin bu anayasa değişikliğiyle kürtlere yada diğer ezilen halklara bazı kazanımlar getireceğini düşünen varsa vahim gerçekten.kürt halkı hiç bir dönem bu dönemdeki kadar baskı ve imhayla karşı karşıya gelmemiştir.
 
#5
beşikçi de uçuyo bu günlerde herkes ne kulanıyosa uçan çok kişi görüyorum :)sanki akp nin yapacağı ana yaso diyerlerinden farklı olacak bu hükümet dönemindeki baskı hiç bir hükümet dönemindeyok ismail beşikçi bir istatistiklere baksa iyi olurdu :)
sevgili toll..
keşke bu "durumlar" "uçmak" ile açıklanabilse..,
keşke anayasa veya akp demokratlığı!! "anlaşılamayan" bir "mesele" olsa..
çok değil.., iki sene önce forumlarda .., sert bir içerikle beşikçi eleştirileri yapmıştım.. ve en büyük tepkiler de.., en "keskin" solculardan gelmişti..,,
çünkü konunun içeriğinde sayın öcalan ve pkk eleştirileri vardı..
sanılıyordu ki.., ben bu yüzden sert eleştiriyorum.. oysa açıklamaya çalışıyordum..
""türkiyede çeşitli "sol" dükkanlar açılıyor.. ve bunu.., sistem, bizzati..; ya kendi açıyor.. yada kanal açıp.., belirli "zeminlere" iteleyip.., orada bir dükkan açmalarına göz yunmuyor.."" demiştim.. ""beşikçi de bu dükkanlardan birindedir ve işin kötüsü sürekli "takıldığı" yerler de sistemin ana kartelleridir(nasname-rızgari vs.)"" demiştim...

bu anlamda .., bu yazısına şaşırmadım.. ve dilerim bu yazısı kaba tepkiselliklerle değil.., "derin" içeriği ile analiz edilir..

önümüzde çok ciddi bir savaş durumu var.. ve bu savaş.., 93-96 konseptinden de farklı olacaktır.. o dönem.., sistemin belirli güçleri eli ile kürt halkının tümüne.., tüm varlığına karşı yürütülüyordu..
şimdi ise.., tırşıkçılar ile şöven ve gizli-şöven yada şövenizminin farkında olmayanlarla birlikte pkk ve kürt halkının politik yapısına direk yönelik olacaktır..
yani..; bu sefer sistem seyirciye izin vermeyecek ve kesin "taraf" olmayı isteyecektir..
ilk etap da.., her zamanki işlevsel olan.., hevesli "tarafgirler" ve zamanla gizli "tarafgirler devreye girecektir.. ve sonunda da "bi taraf" olma çabasında olanlar zorlanacaktır..

bu anlamda yaklaşılmasını tavsiye ederim..
geçmişin değerleri ya değer olarak kendini gösterecek yada üzerindeki pullar dökülecektir..

yazıyı daha sonra analiz etmeyi düşünüyorum.. nedenleri ise malüm.. konu güme gitmesin..

not..; beşikçi yazısını buraya aktaran.., ciwan arkadaşa özel teşekkürlerimi sunarım..
 
#6
ismail hocaya saygımız sonsuz.zamanında kürt halkı için çok şeye göğüs gerdi.hapsenlerde geçti ömrü.çok değerli bir yeri vardır kürt halkında.zamanında kimsenin dile getiremedği gerçekleri o dile getirmiştir.ama artık bazı şeyleri görmekten uzak.yazıları bunu gösteriyor.

halen akp nin bu anayasa değişikliğiyle kürtlere yada diğer ezilen halklara bazı kazanımlar getireceğini düşünen varsa vahim gerçekten.kürt halkı hiç bir dönem bu dönemdeki kadar baskı ve imhayla karşı karşıya gelmemiştir.
saygı hak edilir hak edene saygı ki bende bir saygısızlık yapmadım ismail beşikçiye
ve geçmişinde ne yaptığın önemi yok devamını getirebilyomusun geçmişte başka çok emek bedel vermiş insan saya bilirim sana şunki durumları içler acısı ve razalet
 
#7
saygı hak edilir hak edene saygı ki bende bir saygısızlık yapmadım ismail beşikçiye
ve geçmişinde ne yaptığın önemi yok devamını getirebilyomusun geçmişte başka çok emek bedel vermiş insan saya bilirim sana şunki durumları içler acısı ve razalet
size saygısızlık ettiniz diyen yok.bu kadar agrasif olmanıza gerek yok heval.ikincisi bu yazıyı bende onaylamadığımı belirtdim.
 
