iç savaş argümanları

#1
türkiye cumhuriyeti tapulu arazisi içinde yaşayan "canlıların" bir kesimi travma ile karışık akıl tutulması yaşamakta ve bir kesimi barbarlaşmakta, bir kesimi iyice riyakarlaşmakta bir kesimi de bunları görüp., çözüm üretecek tarzı tutturarak direnmeye çalışmaktadır..

bilerek türkiye cumhuriyeti tapulu arazisi içindeki "canlılar" tanımını kullandım..

çünkü., yaşananları., bilince kirli biçimde kodlanmış., vatan-ülke sınrları içinde anlamak olası değildir.. öncelikle bu formattan çıkmak gerekir.. kim çıkamıyorsa., bilinçli yada ahmak olarak sistemin yedeğine düşecek hatta malzemesi olacaktır..

kobane ile suruç aynı şeydir.. barbarlar(siz bunu kapitalist egemenler ve onların çakalları anlayın)., kobane'nin yüreğini kanatırken acısını kardeşi suruç aynen yaşıyor.. kobane'de bir kişi ölürken suruçda bir kişi ölüyor.. alman kapitalistlerinin yaptığı ve ingilizlerin cetvel olarak kullandığı demiryolu iki devlet arasında sınır olabilir., meşru da olabilir ama toplum nezdinde., ne sınırdır ne de meşrudur..

bu anlamda kürdün ciğerine bıçak sokuluyorsa tüm kürtlerin haykıracağı ve tepki vereceği şaşılacak bir şey değildir.. bu bıçağın sapında ay yıldız varsa bu bıçağın imalatında 1923 cumhuriyeti ve liderleri varsa ve yıllarca bu bıçak kürtlerin ciğerleri üzerinde iş yapmış ise., kimse büst yakıldı bayrak yakıldı diye höykürmesin.. ya o ayyıldız ve cumhuriyet kürde gerektiği gibi yaklaşsın yada bu nefrete şaşırmasın..

elbette.. politik olarak bakıldığında bu aşamada işletilen sistem proğramı karşısında duygularla değil akıl ile hareket etmek gerekir.. bu anlamda bu ve benzer olaylar karşısında., hdp ve kürt siyasal önderleri akıllı mantıklı açıklamalar yapmakta., itiraz etmekte., durdurmaya çalışmaktadır..
bu ayrı bir şeydir.. bu tepkinin üzerinden ekmek çıkartmaya çalışmak ayrı bir şeydir..
ikincisi fırsatçılık., sosyal-şövenlik ve sistemin faşist linç politikalarına zemin hazırlamaktır..

kobane üzerine yapılan eylemlere devletin yaklaşımı tıpkı gezi süreci gibi kışkırtıcı., haklı öfkeye benzin sıkma şeklinde oldu.. kürt halkının serhildanını şiddet sürecinde kışkırtıp., k-kürdistanda bir iç savaş görünümü ile., batıdan da kendine toplumsal vandal desteği yaratıyordu..
böylece rojavada başlayan sosyal-toplumsal devrim k-kürdistana da sıçramakla kalmayacak batıya da yansıyacaktı..
çünkü türkiyesolu ve buraya yakın toplumun kobene sahiplenmesi halkların-toplumsal farklıların eşit-özgür-demokratik birlikte yaşama birbirinin sorunlarını anlama ve sahiplenme ve böylece asıl hedefe yönelebilme sürecine sokmuştu..

devlet kürt halkının serhildanından çok., bu serhildana batıdan gelen ve her şeyi ile insanlık kokan desteği ve ortaklaşmasını önemsedi.. gerilen ortamın iç savaşa doğru evrilmesi ilerledikçe., türkiye toplumu ve özellikle sol'u kesin net ve açık bir taraf tercihi zorunluluğu yaşadı..

işte bu gelişme karşısında devlet., işlettiği denetimli iç savaş sürecinin varacağı yerden rahatsız oldu.. hemen pozisyon değişikliğine gitti..

bu satırları yazarken haberlerde karşılıklı sağduyu çağrıları "hikayeleri" anlatılıyor.. hikaye derken olmadığı anlamında demiyorum.. devlet basınının riyakarlığını kasdediyorum.. bu yazıyı yazmayı bekletmiştim.. çünkü böylesi bir gelişmeyi bekliyordum.. tersini de bekliyordum.. yani iki ihtimalden ikisinini de bekliyordum..

buraya virgül koyup bu gelişmeye değineceğim..
 
#2
son 3-4 gündür yaşananlar politik sürecin çok derin ve karmaşık bir ara aşamasıdır..
kobane üzerinde başlayan dayanışma eylemleri kürtlerle türkiyenin batısının ortaklaşması sonucundan daha derin bir anlama sahiptir..

öncelikle bilinçlerdeki betonlaşmış vatan kodlaması sarsıldı.. bu vatan sınırlarının ne kadar anlamsız ve gayrı meşru olduğu bilince çıktı.. suruç ile kobane'nin aslında bir sokağın iki yakası olduğu bizzat çıplak gözle görüldü..
ahmet arif'in 33 kurşununda yıllar önce ironik anlattığı satırları ezbere bilen ama içeriğine giremeyen türkiyesolu(chp-ml dahil) şimdi bilincine erdi..

haliyle kurucu devlet partisi chp bunu ilk farkeden olarak sahneden çekildi.. kılıçtaroğlu 2 gün önce sokakdan çekiliyoruz dedi.. chp'nin bu davranışına türkiyesolu içinden yanıt geldi.. haliyle kıvırtarak geldi..

kesk grev kararı aldı ama ciddi bir tek çalışması yok.. şubelerine yönelik ne baskısı var ne özel çabası var.. eğitim sen daha "radikal" çıktı.. gecenin 10'unda bir gün evvel başlatma kararı aldı.. kürdistanda halk zaten sokakta haliyle ksk üğzyeleri de sokakta.. zaten hayat durmuş.. batıda gecenin 10'unda alınan eylemi kim duyar kim katılır..

sakarya ilinde bu anlattıklarım harfiyen yaşanmıştır.. diğer illeri de herkes oturduğu yerden analiz etsin..

gündüz kurumlar-partiler arandı ne yapabiliriz soruldu.. bayramdır bayram bitince görüşelim diyen çıktı.. arkadaşlarla konuşalım döneriz diyenler çıktı.. bu "muhabbetler" sürerken., sakarya ve ilçelerinde 6 bölgede eylem yapıldı.. ama sadece kürt halkı yaptı..
ertesi gün toplanılacaktı.. ilk mızırdanma kesk şube başkanından çıktı.. çünkü chp siyali vermişti.. sokağa çıkmayın..
sakarya uygun değil., ortam gergin.. grev bile nasıl yapılacak vs. vs. geçmişte tkp chp sol içi taşeronuydu şimdi bu misyonu ödp aldı.. yapmalıyız-etmeliyiz.. AMA.. !!!

AMA!! .. sonunda..
zorunlu cümlelerle dolu hamaset sonrasında kesk şube olarak yanlız başına kimseyi istemeden bir basın açıklaması yaptı.. kalanlar da çamura yattı..

GEREKÇE Mİ??!!!
BÜST-BAYRAK-MARKET ZİNCİRLERİ VE ÖLÜMLER..
SADECE KOBANE SORUN DEĞİL SORUN BAŞIMIZDAKİ DİKTATÖRLÜK KOBANE İLE SINIRLANDIRMAK YANLIŞ VS. VS.

işte bu dil iç savaş argümanlarıdır.. ama sistemden yana argümanlardır..

kahrediyorum.. öfke doluyum..
hadi chp-ml'leri anlarım.. büst-bayrak kutsallığı!! ve kürt fobisi var.. ya türkiyesolu.. 12 eylülde o bayrağın sopası kıçınızda ve başınızda bela değilmiydi.. o büst size karşı aşağılanma teslim olma simgesi olarak kullanılmadı mı?.. size ne oluyor..
sistemin iç savaş hazırlığı sürecindeki argüman ve araçlarını kullanmak size mi? düştü..
siz bunları 70'li, yılların sonunda yaşamadınız mı?..

bugün ödp olarak "dönüş" yapmış eski dy iç savaş tespiti yapmış dy.; bu iç savaş sürecinde devrimcilere karşı işletilen argümanları bizzat yaşamadı mı? meşru seçimle kazanılmış fatsa belediyesine saldırı bahanesi aynı argümanlar değilmiydi.. "aydınlık" ve tkp ve muadillerinin bu noktada nasıl bir pozisyon aldıklarını unuttular mı?..

şimdi aynı misyona soyunmuşlar.. bakıyorum.. her yerde büst ve market bankamatik ve devlet dairesi binaları savunmaları.. kaç tane büst yıkıldı kaç bayrak yakıldı.. da konuşuyorsunuz..
şu anda hala devlet basınında örneğin cüneyt özdemir itinin proğramında ümit fırat gibi devşirme kürtlerle bu dil işletiliyor.. bu dili kim nerede kullanıyorsa.. ve kendine solum diyorsa.. o sol değil., aşağılık yaratığın ta kendisidir..

devlet makarayı geri sarmaya başladı.. baktı işler farklılaşıyor.. makarayı geri sarmaya başladı ama sararken yine kürt özgürlük mücadelesinin üstüne "sarıyor"..

iç savaş sürecini başlatan devlet oldu.. ama geriye saran da devlet oldu diyor ve virgülü kaldırıyorum..
 
