haziran seçimi ve sonrası.. ön analiz

#1
haziran seçimi bitti ve hemen yazmadım.. çünkü.; sistem konseptleri sonuçlara göre pozisyon alacaktı.. yine.. algısal tahminime göre., her şeyi göze alıp sonuca el koyacak bir ekip vardı.. binalinin yıldırım açıklaması gösterdi ki bu ekip harekete geçmeden sonucu açıklayayım işi bitireyim dedi.. sanırım bu pozisyon içinde saray/tayyip ekibi de var.. soylunun son "ifadesi" ilginç.. "ben ne yaptıysam partinin., reisin bilgisi dışında yapmadım" mealinde.. yani.. ağam ağar gibi günah keçisi olmam dedi.. ve son olarak.; saray tayfasından gelen "ılımlı" açıklama ve kabuller ve akp içinden çıkan "özeleştiri"ler eklendiğinde., devletin derininde(siz bunu küresel anlayın) var olan konseptler arası yeni mevzilenmeler ve bu anlamda ön görüşmeler yapılıyor.. çatışma öncesi hazırlıklar için ateş kes de diyebilirim.. ortak bir ara aşama projesi çizelim görüşmesi de diyebilirim.. mevzu t.c. ise her ikisi de aynı oranda olasıdır., her an her iki yana dönen., sık değişen bir aşama akışı görülebilinir..

her zaman vurgularım.. osmanlıdan bu yana bu devlette kanatlar var.. osmanlı devletleşmesi devşirme-dönme sistemi ile kuruldu.. ve bu sistem içinde daima kanatlar/konseptler var oldu.. ve bu konseptler/kanatlar mülkiyetçi sistemin küreselleşmesi ile birlikte küresel konseptlerle bağlantılı yapılaştı.. sağcı-solcu-islamcı-liberal vs. fark etmez.. nerde konuşlanırsa konuşlansın dahil olduğu konsepte göre işlevsel olurlar..

t.c. yeniden formatlanıyor.. bu anlamda yeni sürece uygun yeniden sosyal-siyasal-ekonomik yapılaşmalar oluşuyor.. küresel iki ana konsept(din) ve bu iki ana konsept dahilindeki bağlantılı iç konseptler(mezhepler).. ve son olarak da., bunlara bağlı yerel konseptler(tarikatlar) vardır.. anlayacağınız din yapılaşmaları gibi.. kişiler ve cemaatler bazında yer değiştirmelere bakmayın.. olabilir.. ama ana konsept değişmez kadrolardan oluşur..

bu anlamda..
t.c. içinde son olarak ortaya çıkan "çizgiler"/konseptler var.. örneğin.; chp ve türk-iye solu içinde iki ana konsept var..
1- kürt halkı ile uzlaşmak.. diğer halkların varlığını kabul.. sistemi sarsmayacak sınırlarda olabildiğince demokratik ama., devlete bağlılık devamlılığı.. en önemlisi devşirme-dönme sistem ve sosyal taban sorgulanmayacak t.c. vatandaşlık tanımı ortak tanım olarak kalacak..
bu konsept.; küresel anlamda mali oligarşinin oligarşik küresel imparatorluk sürecine karşı.. her alan/sermaye kendi özerkliğini koruyacak., iktidarda mali sermaye olabilir.. gücünü toplumsal tabandan ve demokratikleşmekten alabilir bu yüzden demokrat..
- bu kesimler chp içinde ayrışmış konumda.. imamoğlu/kaftancıoğlubu kesimin projesi.. kılıçtaroğlu ekibi ile şimdilik uzlaşı halinde ama çatışmalı fay hatları var..
- aynı durum türk-iye solu içinde de mevcut.. tkp-ödp içindeki ayrışmalar., çelişkiler bu anlamdadır.. t. doğan tılıç bu konsepte dahil değil.. pekdemir-müftüoğlu vs. gibi ayrıdır..
- islamcı ve sağcı(aslında türk-islam demeliyim) kesimde de bu konsepte dahil olanlar var..
2- t.c. kuruluşundaki format değişmeyecek.. türklük ortak vatandaşlık tanımı olacak.. tıpkı fransız-ingiliz-italyan-ispanyol gibi.. bu anlamda kürtler en büyük "sıkıntı/sorun"ları.. bu yüzden aşırı kemalist/atatürkçü söylemleri vardır.. bu kesimin bir diğer özelliği mali oligarşi konsepti ile ilişkili olmalarıdır.. şimdilik dışın da-gibi duruyorlar çünkü akp/mhp ekibi karşısında aday olamadılar.. toplumsal tabanları zayıf..
bu kesime.; sosyal faşist hatta daha net olarak alman sa ları desek tam da uyar.. tek farkla etnisite olarak zeminleri yok.. devşirme-dönme olmaları sıkıntı.. o yüzden "ne mutlu türküm diyene" formatına sarılıyorlar.. izmirin dağlarında çiçekler açtırmaya çalışıyorlar.. izmir simgeseldir.. selanik kadar simgedir
..

