devrimciler zavallı değildir.

#21
Burası tiyatro sahnesi değil.
Bırakacaksın Kralın soyatarısı rolünü oynamayı.
Benim ustam Yalçın Küçük müş...!!!
Vatan,Millet,Yurt,Ulus,Bayrak gibi kavramları bilincimdem kazıyalı çok oldu Toll efendi!
Kendine ait düşüncelerin olsun.
Kurtul artık bu feodal kafa yapısından.
Kurtul artık,bu kul kültüründen,biat kültüründen.
veda
benim en karanlık feodal yanım senin en aydın yanıdan daha parlaktır sen rahat ol bana tiyatro oynamayı bırak demeyi bırakta sende üç maymunları oynamayı bırak yalancı bir kıralın yanında vezir olacağıma geçek bir kıralın yanıda soytarı olurum sen şimdi bu kıral lafınıda iyi çarpıtırsın yalçın abisinin çırağı benim sana yazacaklarım bukadar eksi bir durum olmadıkçada senin citiye alıp cevap yazmam sen entelektüel damarlarını kabart oraya buraya yazı asarak saldır bundan fazlası elinizden gelmez zaten elvade
veda
 
#22
sayın katılımcılar...
yazıların bir çoğunda bir diğer muhatabın kişiliğine yönelik kelimeler mevcut

çok zor değil..
düşüncenin haksız, eksik, saçma olduğunu belirten cümleler kurulabilinir.. illaki kişiliğe yönelik olması şart değildir..
lütfen dikkat edelim.. editlemek zorunda kalıyoruz.. ve bazen atlananlar oluyor.. sonra fatura bize çıkıyor.. haklı olarak.. bizde itiraz edemiyoruz..

yazılardaki düşünceleri takip etmek isterken buralarda oayalanıyoruz..
yöneticiyiz ama asıl olarak katılımcıyız.. okumak görmek bilmek istiyoruz..

lütfen sizler asıl yönetici olun ve bu anlamda müdahil olun..

danışman
 
#23
"Bizim zamanımızda bir Mahir Kaynak vardı!
En keskin,en ajitatif,silahlı mücadeleyi amaçlaştırmış bir kişilikti.
Sonuçta MIT ajanı çıktı!
Sonrası bu bize ders oldu,böyle kovboyculuğa meraklı kişiliklere hep kuşkuyla yanaştık."

bir veda cırıltısı daha. hem de onun zamanında. canlı şahit yani. m. kaynak alçağını bilmesek bize yutturacak. mahirlerin, birileri tarafından kışkırtılıp oyuna getirildiği iddiasının, veda tarafından bir ucundan tutulduğuna şahit oluyoruz. bu kaynak iti, bunu televizyonlarda da dile getirdi. güya veda mahir çayan savunması yapıyor.

manüpülatörler sinsidir.

dünyanın hiç bir yerinde devrimciler, komünizm yolunda, bir avuç devrimcinin devrim yapacağını iddia etmemiştir.

buna tarihte en yakın olan, neçayevdir, onun dahi böyle bir iddiası yoktur. bu, birilerinin, diğerlerine bakarak çıkardıkları sonuçtur. bir avuç devrimcinin devrim yapacağını kimse iddia etmediğine göre, neden birileri, bu iddia varmış gibi eleştirir.

lenin de durumlarına bakarak kimileri için böyle eleştiriler yapmıştır. bu bir gözlemdir. birileri bunu savunuyor, lenin de bunu eleştiriyor değil.

zamanla bu eleştiri, II. enternasyonal oportunistleri tarafından silahlı mücadele yürüten devrimcilere çevrilmiştir.

II. enternasyonalin rusya kökenli duayenleri, engelsi tanımış olmayı kullananları, leninist diye bir sıfat uydurmuştur. bu kavramın isim babası, martovdur. lenin bir mahlastır. aynı şahsın diğer mahlası kipriyanovdur. bu bir kod ismi değildir. yazar konumundaki, bolşevik sözcünün yazılarında kullandığı mahlastır.

martov, lenin yada leninist dediklerine eleştiri yaparken, gözlemden değil, yazılanlardan yola çıkmıştır.

onlara göre lenin, marksizmi kavramamış, yarım yamalak okumuş, kafasına göre de yorumlamıştır. bunun sonucunda da tesbit ve iddiaları zayıftır, incelikten yoksundur, kaba saba bir marksizimdir. bu sözler martova aittir.

akselroda göre lenin, meselelerde aşağı yukarı bir marksisttir. doğru düzgün çevirecek olursak, yaklaşım olarak marksisttir, sonuç olarak değil.

cirlavuk gene cırlamış, borga teori lüzumsuz diyormuş. tercüme edelim, vedaya göre fikir demek teori demek.

borga lafını eğip bükmez. direk söyler. marksizm, devrimci bir ideoloji değildir. marksizm büyük bir kuramdır. insan ve toplum hayatının tamamına dair tesbit ve yöntemleri vardır. ağırlıklı olarak deterministtir. basit ve zayıf değildir. girifttir. ilgilenenin ufkunu açar. bir çok temel önermesi, ele aldığı konuları iyi çözümlemenin sonucunda kuvvetlidir. yöntem sunar. bu anlamıyla işlevseldir. ama politik olarak edilgendir. bu tek başına ele alınırsa zararsızdır. ama, öyle ele almanızı engelleyen tutum ve tavırları vardır. bu doktriner bir yapısı olmasından kaynaklıdır. marksizm amaçsızdır. tam ifade eder ve muhtemel yanlış anlamalara set çekmek istersek, bunu, yani amaçsızlığı, bir hedefe dair iddiası ve planı programı yoktur şeklinde söyleyebiliriz.

marksizm zannedildiği gibi, filanca çağın ideolojisi değildir. kapitalizmi, başından gideceği cehenneme kadar ayrıntılı tahlil içerir. marksizmin kimi önermelerinin geçersiz olduğunu iddia etmek, marksizmi reddetmeye eşdeğerdir. bu günü de kapsar. kapitalizmin nasıl ortadan kalkacağını tarif etmiştir. bunun başka yolu olduğunu söyleyerek marksistim diyenler marksa hakaret etmiş olurlar. kimse marksa hakaret etmek niyetinde olmadığına göre, bunu neden yaparlar ; iki ihtimal vardır. ya marksizmin bütünlüklü yapısını kavramamışlardır, yada marksizm ile yeterince tanışmamışlardır.

lenin, yeterince tanışmamışlar grubuna girer. bu konuda bir dizi ipucu vardır ve gerçekten de lenin kabaca marksisttir. marksizmdeki, determinizmi oportunistlere izafe etmiş ve marksizme devrimci bir yorum getirmiştir. ama zamanla ortaya çıkan marks ve engelsin bütün yazıları, yaptığı izafelerin çoğunun marks ve engels kaynaklı olduğunu göstermiştir.

insanlığın kurtuluşu yolunda içinde bulunduğumuz yüzyıla kadar, marksizmden daha kapsamlı ve güçlü bir teorem üretebilmiş değiliz.

borga ve benzeri devrimcilerin, görüp tesbit ettiği en önemli problem, marksizmin çıkış noktasının yani tezinin zayıf olduğudur.

marksizm tez olarak, ingiliz ekonomisini, alman ideolojisini ve fransız rönesansını temel alır.
bu da marksizmin politik zayıflık içinde olmasına sebep olmuştur.

tezi zayıf olanın, sentezi de zayıf olur. insanlık sosyalite bakımından 350 bin yaşındadır. tez sosyalitesinin ömrü yaklaşık 335 bin yıldır. antitez sosyalitesinin ömrü yaklaşık 15 bin yıldır ve hala sürmektedir. marksizm bunu reddetmez fakat, iradeyi yanlış yere koymuştur. üstelik, yanlışını pratik olarak gördüğü halde, bunda ısrarcı olmuştur.

bu konudaki en ciddi özeleştiri, mektuplarda kalmak kaydıyla 1895 de engelsten gelmiştir.

konu uzundur. o nedenle, kısaca kesip atmak gerekiyor. bugün devrimcilerin rahatlıkla kullandıkları bir kavram, " inanç grupları " doktriner marksizm açısından mümkün olmayan bişeydir. engelsin özeleştirisi, bu anlamda, iradenin, sosyaliteye etkisini hesap edemedik şeklinde özetlenebilir.

inanç gruplarıyla bu cümleyi öpüştürüp çıkarsama yapması gerekiyor okuyucunun. ki konuyu kesip atmış olayım.

paris komünü hakkında ilgilenen herkesin bildiği bişeyler vardır. az bilinen, marksistlerin, komün hakkında, komünden 5 yıl sonra ne yapıp ne ettikleridir. bu konuda, forumlardaki yazıların boyutları düşünüldüğünde ele alınabilecek gibi değil.

II. enternasyonalciler, neden leninist görüşleri terörist görüşler olarak ilan ettiler. bunun ile paris komünü arasında bağ kurmanız gerekir.

ihtilalcilere komplocu hareketler denildiğini ve ihtilalcilerin de bu sıfatı kabul ettiğini, bundan 215 yıl önce ilk komünist örgütlenmenin adının eşitlerin komplusu olduğunu bilmek gerekir.

bolşevikler, marksın iki sayfalık yazısı hariç blanquistler hakkında hiç bi şey bilmezken, neden duayenler tarafından defalarca blanquistlikle suçlanmışlardır. bunu bilmek gerekir. daha önemlisi, blanquizm neden suçtur.

tarihimiz tahrifatlarla doludur. kirletilmiş ve karartılmıştır. borga, egemenlerin kanıyla yıkanmadan tarihimiz aydınlanmaz diye boş yere söylemiyor.

iddiaya göre blanqui, bir avuç elit ile iktidarı ele geçirmek isteyen bir eylemciymiş.
fransa devlet kayıtlarına göre, 42 bin 153 devrimci, blanquist örgüt üyesi olarak ele geçmiş ve sorgulanmıştır. ele geçmişleri 10 binlerle ifade edilen devrimciler nasıl bir avuç sayılıyor.

fransız polis kayıtlarına göre, blanquistlerin zaman içindeki militan sayısı 100 binin üzerindedir. bu nemenem bir avuçtur. blanquistler çoluk çocuk dahil, gizli komünler halinde örgütlenir. bu nemenem bir elittir. paris komünü, egemenlerce baldırı çıplakların iktidarıdır. bu nasıl bir elittir.

hem blanqui hem de marks engels haklıdır diyemezsiniz. bu iki tarafa da hakarettir. iki koltukta aynı anda oturmaya kalkmak dolaylı bir özeleştiridir.

komün delegasyonunda marksitler yoktur. tek marksist delege iddiası ayıptır. söz konusu şahıs komün zamanı bir liberterdir. komünden iki sene sonra marksist olmuştur.

marksistler asla komüne seçilemez. bu imkansızdır. aday bile olamazlar, çünki karşıdırlar. olayları ve tutum/tavırları bilmeyenler bunu anlıyamaz. hiç bir marksist komünü savunamaz. kendini inkardır. yıllar sonra marksın özeleştirisi, semboliktir. kadroların bu konudaki basıncını düşürmeye yaramıştır. hata yaptık demek özeleştiri değildir. hatanın ne olduğunu bile açıklamıyor. ayaklanma gününü ihbar etmek tarihi bir suçtur. komün isyanını geciktirmiştir. blanqui bundan sonra ısrarla aranmış ve ele geçmiştir. bu da isyanı geciktirmiştir.

bunları geç öğrendik. unutmayacağız. biz sosyalist demokrasici değilmişiz. olmayacağız. biz marksın determinine göre hareket etmemişiz, isyan etmişiz. gene hareket etmeyeceğiz. hep isyan edeceğiz. isyan özgürlüktür. mazlumu insan eder. biz böyle sosyalleşeceğiz. biz marksizmdeki anti tezin değil, komündeki anti tezin insanlarıyız. o günki komünistler, özgürlük ağacı, sadece zalimlerin kanıyla sulanabilir diye boşuna söylemediler. biz oportunist bir herze olan, döktükleri kanda boğulacaklar lafını sindiremiyoruz. can verme konusunda tereddütümüz yok ama, o günki komünistler gibi, onları kendi kanlarında boğacağız diyoruz. biz hak almacı değiliz. komünistiz. beni 12 saat yerine 8 saat sömür demeyi maharetten değil yalvarmadan sayarız.

mazlum denmezmiş, kominternin sloganının aslı, bütün işçiler ve ezilen halklar birleşin değildir. proleterler ve mazlum halklar birleşin dir.

biz tarihsiz değiliz. bu sıfatı reddediyoruz. bizim tarihimiz bilinmiyor, ama biz onu etimizle kemiğimizle hissediyoruz. güneş devleti bizimdir. komün bizimdir. che biziz. mahir biziz.
bu toprakların proleter devrimcileri, gerillalardır. güçleri üretimden gelmiyor. modern de değiller. üstelik çoğu tarihsiz bir milletten. bu marksizmin fiili reddidir.

bizim idelojimiz komünist ideolojidir. tezi, ilk komün hayatıdır. biz primitif değiliz. ilkel değiliz. ilkiz. anti tezimiz isyandır. tezimiz komün dünyası. moderniteyi ululamayız. kapitalizmi toplumsal ilerleme saymayız. onu kutsamayız. burjuvaziyi yok edilesi olarak görürüz. devrimci, asla saymayız. kapitalizmi, o güne kadar ki, egemen pislik toplamının gelişmiş hali sayarız.

biz insanlık bütünü içinde değiliz. ayrıyız.

biz köleci devletleri, ilerleme değil sapma sayarız. devamını da sapmanın kendini geliştirmesi olarak görürüz. aynı gemide değiliz. onlar geliştikçe bizim esaretimiz artıyor.

marksizm, antitezi, burjuvazinin geçici dominantlığı üzerinden proletaryaya izafe eder. bu sadece ve sadece burjuvazinin ömrünü uzatır. marksizm süreci, zorunlu devrimleri de kapsayan bir bütünlük içinde ele alır.

halbuki hayat, iki tane anti tez olduğunu göstermiştir. ne garip ki, proletaryanın içindeki yamanma ve politik çürüme, hep marksistleşmiş proleterler üzerinden gelişmiştir. marksizm yanılmıştır, proletarya üzerindeki egemen ideoloji, egemenlerin ideolojisi değildir.
marks yanılmıştır, insan yaşadığı gibi düşünmek zorunda değildir. içinden özne de çıkar. nesnel olanı bozar. işte deniz işte ibo işte mahir. işte apo, işte gerilla. işte devrimciler. üstelik sadece bu topraklarda.


tarihimiz spartaküslerle doludur. bu bilinmelidir isyan da zamanla ideolojileşir. açıklamaz çatışır. engels 1895 de farketse ne fayda.

isyan, bir iradeye dönüşebilir. nesnele mahkum olmadan, belli bir kısım insanın hayatını belirleyici hale gelebilir. bu hal bir yaşam biçimi halini alabilir. bu biçim, sadece biçimsel yanıyla bile, insanı nesnel olandan ayırabilir. giderek bir hayat tarzı haline gelebilir.

vietnam halkı bunun tereddütsüz ispatıdır.

koşullardan bağımsız, ne olursa olsun varlığını sürdürme azminde olan ve sürdüren devrimci örgütler bunun ispatıdır. bir avuç başlayıp halklaşmak bunun ispatıdır. pkk bunun ispatıdır. dar anlamıyla, deniz mahir ibo tez ise, pkk sentezdir.

bir yandan marksın öngörüsü yaşanırken, diğer yandan başka bir hayat öbürünün içinde ama ona ruhen yani ide en direnen ve kendini üreten bir hal alabilir. bu hal ikili iktidar haline gelebilir. adı gelişmeyse, illa gelişme denilecekse, ikisi de aynı anda ayrı ayrı gelişebilir.

determin her koşulda geçerli değildir, mazlumlar, komünleşebilir bunu bir hayat tarzı haline getirebilir. silahlanıp komünlere muhafızlık tesis edebilir. hem de egemen devletin egemenliğinde yaşayabilir. devlet üstüne geldikçe çatışabilr yada tamamen yeraltına inebilir. marks bu konuda da yanılmıştır. illegal kitle örgütü mümkündür.

bu coğrafya, ihtimaldir ki, mazlumun kurtuluşu yolunda güçlü bir ideoloji yaratacaktır.
gidişat bu meyandadır.
 
#24
uluslaşma olması gereken bir insanlık durumu değildir. hele de tamamlanmamışsa, illa tamamlanmasına dair bir zorunluluk yoktur. uluslaşma, toplumsal tarih içinde, lokal birleşmelere dayanır. ayrıcalıklı ve güçlü olanlar genelde uluslaşmayı yönlendirmiştir. dayanışmadan da uluslaşmaya doğru bir yol çizildiğinin örnekleri vardır tarihte. uluslaşma bir toplumsal yada insani gelişme değildir. zorunlu hiç değildir. yani hayati değildir. bu anlamıyla nesnel temellere dayanmaz. içinde, ekseriyet, güçlü olan dar çevrelerin iradesi vardır.

hele de, 16. yy a getirip işi bağlamak, evveli hakkında bir iki laf ebeliği yapmak, bu işi çözümleme sayılmaz. evvel diye ele aldıkları da, insanın kendini inkar sürecinin içindedir. halbuki, insanlık 340 bin yıl dilsiz yaşamış olamaz. merkezi dillerin oluşmuş olma zamanı ile bizim yani, inkarsız hayat zamanı birbiriyle mukayese edilmiye kalkıldığında, ayrışma ve inkarın tüm insanlığı içermediği bilinmelidir. bir şey 340 bin yıl boyunca primitif olamaz. bunu iddia eden hayatı tanımıyor demektir. bugün davranışların insan genlerine uzun süreç içinde etki yaptığı ortaya çıkmıştır.