#8
suat abi uçmak orgoda ot yada benzeri uyuşturucu melzeme kulanmış kendinde olyan için denir bence yerinde bir tespit sol dükan ve marketler zincirleri için bir takım bişeler diyecem fakat bazı şeyler daha kesinleşsin öyle ve bazı tirşikçiler küfür zan ediyo :D
 
#9
suat abi uçmak orgoda ot yada benzeri uyuşturucu melzeme kulanmış kendinde olyan için denir bence yerinde bir tespit sol dükan ve marketler zincirleri için bir takım bişeler diyecem fakat bazı şeyler daha kesinleşsin öyle ve bazı tirşikçiler küfür zan ediyo :D
toll arkadaş biraz ciddi yaklaşmayı dene olaylara.ismail beşikçinin yazısı hakkında uçmuş gibi bir laf etmek hoş değil her ne kadar bizde onaylamasakta yanlış.

ayrıca sizim bu tutumunuz konunun içeriğini değiştirmekte.dikkat etmenizi öneririm.selamlar.
 
#10
suat abi uçmak orgoda ot yada benzeri uyuşturucu melzeme kulanmış kendinde olyan için denir bence yerinde bir tespit sol dükan ve marketler zincirleri için bir takım bişeler diyecem fakat bazı şeyler daha kesinleşsin öyle ve bazı tirşikçiler küfür zan ediyo :D
dediğini ve imalarını anlamadığımdan itiraz etmedim.. ve imalarını da yerinde buluyorum.. ama.., analizlerle bunları açıklasak daha iyi olur demek istedim..
 
#11
Arkadaşlar Beşikçi'ye kızıyorsunuz ama 1961 de anayasa değişti 1960-1980 arasında ülke devrimci durum oluştu. Devrimci durumun tek sebebi bu anayasadaki değişiklikti denilemez ama anayasadaki değişikliğin büyük etkisinin olduğunu kimse yadsıyamaz. Benzer şekilde 1982'de anayasa değiştirildi, o tarihten bu yana ülkeye sol namına ölü toprağı serildi, günümüzdeki yoz kültürün, apolitik gençliğin tek nedeni 1982 anayasasıdır denilemez elbet fakat bu anayasanın ülkenin bu duruma düşmesinde büyük pay sahibi olduğunu da kimse reddedemez.
AKP nin anayasa değişikliği kürtler açısından ya da sol açısından yeterli değilidir, ama bu maddelerin nispeten de olsa ülkenin "askeri" ya da kemikleşmiş statukocu bürokrasisinin işini zorlaştıracağı ortadadır. Dolayısıyla kürtler açısından eskisinden daha kötü olacağını söylemek zor. Beşikçi bununla ilgili örneklemeler de yapmış işte şemdinli savcısı vs gibi.
 
#12
Arkadaşlar Beşikçi'ye kızıyorsunuz ama 1961 de anayasa değişti 1960-1980 arasında ülke devrimci durum oluştu. Devrimci durumun tek sebebi bu anayasadaki değişiklikti denilemez ama anayasadaki değişikliğin büyük etkisinin olduğunu kimse yadsıyamaz. Benzer şekilde 1982'de anayasa değiştirildi, o tarihten bu yana ülkeye sol namına ölü toprağı serildi, günümüzdeki yoz kültürün, apolitik gençliğin tek nedeni 1982 anayasasıdır denilemez elbet fakat bu anayasanın ülkenin bu duruma düşmesinde büyük pay sahibi olduğunu da kimse reddedemez.
AKP nin anayasa değişikliği kürtler açısından ya da sol açısından yeterli değilidir, ama bu maddelerin nispeten de olsa ülkenin "askeri" ya da kemikleşmiş statukocu bürokrasisinin işini zorlaştıracağı ortadadır. Dolayısıyla kürtler açısından eskisinden daha kötü olacağını söylemek zor. Beşikçi bununla ilgili örneklemeler de yapmış işte şemdinli savcısı vs gibi.
sevgili buruno..,
izninle.., öncelikle bir şeyleri belirtmek isterim.."kötünün iyisi" bir "tercih" olayı değildir.. bir "zorunluluğun" sonucu "içine düşülendir".. ve daha "olumsuz" ile "olumsuz" kıyaslaması ile "olumlama" da yapılamaz..