#3
t.c. ve hükümeti., son bir kaç günde özellikle k-kürdistanda bir iç savaş süreci başlattı..
öncelikle belirteyim.. kürt özgürlük mücadelesi ve öncü-önderlerinin henüz böyle bir kararı yoktu.. sadece böyle bir sürecin hazırlandığı-zorlandığı söyleniyor ve buna hazırız diyorlar devlete "akıllı ol" diyorlardı..
kobane özelinde yoğunlaşan ama bölgede ciddi bir kürt katliamı sinyali veren özünde rojava halklar devrimini boğmak olan savaş zaten yeterince yoğunlaşılan olgu idi.. t.c. sınırlar içinde yapılan ilk eylemler genelde daiş çetelerinin hareket kolaylığını engellemek ve aynı anlamda t.c. desteğini deşifre edip engellemekle sınırlı idi.. eylemlere batıdan insan sesi yanıt verdi.. ses vermekle kalmadı bölgeye aktılar.. işte bu gelişmeyle birlikte t.c. anında iç savaş görünümü yaratacak yönelimlere başladı.. gereksiz sert müdahalelerle ortam gerildi.. yetmedi.. devreye kontralar girdi.. bir anda ortaya iç savaş görüntüsü çıktı..

yine de.. batıdan gelen insan sesi susmadı.. bölgeye akışı durmadı.. halk ölümlere karşın sıkıyönetimlere karşın durmadı.. klasik söylem ile "batı ile doğu" kaynaşmaya başladı.. kobane nedir? bilince çıkmaya başladı.. suruç'a giden "beyaz"ları dinledim.. suruçile kobane kelimesini araya sınır koyup konuşmuyorlardı.. ahmet arif 33 kurşunu gibi konuşuyorlardı..

devlet bu gelişmeler karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.. devam etseydi... kutuplaşmada başarılı olacak ama sonucundan zarar görecekti.. k-kürdistanda devlet desteği ile yaratacağı taraftarlar bir anlam ifade etmez.. etse idi korucular ederdi.. kontra-hibullah ederdi.. k-kürdistanda şiddetin varacağı yer devlet nezdinde kobane de daiş kadar etkili olur.. ve pkk'nin başalatacağı savaş kararı meşruluk kazanırdı..
batıdaki kürtleri bir yerde ezebilse de diğer yerde misli ile karşılğın alacaktı.. en önemlisi uyuyan türkiyesolunu ayağa kaldıracaktı.. gezi sürecinde bu dürtmelerin sonucu görüldü..

devlet., şimdilik durdu.. ama şimdilik durdu.. bu durma aşamasında iç savaş argümanlarını işletecek.. şiddetin iç savaş görünümünün sorumlusu olarak kürt halkı ve özgürlük mücadelesi savunucuları gösterilecek., türkiyesolu bu anlamda yeniden düzenlenecek..
bu ara aşamadaki başarısı oranında yeniden yüklenecektir..

demem o ki.. bu sağduyu hikayeleri kalıcı değildir.. çünkü sağduyu çağrılarında bir taraf samimi ama devlet değil..

yarın(yazarken yarın oldu)., süreç nereye evrilir kesin bir öngörüm yok.. ama kısa bir süre sukunet olacaktır.. işte bu ara aşama çok önemlidir..

ya devletin iç savaş argümanlarına sarılacak ve kürtlerden uzak kalmanın gerekçelerini yaratacaksın..
ya da bu iç savaş argümanlarını deşifre eden tarza yönelip., kobane ile başlayan duygusal ve ideolojik yakınlaşmayı güçlendireceksin..

DİLİN VE DURUŞUN NE OLDUĞUNU., HANGİ TARAF'DA OLDUĞUNU GÖSTERECEK.. KİMSENİN KIVIRTMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR..






 
#4
nesnellik ve irade ve yaşama müdahil olma

....
yarın(yazarken yarın oldu)., süreç nereye evrilir kesin bir öngörüm yok.. ama kısa bir süre sukunet olacaktır.. işte bu ara aşama çok önemlidir..

ya devletin iç savaş argümanlarına sarılacak ve kürtlerden uzak kalmanın gerekçelerini yaratacaksın..
ya da bu iç savaş argümanlarını deşifre eden tarza yönelip., kobane ile başlayan duygusal ve ideolojik yakınlaşmayı güçlendireceksin..

DİLİN VE DURUŞUN NE OLDUĞUNU., HANGİ TARAF'DA OLDUĞUNU GÖSTERECEK.. KİMSENİN KIVIRTMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR..
ortada bir iç savaş yada görünümü yada başlangıcı vs. her ne varsa., kim naıl bir tespit yaparsa.. yaşamda var olan en somut olandır.. bu somutun analizi ve tespit-tanımları farklı olabilir.. haliyle sürece müdahil olma noktasında tarz ve proğram da farklı olabilir..

yaşam.; yarısı dolu-boş bardak gibidir.. hatta içinde bir sürü özne taşıyan bir sıvı gibidir..
bir bardak üzüm suyu içine bir gıdım ekmek atın o şaraba yada sirkeye dönüşür.. aynı şeyi bir çimcik şeker ile de yaparsınız.. yada toplu iğne başı kadar bir bakır ile.. ama hepsinin tadı değişik olur..

bir poşet ham trabzon hurmasının içine bir tane elma koyun., iki güne kalmaz olgunlaşır.. kendi haline bırakın en yakın 1 haftada olgunlaşır.. üstelik herbiri farklı sürelerde olgunlaşır..

demem o ki., herkesin "fikri" kendince doğrudur.. yaşamda illaki bir karşılığı"görülür"(bulunur) ama yaşamdaki duruşu ve işleyişi nezdinde iradi müdahalelerle bu doğru fikir yanlışlara yada bu yanlış fikir doğrulara evrilebilir..

toplum ve toplumsal yaşam., bir bütün olarak., toptan olarak., her ne kadar nesnel olsa da aslında bir dizi öznel iradelerden oluşmuş ve her yöne-biçime dönüşebilecek öznel iradelerin yarattığı bir nesnelliktir..

bu., öznel iradelerin toplamının yarattığı nesnelliğe bağlı kaldığında içindeki bir yada bir kaç iradenin ardından sürüklenirsin.. tek başına irade koyduğunda diğer iradelerin senin iradenle olan ortaklaşma olanaklarını yok edersin.. belki de olması gereken doğruyu kaçırır., olumsuz iradelerin etkin olmasına yol açarsın.. ama., ortaklaşmayı tercih ettiğinde ve doğru ortaklaşmalar yarattığında sürecin nesnelliğini doğru tarzda kullanıp sonuca gidebilirsin..

bu irade ortaklaşmaları karmaşıktır.. kimileri bilinçli bir tercih yapar., kimileri nesnelliğin zorlaması ile eklemlenir..
nesnellik iki karakterle zorlar.. birincisi.; senin iradenin karakterine göre değil., üzerinde ve karakterinde var olan başka iradi etkiler üzerinden seni zorlar.. ikincisi.; süreç içindeki kendi öznel iradenin etkinlik zayıflığından kaynaklı zaafların yarattığı karakterle., kendi öznel iradenin tersi tercihlere zorlar.. bunu bilinçli yaparsın ama gerekçelendirirken birinci şık zeminine düşersin..

en doğru tarz bu tür zorlamalarda kendi öznel iradenin özgür ve eşit gelişebileceği ortaklaşmaları tercih etmek bunu nesnelliğin olumsuz zorlamalarına karşı iradi olarak işletmektir.. yoksa., gerek başka iradelerinin nesnellik üzerinden zorlamalarına mahkum olurken., gerekse., içindeki başka iradelerin etkin zaaflarının kendi öznel iradeni ezmesine yol açarsın..

bunları şunun için uzunca yazdım..
ortada politik bir süreç var.. ve bu süreç t.c. tapulu arazisi ile sınırlı değil., bölge bütünü ile içiçe.. yani politik sürecin asıl işletildiği alan., devlet mülkleri değil., toplumsal yapılardır..

beğen-beğenme., anlam biç-biçme., her bir toplumsal yapı aynı zamanda yaşamın nesnelliği içindeki öznelerdir.. hatta her birini ne? ile tanımlarsan tanımla., o tanımın içinde başkaca tanımlamaları yani özneleri de taşır..

örneğin..
kürt halkı.. kürtler.. kürt siyasalı.. kürt hareketi vs. vs. etnik/ulusal/millet olarak bir toplumsal yapıdır.. yaşam içinde bir öznedir.. sen yok saymakla o yok olmaz.. yaşamda kendi öznel karakteri., iradesi ve işleyişi vardır..
ama., aynı zamanda bu öznel toplumsal yapı tanımı içinde sosyal., sınıfsal bir dizi başkaca özneler-iradeler ve işleyişleri de vardır.. yine her biri içinde sınıfsal özneler vardır.. ve yine bunların siyasal tanımı-örgütlenmesi de vardır..

tüm bu yapıyı sadece kürtler olarak tanımlayıp., etnik/ulusal tanım ile sırnırlamak zaaflı görüştür.. yine kürtlerin ortaya çıkartığı siyasal iradeleri bu etnik tanım dışında ele almak da zaaflı görüştür.. sosyal-kültürell(inanç-mezhep) farklılıklar taşıyan her bir kürt kesimi içinde aynı olarak sınıfsal ve siyasal özneler de vardır.. emekçi bir kürt tanımını., sunni-şia-ezidi yapıları/tanımları içinde görebilirsin.. ve bu her bir yapıdaki emekçi tanımı içinde farklı siyasal tanımlarla yapılaşmış olanlarını da görebilirsin..

yani.. her., bir sunni bir şia bir ezidi kürt yapısı içinde pkk çizgisinde irade ortaklaştırmış olanları olduğu gibi farklı siyasal çizgilerde irade ortaklaştırmış olanlarını da görebilirsin.. bu siyasal irade ortaklaştırmaları içinde türlü nedenlerle emekçi-gundi- egemen kürt tanımlarını da bulabilirsin..
etnik/ulusal ortak sorunlar bunları(sosyal-sınıfsal-inançsal farklıları) siyasal olarak bir kaç yerde iradi ortaklık olarak tasniflemiştir.. bazı sorunlar çözümlendikçe yada yaşamın politik süreci ilerledikçe bu alanlarda yaniden tasnifleme-ayrışma da yaşanır..

yaşama böyle bakmayıp., "kafalardaki" kalıplarla bakan yaşamı doğru yaşayamaz..

aynı şey... türk halkı/milleti/ulusu olarak tanımlanan olgu içinde daha karmaşık olarak vardır.. kürt tanımında bir netlik vardır ama türk tanımında yoktur.. anlaşılsın diye örnekleyeyim.. abaza toplumu evi-köyü dışında türk tanımını taşıyıp., diğerlerine karşı işletirken., abhazya sorunu ile bu "işleyiş" anında sarsıldı.. vatan-millet-bayrak diyenleri bile abhazyaya gitti savaştı ve öldü..
kendilerine öznel iradeleri dışında bir tanım sokuşturan devletin bu konudaki duruşuna rağmen bunu yaptı.. daha da zorlansaydı t.c. ye karşı olacaktı.. zorlanmadı..
ama kobane ile aynı durum yaşanırken., devlet doğal tavrını işletti bu abhaz toplumu buna uydu.. sormadı.. ben aynı durumda iken ne yaptım!!!?? haklı isem kürtler de haklı demedi..
işte bu durumu aymazlık., ahmaklık., bilinsizlik olarak görmek asıl aymazlık ve ahmaklıktır..

bu toplum üzerine giydirilmiş., kişiliksizliği görecek buradan irade koyacaksın.. ama önce sen dik duracaksın..
 
