devrimciler zavallı değildir.

#61
ister kendine marksist leninist isterse de hiç bir izmik sıfat vermesin, bir hareket, örgüt, parti sonuç olarak pratiğinden ele alınmak durumundadır.

söz gelimi mevcut tkp, tüm siyasal yönelimlerini değiştirse dahi, borga bakımından, kurtuluş odağı olması mümkün değildir. çünki örgüt olarak var oluş biçimi ( ısrarla, biçimi ) örgütsel duruşu, mazlumun savaşçı kesim ve unsurlarının aksine, mülayim ve müsait olanlarına göre konumlanmıştır.

kurtuluş, tedrici ilerleme diyebileceğimiz, hak almacılık ve mevcut hakları korumaya dönük örgütlenme ve fiillerden hareketle gerçekleşebilecek bir şey değildir.

marksdaki en sola çekilebilecek politik yönelim, kesintisiz bir reformlar savaşını/mücadelesini içeren geçiş programı değinmeleridir. leninizm olmaksızın marksizm, tarihde, proletaryanın kurtuluşunun, kapitalist yayılma ingiliz burjuvazisinin emperyal öncülüğünde dünyaya hakim olması ve kapitalizmi yerleştirmesinin ertesinde, ingiliz proletaryasının, ingilterede iktidarı ele geçirmesiyle başlayacağını ve giderek dünyaya yayılacağını iddia eder.

bu bir öngörü ve stratejidir. bu stratejiye bağlı olarak da hiç bir devrimcinin yiyip yutamayacağı politik ve örgütsel tutumlar sergilenmiştir. eğer kautsky at değiştirmeye kalkmasaydı, yani, alman proletaryasını motor güç olarak kabul etmeye kalkmasaydı, II. enternasyonal içinde kautskye karşı, işi bilen marksistlerin ultra emperyalizm dahil her hangi bir konuda itirazları da olmayacaktı.

kaldı ki, zannedilen şey yani savaş kredilerinin onayı meselesi de karışık bir iştir. onay verenler II. enternasyonalde kaldı, vermeyenler bolşevik tutum aldı iddiası küçücük bir kesim bakımından doğrudur. onay vermeyenlerin çoğu kautskyle beraber yeni bir enternasyonal kurmuşlardır. lenin haklı olarak yeni enternasyonalle, II. enternasyonalin arasındaki ideolojik bağlantıyı görmüş, farklı politik duruşlarına aldanmamış ve bu enternasyonali II buçuğuncu enternasyonal olarak isimlendirmiştir.

söz konusu süreç tamamlanmaksızın, mazlum halkların proleter devriminin mümkün olduğu iddiası lenin tarafından dile getirilmiş, bu da günümüz devrimcilerinin marksizm referanslı olanlarını rahatlaşmıştır.

ne varki, o süreç, bolşevikler açısından da çelişkiler ve garip denge hesaplarıyla doludur. bir arada durulması ve bunda ısrar edilmesi konusunda, tarihdeki durumu tesbit bakımından evet, ama, bunun onayı bakımından hayır diyerek, suat arkadaşa hem katıldığımı hem de katılmadığımı belirtmek isterim.

tüm bunları söylerken vurgulamakda fayda var, lenin ve leninist bolşevikler en azından 1911 den sonra bir arada durmaya karşıydı. bu karşı oluş dahi, borga açısından iki noktadan tutarsızdır. birincisi, ayrı bir parti kurmak gerektiği tesbitini yapan leninist bolşevikler olmasına rağmen, bunu diğer bolşevik hiziplerle beraber yapma koşullanması, tesbit konusunda halkanın yakalanıp kavranamadığını gösterir. eğer leninist bolşevikler, bir bolşevik parti kurulması konusunda samimi olsalardı, rsdipten töbe billah kopmayız diyen iki bolşevik hizbi yani, uzlaştırmacı bolşeviklerle, rsdip yanlısı bolşevikleri silkelemesi gerekirdi.
6 bolşevik hizip içinde ayrı partileşmenin önündeki engel sözkonusu iki hizipti. halbuki, bu gerçekleşmedikden sonra bu iddia sürdürülmedi ve dahası, devrimci menşeviklerle partileşme hedefini önlerine koydular.

burada da karşılıklı bir dizi denge oyunu oynandı. plehanovun istemediği ve leninin kurtulması gereken boncuk dizileri dediği üç bolşevik hizip yani, redci bolşevikler, geri çağırmacı bolşevikler ve mahcı bolşevikler, feda edildi. aynı şekilde plehanovda, leninin boncuk dizileri dediği grup/hiziplerden kurtuldu.

birleşme bunun akabinde gerçekleşti.