öncelikle 60 anayası örneğine değinmek isterim..
60 anayasası "özgürlükleri" getirdi denilir...!! oysa faşist yasalar devam ediyordu.. türkiyenin yeni sürecine uygun.., yani kapitalist "modernleş"menin türkiye üzerindeki "pazar" yapısallaştırılmasının zorunlu "hareketleri" idi.. ama hiç bir zaman sola özgürlük getirmedi.. ve gelişen de sol değildi.. sol kendini 68 ile ortaya koymaya başladığında zaten bu anayasanın kalan "iyi" yanları da ek düzenlemelerle gerekli "hale" getirilmişti..
yine 1981 anayasası da solun perişanlığına gerekçe olarak verilemez..
örneğin.., 70 darbesi ve baskılarını yaşayanlar bilir.. sol buna karşın yürümeye başladı ve tüm baskılara karşın var oldu..
perişan oldu ise kendi eksikliğindendir..

81 anayasası ve 12 eylül faşizmi kürt ulusal mücadelesine işlemedi.. hatta bu mücadele özalizm ile başlayan.., soldaki dökülmeleri de engelledi.. 12 eylül sürecini örselemeyi başardı ama sol bunu da kullanamadı o ayrı..

ve beşikçi nin yazısı bunların çok dışında şeylerden bahsediyor.. iyi okumalısın.. (bence)
çünkü beşikçinin her yazısını kitabını satır satır ve defalarca okumuş bir kişiyim.. tarzını ve içerikte gizli dürtmelerini iyi anlarım..

yazısına ciddi bir bdp muhalefeti eleştirisi ile giriyor ve ilk sözleri de aşağıda..

Sermaye birikimi ve özgürlükler (bu ilk başlık çok önemlidir.. ilk buraya takılmalısın)

1980’lere kadar, sanayi daha çok İstanbul, Kocaeli, İzmir, Adana gibi yörelerde gelişiyordu. Günümüzde sanayi artık, Orta Anadolu, Karadeniz gibi yörelerde de gelişiyor. Sınai-ticari gelişmeleri Doğu’da izlemek de mümkündür.
okuyan.. doğal ve reel bir gerçeklikten bahsediyor sanır.. ama sormaz neden böyle başlıyor???
hemen anımsatayım..
sanayi .., sadece türkiye de değil küresel anlamda da başka alanlara kaydırılıyor.. çin, hindi-çin vs. gibi ucuz iş-gücü ve atıkların sorun olmadığı alanlara kaydırılıyor..
bu nesnel ve kaçınılmaz bir "gelişme" değil.. başlık bu yüzden tehlikeli dedim..

Sermaye birikimi !!!! birikim dediği bahsettiğim alan kaydırması.. ama.., beşikçi bunu "gelişmemiş ve ezilen" sermaye alanlarının özgürce gelişmesi olarak "yutturmaya" çalışıyor.. ve özgürlükler ile "ilişkilendiriyor"..
bu anlamda "okumak" gerekir..
Bu gelişmeler Anadolu Kaplanları olarak da algılanıyor. Buralarda üretilen malların ihraç edildiği, ihracatın yıldan yıla arttığı da gözlenmektedir. Bu süreç, taşradaki sanayici ve iş adamlarını uluslararası sermaye ile bütünleştirmektedir. İhracatın çok önemli bir kısmı Avrupa’ya yapılmaktadır.
diye başlayıp.., gelişmeleri aktarıyor.. sanki kendi özgücü ile bir yerli sermaye gelişimi var ve avrupa ile ilişkileniyor.. "diğer" sermayeyi "aşıyor" "diğeri" ne ?? belli değil..