t.c. sistemi.: osmanlıdan beri süregelen ve i.t. sürecinde değişime giren ama bir türlü rayına oturtulamayan bir sistem kurma sürecinin bitmeyen işler aşamasıdır.. elbette buna neden olan.; iç faktörler kadar dış faktörlerdir de.. özellikle
t.c. mülkünün bir yanının avrupa çıkış kapısı., diğer yanının asya çıkış kapısı olması ve en önemlisi orta doğu ile iç içe bir özelliğe sahip olması ve dahi tarihsel bir devletleşme geleneği/süreci yaşayamaması eklendiğinde her şey anlaşılır olur.. demem o ki.; osmanlı bir iran bir rusya olamadı.. avusturya-macaristan imparatorluğu oldu ama bir türlü merkezi devlet olamadı.. yani.; bir bismark süreci yaşayamadı.. iran.; selçuklu ve sonrası iktidarda türki hanedanlara rağmen merkezi tarihsel devletleşme sürecini aksatmadı.. rusya da aynı 17 ekim devrimi bile merkezileşen devlet sürecini örselemeyi bırak daha bir güçlendirdi.. ama.. ne osmanlı ne de t.c. süreci bu anlamda düzgün işletildi.. nedenleri ayrı bir konu.. kısaca maya tutmadı.. peynir mayalarsın lor çıkar.. yoğurt mayalarsın bulamaç.. hatta sirke bile çıkar..
devlet merkezli etnik-üniter devlet maya tutmaz.. en iyisi fransa idi yalandır.. ikincisi ingliltere sorunlu.. ispanya-italya keza.. onlar da.. gerçi.. ispanya-italya bir etnik taban buldu.. buldu ama sorunlar bitmedi..
osmanlı sonrası t.c. nin en büyük sıkıntısı bu.. osmanlı sistemi.; osmanlı tanımı üzerinden yürüyecekti ama balkanlardaki kayıplar nedeniyle islam yanına takılı kaldı.. yine de idare ederdi belki.. ama i.t. ile birlikte işler değişti.. iktidara oturan bu dönme ekip., yanına devşirmelerin bir kesimini alarak türklük üzerinden bir devlet etnisitesi yaratmak istediler.. ortada dominat kılınan bir türk toplumu yok ama adına birileri var.. fransa-ingiltere en azından var olan bir etnisiteye dayanmadı.. devlet vatandaşlığı üzerinden bir tanım yarattı.. t.c. tam tersi.. ve tutmadı.. tutmaz da..

bu sistem direniyor.. bazen solumsu., bazen sağımsı., bazende dinsel olarak., yada ortaya karışık direniyor ama olmuyor.. bu zihniyet.; var olabilmek için mali oligarşi konseptine dayanıyor ama bedelini halk ödüyor.. artık değişmek zorunda.. da.. nasıl?!.. bunca yaşananlar karşısında elbette direnenler de oldu ve birikimleri var.. bu yüzden bu sistemi değiştirirken toplumsal muhalefetin güçlenmemesi-denetimden çıkmaması gerekir de... nasıl?!..

yani.. küresel konseptlere sesleniyorlar.. biz olmaz isek bunlar(gerçek toplumsal muhalefet) güçlenir.. bu yüzden adaylar ve projeler ortalıkta.. haliyle provokasyonlar ve kodlamalar da ortalıkta..

örneğin..
BİZİM YENİLGİMİZ

Gelelim bizim payımıza düşene. Türk milliyetçileri ve Türk sosyalistleri açısından İstanbul seçimi ciddi bir yenilgidir. Yenilgimiz, 23 Haziran akşamı değil, ondan çok önce billurlaştı. Oyların yüzde 99’unu alan her iki aday da tüm süreç boyunca sırtını PKK’ya dayamaktan çekinmedi. PKK’nın elebaşı katiller İmamoğlu’na destek videoları yayınladı, İmamoğlu ile Demirtaş birbirlerine gülücük atmaktan helak oldular. Binali Yıldırım tarafı ise Kürdistan söylemi ile başlayan flörtünü en son Apo’dan mektup getirmeye kadar vardırdı.

Türk milliyetçileri her iki cenahta da kimsesiz kaldı, onlardan yükselen itirazlar kalabalığın gürültüsü ile bastırıldı. Milliyetçilik bayrağını taşıdığını iddia eden iki büyük partinin biri Demirtaşçıların ardında, diğeri Apocuların ardında savruldu. Bu partilerin yönetimleri, Türk milliyetçiliği fikrinin bu denli yaralanmasından, itibar kaybetmesinden birinci derecede sorumludur.

