"fatih"in ikinci "feth"i!!!

#1
Fatih Erbakan: İstifa et yoksa deviririz!


15 Temmuz 2010 'Numan Kurtulmuş artık muhterem babamın kontolünden çıktı' diyen Erbakan, son sözü söyledi: İstifa et yoksa deviririz...




"Parti yönetimi ellerinden alınacak. İlçe seçim kuruluna, kongrenin iptali için başvuru yapıldı. İptal çıkarsa, 45 gün içinde yeni kongreye gidilecek. Çıkmazsa, delegelerin imzasıyla olağanüstü kongre toplanacak. Kendilerine yazık oldu.."

Şevket Kazan'dan sonra şimdi de Erbakan'ın küçük oğlu Fatih Erbakan Numan Kurtulmuş'a ateş püskürdü...

Saadet Partisi'nde sular bir türlü durulmuyor. Kongrede Erbakan'ın listesine karşılık başka bir liste hazırlayan Kurtulmuş'a kongre sonrası tepkiler de gelmeye devam ediyor.

Şevket Kazan'dan sonra şimdi de Erbakan'ın küçük oğlu Fatih Erbakan Numan Kurtulmuş'a ateş püskürdü...

'Eğer Erbakan Hoca'nın isminden rahatsızsa o zaman gitsin başka parti kursun. 45 gün içinde yeni kongre olacak. Kendilerine yazık oldu' diyen Erbakan Akşam gazetesine konuştu


input.styled { display: none; } select.styled { position: relative; width: 83px; opacity: 0; filter: alpha(opacity=0); z-index: 5; }
http://www.birgun.net/politics_index.php?news_code=1279181342&year=2010&month=07&day=15

milli görüş bir kere erbakan tarafından "feth"edilmiş ve zamanla iğdiş edilerek akp ye dönüşmüştü..
şimdi işe oğlu soyunuyor.. artık kalan parçayı mı? korumaya çalışıyor.. yada parçalanmasına mı? hizmet ediyor bilemem!!
ama ilginç bir gelişme.. ve aynısını dsp dükalığı yaşamıştı.. ecevit hanedanına son verilmişti..

oğluna fatih ismini koyan bu türk-islam çizgisi yürütücüsü malülen emekliye ayrılmayı kabül edememiş yada hala direnen "türk" olmayan islamcıları "hal" edecek sanırım.. yani onları manüple ile yedekleyecek..

ben bu gelişmeyi önemsiyorum.. sadet partisinin refarandumda evet diyeceğini bildiğim için önemsiyorum..

uzun zamandır siyaset arenası düzenleniyor.. var olan eski çamlardan bardak yapılıyor..du.. sanırım buda benzer bir şey.. ve bir benzeri de "sol" içinde halen işletiliyor..

ilgilenenlere duyurulur..
 
#2
SP nin olası bir kongresi 4 gün soonraya,yani takriben 12 Eylül denk gelmekte..

Kesin olmamak ile birlikte,bu kongrenin ''boykot''a karşı bir hamle olarak ilerde kullanılabileceğini varsayıyor-düşünüyorum...

Ki,mevcut hükümetin ya da daha kapsamlı bir ifadeyle sistemin ''boykot''a karşı geliştirdikleri hiçbir argüman (elle tutulur) bulunmamakta...

sp'nin kongresi bu bağlamda önemli olacak anlaşılan?


saygı ve dostlukla
 
#3
suat arkadaşın yorumuna denk düşebilecek bir analizi paylaşmak istedim.yazı aşağıdadır.

Siyasette, Deniz Baykal’ı genel başkanlıktan eden tasfiye depreminin artçıları Milli Nizam geleneğini sarsıyor. Geleneğin kurucu lideri-Hocası- Necmettin Erbakan ve ekibi geleneğin son mevziden de sürüldü. Saadet Partisi kongresinde yaşanan açık çarpışma, Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan önderliğindeki, “yenilikçiler” hareketinin adeta bir kopyası.