Taşradaki sanayiciler ve iş adamları genellikle muhafazakar olarak bilinmektedir. Sanayinin gelişmesi, ihracatın ve ithalatın gelişmesi bu muhafazakar ortamda Avrupa Birliği, demokrasi, insan hakları, özgürlükler bazı değerlerin filizlenmesini de sağlamaktadır.
açıkça.., gerici-feodal alanlar kapitalist moderniteye uyacak ve demokratikleşecek diyor.. dediği alanların başında kürdistan gelir.. ve asıl ima ettiği de abd eli ile "gelişen" güney-kürdistana övgüdür.. başka yazıları ile birleştirirsen bunu görürsün.. bu forumda benim eleştiriel yazılarımda bunlar var..
kısaca.. beşikçi leb demenden ben çorum da değil.., hattutaş olarak anlıyorum..
Muhafazakâr kesimin sermaye birikimi, Avrupa ile gelişen ekonomik ilişkiler, onları Avrupa’nın bazı değerleriyle de buluşturmaktadır. İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi anlayışı bu süreçte muhafazakâr kesimlerde de yankısını bulabilmektedir. Bu süreç toplumda doğal bir özgürleşme yaşanmasını da getirmektedir. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin özgürlüklerinin genişletilmesine ilişkin planlarının, girişimlerinin temelinde böyle bir süreç vardır.

Bu sürecin Adalet ve Kalkınma Partisinde, hükümette pürüzsüz bir şekilde yürüdüğü düşünülemez. Parti içinde, hatta hükümette özgürlüklerin genişletilmesine karşı olan, resmi ideolojinin değerleriyle daha kolay buluşabilen bir kesim de vardır. Kürt açılımı, demokratik açılım, bu kesim tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Resmi görüşe yakın, Kürt değerlerine uzak anlayışta olanlar Kürt sermayedarlar arasında da vardır. Ama buna karşı yine Adalet ve Kalkınma Partisi içinde, hümet içinde özgürlüklere daha sağlıklı yaklaşan ana akım da vardır. Buna rağmen Avrupa birliği ülkeleriyle ihracatın artması, ekonomik ilişkilerin gelişmesi, özgürlüklerin daha sağlıklı bir şekilde gelişmesini getirebilir.


anlatmak istediğim şudur..
beşikçi.., var olan "iyileştirmeler"den bahsetmiyor.. buna karşı çıkan da yok zaten.. olması gerekenlerden ve olması için adım atılmamasına itiraz vardır.. ama beşikçi bunlara hiç girmiyor..
ve hiç utanmadan da örnekler veriyor...

12 Nisan 2010 günü Samsun’da Ahmet Türk’e yumruk atılması, bu olayı protesto edenlere karşı şiddetin tırmandırılması, örneğin Hakkari’de, annesinin gözleri önünde polisin 14 yaşında bir çocuğu öldüresiye dövmesi yine öyle.
diyor....., bolca övüyor.., ve ekliyor da..,
Çocuğun babasının KCK operasyonu çerçevesinde tutuklanan eski bir belediye başkanı olmasını da belirtmek gerekir. Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Başbakan Yardımcısı’nın, İçişleri Bakanı’nın bu olayları hemen protesto etmesi, Ahmet Türk’ü hastanede ziyaret etmeleri, şiddet uygulayan polislerin açığa alınmasını, gerginlikleri yumuşatıcı bir tutum olmuştur.
dikkat edersen..,bir çocuk dövüldüğü için ve ahmet türke saldırı için.., "polis açığa" almayı önemsiyor.. ama seçilmiş başkan olan babasının haksız yere kck dan tutuklanmasını doğal buluyor!!!!???? tutsak ve katledilen çocuklara değinmiyor bile..

son olarak tekrarlayayım.. beşikçi yazıları nasname ve rızgari sitelerinde bolca var.. onlarla birlikte bu yazıyı okumanı öneririm..