#5
savaşan ben.. ölen ben.. ölmeye devam edin diyen sen!!!! kimsin

bu toplum üzerine giydirilmiş., kişiliksizliği görecek buradan irade koyacaksın.. ama önce sen dik duracaksın..

t.c. tapusu içide yaşayan toplumun analizini doğru yapmak gerekir.. daiş çetelerini tanımlamak kolay.. vahşi., insanlıktan çıkmış., güruh demek kolay.. çünkü şu anda bu karakter ve işleyişi yaşanıyor..
ya t.c. tapusu içindeki biçimlendirilmiş toplumsal yapı nasıl!!! işte burada devreye akıl-ahlak-omurga-gibi kavamlar giriyor..

kobane için ortak tavır içerikli bildiriye imza atanlara bakalım..
DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (DİSK), KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU (KESK), TÜRK MİMAR VE MÜHENDİS ODALARI BİRLİĞİ (TMMOB), TÜRK TABİBLERİ BİRLİĞİ (TTB), İNSAN HAKLARI DERNEĞİ (İHD), TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI (TİHV), HACI BEKTAŞ-I VELİ VAKFI, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEKLERİ (PSAKD), ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEKLERİ, ANTİKAPİTALİST MÜSLÜMANLAR, KAPİTALİZMLE MÜCADELE DERNEKLERİ (KAMÜDER), İSLAMİ HAKİKATLER ARAŞTIRMA DERNEĞİ (İHA-DER), HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ (HDK), HALKIN TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ (HTKP), KOMÜNİST PARTİ (KP), ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ (ÖDP), EMEK PARTİSİ (EMEP), EMEKÇİ HAREKET PARTİSİ (EHP), HALKEVLERİ, HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ (HDP)"
bunların hangisi bu bildirideki amaç konusunda samimi.. hangisinin devlet karşısındaki duruşu net.. hangisi daiş karakteri ve işleyişi ile benzerlik taşıyan başkaca güçlere karşı aynı tavrı almış..

içinde., katliamlar yapmış tsk ve cumhruriyet kurucularını kutlayan ve kutsayanlar yok mu?
örneğin..
HALKIN TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ (HTKP), KOMÜNİST PARTİ (KP), ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ (ÖDP), EMEK PARTİSİ (EMEP), EMEKÇİ HAREKET PARTİSİ (EHP), HALKEVLERİ,
bunlar., cumhuriyetin kuruluşunu ve yaptıklarını değer kabül edenler değil mi?.. 30 ağustos ve 10 kasım için nağmeler döktürenler değil mi?.. kobane'yi yaratan çizgi-örgüt ve halkın 30 yıllık mücadelesine takmadığı kulp kalanlar ve sürekli uzak duranlar değil mi?..
peki.. şimdi kafalarına tuğla düştüde mi? akıllandılar.. HAYIR..
LAİK CUMHURİYETCİLİK VE AKP KARŞITLIĞI NOKTASINDA BU BİLDİRİNİN İÇİNDELER..
karakter aynı.. değişmedi.. devlet karşısında duruşlar aynı.. değişmedi.. kürt özgürlük mücadelesi karşısında duruşları aynı.. değişmedi.. dilleri de değişmedi..

ne "komik" değil mi?
kobane nedir? yada bunlara göre neydi?..
suriye vatanını emperyalist politikalara uygun bölenler.. ortamdan faydalananlar..
ne?! oldu da birden kobane sevdalısı oldular.. orada insanlık trajedisi yaşanıyor.. gerici daiş katlediyor.. doğru da.. aynı kafa-kulak kesmeleri linçleri t.c. tapusu içinde yapanlar ve ellerinde ayyıldızlı bayrak ve kemalin askeri olarak yapanlar ne oluyor.. ve bunlar olagelirken götünü bile kaldırmayan., kürtlerle yanyana fotoğraf veremeyiz diyenler kimler?!.. bu anlamda emperyalizm hikayeleri yazanlar kimler..
daiş kadınları satıyor.,.. akp destekliyor.. doğru da.. ya laik cumhuriyet kurucularının ve desteklediği çetelerinin yaptıkları.. mirasımız dedikleri tkp kurucularını katleden ve komünist kadını satan kuvvacılara ve destekcisi laik cumhuriyet kurucularına da aynı şekilde yaklaşıyormusunuz..

kendi namusunu savunamayan., kendi hesabını soramayıp., katillerinin kıçını yalayanlar mı? samimi olacak ve direnecek..
şimdi bu sefil imamların müridleri savaşın diyor..

yıllarca savaşan savaşın içinde katliamları yaşayan kürt halkı.. yıllarca devletin sol!dan yedeği olarak bu savaşanlara elli kulp takan sizler mi? savaşacaksınız.. sıçtığınız bok belli sonrası da buradan belli.. sizinle nereye kadar gidilir..

kobane çığlık atıyor.. ispanyada çanlar kimin için çalıyor anlamayanlar cumhuriyetçi-devletcilerle anarşist-troçkist avlayanlara bakın.. sscb'den laik cumhuriyete desteğe gelirken., ankarada osmanlı artığı "i.t."ler arasında ilişki tercihi ile iştigal edenler.,
anadolu halkının ne yaşadığını ve ilerde ne yağayacağını.. ne görebilir.. ne anlayabilir ne de gerekli duruşu yaratabilir.. sadece kasabına yandan destek sağlar..

kobane 20-25 gündür bunları yaşamıyor..rojava devrimi başladığından beri yaşıyor..
esad faşist baas rejimi saldırdı.. yoktunuz.. üstelik rojava devrimini emperyalizmin suriye vatanına saldırısında fırsatçılık olarak tanımladınız.. işbirlikçi dediniz..
rojava saldıranlar arasındakiş çelişkilere göre bir dizi işttifaklar aradı.. demediğiniz kalmadı.. ama siz ittifak yapmadınız..

t.c. tapusu içinde kürt halkı 30 yıldır neler yaşadı.. ne yaptınız..
batıda linçleri engellediniz mi?.. önüne siper oldunuz mu? devletin linç toplumu yaratımında ne yaptınız.. linç mantığına soldan!! destek sunan argüman ve pratik işlettiniz.. halen aynı işle iştigal ediyorsunuz..

ortada bir devlet iç savaş konsepti var.. siz bunu 1993-96 da bile görmediniz!! adını koymadınız.. bir adım atmadınız.. köşelerinize sinip., devlet bir söylerken., kürt özgürlük mücadelesine beş söylediniz.. halen de öyle..

gerilen ortamın faturasını kürtler ödeyecek.. direnecekler elbette ama iç savaş sürecine bir adım atıldığında en büyük acıyı-ölümü-yıkımı kürtler yaşayacak.. elbette bu iç savaş adımını atan devletin toplumu da yaşayacak.. o zaman ne diyeceksiniz.. büst yakılır mı? marketlere saldırılır mı? otobüs yakılır mı? vs. vs.
şiddet bir kere başladı mı? nereye varacağını kestiremezsin..

kobane.. farklıdır.. k-kürdistan farklıdır.. hatta t.c. batısı kürtler için çok farklıdır..

iki gün içinde 35 kişi katledildi.. buraya bakan yok.. büstle bakkalla ilgileniliyor.. bazı ahlaksızlar.. pkk nerde diyor.. oysa pkk sizi düşünüyor.. kürt halkı iç göç yaşar.. bir şekilde belirli yerlerde toparlanır.. iç savaşı omuzlar.. ya siz..

edirne de olduğu gibi biz pekakalı değiliz dersiniz yinlerinize çekilirsiniz.. bunlar yaşanmışlığı ile gerçektir..

antep.. linç gösterisi yapıldı.. antep'i sollayacak sakarya!da yaşayan biri olarak biliyorum.. geçmişden beri yaşanan linç girişimlerini ve bu girişimlerde bu "sol"cuların tavrını biliyorum..
bunları söylerken., yargılıyorum ama anlamaya da çalışıyorum.. nihayetinde bu toplum içinde yine bu "sol"cularla birlikte olacağım.. biliyorum.. toplumun vicdanı "sol"dur.. ve "vicdan" komünisttir..
burada eksik-yanlış olan.; "vicdan"ın komünist yanıdır.. yaşanacak bir iç savaş sürecinde bu vicdan olması gerektiği biçimi alır ama çoğu vicdan kararır., düşer..

özgürlük hareketi 1990'dan beri yaşamı analiz ediyor.. yşananları sorguluyor.. kürt halkı tek başına belirli oranda özgürleşebilir ama kürt halkı bu insanlık toplumunun bir parçası.. bu anlamda özgürleşirken., özgürleştirmeli bu nedenle ortaklaşmalıdır.. savaş bu koşullarda ayrıştıracaktır..

sistem savaş istiyorsa hazırdır.. belirtilmiştir.. topyekün bir savaşa hazır olun.. ama.. varsa bir küçük barış umudu bunun için çabalayın..

savaş bir mermi atış ile başlar.. hatta bir kelime ile de başlar.. çok kolaydır.. zor olan., barışı yaatmaktır.. ne kelimeler yeter., ne amakler yeter.. sürekli çaba gereklidir.. barışacağın düşman içinde bile barışa karşı olanlarla sen uğraşırsın.. onların işi diyemezsin..
yerlerde sürünen bir halkı ayağa kaldırabilmiş ve orta-doğuda bir politik halk yaratabilmiş hareket ile ilgili dikkatli konuşun.. çapınız ne? ne yarattınız demiyorum.. ne durumdaysanız ona göre konuşun.. ne yapabilecekseniz ona göre konuşun.. bedelini ödemekten kaçtığınız yada beceremediğiniz en naif ifade ile gücünüzün yetmediği diyeyim.. yerde susun..

savaş.. ne dergi sayfalarında ne de sosyal medyada omuzlanıyor.. savaşı halklar yaşıyor.. özellikle kadınlar ve çocuklar..

hem savaşacak konumda değilsiniz ve savaşanlara elli laf ediyorsunuz.. hemde hamaseti bırakmıyorsunuz..

toplumsal taban anlamında tespitlerim başkadır.. ama bu tabanın üstündeki işmamlar iki yüzlüdür., kontradır.. önce başınızdakileri iyi görün sonra bunca yıldır mücadele edenlerin öncülerine laf edin..

bitmedi.. söylenece daha çok söz var..