0-2 yaş arası insanlar, birilerinin primitif diye aşağıladığı asli sürecimiz hakkında ciddi bilgiler verir. genellikle insan 2 yaşından sonra, insani değerlerini azaltarak büyür. bu mevcudun asli olana saldırısı anlamına gelir. bir insanda toplam sürecimizi açıklıyamayan bir teorem sakattır eksiktir. bu konu büyük bir konudur. yeri burası değildir. ama bir vurgu için bahsedilmiştir. diyalektik materyalist yöntem, insanın niçin yemin ettiğini, niçin söz verdiğini ve bunlara, çıkarlarına taban tabana zıt düşmek pahasına da olsa, niçin sahip çıktığını bağlı kaldığını açıklıyamaz.

keşke bunları da başarabilseydi. marksizm, insanlar üzerinde kendi etkisinin dahi olabileceğini öngörememiş, tüm hayat dışı yanlarına rağmen savunulma ihtimalinin olduğunu dahi hesaba alamamıştır. marksizimde inançları uğruna canını dişine takarak mücadele eden insan tasviri yoktur. marksizm yada yöntemi, insanın niçin hayati olmayan şeyler için işkencede ölümüne direnmiş olmasını açıklıyamaz. marksizm inadı bile açıklıyamaz.

devrimciler, rusyaya marksizmi sokan adam olarak bilinen plehanovun, niçin martov ve şürekası gibi, lenini iradecilikle suçlamadığını bilmek zorundadır. meğer ki leninizm diye bir dertleri varsa. üstelik plehanov marksologluk bakımından diğerlerinden çok daha yetkindir. 1912 ocağından, 1917 martına kadar plehanovla lenin niçin birlikteydi, bunu bilmek zorundadır.

cırlayarak leninist olunmuyor. lenin, pratikten kopuk teori ilke ve programlara kapıldık, yıllarca bunları boş yere tartıştık, yılları boşa harcadık dediğinde tarih 1918.

lenine rağmen leninizm olmaz. o tarihe kadar boş konular boş işler nelermiş, buna kafa yormayan, leninizmi bir apolet olarak taşır. borga ve benzeri devrimciler görmüştür ki, bugün devrimcileri meşgul eden konuların asli olanlarında bir birine zıt iki tane lenin vardır. tali olanlarda kimi konularda üç lenin, kimi konularda dört lenin vardır. leninin kendilerini eleştirilerini hiçe sayanlar, leninizmi işlevsiz kılarlar. çıkar bir leninolog karşılarına, leninle lenini çarpıştırır. hem de aynı konularda.

lenin 1918 de bunu söylediğinde, sonrasında tek bir hat izlememiştir. 1919 martında yine özeleştiri vermiştir. bunları yok sayan, eski bolşevizimdir. reddediyoruz. eski bolşevizm kavramı lenine aittir.

eskidi, vakti geçti değil, yanlış, hayattan kopuk. iki taktik, baştan sona masaldır. alıp önüne koyup buna göre devrim tarif eden, lenini kullanarak leninizmi inkar eder. iki taktikteki, leninist devrim anlayışı diye yıllarca savunduğumuz şey, bizzat lenin tarafından reddedilmiştir.

lenin yüksek bir iradedir. 1917 de, mevzuyu teorize dahi etmeden, gereğini kavramış, tavrını koymuş, sonrada durumun teorisini ele almıştır. kendi görüşlerine acımayan bi çırpıda silip atan başkasına hiç acımaz. ilk çevrildiği haliyle, amele diktası ve melun kautsky ya da sonraki adıyla proletarya diktatörlüğü ve dönek kautsky buna bir örnektir.

II. enternasyonal arşivi, bolşeviklerce çalınıp rusyaya getirildikten bir müddet sonra, lenin söz verdiği halde, 1905 devrimine kadar da yazdığı halde, niçin rusyanın devrim tarihi isimli kitabını yarım bıraktığı ve tek satır dahi yazmadığı bilinmelidir.

tüm arşiv ileriki zamanda stalinin emriyle niçin yakıldı, bilinmelidir. staline küfretmekle olmaz bu iş. bu elbirliği ile yapılmış bir iştir. stalin sorumluluğu üzerine almıştır. bu yöntemin de yani yakmanın da bir çözüm olduğu bilinmelidir. sonra rsdip tarihi de yakıldı. bunun da sebebi bilinmelidir. bu da bir çözümdür.

sonra da leninizm çağımızın marksizmidir, marksizmin geçerli olduğu çağ kapanmıştır lafı niçin edildi, bu da bilinmelidir.

koskoca marks ve engelse emperyalizmi göremediler diyenlere gülünmelidir. allahına kadar tarif etmişlerdir. yok sayılmasının sebebi de bilinmelidir.

devrimci ideoloji, bu günden komün dünyasına menzillenmiş bir stratejidir. komün aklıyla yani kollektif akılla yaratılmaktadır. tamamlanmamıştır.

bu topraklardaki tecrübe ve oluşmuşluk kıymetlidir.

bu yazı değinmelerle sınırlıdır. dolayısıyla katılım ve katkılara da çemkirmelere de açıktır.
 
#25
koskoca marks ve engelse emperyalizmi göremediler diyenlere gülünmelidir. allahına kadar tarif etmişlerdir. yok sayılmasının sebebi de bilinmelidir.
ben bu cümleyi şöyle anladım.., yani başka türlü algılayanda çıkabilir diye belirtiyorum. sanırım borga ne demek istediğini tekrar söyler..

bence de.., marksın emperyalizm çözümlemeleri vardı.. bunu hindistan üzerine tezlerinde görmek olasıdır..
İngiltere'nin, Hindistan'da bir toplumsal devrimi yaratırken, ancak en iğrenç çıkarlara göre hareket ettiği ve bunları kabul ettirmede aptalca davrandığı doğrudur. Ama sorun bu değildir. Sorun, insanoğlunun, Asya'nın toplumsal durumunda köklü bir devrim olmaksızın yazgısını tamamlayıp tamamlayamayacağıdır. Eğer tamamlayamayacaksa suçu ne olursa olsun, bu devrimi getirmekle İngiltere, tarihin bilinçsiz aleti olmuştur.10 Haziran 1853'te Marx tarafından yazılmıştır
New-York Daily Tribune, 25 Haziran 1853, n° 3804'te yayınlanmıştır

buradaki anlatım çok açıktır.. kendini.., marksizmi yalamış ve de yutmuş sananlar burayı bilmez yada görür ama görmez.. çünkü marksizm barsaklarında gezinir onlar sadece ağızlarında kalan kırıntıları gevelerler..

* ingiltere bir başka toplum ve de toprak olan hindistan da neyin devrimini yaratıyor..???
marks aşağıda izah etmiş..,
Sorun, insanoğlunun, Asya'nın toplumsal durumunda köklü bir devrim olmaksızın yazgısını tamamlayıp tamamlayamayacağıdır
yani bu devrim dediği şey üretici güçlerin gelişimine uygun üretim ilişkilerinin oraya yerleşmesi değilmidir.. bunun koşulları kim ne ile yaratıyor..???
suçu ne olursa olsun, bu devrimi getirmekle İngiltere, tarihin bilinçsiz aleti olmuştur.
getiren ingilteredir.., getirdiği ise.., kapitalizmdir.. yani ingiltere dünyaya ve bunun bir bölümü olan hindistan'a kapitalizmi yerleştiriyor.. bunu da yayılma ve işgal ile yapıyor..
bu emperyalizm değil de nedir..!!!
kapitalizmin avrupa merkezli ulusal sınırlardan çıkıp, küresel yayılması değilmidir..

marksın bu çözümlemelerini ve tespitlerini görmeyenler.., haliyle türkiye de kapitalizmin kendi iç dinamiği ile yükseldiğini sanıyorlar.. böyle olanlarda vardır.. ama bunlarında bir öncesi vardır.. yani kapitalizmin buralara yayılmış girmiş ve koşulları yaratmış olması gerekir..
marks bunu da atlamamıştır.. bununla ilgili de sözleri vardır..
bu noktada engelse kulak verelim..

Ama Polonya sanayiinin Rusya'nınkini geride bırakan hızlı gelişimi, kendi payına, Polonya halkının tükenmez yaşam gücünün yeni bir kanıtı ve yaklaşmakta olan ulusal kurtuluşunun yeni bir güvencesidir. Ve bağımsız güçlü bir Polonya'nın yeniden kurulması yalnızca Polonyalıları değil, hepimizi ilgilendiren bir sorundur. Avrupa ulusları arasında içtenlikli bir uluslararası işbirliği, ancak eğer bu ulusların herbiri kendi ülkelerinde tamamıyla özerkseler olanaklıdır.
Przedswit, 27 Şubat 1892,
n° 35, ve K. Marx i F. Engels,
Manifest Komunistyczny,
Londyn, 1892'de yayınlanmıştır
Bu devrim her yerde işçi sınıfının eseri olmuştur; barikatları kuran ve bunu hayatıyla ödeyen işçi sınıfıydı. Hükümeti devirmekteki niyeti, açıkça, burjuva rejimini devirmek olanlar yalnızca Paris işçileriydi. Ama, kendi sınıfları ile burjuvazi arasındaki onmaz uzlaşmaz karşıtlığın bilincinde olsalar bile, gene de, ne ülkenin ekonomik gelişmesi, ne de Fransız işçi kitlesinin zihinsel gelişmesi, henüz toplumsal bir yeniden kuruluşu olanaklı kılacak aşamaya ulaşmış değildi. Bu nedenle, devrimin meyvelerini toplayan, son tahlilde, kapitalist sınıf oldu. Öteki ülkelerde, İtalya'da, Almanya'da, Avusturya'da, işçiler, daha baştan, burjuvaziyi iktidara getirmekten başka bir şey yapmadılar. Ama herhangi bir ülkede ulusal bağımsızlık olmadıkça, burjuvazinin egemenliği olanaksızdır. Bu yüzden, 1848 Devrimi, o zamana dek birlik ve özerklikten yoksun bulunan uluslara, kendisiyle birlikte, birlik ve özerklik getirmek zorunda kaldı: İtalya'ya, Almanya'ya, Macaristan'a. Sıra Polonya'ya da gelecektir.
Böylece, 1848 Devrimi bir sosyalist devrim olmamışsa da, bunun için yol açmış, ortam hazırlamıştır. Büyük sanayiin bütün ülkelerde gelişmesiyle birlikte, burjuva rejimi, son kirkbeş yıl içerisinde, ortaya, her yerde, kalabalık, yoğun ve güçlü bir proletarya çıkardı. Böylece, Manifesto'nun dilini kullanacak olursak, kendi mezar kazıcılarını yarattı

Manifesto, kapitalizmin geçmişte oynadığı devrimci rolün tam hakkını vermektedir. İlk kapitalist ulus İtalya idi. Feodal ortaçağın sonuna ve modern kapitalist çağın başlangıcına, dev bir kişi damgasını vurdu
Karlo Marx e Federico Engels,
Il Manifesto del Partito Comunista,
Milano 1893'te yayınlamıştır

görüldüğü gibi kapitalizmin emperyal yayılması görülüyor ve "tarihsel işlevinin" de ne olacağı vurgulanıyor.. bu arada bazı uluslara bağımsızlık hakkı da veriliyor ama bunun için o toplumun burjuva devrimi yapabilecek "gelişmeye" ermiş olması gerekir.. vs..
son olarak bir daha marksdan alıntı ile bunları somutlayalım...

. Demek ki, sorun, İngilizlerin Hindistan'ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan'ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan'a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir.
burada marksı eleştirmek anlamında demiyorum.. kuramının temelinde.., kaçınılmaz.. işleyişin, tespitini yapıyor..
geri toplumsal sistemlerin işgali ile kapitalizmi getiren bir işgal farklıdır. diyor.. birinciler de sömürgeciliktir ikinciler de.., ama ikinci kapitalizmin emperyalizmidir bunu göstereyim dedim.. zaten gerekçesini de sunuyor.. İngiltere'nin Hindistan'da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici — eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması, ve Asya'da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması.
.... İngiliz imalatokrasisinin Hindistan'ı demiryollarıyla donatmaktan amacının, kendi mamulleri için pamuğu ve öteki hammaddeleri daha düşük maliyetlerle elde etmekten ibaret olduğunu biliyorum. Ama demir ve kömüre sahip bir ülkenin gelişimine makineyi bir kez soktunuz mu, onu, bunları imal etmekten alıkoyamazsınız. Demiryolu hareketinin ivedi ve o andaki gereksinmelerini karşılamak için zorunlu olan ve doğrudan demiryollarına bağlı olmayan sanayi kollarında da makine kullanımını ortaya çıkaracak bütün o sınai süreçleri getirmeksizin, koskoca bir ülke üzerinde bir demiryolu ağını yaşatamazsınız. Bundan ötürü, demiryolu sistemi, Hindistan'da, gerçekten de modern sanayiin öncüsü olacaktır. Tamamıyla yeni olan bu çalışmaya kendilerini alıştırmaları için Hintlilerin özel yeteneklere sahip olmalarına ve gerekli makine bilgisini edinmelerine bizzat İngiliz yetkililer ne denli izin verirlerse, bu o denli kesinleşecektir. Buharlı makineleri çalıştırmak üzere yıllardır istihdam edilmekte oldukları Kalküta darphanesindeki yerli makinistlerin yetenekleri ve ustalıkları, Hardwar kömür bölgesindeki birkaç buharlı makinede çalışan yerliler, ve öteki durumlar bu olguya ilişkin bol bol kanıt sağlamaktadır. Doğu Hindistan Şirketi'nin[315] önyargılarıyla büyük çapta etkilenmiş olmasına karşın, Bay Campbell'in kendisi de itiraf etmek zorunda kalmıştır ki:
"... Hindistan halkının büyük bir kısmı büyük bir sınai enerjiye sahiptir, sermaye biriktirmeye çok yatkındır, ve matematiksel zihin açıklığı ve rakamlarda ve müspet bilimde yetenek bakımından olağanüstüdür."
Demiryolu sisteminin sonucu olarak ortaya çıkan modern sanayi, Hindistan'daki kastların, Hint ilerlemesinin ve Hint gücünün önünde duran bu kesin engellerin dayandığı kalıtsal işbölümünü çözüştürecektir


ve son söz.........;
Tarihin burjuva dönemi, yeni dünyanın maddi temelini yaratmak zorundadır — bir yanda, insanoğlunun karşılıklı bağımlılığı üzerine kurulmuş bulunan evrensel karşılıklı ilişkiyi ve bu ilişkinin araçlarını; öte yanda, insanın üretici güçlerinin geliştirilmesini ve maddi üretimin doğal araçların bilimsel bir biçimde yönetilmesine dönüştürülmesini. Jeolojik devrimler yeryüzünü nasıl yarattılarsa, burjuva sanayii ve ticareti de bir yeni dünyanın maddi koşullarını öyle yaratırlar. Büyük bir toplumsal devrim, burjuva çağının sonuçlarına, dünya pazarına ve modern üretici güçlere egemen duruma gelince ve bunları en ileri halkların ortak denetimine bağımlı kılıncadır ki, insanoğlunun ilerleyişi, hayat suyunu yalnızca boğazlanmış insanların kafatasından içen o korkunç putatapıcınınkine benzemekten çıkacaktır

22 Temmuz 1853'te Marx
tarafından yazılmıştır

New-York Daily Tribune,
8 Ağustos 1853


Tarihin burjuva dönemi, yeni dünyanın maddi temelini yaratmak zorundadır
bunu küresel olarak nasıl yapacaktır.. ???
Büyük bir toplumsal devrim, burjuva çağının sonuçlarına, dünya pazarına ve modern üretici güçlere egemen duruma gelince ve bunları en ileri halkların ortak denetimine bağımlı kılıncadır
sanırım bunlar yeterince açıklayı olmuştur..

marks da.., emperyalizm vardır hatta var olmakla kalmamış.., tarihsel-küresel işlevini de belirtmiştir.. ama bunu da kalkıp yeni bir üst aşama yada yeni bir farklı sistem gibi de sunmamış.., kapitalizmin kendi gelişim seyri olarak görmüştür..
ya lenin deki emperyalizm analizi nedir.. veya kautsky deki nedir.. bir karşılaştırın bari.. okuma yazmanız var nasılsa.. bir de anlama kapasitesi ekleyin bu "çok kolay" olacaktır..

Komünistler için ise geçerli olan,Leninizm'in Emperyalizm Çağının Marksizmi olduğudur. /veda söyledi)
bu söz ne anlama gelir..???
komünistler!! için geçerli olan marksın çözümlemeleri değil de lenin'in çözümlemeleri oluyor..
zaten vurgulamış da.., Leninizm'in Emperyalizm Çağının Marksizmi olduğudur
eskisini rafa kaldırdık..!!!! yada değiştirdik diyemiyor..
marksizmin ayrı ayrı çağları niye olsun ki!!!
marks kapitalizmin yayılmasını görmemiş değil.., çözümlememiş değil.. ise bunu söylemenin anlamı nedir? ne olabilir??

yetmediği yada eksik olduğu yada görmediğini söylemiş olursun ve hegeli aşan marks gibi emperyalizmi de başaşağı durumdan çeviren lenin olmuş oluyor...

bir söz söylerken sahipleniımsi gerektiğini ve de içeriğine ne yüklenmiş olduğunu bilmek gerekir..

demekki borga.. bunun için söylemiş diye anlamış olmam doğru olsa gerek....
 