Sosyalizm fikri için de aynı durum geçerli. İki ‘büyük’ adayın ikisi de liberal talan ekonomisinden başka bir program vadetmedi. Kamulaştırmadan, ekonomik talanın hesabının sorulmasından vs. zerrece söz etmediler. Sosyalist talepleri dile getirenler adeta vebalı gibi dışlandı, görmezden gelindi. Bunun vebali de sosyalist olduğunu iddia eden ama gerçekte PKK’cılıktan başka bir iş yapmayan ve HDP/PKK’nın işareti ile pozisyon alan irili ufaklı onlarca örgütün, partinin sırtındadır.

Ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu iki fikriyat, taşra hokkabazı iki siyasetçisinin kayıkçı kavgasına feda edildi. İşte bu bizim yenilgimizdir, bizim kaybımızdır.

Ancak, milliyetçilik ve sosyalizmin bu yenilgisi mutlak değildir. İçinde yepyeni çıkış olanakları barındırmaktadır. Milliyetçiliğimiz kendini taşıyamayanlar ile hesaplaşmasını yapacak ve güçlenecektir, çünkü Türk’ün olduğu her yerde Türk milliyetçiliği vardır. Sosyalizm, kendi sırtındaki asalakları atacak ve hak ettiği itibara kavuşacaktır, çünkü insanın olduğu yerde sosyalizm ihtiyaçtır
.
https://www.aydinlik.com.tr/turk-mi...isi-gaffar-yakinca-kose-yazilari-haziran-2019

söçyleme dikkat edin.. türk milliyetçileri ve türk sosyalistleri.. bu i.t. ler işin türklük yanında ama hiç birisi gerçekten türk değil.. t"k"p gibileri ise işin sosyalizm yanından türklüğe yol alır.. ödp gibileri ise t.c. devlet vatandaşlığı üzerinden..

alıntıyı uzunca yaptım.. önümüzdeki süreç ile ilgili ve önemli..
görünen o ki., saray ekibi tasfiye edilecek.. ama.. yerine ne konulacak konusunda tartışmalar var..
- akp-mhp dışında kalanlarla bir milli mutabakat hükümeti ve eski sisteme dönüş..
burada tartışma konusu net.. milli mutabakat içinde hdp olsun-olmasın.. olsun diyenlerin sıkıntısı hdp eski sisteme dönüşe yatar mı?.. yatmaz ise sorun olur.. sorun olacak bu kesin diyenler de dışlansın diyor.. buradaki diğer bir sorun.; kimin öncülüğünde olacak.. ve en önemlisi., erken seçim yaratılabilinir mi?.. bu proje konseptler arası konsersiyum ister ve bu da çok zor..
- yeni sistemin devamı ama tayyip olmasın.. devlet kurumları yeniden formatlansın..
bu proje daha yakın ihtimal olarak görünüyor ama milli mutabakat işi zor.. yine.. devlet kurumları yeniden formatlanırken kadrolaşma nasıl olacak.. zamanında konuşlanmalar var.. kemalistler ve çeşitleri-liberaller-islamcılar ve çeşitleri-sağcılar ve çeşitleri vs. vs. bu konuşlanmaların kadrolaşmadaki yeri., etki gücü vs. vs.
- üçüncü yol...
sosyalizm diyen hamasetçilei ve kontralaı bir yana bırakıyorum.. sosyalizm derken kendi duruşları için kullandıkları etiketten başkaca bir şey değil.. demokratikleşme diyenlere bakıyorum..
hdp temsiliyetindekiler t.c. formatında ciddi değişimler istiyor.. sol adına temsiliyetler farklı farklı.. onu istemem., bu olursa da şöyle değişirse olur vs. vs. sağ adına olanlar ise projesiz sadece varlıklarının bekaası önemli.. çünkü.; türkiye sağı diye bir şey yok.. olan ve temsiliyetcileri belli.. mhp-yeni parti devletin bir kurumu gibi.. hangiproje etkin olur ise ona göre pozisyon alır uyarlar.. yani bel kemikleri yok.. islami!! kesim ise aynı olmakla birlikte kendi içlerinde kavgalılar ve kemalistler(sağ-sol-liberal) kendilerini asla yaşatmaz biliyorlar.. mhp-vs. gibi sağ kesim de aynı.. yaşatmazlar.. çünkü taban anlamında bir birbirleri ile iç içeler.. öne çıkan diğerlerinin tabanını kapar..