 
Son düzenleme:
#6
iç savaş "argümanları" ve antep

iç savaş süreçlerini başladıktan sonrası değil., başlamasına zemin olan ilk aşaması çok önemlidir ve çok karmaşıktır..
hani., "kavga başlamış ölen ölmüş.. şimdi kavgayı kim başlattı!!! bunu mu? tartışacağız" derler ya.. iç savaşlar aşağı yukarı aynıdır..

yine bir yazımda iç savaş tanımı ile ilgili açıklama yapmıştım.. bu tanım., kılıktan kılığa sokuldu ama asıl içeriği şudur.. toplumlar arası savaş..
ister iktidar içi yaşansın., ister iktidara karşı halk muhalefeti ile yaşansın.. bir çatışma/savaşı iç savaş yapan öz içinde toplumsal kutuplaşmanın olmasıdır.. bu yoksa., olan savaşa., iç savaş tanımı değildir..

örneğin bir darbe süreci başlar.. bu darbe içinde darbe olarak gelişir.. ama çatışmalar toplumsal dinamiklerin karşılıklı taraflaşmasına dönüşürse buna iç savaş denir..
yada devletle çatışan/savaşan muhalif bir gücün(siyasi-sosyal-etnik) toplumsal tabanına devletin yarattığı toplumsal taban katılır.. yine iç savaş tanımına girer..

iç savaş süreçleri başladıktan sonra adı konur ama bunun bir ön hazırlığı olur.. bu ön aşamalar bağıra bağıra gelebilir., belirsizlik içinde ilerleyebilir..

t.c. tapulu arazisi içinde uzun süredir yaşanan bir savaş vardı.. adı konulmamış bu savaş iç savaş özelliği taşımasına rağmen., devletin denetimli linçleri ile iç savaş sürecine akmadı.. 1993-96 arasında iç savaş yaşanma olasılığı artsa da bu sefer., kürt özgürlük mücadelesi sağduyulu davranarak bu biçime evrilmesini engelledi..

bu "kürtlerin devletle savaşıdır" diye kendini ayıranlar bile savaşın kendi içinde iç savaş özelliği taşıdığını red etmedi.. ama gerekeni de yapmadı.. bilinçli yada bilinçsiz bu eğilimin argümanlarını devlet yanında kullandı..
itham ediyorum.. çünkü demediler.. devlet iç savaş sürecini zorluyor ama kürt özgürlük mücadelesi buna direniyor demediler.. sürekli bu savaş!! toplumların ayrışmasına neden oluyor diye itham ettiler.. oysa bunu işleten devletti..

şimdide aynı..

bunca yaşananlar sayesinde., zeminsel olarak pişirilmeye hazır bir iç savaş ortamı var.. başlatılmıyor ama kürt özgürlük mücadelesinin her demokratik-meşru tepkileri karşısına tehdit olarak konuluyor..

antep nezdinde yaşatılan çok önemlidir..
neden trabzon-sakarya vs. değil de antep.. üstelik en zor olan bir bölge.. haritaya bakın anlarsınız.. antep üzerinde yaşananların sıradan bir "infial" yada provakasyon olmadığını anlarsınız.. tabi.. öküz veya riyakar değilseniz..

sistem., batıdan önce iç savaşın önemli bir bölgesinde cephe yaratıyor.. elde silahlarla devletin güvenlik güçlerinin yanıbaşında bir güruh.. antep üzerinde başlatılan bu saldırılara aynı şekilde silahla karşılık verebilecek güç yok değil.. ama başlatılmadı.. bunu bile doğru okumaktan yoksun öküzlerle dolu bir türkiyesolu karakteri ve profili var..

t.c. ile pkk yeniden savaşa başlayabilir.. buna hem hazırlığı hem de gücü var.. ama gözlemledikleri çok şey de var..

bu savaş bir kere başladığında nereye evrileceği çok net.. iç savaş vahşi geçer.. metropoller ve t.c. batısında kitlelerin karşılıklı çatışmasından çok., kürtlere yönelik linç ve linçlere tepki olarak yaşamı felç eden eylemler şeklinde gelişir.. toplumsal yarılma ayrışmayla son bulur.. büyük bir iç göç yaşanır.. ve savaş bölgeye yayılır..

sistem böylesi bir savaşın yaratacağı sonuçları kaç defa hesaplamıştır.. bu yüzden başlatmamakta ama "gibi" yaşatmaktadır.. tek taraflı sağduyu bir yerde işlemez hale gelecektir.. şu aşamada kobane nezdinde yaşanan ve yaşatılanlar buna örnektir..

sokağın öbür tarafındaki kardeşlerinin katliam yaşadığını gören bu taraftaki kürtler elbette ayağa kalkacaktır.. yaptıkları şey ne bir isyan ne bir şiddet eylemleridir..
daiş çetelerine yol verilen alanları tutuyorlar ve yaşananları protesto ediyorlardı..

kitleye şiddet ile yanıt verildi.. arabaları yakıldı.. ölümler başladı.. türkiyenin batısından özellikle sol'undan destek gelince sistem şiddeti artırdı ve devreye kontra toplumsal gücünü soktu..

amacı çok açıktı.. öncelikle bir iç savaş görünümü tehditi ile türkiyenin batısından gelen desteği ve ortaklaşmayı engellemek..

işte iç savaş argümanları burada devreye giriyor..

35 insan katledilmiş.. bizzat asker tarafından arabaları yakılmış.. kalkıp., bir iki büst ve okul konuşuluyor.. işin bu yanınla da kalınmıyor.. kontra sol.. savaş kışkırtıcılığı yapıyor.. hpf'nin devreye girmemesini dürtüyor.. itidal demeçleri altında buzağı da değil., deve arıyorlar..

bu argümanlar., sistemin amacına uygundur..

kürtler şiddet kullanıyor.. kürtler savaş yerine emperyalistlerden medet umuyor.. hatta bazıları işi abartıp., son eylemliklerden dolayı kürtler sosyalistleri!! suçlayıp akp'yi övüyor diyorlar..


yıllarca kürt halk direnişinin toplumda şövenizmi-faşizmi geliştirdiği karşılıklı milliyetçiliği körüklediği iddia edildi.. ama k-kürdistanda bir tek "türk" katledilmedi linç edilmedi.. bölgede türkmenleri kurtaran kürtler oldu.. buna rağmen bu argümanları işletmek aleni kontra faliyetti..yaşam zorladı.. kobane üzerinden ortaklaşmalar başladı..bu sefer yine aynı amaçla yeni argümanları ortaya diktüler..

böyle barış olmaz mış!! akp ile barış olmaz mış!.. emperyalizmden yardım istenirmiy miş!..

Kobanê düşerse Kürtlere Amerikalılar silah, AKP’liler de Kürtçe dua kitabı dağıtacak!
Gerçek budur ve işimiz üstüne üstüne gitmektir… (aydemir güler)
bu zibidi.. kobane de yaşananların oyun olduğunu iddia ediyor..
Kolay bir vazifedir ve herkes AKP’ye karşı mücadelede nelere katlandığınızı bildiği için, kimse kalkıp IŞİD umacısı karşısında emperyalizmi ve AKP akladığınızı iddia edemez. Ederse verirsiniz ağzının payını: Her şeyi emperyalizmle açıklayan indirgemecilik diyebilirsiniz veya kısaca “Kürt düşmanı”. Ama zaten siz o ara Kobanê’yle dayanışma halayında olacağınızdan bozguncu sözler boğuntuya gelecektir, büyük ihtimalle
şimdi bunlarla yanyana duralım.. şimdi bunları olası iç savaşda müttefik görelim.. görelim de ağzımızın payını alalım..

içlerinden en "dürüst"!! oloanı bunlardır.. açık ifadeediyor.. bir de hem dodtuz diyen hemde aradan bıçak sallayanlar var.. asıl tehlikeli olanlar bu "tip"lerdir..
"halaya katılır ama tuttuğu eli kırmak için..
 
#7
kobane ve tarihten bir örnek

Dünyanın gözü, İslam Devleti adıyla halifelik ilan eden örgütün hedefinde yer alan, Kürtlerin ‘Kobanê’, Suriye devletinin ve Araplarınsa “Ayn el Arap” yani “Arap Gözü / Arap Pınarı” dedikleri bölgede. En büyük endişe ise, 1915’in acılarına tanık olmuş bu toprakların yeni bir soykırıma sahne olması.

20. yüzyılın başında Kobanê, 1912’de açılan Konya – Bağdat demiryolu hattında sıradan bir duraktı. Son dönemde gündeme gelme nedeniyse, 15 Eylül’de IŞİD’in bölgede gücü elinde tutan YPG’ye karşı başlattığı saldırı oldu.

İç savaş öncesinde yaklaşık 200 bin kişinin yaşadığı, ancak kuzeye gelen göçlerle son dönemde nüfusu katlanan bölge bugün hem IŞİD, hem de YPG için vazgeçilmez. IŞİD, “Ayn el Arap”ı, “Ayn el İslam”, yani “İslam’ın gözü” yapmayı amaçladığını duyururken, YPG içinse Kobanê, hem Rojava bölgesinde ilan ettiği özerk kantonlar arasında en küçük olsa da 19 Temmuz 2012’de fitilin ateşlendiği bölge, hem de Abdullah Öcalan’ın 2 Temmuz 1979’de Suruç’tan geçtiği yer olduğu için önemli.