ikinci tutarsızlık ise, II. enternasyonale aşırı bağlılıkdan geliyordu. eğer benimsiyecek olursak, bir seksiyonunun enternasyonali aldatmasını meşrulaştırmış oluruz. ne mantığınız ne örgütlemeniz ne de eylemleriniz II. enternasyonalle uyum içinde. dahası II. enternasyonale göre suç işliyorsunuz. menşevikler yada yurdışındaki uzlaştırmacılar denen, başını rozanın eşi, leo nun çektiği enternasyonal hizbi dahi sizi bu yönünüzle suçlarken ısrarla inkar ediyorsunuz ama, inkar ettiğinizi olduğu gibi uyguluyor yapıyorsunuz. yıllar sonra, stalin bu inkarlarla övünecek.

görüldü ki, devrimi ören kadrolar, leninist bolşevik kadrolar. ( taşra ağırlıklıdırlar brg ) ekim ihtilali noktasında başa bela olan kadrolar moskovada rsdip yanlısı bolşevik hizibin kadroları, petersburgda uzlaştırmacı bolşevik hizibin kadroları, öyleki, bu iki hizbin iki lideri, kamenev ve zinovyev, pari dışı basın dedikleri m. gorkinin gazetesinde ayaklanma planını ve gününü ispiyon ettiler. leninin bu muhbirliğe rağmen bu iki hizbi partiden, iki liderini de merkez komiteden atmaya gücü yetmedi. bunun sebebi, sadece ve sadece II. enternasyonalin dikte ettiği parti tüzüğüydü. bunu yapabilmek için illaki, o hengamenin içinde bir parti kongresi gerekiyordu. ve bunun hesabı sonraya kaldı.

bunlar bize gösteriyor ki, bir gerçekliği yakalamışsanız, peşini bırakmayacaksınız. acısı bilahare çok kötü çıkıyor.

 
#62
Kendini nasıl görüyorsan öylesin!
Ben kimseyi salaklıkla nitelemedim.
Ama sen illaki ben salağım diyorsan,bu senin bileceğin iş.
"1- öcalan marksın ve sonrasındaki marksizm anlayışlarının kapitalizmin gelişimini ve varlığını.., engelleyemediğini aksine ona yararlı olduğunu söylüyor.."
Eğer çürümüş ve gericileşmiş bir sistemin yararına bir şeyler söylüyorsan,bu o sisteme OBJEKTİF olarak hizmet ettiğinin bir göstergesidir.
Burada asıl olan o sisteme hizmet etmektir.
Bunun gerekçesi şu veya bu olabilir.
Eğer bunu anlamıyorsan,demek ki kendini doğru tanımlamışsın.
Toplumların gelişimi belirli tarihsel yasalar çerçevesinde gerçekleşir.
Tarihsel Materyalizm bu yasaları ortaya koyar.
Bir toplumsal formasyondan diğerine geçiş için,belirli koşulların olgunlaşması gerekir.
En temel koşul,üretici güçlerin gelişiminin önünde üretim ilişkilerin ayak bağı olması,onun gelişimini engellemesidir.
Bu nedenle Marks Hiç bir toplumsal formasyon içerdiği üretici güçleri sonuna kadar geliştirmeden yok olmaz der.
Yoksa insanlık,neden sınıfsız bir toplum olan ilkel komünal toplumdan,sınıflı bir topluma geçsin ki!
Eğer bu yasaların belirleyiciliği olmasaydı,insanlık başından beri sınıfsız bir toplum olarak devam edecekti.
Ancak bu toplum,gelişen üretici güçlere ayak bağı oldu,onun gelişimini engelledi.
O nedenlede gelişen üretici güçlere uygun yeni bir toplumsal formasyon ortaya çıktı.
Her toplumsal formasyonun maddi öncülleri bir önceki toplumsal formasyonun bağrında doğar ve gelişir.
Bunun sonucu olarakta feodalizmin bağrında,kapitalizmin maddi öncülleri doğmuş ve gelişmiştir.
Feodal Toplumun bağrında ortaya çıkan sanayileşme,fabrikalaşmayı zorunlu görmüştür.
Fabrikalarında üretim yapabilmesi için işçilere gereksinimi vardır.
Bu işçiler gökten zembille inmediğine,uzaydan gelmediklerine göre,bu toplumun içinde var olan insanlar olacaktır.
İşte bu gereksinme,toprağa dayalı yapılanmayı parçalamış,feodal toplumun köylüleri,kapitalist toplumun "özgür" işçileri olmuştur.

