cumhuriyet çocuklarından "sol" çıkartanlar

#1
http://www.sosyalistforum2.net/showthread.php?t=81671

SF de böyle bir yazı asılmış...sonrasında dev genç adına asılan yazı bir "rezillik" örneği...cumhuriyet çocuğu "sanatçılar" oluyor "onurlu" sanatçı...fakat ne Kürt halkının ne de onun "onurlu" mücadelesinin yanında...fakat devletinin ve işgalci-katliamcı ordusunun yanında!!!

bu sanatçı,gazeteci sahiplenmeleri genelde bu şekilde işler...cumhuriyet çocuğu "uğur mumcu"...sol ilan edilir....sözde sosyalist "sol" bir yayın organı birgün de...oğlu babasını öldürenin PKK "olabileceğinden" bahseder...bu röportaj da yayınlanır...

cumhuriyet in çocukları...ağalara din adamlarına...sözde karşıdırlar...bir dönemin filmleri...full ağaları ve hocaları-imamları kötülerdi...fakat cumhuriyetin "öğretmeni" askeri ve yöneticisi...ilerici-aydınlanmacı "kahraman" olarak sunulurdu...

bu "cumhuriyetin" çocuklarına karşı en iyi cevabı...Kürt halkı ve onun dostları verdi ve vermeye de devam ediyor...


Kürtler size sesleniyor:
"dinle düşman...kürt varlığıyla diliyle hala yaşamaktadır...alemde ne kadar bombayı toplayıp atsanızda yok edemez bizi"...(Ey Reqip)


 
D

denizheval

#2
Kendi çapı ve çerçevesi ölçüsünde muhalif bir aydın profili çizerek sürdürdü yaşamını. Kendince yanlış gördüğü olguların karşısında sözünü söylemekten hiçbir zaman imtina etmedi.

Hiç kimse bu gerçekleri inkâr edemez; ne var ki!

İşte bütün mesele o 'ne var ki' noktasında düğümleniyor: Kürt Sorunu'nda.

Her zaman söylediğim gibi, Kürt meselesi bu ülke aydınının, sosyalistinin, kendine devrimci diyen insanının turnusol kâğıdıdır. Ve çoğunluk bu sınavda çakar.

Ve ne yazık ki, Sevgili Tarık Akan da bu dersten sınıfta kalan sanatçılarımızdan biriydi.

AKP Hükümeti'nin Kürt halkına karşı başlattığı katliamları destekleyen bir metne imza atmasından, son röportajında o insanların acılarına değinirken bile Misak-ı Milli sınırları ifadesini kullanmasına varana kadar tipik bir ulusolcu profili oldu.

Aslında faşistliğin dik alası olan ulusolculuğun solculuk olarak algılandığı bu pespaye coğrafyada Tarık Akan'ın muhalif gibi gözükmesi normal olabilir, ama biz biliyoruz ki solculuk bu değildir.

Bir insanın kalbi ve ruhu soldan atıyorsa, oradaki 'insan' tanımı tektir. Türkü, Kürdü, Ermenisi, Rumu yoktur. Bir solcu, bu etnik kimliklerden hangisine mensup olarak dünyaya gelmiş olursa olsun, bir diğerine yapılan vahşete karşı bütün varlığıyla itiraz eder.

Evet, Tarık Akan bu konuda eksik kalmıştır, doğru.

Peki bu gerçeklik bize onun ardından eleştiri sınırlarını fersah fersah aşarak böylesine ağır konuşma, sadece yapmadıklarına bakarak yaptıklarını hiçe sayma hakkını verir mi?

Bence vermez.

Yıllar önce şahsen de tanışma şansına sahip olduğum Tarık Akan, güzel bir insandı. Güzel bir kalpti. En apolitik filmleriyle bile bize çok güzel anlar, hisler yaşattı, milyonlarcamızın ruhunda iz bırakan çok kıymetli bir sanatçıydı.

Keşke biraz daha çok olabilseydi, biraz daha!

Ama olamadı.

Bazen bu kadar olur.

R. Mine
Ek olarak verdiğin linkte ''Devrümcü olmak Cepheli olmaktır'' profilli kurbağalarla hesaplaşdıktan sonra Tarık Akan'la hesaplaşmak gerekir diye düşünüyorum. Uğur Mumcu ve Tarık Akan'ı bir kenara bırakalım, bu Ulusolcu Faşistler bizlere Metin Feziyoğlundan tutunda şu ismini hatırlayamadığım İstanbul Baro Başkanı Küçüksakal mıdır nedir, onu bile Solcu, Sosyal Demokrat, Demokrat, İlerici vs diye yutturmaya niyetlenecek kadar alçaklık batağından seslenmekteler.
Üstte alıntıladığım yazıya ise şahsen sonuna kadar katılıyorum.
 
#3
sevgili denizheval,

Bu tarz sanatçılarla ilgili yapılan yorumların bir çoğu...Hele de "Yılmaz Güneye sahip çıktı" "12 eylüle direndi" tarzlarına karşıyımdır...mesele ne yaptı ne yapmadı meselesi değil...devletine karşı olan duruşu asıl mesele...yani geçmişte iyi şeyler yapıp...sonra çözülenleri de var...fakat aynı duruşta ısrar edenleri de var...

Yazar güzel demiş...turnusol Kürt halk özgürlük mücadelesi...yani devletinin yanında mı?? karşında mı olacaksın...

yoksa ben çok gördüm...Atilla ilhan gibilerini..ulusalcı "solcu" gözüken...bir dönem 12 eylüle karşı çıkıp sonrasında devletine sığınanını..

Tarık Akan...cumhuriyet çocuğu...ve cumhuriyetinin de "solcusu"...cumhuriyeti ona ne kadar izin veriyorsa o kadar "solculuk" oynayabilmiş...oynayabilmiş derken...12 eylül koşullarına göre "oynamış"...o koşullarda paçayı "sıyıramayan" mhp lilerde vardır...harcanmışlardır...


bir sanatçı "onurlu" ise....bu onurunu devletine ve onun askerine karşı çıkarak gösterebilir...gösterenler yok mu??..Kürt halkının dostu olanların zaten bu ülkede "yaşatmazlar"(yani bu mevkilerde)...cumhuriyet çocuğu olarak kalıp-devletine sığınırsan var olursun...yoksa Ahmet Kaya gibi Yılmaz Güney gibi olursan...ya da Gazeteciler için...Hrant gibi...Avukatlar için Tahir Elçi gibi olursan....ya öldürülürsün ya da sürülürsün...sonra arkandan "yok biz yapmadık"...biz de seviyorduk derler demesine...ona bakarsan Mahire Denize de böyle diyorlar...
 
D

denizheval

#4
Aradan birgün geçti ve yukarıda yazısını olumladığım Yazarın bu sabah başka bir yazısıyla karşılaştım.
Ben 'Türk Solu' diyerek aslında küçümsemeden öte Nasyonal-Sosyalist olmakla itham ettiğim kafa yapısı bugün ortaya çıkmış ve ''Kürt Milliyetçilerine'' ayar veriyor.

''Kürt Milliyetçisi'' tanımlamasını kullanan herkes direkt veya indirekt olarak T.C. Devletinin Özel Harp Dairesi kodlaması söylemlerle Karşı-Devrimcilik yapmaktadır. Kürt Halkına ve Devrimci Mücadelesine karşı düşmanlık yapmaktadır.

Milyonlarca Türk ve İslamcı Faşistin dünden beri Tarık Akan'a etmedik aşağılık küfür bırakmazken bizim Tırk Solu kafalı derin Demokrat gelir Kürde akıl verir. Ulan hangi Kürt Tarık Akan'ı aşağılık bir üslupla hedef almıştır, ispatla desek ispatı yok. Sağlam bir Kemalistten, kendiniz gibi ''sağlam bir Devrümcü'' yaratmanıza elbette Kürdün itirazı olacaktır. Olmasa sorun var demektir.

Sayın Mine; Siz Anladınız Onu. ;-)

İşte bir çuval İncirin içine eden o yazı:

Size bir şey söyleyeyim mi, Tarık Akan'ın, böylesine güzel bir insanın ölümünün ardından ona daha cesedi soğumadan eleştiri sınırlarının çok çok ötesinde hakaretler eden, onu en ağır ithamlarla yaftalayarak hain ilan eden pek sevgili milliyetçi Kürt arkadaşlarım, size yapılan zulmü senelerdir bütün gücüyle anlatan bir yazar olmamın vicdan rahatlığıyla kuracağım şimdi bu cümleyi: Siz önce bir kendi içinizdeki insanlarla hesaplaşın. Siz anladınız onu.

Tarık Akan'ı eleştirebilirsiniz ama bütünün içinden bir parçayı çekip yargısız infaz yapamazsınız.

Son yılı çok ağır bir hastalığın pençesinde, çok ağır ilaçlarla geçen bir insanın neyi nerede ne saikle yaptığından ya da yapmadığından asla emin olamazsınız.

Tarık Akan, her şeyi bırakın bizim çocukluğumuz, anılarımız, kalbimiz, sevgimiz, iyiye güzele dair nüvelerimizin bir parçasıdır.

Her şeyi bırakın bize böyle hakaret edemezsiniz.

Yaptıklarının da hakkını vererek insanî ölçüler çerçevesinde eleştirebilirsiniz elbette, ama asla ve kat'a yargısız infaz yapıp karalayamazsınız.

Faşizmin ırkı yok.

Hele ki ezilenin faşizmi, muktedirin faşizminden çok daha büyük ihanettir hayata.

Tarık Akan hepinizden bir özür hak ediyor.

Rabia Mine
 
D

denizheval

#5
Yukarıdaki son yazımı gönderdikten sonra senin yazını gördüm.
Son yazdıklarında hemfikiriz.
Seyfi Doğanay öldükten sonra neredeyse Halk Müziği emektarı diye ilan edenlerede itiraz etmiştim.
Her Türküyü Meyhane Modunda okuyan ve hayatı meyhanelerde içki içen kofikleri eğlendirmekle geçen birisi nasıl Türk Halk Müziği Emektarı ilan edildiyse Uğur Mumcu, Tarık Akan hatta Levent Kırca gibi T.C. patentli akla sahip olan iyi Kemalistleri kimse bize Demokrat veya Sosyal Demokrat olarak yutturamaz.
İtirazımız bunadır.
 
#6
İstese zrilyon tane diziye çıkar reklamlara çıkar servetini 5e 10a katlardı böyle bir yol seçmedi hep sosyal içerikli filmlerde oynadı iyi bir insandı halkın sanatçısı olarak görüyorum tarık akanı.
 
Son düzenleme:
#7
senin "halkın sanatçısı" Kürtleri halktan görmüyor heralde ki TC devletinin savaşına destek veriyor...

"sosyal içerikli filmler yaptı"...misal bu "sosyal içerikte" Kürt halkı genelde olmuyor...içeriğe bir türlü giremiyor...genelde bu sosyal içeriklerde ağalar-hocalar kötülenirken...öğretmenler-askerler-yöneticiler aydın insanlar olarak gösteriliyorlar...Muasır Medeniyet seviyesinin işleri olsa gerek!!!


lasalle1 e neden laf ediyorum...kaç yıl oldu bu forumda aynı şeyleri söyledik durduk...