Refah Partisi’nin 16 Ocak 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılıp, Erbakan’ın siyasi yasaklı hale gelmesi, yeni parti arayışlarını da beraberinde getirdi. Çok geçmeden de Fazilet Partisi kuruldu. Partinin 2000 yılında yapılan ilk kongresinde , “Yenilikçiler” Milli Nizam Geleneği’nin yani, Erbakan’ın genel başkan adayı Recai Kutan’ın karşısına Abdullah Gül’ü aday olarak çıkardı. Aslında bu, “yenilikçiler” açısından bir genel başkanlık kongresi değil ayrılma kararının ilanı idi. Çok geçmeden, kongreyi kaybeden, “yenilikçiler” hazırlıklarını tamamladıkları ve temelini Milli Nizam Geleneği’nin reddine dayandırdıkları AKP’nin kuruluşunu ilan etti.

Geleneğin önde gelen yeni kuşak isimlerinden Prof. Mehmet Bekaroğlu, ayrışmanın ardından AKP çıkışını, “Milli Nizam Geleneği’nin sağ sapması olarak” tarif etti. Erbakan’ın başbakanlığı döneminde Kürt Sorunu’nun silahsız çözümü amacıyla o dönem Suriye’de bulunan Abdullah Öcalan’a mektup yazdığı ancak Erdoğan ve ekibinin bundan ciddi rahatsızlık duyduğu biliniyor.

Bugüne gelirsek, geçtiğimiz hafta sonu toplanan Saadet Partisi kongresi de benzer, ancak daha açık çatışmalı bir seyir izledi. Kongrenin tek genel başkan adayı Numan Kurtulmuş, konuşmasında Erbakan’ı geleneğin, “ruhani” figürleri arasında sayıyordu ki, Erbakan salona giriverdi. Ardından da televizyon ekranlarına ve gazete haberlerine yansıyan çatışmalar yaşandı. Kavga parti yönetimini oluşturacak organların seçileceği liste üzerindeydi.

Listesinde Erbakan kanadına yer vermeyen Kurtulmuş, Erbakan’ın anahtar listesini de kesin bir tavırla reddederek, Erbakan ve ekibini partiden tasfiye etmekte kararlı olduğunu gösterdi. Bu nedenle de Kurtulmuş tek aday olmasına karşın ancak üçüncü turda ve oldukça düşük bir oyla genel başkan seçilebildi. Kurtulmuş, ne pahasına olursa olsun, ikinci akım “sağ sapma” olarak yollarını ayırdı. Parti içi tartışmalar sürüyor.

Biz şimdilik bunları bir kenara bırakıp kongre sonuçlarını yorumlamaya çalışalım.

Soru, Kurtulmuş’un Erbakan ekibini tasfiye ederken hedefinin ne olduğudur? Görünen o ki Kurtulmuş ve ekibi, AKP ile yakınlaşmaya Erbakan’a kıyasla çok daha sıcak bakmaktalar. Hatta siyasal gelecekleri açısından AKP’yi sağlam bir, “merkez” olarak gördükleri söylenebilir. Bunun ilk işaretleri 12 Eylül referandumuna ilişkin olarak verildi. Erbakan’ın AKP ile yakınlaşma konusunda çok katı bir karşı duruşa sahip olmasına rağmen, Kurtulmuş, referanduma destek vereceğini açıklayan ilk lider oldu.

Zira Erbakan’ın, kongre öncesi Kurtulmuş’un evet oyu kullanarak referanduma destek vereceklerini açıklamasından çok ciddi rahatsızlık duyduğu biliniyor. Saadet Partisi’nin AKP ile yakınlaşmasından rahatsız olan Erbakan’ın varlığı parti içerisinde Kurtulmuş’un gelecek hesaplarını bozan en büyük faktördü.

Referandumla başlayacak AKP-SP yakınlaşmasının olası bir erken ya da zamanında yapılacak bir genel seçimle nikaha dönüşmesi, Kurtulmuş’u siyasetin önemli figürlerinden biri konumuna getirecek. Kesin olan bir şey de yüzde onluk seçim barajı yüzde yedilere indirilse de SP’nin parlamentoya girmesinin oldukça zor olduğu.

AKP içerisinde ciddi bir kesimin sempatisine sahip olan Kurtulmuş, bu yolla parlamentonun kapısını da aralayacak. Geçmişte örneklerine sıkça rastlanan yöntem yine devrede.