"önce bunu bir netleştirelim.. veda.. yemiyorsa savunamayacaksan işi dolaştırma gerçekten sus ve izle.. bana karşı olan haindir demek ile senin görüşlerin bu anlamda kapitalizme yaramıştır demek aynı şey değildir.. bilmen gerekmez mi.. zeka yaşın kaç... "
Susarım veya susmam!
Sen hangi hakla ve yetkiyle bana susmamı söylüyorsun.
Öncelikle haddini bileceksin...!!!
Evet sen HAİNSİN...!!!
Sen Burjuvazinin sol içersindeki TURUVA ATISIN!
Sana efendilerin belli bir misyon yüklemiş,bu bağlamda sen bırak objektif anlamda hain olmayı,niyet anlamında da,bilinç anlamında da HAİNSİN.
Hadi şimdi yetkini kullan da GÖRELİM.
Hiç olmazsa benim sorulacak bir ZEKA YAŞIM var.
Ya senin...!!!
Sen ondanda yoksunsun...!!!
"marksın devrimci özünü bana bir gösterde dişimi kırayım.. neyin devrimi kaç devrim denemesi var.. 2. enternasyonale bok atmak kolay.. 17 ekim var.. tamam da oldu da ne oldu.."
İşte senin HAİNLİĞİNİN BELGESİ...!!!
MARKS'IN değil,MARKSİZM'İN devrimci özü,zeka özürlü arkadaş.
MARKS'IN illaki bir DEVRİM yapması gerekmiyor.
O zaten insanlığın gerçek kurtuluşunun yolunu gösterdiği için DEVRİMCİ.
Birde utanmadan EKİM 1917 ye laf atıyorsun!
Çünkü efendilerin öyle istiyor.
Ve sen Tarihi efendilerinin yazmış olduğu TARİH olarak kabul ediyorsun.
Oysa o Tarih hainlerin tarihi!
Senin gibi Hainlerin o tarihi savunmasda son derece doğal,yani şaşırtıcı değil.
Sen İŞÇİ SINIFINA DÜŞMAN BİR HAİNSİN.
Tüm amacın İŞÇİ SINIFININ TEK DEVRİMCİ SINIF OLDUĞUNU yok sayarak,başka "devrimci" dinamikler ortaya koyarak,efendilerine hizmet etmek.
Çünkü efendilerinde çok iyi biliyor ki kendilerini ortadan kaldıracak tek DEVRİMCİ SINIF İŞÇİ SINIFI!
Ama senin gibi hainlerin yer aldığı TARİHİN ÇÖPLÜĞÜ AĞZINA KADAR DOLU.
Şimdi istediğin kadar cırlayabilirsin veda bana hakaret ediyor diye!
Hatta mazlumu bile oynayabilirsin.
Çünkü sen bu işleri iyi bilirsin.
Evet sana hakaret ediyorum,sana SALAK diyorum,sana HAİN diyorum,sana ZEKA ÖZÜRLÜ diyorum.
Ben bunları senin yüzüne,açıktan söylüyorum,senin gibi satır aralarınada sıkıştırmıyorum.
Benim senin gibi EFENDİLERİN SOYTARILARI ile işim olmaz.
veda
 
Son düzenleme:
#63
sol ve sağ kavramları üzerine.

bir temsilciler meclisi salonu düşünün.ortada bir koridor/boşluk var. her iki yanında dizi dizi masa sıralar var.

girişin tam karşısında yani koridorun sonunda, kralın oturacağı bir koltuk var. tam merkezde yer alıyor konum olarak. ve karşısı boş, koridor.

sıralardaki temsilcilerin yüzleri krala dönük.

kralın karşısında altı dizi var. üçü sağına düşüyor üçü soluna.

en sağda - ki aşırı sağ bu oluyor - üst düzey kilise temsilcileri var.
orta sağda, - ki sağ esas olarak bu sıra - soylu temsilciler var.
ortanın sağında - liberal sağ da denir - iri kıyım kent soylularının tüccar kısmı yer alır.

ortanın solunda, - liberal sol da denir - yine iri kıyım sayılabilecek kent soylularının imalatçı, sanayici kısmı yer alır.
orta solda - ki esas sol burada temsil olur - zanaatkarlar yer alır.
en sağda - ki aşırı sol budur - işçiler ile işsiz güçsüzler yer alır.

sağın solun mazideki hali pür meali budur.

borga sağcı yada solcu değil, komünist ihtilalcidir. komünistler kendilerini kralı merkeze alarak tarif etmez ve konumlandırmazlar.
 
#64
[
ateş kes ilanı ve ateşkes konusunda öneriler..

kişisel konular..;
1- bana ne denildiği bir yere kadar önemli değildir.. çünkü öncelikle diyenin bu dediğine inanması gerekir.. bu olumlu anlamda yada olumsuz anlamdaki değişler içinde geçerlidir..
bu anlamda olumsuz söyleyişleri "kan davası" olarak görmüyorum..
2- benim söylediklerimi de bundan sonra bir düşünce-analiz olarak çok gerekli ise.., kişilere öm ile belirtmek istiyorum .. elbette izin ile..
3- bu tarz kişisel analiz-tespitler .., hem konuyu örseliyor.. hemde paylaşım devam ettiğinden gerçekliği anlamsızlaşıyor..