"M.kemali jose martiye benzetiyorlarmışmış"...

M.Kemali benzeteceksen...Bolivara ve San Martine benzetebilirsin..Hazır elinde bir Osmanlı paşası...diğerleri de Amerika yerli halkından olmayan sömürgeci criollo toprak sahipleri...Latin Amerikanın sözde bağımsızlık önderleri...Bağımsızlık kazandılarda sonradan ABD nin üssü mü oldular??...ABD ve İngiltere İspanyol sömürgeciliğine karşı bunları destekledi...kendi pazarlarını bu bölgelere yaydılar...hatta yetmedi Küba da kendi kukla devletlerini kurdular...Diktatörlükler geliştirdiler...Hepsi bu Bolivarların San Martinlerin devamcıları...Bunlar Yerel Halkın isyanlarına karşı katliam uygulamış...Hidalgo ve Morales gibi yerel halk kahramanlarını katletmiş "cumhuriyetçi-aydın ilericiler"...

Bolivar ve San Martin adları göklere çıkartılır...Rahip Hidalgo ve morales gibileri ise önemsenmez...Hidalgocu Sosyalizm denilmez....Fakat Criollo Bolivarın Sosyalizmi denilir...

Jose Marti ise farklı bir kişi...Bir paşa ya toprak sahibi değil...bir yazar...ve üstelik bunlar gibi caudillo tarzı bir yönetimi savunan bir kişi de değil...Jose Marti bir liberaldi...Küba nın özgürlüğünün sadece İspanyollardan değil aynı zamanda ABD den de olacağını düşünen biriydi...bu yönüyle ABD ye "kuyruk" sallayan Criollo sömürgecilerden ayrılan bir kişi...Fakat Hidalgo ve Morales gibi yoksulları ve yerel halkı örgütleyen bir kişi değildi(zaten Küba daki yerli halk toplu intihar eylemleriyle çok uzun zaman önce yok olmuştu)...fakat o bölgeye getirdikleri Afro toplulukları örgütleyen hareketler ve direnişler de olmuştu...Zenci İsyanı denilen olayda sözde Küba bağımsızlıkçıları bir sürü Afro kübalıyı katletti...

Kısacası lasalle...senin tam bağımsızlıkçılarının durumu bu...yukarıdaki halk snatçısı dediğin kişi de bunların "hayranı" ...cumhuriyet çocuğu ve solcusu oluyor...
 
Son düzenleme:
#8
marinelada senin ve suatın yazdığı tonla yazıyı okudum ve cumhuriyete ve kemale nefretinizi iyi biliyorum benim kızdığım o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır cumhuriyet çocukları berbat akpye gelince onlar gariban kitle sütten çıkmış ak kaşık...
 
#9
lasalle...hayır sen bizim o tonlarca yazımızı okumadın...okumadığın için zaten bu sözleri söylüyorsun...Şimdi sözlerin üzertibnden bunları göstereyim...

cumhuriyete ve kemale nefretinizi iyi biliyorum benim kızdığım o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır

sen akp yi ve "sağ iktidarları"(sol iktidar kim oluyorsa artık!!!) cumhuriyet ve sisteminden ayrı görüyorsun...biz ise öyle görmüyoruz...birbirlerinden farklı olup olmamaları anlamında da değil...kökenleri itibariyle de farklı görmüyoruz...

yani senin "daha önceki sağ iktidar" dediğin adnan menderes ve partisinin yöneticileri silme eski CHP lidir...devamcısı olan "sağ iktidarlar" da dahil...aynı cenahtan yükselmişlerdir...ve üstelik bu senin "daha önceki sağ iktidar" dediklerinde kendilerini cumhuriyet çocuğu olarak görürlerdi...

AKP de bunlardan farklı olmadı...ilk başlarda türk-islam temelli anti komünist hareket olarak palazlandı ve TC tarafından beslendiler...sonra "liberal" islam olarak piyasaya sürüldüler....yeşil türkçü çizgilerinden de hiç kopmadılar...zaten bunları besleyen dini kurumları yaratan da TC ulus-devlet zeminidir...bugünün Diyanet i ve imam hatiplerini açan...gayri müslimlere yönetimde yer vermeyen-onları fişleyen-....alevliği yasaklayan olmadı "katleden"...lozan ile müslümanları TC ye alıp "türkleştiren" (misal bir örnek vereyim Bülent Arınç-müslüman rum kökenlidir)....Müslüman olmayanları da Yunan ulus devletiiyle "sindiren(Bakınız Hristiyan Karaman Türkleri)...senin cumhuriyetin...Dini devletleştiren ve kendine göre sünni-hanefi bir temelde "devlet dini" olarak sunan da senin cumhuriyetin...

Bugün ise senin "cumhuriyet karşıtı AKP" cumhuriyetçilerle ittifak yapmış...Kürdistanda faşist paramiliter çeteleri kullanıyor...bunların hepsi ergenekoncu(yani senin laik-cumhuriyetçi)....birçoğu da MHP li...Perinçek göbek atıyor...AKP "vatan çizgisine" evrildi diyor...bunu derken de AKP ci olduğu için değil...Kürt karşıtı olduğu için söylüyor...fakat AKP hala "cumhuriyet" karşıtı ve cumhuriyetçilerde buna karşı ilerici-devrimci...

bunları bilmiyorsan...bari aç TV izle...her gün aynı propaganda her kanalda...ulusalcılar ile birlikte senin "islamcılar" ortak programlarda "günah çıkarıyorlar"...hepsi birlikte "anti cemaat" oldular fakat nasıl??...akp mi cumhuriyetçi oldu yoksa cumhuriyetçiler mi akp??...yoksa bu ayrımlar "yapay" ayrımlarda bunlar toptan Kürt ve devrimci karşıtı mıydılar??.

12 eylül "gericiliği" besledi denir oysa bu "besleme" her an vardı...laik-islamcı tarzı ayrımlar devlet tarafından yaratılır...oysa ikiside aynı mantalite üzerinden yükselir...ikiside türkçüdür...ikiside vatan-millet-sakaryacıdır...ikiside sözde "emperyalizme karşıdır"...Saddam Hüseyin bunun daha bir laik-baasçı versiyonuydu...şimdi Saddamın askerleri üzerinden DAİŞ in Irak kolu yaratıldı...arada laik-islamcı diye bir çelişki yaratırsın...bu çelişki üzerinden "nasyonalist sol kamplaşma" yı cumhuriyetçiler içerisinde eritirsin(tarihte benzerleri çok var)...Devrimcilere ve halklara geldi mi...ortak savaşır...aynı konseptte ortaklaşırsın...

Özel Harp zeminlerinde yaratılan ayrımları fark etmeyen ve üstelik bir taraf "kollayan" adam...cumhuriyet çocuğu solcusudur...onun devrimciliğinden de...devriminden de hayır gelmez...onların devrimcilikleri savaş anında Kürt halkına "artık yeter teslim olun" demek...savaş olmadığı anlarda da "akp ile anlaştılar gerici kürtler" demektir...devrimleri ise bir Baas darbesinden farksız bir devrimdir...Kürt sorununu PKK ye "silah bıraksın operasyonları durdururuz" tarzında ifadelerle...Kürt halkını operasyonlarla tehdit edenlerin çözebileceği bir sorun değildir...Haliyle bunların devrimleri de bir tür "karşı devrim" olur ancak...İran islam devrimi gibi...



Artık yoruldum...belki ben hata yapıyorum...anlatmak için çaba harcayarak...fakat suat abiden gördüğüm kadarıyla kendisi de sana cevap vermemezlik yapmıyor...fakat sen yapıyorsun...bu da "sinir etmiyor" değil karşıdakini...






Bir de lasalle...lütfen yorum yaparken bazı kanıtlar sun ortaya ki insanlar ne dediğini anlayabilsin...siz şunları suçlamıyorsunuz bunları suçlamıyorsunuz ile..bir tartışma zemini yürümez...
 
Son düzenleme:
#10
İstese zrilyon tane diziye çıkar reklamlara çıkar servetini 5e 10a katlardı böyle bir yol seçmedi hep sosyal içerikli filmlerde oynadı iyi bir insandı halkın sanatçısı olarak görüyorum tarık akanı.
ölü arkasından eleştiriyi gereksiz bulurum ama .. lasalle1 döktürrmüş..
en son gördüğümden altında landrover jeep vardı 150 bin eu üstü.. okulu var özel taş ilkokulu işçi snıf, garibanlara eğitim vermez.. elit üst düzey zatların çocukları okur yıllığı 25 bin tl üstündedir..

cüneyt arkının da sosyal içerikli filmleri vardır.. sinema kurgudur hayaldir.. oyuncu kendisine verilen rolü oynar marks da olur hitlerde.. sosyal film çevirmekle sosyal olunmaz..


marinelada senin ve suatın yazdığı tonla yazıyı okudum ve cumhuriyete ve kemale nefretinizi iyi biliyorum benim kızdığım o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır cumhuriyet çocukları berbat akpye gelince onlar gariban kitle sütten çıkmış ak kaşık...

yazılanlar nefret değil yaşanan gerçekliklerdir. hayatın bize verdiği realite..
cumhuriyetten kastın ne? irandan cumhuriyet, islam cumhuriyeti? sen neden irandan nefret ediyorsun?
cumhuriyeti savunuyorsun ama realite sunamıyorsun.. laf ola torba dola. forumda cumhuriyet ve düzenin işlediği suçların belge, bilgi birikimi, sunuluyor yaşanmışlıklar paylaşılıyor.. okursan!
savunduğun cumhuriyet, akp onun aslıdır.

it in içinden çıkan t.c, uzantısı chp sol değildir..sağ partidir.. nasyonel sol bile değildir.. faşist sağ partidir..
 
Son düzenleme:
#11
marinelada yaşadığımız günler dpnin chpnin 1940ların günleri değil dpnin chpnin içinden çıkması da değil tek parti döneminde yaşamıyoruz söylediğin şeyler tartışılır. Şu an kemalist denen kitle devlet tarafından ötekileştirilmiş durumda komünistlere yaptıklarını kemalistlere de yapıyorlar yedi hariç bırakarak dışlayarak kendi yandaşlarını ise devletin en öenmli yerlerine ya da sermayayeyse sermayelerini büyüterek kapitalist baskının üstüne bir de yobaz baskısını da harekete geçirerek hayatı iyice dayanılmaz yapıyorlar. Bana göre sosyalistler mecburen şu anki chpnin tabanıyla ilişkilenmek zorundalar çünkü bu taban senin anlattığın gibi öcü bir taban değil en azından vatandaşlık hukuku laiklik gibi değerleri var sense kalkıyor kurtuluşu akp tabanını bilinçlendirmek için kullanıyorsun çünkü akpliler gerçek halk chp tabanı ise elitist bu saçma görüşle hareket ediyor esas düşmanını boşverip hatta onu sevimli görüp tek dişi kalmış kemalizmle uğraşıyorsun devletin ideolojisi uzun zamandır kemalizm değil .Türkiye faşist ve islamik bir düzene doğru adım adım giderken dostlarını iyi seçmelisin akp seni de beni de yer sonuçta farklılıklarımız olsa bile bilmem anlatabiliyormuyum.
 