Bugün Kürt yöneticiler, IŞİD’in Kobanê’nin merkezini ele geçirmesi halinde “soykırım” yapacakları uyarısında bulunuyor. En büyük endişe, 1915’te Ermenilerin yaşadıklarının tekrarlanması.

Yakılan cesetler

Ermeni Soykırımı döneminde bölgede yaşananlar, Almanya’nın Halep Konsolosu Walter Rössler’in İmparatorluk Şansölyesi Bethmann Hollweg’e gönderdiği, Kobanê’den “Arab Punar” diye bahsedildiği raporlarda izlerini koruyor.

Walter Rössler’in 13 Ağustos 1915’teki raporunda, 11 Ağustos’ta kendisine iletilen “Bir Avusturyalının tuttuğu kayıtlar”a değinilmiş. Bu kayıtlarda yer alan bilgilerde, bölgede hayatını kaybetmiş soykırım mağdurlarının yakılan cansız bedenlerinden bahsediliyor: “Urfa – Arab Punar yolu üzerinde, herhalde karanlıktan ceset görmüyordum, ancak bu yolu sürekli gidip gelen arabacım yol boyunca ara sıra yanmış yerleri gösteriyordu –çünkü insan cesetleri bulundukları yerde hemen yakılıyor.”

56 derece sıcakta

Kayıtlarda soykırım kafilelerinin yürüyüşlerine de yer veriliyor: “Bazı kafileler acı içerisinde topallayarak ve çığlıklar atarak ilerliyor. Bir insana rastladıkları anda, bu zavallılardan birçoğu dizleri üzerine çöküp yardım dileniyor ve kurtarılmayı istiyor ya da çocuklarını almaları için sunuyorlar. 56 derecelik sıcaklıkta ve susuz gerçekleşen bu yürüyüşlerde çoğu yorgunluktan ölüyor –geriye kalanların da ölümü kesin.”
Urfa’dan Suriye çöllerine uzanan yolun üzerinde yer alan bölge, çoğu soykırım kurbanı için ölüm yolculuğunun son durağı oluyordu. Soykırımdan kurtulan 1902 doğumlu Suren Sargsyan, Verjine Svazlian’ın çalışmasında ölüm yolculuğunu şöyle anlatıyordu: “Bizi Urfa’ya götürdüler, oradan da çöle, ıssız, sadece birkaç ağacın bulunduğu bir yere sürdüler. O gece yağmur yağdı ve soğuk bir rüzgâr esti. Gece, yüzlerce insan ölmüştü.”

Serdar Korucu


alıntı.....
http://www.solplatform.biz/index.ph...9365dbe6&topic=3258.msg8204;topicseen#msg8204

solplatform'dan yaptığım bu alıntıda anlatılan aslında günümüz kobene ile ilgili anlamlı bir bağlantılıma olayıdır..
kobane'de yaratılan toplumsal örgütlenme., ermeni katliamı ve tüm toplumsal katliamlara karşı direniş ve ortak yaşam anlamında günümüzde bir yanıttır.. yani kobane'ye saldırı ermeni katliamının tarihsel yinelenmesi isteğidir..
 
#8
timsah gözyaşları

türkiye devletçi solundan gelen kobane desteğinin tabanın bazı kesimlerinde samimiyet taşıdığını ama "imam"lardan dolayı çoğunun yalan olduğunu söylemiştim..

daha önce söylediklerini unuttular.,şimdi.. kobane'ye laf söyleyemiyorlar.. ama iç savaş argümanlarını devletten yana işletiyorlar..

özel harp dairesi "sol" basın görevlisi birgün bu konuda uzmandır..

Sokak savaşları ABD'nin saldırısını zorlaştırıyor, koridor açılmazsa yenilgi kaçınılmaz
başlık bu.. başlık bu olduğuna göre bunu söyleyen biri vardır.. ama yazıda bunu söyleyen kimse yok.. söyleyen birgün yorumu..

Kobane’de sokak savaşlarının ABD öncülüğündeki hava saldırılarını zorlaştırdığı belirtildi. Türkiye'den koridor söz alamayan Koabne'de koşulların böyle devam etmesi durumunda yenilgi yaşanacağı iddia edildi.
Radikal İslamcı IŞİD kuşatması altındaki Kobane’de şiddetini artıran sokak savaşlarının ABD öncülüğündeki hava saldırılarını güçleştirdiği belirtilirken, Türkiye koridor açmazsa kentte bozgunun kaçınılmaz olacağı öne sürüldü.

iddia edilmiş!!!., öne sürülmüş!!!... KİM-LER!!!!??

Reuters haber ajansına konuşan Kobane Savunma Organizasyonu Başkanı Esmat el Şeyh, dört gün önce başlayan ABD saldırılarının IŞİD saflarında önemli kayıplara neden olduğunu ancak son iki gün bir hayli etkisini yitirdiğini belirtti.
'DAHA ÖNCE ONLARI TANKLA GÖRMEMİŞTİK'
Buna neden olarak sokak savaşlarını gösteren el Şeyh, “Sorunumuz savaşın evler arasında devam ediyor olması. Bu durum, uçakların IŞİD hedeflerini vurmasını zorlaştırıyor” dedi.

Türkiye tarafından da silah desteği aldığı sıklıkla iddia edilen IŞİD’in her geçen gün daha da teçhizatlı bir şekilde karşılarına geldiğini söyleyen el Şeyh, “IŞİD doğudan tanklar ve ağır silahlarla geliyor. Daha önce onları hiç tankla görmemiştik ama dün T-57 tipi tanklarla geldiklerini gördük” diye konuştu.

'KORİDOR AÇILMADAN KÜRTLER BENZİNSİZ KALAN BİR ARAÇ SAYILIR'
Öte yandan doğu, batı ve güneyden IŞİD kuşatması altında bulunan Kobane’de tek kurtuluş yolunun Türkiye tarafından koridor açılması olduğu belirtildi. Ankara’nın ‘isteksiz’ bir tutum sergilediği koridorun açılması halinde, IŞİD karşısında dezavantajlı duruma düşen Kürt birliklere askeri teçhizat ulaşması çok daha kolaylaşacak.


Suriyeli muhaliflere yakınlığıyla bilinen İnsan Hakları Gözlemevi’nden Rami Abdelrahman, “IŞİD sürekli militan ve teçhizat alabilirken Türkiye Kobane’nin gereken ekipmanı almasını engelliyor. Direnişlerine rağmen, durum böyle devam ettiği takdirde Kürtler benzinsiz bir araç gibi olacaklar” dedi. IŞİD’e karşı savaşan YPG güçlerinin en çok orta menzilli silahlara ihtiyaç duyduğu kaydedildi.
burada.. koşulların zorluğundan başka., koridor açılmazsa yenilgi kaçınılmaz gibi bir anlatım bir cümle var mı?.. birgün.. kına almış., bir yerine sürmek için bekliyor.. dervişin fikri zikrine yansıyor..

bu nasıl bir karakterdir böyle..

kobane'de insanlık direniyor.. bu itler yenilgi hayalleri kuruyor.. sorsan.. yüzsüzce.. koridor açılsın diye haber yapıyoruz derler..

kobane direnişlerinin yarattığı ivmeyi kullanmaya çalışıyorlar.. başka yerlerde nasıl işletiliyor bilmiyorum!! ama sakaryada birleşik muhalefet örgütlenesi adı altında nasyonalistlerle kolkolalar.. ama yine kürtler ve kürtlerin dostları yok..

 
#9
sol gösterip, sağ vurmak

gelinen aşamada ortaya çıkan duruma göre değerlendirmeler ve pozisyon almalar yani misyon işletmeler pasa gaz devam ediyor..

sistemin deformasyonuna "sol"dan "kızıl"bayrak da katılıyor..

Kobanê rüzgarında savrulanlar... - K. Toprak

http://www.kizilbayrak.net/ana-sayfa/makaleler/haber/kobane-ruezgarinda-savrulanlar-k-toprak/

yazının bütününü linkden okursunuz.. ben analizini yapacağım..

Kobanê’de YPG şahsında Kürt halkının sergilediği destansı direniş sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada Kürt halkının onurlu mücadelesine karşı derin bir saygı ve ilgi yarattı.
öncelikle bu tespiti ele alayım.. Kürt halkının onurlu mücadelesine !!!! ilk bakışda masum bir cümle.. elbette kürt halkının mücadelesi ama bu halk gece rüyasında eylem görüp., sabah kalkıp hadi eylem yapalım diye kendiliğinden bir araya gelmedi.. bu halkı örgütleyip., politik bir güç yapıp., harekete geçiren politik bir örgüt var.. ama bu zibidilerin dilinde bu örgüt yok.. sadece halk var.. hadi pkk-hpg demeye yüksünüyorsun bari o direnişi yürüten pyd-ypg adını an..

ayrıca.. bu "halk" bugün direnmeye başlamadı.. 30 yıldır direniyor.. kobane diyorsunuz da t.c. vatan sınırlarınızda kaç serhildan yarattı.. nedense., Türkiye’de değil, tüm dünyada .. derin bir saygı ve ilgi yaratmadı da kapitalizm düşmanı gericilere karşı savaşınca mı yarattı.. kafa kulak kesme tecavüz ise bunu tsk da yapıyordu.. linç güruhları da yapıyordu.. haaa.. o zaman iş başkaydı.. vatanlarına(t.c.) karşı savaşıyordu..

her tarafı ükü yüzlülük timsah gözyaşları kokuyor.. ama.. bu "güzellemelerinin amacı var..