genel ve konu anlamında..;
ben..,;
1- marksı-lenini ve marksistleri yargılamıyorum.. tarihi sorguluyor ve yaşanan yada ortaya çıkan olumsuzlukları yargılamaya çalışıyorum..
2- gerek genel teorik duruş yaygınlığından, gerekse bu anlamda aciliyetinin ve gerekliliğinin olduğundan.., ve en önemlisi savunma şekillerinden dolayı.., insanlığın ezilmişliğe tepki-isyan-sınıflar çatışması- tarihi içindeki.., eksiklikler-yanlışlar-vs. yerine.., marks-lenin marksistler vs. tek suçlu gibi görünüyor.. oysa.., anarşistler de dahil tümünün bir payının olduğuna inanıyorum.. çünkü kapitalist sistem hala ayakta.. çok önemsenen işçi-sınıfı bile 1800 lerdeki bilince ve kitleselliğe sahip değil.. bu nasıl ilerlemedir böyle.. !!
3- bu anlamda.., marks ve lenin eleştirileri ağır basıyor diye başkaları haklı-doğruydu anlamına da gelmez.. ama özellikle.., 1900 ların sonrasında ise.. kendine marksist diyen ama bir çoğu taban tabana zıt kuramlar ele alınmak zorundadır.. haliyle bunların da marks ile ilintileri de irdelenmelidir.. bu onların marksist olmadığını ispatlama çabası anlamına da gelmez.. her şeyden önce benim işim bu olamaz.. ben zaten marksist değilim..
ama marksistim diyenler yapabilir ve aslında da yapmalıdır..

kısaca bunları belirtme gereği duydum.. çünkü konu derinleşiyor ve bu iyidir.. eksik-hatalı ve kişisel zaaflarımıza karşın iyidir.. bu anlamda bu hata ve kişisel zaaflarımızı aşan konuya yoğunlaşan bir tarzı tutturmalıyız..
ben bunu tek başıma yapabilecek beceride olsaydım.. yapardım.. ama kaçınılmaz olarak ve doğru olarak da.., birlikte yapacağız..

bir örnek ile başlayayım..
paris komünü noktasında marksın yaklaşımları kendi teorik kuramı noktasında doğrudur.. ama tutarlı değildir.. hem "yargılamış" hem de olumlamıştır.. ve de sahip çıkmıştır.. çıkarken de sanki yapılabilinir di ama beceremediler gibi sahip çıkmıştır.. oysa.. marksın ortaya koyduğu.., tarihsel materyalizm anlayışına göre.., bunun olanağı yoktu.. bunu da söylemiştir..

anarşistler.. bu kalkışma anlamında haklı idiler.. marksın temel tezlerinin dışında idiler..
üretici güçlerin tarihsel materyalist evrimine ters davrandılar.. komün aynı zamanda bir pd de değildi çünkü direk devlet dışında bir organizasyon yaratmak istiyorlardı.. ama ne devlet dışına çıkabildiler.. .. nede bu organizasyonu yaygınlaştırıp, devleti sildiler.. elbette bunnoktalardaki eksiklikleri vardı ve marks da bunu iyi "işledi" bilerek tırnak içinde koydum.. oysa marks direk kendi kuramı anlamında eleştirmeliydi.. tıpkı 1848 ayaklanmalarında yaptığı gibi..
anarşistlerin yenilgilerinde kendi dışlarından gelen etkili başka faktörler de vardı.. ama ne bunları sağlıklı sorgulama ne de yeniden düzenleme olanakları oldu.. 1872 yılında teorik anlamda da bir üretim merkezi olan enternasyonaldan atıldılar.. ve bu yoldaşça ve dürüst bir atılma olayı da değildi.. aleni tasfiye idi ve enternasyonal de bu tasfiyeden nasibini aldı..
böylece.., tarihsel sürecin sağlıklı analizlerinin de olanağı kalmadı.., "tarih" adına marks ve ardılları tek taraflı ve tek yönlü bir yargılama sistemi işlettiler.. aynı tarz sürekli kullanıldı..
farklı sosyalizm kuramları-teorileri ve hatta lokal tezleri-tartışmaları arasına bile kan doğrandı.. bir yere tek "doğru" konuldu.., diğerleri ise baştan yanlış olarak mahkum oldu..

şu meşhur.., "tarihin çöp tenekesine" ve "oprortünizmin-revizyonizmin batağına" bu "tek doğru" dışında herkes atılmaya başlandı..

en sonunda tarih tümünü çöpe attı..
ve günümüzde kapitalizm kale gibi ayakta..

bilemiyorum.. nasıl bir ortam yaratılabilinir nasıl bir tarz tutturabilinir.. bilemiyorum..
ama çok iyi bildiğim bir şey varki..
sorgulamalı-araştırmalı ve özgürce tartışabilmeliyiz..
yargılayıp "çöp tenekesine atma" yerine iknanın gerekliliğini kavramalıyız..

ezilenleri ikna edemeyen onları revizyonizm-oportünizm ile suçlamakla bir şey elde edemez.. ikna edemez ise.. o "çöp tenekesinde" kendini bulur.. iddialarına oradan devam eder.. ama sadece.., kendine anlatır..
 