peki.. ne? olacak..,
valla.. bilmiyorum.. orta doğudaki gelişmeler belirleyecek diyorum.. ya suriyede yeni bir sistem kurulacak ve t.c. buna göre düzenlenecek öncü kaldıraç olacak.. ya da t.c. tamamlanacak açık örnek olacak.. ikincisi olur ise iran operasyon yer.. rusya ne der.. rusyada süreç daha netleşmedi.. mali oligarşi hala atak yapıyor.. s-400 ler aslında bu anlamda.. yoksa t.c. kafama esti aldım durumunda değil., ilerisi için bu alma olayı başladı.. yani izinli alma işine daldı.. rusya işin farkında bu anlamda süreç bölgede ve küresel olarak netleştikçe rusya netleşecek.. rusya.; devletçi milliyetçi duruşunu terk edecek mi? yoksa ab gibi bir yapılaşma üzerinden batı ile enteğre olacak mı?.. olmaz ise parçalanacak.. ab ve arkasından bdt ile birlikte küresel kapitalist imparatorluk sürecinin tarihsel aşaması bitecek., yeni bir tarihsel süreç başlayacak..
vestpalya-viyana konferansı mülkiyetçi sistem anlamında.; eski bir tarihsel sürecin bitişi yenisinin başlangıcı idi.. bu anlamda anlatıyorum..

izliyoruz... göreceğiz.. şimdilik bu kadar..
şunu da ekleyeyim.. bundan sonra türkiye solu tanımı değişmelidir.. türk solu ve enternasyonal sol tanımları ortaya çıkmalıdır.. bu artık netleşti.. de gözlere parmak durumları yaşanmadan kabul görmeyecek.. sağolsun aydınlık göze parmak da.. t"k"p ve ödp hala göze parmak olmadı.. oysa hepsi osmanlı bankası/i.t. leri..


not.. hdp artık sürecin olmaz ise olmaz bir öznesi oldu.. ama hala hdk formatı sakat konumda hızla düzeltilmeli.. bürokratik parti konumundan çıkmalıdır.. yoksa sürece teslim olur.. ya da parçalanır..
 
#2
Sola ve demokratlara düşen, genel olarak emperyalizmin ve iktidarın rolünü bıkmadan usanmadan deşifre etmek ve ezilenlerle dayanışma olmalı. Dış politika, sığınmacılar, ekonomik tercihler, güvenlik harcamaları… bunların tamamı ile ilgili tutumlar siyasi yelpazedeki yeri de belirler. Onayı ve desteği solun/sosyal demokratların/sosyalistlerin kitlesinden ve değerlerinden alıp tam tersi politikalara hizmet eden figürler, yanlış bir sol anlayışını git gide yerleştiriyorlar.

Sol amorf ve belirsiz, içinden her şeyin herkesin ve her sözün çıkabileceği değerlerden oluşmaz.

Sanırım önümüzdeki günlerde iktidarın yıkımı ile mücadele etmek kadar bu “sanki solu” deşifre etmek de önemli olacak.

https://www.birgun.net/haber-detay/sanki-sol.html

ilhan cihaner yazmış.. ama çok önemli.. öncelikle cihaner hakkında yazayım..
eski ya da tasfiye edilmiş t.c. cumhuriyet baş savcısı.. chp vekili.. sosyalist mi?.. açıkça ben sosyalisttim dememiş.. ama solcu.. kısaca.; kişisel olarak dünya görüşü., sempati-empatisi şudur-budur net bilmiyorum.. bildiğim ya da algıladığım şey şudur.; ilhan cihaner... bir konseptin önemli bir elemanıdır.. bu konsept.; t.c. sistemini kökten değiştirmeyen ama önemli oranda "demokratikleşerek" farklıları bir arada(sistem içinde) tutabilecek bir yeni reorganizasyon konseptidir..
aynı şekilde istanbul-chp il başkanı canan kaftancıoğlu da buna dahildir ve imamoğlu bu ekibin bir aracıdır.. ama kendi içlerindeki bir konsersium adına ortak adaydır..

belirtmiştim.. yeni sürecin politik zeminleri düzenleniyor.. bir tarafta sağ-sol devletçi-milliyetçi kesim.; bu kesimin başat simgeleri solda aydınlık ve dolaylı olarak t"k"p vs. ödp ise bu noktada içinde netlik sağlayamadı.. aynı şekilde başat yürütücüsü olacak chp de netleşemedi..mhp yi saymadım.. bu parti devlet kurumudur.. her renge girebilir.. ama iyi parti ayrışmasına bakarsak., mhp olarak bu zeminde yer alacak.. yine bu kesimin mali oligarşi küresel konseptine dahil olduğunu söyleyebilirim.. diğer tarafta. sağ-sol devletçi liberal kesim.; bu kesimin başat simgeleri henüz parti olarak etkin değiller bu görev hdp ye yüklenmeye çalışılıyor.. yine chp içinden bir kesim ile ya chp üzerinden ya da sodep-shp gibi bir partiile yola devam diyecekler.. hangisinde başarılı olunacak ise başat yürütücüsü olacak.. yine bu kesimin mali oligarşiye muhalif küresel konsepte dahil olduğunu söyleyebilirim..ama içine ajan sızabilir.. ve üçüncü yol.; hdk/hdp olarak başlayan bu süreç ne yazık ki ciddi baskılar ve tasfiyelerle örselendi ama hala ayakta çünkü ana başat merkez başka alanda bu yüzden kitleler bu zeminden uzaklaştırılamıyor.. öyle görülüyor ki., bu projede hdp üzerinden yürünemeyecek ya chp ya da chp içinden ayrı bir parti ile olacak.. o zaman.. şimdi hdp de olan bir çok kişi buraya gelir..