Son düzenleme:
#26
Körler Sağırlar Biribirini Ağırlar deyişini haklı çıkarmada biribirinizle yarışıyorsunuz.
Aslında bu durum benim için şaşırtıcı değil.
Marksist ve Leninist olmadığını her daim açıklamakta bir beis görmeyen suatla,Marksizm düşmanı ,zavallı şahsiyetin aynı ağızdan konuşmaları süpriz olmamalı!
Daha önce de yazdım!
Marksizm-Leninizm düşmanları,Marksı,Leninle çatıştırmak için her yola başvururlar.
Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.
Kimi Lenin üzerinden Marksı yok sayarak,kimide Marks üzerinden Lenini yok sayarak,sağa ve sola savrulurlar.
Aslında her ikisininde ortak paydası Marksizm-Leninizm düşmanlığı yaparak,Burjuvaziye OBJEKTİF olarak hizmet etmektir.
Bu cahil takımı Emperyalizmi salt bir yayılmacılık olarak gördükleri için,Marks döneminde Emperyalizmin var olduğunu söyleyecek kadar CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
Bir şeyi öngörmek farklıdır,bizzat o sürecin içinde yaşamak farklıdır.
Roma İmparatorluğuda yayılmacı bir politika güdüyordu!
Keza aynı yayılmacılık Osmanlıda da vardı!
Yayılmacılık,Markstan çok önce de vardı!
Ama işte tek başına yayılmacılık,Emperyalizmi ifade etmediğinden,ne Romaya,ne de Osmanlıya Emperyalist diyebiliyoruz.
Lenin açık biçimde Emperyalizm'in ne olduğunu ifade etmiştir.
Emperyalizm'in en önemli üç özelliğini şöyle sıralamıştır.
1)Tekellerin ülkede egemen olması
2)Sanayi Sermayesi ile Banka Sermayesinin birleşerek FİNANS KAPİTALİ oluşturması
3)En önemliside,mal ihracının yanında SERMAYE İHRACININDA olması.
Lenin bunlardan üçüncü maddenin asıl belirleyici olduğunu söylerken,sermaye ihracının,mali sermayenin tüm dünyadaki egemenliğinin temeli olduğuna gönderme yapar.
İşte bu nedenle biz o sizin algı bozuğu beyinlerinizin bir türlü algılıyamadığı şiarı tekrarlıyoruz.
LENİNİZM EMPERYALİZM ÇAĞININ MARKSİZMİDİR!
Ama nerde sizde bunu anlayacak kafa!
Bu konudaki son yazımdır.
Sizleri baş başa bırakıyorum.
Kendiniz yazar,kendiniz biribirinizi olumlarsınız.
Baştanda söyledik ya;
KÖRLER SAĞIRLAR BİRİBİRİNİ AĞIRLAR!
veda
 
#28
senin bu işleri nefesin yetmez. bu belliydi.

aklın da yetmiyormuş.
Hadi borga hadi işine.
Sen oyuncak tabancalarınla KOVBOYCULUK oynamaya devam et!
Gerek varmı o nazik beynini bu konularla yormaya.
Bunlar ağır konular,senin beyninin kapasitesi yetmez.
Sende kırıntısı bulunmayan şeylerle,karşındakini itham etme!
Sen devam et BURJUVAZİNİN TRUVA ATI OLMAYA.
Marksizme küfür ederek efendilerine hizmete devam et.
veda
 
#29
Körler Sağırlar Biribirini Ağırlar ....:D
veda da elindeki tek "değerli" şey olan ve başkaca işe yaramayan değneği ile sahneye dalar..:D

sevgili veda..
hadi ben kör ve fakir zavallı bir gencim.. borga da sağır bir zavallı genç olsun bari..
yani eksikliklerimiz bunlar olsun... en azından düşünce engelli değiliz anlamına da gelebilir ...

işi hemen kişisel saldırılara dönüştürüyorsun..
bir tomar bilgi-belge aktardım.. sorular sordum.. bir tanesine yanıt yazmamışsın.. yalan.. doğrusu budur dememişsin..

Daha önce de yazdım!
Marksizm-Leninizm düşmanları,Marksı,Le ninle çatıştırmak için her yola başvururlar.
Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.

evet yazdığına şahidim.. yemin bile edebilirim.. çünkü başka bir şey yazmıyorsun hep aynı kalıp hakaretler.. ithamlar..

klsik.., zorunlu 19 mayıs hareketleri gibi elde bayrak önce bi tomar itham ve suçlamaları saçıyorsun..
* Marksizm-Leninizm düşmanları,
* Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.
* Aslında her ikisininde ortak paydası Marksizm-Leninizm düşmanlığı yaparak,Burjuvaziye OBJEKTİF olarak hizmet etmektir.
* Bu cahil takımı CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
* sizin algı bozuğu beyinlerinizin
* nerde sizde bunu anlayacak kafa!

görüldüğü gibi bir kamyon dolusu çamur.. tamam kabul ..
ama bir şeyi anımsatayım..
tükürmek kolaydır.. ağzın dolu ise. ve zaten müsait ise bolca tükürebilirsin.. ama bir de bunun yalaması-yutması vardır..
adama yalattırır yuttururlar... :D

marksizm leninizm düşmanı olduğumu diğer bir sürü "yamukluklarım"la birlikte iddia ediyorsun..
iddia etmeyi tükürük olarak ele alayım..
ama birde bunun ispatı gerekir...
marksist-leninist olmadığımı söylemem yeterlimidir..?? sanmıyorum..
çünkü işlevlerimin olduğunu da "tükürüyor"
* Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.
marksistleninsistler arasında "çatlak" eskiden beri var.. kautky-buharin vs. ye göre lenin vs. bilinen iki ana damar.. yine ayrıca leninden sonra bu "çatlaklar" artarak devam ediyor..
stalin-trocky ve sonra.., mao ve stalin sonraları vs.. türkiyede bile kaç tane "çatlak" var.. hatta bu çatlaklar arasında dolaşıp duranlar var..
örneğin sen veda.. tkp çatlağında yerleşik iken sonra bıraktın hangi çatlağa geçtin.., yada bu arada kaç çatlak dolaştın..
düşünce farklılıklarına çatlak dersen böyle yalayıp yutmak zorunda kalırsın.. bu işleri biz ve bizim gibiler yapmıyor zaten var.. ortalık çatlak dolu.. her m-l tek doğru kendisi ve diğerleri ise kesin sapma değilmi..??

bana dersen ki.., demen gerekir.. benim bahsettiğim bu değil..di..
o zaman.., sırf hakaret-suçlama olsun diye rastgele cümle kurmak gibi huylarını bırakacaksın..
asıl iddianın cümlesi aşağıdaki gibi olmak zorundadır.. gerisi çamur işidir.. bende alttaki iddianı ciddiye alıp yanıtlıyorum..

1- Marksı,Le ninle çatıştırmak için her yola başvururlar.
marks da öldü lenin de aralarına kimse giremez..
o zaman seviyesizce ithamlarla tükürmeyi bırakacaksın..
benim yazdıklarım.. marks ile lenini çatıştırmaz.. yaptığım iş.. tezlerdeki farklarını ortaya koymaktır.. bunu ben yapmasam bile kendine m-l diyenler bunu yapmak zorundadır.. çünkü bu tarihsel bir iddiadır. benim iddiam değil.. lenin ömrünü marksı en doğru savunan kişi olduğu iddiası ile.., diğerlerinin de revize ettiğini ispatlamakla geçirmiştir.. bu bir görevdir iştir.. sen de ya bu işi yapacaksın yada beceremiyorsan haddini bileceksin.. bizlere kör sağır derken kendinin de düşünce üretme özürlü olduğunu kabul edeceksin..

önce başvurduğum yola bakalım..

bana cahil kafasız diyor.. ama kendi zekasını bir ölçelim bakalım..
Bir şeyi öngörmek farklıdır,bizzat o sürecin içinde yaşamak farklıdır.
ne demek şimdi bu..!! elbette farklıdır.. öngörülerin sınanmasını yaşamak anlamına gelir..
doğrudur....
o zaman hiç bir zaman yapmadığın şeyi ilk defa yap bari.. açıklamana eleştirel yanıt verilince sende hakaret yerine yanıt ver..
marks öngörmüştür ama yaşamamıştır.. lenin yaşamıştır..
tamam böyle varsayalım(bence böyle de değil ama bu temelden bakalım)
1- marksın öngörüleri doğrumu çıkmıştır..?? çıkmış ise lenin amerikayı yeniden neden keşfe çıksın..
marks'a göre..; hindistanın osmanlının yada türkmenistanın vs. sosyalist devrim koşullarının olması için önce ne gerektiğini öngörüyor ve söylüyordu.. kapitalizmin gelişmesi ve burjuva devrimleri değil mi?? marks da burjuva devrimi olmadan sosyalizme atlama varmıdır.. varsa.., 1871 deki koşullardan daha iyi olmayan çin küba vs. gibi yerlere ne öneriyordu lenin ne öneriyordu..??
2- marks öngörmüştür ama oluşan süreçde eksiklikleri çıkmıştır.. süreci bizzat yaşayan lenin bu anlamda eksiklikleri tamamlamıştır..
bu ise .., haliyle öngörüler nedir ve yaşanan süreç nedir bunu ele almak zorundayız..
yani iş.., dolaşıp, gelip.., kapitalizmin..; marksın öldüğü yıl ile sonrasındaki köklü değişim yaşayıp yaşamadığı noktasında düğümlenmektedir..
1800lerin sonlarındaki kapitalizmin ne olduğuna ve lenin emperyalizm analizini yaptığındaki aşama da ne olduğuna bakmak gerekir..

bu anlamda öncelikle.., "bazı" bilmeyenlere..!!!! bilgi vereyim..
marksın ölümü 1883
ilk emperyalizmsöylemleri napolyon ile başlar 1870 lerde ingiltere başbakanı b. d'ısraeli nin sömürgelerdeki mali-politikaları ile dillendirilir.. bunlarda yatırımlarla ilgilidir.. demiryolları üretim vs.
1900 lerde.., r. hilferding yazar sonra da.., kautky yazar.. buharin sanırım 1915 de yazar.., lenin ise 1917 de ilk basımını yapar.. ama bunlar dönemsel büroşürlerdir.. sanırım ilki 1916 da olsa gerek.. yani marks varken dillendirilmiştir.. 15- ila 25 yıl içinde bu konuda ciddi tartışmalar yaşanmıştır..
senin beylik cümlene dönersem..,
öngörü ile yaşanan süreç sözüne.. ;
marks ilerde emperyalizm gelişecek dememiştir.. diyor ise.. bana bul alıntıla ispatla..
sonrasında.., emperyalizm olarak sunulan.., her şey .., marksıdan alıntıladığım hindistan çözümlemelerinde bolca vardır.. önce burada olmadığını ve farklılıkları ispatla...?

hoş ispatlamaya çabalamışsın.. da..
öngörü.. tarihi ile yaşanan süreç arasında.. 15-25 yıl var dünya bu 25 yıl içinde ne yaşadı da marks bunu sadece öngördü ama adını koyamadı tez olarak sunamadı..??


Bu cahil takımı Emperyalizmi salt bir yayılmacılık olarak gördükleri için,Marks döneminde Emperyalizmin var olduğunu söyleyecek kadar CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
ne demiştim.. tükürmek serbest ama birde bunun yalaması var..:D

* emperyalizm yayılmacılık değil ..miş..!!!!
başına salt kelimesini koyarak yırtacağını sanıyor.. salt bu değil ise "salt" olmayan ve haliyle daha önemli olan diğer "salt"lar neymiş acaba..??

en azından emperyalizmin yayılmacılık(salt olmayan yanı ile..:D) olduğunu kabul ediyor.. bu cahil takımı olmayan tükürük hokkası.. ve marks döneminde de olduğunu kabul ediyor..

ve çok bilmiş tarzları ile de "yayılmacılığı!!!" tarif ediyor.. ben cehalet bataklık kurbağasına..

Roma İmparatorluğuda yayılmacı bir politika güdüyordu!
Keza aynı yayılmacılık Osmanlıda da vardı!
Yayılmacılık,Marksta n çok önce de vardı!
Ama işte tek başına yayılmacılık,Emperya lizmi ifade etmediğinden,ne Romaya,ne de Osmanlıya Emperyalist diyebiliyoruz.

1- emperyal kelimesinin yayılmacı imparatorluklar tanımının ta kendisi olduğundan bi haber.. yani sömürgeler sahibi imparatorluk..
2- emperyalizm diyorsan bu.., mutlaka yayılmacılığın olması gerekir anlamına gelir.. yani olmaz ise olmazıdır..
3- ilkokul tarih dersinin konusunu bana satmaya kalkıyor.. her yayılmacılığın kendi tarihsel biçimleri vardır.. osmanlıya da roma yada emperyalist denir.. sen demeden yada bilmeden önce de deniyordu.. aç eski tarih yazımlarını ve de fermanları diplomatik mektupları oku.. bu kurbağa okudu..:D
4- marks'da hepsine yayılmacılık diyor.. madem bilgisizsin sunulanı bir zahmet oku bari..
Demek ki, sorun, İngilizlerin Hindistan'ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan'ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan'a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir.
emperyalizm .., eşittir fetihdir.. yani yayılmacılıktır.. yaaaa..

marks arada bir fark olduğunu ve bunun için tercih edebileceğimizi söylüyor..
nedir bu fark sence.. salt yayılmacılık mı!!!
Lenin açık biçimde Emperyalizm'in ne olduğunu ifade etmiştir.
Emperyalizm'in en önemli üç özelliğini şöyle sıralamıştır.
1)Tekellerin ülkede egemen olması
2)Sanayi Sermayesi ile Banka Sermayesinin birleşerek FİNANS KAPİTALİ oluşturması
3)En önemliside,mal ihracının yanında SERMAYE İHRACININDA olması.
Lenin bunlardan üçüncü maddenin asıl belirleyici olduğunu söylerken,sermaye ihracının,mali sermayenin tüm dünyadaki egemenliğinin temeli olduğuna gönderme yapar.

insan yarım bilgisi ile caka satmaya kalkarsa.., kurduğu cümlelerin sağına soluna kütükten destek eklemek zorunda kalır..
1- tekellerin ülkede egemen olması.. acaba kaç yıllarında ve hangi deklarasyon ile somutlaştı..
jack london demir ökçe romanını herkes okumuştur.. sanırım 1907-8 lerde yayınlanmıştı.. ve orada tekellerden kartellerden bahseder.. dikkat edin oluşuyor demez oluştu der.. sanırım bu "zeki" arkadaş.., marksı okumadığı gibi bunu da okumamış..

benim marksdan sunduğum ve veda nın okumadığı yada anlayacak zekaya sahip olmadığı alıntıda geçen.., Doğu Hindistan Şirketi'nin yaptıkları nedir.. bu şirket tekel değil de nedir..
bu kadar yalattırma bu noktada yeterlidir.. şimdi yutturmaya geleyim..

3)En önemliside,mal ihracının yanında SERMAYE İHRACININDA olması.
Lenin bunlardan üçüncü maddenin asıl belirleyici olduğunu söylerken,sermaye ihracının,mali sermayenin tüm dünyadaki egemenliğinin temeli olduğuna gönderme yapar.

Demiryolu sisteminin sonucu olarak ortaya çıkan modern sanayi, Hindistan'daki kastların, Hint ilerlemesinin ve Hint gücünün önünde duran bu kesin engellerin dayandığı kalıtsal işbölümünü çözüştürecektir
..Jeolojik devrimler yeryüzünü nasıl yarattılarsa, burjuva sanayii ve ticareti de bir yeni dünyanın maddi koşullarını öyle yaratırlar.

burada anlatılan klasik bir roma moğol yayılmacılığımıdır sence..
İşte bu nedenle biz o sizin algı bozuğu beyinlerinizin bir türlü algılıyamadığı şiarı tekrarlıyoruz.
Ama nerde sizde bunu anlayacak kafa!

hadi tükürürken iyi şimdi de yut bakalım..:D

LENİNİZM EMPERYALİZM ÇAĞININ MARKSİZMİDİR!

neden ve farkı ne.. öyle yukarıda açıkladığım gibi uyduruk ve yandan payandalarla anlatma..
sonra sıkıştığın içinde cümleyi yanlış kurma.. ve de sunma.. doğrusu şöyledir..