#12
lasalle...sen ötekileştirmekten ne anlıyorsun bilemem??...fakat senin "ötekileştirilen kemalistler" milli cephe peşinde...hükümette buna karşı değil...karşı olmasını da beklememek lazım...çünkü hükümet ile bunlar birbirinden de "farklı değil"...ikiside Kürtlere ve devrimcilere düşman...

Halklara ve devrimcilere düşman olanlarla ilişkilenmeyi "savunan" birisi...Özel Harp Dairesinin kontrolündeki bir "partiyi" ve onun tabanını "ötekileştirildiğini" iddia eden birisi...CHP tabanını vatandaşlık hukuku var diyerek Kürt halkı bu "vatandış" hukuku içerisinde var mı diye düşündüren birisine...ben nasıl laf anlatayım...

İdeolojik-teorik tartışma...farklı boyutlarda olur...bir milliyetçi-ulusalcı ile böyle bir tartışma yapamazsın...onlara Sistemin nasıl işlediği-emperyalizmin ne olup olmadığı- ya da Devletin kime karşı olup olmadığını anlaramazsın...çünkü o devletini "kendisinin" zannettiği için...ne ona ne de devletinin bağlı olduğu sistemden "bi haberdir"...kendisi ne mutlu türk sanar...

sen de bunlardansın...Bunun Kemalist ya da MHP li olup olmamanla bir alakası yok...zaten Kemalizm diye bir ideoloji yok...1930 sonrası kadro dergisi uydurması bir ideolojidir...temel amaç bu tarz üzerinden devletçi-sol bir ideoloji yaratmaktı...Başardılarda...Herkes Kemal-izm den bahsediyor...fakat tarihte ne böyle bir ideoloji var...ne de bu sistemin asıl lideri gösterilen M.Kemal bu sistem içerisinde bu kadar "özne"...tam tersi suya sabuna dokunmayan bir kişidir M.Kemal...farklı dönemlerde farklı beyanatları vardır...bir yerde Kürtlere "özerklik" verir...diğer yerde Türkleri "asil kanlı" yapar...


Ben sana CHP nin bir devlet partisi olduğunu...ve devletinin de "hiçbir şekilde bağımsız" olmadığını söylemek zorunda değilim...zaten tam bağımsızlık dışında...yarı ve çeyrek bağımsız nasıl olunur onu da bilmem...demekki oluyormuş da "solcu abilerimiz" yaşasın tam bağımsız türkiye demişler...yani biraz bağımsızmışız da onu "tamamlayacağız" şeklinde...TC nin Emperyalizmle ilişkisi noktasında herhangi bir fikirleri olmadığından da değil...Düşünce zeminlerinden dolayı "tam bağımsızlık" diyorlar...Yani TC nin kurtuluşunu "marifet" sayarak...Sana ben öyle Kurtuluşlar gösteririm ki...hepsinde asıl kahraman ABD-İngiltere dir...Hele ABD...Open Door dediği politikasıyla...senden benden daha "bağımsızlıkçıdır"...yani bağımsız hükümet olsun...bağımsız yasaları-anayasası olsun diye...latin amerika üzerinde ne kadar "emeği" var bilir misin ABD nin...tabi ki bu saçmalıkları "yiyen" için garip ama üzücü bir gerçek...


Türkiye "islamik-faşist" bir rejime doğru ilerliyor...Yani öncesi Laik-Demokrat bir rejimdi...Faşizmin yanına "islamik" koyacak illa ya!!!...Faşist dediğin rejimlerin önemli bölümü zaten TC laikliğini uyguladılar...yani Faşizmin "laik ve islamik" olanı diye bir ayrımı yok...PKK çizgisi bunu açıklarken diyor ki...beyaz türk faşizminden yeşil türkçü faşizme...bir şey değişmedi...

"şeriat" geliyor diye endişelenen CHP liler gibisin...biz ise sana diyoruz ki...endişelenme...bugün ile gelecekse "islamik faşist" rejim birbirinden farklı olmayacak...aynı tas aynı hamam...Kürt halkı gene katledilecek...Devrimcilere gene baskı uygulanacak...geçmişte bunun "laikleri" yaptı....şimdi yeşil-islam olanları yapsın...senin için önemli ise neden "devrimci" saflar da olduğunu iddia ediyorsun ki??



lasalle...tipik bir burjuva ilerlemecisisin...hem de en kötülerinden...yani, Marksizm-Leninizm den istifa etmiş olanındansın...ML de Emperyalizm dönemi zaten toptan "gericidir"...bunun için senin "vatandaşlık hakkı gözeten chp lilerle" ittifak yapmana gerek yok...Komünistleri zamanında senin gibileri nasıl tanımlamışlar...Komitern in kongrelerini oku öğrenirsin...

bir de Marksizmden de istifa etmişsin...yani Kapitalizm içerisinde "gerici" bir sistemin gelebileceğini iddia ederek...Marksizmin tarihsel materyalizmini...ters yüz ediyorsun...üstelik sorsak...en büyük ML sensin...biz ise ML değiliz ya senini tabirinle "idealistiz"...fakat kendisinin marksizmden ve ML haberi yok...sıra bize geldi mi aklına geliyor...




Lasalle...aynı lafları duymaktan sıkıldım...devletin resmi görüşü "uzun süredir kemalizm" değilmiş...hiçbir zaman Kemalizm olmadı zaten...TC devlet nasyonalist-korporatist(faşist diye de okuyabilirsin) zeminlerde kuruldu...bu zeminlerde devam etmeye de devam ediyor...Laiklik-islamcılık meseleleri ise hikaye...İslamcı olanı da Kürt halkını katlediyor belki de en büyük katliamları işletiyor...Laik olanından "feyz" alıyor...topladıkları paramiliter çetelerde islamcısı-türkçüsü-laik olanı birlikte Kürt katlediyor...sen de burada hikaye anlatıyorsun...

bugün hükümete karşı kim savaşıyor...unuttun heralde...bizizm düşmanımız Hükümet ya da o ya da bu değil...kendine Komünist diyen adamın da söyleyeceği bir laf değil zaten bu "gerçek düşman" ifadesi...senin gerçek düşmanın kapitalist-devlet sistemi...hükümet AKP olur CHP olur..fark etmez...Gerilla en büyük savaşımı bugün Hükümete karşı veriyor...Lasalle "abimiz" de bize akıl veriyor...asıl düşmanınız "akp" siz CHP ye karşısınız diyor...Gerilla bugün hepsiyle birlikte savaşıyor...lasalle nin umrunda mı?? değil..

Çünkü lasalle sözde "KOMÜNİST"....söze gelince en büyük ML...söze gelince idealist değil materyalist...fakat bu materyaller laiklik ve devlete karşı işleyemiyor...zira heralde lasalle hala "laiklik ve cumhuriyet" rejiminin "ilericiliğini" koruduğunu ve bunu savunmamız gerektiğini söyleyen bir vatan partili...ML ne der ne demez önemsemiyor...Marksizm ne der onu da önemsemiyor...böyle bir şeyin imkanı var mı??...Kapitalizm kaç yıl geçmiş "geriye dönebilir" mi...bakmıyor...

İran da "islam devrimi" oldu da "geriye" mi dönüldü...islam devriminin arkasında gene mali sermaye(bazaar) vardı...insan hakları "askıya" alındı...bir sürü devrimci katledildi..fakat geçmişteki "laik-monarşi" sisteminden daha mı "gericiydi"...anti ABD ci olduğu için "ilerici" olduğunu söyleyenler dahi vardı....


Lasalle...senle ideolojik teorik tartışma yapılmaz...çünkü sen "komünistim" derken bunu hiçbir yazında belli etmeyen...ve üstelik yazılarını...tipik bir aydınlşanmacı-laik bir kişinin yazabileceği seviyede...olan birisin....yani sana devletin-cumhuriyetin...işçilere ve köylülere düşman olduğunu...halklara ve devrimcilere düşman olduğunu...Emperyalizmin kurduğu ve geliştirdiği(başka şekilde sosyalist olması gerekirdi!!!) bir sistem olduğunu mu anımsatmam lazım???...sen cumhuriyetçiliği ve laikliği "anti kapitalist" islamcılığı da "emperyalizmin uzantısı" mı görüyorsun...senin islamcı dediğin adamlar...anti emperyalist dediğin M.Kemal den daha çok...ABD(emperyalizm diye oku!!) savaşıyorlar...fakat bunların Emperyalist yaratımı olmadığından kimsenin şüphesi yok...en azından bunların Afgan-Sovyet savaşı süresinde yaratılmış-geliştirilmiş...ve mali sermayenin hegemonik işleyişijni yeniden kurmak için bir araç olarak kullanılan...güçler olduğu konusunda hepimiz ortak bir fikre sahibiz..Fakat devletinizin-cumhuriyetinizin kuruluşu hakkında bu şekilde bir ortaklık geliştiremiyoruz...zira siz bu "cumhuriyetin çocuklarısınız"...biz ise değiliz lasalle...biz bu cumhuriyetin katlettiği "çocuklarız"...aramızdaki fark bu...
 
#13
marinelada açtırma kutuyu söyletme kötüyü diye bir laf vardır bilmem bilir misin bu yeşil faşizm dediğin devletle masaya oturmadınız mı o zamanlar kızıyordunuz akpyle anlaşılmaz diyenlere şimdi geç kalmış tepkilerde bulunuyorsun ben cumhuriyet çocuğu değilim hadiselere daha net bakmaya çalışıyorum. Ha akp ha chp doğru demişsin bence ikisi aynı değildir ve laiklik ilerici bir yönelimdir ama tamam senin için aynı olsun o zaman senin iktidara yönelmen gerekir yapsana hdpyi asıl muhalefet partisi yapamazsın çünkü buna izin vermezler iktidar perspektifiniz mi yok yoksa enayileri bunla mı aldatmaya çalışıyorsunuz . Cumhuriyetin çıkarlarından ben de pek fazla faydalanmış bir adam değilim hatta hiç faydalanmadığım da doğrudur ama bu beni cumhuriyeti osmanlıcı gerici bir heyuladan daha ileri bulduğum gerçeğini değiştirmez.
 
#14
en azından kendini biliyorsun...bundan sonra benim sana "ilericilik-gericilik" sorgusu yapmam anlamsız...bunun anti komünist bir ifade olduğunu söylemem de anlamsız...kendine komünistim diyen bir kişi....hele de ML veya marksistim diyen biri...kendisine göre "şunu ilerici şunu gerici" buluyorum tarzı ifadelerle konuşamaz...o zaman "tarihsel materyalist" olmaz...velevki senin de zaten bundan haberin olduğunu düşiünmüyorum...son yazdıklarına cevap vermem de anlamsız...şu "chp tabanı-akp tabanı" meselesiyle ilgili yani...devrimci bir insan bu tarz ayrımlar yapmaz...Devrimci-demokrat olduğunu söyleyen bir insana devleti anlatmak kadar anlamsız bir şey yoktur...senle tartışmanın gelip çarptığı nokta bu oluyor...