#65
Tartışmaının içine girmek gibi derdim yoktu, lakin baktım olmayacak kısaca bir iki şey söyleyip çıkayım....sayın suat ateşkes karşılıklı menfaatler doğrultusunda gündemde olabilecek bir realitedir....O nedenle ben kişisel olarak sadece şunu diyebilirim, ortada bir ortak yol bulma derdi yoktur, aksine kılıçları çeken ve kim olduğu farketmeden savuran bir kişisel zihniyetin vukuu bulmuş hali vardır....sorun sadece budur...dayatmamı özgürce tartışmamı?...Paradigma
 
#66
ister şah ol yada şahan ister alim ol yada cahil muhatabın kardarsındır !!
ne kadar bilirsen bil, anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır.
na bırati na aşti an azadiya welat an mırın
 
Son düzenleme:
#68
Değerli dostlar,

Marksistler için bildiğim anarşistler,Sermaye ile emek arsasında kalan kuçuk burjuvalardır. Marksa göre ''bir bu yandan ''ve ''bir diğer yandan'' meydana gelir. Güvenilmez ,bilim, din ahlak görüşleri böyledir,herşeyi böyledir. O yaşayan bir çelişkidir. . Esasında pek uzağa gitmeye gerek yok,ülkemizde gizli ve utangaç anarşıstler bol miktarda vardır.

Kurumlara ve bunun en soyut ifadesi olan devlete (yani her devlette)karşıdırlar. Her kurumun,her tür devlette dahil yıkılması gerekmektedir. Her ne kadar hayat boşluk kabul etmezse ve yıkılanın yerine tekrar kurum oluşturursa,anarşist yıkmaktan bir an durmaz. Kurulurken tekrar yıkmaya girişir.. Çünkü ona göre otorite ile cılalandırdığı ve böyelikle kendisinin özgürlükçü ama devlet ve kurum ve örgütlenmeyi suvunanları tu kaka göstermesini sağlar.

Diğer taraftan kurum ve devlette bu kadar karşı olna anarşistler bizzat o kurum için de yer alamakta can atarlar. Ama bu yer alış kendi kuçukburjuva ideolojik ahlaksızlığına uygun ,kurumsal yapıyı yıkmak ve yerle bir etmek amacını kapsar.

Bir zaman bir sanal kurumsal yapı içinde bulundum. Bu yapı içinde kendine anarşist der gibi diyen ama açık açık bu tavrını koymayan bir arkadaşımı düşüncelerinden fark ettim. Bu durumdan elbette tedirgin olmaya başladım ki onun karşısın geçip durumunu sordum. Evet dedi ben anarşistim. Tabi bende o zaman bu sanal kurum içinde işin ne diye sorma hakkım çıktı. Bunu sormaya kalmadan zaten istifasını verdi. Amacı sanal kurum içine girip o çocuksu ideolojisini hayata geçirmekti. Bunu yapmaya çalıştı da ,zaten bu çıkışları beni uyandırdı desem sanırım yanlış olmayacak

Dolayısıyla akıllı Marksist denilenler bu anarşistleri bulunduğu kurumda istemezler ve kovarlar.. Bunun yanında komün yani borganın anlatımıyla zorunluluktan proletarya diktatörlüğü tezlerini ortaya atan Blanquistler'le markscılar oratak noktalarda buluşabilirler ama anarşistlerle ne Blanquistler ne de Marksistler buluşamaz.Blanquistlerın ve marksistlerin anarşistlerle buluşacakları tek nokta İsyan, ayaklanmadır. Kuruculukta onları bulamazsınız başınıza bela olurlar..
 
Son düzenleme:
#69
marks ve engelsin döneminde, marksistlerin, istisnasız tüm politik önermelerinde tutarsızlık görürsünüz. herbiri bir diğerini keser.

burda borga istisnasız kelimesini kullanmak zorunda değil. ama, borga, marksın tabiriyle çubuğu gereğinden fazla bükmek zorunda kalıyor. çünki, tartışmanın bi tarafındaki bina okuyor.

marksizm leninizm nasıl bir ideoloji ki, tkp de ml olabiliyor, mlspb de. perinçek bile ml im diyebiliyor. bu bile bir sorgulama gerekçesi olmalı.

bunu böyle dipsiz kuyu haline getiren marksizim mi, leninizm mi, ikisi birden mi.

blanquizm diye bir ideoloji yok. ama burjuvazinin taktığı bir sıfat olarak var. bu anlamıyla, tkp nin kendine blanquist demesi mümkün mü. eylemin ve isyanın ideolojisi, aldım kabul ettim cinsinden değildir.

borganın şehadete ermiş bir yoldaşının sözüyle söylersek, leninizmin marksizme attığı en büyük kazık, ezilen halkların devrimci olduğunu cümle aleme kabul ettirmesidir.
komünistlerin, bu konuda bu mevziyi terketmeye niyetleri yoktur.

tkp yani eski tkp, ezilen halk konusunda değil parmağını kıpırdatmak bir de onun karşısına devletle beraber çıktığına göre ( dileyen ilk orak çekiçleri okur ) leninist olamaz.

ama marksizm leninizm mazideki tkp ni dahi kusamıyorsa, bu yönüyle de sorgulanmalıdır.