AKP cephesinde ise buna sıcak bakanların sayısı azımsanmayacak oranda. Başta Genel Başkan Erdoğan, parçalayarak ağır bir darbe vurduğu ancak yok edemediği Erbakan geleneğine noktayı koyacak. Ve parça ayrıldığı bütünü bünyesinde eritecek.

Öte yandan, son dönemlerde yapılan hemen tüm kamuoyu yoklamaları AKP oylarında kayda değer bir erime olduğunu gösteriyor. Yine aynı yoklamalar referandumdan da beklentinin ya çok küçük bir farkla evet ya da az bir farkla hayır olacağı yönünde. Her iki sonuçta referandum sonrası AKP’nin seçimlere kadar oy kaybının devam edeceğinin belirtileri olarak yorumlanabilir.

SP’nin 2009 yerel seçimlerinde elde ettiği 5,2’lik oy oranı bu nedenle AKP açısından kolay kolay yüz çevrilecek bir oy değil. Ayrıca, AKP içerisinde bu nikahın şahitliği için aktif bir çalışmanın yürüdüğü de gelen haberler arasında. Hatta Erbakan ve ekibinin kaybettikleri kongrenin bir olağanüstü kongreyle rövanşa dönüştürülmesi durumunda, Kurtulmuş’un AKP’ye geçmeye kadar varacak bir tepki göstermesi de şaşırtıcı olmaz.

12 Eylül Referandumu’nun olası sonuçlarını kısa bir süre sonra gündeme yerleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimi açısından da okumak gerek. Cumhurbaşkanlığı adaylığına kesin gözüyle bakılan Erdoğan açısından 5,2’li SP oyu burada da hayati bir önem kazanıyor. Erdoğan’ın, Çankaya’ya çıkması, AKP içerisinde yer alacak Kurtulmuş’un da hareket alanını rahatlatacaktır.

Bu arada, AKP’nin, “sağ merkez” görüntüsü için SP’nin yanısıra BBP’den bazı isimlere de seçimlerde listelerinde yer vermeye hazır olduğu, bunun için görüşmelerin sürdüğü de gelen haberler arasında.

Erdoğan, kendisini Çankaya’ya taşıyacak yolun parke taşlarını, yine kendisinin devirdiği duvarın içinden seçerek, iyi bildiği bir malzemenin üzerinde yürümeyi tercih edecek gibi görünüyor.

erdem can
 
#4
Bu Resim Boyutlandırıldı, Buraya Tıklayarak Resmi Tam Görebilirsiniz... Resmin Orjinal Boyutu 800x372 ve büyüklüğü 105 KB...

İSTANBUL - Kürt meselesini özel ordu, kontrgerilla ile çözmek isteyen AKP iktidarına muhafazakar, islami kesimden tepki geldi. MAZLUMDER ve Özgür-Der'in aralarında bulunduğu sivil toplum örgütleri silahların susmasını, Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle çözümüni istedi.

Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek Taksim Meydanı'na bir araya gelen binlerce kişi TSK'ya operasyonları durdurma, PKK'ye ateşkes çağrısı yaptı.

"Biji biratiye gelan" ve "Yaşasın halkların kardeşliği" pankartı açıldığı gösteride konuşan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ‘’Çözüm, Diyarbakır, Şırnak, Trabzon ve Niğde'yi beraber görebilmektir’’ dedi.

AKP hükümetinin açılım söylemine rağmen somut bir adım atmamasını eleştiren Ünsal, TMK mağduru çocuklar için yapılan düzenlemenin yetersiz olduğunu belirterek, ugulanmayan açılım politikalarının yeniden çatışma ortamını doğurduğunu kaydetti.

Ünsal, çatışma ortamında barışa dair atılacak adımları konuşmanın mümkün olmadığını belirterek, öncelikle operasyon ve çatışmaların son bulmasını istedi

Konuşmasında Ünsal, "Farklılıklara saygı duyma, kabullenme gibi basit insani erdemlerden uzaklaşmış bir toplum gerçeğiyle yüz yüze bulunuyoruz. Çözüm, Diyarbakır, Şırnak, Trabzon ve Niğde'yi beraber görebilmektir. Anayasal değişikliklerin veya idari yapıya ilişkin reformların yapılmasını, kapsamlı bir genel affı konuşmak için herhalde birkaç yüzyıl beklemek gerekecek. Bazılarını sabrı bu kadar yetmeyebilir. Ama biz maliyeti insan hayatı ve toplumların birbirine nefreti olan bu beklemelere sabretmeyeceğiz" dedi.