Kontrol edemeyeceği bir çatışma ortamının korkusuna kapılan egemenlerin sığınağı ise bir kez daha İmralı oldu. Bir yandan bildik terör demagojisini piyasaya sürerek katledilen onlarca kişi görmezden gelerek “bankamatik seviciliği” yapan egemenler, diğer yandan soluğu İmralı'da alarak hareketi dizginlemenin yolunu tuttular. Öcalan tarafından HDP'li milletvekillerine ulaştırılan mesaj ile Kürt halkına militan eylemleri durdurma çağrısı yapılırken, HDP başta olmak üzere reformist cenahın tamamı da militan kitle eylemlerinin sorumluluğunu üzerlerinden atarak “bankamatik sevicileri” korosuna katıldılar. Her ne kadar HDP başta olmak üzere reformistler Kürt halkının sergilediği direnişin meşruluğunu dile getirseler de hem militan kitle eylemlerinde ortaya çıkan tablo üzerinden söylemleri, hem de devam eden süreçte hareketi “meşru-demokratik tepki” sınırlarına çeken pratikleri ile Kobanê’de sergilenen onurlu direniş karşısında egemenlerin değirmenine su taşımış oldular. Böylece Kürt halkının devrimci dinamizmini emperyalistler ile yürütülen pazarlığa dolgu malzemesi yapan politikanın da birinci elden taşıyıcısı olduklarını bir kez daha gösterdiler.

öncelikle özel harp dairesi solcusu olduklarını ispatlayan cümleden başlayayım..
Öcalan tarafından HDP'li milletvekillerine ulaştırılan mesaj ile Kürt halkına militan eylemleri durdurma çağrısı yapılırken,
bu çok iğrenç ve çakalca bir söylem.. öcalan böyle bir şey demedi.. aksine direnmelisiniz dedi..
ayrıca.. gerek kobane gerek ise k-kürdistan direnişleri kim-lerin eseri.. sanki kürt halkı kendi kendine direniyor..

bu dil sistemin deformasyon dilidir.. kürt halk direnişini övüyorum ayakları ile bu direnişi yaratan-yaşatan önderliğine ve örgütüne bok atıyor..
bunlar çakaldır bunlar kontradır.. bunlara komünist denilemez..
 
#10
bir tarafınıza kına yakın

sosyalistforum içinde halen duran bir konu ve başlığı var.. bundan önceki yazdığım "kızıl"bayrak mantalitesinin aynısı orada işletiliyor..

bir kaç zibidi-it-çakal sormuş..

ÇAĞRIYI YAPANLAR ORTALIKTA YOK
http://www.sosyalistforum.net/politik-gundem/73051-cagriyi-yapanlar-ortalikta-yok.html

bu zibidiler sormakla kalmıyor., elalemin ... ile gerdeğe giriyorlar.. mahmut alınak gibi bir devşirmenin ağzından soruyorlar..
mahmut alınak ne yapmış ben sormuyorum.. ama alınak ve zibidilerinin sorduğu soruya yanıt geldi.. keşke gelmeseydi..



bu güzel insan ağır yaralı.. kendisi dbp myk üyesidir.. itler-çakallar bu size yetmez mi? daha kimlerin feda edilmesini istersiniz..

 
#11
yaşanan sürecin sınırları kaldırdığını ve politik süreci bölge bütünlüğü içersinde tanımladığını belirtmiştim..
bu anlamda t.c. mülkiyet sınırları içinde işletilen iç savaş argümanları haliyle bölgede de kendini gösterecektir..
düşmanın bildiği ve buna göre pozisyon aldığı bu gerçekliği dostların da bilmesi gerekir.. çünkü yaşamda tezahür eden işlevleri göremezsiniz..

bölgede bir kaç anlayış ve çizginin politik işleyişi var..
1- küresel güçlerin bölge dizaynı
2- bu yeni dizayna direnen bölge eski erkleri
3- bu süreçten kendine zemin yaratmak isteyen bölge güçleri
bu üç sıkın tümüne alternatif olarak.,
4- bölgede demokrasi ve halkların kardeşliği temelinde barışın yerleşmesi..

politik süreç elbette sadece kürt halkının yaşam alanlarında işlemiyor.. sadece kürt halk özgürlüğü temelinde de işlemiyor.. kürt halkının başat olma özelliğinden en önemlisi bölgedeki var olan tapu sahibi devletlerin hepsin var olması ve küresel sistemin denetimi ve istemleri ve proğramı dışında kalmasıdır..

t.c. tapulu arazisi içinde kürt özgürlük mücadelesinin öncü politik gücü pkk karşısına akp ve statükocu devletçi sol! bileşenleri ile karşı çıkılırken., akp yedeğine kürt siyasalı pkk alternatifi olarak sokulmaya çalışılıyor..

barış süreci toplumun genelinin talebidir bu anlamda barış sürecini örseleyen her politik hareket ve politik pozisyon toplum nezdinde olumsuz algılar yaratır..
akp bu anlamda kürt destekçileri ile toplum üzerinde., pkk barış karşıtıdır ve çatışmacı-uzlaşmazdır algı kodlaması yaratmaya çalışıyor..
bölgede ise bunu barzani üzerinden işletmeye çalışıyor..

şengal süreci çok önemlidir.. bölgedeki kaos sürecinin yaratacağı toplumsal yıkım üzerine ciddi bir göstergedir.. ezdi halkının yaşadıkları 1915 ermeni soykırımı., yahudi soykırımı süryani-asuri-alevi soyukırımları anlamında tarihsel bir toplam lokal güncellemedir..

bilindiği gibi.. katliam geliyorum derken., buna müdahale etmek isteyen ypg-hpg güçleri engellendi.. dışardan müdahale ahavası verildi.. ırak merkezi devlet güçleri ve peşmerge var denildi.. daiş çeteleri bunları aşınca anında devreye giren ypg-hpg güçleri katliamın önünü kesti ve şengal ezidi halkını kurtardı.. bunun üzerine utanmadan barzani güçleri sürece ortak olmaya kalktı.. buna da karşı çıkılmadı ama katliamı yaşayan ezidi şengal halkı elbette olan biteni unutmadı..

şengal hala riziko altındadır.. kobane düşerse şengal yine katliamları yaşayacaktır.. yada kobane yenilgisi üzerine daiş çetelerinin bu sefer şengale yığılma yapma olasılığı vardır..

bu anlamda ortak!! komutanlık olarak tedbir alınması istendiğinde barzani güçleri ayak sürümektedir.. biz şengali koruyoruz diye oturup beklemektedir..
bu nedenle şengalde ciddi bir ezidi tepkisi vuku buldu.. bunu süreçle doğru tarzda ilgilenenler biliyor.. ama basına yansıtılmadı..
bu sağduyulu davranıştan faydalanıp ayıbını örtmek isteyen barzani basını., yavuz hırsız misali olayı çarpıtmaya başladı..

yapılan iş.. iç savaş argümanlarının bölgede işletilmesi ile aynıdır ve bütünlüğün bir parçasıdır..

Yazılı bir açıklama yayınlayan HPG Şengal Komutanlığı iki gün önce Şengal dağında gerçekleştirilen bir eylemin Rûdaw TV tarafından çarpıtılarak kamuoyuna yansıtıldığını belirtti. Rûdaw TV’nin HPG güçlerinin halkı peşmergeye karşı kışkırttığı yönünde haber yayınladığını vurgulayan HPG Şengal Komutanlığının açıklaması şöyle:
İki gün önce Şengal dağında halkın bir protesto eylemi gerçekleştirdi. Fakat bu olayın herhangi bir provakatif girişime sebep olmaması nedeniyle ve düşmanlarımıza moral vermemesi için basına vermeyi uygun görmedik. Fakat Rûdaw TV tarafından bu olay çarpıtılarak güçlerimizin halkı peşmergeye karşı kışkırttığı yönünde haber yapılmıştır. Böyle bir şey asla söz konusu değildir; tersine biz halkın teskin edilmesi, herhangi bir olaya meydan verilmemesi için devreye girdik, halkın yatıştırılması için çaba sarf ettik. Buna rağmen olayın çarpıtılmış olmasını kınıyoruz. Ve buradaki süreci iyi bilen Şengal'deki peşmerge yetkililerinin bu konuda yapılan haberin doğru olmadığını ve gerçeğin nasıl geliştiğini kamuoyuna açıklamaya çağırıyoruz. Aksi durumda olayın gelişme süreci ve halkın yürüyüşüne nasıl müdahale edildiğine ilişkin elimizde bulunan görüntüleri yayınlamak zorunda kalırız.
http://www.ajansafirat.com/news/guncel/hpg-sengal-komutanligi-ndan-rudaw-tv-ye-yalanlama.htm

toplumsal devrim artık klasik devlet üzerinde iktidar devrimlerinin aşıldığını orta-doğuda ispatlamaktadır..

türkiyede ne yaşanıyorsa aynısı paralel olarak bölgede yaşanmakta., bölgede yaşanan türkiyede yaşanmaktadır..

düşmanlar bunun farkında.."suriye bizim iç sorunumuzdur"(t.erdoğan)..
bu gerçeklik yeni değildir.. lozan ile birlikte sürekli bilinen bir gerçektir.. sadabad ve bağdat paktları iran-t.c. sınır değişimleri aynı şeydir..

herkes gözündeki at gözlüğünü çıkartsın ve trene bakmayı bıraksın..
tren yolundan oluşmuş sınırlara bakarak öküz analizleri yapmasın..
 
#12
"ne güzel".. pkk eylem yapmaz teslimiyetçilikle itham edilir.. eylem yapar., eylemin tipi!! üzerinde tepiniriz.. üstelik eylemi pkk yapıp yapmadığı belli bile değilken., nasrettin hoca hesabı baştan eleştiririz.. YAPMIŞSA.. !!!

DEVLET İÇ SAVAŞI ZORLAMASIN DA NE YAPSIN.. İÇ SAVAŞ YAŞANMADAN ARGÜMANLARINI İŞLETMESİN DE NE YAPSIN.. ORTADA BÖYLE BİR "MALZEME"DEN YAPILMIŞ SOL VARSA..

resmi olmasa da bir ateş kes ortamı var.. böyle bir ortamda devlet "resmi" eylem yapıyor.. 3 hpg gerillası pusu ile katlediliyor..
çatışma sırasında değil., eyleme giderken de değil., askerin karşısına çıkıp tahrik ettiği için de değil.. aleni pusu atılıyor..

normalde bu savaş başlatma ilanıdır..
hükümet., demagojik de olsa., olayı araştırıyoruz., nasıl gelişti vs. demediği sürece bu hükümet savaş ilan etmiş demektir..
be öküzler.. öncelikle işin bu yanına bakın.. hal böyle ise ateşkese uyan bir taraf bu puştluğa yanıt verme hakkına sahiptir.. ama bu pustluğun amacı bilindiğinden halen dikkatli olunmaya çalışılıyor..

devrimcimisin.. demokratmısın.. barış yanlısımısın.. ne olursan ol.. öncelikle bu gerçekliğe dikkat edeceksin.. tepkilerini direk devlete ve yürütücü olan hükümete çevireceksin.. pkk sürece dikkat etmeyen bir örgüt olabilir.. karşılığını verebilir.. sen asıl olarak devlete/hükümete yöneleceksin..