bu mezhep böyle genişledikçe, mazlumun sevgisine değil, nefretine mazhar olur.

bu nemenem bir ideolojidir ki, nurhaktayken ml idin. dağdan indin, mahalle sokakta halk savaşçısıyken ml idin. fabrikadan başka kuş tanımaz oldun, mahalleleri bıraktın, halk savaşını bıraktın, genel grev genel ayaklanmacı oldun, gene ml idin, cunta geldi, kaçtın dağıldın gene ml idin, yakalandın işkencede rezil pespaye oldun gene ml idin, çıktın toprağı öptün gene ml idin, emep de karar kıldın hala ml.

marksizm leninizm, thko dan tdkp-iö ye, oradan tdkp ye, sonra emepe giden bu pespaye şürakayı tükürüp atamıyorsa, bu reziller hala marksizm leninizmden durumlarını izah edebilecek kırıntılar bulabiliyorsa, ml, bu yönüyle de sorgulanmalıdır. bu işler dağlardan aşıp çin seddine varanların, orda koşarken okyanusa yuvarlananların, ordan da adriyatik kıyılarında karaya vuranların işi ise, borga ml den elini yıkar.

böyle eylem kılavuzu olmaz. ideoloji dediğin sert bir çekirdek olmalı. ama çelik değil.
mesela kaysı çekirdeği gibi olmalı. attın mı toprağa, kök salmalı. gövde olmalı. dara düştün mü dulda olmalı.

mazluma bu lazım.
 
#70
hayri özşen arkadaş,

A-Narşizm genel söylemlerinde, komünizm tanımlamalarında en çok marksizme yaklaşır. o vakitler, dengesiz örgütsel duruş ve tanımlamaları marksistler tarafından değil, blanquistler tarafından eleştirimiştir. marksistler, anarşistleri hep günlük duruşlarında dengesiz ve bıktırıcı tutarsızlıklarından vurmuşlardır.

blanquistler, proletaryanın kinini, örgütlü sosyal şiddete çevirmiye çalışırken, anarşistler, aynı kini, bireysel ve A-Organize eylemlere çevirmiye çalışmışlardır.

anarşistlerin en kuvvetli oldukları zaman dilimi, komün ön yıllarıdır. ama o gün bile, blanquistlerin yanında esemeleri okunmaz. bununla beraber, proletarya içinde sağlam ve güvenilir kadroları olduğundan hep bir çevre sahibi olmayı başarmışlardır. fakat bilinmelidir ki, blanquist etki, proletaryanın içinde bitmeye başlayınca, anarşistler tümden yok olmuştur.

bu güne yansıyış biçimleri şişmiş vaziyettedir. bunun sebebini örneklersem kısa anlatımla mümkün hale gelebilir:

deniz mahir ibo üçlüsününün bu güne sunulmuş haline göz atarsak, deniz gezmişin adının öne çıktığını görürüz. zorladıkları zaman, mahir de göze algılattırılmaya çalışılır, ama devlet eliyle tanıtılmış bir ibrahim kaypakkaya göremeyiz.

bu güne anarşistlerin sunuluş biçimi, denizin sunuluş biçimine benziyor.

spartaküs isyanıyla ilgili döneme dair ( mö 73-71 ) roma senatosu kaynaklarına ulaşmak mümkün olurken, blanquistlere dair devletler elindeki bilgilere ulaşmanız, ciddi ısrar ve çırpınmalarla ancak mümkün olabiliyor.

hemen herşeyin filmi romanı vardır, ama dünyanın en ilginç mapusunun ne romanı var, ne de filmi.

devlet haline gelmiş komünist partiler bu konuda suçludur. ne, anarşistlerle ilgili asli şeyler nede blanquistlerle ilgili asli yada tali şeyler, bu partilerin kapılarına uğramadı.

anarşistlerin ve blanquistlerin avrupa harici topraklarda en güçlü oldukları yer rusyadır. hem blanquist hem de anarşist gelenek avrupada silindikten sonra, rusyada hayat bulmuştur.

üzücü olan ise bu konuların sbkp-b tarafından ele alınmamış olmasıdır.

ne tukaçev ( blanquinin talebesi ) ne de kropotkin doğru dürüst ele alınmamıştır. bu kadar kapatılan şeyler efsaneleşir, abartılır, bu nedenle, onlarla ilgili gerçeklere ulaşmak bir kez daha zorlaşır.

borga ve benzeri devrimcileri, şu kısa tarihimizde ilk sarsan bilgi, engelsten gelmiştir.