Fakat sana nasıl cevap verebilirim...misal gene beni okumadığın ve hızlıca verdiğin şu cevapta şu sözüne cevap verebilirim...

yeşil faşizm dediğin devletle

ben devlete yeşil faşizm demedim...bu senin devlet vizyonunla ilgili..."yeşil türkçü faşizm" devlet içerisinde bir yönelimdir...beyaz türkçü faşizm de öyledir...birisi hükümet olunca diğeri bitmediği gibi..devlet de hükümet değildir...hatta sadece yönetim-askeriye de değildir...aynı zamanda sermaye egemenliğidir...sen devleti herhangi bir anti komünistin algıladığı gibi algılıyorsun...biz ise bir sistem ve sınıfsal-iktidarsal egemenlik olarak görüyoruz...

Faşizm "devlet" değil devlet içerisinde bir yönelim-duruştur....Devlet içerisindeki her kliğin kendine ait "faşizmleri" vardır...bunları ne kadar nasıl etkili kılar??...bu dönemsel olarak işler...bu arada unutma "yeşil faşizm" derken "türkçüyü" arada unutmuşsun...türkçülüğü bunlara layık görmüyor olabilirsin de...kafana göre "faşizm" "devlet" tasnifleri ya da "ilericilik" tasnifleri yaparsan bu onu toplumsal bir gerçek kılmaz...

bir de sende de herkesi PKK li ilan etme anlayışı var anlaşılan...ben devletle masaya oturmadım...beni muhattap alıp PKK li muamelesi yapman da ilginç...HDP=PKK anlayışıyla hareket edenler gibisin...hı8zlı cevap verince ne dediğini unutuyorsun...


PKK "yeşil türkçü faşizmle" masaya oturmadı...devletle masaya oturdu...sadece hükümet ile de değil...orada hangi hükümet olursa ve buna yönelirse...onunla masaya oturacaktı...AKP sevicisi gerici kürtler oldukları için değil...yani kimse sana masayı oturalım mı oturmayalım mı?? diye sormuyor...burada Kürt halkını muhattap alarak masaya oturuyor...yüzyıllık sorunu çözmek için oturuyor...sizin "akp üzerinden" yaptığınız "yapay düşmanlıklara" sahip değil PKK...PKK AKP ya da CHP ya da başka bir devlet partisi ayırmıyor...hepsini aynı devlet sisteminin gücü olarak görüyor..birisini sevdiği ya da yakın bulduğu(bu da teorik komedi oluyor) için masaya oturmuyor...


Lasalle...PKK AKP ile anlaşmayı amaçlamadı...devletle anlaşmayı amaçladı...senin için ikisi birbirinden farklı olmayabilir bu senin "teorik sefaletini" gösterir..fakat bir marksist ya da ML için ya da bir devrimci için farklıdır...

bunları kaçıncı yazışım hatırlamıyorum...yazdıkça da yazıyorum...öyle ki bir bakıyorum...lasalle klasik mesajlarından bir tanesini gene yazmış...her mesajına yazılacak o kadar çok şey var ki...


Tartışma ne zaman biter...artık yazacak bir şeyin olmadığı belli konularda ya mütabakata varırsın ya da tartışamayacağını anlarsın...Lasalle de ise...her mesaja yazacak çok şey var...ve yazacak şey azalacağına...git gide daha da artıyor..


Ben ise artırmayı amaçlamıyorum
 
#15
şiraze ve kayma olayı

şiraze.: cilt yapımında sayfaları düzende tutan bez yada deri parçası ve aradaki iplerden oluşan düzenektir..
şirazeyi kaymış.: genelde ayarı bozulmuş olarak bilinir ama bozulan ayar tutarsızlık., doğruların üzerinde yanlışları örmek vs olarak ifade edilir..

türkiye solunun şirazesi baştan kayık başlamış.. i.t. içinden doğma ve burjuva değerleri üzerinde komünist ideoloji örme işlerinden dolayı şiraze baştan kayık..
ilk hata.. 1800 lerde başlamış.. parlamentonun solunda oturan burjuva sınıf temsilcilerine ilerici-devrimci demekle kalınmamış., onlara verilen tanımdan da komünistlere don biçilmiş..

egemen bir sınıfı ve mülkiyetçi sistemsel işleyiş içinde bu sınıfı erkte var olandan daha ileri yada ehveni şer görmek ayrıdır.. ona tarihsel ve dahi diyalektik misyon biçmek ayrıdır.. bu ayrı bir kayık şirazedir.. buna birde öncü., başlangıç görevi biçmek ve onun üzerinde yükselmek kayık şirazeyi düzgün şiraze diye yutturmaktır..

demem o ki., bu sayfada konu edilen tarık akan olayı aslında tarihsel ve genetik bir şiraze kayma olayıdır..
ve.... lasalle bu anlamda prototip bir örnektir..

şiraze kaymasının etkileri sadece ideolojik değildir.. ahlakidir de.. bunu derken ahlaksızlık demek istemedim.. ahlaksızlık işlettiğinin farkında olmayanlar da vardır..

tarık akan devrimcidir....
neden.?!.. çünkü 12 eylüle faşist darbe dedi.. sosyal "içerikli"!! filmlerde oynadı.. vs. vs.
bu ve benzer örneklerle tarık akan devrimci ilan edildi.. ee. yani.. yetmez mi?..
elbette yeter ve artar bile.. hatta.. Tüm Baskılara Rağmen Halk Savaşçılarına Terörist demeyen Onurlu bir Sanatçı Tarık Akan. ... Düzenin terör vb. Olarak halka kanıksatmaya çalıştığı kendi gibi düşünmeyene saldırıldığı bir dönemde Tarık Akan dik duruşuyla katıldığı canlı yayın programında “Ben onlara terörist diyemem” diyerek halk savaşçılarının arkasında durdu. "yazan" dhkp

şiraze mi? demiştik..
tarık akan.. Düzenin terör vb. Olarak halka kanıksatmaya çalıştığı savaşcılara terörist dememiş.. eeh.. bu yeter artar bile.. dedik de.. acaba yeter mi?..

aşağıda tarık akandan inciler var.. bakalım solcu mu? yoksa sol mu?..

Solcu arkadaşlarım da kızar. Benim düşüncem öyledir. 1960 darbe değil, devrimdir. 28 Şubat kararları 'Postmodern darbe' derler. Asla öyle bir kelimeyi kullanmam. 28 Şubat kararları alınmadan önce Necmettin Hoca'nın yaptıklarına bakarsanız, bir beş yıl sonra Türkiye'nin geleceği nokta 28 Şubat'ta hemen geliyordu. Ve buna darbe yapılmadan bildirim yaptılar, kendileri de imza attılar. O günkü iktidarın imzası var.
.. Ben bir Albay çocuğuyum. Dedem Çanakkale Savaşı'na girmiş, yaralanmış. Sonra Arabistan'a gitmiş, dönmüş Kurtuluş Savaşı'na girmiş. Adamın ömrü savaşla geçmiş. Ben onların çocuğuyum. Bu ülkede Atatürk'ün aleyhinde olmak mümkün değil. Bunu yapmak ve düşünmek ülkeme en büyük acıyı verir.
..
Sanatçı Tarık Akan ise, "Bir albay çocuğu olduğum için aranızda değilim. Ben Atatürk’ün askeri olduğum için aranızdayım. 40 yıldır, bu tür mücadelelerin hep içinde oldum. Ölene kadar da olacağım.

..

tarık akan.. atatürkçü olabilir.. iyi bir sanatçı olabilir.. hatta sol da olabilir.. ama devrimci olamaz.. tarık akan solculuğu parlamentonun solunda oturanların solculuğudur.. devrimci derken kastedilen buysa eyvallah.. sizin devrim ve devrimci tanımız da bu olduğundan anlarım ama bırakın biz demeyelim.. biz parlamentoda sol!da oturanların rahlesinden gelmedik..
sizdeki şiraze kayması temeli buradan gelir.. burjuvaziye ilerici-devrimci demekten gelir.. ve devam eder gider..
........................................................

lasalle.. geleyim sana.. şiraze kaymasından bahsettim.. ideolojik yanına değindim.. ama ne yazık ki., şiraze kayması ideolojik yanla sınırlı kalamıyor., ahlaki yanı da kaydırıyor..

marks.. burjuvaziye aristokrasi karşısında bu misyonu biçmiş olabilir ve bu anlamda tarihsel ilerleme(üretici güçler- diyalektik materyalizm) anlamında her ilerlemeyi sahiplenene devrimci demiş olabilir de.. artık 1800 lerde yaşamıyoruz.. bu tarihsel ilerleme hala sürüyor ise yine marks adına eyvallah diyeyim de yanına bir de leninizm koyuyorsanız olmuyor.. yani bu ahlaka uymuyor..
lenin.. burjuvazi artık ilerlemeci değil dedi ise artık burjuva değerlere ve savunucularına ilerici demenizin anlamı ve ahlaki yanı nedir?!..

protestanizm yani aydınlanma çağı ilerici dincileri.. o çağlarda katolik-ortodoks çevreler karşısında ne kadar laik ise.. mustafa kemal de o kadar devrimcidir.. yani.. bir inanmış Hristiyan laik denilmez ise., bir burjuva aydınına hatta osmanlı paşasına da devrimci denilmez.. protestanlara dinciliğin ehveni şeri yani ilericisi dersiniz anlarım.. m.kemale de osmanlı paşasının burjuva temsilcisi olarak ilerici dersiniz anlarım.. yanlış bulsam da anlarım.. çünkü şiraze anlayışınız bu.. bu anlamda tarık akana da sanatçı-aydın olarak ilerici dersiniz anlarım.. ama ne kemale ne tarıka devrimci demenizi anlayamam ve ahlaken de anlayamam..


bu ahlaki çöküş her yanınıza yansıyor.. önce vicdanınızı çürütüyor ve sonra aklınızı ve dilinizi ...

konuya şu sözlerle dahil olmuşsun..
İstese zrilyon tane diziye çıkar reklamlara çıkar servetini 5e 10a katlardı böyle bir yol seçmedi hep sosyal içerikli filmlerde oynadı iyi bir insandı halkın sanatçısı olarak görüyorum tarık akanı.
bu mu!! yani müthiş açıklamaların bu mu?!..

bir tane doğru üzerine elli yanlış sıralıyorsun.. farkında değil isen beni hoş gör cahil-ukalayım de.. farkında isen adını kendin koy..

ilk yalan.. hep sosyal içerikli filmlerde oynadı hep sosyal içerikli filmlerde oynamadı.. ilk çıkışında abuk sabuk filmlerle başladı.. bildiğin mağazin artistiydi.. 1949 doğumlu.. yani 68-70 yıllarında 20-21 yaşında.. o dönemde yaşıtları devrimci mücadele içinde., tarık akan solcu ama sahilde..

