bir karar ve ata-erkil miras hukuku

#1
Yargıtay, bir annenin çocuğuna kendi soyadını vermesine izin vermedi. Gerekçeli kararda, "baba soyadı aile soyadıdır ve değiştirilmemelidir" denildi.
İstanbul'da açılan bir davada anne oğluna kendi soyadını vermek istedi. Yerel mahkeme, bu talebi kabul etti ancak Yargıtay, "Velayet hakkını elinde bulundurmak soyadı değiştirmeye yetmez" diyerek kararı bozdu.

Anayasa Mahkemesi'nin aldığı bir kararla, "Çocuğun velayetini mahkeme kararı ile alan annenin, çocuğuna kendi babasının soyadını verme"sinin önündeki engel kaldırıldı.
Kararın ilk uygulamalarından biri İstanbul'da yaşandı. Hülya G. isminde bir kadın, boşandıktan sonra velayetini aldığı oğlu E'nin soyadını da değiştirmek istedi. İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yaptığı soyadı değişikliği talebi kabul edildi.
Mahkemenin kararına, Nüfus Müdürlüğü itiraz etti ve konu Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, Nüfus Müdürlüğü'nün itirazı doğrultusunda karar verdi, yerel mahkemenin kararını bozdu.
Yargıtay gerekçeli kararında, baba soyadının aile soyadı olduğunu ve değiştirilmemesi gerektiğini belirtti.
http://www.firatnews.com/news/kadin/yargitay-kadinin-soyadi-aile-soyadi-olamaz.htm

burada yargıtayın bozma kararı ile ilgili çok şey söylenebilir. anayasa mahkemesinin kararı alkışlanabilir. ama ortada bir yanlış var. ve bu yanlışın zeminleri tarihsel ve çok güçlü.

bence yargıtayın kararı "doğru"dur. gerekçesi açık değildir.

baba soyadı aile soyadıdır ve değiştirilmemelidir
burada çarpıcı olan aile soyadı olma gerekçesidir. çünkü, aile en alt ve ilk mülkiyetin kurumsal-hukuksal tarihsel ifadesidir. sen bu kurum ve hukukun en temel özelliği olan soyadı almayı değiştirirsen, sistemi kökten değiştirmek zorundasındır. elbette sistemin kökten değişmesi derken, mülkiyetçi sistem anlamında demedim. mülkiyetin sermaye olarak tanımlanabilmesi için gerekli olan tüzel kişilik kazanmasını kasdettim. yoksa tek başına mülkiyet bir anlam ifade etmez. sahiplik hakkı olarak anlamlıdır ama bunun sürekliliği ve gelişmesi anlamında gerekli zemin değildir.

roma hukuku bu anlamda çatışmalı hukuktu. orta çağ denilen aşamada bu çatışma belirli sermaye biçimleri üzerinde çözümlenmeye başlamıştı.
ayrı ve uzun konu olduğu için, ana zeminine değineceğim. bir mülkiyet üzerindeki sahiplik hakkı, devir hakkı ve biçimi ile sermaye olarak gelişip, ilerleyebilir.

ilk başlarda aile mülkiyet kurumundaki sahiplik hakkını belirleyen ; bab, bal, el, peder, gibi tanımlardı. her mülkiyetinde bir soy ağacı vardı. yani soy adı vardı. mülkiyet devri bu soy(adı) üzerinden devir olurdu. her toplumda bu soy(ad)a dahil olanların devir alma hakkı farklı kural ve hukuklara bağlı iken, giderek netleştirildi. en son, modernite hukukunda, miras devir hakkı ile bu netleşti. yani aynı soy(ad) içinde yer alanlara vermeyebilirsin. böylece mülkiyet tüzel kişilik oldu, sahip olma hakkı da bu tüzel kişilik dışında alınan bir yetki oldu.

eski aile mülkiyetleri, şirketler haline gelince başat aile ve üyeleri bu sermaye içindeki pay hakları ile yetki sahibi olur hale geldiler. bu anlamda, medeni(aile) hukuku da değişti. en son hak ve yetki sahibi, bu hak ve yetkisini soy(ad) üzerinden devretme zorunluluğundan kurtuldu.
bir çok toplumda bu konu eski hukuk ve gelenek(temayül)lere göre devam etti ama modernitenin ilerleme!si ve toplumsal tepkiler ile birlikte, toplumsal yaşamda ve aile kurumundaki pederşahi(erkek egemen) işleyişinde reformlar gerektiğinden, soyadı konusunda reformlar yapıldı.

türkiye sisteminde de bu reformlar yapıldı ama aile(medeni) hukuk eskisi gibi kaldığından, çakışma ve çatışma yaşandı. olay bence budur.

yargıtay karar gerekçesi haklıdır. baba soyadı aile soyadıdır ve değiştirilmemelidir çünkü, miras devrinde sorunlar çıkacaktır. bilindiği gibi, eski baba kütüğünden düşürülüp, bir başka baba kütüğüne geçen kişi, biyolojik babası olsa dahi miras hakkını uzun mahkemeler sonucu kazanabilir. ama burada kazandığını diğerinde kaybeder.

bu konuyu işlememin asıl nedeni, cumhuriyet kazanımları yada modernitenin aslında bir halt olmadığını göstermek amaçlıdır. sermaye içi çatışmalarda bazı sermayelere devlet üzerinden el koyma olayı hala osmanlı tarzı işlemektedir. sermayenin hukuksal tüzel kişiliği ve korunması net değildir.

sanırım bu işleri moderniteye göre düzenleme işleri gerici-islamcı ve osmanlıcı akp ye kaldı.

 
Üst