LENİNİZM EMPERYALİZM ÇAĞININ MARKSİZMİDİR çünkü.. kapitalizmin en yüksek aşaması EMPERYALİZM PROLETER DEVRİMLER ÇAĞIDIR der lenin...
neden der.. ve neden daha öncesi değildir.. ve bu da marksın senin vurguladığın.., "öngörülen ama henüz yaşanmamış" bir aşamaya tekabül etmez mi?? ederse.., marksın yaşadığı çağda proleter devrimlerin koşulları yoktu diye algılamamız gerekmez mi??
ne dersin..??
yalayıp yutman gerekecek çok saçmalıklar var be veda işin zor.. sen kepçe kullan bence.. hani o çamur atarken kullandığın kepçeyi.. kullan.. nasılsa atatığın şey ile yalayıp yutacağın şey aynı made..... çamur..

sevgili veda hep bunu yapar hep bunu yapar.. demirel ve şapkası ile ilgili böyle bir parça vardı..

teoerik olarak yazılmış ve bilgi-belge sunulmuş yazılara ..,
elinde bir kamyon çamur ile dalar.. önce bol hakaretlerle suçlar.. sonrada aynı kelimesel kalıpları tekerleme halinde sunar..

bir zamanlar.. bana.., roma yayılmacılığının yani köleci sisteminin tarihsel, gelişmeyi hızlandırdığını yutturmaya çalışıyordu.. yayılma ise yayılma geliştirme ise geliştirme.. farkı nedir.., fiatı mı??
ingilizler hindistanı 16. yy. da işgal ettiler yani 1500 lere takabül eder..
marksa göre roma ile farkı ne olabilir.. daha kapitalizm de yok.. ama bir fark koyduğuna göre.. "çok zeki" veda bu farkın ne olduğunu da şıpadak anlamalıydı.. yoksa marks boşuna mı hindistan üzerine yazıyor.. bir fark var ki anlatıyor..

bunu da yutma işlevin sırasında boğazından kolay geçsin diye ekledim..:D

sevgili veda.. bilmiyorsun.. bilmemeni suçlamalarla kapatmaya çalışıyorsun.. bana onun düşmanı bunun truva atı demenle bu işler açıklanmıyor..
biliyorsan..
dökersin alıntıları yaparsın açaıklamalarını.. bari bir faydan dokunur..

ne demişler..
ağaç yaşken eğilir..:D
sonrasında ne denirdi nerede kullanılırdı..., unuttum.. :D
 
#30
cirlavuk iki anlamı olan bir kelimedir. biri cırcır böceği de denilen, ağustos böceğine denk gelir. diğeri ise, yersiz ve boş ve hep aynı şeyi söyleyen anlamındadır.

cırcır böcekleri devamlı cırlarlar, küçümsememek gerekir, çünki boyutları bizim kadar olsa, çıkardıkları sesin yarattığı rezonans duvarları dahi yıkarmış.

iyi siner ve deşifre olmazlar fakat dayanamayıp cırladıklarından kolayca tanınırlar.

hep cırladıklarını sanmayın, yanılırsınız, ömürleri gözlerden ıraktır. hiç bişeye karışmaz kendilerini büyütürler. kimi 4 yıldan kimi 17 yıldan sonra ortaya çıkar. a sosyaldir. hep kendinedir.

birbirlerine tecrübe de aktaramayan, geleneksiz bir böcektir. çünki ömrü çifleştikten sonra biter. o yüzden gelgeç bir ömrü vardır. türünün devamını da göremez garibim.

allahtan, bunların dişileri akıllıdır. cırlamazlar. erkekleri cırlayınca alıcı kuşlar da bunları çerez niyetine lop olarak yutuverirler. serçeler ise önce kanatlarını koparır, sonra yutuverirler.

bu cırlavuklar aynı zamanda vahşi, ilkel ve barbar yeni kıta yerlileri tarafından kızartma usulüyle yenilen aperatif bir yiyecek de olurlar.
 
#31
Kanbersiz düğün olmaz.

Baya iyi tartışmalar oluşmuş!?Şimdi bende şu körler sağırlar birebirini ağırlar konseptine gireyim.

Bu durumda;

Borga ile suat’ın ortak noktası nedir diye sorsak neler diyebiliriz..?
Bu arada. Hayır. Ben Veda gibi uç noktalara gidip marksin ve devamcılarının düşmanlarıdır bunlardır.Yani suat ve borgadır demiyorum.Sanırım veda da bunu demez ama tartışma içersinde bu tür kelamlar ediliyor. Yada suat gibi ''hadi körler sağırlar'' dedin de hiç olmazsa düşünce engeli değil gibi suattın değişiyle borga paslı; çünkü borga bir üste vedaya ''aklında yetmiyormuş diyordu. Suat bunun üzerine bindirme yapıp, senin, yani vedaya senin gibi dünce engeli değiliz’e işi getiriyor.

Esasta benim dikkatimi çeken ;Suatla Borganın ortak frekansların

1- Marksın ve devamcılarının düşünceleri veya pratikleriyle dünya toplumsal hareketi açıklanamaz. Dolayısıyla marksın temel yapısı olan Tarihsel Materyalizmle dünya açıklanamaz. Bu durumda ne suat ne Borga tarihsel materyalizmi sözlü yazılı inkar ettiğini görmedim. Sadece borga bir yerde onu bulamadım ama okudum, haklı olarak Tarihsel diyalektik konusunda olumsuz düşündüğünü söyledi.
Suat ve borga arkadaş toplumların belli evrimsel gelişme ve sıralamayla gelişmesi gerektiği tezini sunulan Marks’a karşı çıkıyorlar. Hayır diyorlar toplumlar köleci,feodal,kapitalist tarz denilen ve Marksist denilenlerin bize dikta ettirmeye çalıştığı gibi toplumlar gelişmez. Bu marksın üfürmeleridir. Bunun için suat Hindistan parmağında sürekli eline dolar.Bunun için Marks İngiltereye (Yani kapitalizme)dolaylı olarak hizmet etmiştir denilir. Borga da bunun için komün ve 1848 ayaklanmalarına döner bu işler kimlerin ürünü olduğunu söyler ve Lenin’e diğer bir kısım Marksist diyenlerin sahiplenmediği yönleri sahiplenir doğrudur der Lenin doğru yapmıştır ve bunları Lenin döneminde olanları eleştirmeyin .der.

Ama esas mesele bana göre dünya yaşamında marksın sunduğu söz konusu toplumsal tarihsel gelişmeye itirazdır.Suatta Borgada tarihsel toplumsal gelişme böyle olmak zorunda değildir der. Yani komün el denilen,köleci,feodal ve kapitalist toplumsal formasyonlar denilen sıralamayı toplumlar yaşamak zorunda değildir. Örneğin eğer iyi bir müdahalede bulunulursa köleci toplumdan komün el topluma dönüşüm yapılır efendim derler. Yada günümüzde feodal kapitalist ilişkilerin yaşadığı toplumsal yapıdan sosyalist yani komün el ilişkilere dönüşebilinir. Kürt arkadaşların arada bir ''siz sosyalistimsiniz değilmisiniz ki şiddetli eleştirilere karşılık verdikleri (bana göre uydurdukları, Demokratik devrim unsurlarını içeren)) ekolojik-komünel yaşam biçimi? (Birisinin kulaklarını iyice çınlattım burada,Ama ben bunun cevabını o kulağını çınlattığım adamdan değil daha çok küfretmeden kürt arkadaşlardan bekliyorum.)

Eğer marksın bu sıraladığı toplumsal yaşanmışlıkların ila yaşanması gerektiğine inanmayan ve bunları marksın yanılgıları olarak gören,böyle bir şey olmaz diyen tarihsel materyalizme inanmaz. Yok kabul ediyorum derse kendini kandırıyordur. Çünkü Marks tarihsel materyalizmi, salt Maddi yaşam düşüncelerimizi belirler tezi için ortaya atmadı ki,esasında toplumları incelerken ,maddi yaşamın toplumları biçimlendiğini ve belli bir maddi yaşamın insan evriminin gelişimiyle mümkün olduğunu gördü. İnsan oğlunun atlayarak yada hiç düşünemeyeceği yada düşünse de maddi yaşamın uygusuzluğundan bunu gerçekleştiremeyeceğine tanık oldu Ütopik sosyalistlerle kavgası budur.BU anlam da borganında kulaklarını çınlatayım bu arada.Borga arkadaşın savunduğu ütopik sosyalistlerinin pratiksel icraattı olmaktadır. Mark bunları Enternasyonalde yerle bir etmiştir.

Onun için 1848 köylü ayaklanmalarında sosyalizm gibi insanların derdi olamz der. Sosyal haklar talep tarıdır. Ancak belli evrimsel maddi yaşamın gelişimiyle,yani prekapitalist ;kapitalizmle feodalliğin iç içe barındıran toplumsal formasyonda Kesintisiz devrim Tezini ortaya atmıştır. Çünkü bazı ülkelerde burjuvalar toplumsal ayaklanmalardan korkarak kendi devrimlerini sıkıntı ve ıkıntı içersinde yapma zor unluğunda kalmaya başlamışlardır. Buda toplumsal maddi gelişimi durdurmaya yetmiyor paralelinde toplumsal ilişkiyi gelişimine devam ediyordu. Yani kapitalizm gelişiyor ama burjuva iktiradarı alamıyor. Bunun yanında toplumda dolaylı olarak sosyalist ilişkilerin yeşermesi durumu ortaya çıkıyordu. İşte bu gibi durumlara da Mark Sürekli devrim tarafında,devrimci kalkışmanın olabileceğini söyledi.Ama bu burada Borganın savunduğundan çok faklı bir kalkışma. Şimdi bende şu körler sağırlar birebirini ağırlar konseptine gireyim.
.Bu tez Paris komünü sonrası Almanya da yaşanan ayaklanmalar sonrasında oraya çıkması ayrıca tarihsel süreç göz önüne alınarak incelenebilinir.

Bakın süreç ne kadar net Berrak değilmi? Peki sizin anlattığınız süreçler neden Berrak ve net değil. Suat Hindistan örneğini veriyor kapitalizmin serbest rekabetçi ortamda olduğunu ve her yerde tüm kurumlarıyla genişlediğini hatta gittiği yerlerde yeni kurumlar yaratığını ve bunların o ülkeler demokratik ve özgürlük anlamın da getirdiğini ,yani o toplumun yaşadığı hukuksal üst yapı anlamında diyorum. Kabileleri dağıtıyor, bireysel hak hukuk koruması getiriyor. Burada bir bana bireyin kendi başına gelişmesi yanlıştır kabile içinde birey kendini daha mükemmel geliştirebiliri savunan da olabilir. Modernizme karşı çıkılır çıkılırda onun gerici niteliğine karşı çıkılır.İşte burada ülkemizde çok tartışılan,Gerici ilerici nedir tartışmasına girilebilinir.Şerif Mardin vs gibi.. Modernizme karşı çıkış emperyalist dönemde kendini iyice nitelik kazandırır.

Ayrı bir not; Serbest rekabet içinde kapitalizmin uygulamalına da karşı çıkılır ama bu nicel karşı çıkışlardır. Ki bu karşı çıkış aynı zamanda sosyalist toplumsal yapının düşünsel (teorik)temellerini oluşturur. Elbette Marks bu eleştirlerinin yetersizliğinden bahsedilebilinir.İyi ki böyle olmuş. Hiç olmazsa kapital ciltlerine kuran gibi secdeye yatanların neden yatmayacığının kanıtlarınıda bu yaklaşımıyla hatırlatmış. Ama diğre taraftan gerçek o kadar Marks ne yapsın. Ne kadar ekmek o kadar köfte örneğinde olduğu gibi ütopik sosyalizmden kaçma ve o anlayışa düşmemek anlamınada bir çaba olarak ta anlaşılması gerekir. Hayaler kurulacaksa da bunun sınırları vardır. Bu da Marksın praksis felsefesi diye ortaya sürülen anlayışıyla ilgilidir. Marksıst yani tarihsel metaryalist anlayış bunu gerektirir.Marks’ ta Hindistan örneğinde görüldüğü gibi yapılanların vahşilik ve insana karşıt şeyler olduğunu söylüyor ama suat bunları görmüyor bile.. Hindistan’da Marks’ın kapitalizmi hep övdüğünü söylerken eleştirdiğini ve bu eleştirisinin aynen kapitalizmi övdü diye bize mark’ı tanıtırken bu konuda Marks’ı tanıtmaya hiç yönelmiyor . Bu eleştirilerin ne memem bir eleştiri olabileceğini yani överken ne memem bir şey olduğunu anlatırken bu eleştirilerin kökenlerine inmiyor. Neden Mark eleştiriyor olabilir acaba?Bu konuda marksın modernleşmeye karşı duruşunu da görüyoruz. Ama suat bunları görmüyor.
Yukarda serbest rekabet içinde bu kapitalizmin nicelik eleştirirken emperyalist dönemde bu eleştiriler niteliğe dönüşmüştür dedim. Bunu suat’tın anlamaması olanaksız olarak görüyordum.. Yani suat serbest rekabetçi dönemle emperyalist dönemi bir birinden ayırmaması olanaksız gibi geliyordu bana.

BU arada veda ile tartışmalarında şunu anladım. Suat Kapitalizmi; emperyalist dönem, serbest rekabetçi dönem diye ayrımını bizim yaptığımız gibi yapmamaktadır. O zaman farklı dilerden konuştuğumu veda ve ben burada unutuyoruz. Çünkü Suat ve borganın ortak noktası tarihsel materyalizmi kabul etmemeleri, mark’sın koyduğu o, insanlığın bugüne kadar geçirdiği toplumsal formasyonları kabul etmemeleriydi.. Burada da suat aynı tavrı gösteriyor. Marks’ın tarihsel materyalizmle ortaya koyulan (Marksist diye bilinenlerce tabii) insanlığın geliştiği toplumsal formasyon olarak konulan serbest rekabetçi dönemle, emperyalist dönemi suat görmüyor. O kapitalizm içinde ki toplumların düz bir zeminde geliştiğini göstermeye çalışıyor.

Eğer kapitalizmin serbest rekabetçi dönemle emperyalist dönem olduğuna Marksistler gibi inanıyorsa o zaman serbest rekabette denk düşen ve veda arkadaşın teffaruatla anlattığın emperyal, işgalci dönemi nasıl olur emperyalist dönemle bir tutabilir.?! Tutmasına mümkün atı yok çünkü. Ha bunu gıcıklığına ve kafa bulundurmak için yapıyor gibi ben düşünemem, düşünürsem zaten tartışmam bunun samimiyetle alakası olmaz.
O zaman suat serbest rekabetçi kapitalist dönemle emperyalist dönem arasına da kapitalizmin nitelik değişimini anlayamıyor diye düşünmekteyim. Anlasa çünkü Marksist yaklaşımı Hindistan örneği ile çözümsüz olduğunu göstermeye çalışmaz.

Bu yaklaşım bir ülkede Faşizm varlığı yokluğu tartışmalarını bana hatırlattı. Şöyle denilir.Sopa varsa faşizm var sopa yoksa faşizm yok . Esasına-da bir ülkede faşizmin varlığı yokluğu o ülkede emeğe el koyuş ile belirlendiğini bu bakışın anlaşılmadığını gösterir. Yukarda da değindiğim gibi bu tarihsel materyalist düşünceyi anlayıp, o tarz anlayışa sahip olup olmamayla ilgili bir sorundur.

Ayrıca Not; Düğün dernek körler sağırlar.Beni fazla oyalamayın.Evde badana boya yapıyorum:)

Haaa,birde yazıları büyüteyim'mi? Gözleriniz iyi görebiliyormu?:)
 
Son düzenleme:
#32
Yazılanları baştan aşağıya okudum. Veda'nın tarzı belli zaten yorum yapmaya gerek yok. Müslümanlar için muhammed ve kur an ne ise Veda içinde Marks ve Kapital aynı şey. Bir kitapla ömür geçmez diyen ''sol'' un kendi kendini inkar etmesine en güzel örnek sanırım M-L jargondur. Gerçi benim gibi bir rüzgar gülü:D(Veda'nın bana taktığı ve pek beğendiğim yeni lakabım bu) ne diyebilir ki? Hatta az ileri gidelim nasıl olsa burası özgür bir paylaşım platformu, Engels-Lenin-stalin-Mao da dört halife oluyor kurtuluş yok tek başına diyen bu şurekanın gözünde. Ehli sünnet budur. kabul ettin eyvallah etmedin bre kafir sen ne anlarsın!!! denilir ve anında recm edilirsini zina yaptığı öne sürülen kadın gibi. İslamda ehli sünnet dışı akımlar olurda Maeksizm-Leninizmde olmaz mı? Kautsk-troçki-buharin-Gramsci vs.....
Neyse bu kadar benzetme sanatı yeter....Gelelim şu bol sataşmalı ve bol saldırmalı ve bol hakaretli düşünce kırıntılarında ki(genel bir tanımdır bende dahilim) mizahın arkasında sırıtan gerçeğe....Bir fikir sunulduğunda onun kabul edilebilir veyahut edilemez olduğunu anlayabilmek ve anlatabilmek için düşünülür. Acaba? sorusu sorulur ve incelenmeye başlanır. Veda bu özelliğini yitirdiğinden bu zamana TKP 'nin resmisi sahneye çıktı, aydemir sınıf önderi oldu, Stalin ''sol'' un kendi içinde hiç de hoş olmayacak şekilde itham edilmeye başlandı...sovyetler yıkıldı....Troçkiye bir çok kesimce iadeyi itibar verildi....Lenin ve Leninist model terkedilmeye başlandı....Kapital'in yeniden yazılması için kollar sıvandı(hani neo marksitler var ya onlar:D)....Acaba sorusu üzerine önemle duruldu....Zira krizler aldı başını gitti....üretim fazlası derken tüketemiyenler izbe köşelerde ölüme terkedildi....Yaşasın diye yumruklarını sıkıp umut olanlar yaşatmak adına Öldür!!!öldür!!! diye bağırmaya başladı....Velhasıl kelam durum hiçde iç açıcı değilken ve her krize umutla bakıp aha!!! sosyalizm geliyor diyenlerin bir şeyleri kursaklarında kaldı nerede hata yaptık diye önlerine bakmak gerekirken kutsal kitaplar yeniden karıştırılmaya hangi ayeti yanlış tercüme ettik diye ulema oluşturulmaya başlandı(burda ne Marks'ın suçu yok....Suçun kimlerde olduğu belli)...Sonuçta gördükki değişmeyen tek şey değişim sözü bilim olduğunu iddia edenlerin çoğunca sadece söz olarak kaldı....
Sözü fazla uzatmaya gerek yok....emperyalizmin ne olduğunu anlamak için ekonominin içinde sayılsal verilerle boğulup insan ve onun özünü sayıların içinde sıkıştırmak geleceği yaratmak isteyenlerin değil, egemenlerin ekmeğine bal sürmektir....Bakın Öcalan son kitabında ne demiş,
Kapitalizm,ekonomiyi en son küresel asamasinda zirveye cikarttigi ' borsa, kur ve faiz' piyasasi denilen para -kagit oyununa çevirerek düsmanligini, gerçek ekonomiyle ilgisizligini fazlasiyla ve tüm toplumun gözüne sokarcasina kanitlamaktadir. Tarihin hiç bir döneminde ekonomi bu tür kagit oyunlarina, sanal bir sisteme dönüstürülmemistir" . Abdullah Öcalan, Kapitalist Uygarklik 2009
buyrun burdan yakın...Hatta Veda sen üstü üste yak, benim gibi bir rüzgal gülü dumanın seni boğmasını önlemek için havalandırma görevi yapmaktanda onur duyar:D:D......Paradigma
 