70 darbesinden sonra gençliğe önerilen formata uygun tip olarak devreye sokuldu.. aynı dönemde yılmaz güney de vardı.. ya içerdeydi ya da aç.. biz 68 kuşağının üzerine gelen bizler tarık akanı değil., yılmaz güneyi severdik.. fark böyle anlaşılırdı.. tarıkçılar., yılmazcılar..
yine.. barış manço ve cem karaca ayrımı vardı.. çünkü cem karaca da tarık ile aynı "mahallede" olmasına karşın siyasi yana daha ağırlık veriyordu..

bunları bilmeden o sözleri yazdın ise.. cehaletten kurtul.. biliyorsan ahlakını yıkamalısın..

ikinci yalan.. servetini 5e 10a katlardı böyle bir yol seçmedi seçmedi değil., önüne böyle fırsatlar çıkmadı.. dönem., sanatçının böyle para kazanma dönemi değildi.. ama fakir de kalmadı.. boş boş yazma..
tarık akan ya jön olarak kalacak yada sosyal bir statü ile sanatçı olarak yükselecekti.. tercih dediğin budur.. zaten 70 li yıllardan sonra sinema krize girdi.. herkes yükselemezdi.. sinema para getirmiyordu.. tarık akan kirlenmemeyi seçti.. bu doğrudur.. ama buna devrimci bir anlam ve içerik yüklemek komedi ötesi olur.. ayrıca her şeye karşın direnen sinema vardı ve tarık akan burada yer aldı.. çünkü jön olarak varacağı yer belli idi yeşilçam absürt ve seksi filmleri..
kısaca.. tarık akan sanatçı olmayı tercih etti dersen doğrudur.. ama ne aç kaldı ne de devrimci bir sanatçı olma sürecine girdi..

lasalle.. bu konudaki şiraze kayması., yaşamın yaşanmış gerçekliklerini deforme etmekle başlıyor., yaşamın doğrularını dile getirenlere çamur atmakla zirveye varıyor.. yani ahlaki olarak siraze kayıyor..

marinelada senin ve suatın yazdığı tonla yazıyı okudum ve cumhuriyete ve kemale nefretinizi iyi biliyorum benim kızdığım o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır cumhuriyet çocukları berbat akpye gelince onlar gariban kitle sütten çıkmış ak kaşık...
1- ben nefret etmem.. nefret etmek için o şey ile bağım olmalıdır.. bağım olmayana karşıyımdır o kadar..
bir cümle yazdığında içeriğine dikkat etmelisin..
cumhuriyetten nefret etmek.. ben cumhuriyetten nefret ediyorsam., neden hoşlanıyorum.. yada yerine ne düşünüyorum ki cumhuriyet varlığından nefret halindeyim..
bana ya açıklamasını yap.. yada ben anladığım kadarıyla yanıt vereyim.. lütfen arayı uzatma..

ek olarak.. kemal den nefret etmekle de ilgili açıklama yap.. örneğin.. kemal diktatör olduğu için mi? nefret ediyorum.. kemal osmanlıyı "yıktı"!! cumhuriyeti kurdu!! diye mi?.. ya da mustafa suphilerin katlinden sorumlu olduğu yada tkp üyesi maria yoldaşa yapılanları bildiği halde müdahale etmediği ve utanmadan kadınlara özgürlük getirdim demesine mi?.. yoksa ben kemalden değil de kemale olmadık etiketler yapıştıranlardan mı nefret ediyorum..

sana uzatmadan açıkla dedim ama yanıtın aynı cümlede saklı imiş.. :D
o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır
diğer açıklama isteklerimi es geç sen asıl bu cümleni açıkla..
sence.. biz cumhuriyet yerine padişahlık.. kemal gibi devrimci bir lider yerine tayyip veya demirel veya menderes gibi sağcı liderlerden mi hoşlanıyoruz.. da.. nefretimizin kökeninde bu var.. lütfen açıkla..

açıklamalarına göre diğer yazdıklarına değineceğim.. açıklama bekliyorum.. çünkü diğer yazdıklarını.. ahlaken mi? yoksa ideolojik mi? ele alayım karar vereceğim..
örneğin.. dhkp dev genç adına tarık akan açıklaması yapmış ya.. bunu ideolojik olarak analiz etmem çünkü ahlaksızca yazılmış..
 
#16
tarık akanın çözümlenmesinde son tahlilde iyi bir insan ve sanatçı olduğunu düşünüyorum böyle olabilmek için illa aç kalmak zorunda değil altında jeep varmış olabilir bu mudur yani onu sevmemenizin sebebi jeepi varmış bir de okulu varmış cık cık cık akplilerde boşverin tarık akanı şu kadar şehidimiz var yollu kızmakta zaten . Şimde gelelelim şirazeye aydınlanmacılık diye tabir ettiğiniz ve nefret ettiğiniz heyulaya önce size sorarım aydınlanmacılığın yerine neyi koyacaksınız neredeyse pkkli olmayan adama su vermeyeceksiniz asıl sizin şirazeniz kaymış tarık akan size kürdistan kuramazsınız mı dedi adama saldırıyorsunuz .
 
#17
tarık akanın çözümlenmesinde son tahlilde iyi bir insan ve sanatçı olduğunu düşünüyorum böyle olabilmek için illa aç kalmak zorunda değil altında jeep varmış olabilir bu mudur yani onu sevmemenizin sebebi jeepi varmış bir de okulu varmış cık cık cık akplilerde boşverin tarık akanı şu kadar şehidimiz var yollu kızmakta zaten . Şimde gelelelim şirazeye aydınlanmacılık diye tabir ettiğiniz ve nefret ettiğiniz heyulaya önce size sorarım aydınlanmacılığın yerine neyi koyacaksınız neredeyse pkkli olmayan adama su vermeyeceksiniz asıl sizin şirazeniz kaymış tarık akan size kürdistan kuramazsınız mı dedi adama saldırıyorsunuz .
lasella,
1 burada tarık akanın sanatcı kişiliği tartışılmıyor.
2 kendisini ifade ettiği düşünce ile tezat yaşam tarzı tartışmaya açılmışş .(bana göre ölüyü tartışmak saçma)
3 ulusalcı neososyalist kimliğinin verdiği görüntünün yansımaları
aslında olay ölü üzerinden hesap kitap yapmak..

altından son model binlerce euroluk arabalar lüks malikanelere güzel güzel hayatlar yaşamakla komünist olunmaz zengin burjuva olunur kapitalist olunur..
o kadar marksisti ise okulu neden ücretsiz sınıf ve işçi çocuklarını okutmadı..
demişsin ya açmı kalacak komünistler evet açlar evsizler hayatları mücadele hapisane ile geçmiş ne sigorta ne bir gelecek ama ideallerini satmamışlar.. elbette kapitalist sistemde karnını doyurmak için çalışmak zorundasın.. gerçi iş bulabilirsen..
hadi forumlar sana yardımcı olamıyor google da komünizm ve felsefesi yaşam tarzı ne diye araştır..
türkiyede sol hareketler chp zemininde birleşmeye ihtiyacı yok.. akp ye karşı zaten bu konuda hdk-p var zemin olarak da, çatı olarak da
çözüm mözüm yok başlıklı açılan konuya bak bari akp eleştirisi hangi sertlikle vurgulanıyor
akp yi iktidara taşıyan deniz baykal ce chp idi.. türkiyde gelişen katliam soykırım olay tarihlerine ve iktidarda kim vardı bir bak.. ki suat dost hepsini defalarca yazdı..
akp küçük ortakları chp mhp nin savaş politikalarında ortaklaştığı kürt halkına düşmanlıkları ortada iken hala bir sanatcı ölmüş üzerinden chğ eleştiriliyormuş da akp sahipleniyor gibi hava yaratman evlere şenlik..
senin sorunun ne biliyormusun mesele akp chp değil, kürtlerin içinde yaşadığı cehenemmi idrak etmemen acıları anlamaman anlasanda demek dedğildir ortaklaşacaz..
senin burada yazılanları anlaman için ermeni rum kürt olup çekilen acıları bizzat yaşaman olurdu.. batıda 15 temmuz gecesi iki f16 uctu g.tleri hop hop etti..
kürdistanda 24 saat bomba yağdıran ucaklar, top atışları bitmek bilmeyen silah sesleri ile yaşayan bir halk var..
bunu yapanda savunduğun devlet onun yürütücüleri akp chp mhp hepsi aynı fabrikanın mamülleri made in turkey...
maden, ve gazeteci filmlerini izlesen cüneyt arkında marksist komünisttir?! dersin!!? mazallah..!
 
#18
sorulan sorulara yanıt verecek misin??...yoksa milleti aydınlanmacılık konusunda "sorguya" çekmeye devam mı edeceksin??

lasalle...iki forum ahalisi...klavyede ne emeklerle sana cevap yetiştirmeye kalkıyor...sen bunları önemsemiyor olabilirsin...altına teşekkür basarak "emeği ödüllendirdiğini" düşünüyor da olabilirsin...fakat bizim söylediklerimizi anlamaya çalışsan sana emek verenler daha bir mutlu olur...en azından sana laf yetiştirme uğraşında bulunmazlar değil mi??

sana sorular soruldu...biz bir şeylerden neden nefret ediyor olabiliriz??..cevaplaman isteniyor...bunları cevapla sonra bizi "aydınlanma" konusunda sorguya çek...

ek olarak.. kemal den nefret etmekle de ilgili açıklama yap.. örneğin.. kemal diktatör olduğu için mi? nefret ediyorum.. kemal osmanlıyı "yıktı"!! cumhuriyeti kurdu!! diye mi?.. ya da mustafa suphilerin katlinden sorumlu olduğu yada tkp üyesi maria yoldaşa yapılanları bildiği halde müdahale etmediği ve utanmadan kadınlara özgürlük getirdim demesine mi?.. yoksa ben kemalden değil de kemale olmadık etiketler yapıştıranlardan mı nefret ediyorum..


o nefretinizin onda birinin akpye veya daha önceki sağ iktidarlara akıtma gücünüzün ve çabanızın olmamasıdır
diğer açıklama isteklerimi es geç sen asıl bu cümleni açıkla..
sence.. biz cumhuriyet yerine padişahlık.. kemal gibi devrimci bir lider yerine tayyip veya demirel veya menderes gibi sağcı liderlerden mi hoşlanıyoruz.. da.. nefretimizin kökeninde bu var.. lütfen açıkla..


bak bende senden bir açıklama isteyeyim...

pkkli olmayan adama su vermeyeceksiniz asıl sizin şirazeniz kaymış tarık akan size kürdistan kuramazsınız mı dedi adama saldırıyorsunuz .

buna nasıl yanıt verelim...burada ne demek istedin ki buna yanıt verelim...tarık akan Kürdistan "kurulabilirlere" açık kapı mı bırakmış da böyle bir şey söylemişsin...biz Kürdistan kurmayı mı hedefliyoruz...hadi PKK ye ya da Kürt bir EF üyesine bunu desen neyse...ki bu hareketlerinde Kürdistan "kurma"(sanki Kürdistan diye bir şey yok da biz kuracakmışcasına) hedefi yok...biz Kürt olmayanlar ise...Kürtler yerine ne diye Kürdistan kuralım..kurmayı hedefleyelim...burası da "meçhul"..