çünkü bu olayın hemen sonrasında olagelen olaylara bakacaksın.. hükümetin diline bakacaksın.. ne bok yemek istiyor göreceksin.. görmüyorsan.. ya çakalsın ya da öküz..

burjuva basınını izlemeye bayılıyorsunuz.. konu kürtler olunca inanmaya da bayılıyorsunuz..
ateşkese uyan hpg lilerden üçünü pusu ile katlediyor.. ardından 2 asker biri uzman çavuş üç kişi vuruluyor.. ardından bir korucu öldürülüyor.. her iki eylem de pkk tarzı değil..
hükümet ne yapıyor.. biz çözüm sürecine sahip çıkıyoruz ama pkk savaşı zorluyor.. kobane eylemleri ile başlayan bu tehlikeli iç savaş argümanları halen devam ediyor..

ya bu toplumda kendine devrimci., kendine demokrat., kendine barış yanlısı diyen bazı çakal ve öküzler ne yapıyor..
hükümetin bu iç savaş argümanlarına vokalistlik yapıyor..

sosyalistforum aldığı kararı ayaklar altına almış çiğnerken bu vokalistliğe çanak tutuyor..

silahsız er!!!!
sanki yozgat da trabzonda pazar iznine çıkmış erlerden söz ediliyor.. orası yüksekova.. orada acemi ve silahsız er varsa bunu devlete sorun.. acemi asker ve silahsız evladınızı oraya yollayan devlete sorun..

kürdistanda güvenlik güçleri silahsız ve korunmasız dolaşmaya başlamış ise.. bu gerçekten pkk'nin yarattığı barış ortamından dolayıdır.. başkaca koşulu yoktur..
ama.. "senin" devletin iç savaş provakasyonları yapıyorsa pkk bu konuda dikkatli olsa dahi yerel insiyatifler olmayabilir.. provakasyon zaten kaçınılmazdır.. bu anlamda en azından silahsız ve korunmasız askeri ortaya salmazsın.. ama işine gelecekse salarsın..

Sevgili dinc, sivil kıyafet giyip, silah taşımadıklarında o kişiyi sivil olarak adlandırırız. Kendini savunma imkanı olmayan insanlara saldırılması kabul edilebilir veya aklanabilir bir durum değil. (arminas)
böyle buyurmuş gerizekalının biri.. nihat erim sivil ve silahsızdı üstelik asker de değildi.. sabancı da öyle.. israil konsolosu efrom da öyle.. ingiliz teknisyenleri!! de öyle(teknisyen diyoruz nato askeri diyemiyoruzingiliz diyoruz abd olsa bi derece) .. daha bir çok sayabilirim..

bir savaş ilanı varsa.. savaşın içinde sivil olarak tanımlananlar uluslararası olarak resmen bellidir.. silahı var yok bakılmaz.. asker olmayacak ve asker olmasa da savaşın bir görevlisi olmayacak..
gerilla ile asker karşılaştığında asker içindeki ile gerilla içindeki kardeş olabiliyor ama ölebiliyor-öldürebiliyorlar.. bilemezler.. bu anlamda işin armutun sapı-üzümün çöpü yanına takılmak ya ahmaklık ya da kontralıktır..

birileri iç savaş argümanı işletiyor.. buraya bakacaksın.. buna karşı duracaksın.. armutun sapı üzümün çöpüne değil..

sf almış başını gidiyor.. yok pkk şaşırmış yok kck halkı satıyor ama halk direniyor.. yok hdp bok yiyor meclisde yatıyor..
yetmiyor.. bir de savaş yaratıcısı yada en hafifinden provakasyonlara gelen aymazlar olarak tarif ediliyor..

EDİ BESE.. YETER LAN..

Bİ BOK YAPMIYORSUNUZ BARİ SUSUN..
 
#13
3 erin öldürülmesiyle ilgili yazmayıp, olayın içyüzü açığa çıkıncaya kadar beklemeye karar vermiştim. Suat'ın bu son yazısı üzerine bir şeyler yazmaya karar verdim.

Bir kere, daha önce öldürülen 3 gerilla eğer suat'ın dediği gibi ("çatışma sırasında değil., eyleme giderken de değil., askerin karşısına çıkıp tahrik ettiği için de değil.. aleni pusu atılıyor.." ) öldürülmüşse, bu tek kelimeyle alçakçadır.

Aynı şekilde, sivil giyimli üç erin öldürülmesi de alçakçadır.

Bu iki alçaklığın tartışılacak bir yönü bulunmamaktadır. Bu alçaklıkların alçaklığını tartışıp tartıştırmak da alçaklıktan biraz nasiplenmiş olmakla mümkündür.

Savaşın kuralları arasında değilse de gerçekleri arasında silahlı hedefleri her türlü ortadan kaldırmak da vardır. Cenevre sözleşmesine göre esir alabileceklerini esir almayıp öldürmek suçtur ama bu kurala uyan ne yazık ki pek yoktur. Bunlar biliniyor.

Ancak bu durum, savaş hallerinde görüldüğünde bir yere kadar anlaşılabilmektedir. Savaş hâli yokken bunu işletmek tamamen kabul edilemez bir şeydir.

Suat'ın, devletin savaşa gitmeyen 3 gerillayı pusu kurarak öldürmesine karşılık sivil giyimli 3 erin öldürülmesini normal gören tarzdaki yaklaşımını doğru bulmuyorum.

Bir kere, 3 gerillanın katlinden devletin kendisi sorumlu tutuluyorsa ve bu olay bir savaş ilanı olarak görülüyorsa, silahlı birliklere karşı bir eylemle karşılık verilebilir. Çarşı iznine çıkmış silahsız erleri öldürmenin, içinde vicdan taşıyan herkesi rahatsız edeceği açıktır.

İkincisi, 3 gerilla pusu kurularak katledilmişse bunun sorumlusu devlet içindeki (Öcalan'ın da işaret ettiği) iç savaş isteyen kesimler de olabilir. Durum böyleyse o iç savaş isteyenlerin ekmeğine yağ süren bir eyleme kalkışmanın anlamsızlığını da, aklı olan herkes değerlendirebilir.

Hükumetin "olayı araştırıyoruz" demesi gerekirdi. Ama hükumet ve düzen basını tam tersine, bu olayı, eyleme giden gerillalara yapılan operasyon olarak aktardı. Bu da, eğer haber gerçeği yansıtmıyorsa, devletin kötü niyetlerine işaret eder.

Bu durumda... PKK'nin ve hdp'nin yapması gereken şu olmalı(ydı): savaşı yeniden başlatan tarafın kendisi değil, bizzat devlet olduğunu kamuoyuna göstermek. Yani gösterilen sanal gerçekliğe karşılık, olmakta olan reel gerçekliği kavratmak.

Peki PKK ve HDP buna uygun mu davranıyor? Hayır. Kobani sürecindeki açıklamalarına, diline, söylemine bakın. Kobani eylemleri sırasında öldürülen sivillere bakın. Topluma verilen izlenim nasıl sizce? Sizin edindiğiniz izlenim nasıl? Sürekli olarak "süreci bitirebiliriz açıklamaları" ne anlama geliyordu? Nasıl bir izlenim veriyordu?

Devletin kötü niyetleri olabilir ve süreci bitirip, topyekün bir saldırıya geçebilir. Bunu yaparken de toplumu, savaşı yeniden başlatanın PKK olduğuna inandırmakta zorlanmayacaktır. Çünki PKK ve HDP, diliyle ve eylemleriyle bu imaja hizmet etti.

Bunu da, tuhaf ve anlaşılmaz biçimde, Kobani'de Işid belası varken yapmaya başladı. Işid'e PYD'yle birlikte karşı direnmeye çalışırken, orada bir cephe açılmışken, anlaşılmaz biçimde, ikinci bir cepheyi açtı-açacak izlenimi vererek yaptı.

PKK içine veya yerel birimler içine, yahut gençlik yapılanması içine sızmış istihbarat elemanları vasıtasıyla bir takım eylemler olmuş olabilir deniliyor. Yerel insiyatif gerçekleştirmiş olabilir deniliyor. Bunların hepsi de olabilir. Bunların hepsi sorumlu olabilir ve iç savaşı yeniden başlatmak isteyenlere hizmet edebilir.

O halde yapılması gereken, silahlı birlikleri dışarıya çıkarmaktı. Böylece provokasyona izin verilmemiş de olunacaktı. Ama bu önemli adım atılmadı. Güvenilmedi veya iç tartışmalar buna engel oldu.

Silahlı mücadelenin tamamen bırakılması kararının alınmış olması gerekiyordu. Öcalan daha önce silahlı mücadele döneminin artık kapandığını açıkladı ama bu açıklama, kendi örgütünce ciddi olarak benimsenmedi.

Bu son olayı bu kapsamda ve böyle değerlendirmek doğru olur. Onun dışında, İngiliz teknisyenleri, Erim'i, Elrom'u vb karıştırmanın ilgisi bulunmuyor. Pazar iznini nerde geçirdiğinin de konunun önemiyle hiç bir ilgisi yok.
 
#16
ya sabır....

alevliyıldız.. Suat'ın, devletin savaşa gitmeyen 3 gerillayı pusu kurarak öldürmesine karşılık sivil giyimli 3 erin öldürülmesini normal gören tarzdaki yaklaşımını doğru bulmuyorum. demişsin..
lütfen diyorum.. lütfen., benim ne dediğimi bana sor.. kendi algını sunacaksan da böyle algıladım de..