 
#13
Arkadaşlar Beşikçi'ye kızıyorsunuz ama 1961 de anayasa değişti 1960-1980 arasında ülke devrimci durum oluştu. Devrimci durumun tek sebebi bu anayasadaki değişiklikti denilemez ama anayasadaki değişikliğin büyük etkisinin olduğunu kimse yadsıyamaz. Benzer şekilde 1982'de anayasa değiştirildi, o tarihten bu yana ülkeye sol namına ölü toprağı serildi, günümüzdeki yoz kültürün, apolitik gençliğin tek nedeni 1982 anayasasıdır denilemez elbet fakat bu anayasanın ülkenin bu duruma düşmesinde büyük pay sahibi olduğunu da kimse reddedemez.
AKP nin anayasa değişikliği kürtler açısından ya da sol açısından yeterli değilidir, ama bu maddelerin nispeten de olsa ülkenin "askeri" ya da kemikleşmiş statukocu bürokrasisinin işini zorlaştıracağı ortadadır. Dolayısıyla kürtler açısından eskisinden daha kötü olacağını söylemek zor. Beşikçi bununla ilgili örneklemeler de yapmış işte şemdinli savcısı vs gibi.
aslına bakarsanız anayasada bir kaç ufak düzenlemenin kürt sorununun çözümünden çok uzak olduğu aşikardır.yalnız bu yazıyı ismail beşikcinin yazısını eleştiri anlamında kabul edebiliriz en iyi ihtimalle.farklı maksatlara yol verdiğide kesin.iyi ihtimali ele alıp eleştiri dersek eğer,bende eleştirimi belirteyim.

hasip kaplan geçen gün meclis konuşmasında gelin diyor meclise bu anayasaya bir ek ilave edelim ahmet türkle aysel tuğuluğu meclise geri getirelim.siyaset budur diyor sonrasındada.siyaset bu değildir.siyaset seni dövüp meclisten atan bir sistemden tekrar seni o koltuğa oturtmasını beklemek değildir.bu ciddi hatadır. hergün kurdıstana gerilla cenazeleri gelirken siyaseti gidip meclis koltuklarına sıkıştırmak yanlıştır.bu çözüm olsaydı ta 93 den beri olurdu.17 yıldır iyi kötü merkezi yerel siyaset yürüttünüz bu anlamda bazı siyasetçilerimiz gerçekten ağır bedeller ödedi.ama o dönem bitdi artık.

zaten ilerki süreçte BDP ye çokta gerek kalmıyacak.bunu sayın öcalan bu çarşamba gübkü görüşme notundada belirtiyor.aynen bunu söylemektedir.Hareket kendi öz gücüyle savunmasını politik ideolojik anlamda tamamlama sürecinde BDP ye pekte gerek kalmıcak.olmucak diyor.artık yani herkes hesabını kitabını yaparken dost ve düşman BDP üzerinden yapmasın.

ondan böyle yok anayasada ufak kırıntılara işte yaw en azından iyidir mantığıyla yaklaşmak hatadır.Bu yapılan samimi bir çaba olsa evet iyidir denir.fakat AKP nin samimim olup olmadığını biz çok iyi biliyoruz.bunu istatistikler söylüyor.1500 üstünde DTP BDP kadrosunun alınıp 1000 in üzerinde tutuklanması söylüyor.biz burda kamuoyunda bas bas bağırırken seçilmişlerimiz tutuklanıyor derken şaka yapmıyorduk.Kurdıstanda yüzbinlerin oyunu alan insanlar içerde şu an.ondan bu anayasanın hiç bir ciddiyeti yoktur.

bu aldatmacı anayasadan medet ummuyoruz.kendi öz gücümüzle gümbür gümbür geliyoruz.varsın durdurabileceklerse durdursunlar.
 
#14
Kusura bakmayın İSMAİL BEŞİKÇİ tabiki saygıyı önceleri hakeden bir aydındı kürt sorunu çok bedeller ödedi başkalarını bilmem fakat ben inkar etmiyorum fakat son dönmelerde anlaşılmaz oldu değişik görüşler değişik teoriler çıkarmaya başladı emsal oluşmasın sanki perinçek gibi değilde başına fes gibi boynuna kırmızı atkı asıp TV leri dolaşıp kürt düşmalığı yapmağa başladı YALÇIN KUÇIK gibi mi diyeyeim anlamadım. TAŞ YERİDE AĞIRDIR.
 