PKK li olmayana su vermeyeceksiniz ne demektir...bütün PKK li olmayanlar tarık akan gibi postal sevicisi mi??..anlamadım...misal sana göre MLKP de PKK nin türkiye kolu mu??...HBDH PKK nin karadenizde örgütlenmek için kurduğu örgüt mü??..TV de öyle diyorlar ya...KCK de çatı örgütü...HDP parlemento kolu...YDGH gençlik kolu....her şeye bir açıklamanız var nasıl olsa....


sen bunların açıklamasını yapmıyorsun...bizden "aydınlanma" açıklamasını istiyorsun...ki forumda bunla ilgili sana tonla yanıt verilmiş...hala da soruyorsun..yerine ne koyacaksınız diye...sanki bunu soran adam bir liberal de...komünizmi tanımayı çalışıyor sanırsın...
 
#19
amaç üzüm yemek ise çözüm vardır..

lasalle.. amacın üzüm yemek ise illaki bir şekilde doğruya evrilir ve bir şekilde ortaklaşacak noktalar bulur ve haliyle karşılıklı eksiklerimizi görme olanakları kazanırız..
demem o ki., amaç.. üzüm yemek olsun.. bu da muhatabının sayesinde öncelikle kendindeki eksiklikleri-eğrileri görme olanakları yakalamak demektir..
üzüm yemek.. muhatabının üzümlerini arada götürmek ve çöpü üzerinde tepinmek olmamalıdır..

sana sorular sordum.. çünkü yazdıklarımı nasıl algılamışsın ve ne sonuçlar çıkartmışsın anlamak isterdim ve ona göre yanıt verip yanlışları düzeltmek.. ve farklılıklarımızda net olmak isterdim..

ama sen aynı tas aynı hamam.. Arşimet ve hamam olayında takılısın..
suyun kaldırma kuvvetini Arşimet bulmadı ve hamamda da bulmadı..

tarık akanın çözümlenmesinde son tahlilde iyi bir insan ve sanatçı olduğunu düşünüyorum diyorsun..
da.. ne tarık akan iyi insan mı? yoksa kötü biri mi? bunu tartışıyoruz.. ne de sanatçılığını..
tarık akan'ın kişi olarak kötülüğünü görmedim.. sosyal alanda da görmedim.. ne birine hakaret etmiş ne de küfür etmiş ne de malına göz koymuş.. evlenmeye niyeti olan biri yada ortaklık kurmak için yada komşu olmak için.. son tahlilde iyi bir insan ve sanatçı olduğunu düşünüyorum .. :D
peki ortak politik faaliyet konusunda ne düşünüyorum.. ya da düşünüyoruz.. bu son tahliller bu anlamda bir veri sunmaz..
örneğin dhkp tarık akana bayılmış.. ama bayılırken gazoz içmiş.. tarık akan önce devlet diyor.. ben devlete değil sisteme karşıyım diyor.. yani devlet ile sistem arasındaki bağın farkında değil yani politik olarak yurdum insanı kadar "derinliğe" sahip.. demek ki.. dhkp de t.c. devleti baki kalsın ama sistem değişsin diyor.. yani lenin halt yemiş.. rusya devletinden polonya-finlandiya kopmasına razı gelmiş.. osmanlıya bazı yerleri bırakmış.. ho amca da aynı.. vietnamın ikiye bölünmesine ve ona bırakılana razı gelmiş.. hadi bu taktikti diyelim.. sonra aldı da.. hoş rusya da aldı.. :D
lasalle.. senin bu cümlelere aklın ermedi değil mi?..

ne diyor yahu dediğini duyar gibiyim.. :D.,
oysa çok net.. önce devlet dediğinde sistem işi hikayedir.. sadece o devlet üzerinde iktidar hırsı vardır.. ne toplumlar ne ilhaklar-işgaller ne de terk edilmiş(bölünmüş toplumlar) aklına gelir.. önüne konan pazul üzerinde çalışan çocuk kadar devrimcisindir..

t.c. devleti bölünmüş halklar ve ilhak edilmiş halklar üzerinde kurulmuş ve hepsini tek renge boyamak isteyen turizm kenti belediyesi gibidir.. bu devlet formatı var oldukça sistem de aynıdır.. sadece kızıla boyamışsındır ve sonunda boyaları dökülür.. aslına döner..

tarık akan budur.. albay çocuğu olma vurgusu.. önce devlet ve haliyle tsk sonra mit vs. en son halk diyen bir sosyal faşisttir.. biz alman halkını ve almanyayı korumak yükseltmek istedik yapılanlardan haberimiz yoktu diyen sosyal içerikli naziler gibi..

tarık akan iyi biri olabilir.. iyi bir sanatçı olabilir ama politik olarak sosyal faşisttir.. devletçidir.. ve sonunda., yani o son tahlil aşaması geldiğinde.. bu iyi yanları biter..
ANLATABİLDİM Mİ?..

GELEYİM AŞAĞIDAKİ ZIRVALARINA..
böyle olabilmek için illa aç kalmak zorunda değil altında jeep varmış olabilir bu mudur yani onu sevmemenizin sebebi jeepi varmış bir de okulu varmış cık cık cık
aç kalsın diyen mi? var.. sen aç kalmış havasında konuşursan aç değil örnekleri üzerine jeep denir., okul denir.. birileri.. halk için sanatçı derse yalandır.. kazandığını çocuklara adadı derse yalandır.. aziz nesin bunu yaptı.. ama tarık akan okulu özel okul.. bu farkı es geçen ya salaktır yada çakal..
ama tarık akan paraya tapan para için her şeyi yapan bir sanatçı değildi.. ilkeleri vardı.. bu ayrı.. konumuz da tarık akan kişiliği değil.. gerek de yok..

akplilerde boşverin tarık akanı şu kadar şehidimiz var yollu kızmakta zaten .
yapma lasalle.. akp liler tarık akanı eleştirdi diye övmek zorundamıyız.. bizde şu kadar şehidimiz var diye mi? eleştiriyoruz.. yoksa aynısını söyleyen vatan partisi ile kol kola olmasından mı? bahsediyoruz.. bu tarzların gerçekten abes ve kabak tadı verdi..

Şimde gelelelim şirazeye aydınlanmacılık diye tabir ettiğiniz ve nefret ettiğiniz heyulaya önce size sorarım aydınlanmacılığın yerine neyi koyacaksınız
öncelikle şu nefret etme ithamını bırak.. aydınlanma elbette daha olumsuz bir şeye göre iyidir ama aydınlanmayı temel almak bir komünistin işi değildir..
örneğin.. eski vesayetçi anlayıştaki devlet partilerine göre bu vesayeti kıran ehveni şerdir.. yani Ergenekon-Kemalistlere göre akp li yeşil liberaller ve sol liberaller ehveni şerdir.. birileri ile ancak çatışarak(silahlı) çözüm üretebilirsin., diğerleri ile çatışma silahla karışık olsa da demokratik zeminlerde içerir..

egemenlerin felsefesi-sistemi-kurumları yerine koyacak bir şeyin yoksa sen komünist değilsindir.. hatta egemenler senin değerlerini bile alıp kendine göre kullanır bunu da göreceksin..
deniz gezmiş olayı bu konuda çarpıcı bir örnektir.. 68 kuşağı.; sırası ile.. deniz-mahir-ibo ile tanımlanır.. üçünün ortak yanı.; değişimi devlet içinden(askeriye-bürokrasi) değil., bizzat devleti yıkacak yollarda aramasıdır.. ama nedense deniz ayrı ele alınır.. sosyal faşistlerin elinde bayrak yapılır.. utanan itiraz eden yok.. yapanlara değil göz yumanlara lanet olsun..
tarık akan olayı da budur.. tarık akan., devletçi sistem aydınıdır.. ilericidir., sanatçıdır ama devrimci aydın-sanatçı değildir.. bu iyi yanlarına sahip çıkılırken asıl zeminlerine karşı durmayan ya çakal ya da salaktır..

aşağıdaki sözlerin ciddi bir itham.. ve gereksiz tahrik..
neredeyse pkkli olmayan adama su vermeyeceksiniz gerekiyorsa., düşmanına su vermeyen insan değildir.. pkk'li olmayan bir sürü yoldaş var.. mlkp-mlsp vs. vs. bırak su vermeyi., başları üzerinde taşırlar..
behice boran kürtlerin varlığına bakmadı ama kürtler onu meclise yolladı.. sen sudan!! bahsediyorsun..
asıl sizin şirazeniz kaymış tarık akan size kürdistan kuramazsınız mı dedi adama saldırıyorsunuz . lasalle.. yazmadan önce saksını sars.. tarık akan kürdistan kurulmasına asla izin vermez.. bu onun politik duruşudur.. ayrı bir konu.. kürdistan kurmak istemeyenlere saldırıyorsak., önce pkk'ye ve apo'ya saldırmamız gerekir.. o istemiyor da.. :D
boş ve anlamsız yazmamalısın.. yok.. modelim böyle diyorsan.. eyvallah..
 
#20
http://www.sosyalistforum2.net/showthread.php?t=81671

SF de böyle bir yazı asılmış...sonrasında dev genç adına asılan yazı bir "rezillik" örneği...cumhuriyet çocuğu "sanatçılar" oluyor "onurlu" sanatçı...fakat ne Kürt halkının ne de onun "onurlu" mücadelesinin yanında...fakat devletinin ve işgalci-katliamcı ordusunun yanında!!!

bu sanatçı,gazeteci sahiplenmeleri genelde bu şekilde işler...cumhuriyet çocuğu "uğur mumcu"...sol ilan edilir....sözde sosyalist "sol" bir yayın organı birgün de...oğlu babasını öldürenin PKK "olabileceğinden" bahseder...bu röportaj da yayınlanır...

cumhuriyet in çocukları...ağalara din adamlarına...sözde karşıdırlar...bir dönemin filmleri...full ağaları ve hocaları-imamları kötülerdi...fakat cumhuriyetin "öğretmeni" askeri ve yöneticisi...ilerici-aydınlanmacı "kahraman" olarak sunulurdu...

bu "cumhuriyetin" çocuklarına karşı en iyi cevabı...Kürt halkı ve onun dostları verdi ve vermeye de devam ediyor...


Kürtler size sesleniyor:
"dinle düşman...kürt varlığıyla diliyle hala yaşamaktadır...alemde ne kadar bombayı toplayıp atsanızda yok edemez bizi"...(Ey Reqip)


Sapıttmış biri olduğun belli ama al da oku; belki bir gün bizleri anlarsın...