Son düzenleme:
#33
sevgili kamber:)
yani hayriözşen.. aramıza hoşgeldin..
bence de güzel geldin.. yani saldırmak yerine yazılardan ne algıladın ve bu algıların temelinde yazıları nasıl değerlendirdin.., sunmuşsun.. öncelikle bu katkın için teşekkür ederim..

izninle bazı yanlış algılarını kendi duruşum.., temelinde düzelteyim..
1- Bu durumda ne suat ne Borga tarihsel materyalizmi sözlü yazılı inkar ettiğini görmedim
borga kendi adına yanıtlar.. ben kendi adıma yanıtlayacağım..
burada sözü geçen .., "tarihsel materyalizm" bir kavram ise.., evet karşı değilim..
yani tarihin toplumlar yani insanlar ve kollektivizmleri(buna tümü dahil.., komünal, mülkiyetçi sistem, sosya-kültürel aidiyetler vs.) tarihi ve işleyişi tanımı anlamında deniyorsa evet.. karşı değilim.. olmamın bir anlamı yoktur.. kimi bu ismi kullanır kimisi "toplumlar tarihi" der.. kimisi yerine göre seçer..
ama..,
burada aslolan içeriğidir..
marksın koyduğu içerik nedir sorusunu yanıtlamadan.., ne karşı çıkabilir ne de savunabilirsiniz..
savunursunuz ama bunu değil kendi algılarınızdaki karmaşayı savunursunuz.. yada uydurmayı diyeyim..
ben sürekli bu içeriğin ne olduğunda ortaklaşalım .., yani aslı nedir netleşelim diye uğraştım.. hindistan örneğini de bu anlamda verdim.. hindistan üzerindeki marksın sözleri yenilir yutulur değildir.. hele ki emperyalizm abd emperyalizmi "hobi"si olanlar için hiç değildir..
marks ne diyor..
moğol roma yayılmacılığı-sömürgeciliği(emperyalizmi) karşısında ingiliz yayılmacılığı-sömürgeciliği(emperyalizmi) evladır diyor.. hemen atlayıp.., bak marks kimi savunuyor diyecek kadar da dar-kaba bakışlı değilim.. tam tersi.., hangi zeminlerde ve hangi tezleri temelinde ele alıyor diye bakarım ve doğal ve de bu temellerde doğru bulurum..

izah etmiş..;
bu iki yayılmacılık arasındaki farkı koymuş.., sömürü-şiddet-çirkinlik karşılaştırması da yapmıyor çünkü.., konu bu değil..
demiş ki...;
roma-moğol emperyalist işgali.., hindistanda toplumsal ve yaşamsal işleyiş anlamında bir tarihsel materyalist gelişme etkisi yapmamıştır..
ama .., ingiltere emperyalist-işgali.., kendi terihsel materyalist gelişme özelliğinden dolayı.., hindistan gibi tarihsel materyalist ilerlemenin gerisinde kalmış bir yapıyı.., istesede-istemese de.., geliştirecektir demektedir...

marksın.., sömürgeciler arasında bir tercih koyduğunu düşünmeyecek isek bunu neden böyle analiz-tespit ediyor sorgulamalıyız..

işte.., bu sorgulama içinde de.., tarihsel materyalizm.. tanımına marksın verdiği içerik ortaya çıkar.. benim karşı olduğum yer de burada başlar..
kördöğüşü yerine bilimi işletecek isek bu tarzlarla yaklaşmalıyız..
sevgili hayri arkadaşım.. üslup doğruluğu ile gelmiş ama algı yanlışlığı yapmaktadır.. bence..
yani marksın.., üretici güçler tezini ve bu tezin temel özelliği olan maddi yaşamın kendi nesnel ve tarihsel ilerleyişi vardır.. temel içeriğini bilmek gerekir.. buna göre de.., tüm toplumsal yapılar sistemler ve bu anlamda sosyal-kültürel-siyasal-ekonomik kurum ve işleyişler bu ilerlemeye göre biçimlenir-değişir dönüşür demektedir.. bu ilerlemenin kendi aşamalarını tamamlaması oranında toplumsal değişimler yaşanır.. oluşmadan yaşanmaz der.. bu anlamda da.., ister kabul edin ister görmemeye çalışın.., sınıflı-sermaye sistemleri de tarihsel materyalizmin birer nesnel gerçekliği ve ilerlemesi içindedir.. bu süreçler yaşanır ve zamanı gelince insanlık komünal yaşamı ilelebet kurabilir der..
ve bu anlamda da kapitalizme önem biçer.. tarihsel materyalizmin.., sınıflı sistemler anlamında son evresi olarak görür.. ve yine bu anlamda da.., tarihin motoru olarak da bu sistemi ve sistemin yürütücüsü erki yani burjuvaziyi ilerici görür.
bu anlamda da hindistan üzerindeki etkileri haliyle moğollardan farklı olacaktır der.. çünkü.., ister istemez.. bu sömürü işleyişi tarihsel materyalizmin hindistanda takılı kalmış eski statüsünün ilerlemeye engel yapısını zorlamaktadır..

olay budur.. bunlara itiraz ederseniz marksa etmiş olursunuz..
benim anlatmaya çalıştığım şey de budur..
bunları es geçince zaten marksı ve sonrasında geliştirilen marksizmi analiz edip eleştirmek de olanaksız oluyor..

veda atlıyor..
vay.. hindistan için söylenen "garabet" sözlerle marksa saldırıyor diyor..
oysa ben söylenen sözlere evet diyorum.. yani marks doğru analiz ediyor.. hindistandaki ingiliz sömürüsü kaçınılmaz olarak orada kapitalizmi geliştiriyor bu doğrudur.. diyorum..
peki ben neyi eleştiriyorum..??
bunu anlatabilmem olanaksız kalıyor.. çünkü "savunmacılar".., yani kılıç-kalkan ekibi işe bu noktadan bakmıyor..
deseler ki.., evet bu oluyor ve doğaldır.. çünkü.., marksın tarihsel materyalizm tezi temelinde bu böyledir demiyorlar..
deseler ben hindistanı yerinde bırakıp, tarihsel materyalizme marksın koyduğu içeriğe dönebileceğim..
dön dönebilirsen..:)

Marksın ve devamcılarının düşünceleri veya pratikleriyle dünya toplumsal hareketi açıklanamaz. Dolayısıyla marksın temel yapısı olan Tarihsel Materyalizmle dünya açıklanamaz.
evet .., hayri arkadaş bu noktayı benim nezdim de doğru yakalamış.. ama algılarında hata var...

toplumların belli evrimsel gelişme ve sıralamayla gelişmesi gerektiği tezini sunulan Marks’a karşı çıkıyorlar. Hayır diyorlar toplumlar köleci,feodal,kapita list tarz denilen ve Marksist denilenlerin bize dikta ettirmeye çalıştığı gibi toplumlar gelişmez. Bu marksın üfürmeleridir.
bir şeyi daha düzelteyim..

köleci-feodal-kapitalist diye sıralama marks da yoktur.. bu iş..,sscb bilimler akademisinin(zubrisky) üfürmesidir.. marks üfürmemiştir.. tez sunmuştur.. doğrudur yada eksikleri vardır bu ayrı..

marks.., maddi yaşam faliyetleri içinde insan faliyetlerinin sistemli-bilimsel olanını özel-mülkiyet ile başlayan aşama olarak ele alır.. yani insanın maddi yaşamdaki üretim faliyetlerinin ilk bilinçli ve birikimli olanının özel-mülkiyet ile başladığını belirtir.. ondan öncesini gelişmemiş ilkel emek dönemi olarak görür.. haliyle de tarihsel materyalizmi de bu mihverde başlar.. tarihsel materyalizmin öncesi de maddi yaşamın bilinci ve işlevleri birebir yani motamot etkilediği dönemlerdir..
ama.., şunu da söylemez.. o aşamadan sonra bilinç daima birinci veri demez.. yine bu üretim faliyetleri sürecinde maddi yaşam faliyetleri insandan bağımsızdır.. sürekli gelişir ilerler.. bu anlamda haliyle bilinci de etkiler toplumsal yaşamı da belirler.. taki.., bu toplumsal yaşam işleyişi ile bu maddi yaşam ilerlemesi arasında bir çatışma başlayana dek..
bunu da..,
üretici güçlerin gelişimi ve üretim ilişkileri ile ilintisi olarak kuramsallaştırır.. marksın tarihsel materyalizmi budur..
tarihsel materyalizm.., marksın bu sunduğun "içerik" açısından sınıflı toplumları ve gelişim aşamalarını ve de kapitalist aşamayı yeterince doygun şekilde açıklar.. yani.., doğrudur.. sınıflı sitemler bu işleyişlerle ilerlemiştir.. ama insanlık dahil evrenin materyalist tarihi bununla sınırlı değildir.. benim itirazım da bunadır.. hem insanla sınırlamaya hemde.., sınıflı sistemlerle sınırlamaya ve sona komünal-sınıfsız sistemi koymaya itirazım vardır..
tartışacak isek bunu tartışmalıyız..

Bunun için suat Hindistan parmağında sürekli eline dolar.Bunun için Marks İngiltereye (Yani kapitalizme)dolaylı olarak hizmet etmiştir denilir.
bir şey yanlış algılanıyor ise.. ve bu yanlış algılanan şeye de itiraz edenler haliyle yanlış algılanılacaktır..
buda benim başıma gelen bir olay oluyor..:)

yanlış dünya-toplum analizleri ve kuramları haliyle yanlışa hizmet eder.. yanlış yaşam doğru yaşanmaz.. ama bununla hindistanın bir ilgisi yoktur..
marks da..; tarihsel materyalizm ilerlemenin kapitalizm aşaması öncesi.., bir sınıfsız toplum sistemi yada denemesi olabilir diye bir tez-önerme vs. var mı..?? yok.. yok ise elbette ona göre hindistan çözümlemesi yapacak ona göre önermede bulunacaktır..
sadece marks da mı yok..?? hayır.. ütobik sosylizm diye kenera atılan düşünce ve pratiklerden sonra.., kimse de bu olmadı.. anarşistlerde de yoktur..

dönemin tüm düşünürleri-pratikcileri.., kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına hesabı.., kapitalizm ve sonrasından dönüp geriye bakmamışlardır.. varsa yoksa dünyaları avrupa olmuştur..

marksın şu sözleri temelinde..,
İngiltere'nin Hindistan'da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici — eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması, ve Asya'da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması .....
Büyük Moğollar zamanında olduğundan görülmemiş ölçüde daha pekişmiş ve yayılmış olan siyasal birlik, Hindistan'ın yenilenmesinin ilk koşuluydu. İngiliz kılıcının dayattığı bu birlik, şimdi elektrikli telgraf ile güçlenecek ve süreklilik kazanacaktır. İngiliz eğitim çavuşları tarafından örgütlenen ve eğitilen yerli ordu, Hindistan'ın kendi kendisini kurtarmasının ve önüne gelen ilk davetsiz yabancıya av olmaktan (sayfa 598) çıkışının sine qua non'uydu.[1] Asyatik topluma ilk kez getirilmiş olan ve esas olarak Hintlilerin ve Avrupalıların ortak dölü tarafından yönetilen özgür basın, yeniden-yapımın yeni ve güçlü bir unsurudur. Bizzat Zemindaree ve Ryotwar,
...İngiliz gözetimi altında Kalküta'da gönülsüzce ve ihtiyatla öğrenim gören Hindistan yerlilerinden, hükümet etme gereklerine sahip ve Avrupa bilimini sindirmiş yeni bir sınıf doğmaktadır

aşağıdaki sözün anlamı nedir bana açıklayan çıkacakmı acaba..???????

Hindistanlılar, bizzat Büyük Britanya'da halen egemen olan sınıfların yerine sanayi proletaryası geçene dek, ya da Hintlilerin kendileri İngiliz boyunduruğunu tümüyle kıracak denli güçlenene dek, kendi aralarına İngiliz burjuvazisi tarafından saçılmış yeni toplum öğelerinin meyvelerini toplayamayacaklardır.
1- koyu işaretlediğim yer dünya devrimi merkezini vurgulamaktadır..
2- altı çizili yer ise.., hindistanın yeterince kapitalist gelişimini yapması ve burjuva devrimi ile bağımsız olmasıdır..
kısaca.. konu marks nereye hizmet ettiği değildir..
bu kuramlar veya benzer kuramlar tümü olarak istese de istemese de kapitalizmin.., tarihsel materyalizm anlayışı temelinde gelişmesini ve dünya üzerinde etkin-yaygın olmasını beklemek zorundadır.. cami önünde yada kilise önünde cennetin tabu dağıtım zamanını beklemek gibi..


Borga arkadaşın savunduğu ütopik sosyalistlerinin pratiksel icraattı olmaktadır. Mark bunları Enternasyonalde yerle bir etmiştir.
yapma .., hayri arkadaş.., iki maddi hata yapıyorsun..
1- ütopik sosyalistler ile enternasyonalde yer alanlar aynı değildir.. ütopik sosyalizm diye bir şey de yoktu.. düşünce üretiminin ilk evreleri ve pratikleriydi.. sapartaküs de ütopikçidir aslına bakarsan bedrettinde.. sonrasında gelişenler.., anarşistler de dahil "aydınlanmanın" üvey evletlarıdır.. ayrıca.., hem yerle bir et hem de sahiplen ayıp olmuyor mu..:D
2- enternasyonalde.., yerle bir edilen ve edenler çok başkaydı.. enternasyonal kaçta kuruldu.. ve paris komünü kaçta oldu.. atılanlar ise.., anarşistlerdi.. çünkü hala etkindiler.. ve 1872 de hazır çoğu tutuklu ve aranıyor ve de dağınık durumda iken lahey konferansı ile orada olmadan atıldılar.. çok sürmedi enternasyonal kıta ötesine yollandı ve likidite edildi..
maşallah sende keskin konuşmuşsun.. şu meşhur tarihin çöp tenekesine bol "atanlar" gibi..

Hayaler kurulacaksa da bunun sınırları vardır. Bu da Marksın praksis felsefesi diye ortaya sürülen anlayışıyla ilgilidir. Marksıst yani tarihsel metaryalist anlayış bunu gerektirir.Marks’ ta Hindistan örneğinde görüldüğü gibi yapılanların vahşilik ve insana karşıt şeyler olduğunu söylüyor ama suat bunları görmüyor bile.. Hindistan’da Marks’ın kapitalizmi hep övdüğünü söylerken eleştirdiğini ve bu eleştirisinin aynen kapitalizmi övdü diye bize mark’ı tanıtırken bu konuda Marks’ı tanıtmaya hiç yönelmiyor . Bu eleştirilerin ne memem bir eleştiri olabileceğini yani överken ne memem bir şey olduğunu anlatırken bu eleştirilerin kökenlerine inmiyor. Neden Mark eleştiriyor olabilir acaba?Bu konuda marksın modernleşmeye karşı duruşunu da görüyoruz. Ama suat bunları görmüyor.
dediğim gibi.., marksı algılarken yanlış algılayan eleştirileri de haliyle yanlış algılayacaktır..