#15
Biz Kürt sorununun bilimsel analizini İsmail Beşikçi'den okuduk, benim okuduğum kadarıyla önderlik eleştirisi haricinde İsmail Beşikçi'nin eskisinden farklı görüşleri yoktur (eğer kürt sorunu ve çözümü konusunda geçmişten günümüze değişen bir görüşü varsa yazınız), eskiden söyleyip de şimdi inkar ettiği bir şey de yoktur, ne Perinçek gibi soldan sağa savrulmuştur ne de Y.Küçük gibi popülist ve dengesizdir. Şimdiki analizlerinde temel olarak Öcalan'ın dışında da dinamiklerin ve karar mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Ne silah bırakın diyor, ne teslim olun diyor, ne de yenildik diyor. Şimdi eğer tırşıkçı sitelerde yazıları çıkıyorsa bunun nedeni yazdığı yazılara ortodoks basınımızda yer verilmemesidir. Bu adam doğru bildiğini söylüyor diye dönek ya da neredeyse hain statüsünde değerlendirmek ve yazdığı her yazıda doğrularına rağmen eleştirilecek bir şeyler aramak ne kadar doğrudur. Objektif bakış bir kenara konulursa eleştirilemeyecek yazı yoktur.
 
#16
Biz Kürt sorununun bilimsel analizini İsmail Beşikçi'den okuduk, benim okuduğum kadarıyla önderlik eleştirisi haricinde İsmail Beşikçi'nin eskisinden farklı görüşleri yoktur (eğer kürt sorunu ve çözümü konusunda geçmişten günümüze değişen bir görüşü varsa yazınız), eskiden söyleyip de şimdi inkar ettiği bir şey de yoktur, ne Perinçek gibi soldan sağa savrulmuştur ne de Y.Küçük gibi popülist ve dengesizdir. Şimdiki analizlerinde temel olarak Öcalan'ın dışında da dinamiklerin ve karar mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Ne silah bırakın diyor, ne teslim olun diyor, ne de yenildik diyor. Şimdi eğer tırşıkçı sitelerde yazıları çıkıyorsa bunun nedeni yazdığı yazılara ortodoks basınımızda yer verilmemesidir. Bu adam doğru bildiğini söylüyor diye dönek ya da neredeyse hain statüsünde değerlendirmek ve yazdığı her yazıda doğrularına rağmen eleştirilecek bir şeyler aramak ne kadar doğrudur. Objektif bakış bir kenara konulursa eleştirilemeyecek yazı yoktur.
benim okuduğum kadarıyla önderlik eleştirisi haricinde İsmail Beşikçi'nin eskisinden farklı görüşleri yoktur (eğer kürt sorunu ve çözümü konusunda geçmişten günümüze değişen bir görüşü varsa yazınız),
sayın.. buruno
size bu anlamda okuyunuz demiştim.. çünkü sorun..; beşikçinin eski görüşlerinde değişiklik var mı-yok mu meselesi değildir..
beşikçi..; bir sosyoloğ aydın olarak kürt realitesini araştırmış-yazmıştır.. ve kürtlere ne yapmaları gerektiği noktasında bir siyasi çizgi oluşturmasa da.. bu konuda belirli siyasal çizgileri de desteklemiş-onaylamıştır.. yani..; beşikçi..,
ama aynı zamanda bir sosyalist aydın olarak bilinir..
bu anlamda.., örneğin bu son yazısını bu temellerde ele almak gerekir..

ve beşikçi sayın öcalanla ilgili eleştiri yapma yada bu çizgiyi olumsuz olarak bulma hakkına da sahiptir.. bu düşünce tarzı onu değersizleştirmez.. kendisine olan tepkiler bunlar değildir..
sus konuşma deme hakkı olmadığı anımsatılmıştır.. birisine.., bir öndere sen sus konuşma denilmez.. konuş denir.., hatta konuşmasına engel varsa buna da karşı çıkılır.. ama konuşmalarını da kıyasıya eleştirebilirsin..
lütfen ne nedir doğru koyalım..

beşikçinin bu yazısındaki içeriğe katılıyorsanız bilemem.. çünkü önemsememişsiniz.. yani bir vehamet görmüyorsunuz.. ama beşikçiyi savunmak için bu sayfada geçmeyen eleştirilere değiniyorsunuz..

beşikçiyi savunan onun bu duruşunu da savunsun.. konu beşikçinin öcalan pkk eleştirileri değildir.. buna hakkı herkes gibi vardır.. yanıtlar da verilir.. ama kümseye sus-konuşma deme hakkı yoktur.. itiraz asıl olarak burayadır..