Anlaşıldı. Rutkay Aziz politik namusu olan bir adam. Dürüst bir adam. Saymayı bilmiyor olamayacağına göre. Helal olsun Rutkay Aziz’e. Onun gibi olmayan o kadar çok insan var ki etrafında.

Neden söylüyoruz bunu? Başlığa bakın anlarsınız. Rutkay Aziz, Tarık Akan için Muhsin Ertuğrul salonunda düzenlenen törende yaptığı konuşmanın sonlarına doğru şöyle dedi: ““Üç şeye toz kondurmazdı: Mustafa Kemal, Nâzım Hikmet, İlhan abimiz, İlhan Selçuk abimiz.” Sonra namuslu bir adam olarak dayanamadı, Yılmaz Güney ve Vasıf Öngören’in adlarını da ekledi. Değerli tiyatro adamı, 1960-80 arası şanlı sınıf mücadeleleri döneminde Türkiye tiyatrosunun Brechtiyen momentinin önde gelen şahsiyetlerinden Vasıf Öngören’in şimdiki konumuzla ilgisi yok. Biz Yılmaz üzerinde duralım.

Xby DNSUnlocker

Üç şeye toz kondurmazdı demek Tarık Akan. Mustafa Kemal gibi bir burjuva devrimcisi ile Nâzım Hikmet gibi bir proleter devrimcisinin yanı sıra İlhan Selçuk’un adının anılmasının anlamı üzerinde biraz durmak gerekiyor. Mustafa Kemal’e birazdan döneceğiz. Ama İlhan Selçuk, Sovyetler Birliği’nin çöküşü öncesinde oynadığı rol ne olursa olsun, 1991 sonrasında Kemalist bile olamayan, Enverizme, yani Orta Asya’ya doğru Türk yayılmacılığının gerici iğvasına kapılmış olan, daha önce 12 Eylül mezalimi döneminde takındığı nispeten tutarlı tavra rağmen yine de 2000’li yıllarda kapıkulu solculuğuna geri dönüp Türkiye’nin kurtuluşunu askeri darbeden bekleyen biridir. Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’ın ortaklık döneminde yaşlı bir insan olarak gadre uğramasına karşı çıkmak başkadır, Tarık Akan gibi bir sinema sanatçısının ona “toz kondurmaması” başka şey. Rutkay Aziz’in politik namus sahibi olduğunu anladığımıza göre Tarık Akan’ın İlhan Selçuk’a “toz kondurmadığı”na ilişkin sözünü de sorgulamayalım. O zaman ulaşacağımız sonuç yalındır: bu tutum, Tarık Akan’ın son yıllarda politik bakımdan sayısız laik Türk aydını gibi çaresiz kaldığının resmidir!

“Çirkin Kral’ın yakışıklı prensi”

Rutkay Aziz’in o konuşmayı yaptığı gün, BirGün gazetesinin Pazar ekinde Zihni Başsaray adında genç bir kardeşimiz Tarık Akan’ı anan yazısına mükemmel bir başlık atmıştı: “Çirkin Kral’ın yakışıklı prensi”. Rutkay Aziz de Tarık Akan’ı Tarık Akan yapan şeyin İlhan Selçuk değil de Yılmaz Güney olduğunu bildiği için, “üç” dedikten sonra dördüncü ismi saydı. Belirli insanların buluşmaları bir dönemin bütün ruhunu ortaya koyar. Yılmaz ile Tarık’ın buluşması işte böyle bir şeydir.

Herkesin gayet iyi bildiği gibi, “bıyıksız” döneminde Tarık Akan sonuna kadar Yeşilçam’dı. “Hababam Sınıfı” serisi bir yana, oynadığı diğer filmler, komedi olsun melodram olsun, yükselen “jön prömiye” olmaktan öteye bir şey kazandırmıyordu ona. Kendinden 20 yaş büyük Ayhan Işık daha hayattaydı. Bir on yaş büyüğü olan Cüneyt Arkın ve Ediz Hun da şöhretinin doruğundaydı. Yaşıtı olan Kadir İnanır da hatırı sayılır bir rakipti. Yani rakipsiz ya da tek falan değildi Tarık Akan bir “jön” olarak. Ama bakın kimlerle karşılaştırıyoruz onu. Bu bile yetmez mi hangi yolda olduğunu anlatmaya?

Xby DNSUnlocker

Ancak “bıyıklı” döneminin başlangıcı olan “Maden” filmiyledir ki (yönetmen Yavuz Özkan’a teşekkürler, kimse hakkını teslim etmedi bugünlerde) Tarık Akan, bugün yüz binlerin, milyonların sevgilisi olmasına vesile olan yola ilk adımını attı. Bu filmin öyküsü ile Yılmaz-Tarık buluşmasının öyküsünün iç içe geçtiğini Tarık Akan’ın kendisinden öğreniyoruz. Muhsin Ertuğrul’daki veda töreni, Nebil Özgentürk’ün Tarık Akan’ı anlattığı bir belgeselin kısa versiyonu ile açıldı. Orada dinledik: “Maden” filminin çekimi bittikten sonra Tarık İzmit’te cezaevinde yatmakta olan Yılmaz’ı ziyarete gider. Bu yepyeni bir ilişkinin başlangıcıdır. Kendisinden 12 yaş büyük olan Yılmaz, bu aşamadan sonra Tarık için bir rehber gibi olur. Tarık Akan’ı “bıyıklı” Tarık Akan yapan ana etkilerden biri, kendisi de bıyıklı olan Yılmaz Güney’dir.

Bu buluşmanın anlamını iyi kavramak gerekir. Yeşilçam’ın yükselen “jön”ü, komünist, devrimci, devletin başa çıkamadığı için katil diye hapiste tuttuğu Yılmaz Güney’e sanki bir şeyhin yanında diz çöken bir mürit gibi gitmiştir. Yeşilçam devrimin kültür ordusuna yazılmaya gelmiştir. Bu, sinema alanında proletarya hegemonyasıdır. Tarık bu anda artık işçi sınıfının mücadelesinin saflarına yazılmış olmaktadır. Bugün, daha sonra yaptığı bazısı vahim politik hatalar dolayısıyla Tarık Akan’ı toptan silmeye kalkışanlar, işçi sınıfının kültürel alanda hegemonyasının ne kadar önemli olduğunu anlayamamış olanlardır. Tarık Akan’ın işçi sınıfı sinemasının içinde, önünde, başında yer almış olmasının önemini anlayamamışlardır. Harcamayın proletaryanın sanatçılarını! Proletaryanın sanatçıları ille fabrika işçisi olmaz. İnsan proletaryanın saflarına kültürel faaliyetiyle katıldığında artık proletaryanın sanatçısıdır. Tarık Akan böyle biriydi. Bu, daha sonra yaptığı politik hatalara rağmen, onu saygıyla, sevgiyle yolcu etmemiz için yeterlidir!

Ama iş orada bitmiyor ki! Şeyh Yılmaz’dır. Her şeyi, en sonunda kendini bile sorgulayabilen bir adam. (Yılmaz Güney hakkında 30. Ölüm yıldönümünde hasbelkaderyazmış olduğumuz bir yazıya da dikkatini çekelim okurun: http://gercekgazetesi.net/gundemdekiler/komunarlarin-yani-basinda-yatar-arabaci-cabbar.) Şeyh Yılmaz ise mürit ne olur? Tarık sadece işçi sınıfı filmlerinde oynamamıştır ki! Yılmaz’ın bazı başka filmleri bir yana, hayatının en önemli iki filmi olduğu tartışma götürmeyecek olan “Sürü” ve “Yol”da başroldedir. Kürt halkının, Kürt kadınının dilini çalan bir düzene karşı çok sert bir eleştiri olan “Sürü”… Hapisten izinle çıkan karakterlerinden biri memleketine geldiğinde ekranda “Kürdistan” yazan “Yol”… Yıl 1982! Tarık bugün milyonların sevgilisi olan yola bir işçi filmiyle, “Maden”le çıktı dedik. O yol “Yol”a çıkmasaydı Tarık Akan, Tarık Akan olur muydu? Cevabı her yerde gizli. Tarık Akan deyince Yol filminin (bu yazının başında da yer alan) afişinden daha çok hangi fotoğrafı görmüşlüğünüz var? Tarık Akan o işte!

Xby DNSUnlocker

Demek ki, Yılmaz gibi ve belki, belki değil muhtemelen Yılmaz sayesinde Tarık Akan’ın da yolu proletaryanın sanatçısı olmaktan Kürt halkını kucaklamaya açılmıştı. Dedik ya, Zihni Başsaray kardeşimizin başlığı mükemmel. Yılmaz’sız Tarık olmaz.

Son dönemde Kemalist milliyetçilik çizgisine saplanmış sol aydınların içinden geldiği halde Rutkay Aziz, namuslu bir adam olarak “bir de Yılmaz” dediğinde arkada ne oluyor bir bakın. Youtube’da izleyebilirsiniz. (Videolarda açı farkı oluyor. En berrak biçimde şu videoda görebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=PCD6Yak-Tpc). Rutkay Aziz’in hemen arkasında duran çok önemli bir beyefendi var. Rutkay Aziz, Mustafa Kemal’in adını söylüyor, Nâzım’ın adını, İlhan Selçuk’un adını. Beyefendi hep alkışlıyor. Sonra beklenmedik şey oluyor: O da ne, Yılmaz Güney? Hani üçtü? Bu dördüncü de nereden çıktı? Ayıptır, insan böylesine gafil avlanır mı? Beyefendi birden alkışlamaktan vazgeçiyor. Komedi filmlerindeki gibi, kafasını havaya kaldırıyor, bakınıyor (evet, aynen böyle, bir ıslık çalmadığı kalıyor)! Sıra Vasıf Öngören’e geliyor, beyefendi yine alkışlıyor. Görüyor musunuz, has Kemalist, düşmanını nasıl biliyor!

Şimdi durum bu iken, Sürü’nün ve Yol’un başoyuncusunun ardından onu, Tarık Akan’ı Kürt düşmanı ilan edenlerin aklına şaşmaz mısınız? Yılmaz’la yakınlığından pişman mıymış artık Tarık? Onu has Kemalist beyefendiler gibi defterinden silmiş mi? Olgular cevap versin.

Tarık Akan 16 Eylül gecesi öldü. Ondan on gün önce, 7 Eylül’de Adana’nın Çukurova Belediyesi tarafından düzenlenen Yılmaz Güney’i anma gecesine telefonla bağlandı. Gerisini İMC TV’nin internet sitesinden satır satır aktarıyoruz:

“Görüşme sırasında Tarık Akan, Yılmaz Güney’in bir efsane olduğunu ifade ederken eşi Fatoş Güney’den ‘mücadelesini sürdürmesini’ istemişti. Cep telefonu ile salona dinletilen görüşme sırasında Fatoş Güney’in ‘Tarık, sen bizim canımızsın ve iyileşeceksin, yine güzel işler yapacaksın’ sözlerine Akan, ‘Mücadele hiç bitmeyecek’ karşılığını vermişti.

Bu, Tarık Akan’ın kamuoyu önündeki son mesajıydı.”