1-Hindistan’da Marks’ın kapitalizmi hep övdüğünü söylerken eleştirdiğini ve bu eleştirisinin aynen kapitalizmi övdü diye bize mark’ı tanıtırken bu konuda Marks’ı tanıtmaya hiç yönelmiyor
marks hindistanda kapitalizmi övmüyor ben övdüğünü de söylemedim.. üstelik böyle yaklaşmıyorum diye de her alıntımda vurgu yaptım.. yazım yani kelimelerim aynen duruyor.. iyice bakmanı rica edeceğim..
2- marks roma-moğol karşılaştırması yaparken hangisi daha vahşi-sömürücü karşılaştırması yapmıyor çümkü konu o değil dedim.. ve konu ne anlattım.. neden anlattığım şey algılanmıyor.. vede yazdıklarım görülmüyor..
ben marksın tarihsel materyalizme koyduğu içeriği eleştiriyorum.. haliyle de bunu sonuçları olan analizleri ve tespitleri de eleştirmiş oluyorum..
iyi bir marksist şöyle düşünür..
hindistan geri toplum.. feodal ve gelişmeye açık nüveleri ve de dinamikleri yok!! sürekli işgal işgal edilmesinin nedenlerinde biri de zaten bu.. bu anlamda son işgal olan ingiliz işgali.., tarihsel materyalizm anlayışı temelinde olması gereken aşamaya gelmiş bir toplumsal sistem içinde.., ve kaçınılmaz olarak da bu sistemini hindistana yerleştirecek ve eski geri yapıyı kıracak.., bu süreç içinden hindistan....;
1- şansına olursa ingilterede olacak olan proleter devrim ile özgür kalacak.. (nasıl kalacak oradan proleterler mi dolacak.., oraya daözgür!! sanayi mi kurulacak.. kurulacak ise.., olmayan hind-ingiliz burjuvazi içinde hind proleter nasıl olacak vs.. nedir bu ayrı)
2- yada gelişmelerin olgunlaştığı aşamada burjuva devrimini yapacak..
madem.., tarihsel materyalizm böyle işliyor..
gelelim afganistana..,
1- sscb elinde idi aynı kaldı bu ayrı bir konu..
2- abd işgal etti.. oradaki geri talibanı yıktı yerine daha modern bir şey kuruyor.. bu bir gerçek..
sömürümü..?? ingiliz-hindistan da aynı
bağımlı kapitalizmmi? orası bağımsız gelişecek değildi sanırım.. ve öyle de oldu..
afganistan da direnenler kim..?? eski gerici yapı değil mi??
hadi çözün bakalım.. bu denklemi..
çok merak ettim.. nasıl izah edeceksiniz..
 
#34
Öncelikle sana saldırdığımı sanmıyorum suat.
Sadece senin Marksist (Leninist hiç değil) olmadığını kendi beyanlarınla ifade ettiğini söyliyerek,bana yazdığın yanıtın benim için şaşırtıcı olmadığını söyledim.
Yok ben Marksistim diyorsan o zaman,bana düşen Marksist olmadığını ifade eden mesajlarını bulmaktır.
Sonuçta senin Marksist olmaman,sana düşman da olmamı gerektirmez.
Marksist olmaman senin tercihindir,bende buna saygı duyarım.
Üstelik bu saldırıysa,bunu başlatanda sensin.
Bir tartışmanın ortasına her zaman yaptığın gibi dalarak beni hedef alan sensin..
Aslında bu sende kronikleşmiş bir huy.
Bu yaştan sonrada değişmesi oldukça zor.
Senin Marks'ın Hindistanla ilgili söylemleri ile ilgili yorumuna karşı sana saldırdığımı savlamak,kuru bir İFTİRA.
O konuda yorum bile yapmadım.
Biliyorumki sen Marksist değilsin.
O nedenle de üzerinde durmadım.
Evet Marks'ın Moğol yayılmacılığına karşı,İngiliz yayılmacılığının tercihinin nedeni Tarihsel Materyalizmdir.
Marksın söylemlerini yazı bütünlüğü içersinde değerlendirmek gerekiyor.
Buna benzer bir söylemide Serbest Ticaret üzerinedir.
Bak orda da şöyle demiştir.
" genel olarak, serbest ticaret sisteminin yıkıcı olmasına karşın, günümüzün himayeci sistemi de tutucudur.
Serbest ticaret sistemi, eski ulusları parçalar ve proletarya ile burjuvazi arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı uç noktasına iter. Tek sözcükle, serbest ticaret sistemi toplumsal devrimi hızlandırır. İşte yalnızca bu devrimci anlamıyladır ki, baylar, ben serbest ticaretten yanayım."
Sanırım bu örnek Marks'ın bakışını çok net ortaya koyuyor.Yine tekrarlıyorum.
Bir şeyi öngörmek ayrıdır,o şeyi yaşayarak ondan politik sonuçlar çıkarmak farklıdır.
Marks Komünist Manifesto da tüm bu yaşanacakları öngörmüştür.
Ama bunlardan politik sonuçlar çıkarmamış,sadece saptamalarda bulunmuştur.
Lenin ise o şeyi yaşadığı için,ondan politik sonuçlar çıkarmayı ve bunu pratiğe dökmeyi bilmiştir.
O nedenle Leninizm,Emperyalizm Çağının Marksizmidir.
Benim Marksist Leninist olarak referans aldığım EMPERYALİZM tanımı Leninin tanımıdır.
Bir önceki mesajımda da Leninin bu tanımında geçen özellikleri saydım.
O özelliklerin her biri Marks tarafından öngörülsede,hiç biri gerçekleşmemiştir.
Marksist olmayan biriyle Marksizmi tartışmak bana göre zaman kaybıdır.
Paradigma arkadaş sonunda teşrif etmiş.
Nede olsa RÜZGAR GÜLÜ!
Ben Paradigma arkadaşın bu enerjisine hayranım.
Pes yani FIRILDAK gibi dönerken,hiçmi yorulmuyor.
Bakalım ilerde Rüzfgar hangi yönden esecek.
Paradigma arkadaş bunun ip uçlarını verir yakında.
HERNEYSE diyelim ve sonlandıralım.
veda
 
#35
Veda yazmış yazacağını, demişki marksist olmayanla bunları tartışmanın gereği yok...marksist olanla ne tartışılacak?...İnsan kalınca böyle oluyor işte....Paradigma nın rüzgal gülü olması ve FIRILDAK gibi dönmesi yaşlı adamın elindeki tek oyuncak....Onuda elinden alıp iyice yitip gitmesin...oynasın istediği kadar....Neden olsa içinde hala bir çocukluk olduğunun sinyallerini veriyor...
Hiç bir soruya karşılık vermeden marksizm amentüsünde verilen bildik açıklamaları sadece kendisinin bildiğini sanıp bilenlerde olabileceği ihtimalini düşünmeden ver odunu...ver odunu gitsin yaklaşımlarına alıştık neden olsa....Ama olmuyor işte böyle....Bir tane marksist bulmak gerekli, yoksa tartışma olmayacak....
Şimdi ben dünyada 600 trilyon dolar olduğunu söyleyen ekonomistlere bu para nerde desem bana diyecekler ki, reelde bunun %7 gibi bir miktarı var, gerisi elektroniik ortamda diyecekler....Yani para hem var hem yok....buna ne denir? emperyalizm tanımını yapanlar bunu nasıl açıklarlar....
Neyse ben şimdilik durayım....dışarda rüzgar esmeye başladı, bakayım hangi yöneymiş:D:D....Paradigma
 
#36
sevgili veda..
bir noktayı netleştirelim..
ne demişler.. devrimciler açık-dürüst ve adaletli olmak zorundadır..
olayı baştan ele alalım..;

bu yazının başlığı ..;
devrimciler zavallı değildir..
neden böyle başladı..??
bir başka sayfadaki tartışmada seni kişisel olarak hedef bile almayan genel bir yazıya daldın ve borgaya hakaretler yağdırdın.. borganın yazısında direk sana yönelik açık bir özel bir hakaret ver ise bul buraya as..
...Bakıyorum,konuya ilgili ilgiğsiz,herkes müdahil olmaya başladı.
Hatta birileri çıkıp,kuru gürültü,devrimcilik dersi vermeye kalktı.
İçinde bulunduğu psikolojik rahatsızlığın bir tezahürü olarak,dünyayanın merkezini,kendisi sanan bu zavallının hezeyanlarına alıştık artık.
O nedenle herkes haddini bilsin.
Üzerine vazife olmayan konularda,ahkam kesmeyi bıraksın!
Kişileri yağdanlık olmakla suçlayanların,önce dönüp aynaya bakmaları,onlar için daha hayırlı olur.
veda

bu sözlerin karşısında ..,
oda bu sayfayı bu başlıkla açtı...
yani lütfen kıvırtma ilk hakaret eden sensin..
oda bu sayfayı açmış senin hakaretlerini yanıtlamış.. ve yine sana kişisel hakaret etmemiş..
yalan mı.. yalan ise.. açıkla..
sonra sen ikinci mesajda ne yazmışsın..

Sana tavsiyem,en kısa zamanda acil psikolojik tedavi görmen.
Yazdığın her satırda megalomanyanın izlerini bulmak olası!
Hani mahalle kabadayıları vardır ya,kafaları çekince nara atarlar!
Aynen onlar gibisin Ali Haydar Efendi!
ZAVALLI BORGA,ne diyeyim,benden sana acil şifalar!

şimdi...,
sen istediğin gibi istediğin şekilde hakaret edeceksin ama kimse sana laf söylemeyecek.. olacak işmi.. bu???
yinede.. bakan görecektir borga senin ağaza alınmayacak sözlerine eşdeğer şeyler söylemiyor.. yani senin kadar pervasız değil..
borgaya ilk bulaşan .., ve gereksizce bulaşan sendin.. ama höyküren de sensin..
adalet isteniyorsa önce sen uygula veda..

bana gelince..,
Öncelikle sana saldırdığımı sanmıyorum suat.
sahi mi!!!!
ben 13. mesajda devreye girmişim..
senin mahir kaynak olayını sunuşun ve marselin açıklamaları üzerine konuya müdahil olmuşum.. seninle ilgili yazım sadece mahir kaynak üzerine yazdıklarınla ilgilidir.. açıklayıp bırakmışım.. sen yanıtlamışsın ben üzerine gitmemiş bırakmışım.. ne sana hakaret var ne bir şey..
ama dilin aynı hızla işliyor..

mahir kaynak ile ilgili yazını açıklaman bana yeterli gelmese de üzerinde yoğunlaşmadım.. son söylediklerini kabul edip bıraktım..
doğrumu-değil mi??

ama sen o yazında şunları söylüyorsun..
Burjuva ideologlarının en son yöntemlerinden biride Marks ile Lenini çeliştirmektir.
Bunların bir kısmı,Leninsiz bir Marksizmi empoze ederken,diğer bir kesimde Markssız bir Leninizmi empoze etmeye kalkarlar.
Aslında ortak noktaları Marksizm-Leninizme düşman olmalardır.

bu bir saldırı ve hakarettir.. düşman ilan etme hedef göstermedir..
teorik yazıya saldırı ile yanıt vermedir..
yine de ben normal zeminde devam ettim.. hatta senin dilinden daha ağır olmayan bir başka yazıya müdahale ettim.. toll arkadaş da haklı olarak beni fırçaladı...:)
oysa senin kişisel hakaretlerin piramit olmuştu..

25. mesaj ile konuya yeniden müdahil oldum..
marks açısından ne nedir kendimce alıntılarla açıklamalarda bulundum.. yanlış-doğru..
ama ne bir kişiye hakaret ettim nede saldırdım..
senin bir cümleni ele alıp açıklamalarda bulundum..

sen ne yaptın veda...,!!!!
normal olarak teorik yazıya teorik yanıt vermen gerekişrken.. aldın sazı eline..,
* Marksizm-Leninizm düşmanları,
* Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.
* Aslında her ikisininde ortak paydası Marksizm-Leninizm düşmanlığı yaparak,Burjuvaziye OBJEKTİF olarak hizmet etmektir.
* Bu cahil takımı CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
* sizin algı bozuğu beyinlerinizin
* nerde sizde bunu anlayacak kafa!

bunları döktürdün..
daha yazının başında demediğini bırakmadın.. fervasızca hakaret etmek-suçlamak sadece sana özel bir hakmıdır yoksa..!!!!


onca hakaret ve suçlamadan sonra da bana göre marksizmden bi haber saçmalamaya başladın..
bende sonraki yazılarımda açıklamalarda bulundum.. alıbntılar ve bunların açıklamalarını yaptım..

ya sen ne yaptın..,

bu son yazını yazdın..
bakalım neler var....

Öncelikle sana saldırdığımı sanmıyorum suat.
yukarıda ispatladım.. saldırıları sürekli ilk başatan sensin veda sonrada sanki yazılar buırada yokmuş gibi saldırmadım diyen de sensin.. :D

Sadece senin Marksist (Leninist hiç değil) olmadığını kendi beyanlarınla ifade ettiğini söyliyerek,bana yazdığın yanıtın benim için şaşırtıcı olmadığını söyledim.
gerçekten mi bunu söyledin..!!!
veda.., kendi uydurduğuna kendi inananları çok gördüm.. şaşırmıyorum...
Körler Sağırlar Biribirini Ağırlar
burada kör kim sağır kim.. biri borga ..!! ya diğeri kim..?? senmisin.. :D
* Marksizm-Leninizm düşmanları,
* Çünkü efendilerinin isteği,Marksist Leninistler arasında çatlaklar yaratarak,buralardan bunları sızdırmaktır.
* Aslında her ikisininde ortak paydası Marksizm-Leninizm düşmanlığı yaparak,Burjuvaziye OBJEKTİF olarak hizmet etmektir.
* Bu cahil takımı CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
* sizin algı bozuğu beyinlerinizin
* nerde sizde bunu anlayacak kafa!

ya bu sözler kime söyleniyor.. ?? kör ve sağıra değil mi.. hadi biri borga olsun attık ateşe onu..:D ya diğeri kim???
Sonuçta senin Marksist olmaman,sana düşman da olmamı gerektirmez.
Marksist olmaman senin tercihindir,bende buna saygı duyarım.

sendeki saygı anlayışı böylemi ifade ediliyor.. :confused:

Üstelik bu saldırıysa,bunu başlatanda sensin.
Bir tartışmanın ortasına her zaman yaptığın gibi dalarak beni hedef alan sensin..
Aslında bu sende kronikleşmiş bir huy.

veda..., yalan söylüyorsun..
yukarıda belgeleri ile ve sırası ile sundum..
1- tartışmaya girdiğim doğrudur..
2- tartışmada seninle ilgili tek ele aldığım konu ise mahir kaynak anlatımındır
3- yanıtladın .. bende inanmadığım halde üstelemedim.. sustum..
bu nasıll bir başlatma oluyor veda.. açıklarmısın..!!!!
birde utanmadan beni hedef aldın diyor ve kronikleşmiş huy diyorsun..
çok rafinesin be veda.. hem saldır hem hakaret et sonrada karşındakini suçla..
rafine zeytinyağı kızartılır veda.. tavaya da da seni koyarlar böyle..

Senin Marks'ın Hindistanla ilgili söylemleri ile ilgili yorumuna karşı sana saldırdığımı savlamak,kuru bir İFTİRA.
O konuda yorum bile yapmadım.
Biliyorumki sen Marksist değilsin.
O nedenle de üzerinde durmadım.

saldırmadığın ispat olarak söylediğin cümlen bile dökülüyor..
Biliyorumki sen Marksist değilsin.
ne anlamlı cümle.., teori sadece kendine marksist diyenlere anlatılır.. öyle mi?? gerisi maraba zaten yada senin değiminle..
* Bu cahil takımı CEHALETİN BATAĞINDA olduklarını açık ederler.
* sizin algı bozuğu beyinlerinizin
* nerde sizde bunu anlayacak kafa!

böyleyiz..
eleştiremeyiz-yorum yapamayız.. ve senin de bir marksist olarak ikna anlatma ve savunma zorunluluğun yok.....
bilmiyorum.. asıl zırcahil benim.. üç-beş kelimeden öte bir şey bildiğim yok neyi savunayım ki.., demek zor geliyor değil mi!!!

ama savunmaya kalktın.. uydurma veda savunmaya kalktın bende yanıtladım.. açıkladım alıntılar sundum..

Evet Marks'ın Moğol yayılmacılığına karşı,İngiliz yayılmacılığının tercihinin nedeni Tarihsel Materyalizmdir.
bu cümle ve söylem bana aittir veda sana ait değil.. hakaret etmekten işin aslının bu olduğunu söyleyemedin.. bunu senin söylemen gerekirdi.. ama bilmiyordun ki nasıl söyleyeceksin..

benim anımsatmam üzerine söylüyor ama bilgi dağarcığının yetmezliğinden dolayı devamında da saçmalıyorsun..