Şimdiki analizlerinde temel olarak Öcalan'ın dışında da dinamiklerin ve karar mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade ediyor.
edebilir.. zaten bu nesnel bir şeydir.. buna kimse hayır gerek yok dese de olmaması gerekir beşikçi sussun söylemesin diyemez dese bile bir anlam ifade de etmez..

sizlerin de bu anlamda yaklaşımları bana ilginç geliyor..!!!
beşikçi.., Öcalan'ın dışında da dinamiklerin ve karar mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. diyorsunuz ama.., bu karar merkezleri olarak beşikçi kimleri işaret ediyor ve siz bu işaret edilen yerleri onaylıyormusunuz.. belli değil..!!!!
sanki bizler.., beşikçi.., öcalanı ve çizgisini onaylamıyor diye eleştiriyormuşuz gibi sunuyorsunuz ki bu hem haksızlık hem de ilginç..
kimsenin eleştirmediği bir çizgi kesinlikle duraganlaşır ve yanlışa düşer..
 
#17
"beşikçinin bu yazısındaki içeriğe katılıyorsanız bilemem.. çünkü önemsememişsiniz.. yani bir vehamet görmüyorsunuz.. ama beşikçiyi savunmak için bu sayfada geçmeyen eleştirilere değiniyorsunuz.."

Beşikçi'nin Anaysa değişikliğiyle ilgili yazısına kimin değindiğine dikkatinizi çekerim.

Beşikçi'nin yazısındaki içeriğe yani anayasa değişikliğinin getireceği değişikliklere siz değinmediniz (toll ve ciwan dahil). Ancak benim yazdığım ilk yazıya cevaben değindiniz. Benim bu sayfada geçmeyen eleştirilere değinme nedenim de hepinizde Beşikçi'ye karşı bir önyargıyla hareket edildiğini düşünmemdir.

Ciwan arkadaş Beşikçi'nin bir yazısını paylaşmıştı, Beşkçi'nin bu yazısında neyin yanlış olduğunu belirtmeden vahim, yazık diye yazmış. toll arkadaş aynen devam etmiş, Beşikçi uçmuş demiş de niye uçtuğunu belirtmemiş, yani yazıya bir referans yok, bir analiz yok. Siz de Beşikçi'nin "takıldığı" yerlerden bahsetmişsinizi taraflılığından bahsetmişsiniz fakat anayasa değişikliği ile ilgili bir şey yazmamışsınız.

Beşikçi'nin bir tarafta olduğu kesin, 17 sene hapiste yatmış birisi olarak o tarafın da hangi taraf olduğu da aşikardır. Ama sizde Beşikçi'nin daha önce yazdıklarından dolayı bir önyargı var ki (ciwan ve toll arkadaşlar da dahil) Beşikçi'nin anaysa değişikliğiyle ilgili yazısını analiz etmeden redetmişsiniz.
 
#18
"beşikçinin bu yazısındaki içeriğe katılıyorsanız bilemem.. çünkü önemsememişsiniz.. yani bir vehamet görmüyorsunuz.. ama beşikçiyi savunmak için bu sayfada geçmeyen eleştirilere değiniyorsunuz.."

Beşikçi'nin Anaysa değişikliğiyle ilgili yazısına kimin değindiğine dikkatinizi çekerim.

Beşikçi'nin yazısındaki içeriğe yani anayasa değişikliğinin getireceği değişikliklere siz değinmediniz (toll ve ciwan dahil). Ancak benim yazdığım ilk yazıya cevaben değindiniz. Benim bu sayfada geçmeyen eleştirilere değinme nedenim de hepinizde Beşikçi'ye karşı bir önyargıyla hareket edildiğini düşünmemdir.

Ciwan arkadaş Beşikçi'nin bir yazısını paylaşmıştı, Beşkçi'nin bu yazısında neyin yanlış olduğunu belirtmeden vahim, yazık diye yazmış. toll arkadaş aynen devam etmiş, Beşikçi uçmuş demiş de niye uçtuğunu belirtmemiş, yani yazıya bir referans yok, bir analiz yok. Siz de Beşikçi'nin "takıldığı" yerlerden bahsetmişsinizi taraflılığından bahsetmişsiniz fakat anayasa değişikliği ile ilgili bir şey yazmamışsınız.