" şiddet yanlılarını enternasyonalde barındırmayın. "

bu bizde şok etkisi yarattı. kimmiş bunlar ne yer ne içermiş ondan sonra gelen şeylerdir.

bize sorsan blanqui, yiğit inatçı ama ütopik sosyalist bir devrimci. üstelik kitlelerden kopuk dar kadro ile cuntacı anlayış sahibi. dipnotlarda böyle şeyler yazardı.

anarşistler zaten bildiğin gibi. ama bize kimse açıklamadı, kropotkinin cenazesi, neden hala dünyadaki en çok katılımlı cenazedir. katılmak neden yasaktır. yasağa rağmen partililer dahi bu cenazeye neden katılmışlardır. incelendiğinde, kropotkinin ne bir eylemine nede doğru dürüst bir yazısına rastlarsınız. dümdüz bir adam. neden bu kadar etkili. bu anlaşılmaya çalışılmalı ki, bolşevik ihtilalinin nasıl bir toprağa sahip olduğu anlaşılsın. ezilmişlerin mazlumların nelere kıymet biçtiği anlaşılsın.

daha fazla ücret için ölümüne bir mücadele ne öngörülebilir ne de buna uygun insanlar bulunabilir. insanların neler için ölümüne bir savaşa girebileceğini bilmeyen, asla ve asla öncü olamaz.

ancak işte cırlavuk gibi, zaten ölümüne değil bilimsel bir kavgaya ihtiyaç vardır der dururlar. ama değil elle tutulur bir sonuç, dünyanın her hangi bir yerinde o yolla kısmi bir sonuç dahi yaratılamamıştır.

gerek günümüz gerekse de komün sonrası anarşitler avrupada kendilerini savaşkan bir çizgide tutamamış, bu gün açısından ise, gençlik için dejenere bir mihrak hüviyetine bürünmüşlerdir.
 
#72
" Enternasyonel'in 1872 yılında yapılan Hague Kongresi'nde Londra Genel Kurulu uydurma bir çoğunlukla Bakunin'i ve arkadaşı Guillaume ile tüm Jura Federasyonu'nu Enternasyonal'den attı. Ama İspanya, İtalya ve Belçika federasyonlarının da Jure Federasyonu'nun yanında yer alacaklarından kuşku duyulmadığı için Kongre, Enternasyonal'i dağıtma girişiminde bulundu. Alınan karara göre, birkaç sosyal-demokrattan oluşan yeni Genel Kurul, kendilerini denetleyecek tek bir işçi örgütünün bulunmadığı New York'ta toplanacaktı bundan böyle. İspanya, İtalya, Belçika ve Jura Federasyonları beş-altı yıl daha varlıklarını sürdükdükleri ve her yıl olağan kongrelerini yaptıkları halde, berikilerden hiçbir ses çıkmadı. " bir devrimcinin anıları II. kitap - kropotkin

" Ey, biz ki her gün ıstırap çekenler, her gün aşağılananlar. Biz, bir araya geldiğimizde mahşer gibiyiz; ve hiç kimsenin gücü bize yetmeyecektir. Biz, diğer her şeyi içine alıp eritebilecek o dev okyanusuz. Ey şairler, ressamlar, heykeltıraşlar, müzisyenler, bize katılın! Kalemini, fırçanı ve fikirlerini devrimin hizmetine sun! Halkın, ona zulmedenlere karşı onurlu mücadelesinde emeğinle gençliğimizin yüreğinde bir ateş yak...

Ey, bilgi, ilim irfan sahibi olanlar, yetenek, beceri, azim sahibi olanlar, eğer kişiliğinde bir nebze insaf varsa, gel, sen ve tüm dostların, gel ve birikimlerini, buna en çok ihtiyacı olanların hizmetine ver! Çünkü sadece ve sadece o zaman onurlu, gerçek ve insana yaraşır bir hayatınız olacak. " bilim ve anarşi, arka kapak - kropotkin
 
#78
bir marksizm yada leninizm tanımı veya karşılaştırması yapmıcam ama demek istediğim bazı şeyler var.

insanlığı anlayabilmek sorunları çözebilmek cevap olabilmek ezilenlere yönelik politikalar geliştirebilmek salt markszimi doğru anlamaktan geçmez.Tarihi uygarlıkları toplumu ilk insanı modern topluma geçişi bilmek ve yorumlayabilmek gerekir.Burda yaşanan tartışmaların geliştirici yönü var fakat eksik.

en iyi marksistin leninistin kim olduğu önemli değildir.önemli olan bunları doğru yorumlayabilmekttir.Şimdi bir arkadaş çıkıp e biz napıyoruz derse ayıb eder.çünkü marksizmin yorumlanmasına bakarsak türkiyede 60 70 lerden sonra ancak yorumlanabilmiş bu yıllarda türkiye devrimci hareketi ivme kazanmış fakat 80 darbesi ile beraber tepe taklak olmuştur.bakın aradan 30 yıl geçmiş az değil.türkiye devrimci hareketi halen kendinde değil.Bunda teorinin eksikliği marksizmin doğru yorumlanamaması ilk etkendir bana göre..bi 10 yıl sonra nasıl olacak bunu görebilen kestirebilen bir arkadaş varsa buyursun cevap versin....
 