Buna benzer bir söylemide Serbest Ticaret üzerinedir.
Bak orda da şöyle demiştir.
" genel olarak, serbest ticaret sisteminin yıkıcı olmasına karşın, günümüzün himayeci sistemi de tutucudur.
Serbest ticaret sistemi, eski ulusları parçalar ve proletarya ile burjuvazi arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı uç noktasına iter. Tek sözcükle, serbest ticaret sistemi toplumsal devrimi hızlandırır. İşte yalnızca bu devrimci anlamıyladır ki, baylar, ben serbest ticaretten yanayım."

serbest ticaret nedir..?? bunun hindistanın üzerindeki ingiliz sömürgeciliği ile ilgisi nedir..??
ingiltere zaten hindistan üzerinde egemen.. neyin serbestliği olacak.. ??
o yazı başka bir şey ile ilgilidir veda.. karıştırmışsın yine..:D

alıntıda net değil.. hindistan üzerine yazıların da da yoktur.. ve sanırım engelsin bir ön sözü de olabilir ve konu başkadır.. almanya üzerine olsa gerek.. ya yerini ve tamamını sen belirt yada ben bulayım istersen.. ingiltereden ve fransadan almanyaya akan bilgi-teknoloji üzerine idi sanırsam.. yani gotha prg. eleştirisi yazısı olsa gerek.. bakma marksist değilim ama iyi okumuşumdur...:D

hindistan yazılarında serbest rekabet şöyle geçer ..
Şimdi, Doğu Hindistan'daki İngilizler, ardıllarının maliye ve savaş bakanlıklarını benimsemişler, ama kamu hizmetleri bakanlığını tümüyle ihmal etmişlerdir. İngilizlerin serbest rekabet, laissez-faire ve laissez-aller[3] ilkelerine göre yürütülmesi olanaksız olan tarımdaki bozulma bundandır. Ama asyatik imparatorluklarda tarımın bir hükümet zamanında bozulduğunu, bir başka hükümet zamanında ise yeniden canlandığını görmeye çok alışığız.
marks hindistan üzerine asıl şöyle der..
Bu küçük kalıplaşmış toplumsal organizma biçimleri, İngiliz vergi tahsildarının ve İngiliz askerinin sert müdahalesinden çok, İngiliz buharlı makineleri ve İngiliz serbest ticareti ile büyük çapta çözülmüşler ve yokolmaktadırlar. Bu aile toplulukları, onlara kendi kendilerine yetme gücü veren el dokumacılığının, el eğirmeciliğinin ve el tarımcılığının o özgün bileşimi içinde, ev sanayiine dayandırılmıştı. Eğiriciyi Lancashire'a, dokumacıyı ise Bengal'e yerleştiren, ya da Hintli eğiricinin ve dokumacının her ikisini birden yokeden İngiliz müdahalesi, bu küçük yarı-barbar, yarı-uygar toplulukların iktisadi temellerini ortadan kaldırarak bunları dağıtmış ve, böylece, Asya'da o zamana dek görülmüş en büyük, ve doğruyu söylemek gerekirse, biricik toplumsal devrimi yaratmıştır.
yani..,
ingilizler eli ile gelen kapitalizm.., hindistanın geri ekonomik-siyasal yapısını ortadan kaldırır.. yerine kapitalizmi işler... varsa itirazın buyur..
yanlış alıntılarla da gelme..

Bir şeyi öngörmek ayrıdır,o şeyi yaşayarak ondan politik sonuçlar çıkarmak farklıdır.
sevgili veda..
marks .., hindistan üzerine yazarken öngörmüyor.. görüğünü analiz ediyor.. olanı belirtiyor ve ilerleyen süreci açıklıyor.. buna öngörme denmez sanırım..
yani daha ingilizler 1500 lerde olur da.. ve marks ingilterede yenni başlayan kapitalizmi görür de.., sonra..,
"" ingiltere de gelişen bu kapitalizm bir süre sonra hindistanı da.., etkiler "" der..
oysa marks olan-biteni anlatıyor..
ne dersin yanlış mı..!!!!

Marks Komünist Manifesto da tüm bu yaşanacakları öngörmüştür.
Ama bunlardan politik sonuçlar çıkarmamış,sadece saptamalarda bulunmuştur.
Lenin ise o şeyi yaşadığı için,ondan politik sonuçlar çıkarmayı ve bunu pratiğe dökmeyi bilmiştir.
O nedenle Leninizm,Emperyalizm Çağının Marksizmidir.

oldumu şimdi veda..
kaç tane maddi hata var bu yazında ve kaç tane de senin inandığın iddia ettiğin görüşlerin inkarı..
1- komünist manifesto yazılımı ne zaman.. hindistan üzerine yazılar ne zaman..
2- manifesto adı üzerinde bir öngörü değil.. deklarasyondur..
neyi nasıl anladıklarını ve ne yapmaları gerektiğini anlatan deklarasyon..
manifestoyu falcı yazısı yaptın..:D
3- marksın hiç bir zaman o şeyi yaşadığı için,ondan politik sonuçlar çıkarmayı ve bunu pratiğe dökmeyi bilmediğini iddia ediyorsun..bunu lenin başarmıştır diyorsun..
yada en masumu ile.., 1917 ye kadar marksın devrim yapma şansı yoktu diyorsun..
hatta lenin bunu 1905 lerde iddia ettiğine göre.., marks.., 20 yıl sonrasından bi haberdi diyorsun çünkü devrimler çağını başlatan.., kapitalizmin emperyalist aşamaya ereceğini bile öngörememiştir diyorsun.. vs..

yani sen ne dediğini bile bilmiyorsun..

sevgili veda..
3-5 cümle kalıpları ile yazmak kolaydır ama yazılanları savunmak zordur.. bilmeyen çok hata yapar.. çünkü susup izlemesini bilmediğindendir..

sevgili hayriözşen.. bana kızıp da döktürme.. ne aşağılıyor ne alay ediyorum.. konunun derinleşmesini ben daha çok istiyorum.. ama böyle bilmediği halde gelip sadece hakaretlerle ve yanlış cümlelerle döktürmelere sitem ediyorum..

ve artık bende bıktım..
var olan konuya açıklık getirme derinleştirme yerine bu tarzlarla konuyu parçalama işlemi yapıp da "masum" durmayı ve de tersine suçlanmayı kaldıramıyorum..

gerçek ne ise ortada gezinsin.. benimi yakacak yaksın ki düzgün yürüyeyim.. bilgi edineyim.. bilgilerimi sınama olanağı bulayım.. razıyım..



Marksist olmayan biriyle Marksizmi tartışmak bana göre zaman kaybıdır.
evet.. marsk bu anlamda çok zaman kaybetti haklısın hata yaptı....:D
 
#37
toplumların belli evrimsel gelişme ve sıralamayla gelişmesi gerektiği tezini sunulan Marks’a karşı çıkıyorlar. Hayır diyorlar toplumlar köleci,feodal,kapita list tarz denilen ve Marksist denilenlerin bize dikta ettirmeye çalıştığı gibi toplumlar gelişmez. Bu marksın üfürmeleridir.
bir şeyi daha düzelteyim..

köleci-feodal-kapitalist diye sıralama marks da yoktur.. bu iş..,sscb bilimler akademisinin(zubrisky) üfürmesidir.. marks üfürmemiştir.. tez sunmuştur.. doğrudur yada eksikleri vardır bu ayrı..

marks.., maddi yaşam faliyetleri içinde insan faliyetlerinin sistemli-bilimsel olanını özel-mülkiyet ile başlayan aşama olarak ele alır.. yani insanın maddi yaşamdaki üretim faliyetlerinin ilk bilinçli ve birikimli olanının özel-mülkiyet ile başladığını belirtir.. ondan öncesini gelişmemiş ilkel emek dönemi olarak görür.. haliyle de tarihsel materyalizmi de bu mihverde başlar.. tarihsel materyalizmin öncesi de maddi yaşamın bilinci ve işlevleri birebir yani motamot etkilediği dönemlerdir..
ama.., şunu da söylemez.. o aşamadan sonra bilinç daima birinci veri demez.. yine bu üretim faliyetleri sürecinde maddi yaşam faliyetleri insandan bağımsızdır.. sürekli gelişir ilerler.. bu anlamda haliyle bilinci de etkiler toplumsal yaşamı da belirler.. taki.., bu toplumsal yaşam işleyişi ile bu maddi yaşam ilerlemesi arasında bir çatışma başlayana dek..
''Sen benim dediklerimi anlamamışsın kardeş'' Tv dizisi ezelde, dayının konuşmalarından alıntı.:)

Benim iddiam sizin Tarihsel metaryalizmi anlamamış olmanız veya onu kabul etmemiş olmanızdır. Yukarda yazımda sizin için suat ve borga;1- Marksın ve devamcılarının düşünceleri veya pratikleriyle dünya toplumsal hareketi açıklanamaz. Dolayısıyla marksın temel yapısı olan Tarihsel Materyalizmle dünya açıklanamaz..Suatta Borgada tarihsel toplumsal gelişme böyle olmak zorunda değildir der. Yani komün el denilen,köleci,feoda l ve kapitalist toplumsal formasyonlar sıralamayı toplumlar yaşamak zorunda değildir.

Örneğin eğer iyi bir müdahalede bulunulursa köleci toplumdan komün el topluma dönüşüm yapılır efendim derler. Yada günümüzde feodal kapitalist ilişkilerin yaşadığı toplumsal yapıdan sosyalist yani komün el ilişkilere dönüşebilinir.

Marks tarihsel materyalizmi, salt Maddi yaşam düşüncelerimizi belirler tezi için ortaya atmadı ki,esasında toplumları incelerken ,maddi yaşamın toplumları biçimlendiğini ve belli bir maddi yaşamın insan evriminin gelişimiyle mümkün olduğunu gördü. İnsan oğlunun atlayarak yada hiç düşünemeyeceği yada düşünse de maddi yaşamın uygusuzluğundan bunu gerçekleştiremeyeceğ ine tanık oldu Ütopik sosyalistlerle kavgası budur


Kısaca Tarihsel metaryalist felsefe denilen marks'ın sistemleştirip ortaya koyduğu anlayış sadece insanoğlunun varlık ve gelişim nedenleri için değil,insanoğlunun toplumsal yaşayış ve gelişiminiş sistemli anlamak için ortaya konuldu. Bu anlamda Marks 1 enternasyonel'de Blankici görüşlere karşı bu tarihsel toplumsal anlayışla karşı çıktı. Yani sabah devrim yapıp akşam sosyalizmi kuramazsınız dedi. Devrim yapmanın yada toplumsal değişimin koşuları vardır. Bunlar nedir? Nasıl oluşur ve gelişim çizgisi nasıl olmuş ve olmaktadır.
Bunun için 1848 devrimlerinden bir şey beklemedi. Elbette kendilerinin ortaya koyduğu sosyalizm yani komünizm konusunda bu böyledir. Sosyal siyasal talepler konusunda ısrarcı olunmasını ortaya koydu.

Marx ingiltere de devrim bekliyordu,eğer devrim olacaksa orada olmalıdır diyordu. Çünkü Tarihsel metaryalizmin toplumsal incelemesi bunu gerekli kılıyordu. Ama 1848 köylü ayaklanmalarına duyarsız kalmazdı kalmadı. Blankici görüşleri beğenmese de bir çeşit Devrimci sosyalizm anlayışı ve hatta proleterleri barındırmalarından onunj isyancısı olarak görür ve bu konuda Borga isyan isyan demekle haklıdır.

Ancak tarihsel metaryalist anlayışa bağlı olan sürekli ısyan ısyan demez. Diğer taraftan çıkan isyanı da red etmez. Toplumun maddi ekonomik sosyal ve siyasal yapısına bakar.

Bu arada not neden fransız sosyalizmi?Ancak tarihte Blankici görüşlerde kendini ifade eden düşünceleri ki bunlar tarihi toplumsal yaşananlardır ve pratiğinden etkilenmiş Fransız sosyalizmi denilen ve proleterya diktatörlüğü kavramlarını bu tarihsel metaryalizme dahil etmiştir. Marxs bizim görüşlerimiz ingiliz ekonomisi ,Fransiz sosyalizmi ve alman düşüncesinden oluşmuştur derken kast ettği Blankici görüş ve deneyiminden çıkardığıdır.. Hatta devrimin sürekliliğinin olabileceğini bu deneyimlerden toplumsal tarihe dahil etmiştir.

Marxs toplumların belli maddi yapı içinde belli sistemler oluşturduğunu ve bunalrın bir birinden nitelişksel ayrılıklarını ortaya koymakla sosyalizmi ütopik yapıdan bilimsel temele oturturmuştur. Bunun bilimsel kanıtları işte bu Tarihsel metaryalizmle işlene toplumlar ve evreleri olmaktadır. Eğe bunlar marxsta tezdir denilirse ve bunları sscb revizyonistleri uydurmuştur denilirse marksist anlayışın köküne kibrit suyu ekeriz. Yada marksis denilene düşünceyi hiç anlamışız demektir. Öyle ki Metaryalist tarih anlayışı yukarda değim gibi insanoğlu yaşamını değil toplumların ve doğanın evrimsel gelişiminin bilimsel temellerini ve aynı zamanda gelecek bilimsel temellerini bize sunar. Toplumları maddi yapılarına bakarak evrelere ayırır. Böyle olduğu için aşılamaz niteliğine kavuşur. Bugün her kim ben marksist denilen anlayışl a düşünmüyorum derse yalan söylemektedir. Burjuva bilimi bile marksist anlayış denilen tarihsel metaryalist temeller üzerinden bilimini kotarır. Ancak yaşadığı maddi yaşamın gerekleri olan mülkiyet ve kar üzerine sonuçlar üretir,yani yamultur,çarpıtır,yabancılaştırır.

Evet marxs ta determinzm ağırlık kazanır ve en fazla eleştirilen yarde burasıdır. Bu marksist anlayışı kaderci olarak nitelenmesinbe yol açar. İşte Blankici görüş ve yardımcısı anarşizmin en çok eleştirdiği yönler burasıdır. Ancak demiş olduğum gibi bu eleştiriler karşısında her ne kadar ütopik sosyalizme karşı gelişen sosyalist anlayış Blankici görüşlerin eksikliğini kendi üzerinde hissetmiştir. Bunun içinde somut şartların somut tahlileri sonucunda bu iradeci yönün kullanılmasına imkan tanır. Elbette bu lastikli bir ve genel doğruyu ifade eden bir anlayış. Toplumda her sınıf ve katman kendi bulunduğu konumdan bu tahlilerini yapıp ve ona göre toplumsal tarihe müdahalelerde bulunacaktır. Bu paragmatik olduğu gibi bu paragmatik yaklaşımların tamamlanması olan genel istenilen amaça hizmet edecektir.


Not,marksist olmayanlarla tartışmak bana zevk verir. Böylelikle marsist denilen düşünce lerinde sorgulanmasına neden olur. Bu da utanılacak aman dokunulması yasak olan meyva yok. Bu ancak cennete olabilecek şey. Bana göre marksizm dünyayı anlama va kavrama anlayışıdır. Buna ne derler kim sahip çıkar benim hiç umrumda bile olamaz Marks denilen şahsiyetinde değildir bu düşüceler. Toplumsal tarihin birikmiş mirasıdır.Yani benim insanoğlunun mirasidir. Birilerinin oraya çıkıp bunu sahiplenmesini hiç anlamam. Bu insanlığın imbiğinden geçen ve marxs diye bir adamın bize derleyip sunduğu düşüncelerdir. Bened bu düşüncenin doğru olduğuna ve bana yaşama bakmamda kolaylık yarttığına inanıyorum. Bu anlamda bana nederler hiç umrumda değil. Ben marksist olmadığımı söylüyorum. Ne demek marksistlik.? Tapulu mal sahibi olmakmı? Eğer bu söz konusu adamın düşünceler bunlar ve sen marksistsin diyorlarsa da ,diyeceklerse de hiç umrumda değil. Diyen der.. Ama ben öyle değilim.
 
#38
Suat abi

Burada yanlı bir tutum sergilediğini düşünüyorum.Ne yazık ki.

Yukarıda veda'ya söylediğin borga sana hakaret etmedi,sen ona hakaret ediyorsun sözlerin gerçeği yansıtmıyor.Bunun da kanıtı borga nickli şahısın yazıları!

Diğer konuda şahıs,konuyla tamamen alakasız olarak,kendini konuya atmış ve bana hakaretler yağdırmıştır.Ben şahıs'ı kaale almadığımdan ve bazı durumları gözönünde bulundurduğumdan cevap vermedim.Veda arkadaş(abi) sağolsun,şahıs'a gereken cevabı verdi.Aslında keşke hiç muhattap olmasaydı.Çünkü borga nickli şahıs'ın konuyla alakalı alakasız,saçmasapan yorumlarda bulunacağı açıktı ve tam da öyle yaptı!Şaşırdık mı?Şahsen hiç şaşırmadım,alakaya maydonoz şeklinde saçmalardan seçmeler türeteceği aşikardı çünkü.

Hiç hakaret etmediğini söylediğin şahısın,hakaretleri ortada.Görmek isteyen de çok rahat bir şekilde görüyor.İsteğe bağlı bu aslında.O yüzden senden ricam lütfen o şahısın yazılarını tekrar oku suat abi.

Burada ilk hakaret edeni arayacaksak,o çok açık ve net olarak ortada.Görmek istemek yeterli!

O şahısın hakaretlerini,hadi ben kendimi geçtim,vedayı geçtim,Marx ve Engels'e hatta Lenin'e yaptığı hakaretler ortada,daha çıkıp borga hakaret etmedi demek neyin nesi?Yakışıyor mu?

Bu şahıs,saygısızca bize ve bizim önderlerimize saldırıyor,'hariçten gazel okudular' vb.(ki mesajlarını taramıyorum şuan daha neler neler,açıp okuyan herkes çok rahatça görür) binbir rezil yorum yapıyor,sonra da hiç hakaret etmedi oluyor.Bunun adı eleştiri oluyor.Eleştiri ile hakaret'i ayırabilecek durumdayız!O şahıs eleştirmiyor,kendi kafasında kuruyor,sonrada kendi çalıyor...Bunun adı da eleştiri oluyor!

Yani konu hakkında senin üzerinden yorum yapmak istemiyorum.Lakın şu son mesajını hayretler içinde okudum.

Burada veda'ya suçu yükleyip,borgayı masum melek gibi gösterip,her şeyin üstesinden gelemeyiz!Başta bu tarafsız olmak olmadığı gibi de (ne yazık ki) samimiyetsizliktir ve ben bunu kabullenemiyorum!


Bu konuyu açan belli,konuyu ısıtıp ısıtıp gündem de tutan belli,bize ve bizim önderlerimize hakaret eden belli;ama bunların ne önemi var!Suçlu veda...