toparlarsam..
ilhan cihaner yazısı bu anlamda önemli.. ve dikkat edilir ise., ciddi bir iddia ve görev insanı gibi yazmış.. burada asıl dikkat çeken cümle şudur.. Sanırım önümüzdeki günlerde iktidarın yıkımı ile mücadele etmek kadar bu “sanki solu” deşifre etmek de önemli olacak.
"sanki sol" çok anlamlı bir tespit ve tanımlama.. "sanki" olmayan sol nedir? tarifi var mı?..
Sola ve demokratlara düşen, genel olarak emperyalizmin ve iktidarın rolünü bıkmadan usanmadan deşifre etmek ve ezilenlerle dayanışma olmalı. Dış politika, sığınmacılar, ekonomik tercihler, güvenlik harcamaları… bunların tamamı ile ilgili tutumlar siyasi yelpazedeki yeri de belirler. Onayı ve desteği solun/sosyal demokratların/sosyalistlerin kitlesinden ve değerlerinden alıp tam tersi politikalara hizmet eden figürler, yanlış bir sol anlayışını git gide yerleştiriyorlar. burada var gibi!! görünse de görünen şey liberal sol demokratizm.. sanki olmayan sol bu olsa gerek..

bir devleti emperyalizmden ayrı tutmak bu "solun" işleridir.. adı sosyalist olan bir devlet bile bir şekilde emperyalizm ile ilişkilidir.. rkonomik tercihler buna bağlı olagelir.. geçmişte sscb bile bu anlamda farklı olamadı.. emperyalizmin güdümünde bir devlete yatırımlar yaptı.. ticaret yaptı.. ve aslında kendisi de bir çeşit emperyal devletti.. şimdi çin bu noktada çok daha açık-net..
kısaca.. devlet merkezli bir sol her zaman "sanki sol"dur.. ama sosyal faşist ama liberal sonuç olarak "sanki sol"dur..
peki.... cihaner'in deşifre etmeliyiz dediği "sanki sol" hangisi? oluyor.; rakipleri olan sosyal faşist soldan bahsediyor.. özellikle chp içindeki diğer kanattan bahsediyor.. çünkü canan kaftancıoğluna açılan dava aslında chp-akp ortak operasyonudur.. chp içinden kaftancıoğluna tepkiler başından sürecin beri vardı..

görülen o ki.: gerek t"k"p gerek ödp ve vatan partisinde başlayan tartışmalar-ayrışmalar chp içinde de hızlanacak.. şu aşamada kim gerçekten nerede belli değil ama yakında netleşecek.. tek sıkıntı hdp dizaynında yaşanıyor.. ana kadrosu içerde "emenetçilerle" yürüyen hdp bu şekilde dizayn edilemedi.. ana kadro ikna edilmeli ama nasıl?.. kısaca.; dizayn yerine proğram-uzlaşma olur ise süreç ilerler.. anladığım kadarıyla bu görüşmeler sürdürülüyor.. dilerim bir yeni "çözüm süreci" kazığı yemeyiz.. çözüm sürecine kazık derken sürece itiraz etmiyorum.. sürece dahilolmak doğru idi ama temkin elden bırakılmamalıydı.. yine sürecin içindeki ajanlara dikkat edilmedi.. koşullar uydu(gevşeme var) dedikleri anda süreci bozarlar..
merdan yanardağ gibi birisi ile cihaner-kaftancıoğlu projesi güvenli değildir.. çünkü ana amaç belli.. hdp dizaynı.. neyseki işin farkında olanlar olması gerekeni söylüyor.. "imralının işin dahilinde olmadığı hiç bir proje yürümez"..

bakalım.. cihaner "sanki sol" ile nasıl mücadele edecek ve ne kadar samimi.. göreceğiz.. özellikledeşifre işine nereden başlayacak.. mültecilere karşı tavırlar örneği üzerinden bakarsak olumlu görülüyor.. bu açıklamaların türkçe meali kürtlere karşı duruş değişmeli oluyor.. ne zaman açık ifadelere başlar ise o zaman samimiyet ya da ciddiyet görürüm..
 