#79
burjuvaların canını almak istiyorsunuz galiba...
Mesajım neden silinmiş bilmiyorum ve bir kişiye birşey sormadanda yönetime hınçla saldırmak istemiyorum, o yüzden bekliyorum mesajıma ne olmuş arkadaşa sorayım, sonra yönetimde ki arkadaşlar sildiyse saldıracağım :)
evet, aleviyıldız.
ulaş bardakçı neden bütün kamulaştırma eylemlerinde en öncüdür. ve bütün araba işlerinde yer almıştır. Çünkü ulaş, (... editlenmiştir kişisel saldırı..) otomikroformları gibi değildir, çünkü ulaş mahalle de yetişmiş, mahallede sözü geçen bir delikanlıdır, ve içinde ki şiddet, devrimci şiddetle birleşince pratiği de otomikroformlarda başkaları da görmüştür.
otomikroformlar, burjuvaların canını almazlar, buna otomikroform diyorum, çünkü biri bir tespit yapmış ve kullandığım litaratüre uyuyor bende bunu kullanıyorum.
evet almazlar çünkü onların burjuvalarla bir işi yoktur, süreci sürekli geriye çekerek, devrimi her zaman yarın olduğunu öteleyip dururlar, ilmik ilmik ördüklerini söylereyek aslında ilmik ilmik devrimci hareketten yerler.
evet, aleviyıldız.
işçi sınıfını ve tüm ezilen halkları sömürenleri, onların kimliklerini yok sayanları, eşlerine tecavüz edenleri, filistinde işgal edenleri, vietnamda halkı katledenlere gül vermek istemiyoruz!, hayatta hiç bir pratiği olmayan barışçıl yöntemi yapmak istiyorsunuz galiba, EY YÜCE İNSANLIK!
devrimciler, bütün hainleri burjuvaları kurşuna dizmiştir, bunun gereği burjuvaların hem iktidarı elinden bırakmayışı devrimin kanla yazılmış bir manifesto halinde ele geçirilmesi burjuvaların sonu olacaktır.
ikinci olarakta ağır bir yenilgiyle alaşağı edilen burjuvazi, iktidarı tekrar ele almak için saldırıya geçecektir, aynı zamanda emperyalizmden olduğunca destek alarak tekrar dirilmek isteyecektir,
sevgili aleviyıldız, ya çok duygusalsınız yada ben bilemiyorum
gülünüzü kırarlar, bizde gülünüzü kırmalarına izin vermeyiz..
--
....yine kişisel saldırı editlenmiştir..... arkadaşı, ingiltereye de koymayız, avrupa dada sosyal devlet gidiyor, artık sağlık ücretli olmaya başladı, yakınlarda kıvılcımları görürüz.
Part-Time Militanlar almanyada gereğini yapıyor,.... aynı nedenlerden....editlenmiştir... uzaya göndermek gerek!!
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
#80
Mesajım neden silinmiş bilmiyorum ve bir kişiye birşey sormadanda yönetime hınçla saldırmak istemiyorum, o yüzden bekliyorum mesajıma ne olmuş arkadaşa sorayım, sonra yönetimde ki arkadaşlar sildiyse saldıracağım
saldır bakalım...:D
mesajının neden silindiğini bilmiyuorum ama bu son mesajın editlenecektir.. çünkü veda adlı katılımcı şahsına bir söz söylememiştir.. ve ayrıca onunla ilgili bir tanım yapıyorsan nedenlerini ondan alıntılarla yapmalısın.. burada her önüne gelen her kişiye kafasına göre isim takamaz ve gerek de yok..
en başta ben.., bizler.., bu hastalıktan kurtulmaya çalışıyoruz.. bir de sen eksik kaldın.. zaten...

ulaş bardakçı neden bütün kamulaştırma eylemlerinde en öncüdür. ve bütün araba işlerinde yer almıştır. Çünkü ulaş, veda otomikroformları gibi değildir, çünkü ulaş mahalle de yetişmiş, mahallede sözü geçen bir delikanlıdır, ve içinde ki şiddet, devrimci şiddetle birleşince pratiği de otomikroformlarda başkaları da görmüştür.
ulaş yaşasaydı sana neyin delikanlısı olduğunu öğretirdi..:D mahir hangi mahallede yetişmiş sence..??
veda arkadaşın nerede nasıl yetiştiğini sorgulama hakkı sen klavye delikanlısın da hakkı değildir.. böyle kişisel dürtmelerden vaz geç.. üstünü yeniden ve kalıcı çizerler.. ona göre..

sevgili aleviyıldız, ya çok duygusalsınız yada ben bilemiyorum
gülünüzü kırarlar, bizde gülünüzü kırmalarına izin vermeyiz..

duygusalsa sana ne.. sana ne zararı var.. milletin gülünü karanfilini korumak sana mı kaldı..
herkes kendisi korumayı bilir.. yada destek isterse verirsin.. bence haddi aşan işlere dalıyorsun.. park ve bahçelerde çimlere basmayın tabelasımısın sen..

bu sözlerimi espiri ile karışık uyarı olarak algılarsan sevinirim..
 
Üst