Veda'nın mesajlarına bakarsanız görürsünüz,tamamen borganın ne idüğü belirsiz saçmalarından seçmelerine karşılık vermek için yazılmışdır.

Adam geliyor buraya,kendi kafasında kuruyor kendi yazıyor kendi çiziyor,sizde bu konudan bağımsız geçmişi de işin içine katıp veda'yı hedef gösteriyorsunuz!Yakışıyor mu?

Bu nasıl bir şey ben anlamadım.Anlayacağımı da sanmıyorum.Hakaretten bahsediliyorsa o borga denilen kişilik örneğinin bana ettiği hakaretleri ilk sıraya yerleştirin sonra sıra veda'ya gelir.


Konuyu ilk buraya taşıyan,veda'nın zavallı demesine neden olan borgadır!Eski mesajları aktarırken suat abi,o borga denilen kişilik örneğinin bana ettiği hakaretleri içerin mesajını da aktarsaymışın keşke!

Hepimiz biliyoruz,konunun nasıl başladığını ve konunun nasıl olup da bu noktaya geldiğini!Daha uzatıp en başa inmenin manası nedir?Sen başlattın derken veda'ya ne kadar tarafsızsın?Bunu sorgulamanı rica ediyorum.Zira buradan bakınca tarafsız olduğun izlenimi bende oluşmadı,ne yazık ki.

Unutmadan son bir soru; suat abi sen Marksizm'i reddedip Leninizm'i benimseme konusunda ne düşünüyorsun?Borga denilen şahsiyet'in Marks'a ve Engels'e hakaretler yağdırıp,onları inkar ederken gerçek bir Marksist olan Lenin'i benimsemesi konusundaki yorumun nedir acaba?
 
#39
Suat abi
Burada yanlı bir tutum sergilediğini düşünüyorum.Ne yazık ki.

olabilir.. eleştirini dikkate alıyorum.. zaten almak zorundayım..:)

Yukarıda veda'ya söylediğin borga sana hakaret etmedi,sen ona hakaret ediyorsun sözlerin gerçeği yansıtmıyor.Bunun da kanıtı borga nickli şahısın yazıları!
eğer gerekçen bu ise.. sanırım ya bende ifade eksikliği var yada sen dikkatli okumamışsın..

ben bu sayfayı baz alarak başladım.. ve buraya getiren olguları..

ve örneklerle bunun açıkladım..varsa eksiğim yanlışım bunlardandır..
yani..;
önceki yazısında borga vedaya yönelik açık bir hakaret ediyorsa ve ben görmemiş isem elbette hatalıyım.. bana gösterirsin.. kabul ederim..
Diğer konuda şahıs,konuyla tamamen alakasız olarak,kendini konuya atmış ve bana hakaretler yağdırmıştır
olabilir ama ben vedaya sesleniyor veda yı eleştiriyorum.. ne borgayı nede seni ele almıştım.. hatta konu borga da değildi..
vedanın tarzı.., ithamları ve konu dışı yaklaşımı idi.. varsa borganın ve benim eksikliklerim elbette onlarda ele alınır..

yazım..,aynen şöyle bir itiraz ile başlıyor..
bu sayfanın başlığı nedir ve gerekçesi nedir..??
bence veda ne yapmalıydı..,??
""benim sözlerimi gerekçe edinip bunları yazdın"".. diyerek ya savunmalı yada hiç muhatap olmamalıydı.. çünkü ilk yazıda vedanın sözleri üzerinden açıklama var ama kişisel hakaret yok.. varsa alıntılarsın..
ama veda ne yaptı..
bol hakaretle konuya daldı...
sen bu tarzları doğal ve çözüm üretici olarak görüyorsan bilemem..

geleyim benim ikinci konuma.. bu son yazılarımda vedaya yöneldim .. bu doğrudur.. red etmiyorum..
ama..,
ben bu konuya nasıl ve neden girdim..
1- bir konuya bakışınla ilgili seni muhatap aldım.. rahatsız edici bir sözüm olduysa bildirirsin..
2- vedayı ise yazdığı bir konu ile muhatap aldım..
oda yanıtladı ve bende yanıtı yeterli bulmadığım halde üzerine gitmedim.. yanıtı temel alıp sustum.. doğru mu???
taraflı olsam .., amaçlı olsam o noktayı alıp deşerdim.. ama yapmadım.. doğru mu??
3- sonra bir marks ile ilgili konuya girdim.. burada ne veda ne sen ne de başka birisine hakaret yok.. konu bu.. ve vedanın bana göre yanlış olan bir tanımlamasına değindim.. buna hakaret vs. denir mi??
veda.., ya yanıtlamaz yada sadece bunu seninle tartışmaya gerek duymuyorum der..
ya o ne dedi..??
alıntılarla sundum..
ve tekrar anımsatayım..
veda konuya ilk girişinde körler sağırlar birbirini ağırlar diye daldı ve kılıçla doğaradı..
sonrada ben sana bir şey demedim diyor..
yani sence demiyorsa.. pess..:D

kısaca..,

benim konum..;
1- önce veda değildi.. konuya teorik çerçeveden girdim..
2- evet vedayı hedef aldım çünkü.., konuya kişilikler üzerine hakaretlerle ve bana göre yanlış bilgilerle daldı..
3- benim konum borga veya sen de değildin.. olsa idi sizlede ilgili yazardım..
borganın kendine göre duruşu vardır senin vardır vedanın vardır benim vardır..
burada zaten bu farklılıklarımızı paylaşıyoruz.. çatıştırmıyoruz yada birbirimize kılıç çeken kılıç-kalkan ekibi değiliz..
4- benim de yanlışım-eksiğim de vardır.. sunulur bende ya savunur yada doğru gördüğüm yerlere haklısınız derim..

ama..,
bir tomar teorik yazı yazmışım.. alıntılarla açıklamalar yapmışım..
bakalım senden ve vedadan gelenlere..
yazılarınızı bir sayfada toplayın.. içinden teorik olanlarını ayıklamaya çalışın.. bir fındık kabuğunu dolduracak mı..!!!

ben eksik-hatalı olabilirim.. ama yazdıklarım var.. bunlar yanıt bekler..
ya muhatap olmazsın yada olunca işi kişiliğe dökmezsin.. döküyorsan bir şey bilmediğinden bunu yapıyorsun demek zorundayım..


böyle bir mantalite olurmu..??
ben kendine marksist demeyenlerle marksizmi tartışmam..!!
bu sözü bir fundamantalist islamcı bile her zaman demez..
bende..,
tartışamazsın çünkü ne marksizmi doğru biliyorsun nede bu noktada sunabileceğin bir bilgin var derim..
çünkü deme ortamı sağlanıyor..

dikkat ettinmi...!!!
ben marks abunu diyor değil mi diyorum.. hayır öyle değil böyledir diyen yok..

ben hindistan çözümlemelerinde.., kapitalizmin orada işlenmesini anlatıyor diyorum o bana hayır emperyalizm değil o diyor..
olabilir.. onun anladığı emperyalizm başkadır..
ama sonra kalkıyor benim cümlemi bana sunuyor..
Evet Marks'ın Moğol yayılmacılığına karşı,İngiliz yayılmacılığının tercihinin nedeni Tarihsel Materyalizmdir.
ama hiç düşünmüyor.. suat ne anlatmak istiyordu.. da bunu söyledi..

tarihsel materyalizme göre.., kapitalizmin bir evresinin.., ingiliz yayılmacılığı-emperyalizmi eli ile.., hindistan üzerinde işleyişini anlatıyor..
nedir bu..?? kapitalizmin orda yerleştirilmesi..
bu ne ile olur..
sanayi-teknoloji ve finanasal yatırımlarla olur..
klasik sömürgecilik ile olur mu???
şimdi.., buraya yoğunlaşmak yerine kişisel saldırılarda bulunmak ne anlama gelir.... ise.., bende bunu açıkladım.. bu arada..


kısaca.., evet tarafım.. ama kişilerden değil.. konudan yana tarafım.. konuya katkı unan her bilgiden yana tarafım.. bu bilgi bana göre yanlış da olsa eksik de olsa tarafım..
bu işleyişi bozan her tarza ve kişiye de karşı "tarafım"..

haksızsam bu noktada kabulümdür..


sana özel...., ama genele de uyan bir soruya yanıt....
Unutmadan son bir soru; suat abi sen Marksizm'i reddedip Leninizm'i benimseme konusunda ne düşünüyorsun?Borga denilen şahsiyet'in Marks'a ve Engels'e hakaretler yağdırıp,onları inkar ederken gerçek bir Marksist olan Lenin'i benimsemesi konusundaki yorumun nedir acaba?
1- marksizm allah değil ki red edilsin.. bu çok anlamsız bir tanımlama.. allaha inanmayan biri için söylenebilinir.. sen yaratan-belirleyeni red ediyorsun kafirsin denir.. bana denmez..
ama.., kendine marksistim diyen birine denebilinir.. yani sen aslında marksizmi savunmuyorsun anlamında denebilinir.. ama bana değil.. (bunu bana demediğini biliyorum ama genelde böyle yapıldığı için kendimi de ekledim)
2-bunu asıl olarak borgaya sorabilirsin.. ama benim izlenimlerimi-algılarımı soruyorsan..
evet.. bende bunu kabul etmiyorum.. lenin marksizm temellidir bu anlamda lenine rağmen marksı eleştirip lenine sahip çıkılmaz..
ama..,
bana göre.., lenin marksdan çok farklı bir çizgi de yaratmıştır.. bir çok noktada .., sunduğu tezler marks ile çelişir.. bana göre farklı bir kuram gibidir ama lenin yinede bir çok konuda.., özellikle temel konularda marksın zeminde yer alır ama tezleri marksdan da sapmadır..
emperyalizm analizi ve tespitleri, pd ye bakışı, ulusal meselelere bakışı, burjuva devrimleri işleyişini ele alışı örgütlenme ve mücadele anlayışı vs..

* kapitalizmin en yüksek aşaması emperyalizm.. tespiti bence marks ile çelişir..
* ulusal meselelere bakışı ve çözüm önerileri noktasında
* pd oluşumu ve işleyişi noktasında..,
* sosyalizmin kuruluşu noktasında
*vs. vs..
elbette bunlar benim düşüncelerim.. ama sonuç da lenin kendini daima marksist olarak adletmiştir.. bu anlamda da doğrudur.. kautky-buharin vs. ne kadar ise o kadardır ve onlar ne kadar sapma ise lenin de o kadar sapmadır..

çünkü..;
hiç birisi şunu demez...
marks bir dönemi açıklamıştır ama bu noktada çok yerde yetersiz kalmıştır eksik kalmıştır.. ben de bu tezler iel bunu tamamlıyorum dememiştir.. deseydi marksın bazı temel tezlerine dokunmak zorundaydılar..
bence.., dokunmadan değişimlerini tez olarak sundular.. bunu bilerek mi yaptılar.. farkında mı değiller bilemem.. iddia da etmeyi gerekli görmem..
ama bana gör ortaya çıkan bir revizyon olayıdır..

borgayı bilemem.. o açıklar ben ise bunu anlatıyorum.. yanlış-eksik anlatıyorum..
tartışmaya ve eleştiriye de açığım..
bana amaçlı.., düşman gözü ile de bakılabilinir.. olabilir.. itiraz etsem anlamı olacak ise ederim.. anlamı olmayacak ise bırakırım..
ama..,
marksın ilişkisi olmadığı tezleri de gösteririm.. bunu savunmakda marksistlerin görevidir..
kalkıp da..,
kafirler dini ed ediyorlar hainler vs. gibi savunmaya da savunma demem cehalet derim..
 
#40
akademiya nauk, sovyetlerde okullar için hazırlanan müfredatın içine, kolay ve çabuk anlaşılır bir marksizm formatı yerleştirmiştir.

bu format özellikle 1974 den sonra bu topraklarda da etkin olmuştur. öyleki, hubermandan sosyalizm, politzerden felsefe, mitropolski-kerov-zubritski üçlüsünden toplumlar tarihi yani sosyoloji, wilhelm reichden faşizm öğrenmek işin gereği gibi algılanmıştır.

burdaki isimlerin tamamı, eğitim düzeyinde ele alınmaya zorlandığında, hastalıklıdır.

ortaya, marks ve engelsin insanlık için temel ve genel doğrular ürettiği, leninin de bunu politikleştirdiği şeklinde bir ruh hali çıkar.

hubermanla politzer böyle algılanmak için yazmadılar. reichin böyle niyeti zaten yoktu.

kerov üçlüsü ise orta öğretim diyebileceğimiz bir müfredatı hedeflemişti. parti kadrolarına hitab eden bir durumları ve dahası niyetleri de yoktu.

burdan bakılınca paket halinde kolay devrimci eğitim yanılgısı çıkar. 78 den sonra örgütler bu garip ve kendiliğinden eğitimin çok zararını çektiler. burdan gelen önyargılarla uğraşmak zorunda kaldılar. yeniden ve örgütlü eğitim çalışmaları ihtiyacı açığa çıktı.

bu gün ise gençlerde devrimci eğitim konusu bizler açısından utanılacak haldedir ve bunun sorumlularından biri de borgadır.

internet üzerindeki forumlar ise, yazıları o kadar kısa tutturuyor ki, bizim gençliğimizde kısa yazı risale/broşürken ve onlarda 40 ila 100 sayfa arasında değişirken, okumamak yönünde direnen günümüz gençliğine bir broşür yazılsa forumlarda adı destan olacak.

isteniyorki, üç beş paragrafda emperyalizm ve proleter devrimleri çağı nedir anlatılsın.

maziden buyana onca kitabı defalarca okumak durumunda olan ve 78 kuşağı denilen şahıslar bu işlerde netleşememişken, mevzulara dönük bin sayfa okumamış yada anca bi kaç bin sayfa okumuş şahısların, mevzular üzerinde ahkam kesmesinin sorumlusu da yine bizleriz.

86 dan buyana saygı duyuyorum diye bi laf geldi yapıştı bu kuşağın ağzına.

borga, marksizmi bilmeden ahkam kesene de eleştirene de zerre kadar saygı duymuyor.

oportunizme bulaşıp düşmanın ömrünü uzatmaya devrimciyi oyalamaya dönük cümle fikirlere de o fikirlerin sahiplerine de zerre kadar saygı duymuyor.

ister tarihte yazsın, ister forumlara bikaç sayfa yada satırla yazsın, borga onlara zerre kadar saygı duymuyor. borga devrimciye gönüllüdür.

her ne cihetle olursa olsun devrimciye küfreden, karşıdadır. bu alt çizgiyi çekmeyi bilmeyen ya bulanıktır yada bulandırıcı.

bundan böyle, bu konuda yani devrimciler zavallı değildir başlıklı bu konuda, yazdığı yazıda proletaryanın neden devrimci olduğunu bi kere bile yazma zahmetine katlanmayan hiç kimseye cevap vermeyeceğim. bu anlaşılmadan neyi tartışıp neyi konuşacak borga.

esas bunu bilmeyenin ne işi var markizmle leninizmle komünizmle.

okuya davrana, biraz da suat hocadan etkilenerek olsa gerek bir mülayimlik çöktü borganın üzerine. bilmiyen gitsin öğrensin. ele aldığı konularda asgari ve genel doğruları bilmeyip ahkam kesmeye kalkan kendine borgadan başka muhataplar bulsun.

marksizm saldırılacak bir teorem değil borga bakımından. politize edilmeli, kendi zamanlarındaki politik tutumları red ve mahkum edilmeli, devrimcileştirilmeli.

leninizm bu yönde bir adımdır. ciddi bir adımdır. ama leninizmin üzerindeki marksizmden gelme ataletler ve hayatın gerçeklerine ters duruşlar temizlenmeli, leninin eserleri bu göz ve bakış açısıyla yıkanmalı, devrimci eleştiriye tabi tutulmalıdır.

komünistler komünist bir dünya için çarpışırlar, kafa yorarlar. falanca kişileri savunmak illa savunmak ne olursa olsun savunmak, hatta o kişi yada kişilerin kendilerine rağmen savunmak gibi bir garabete kapılmazlar. bununla beraber, aynı kişileri reddiye hele de küllen reddiye gibi hallere düşmezler.

tarihizde yer alan bir eleştiri:

sizler, mücadele etmekten uzak ve savaşmaya niyeti olmayan ve aynı zamanda devrimcilerin eline geçeceği korkusuyla enternasyonali kapatmaya uğraşan gizli tasfiyecilersiniz.

borga bu meselede tarafdır. sizler, enternasyonal forum katılımcıları ve en azından şimdilik okumayla yetinen okuyucuları, söz konusu eleştiriyi, kimlerin kimlere karşı yapmış olmasını arzu ederdiniz.

komünistler o tarihlerde dön babam dön yeniden yeniden tesbitler yap türünden işlerle uğraşmıyorlardı. bu tesbiti yaptılar ve örgütsel olarak onlarla ilişkilerini sonlandırdılar.

ne küfrettiler, ne de küfür işittiler.

tekrar söylüyorum, haddini bilmeyen cırlamasın, tek bir devrimci bile zavallı değildir. devrimci, destanlarla bezenmiş isyan ideolojisinin mensubudur. içerden konuşuyormuş gibi yapıp, devrimcilere zavallı diyenler, akıllarının diplerini dışa vuran habis melunlardır.

not: evet küçük harfle yazıyorsun hayri arkadaş, o tür yazıları, şahsen, kopyalayıp başka yere taşıyıp, büyüttükten sonra okuyabiliyorum.
 
Üst