#3
Akp Faşizmini başka bir faşist partiyle ittifak yaparak yıkmaya çalışmak bana hiçbir zaman devrimci bir duruş olarak gelmedi. Hdp içerisindeki emanetçiler Pkk nin talimatlarını dinledi ve Koç Holdingin ve Fethullah Gülenlerin desteklediği İmamoğlunu destekledi. Kürtlerin desteğini arkasına alan en az Manukyan kadar zengin olan İmamoğlu Belediye başkanı oldu. Yeni bir müteahhit daha dünyanın başına bela oldu. Trilyonluk mal varlığıyla övünür hale geldiniz. Rojavada Devriminde yoldaşlarımız öldü. Devrimi Amerikan bayraklarına , İstanbul’u ise Amerikancı bir Kemalist Partiye teslim ettiniz. Suat abi Sen devyol çizgine 80 öncesi çizgine geri dön. Hdk ve Hdp ve Tkp ve Ehp gibi partiler hiçbir zaman 80 öncesinin Devyol ve Devsoluyla karşılaştırılamaz. Seni çok iyi anlıyorum ancak onurlu bir yalnızlık namussuzlar ile ittifak yapmaktan daha iyidir.
 
#4
Akp Faşizmini başka bir faşist partiyle ittifak yaparak yıkmaya çalışmak bana hiçbir zaman devrimci bir duruş olarak gelmedi. Hdp içerisindeki emanetçiler Pkk nin talimatlarını dinledi ve Koç Holdingin ve Fethullah Gülenlerin desteklediği İmamoğlunu destekledi. Kürtlerin desteğini arkasına alan en az Manukyan kadar zengin olan İmamoğlu Belediye başkanı oldu. Yeni bir müteahhit daha dünyanın başına bela oldu. Trilyonluk mal varlığıyla övünür hale geldiniz. Rojavada Devriminde yoldaşlarımız öldü. Devrimi Amerikan bayraklarına , İstanbul’u ise Amerikancı bir Kemalist Partiye teslim ettiniz. Suat abi Sen devyol çizgine 80 öncesi çizgine geri dön. Hdk ve Hdp ve Tkp ve Ehp gibi partiler hiçbir zaman 80 öncesinin Devyol ve Devsoluyla karşılaştırılamaz. Seni çok iyi anlıyorum ancak onurlu bir yalnızlık namussuzlar ile ittifak yapmaktan daha iyidir.
sevgili dinç... senin yanıtından yola çıkacağım..
1- ne diyorsun.; emanetçiler.. ben bu tanımı ironik kullandım.. aslında emanetçi değiller., hdp değişimi için görevliler ama taban üzerinde hakimiyet kuramadıkları için zorunlu olarak ana çizgiden tam olarak sapamıyorlar.. demem o ki., bu ekibi doğru tanı.. ama direk tavır almanın anlamı da yok.. legal demokratik alan siyasetinde bu tür "ortak" yürüyüşler olur ama bir yerde taraflar açık olmak zorundadır.. ya kalır ya da çeker gider..kalırsa.,süreçlerini uzatmaya almış demektirler olsun çatışma yerine bu iyidir.. kalmazlar ise ciddi yeni bir proğramgelişiyor demektir bu ayrı bir dert olur..
hdp ana kadrosunun rehin alınması üzerine bu ekip geldi.. itiraz edilmedi ama çizgi dışına çıkmaya da izin verilmedi..

şöyleki.; 2- imamoğlu "desteği" sürecine döneyim.. "emnetçiler" yuvarlak laflarda., tıpkı türk-solu gibi destek sundular ama itirazlar oldu.. doğru tarz açıklama demirtaş üzerinden gelince itirazlar durdu.. mesele açıklama kimin üzerinden olursa geçerlidir meselesi değildi.. "desteğin" karakteri ve sonrası ile ilgili sıkıntı vardı.. düzeltme yapıldı., süreç devam etti.. ve aynı zamanda bunlara çizgi dışında davranamazsınız denildi.. anımsayın.. seçimlerin ilk başlarında hdp adı ağza alınmıyor aksine ilgimiz yok deniliyordu.. "açıklama" yapıldı tarz değişmedi.. çünkü bu ekip ve açıklamasına göre "tatava etme oy ver" tarzı işletilecekti.. ama itirazlar gelince ve demirtaş açıklaması ile renk değişince haliyle hdp adı anılmaya bailandı..
yani.: bizim bir çizgimiz ve proğramımız var.. oylarımızla hatta partimizle değil bu proğramla ilişkileneceksiniz.. yani.:sizin proğramda bizim proğrama uygun duruşlar göreceğiz denilmiş olundu ve kabul gördü/şimdilik..

geleyim sana.......
Akp Faşizmini başka bir faşist partiyle ittifak yaparak yıkmaya çalışmak bana hiçbir zaman devrimci bir duruş olarak gelmedi. bahsettiğin sanırım iyi parti de.. chp/kılıçtaroğlu kadrosu faşist değil mi?.. dokunulmazlıklara oy veren chp.. sınır ötesi maceraya onay veren chp vs. vs. demem o ki., pkk işin bu yanında değil..pkk sadece legal demokratik alanda akp geriletilmesi olayına engel olmayız., koşullu destek sunarız demiş oldu.. koşul.; kendisi ile ilgili değil., genelle ilgili.. demokratikleşmede ciddi adımlar..

