Dersim Başkomutanı Seyid Rıza'nın Mektubu

#1
Seyit Rıza'nın mektubu
Dersim Başkomutanı

„Dışişleri Bakanlığına
Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp, Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor.
Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı.
Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930′da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor.
Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık.
Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor.Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor.
Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor.
Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.

Seyit Rıza
Dersim Başkomutanı“
 
#2
Dr. Nurİ Dersİmİ'nİn KÜrd GenÇlİĞİne Hİtabesİ*


Ey Kürt gençliği!..

Ey asırların zulmünü istikar eden civanmert milletin oğlu, beni dinle!

İnsanlık tarihinin safağı ağarırken, onun ilk süleleri Hint denizinden Kafkaslara, kücük Asy’nın doğu yamaçlarından Orta Asyaya kadar uzanan yüksek dağlarda ve güneşli yaylalarda seni doğuran büyük ırkın mağrur alnına isabet etmiştir.


Senin tarihin, ardı arası kesilmeyen kahramanlık menkibelerinin tarihidir. Çünkü sen, kırk asırdan beri namuslu ve azade bir varlık için savaşan ve bu gün dahi o savaştan yılmamış olan o milletin çocuğusun.

Kürdün fırtına ve kasırgalarla dolu dünkü ve bu günkü hayatının, maruz kaldığı felaketlerin ve çektiği ızdırapların sebep ve menşe'ini aramak, tarihin cilvelerini intibah gözleriyle tetkik etmek hepimizin borcudur.

Varlığını korumak, benliğini muhafaza etmek için, hiç bir millet bizim kadar uzun ve sürekli savaşlar yapamamıştır. Uzun tarihimiz boyunca, hiç bir kuvvet bize maglubiyet itirafı yaptıramamıştır.. Kürt alnı, Kürt yurdunun haşmetli zirveleri gibi, daima yüksek kalmış ve hiç bir fatihin önünde eğilmemiştir. Kürt hayatiyetinin hakikati, bu günde saşmaz hakikatıdır. Çünkü, Kürt ölüm kalım cidalini terketmemiş, mağlubiyet itirafında bulunmamış, dünya milletleri saflarında silinmemeye karar vermiş, yaşamak isteyen ve yaşamak için ölmesini bilen bir millettir.

Ey Kürtoğlu, ey Kürt kızı, dünya bu kararından haberdar olmalıdır!

Yaşamak isteyen her varlık döğüşmelidir!

Dünya üzerinde bir yeri olmak isteyen her millet çarpışmalıdır!

Tabiatin değişmez kaidesi budur. Kimyevi, nebati ve hayvani alemin amansiz varlık kanunu budur; döğüşmek, savaşmak!...

Bu kaide, insan cinsi için daha amansızdır. Irk ırkın, millet milletin, insan insanın yırtıcı canavarıdr.

İnsanlık medeniyeti henüz bu kaideyi tebdile, muvaffak olamadı, savaş kanunu ta'dil edemedi. Bu gün de, yaşamak için döğüsmek gerek, kaçınmak ölmektir.

Biz, ölmek istemeyen bir milletiz. Kürt, yaşamaya karar vermiştir ve yaşayacaktır.

Uzun tarihimiz boyunca bir çok ırklar, milletler ve devletler Kürdü öldürmeye çalışmışlar, onu hayat hakkından mahrum etmeğe azmetmişler, fakat muvaffak olamamışlardır. Doğudan, batıdan, güneyden ve kuzeyden gelen cihangir akınları, Kürt dağlarının eteklerinde kırılmış, Kürt azmi karşısında parçalanmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Kahhar kuvvetler, bir çok milletlerin varlığına hateme çekmis, bize muasir bir çok milletler tarihe geçmiş, fakat mücadeleden yılmamış olan Kürt, tarihe karşı kanlar akan alnını yükselterek:" ben ölmedim, ben yaşayacağım!" demiştir.

Hic bir milletin tarihi bizimki kanlı olmamıştır. Hiç bir milletin yurdu bizimki kadar istila dalgalarına uğramamıştır. Hiç bir millet bizim kadar mutemadi döğüşmemiştir. En gayri musait şartlar altında bile, Kürt eli silah tutarken teslim olmamıştır. Kahhar kuvvetlerin, sayı çokluğunun savaş için meydan okumalarına, Kürt daima "EVET!" cevabını vermiştir.

İşte, varlığımız bütün hikmeti, devamımızın bütün sırrı bu kelimede mündemiştir.

Ey ırkımın ümidi istikbali olan Kürt gençliği! Bu naciz eseri sana ithaf ediyorum.

Yurdundan uzak, yad ellerde kalbi milli izdiraplarla sızlayan, Kürdün istiklal ve hürriyet güneşinin doğumuna teşne ruhu alevlenen derbeder bir Kürdün, intikam mahşerini senin bükülmez pazularından ümit eden Dersimli bir Kürt çocuğunun sana yalnız sana mütevecih feryadına kulak ver!

Ben sana, senin namus ve şerefini lekelememek için vatanın yalçın kayaları,müthiş ucurumları üzerinden kendilerini halaskar ölümün kucağına atan binlerce gelin ve kızlarımızın feryadını inliyorum....!

Ben sana, senin hala bu gün bile, namert düşmenın kapısında esaret altında yaşayan, her gün, her an damla damla ölen, milliyeti, dili ve mukaddesati tahkir edilen köle Kürtlerin derin feryadını ağlıyorum...