Yaşanan çatışma ortamında çözüm ve barışa dair atılacak adımları konuşmanın mümkün olmadığını söyleyen Ünsal şöyle dedi: "Bir an önce Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonları durdurmasını, PKK’nin de silahlarını susturmasını, oluşacak sükûnet ortamında toplumsal sağduyu ile barışın inşa edilmesini talep ediyoruz. Ateşin kesilmesini karşı tarafın iradesinin kırılması olarak değerlendirmeden, siyasi iradenin, toplumsal barışı inşa etmek için gerekli somut projelerini kesimlerin taleplerini göz ardı etmeden bir an önce açıklamasını talep ediyoruz."

ANF NEWS AGENCY
__________________
alıntı.. sgdf sitesinde lilith adlı katılımcıdan yapılmıştır..

ben konu başlığı olarak ilk haberi kürt ulusal sorunu temelinde ilişkilendirmek amacı ile asmıştım..
chp operasyonu ile başlayan ve solun her renginde var olan siyasi zeminin yeniden tanzimi işlevinin bir parçası olarak görüyorum..

yerel seçimleri.., o zaman da .., bir çok kesim anlamamıştı halen de anlamış değil..
bu anlamda anayasa referandumu da anlaşılmış değildir..

saydıklarımın tümü

yerel seçimlerle birlikte ortaya çıkan bir "referandum"un sonucudur.. "ondan" sonrasının planlı işlevleridir..

"ne" dir bu referandum..?
kürt halkı.., akp eli ile küresek güçlere endekslenmeyeceğini ilan etti.., dtp içine yönelik operasyonu boşa çıkarttı.. böylece.., bölge küresel güçlerin taşeronu akp konseptine "malzeme" kalmadı..

bu anlamda da.. sinsice ve kadameli bir savaş konsepti başlatıldı..
şimdi öne çıkan savaş.. bizi yanıltmamalıdır.. hatalı bakmamalıyız..

son pkk eylemleri bu savaşı başlatmamıştır..
yerel seçimlerden hemen sonra başlatılan kademeli sinsi savaşın geldiği aşamada pkk nin verdiği yanıttır.. son eylemler..
ve eksiktir..
bu savaşın asıl nedenini ve hedefini.., ben aylar önce yıl önce vurgulamıştım..
çünkü güneşe bakarak yön tayin edilir.. bende öyle yapmıştım..

savaşın nedeni..; kuzey kürdistanda netleşen ve yerleşen.., politik demokratik kürt halk hareketinin içinden sisteme uygun kanal açılamayacağı görüldü..
ve seçimlerle birlikte bu politik dinamiğin türkiyenin her yanına yayılacağı ve diğer dinamiklerle buluşabileceği ve kaldıraç olabileceği görüldü..
pkk olarak dillendirilen gerilla varlığı ile halk arasında bir farklılık kalmadığı zaten biliniyordu.. bu anlamda pkk içinden kanal açma işlevleri son osman-lı harekatı ile erbil kapılarında çakılı kaldı..
kitleye yönelindi..
oda.. yerel seçimlerle çakıldı kaldı..
dtp-pkk-apo ikilemi yaratılmaya çalışıldı yemediler..

geriye ne kaldı.. !!!!!
savaş konsepti..

sistem çözümsel adım atmamakda direnmekle kendi avlusuna benzin dökmektedir.. benzini kürdistana döktüğünü sanıyor ama ucunun batıya da vardığını bilmektedir..

işte başından beri planlı olarak yürüttüğü işlevlerden biri de bu sadet partisi olayıdır..

sol..,
evet-hayır ikileminde boğularak "mevzileniyor"
pkk ye yanlış silah bırak çağrıları ile mevzileniyor..
yerel seçimlerin neyin referandumu olduğunu kavramayanlar.. bu referanduma da önlerine konulan tarif ile aş pişirmeye kalkıyorlar..
oysa tarif devlet matbalarında basılmıştır..

şimdilik söyleyeceklerim bu kadar..
bazen kafaya odun yemeden kimse aymıyor..
 
Üst