Hdp içerisindeki emanetçiler Pkk nin talimatlarını dinledi ve Koç Holdingin ve Fethullah Gülenlerin desteklediği İmamoğlunu destekledi. sanırım ak basından etkileniyorsun.. koç holdingin imamoğlunu desteklediği varsayımın yanlış..koç holding taraf tutmaz hepsi kendi araçlarıdır.. fetullaha gelince.; akp karşısında olan herkesi desteklemesi doğaldır ama kazın ayağı öyle değildir.. alt tabanında böylesi bir tepkisel tavır olabilir ama cemaat sadece mali oligarşi konseptini dinler.. gerekirse gizliden akp yi destekler ama muhalif ayaklarında.. yani.; klasik pkk-pyd-fetö söylemlerinden etkilenmişsin..

Devrimi Amerikan bayraklarına , İstanbul’u ise Amerikancı bir Kemalist Partiye teslim ettiniz. amerikancı olmayan kemalistler mi? var.. ya da ingilizci ya da almancı olanlar da var mı?.. emperyalizmi sadece abd ile tanımlama yanlışlığıdır bu.. amerikancı kemalistlere göre papua yeni gineci kemalistleri yeğlerim der gibi.. istanbul da değil.. mali anlamda ve toplumsal taban anlamında bir güç zemini mali oligarşi taraftarlarından liberal burjuva taraftarlarına geçti.. belediye seçimleri devrim değildir.. tkp geldi de devrim mi? oldu.. öyle sananlar var.. ama seçimi kazanan tikko artığı bir hareket ama adı tkp üstelik ibocuyum der ve tkp çizgisine sosyal-faşist der.. gibi..
Suat abi Sen devyol çizgine 80 öncesi çizgine geri dön. Hdk ve Hdp ve Tkp ve Ehp gibi partiler hiçbir zaman 80 öncesinin Devyol ve Devsoluyla karşılaştırılamaz. Seni çok iyi anlıyorum ancak onurlu bir yalnızlık namussuzlar ile ittifak yapmaktan daha iyidir.
dev-yolu çok iyi bilirim.. çizgisi yoktur.. var sandık ama aslında thkp çizgisi tasfiyesi imiş.. o yüzden asla geri dönmem.. devsol ise dev yolun ne oluyor lan diyenlerin tepki hareketi idi ama zamanla ulusalcı ve kontra oldu.. yani.; tasfiyecilerden "kurtuldular" bşir başka tasfiyecilere kapıldılar..
ayrıca.; 68 dönemi gerçekten inanmış-kararlı devrimci bir ruhtu ama ideolojik olarak çok zaaflı idi.. olumlu yanları üzerinden yükselip., eksikleri tamamlaması gereken 78 ruhu ise ruhunu sattı.. daha doğrusu satıldığını 12 eylülde gördü ki., bazıları satışa dahil olmayı ya da susmayı tercih etti..

anlayacağın bir yere dönmeme gerek yok.. geçmişin doğruları üzerine yeni doğruları ve başarıları eklemek gerekir.. ama hala eskilerde nostaljik takılı kalırsak., aslına döneriz.. yani.; 1960 ları chp ml sine öncesi olarak da kadroculara ve öncesi olarak da teşkilatı mahsusasına..
işim olmaz...
 
#5
İyi partiyi aklıma bile gelmemişti.Faşist partiden kastım CHP idi. Belediye başkanı adayı olmaya çalışam sözde devrimcilerin sözde yoluna dön demedim. Gençlik yıllarında tek devrim yol diyenleri kasıt ediyorum.
 
#6
İyi partiyi aklıma bile gelmemişti.Faşist partiden kastım CHP idi. Belediye başkanı adayı olmaya çalışam sözde devrimcilerin sözde yoluna dön demedim. Gençlik yıllarında tek devrim yol diyenleri kasıt ediyorum.
düzeltmen için teşekkürler ve özürler.. şimdi daha doğru algıladım..
haklısın.. dediğin anlamda geriye dönüşü temel alma teklifine katılıyorum..
 