Kürdistan’ın zümrüt dağlarından, güneşli yaylalarından sürülerek, Anadolu’nun çorak ovalarında açlıktan ölen, kahpe düşmanın süngüsüyle, kurşunuyla imha edilen ve günahları yalınız ve yalınız Kürt doğmuş olmaları olan kardeşlerimizin gözlerini ölüm kapatırken, onların ümitlerinin ufuklarında sen bir güneş gibi belirdin...

Onların sana, bir tek kelimede tekasüf eden, amansız amir ve kahhar bir vasiyeti var:

İNTİKAM!!

İntikam!...

Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için.

intikam!..

süngülenen yüzbinlerce Kürt yavrularının feryadını dindirmek için.

intikam!...

Girdaplara atılan,ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kürdistan afakında oğuldayan eninlerini teskin için.

intikam!...

Darağaçlarının altında ölümü kahramanca selamlayan, "yaşasın hür ve müstakil Kürdistan!" diye haykırarak şehadet tacını giyen binlerce vatan kurbanlarının gayelerini tehakkuk ettirmek için.

intikam!..

Kürdistan denilen harabezar anayurdun istihlasi için.

intikam!...

Kürt diyarında uluyan sırtlan ve çakallar ırkının mülevves vücutlarından Kürt vatanını tathir için.

intikam!..

"Medeniyet"denilen kahpenin peşine sığınarak bize uluyan *****leri susturmak icin.

intikam!...intikam!...intikam!...

Şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla, gözyaşlarıyla yazılı vasiyetname işte bu bir tek kelimedir!..

Namusu olan her fert, sinesinde Kürt kalbi çırpınan her insan, damarlarında Kürt kanı çevelan eden her genç bu vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır!

Dünün tarihini kanlarıyla yazan Kürt neslinin, kanlarıyla çizdikleri yoldan yürümek borcumuzdur!

Biz, kanlarımızla Kürt istiklalinin kızıl şafaklarını açacağiz. Ruhlarımızdaki volkanlarla, Kürt kurtuluşunun alevli güneşini yaratacağız!

Dünya tarihi bize bakıyor. Şehitlerimizin gözleri bize mütevehcihtir!

Hürriyet ilahına sunduğumuz binlerce kurbanlar, kendileri için bizden bir türbe istiyorlar, hatıraları için bir abide bekliyorlar!..

Bu abide, hür ve müstakil Kürdistan!

Bu abide, milletler camiasi arasında şeref mevkini ihraz edecek olan müstakbel Kürt devletidir!

Şehitlerimizin ruhunu şad edelim!

Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt milleti, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan
 
#3
sevgili Amed_Dersim

Seyit Rıza'nın mektubu,İngiliz hükümetine yollanılmış olsa gerek!Şayet öyle ise,neden İngilizler bu mektuba karşı,küçükte olsa,bir girişimde bulunmamıştır.?

Eger herhangi bir yardım yapmamışlar ise,bazı kişiler tarafından,Şeyh Sait İsyanında İngilizlerin isyana destek verdikleri söylentileride,bir anlamda realiteyle çelişmez mi?

Benim asıl dikkatimi çeken nokta 2.Mesajdaki şu yerdir;İnsanlık tarihinin safağı ağarırken, onun ilk süleleri Hint denizinden Kafkaslara, kücük Asy’nın doğu yamaçlarından Orta Asyaya kadar uzanan yüksek dağlarda ve güneşli yaylalarda seni doğuran büyük ırkın mağrur alnına isabet etmiştir. Buradaki coğrafik tanımlama,insanlığın ilk yerleşim yerlerine atıfta bulunurken,kelime aralarında sanki,Kürt etnisitesinin bu coğrafik alanda ortaya çıktığını vurguluyor gibi görünmekte.(Bu benim anlandırdığımdır).(Küçük Asya;Anadolu ve Mezopotamyanın bir bölümünü alan bir tanımlamadır.)


Nur-i Dersim-i (Dersim'in Nuru anlamında)nin yukarıdaki hitabesi ile günümüzdeki Kürt mücadelesinin farklılıkları (varsa) asıl irdelenmesi gerek nokta burası olmalıdır!

saygı ve dostlukla...
 
#4
sevgili Amed_Dersim


Nur-i Dersim-i (Dersim'in Nuru anlamında)nin yukarıdaki hitabesi ile günümüzdeki Kürt mücadelesinin farklılıkları (varsa) asıl irdelenmesi gerek nokta burası olmalıdır!

saygı ve dostlukla...
Sevgili düşünsel hocam,


Maddi yaşam bilinci oluşturur...
Türk halkının faşist zihniyette olması ve kürtleri ezmesinin(kısaca sivil faşizm) tek nedeni; maddi yaşam koşullarının burjuva düzende vuku buluyor olması...

Yani daha açık bir şekilde açıklarsam, devlet sistemli bir şekilde türk halkına şovenizm zehrini veriyor...

Maddi yaşam koşulları nedir?
-Okullardaki k.emalist faşist eğitim,
-Burjuva faşist basın, medya,
-Faşist askerlik kurumu ve askerlikteki faşizm propagandası,
-Toplumun faşist bir ideolojiye sahip olmasını sağlayacak diğer araçlar...
vb..........

Böylece türk halkı faşist zihniyette oluyor...
Fakat burada suçlu türk halkı değildir...

Suçlu burjuva faşist devlettir!!!

Türk halkı ise sadece kurbandır...Onlar bilinçsizce faşizmin kollarında yüzmektedir...


Sonuç; Bizim düşmanlığımız burjuva faşist devletedir...
İntikamımız burjuva faşist devletten alınacaktır!!!

Saygı ve hurmetler.
 
Üst