Beşikçi'nin bir tarafta olduğu kesin, 17 sene hapiste yatmış birisi olarak o tarafın da hangi taraf olduğu da aşikardır. Ama sizde Beşikçi'nin daha önce yazdıklarından dolayı bir önyargı var ki (ciwan ve toll arkadaşlar da dahil) Beşikçi'nin anaysa değişikliğiyle ilgili yazısını analiz etmeden redetmişsiniz.
siziyanıtlamak isterdim ama konu beşikçi eleştirisine dönüşecek.. yazıyı o amaçla açmamıştım.. ayrıca herkesin kendince bakışı vardır..
yazdıklarıma-açıklamalarıma ve sorularıma karşın hala önyargı ile yazıyorsun dediğiniz sürece size bir şey anlatabilmemin olanağı kalmıyor..

zaman her şeyi netleştirir..

sevgi ve saygılarımla
 
#19
Degerli Bruno arkadas

Bu platform "onderlik ne derse basim ustune" dusturlu bir platformdur. Bu platforma gore Ismail Besikci goremeyecek, ama 11 yildir dort duvar arasinda, kotu kosullarda yasayan, her hareketi gozlenen, ancak izin verildigi olcude bilmesi gereken onderlik daha cok sey bilecek, gercekleri Besikci'den cok daha kolay gorecek, ve analizini yapacaktir.

Besikci, Turkiye'de ozellikle sol kesime KURD hareketini anlatan insandir. Omru zindanlada gecmistir. Sosyloigdur. Bilim insanidir. O da bir zamana kadar sabretmis, ve artik gercegi goren digerleri gibi bir sure sonra soyleyeceklerini soylemistir. O, hic bir insana Biat edemez. Bilim insani, soylenen her sacmaiga kafa sallayacak insan da degildir. Bildigini ve gordugunu dosdogru soyler. Analizleri tutarlidir. Onderligin soylemleri gibi, birbirinden kopuk, anlamsiz ve tutarsiz cumleler dizisi degildir.

O yuzden buradakilerin Pacasi, Besikci'yi "anatomk ve tibbi" analiz yapmayi yemez. Buradakilerin tek amaci, Onderlige BIAT etmek, o ne derse hak vermektir. Onderlige karsi dusunceleri ise, kendi caplarinda suclamaya kalkmaktir.

Bu platformda o yuzden Besikci analizleri goremezsiniz Bruno.

Bu platformdakiler, Nasname gibi Kurd sosyalistlerinin bulundugu ortamlari da pek sevmzler. Bak ne diyor Suat Hewal "Besikci yi Nasname deki yazilarla birlikte oku" Neden boyle diyor. Cunku Nasname, Onderligi elestiriyor. O zaman, Onderlige Biat edenin isine gelmiyor, demagoji basvuruyor, kafa karistiriyor.

Olay bu..Bu tur platformlardan saglikli analizlerin cikmayacagi acik. Ama kulaklarina en azindan kar suyu kacirmak da gorevimiz...
 
#20
Genel bir yanıttır.
Enternasyonalforum, kürt halk önderliği ne derse başımızın üstüne bir forum değildir....Enternasyonalforum kürt halk önderliğinin söylediklerine karşılık anında ağıza ne gelirse sözüm ona eleştiri adına, esip gürleyenlere yanıt verenlerinde özgürce ifadelerini sunduğu bir forumdur....O nedenle kalkıp kimse demesin ki birilerine biat ediliyor....Aksine kendini bir fikir yada akım temsilcisiyiz diyen başka platformlar gibi bu akım yada fikirden olmayanların anında dışlanıp sansürlendiği bir platform değildir.
Kıstaslarımız bellidir....mazlumdan yana olduğunu samimiyetiyle savunan, var olan sistemi kabul etmeyen, sosyal-demokrat, ilerici, aydın, liberal, vs vs... gibi kişilerinde söz söyleme hakkını savunur....yine kıstaslarımız bellidir, halkların benimsediği devrimci değerlere hakaret edenler, faşist zihniyeti savunanlar, yobaz gericiliğin taşeronluğunu yapanlar ise platforumumuzda barınamazlar....Değerli üyeler, kişi kendinden bilir işi diye bir söylem vardır. O nedenle yukarıda bir şeyler söylemeye çalışan şahsın düşünce kırıntılarıyla platfromumuza laf söyletecek değiliz....Burada tartışmaların önü açıktır...Kimse tartıştırmıyorsunuz diyemez.....Paradigma
 
Son düzenleme:
Üst