#7
bayram sonrası bir "haber" hayırdır bayram değil seyran değil sözüne denk düştü ama bir gün öncesi bayramdı..
akp sürecinin basın ayağı olan taraf gazetesi yazarı olarak bilinir.. kod adı!! "balıkçı" ama sıradan bir balıkçı değil.. 2013 nisan ayında bir "haberi" olmuştu....
(Eski Türkiye Başbakanı) Erbakan döneminde görüşmeler var. (Eski Başbakan) Çiller’in var. (Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan) Özal dönemi var. 1991’de HEP-SHP ilişkilerinin Meclis’e taşınma olayı var. Gazeteciler veya medyadaki çeşitli isimler aracılığıyla, bürokrasideki insanlar aracılığıyla görüşme trafiği olmuştur.
.. Hep kapalı devre çalışmış bir devlet var. Bu devlet böyle bir dönüşüme karar veriyor. Bunun dirençle karşılaşmaması mümkün mü? 1993, 1996 gibi zamanlarda kuşların bile öldürülme korkusuyla ülkeyi terk ettiği bir dönem yaşadık.
Ama bu aynı zamanda devlet içinde de bir kavgaydı; Susurluk, 28 Şubat dönemlerinde olduğu gibi. Seçilmiş bir iktidarı her türlü entrikayla devirme süreci. Hem devletin kendi içinde kavgasının, hem de bölgesel güç alanlarına göre direnmesinin veya açılmasının ve başını ABD’nin çektiği güçlerin bu dünyayı yönetmesinin yarattığı basınç. Tüm bunlar bu sürecin buraya kadar uzamasına neden oldu.
... Birincisi, bu devlet Kürt meselesini farklı yöntemlerle çözmek için akla hayale gelmeyecek her yöntemi denedi. Bu denediği şeyleri belki 5-10 yıl sonra öğrenebileceğiz. 1990’ların deyimiyle, 'oralarda neler olduğunu' bilme şansımız yok.
..
2012 Şubat’ta Öcalan’ın Başbakan’a gönderdiği mektup vardır. “Bu bir darbe girişimidir. Müdahale etmek gerek,” diyor. “Orta Doğu’daki gelişmeler sizi de beni de götürecek gelişmelerdir,” diyor. Bilinenin aksine bu görüşmeler hiç kesilmedi ama düzeyi farklılaştı. Düzeyin en yüksek evreye gelmesi Eylül’e denk geldi ama öncesi var.
Çekilme takvimiyle ilgili bir öngörünüz var mı?
Evet, 1 Mayıs’ta çekilmenin başlayacağını öngörüyorum. 18 Eylül 2012’de söylemiştim. "1 Mayıs’ta çekilme olacak" demiştim
.
dediği yaşandı..ama yine bahsettiği gibi.;
Hep kapalı devre çalışmış bir devlet var. Bu devlet böyle bir dönüşüme karar veriyor. Bunun dirençle karşılaşmaması mümkün mü? 1993, 1996 gibi zamanlarda kuşların bile öldürülme korkusuyla ülkeyi terk ettiği bir dönem yaşadık. Ama bu aynı zamanda devlet içinde de bir kavgaydı; süreç bozuldu..

"eski" balıkçı şimdi yine devreye girdi..
Uzun bir zamandır Fırat’ın doğusuna bir askeri operasyon yapılacağına dair yazılan ve söylenenlere baktığımızda bunun neden mümkün olamayacağını geçen yazımızda biraz açmaya çalışmıştık. Fakat gelen eleştirilerin ortak noktası Türkiye Afrin’e girdiğine göre Fırat’ın doğusuna da girer saptamasıdır.

Afrin birçok nedenden ötürü feda edilebilecek bir bölge olduğu için Türkiye Afrin’e girdi…
1- Afrin Rus hava sahasında ve kontrolünde bir bölgeydi. Ruslar açısından Türkiye’nin Afrin’e girmesi kendisine Suriye’de daha fazla avantaj sağladığı için de feda edilebilir bir bölgeydi. Afrin’den sonra da zaten hiçbir bölgeye Türkiye’nin girmesine izin vermedi Ruslar.
2- ABD açısından; Kürtleri kendisine daha çok mecbur kılmak açısından Afrin feda edilebilecek bir bölge olduğundan ve kendi kontrolünde olan bölgelerde Türkiye’ye izin vermeyerek Kürtleri koruma stratejisini kalıcı bir ilişkiye dönüştürerek Afrin’e sesiz kaldı.
Tıpkı 2012 Temmuz’unda İran ve Suriye yönetiminin Esad gitmesin diye sesiz kaldıkları Rojava hamlesi gibi…
Eğer bugün Suriye olup bitenleri doğru okumak gerekiyorsa bir çatışmanın değil bir uzlaşmanın olacağını öngörmek için kahin olmak gerekmiyor.

açıklamasının yanında.. …Anahtar sözcük; ‘Eylül ayında Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleden vazgeçmektir… diye ekliyor..
https://nupel.net/ilhami-isik-baris-ve-devlet-akli-39754h.html

yine de hemen çözüm süreci başlar mı? acaba!! demeyin... burası türkiye ve joan baez tespiti geçerli

yazıma ayrı bir başlıkla devam edeceğim..
 
Üst