Tarık Akan son nefesinde Yılmaz Güney’e bağlılığını ilan ediyor. Yoksa başrolünü oynadığı “Yol”u hiç mi görmemiş? Biz biliyoruz, siz biliyorsunuz, o bilmiyor mu, daha yıl 1982 iken filmde ekranda “Kürdistan” yazdığını? Bu yüzden Yılmaz’ı aforoz mu etmiş? Hayır, yukarıda okudunuz. Yılmaz Güney hakkında eşi Fatoş Güney’e onun (dikkat, sanatını değil) “mücadelesini sürdürmesini” söylediği konuşma Tarık Akan’ın kamu önündeki son cümlesi!

Bu adama öldükten sonra Kürt halkı adına saldırılır mı? Böylesini bulmuşsunuz, yaptığınız iş mi? İnsanın aklına İngilizlerin ünlü atasözü nasıl gelmesin? “Böyle dostlar varken, düşmana ne gerek var?”

Bazen hayat sanatı kıskandırıyor. Filmin sekanslarına bakar mısınız? Rutkay Aziz “üç” diyor, dört sayıyor. Dördüncü isme geldiğimizde sol Kemalizmin yüksek rahiplerinden biri alkıştan imtina ediyor. Tarık ise hayatının son kamusal cümlesinde Yılmaz Güney’in mücadelesinin sürmesini vasiyet ediyor!

Büyük sinemacı Yılmaz, büyük oyuncu Tarık, kıskanmadınız mı bu montajı?

Solcu Türk aydınının büyük ikilemi

Tarık Akan’ın son yıllarda içine girdiği politik yönelişi görmezlikten mi geliyoruz? Asla! O yönelişe yıllardır ne kadar sert eleştiriler yaptığımızı bütün okurlarımız bilirler. Önemsemiyor muyuz? Önemsemez olur muyuz? Bu yöneliş bu topraklarda gerçek müttefikleri birbirinden koparan formüldür. Sonuna kadar eleştirilmelidir. İzmir’in Atatürkçüsü, İstanbul solunun Kemalisti şunu görmüyor: Ortadoğu’da DAİŞ’le boğuşan, Türkiye’nin (haydi onların diliyle söyleyelim) “Güneydoğu”sunda Kürt Hizbullahı’nın önünü kesen, Kürt hareketinden başka kimdir? Laik bir düzeni özleyen kıyı halkıyla Kürtlerin yolu aslında kesişir. Buna bir tutkal gerekir: O da işçi sınıfının mücadelesidir. Türkiye’nin sol aydını bu tutkaldan umudunu kestiği içindir ki, laik bir düzeni Türk Silahlı Kuvvetleri’nden beklemektedir. 15 Temmuz umarız onlara bir şeyler öğretmiştir! 12 Eylül, zorunlu din dersleriyle, Türk-İslam senteziyle, Avrupa’da Suudi Arabistan tarafından finanse edilen din görevlileriyle İslamcılığın önünü açmıştı. Bundan öğrenemediler. Bari 15 Temmuz’da Tayyip Erdoğan’ı devirmek için harekete geçen darbecilerin arasında, belki de en güçlü unsur olarak Pensilvanya imamının adamlarının olmasından ders çıkarsınlar. İşçi sınıfından umudunu yitirip başka güce sarılan solcu pusulasını yitirmiş demektir.

Rutkay Aziz’in üçlüsünden İlhan Selçuk, bu solcu tipine tam da uygun bir kahramandır. Tarık Akan onu hayatı boyunca ne kadar sevdi, bilemeyiz. Ama İlhan Selçuk AKP ile cemaatin ortak saldırısına maruz kalınca Tarık Akan’a sempatik gelmiş olabilir.

Mustafa Kemal meselesi ayrıdır. Bizim Mustafa Kemal’in Türkiye tarihindeki yeri konusundaki fikirlerimizi Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri kitabımızı okuyan herkes bilir. Mustafa Kemal Türkiye’nin ikinci burjuva devriminin en önemli önderidir. Ama aynı zamanda işçi sınıfının ve Kürt halkının düşmanıdır. Buna rağmen onun bir burjuva devrimcisi olarak tarihte oynadığı önemli rolü yadsımayız. Tarık Akan Mustafa Kemal’e “toz kondurmuyor”sa, bu onun “Sürü” ve “Yol”da katkıda bulunduğu sanatsal bilinçlendirme faaliyetini bütün ağırlığıyla kavrayamadığını ya da unuttuğunu gösterir. Biz meselenin başka bir çaresizlikle ilgili olduğunu sanıyoruz. Buna birazdan döneceğiz.

Bir de Nâzım Hikmet var. Türkiye’nin 20. yüzyıldaki en büyük komünisti. Sadece şair olarak değil, düşünür ve militan olarak da. Dedik ya, Mustafa Kemal Türkiye tarihinin iki büyük burjuva devrimcisinden biri (öteki Enver), Nâzım Hikmet ise en büyük proleter devrimcisi. Şimdi şu soruya cevap vermeye çalışalım: Rutkay Aziz’in arkasında duran beyefendi Yılmaz Güney’i alkışlamıyor, ama Nâzım Hikmet’i alkışlıyor. Oysa her ikisi de komünist. Neden?

Çünkü Yılmaz Güney Kürt özgürlüğünden yana. Oysa tipik yarı-Stalinist, yarı-Kemalist Türk solcusu gibi beyefendi de Nâzım’ı Mustafa Kemal’e hayran ve bağlı zannediyor ya da öyle olmadığını bilse bile öyle sunmak işine geliyor. Biz Nâzım’ın Atatürk hayranlığını kanıtlamak için işaret edilen bütün delillerin aslında Nâzım’ın tutsaklık dönemindeki çırpınmasının bir sonucu olduğunu iddia ediyoruz. Bunu da uzun bir yazıda ortaya koymaya çalıştık: “Tutsak Bolşevik: Nâzım Hikmet ve Stalinizm” (Bu yazıya internetten ulaşılabilir: http://www.devrimcimarksizm.net/sungur-savran-tutsak-bolsevik-nazim-hikmet-ve-stalinizm). Bu deliller dışında ise Nâzım Hikmet’in kendi kuşağından komünistler arasında Mustafa Kemal’e en uzak olanı olduğuna dair güçlü deliller gösterdik.

Kısacası, Mustafa Kemal, Nâzım Hikmet, İlhan Selçuk, Yılmaz Güney dörtlüsü, birbirini tutmaz. Diziden Yılmaz Güney’i çıkartırsanız, Nâzım’ı da Kemalist yaparsanız göstermelik bir tutarlılığa ulaşabilirsiniz. Sol Kemalist yaşlı beyefendiler kulübü bu bakımdan rahattır. Ama Tarık Akan son nefesine kadar hâlâ Yılmaz Güney’i yücelttiğine göre onun tutarsızlığından ne anlayacağız?

Cevabımız yalın: Sovyetler Birliği’nin çöküşü dolayısıyla Tarık da bütün dünyanın sol aydınları gibi işçi sınıfı politikasından, komünizmden umudunu kesmişti muhtemelen. Dile getirmese de böyleydi büyük bir olasılıkla. Bu durumda AKP gericiliğine, Ortadoğu’da din tacirliğine yaslanan bir İslamcılığın yükselmesine, mezhepçiliğe, tekfirciliğe karşı laik cumhuriyetin çerçevesine tutunmak zorunda hissediyordu kendini. Ama Kürt halkının düşmanı değildi, onun ezilmesinin yanında değildi. O yüzden de Yılmaz’ın “mücadelesinin sürdürülmesini” istiyordu. Mustafa Kemal destekçiliği ile bu tutarlı mıydı? 1925’ten sonra Kürt halkının nasıl köleleştirildiğini bilenler için değildi. Ama çaresizlik anlarında tutarlılık kolay mıdır?

Tarık Akan’ın büyük hatası laik bellediği cumhuriyetin çerçevesini savunmak değildi. Sınıf politikasına sırtını dönerek (üstelik gerçek anlamda laik bile olmayan) burjuva cumhuriyetinin savunuculuğuna kadar ricat etmek hataydı ama vahim değildi. Mustafa Kemal’i 21.yüzyılda savunmak hataydı ama vahim değildi. Vahim hata, onun da bir imza metninde kapıkulu solcularının, TSK’yı kurtarıcı olarak kabul edenlerin tuzağına düşmesi olmuştur. Burada bile, önüne imza metni gelen aydının yaşadığı ikilemleri bilenler Tarık Akan’ın bu korkunç hatayı neden yaptığını, affetmemekle birlikte, anlayacaklardır.

Ama unutulmasın ki sözünü ettiğimiz aydın, bir sanatçıdır. Ne başkalarına dünyayı yorumlama konusunda ders veren allame teorisyendir; ne de toplumun önüne kurtarıcı gibi çıkan politikacı. Diyalektik her zaman somuttur: Sanatçının politik hayatını bir siyasi önderin ya da bir büyük teorisyenin politik hayatı ile aynı ölçülerle değerlendirmek anlamsızdır. Âyinesi sanatıdır sanatçının, lâfa bakılmaz!

Sonuç olarak, Tarık işçi sınıfından umut kestiği için Kemalizme sarıldıysa, bunun sorumlusu Sovyetler Birliği ayaktayken onu dünya devriminin öncüsü gibi gösterip çökünce de işçi sınıfı politikasına sırt çeviren Marksist teorisyen ve politik önderlerdir. Yani beyefendinin yakın arkadaşları. Tarık değil.

Tarık Akan, Yılmaz Güney önderliğinde sinemada işçi sınıfı hegemonyasını kuran bir kuşağın en sevilen yüzü oldu. Onlar şiirde Nâzım Hikmet ve onun izinde yürüyenlerin, romanda Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Vedat Türkali ve diğerlerinin, müzikte en başta Ruhi Su’nun ve 1970’li yılların sonradan dönmüş olsa da diğer önemli müzisyenlerinin, tiyatroda Vasıf Öngören, Genco Erkal, Erkan Yücel ve diğerlerinin yaptığını yaptılar. Modern Türkiye’nin tarihinde işçi sınıfını kültür alanında hegemonik bir konuma yükselttiler. Bu, hepsinin büyük bir gururla anılması için yeterlidir.

Muhsin Ertuğrul’daki törende biz sadece Tarık Akan’ın değil, aynı zamanda şiirleri okunan Nâzım Hikmet’in, varlığı hep hissedilen Yılmaz Güney’in, “Sürü”deki rolünde Tarık’la birlikte görülen, Bakırköy meydanında şiir okuyan sesi duyulan Tuncel Kurtiz’in, Yılmaz Güney’le aynı acı kaderi paylaşan, ondan sadece bir yıl sonra doğup, onunla aynı yıl, 1984’te, onun gibi sürgünde, erkenden, 46 yaşında ölen Vasıf Öngören’in ve onlar gibilerinin de yasını tuttuk, içimiz burkuldu, gözümüz yaşlandı.

Selam olsun Türkiye işçi sınıfının sanatçılarına!
 
Üst