3 gerillanın öldürülmesi karşılığında 3 askerin öldürüldüğüne dair kesin kanıt yok.. en önemlisi., pkk'nin böyle bir eylem tarzı yok.. daha önemlisi yaşanan süreçde pkk duruşu hakkında bilgin yok demeyeceğim.. aleni tarafsın..
o zaman taraf biri olarak konuş.. beni malzeme etmeden konuş..

bu tarzlar yapıcı değildir.. anlamsız demagojidir.. sistemin kürt halk özgürlük mücadelesi ve pkk üzerinde işlettiği ile aynı formattadır..

ben.. özgürlük hareketi çizgisini yıllardır izleyen.,savunan ve bilgisi olan biriyim.. bu aşamada pkk için yaptığım tespitler ortada..
buna rağmen.., mış ise., karşılık için vs. gibi analiz-tespitler bana ait olamaz.. bari cümlemi alıntıla da iddia et..
yaptığın ayıptır.. zulümdür..

hükümet., demagojik de olsa., olayı araştırıyoruz., nasıl gelişti vs. demediği sürece bu hükümet savaş ilan etmiş demektir..
be öküzler.. öncelikle işin bu yanına bakın.. hal böyle ise ateşkese uyan bir taraf bu puştluğa yanıt verme hakkına sahiptir.. ama bu pustluğun amacı bilindiğinden halen dikkatli olunmaya çalışılıyor
..
burasını okumadım diyebilirmisin.. burada eylem karşılaştırması var mı?.. yok. savaş ilanı sayılan bir eyleme karşılık savaş pozisyonu alınır diyorum.. 3 asker eylemini onaylayan bir cümle var mı?.. yok..
aksine.. ama bu pustluğun amacı bilindiğinden halen dikkatli olunmaya çalışılıyor cümlem var.. eylemi., pkk'nin yapmadığını düşünüyorum.. düşüncemin gerekçelerini açıklıyorum.. ama yapmadı diyebilmem için resmi açıklama gerekir..
bu anlamda.. ama.. "senin" devletin iç savaş provakasyonları yapıyorsa pkk bu konuda dikkatli olsa dahi yerel insiyatifler olmayabilir.. provakasyon zaten kaçınılmazdır.. diyorum.. pkk açıklamasını yapar.. yapmadık derse sen ben inanmıyorum diyebilirsin.. yaptık derse birlikte eleştiririz peovakasyona geliyor deriz.. yerel insiyatif yapmış derse., müdahale etmesini isteriz-bekleriz.. isteyen yeterli denetimi yok eleştirisi yapabilir..
sen ne yapıyorsun.. !!! devletin iç savaş argümanları ile geliyorsun..

bütün sistem basını bar bar bağırıyor.. pkk süreci bozuyor., pkk savaş istiyor., açılım devam edecek ama bu terör örgütüne karşı güvenlik işletilecek diyor.. hedefe hdp'de konuyor.. tüm bunlar tehlikeli işlerdir.. çakallıktır.. güvenlik "önlemleri" dedikleri işleyişden ilk nasibini alacak olan hdp ve demokratik siyaset alanıdır.. buna türkiye solu da dahildir..
sen ne yapıyorsun!!
işletilen iç savaş argümanlarına çanak tutacak sözde eleştiriler yapıyorsun..
O halde yapılması gereken, silahlı birlikleri dışarıya çıkarmaktı. Böylece provokasyona izin verilmemiş de olunacaktı. Ama bu önemli adım atılmadı. Güvenilmedi veya iç tartışmalar buna engel oldu.
lafa bak.. devlet imha etmek için fırsat arıyor., sen silahları bıraksınlar diyorsun.. neden-miş!! devlet itlik yapar.. olur abi.. kabadayı evine dalmış., sen bulaşma kaç diyorsun.. evdekileri savunmasız bırak.. emrin olur!!!!
alevliyıldız..kürdistana git.. yada ankaraya genelkurmaya git onlara kımıldarsanız oyarım de.. sonra pkk silah bırak de.. bırakmazsa adidir!!!!!
sakamısın sen..

Silahlı mücadelenin tamamen bırakılması kararının alınmış olması gerekiyordu. Öcalan daha önce silahlı mücadele döneminin artık kapandığını açıkladı ama bu açıklama, kendi örgütünce ciddi olarak benimsenmedi.
yapma ya.. örgüt öcalanı dinlemedi.. öcalan bırakın silahları devlete teslim olun yada gidin dedi.. örgüt sen kimsin dedi.. öcalan başka şeyler söylemedi..
alevliyıldız.. bu dil ile devam edersen.. benden düzgün yaklaşım bekleme.. git bu ahmak cümlelerini kontra sitelerde döktür..

bundan sonra benden sana düzgün kelime yok.. haberin olsun..
bu forum sayfalarında bu tür çakallıklara yol verilmez..
lafa bak.. öcalan silahları bırakın gidin demiş örgüt dinlememiş.. la havle..
 
#18
önemli değil... önemli olmayan kısımları geçerek cevaplayayım.

"Suat'ın, devletin savaşa gitmeyen 3 gerillayı pusu kurarak öldürmesine karşılık sivil giyimli 3 erin öldürülmesini normal gören tarzdaki yaklaşımını doğru bulmuyorum. "

bu kısma itiraz etmişsin. pekala, geri alayım. normal görmüyorsun. güzel... öyle bir anlam çıkıyordu sözlerinden. elrom'u, erim'i vermenden. pazar izninden vb... ama şimdi tekrar baktım, hata etmişim. bu nedenle özür dilerim.

ama asıl diğer konularda yazdıklarım önemli. ben de o 3 erin öldürülmesini provokatif bir eylem olarak görüyorum ve pkk'nin dışındaki başka birilerinin yapmış olabileceğini sanıyorum. sen de böyle olabileceğini yazmışsın.

asıl önemli kısımlara da itiraz etmişsin ama o kısımlara düzgün cevap vermemişsin. hatırlarsın, zaten o konuları çok daha önce tartışmıştık.

seninle ilgili yanlış anlamamdan kaynaklı kısım dışında yazdıklarımın arkasındayım. düzgün cevaplarsan tartışırız.
 
#19
alevliyıldız..
burada hangi değerlendirme doğrudur tespiti yapmıyoruz.. tespitlerimizi paylaşıyoruz.. elbette her paylaşım., aynı zamanda tespitlerin-düşüncelerin sorgulanmaya sunulmasıdır da..

yıllardır forumlarda rica ediyorum.. gerek paylaşım sırasında gerek ise yaşamdaki şeylerde kendi algılarınızı o şeyin sözleri-düşünceleri-vs. gibi sunmayın..
o şey.. demagoji de olabilir.. ama sunduğu ne ise onun üzerinden deşifre edilir.. bunun için çaba gerekir.. zahmet gerekir..
ben böyle algıladım budur !! olmaz..

alevliyıldız.. tartışalım.. da.. nasıl.. özürün kabahatinden vahim..
önemli değil... önemli olmayan kısımları geçerek cevaplayayım.
"Suat'ın, devletin savaşa gitmeyen 3 gerillayı pusu kurarak öldürmesine karşılık sivil giyimli 3 erin öldürülmesini normal gören tarzdaki yaklaşımını doğru bulmuyorum. "
bu kısma itiraz etmişsin. pekala, geri alayım. normal görmüyorsun. güzel... öyle bir anlam çıkıyordu sözlerinden. elrom'u, erim'i vermenden. pazar izninden vb... ama şimdi tekrar baktım, hata etmişim. bu nedenle özür dilerim.
özürünün önemli değil.. önemli olan hala anlamamış olman ve hala kendi algınla hareket etmen.. sormaman..

resmi olarak ateş kes ilan etmemiş bir devlet gerillaya pusu kurabilir buna alçaklık denilemez.. yaptığı budur ama denilemez..
geçmişde de olmuştu.. öcalan., devlet bunu yapar.. dikkatli olacaksınız demişti.. ama.. hpg meşru savunma dışında yada makul gerekçe dışında bunu yapamaz.. çünkü., resmi olarak ateşkes ilan etti..

buradaki objektif bakış şu olmalıdır.. çünkü yaşanan realite ve gerçeklere göre olmalıdır..
devlet ikiyüzlülüğü bıraksın.. ateşkesi resmileştirsin.. gerillada buna göre pozisyon alsın..
önce gerilla çekilmeye başlasın denildi.. gerilla başladı.. ama ne adım atıldı ne de ateş kes resmileşti.. üstelik demokratik siyaset alanında saldırılar başladı.. haliyle geri çekilme durduruldu.. ama ateş kes drevam etti.. newroz'dan beri bu durum böyle..
yapılmak istene ortada.. kürt özgürlük mücadelesinin silahlı güçleri savaşa başlasın isteniliyor.. ama direniyorlar.. bu provakatif devlet taktiği karşısında., kitle hareketleri öne çıktı.. canlı kalkan., kalekol inşat alanlarında demokratik eylem vs.. devlet şiddetini kitleye yöneltti.. yaşanan şiddet kitle ile devlet arasında.. gerilla devrede değil.. öncelikle bu görülmelidir..

devlet neden operasyon yapıyor diyorsun ama yanıtı hazır.. ülkede silahlı güçler varsa bu güvenlik sorunudur.. yapılır.. silahlar bırakılsın.. t.c. inkar-imha formatını bozan değişime zorlayan ve politik kitle yaratan silahdır.. devlet formatı değişmeden yada resmi ve sistemli olarak değişime girmeden silah bırakılır mı?..

durum budur..
bu anlamda.; devlet operasyon yapar.. gerekçesi var!!!! alçaklık diyemezsin.. doğrudur ama anlamı yoktur.. anlamı olması için., abd vietnam protestolaraı gibisi gerekir.. batı ayağa kalkmalıdır.. sen savaşmayan gerillayı öldürerek savaşı körüklüyorsun demelidir.. bunu kürdistan kitlesi diyor.. tepki koyuyor.. batının derdi büstler-okullar.. konunun esasıyla ilgilendiği yok..
devlet "şımarmasın" da ne yapsın.. kobane eylemleri nasıl başladı.. ama nereye evrildi.. 40 kişi öldü.. konuşulan 3-5 it.. bu kitle de nihayetinde 30 yıldır.. ateşin içinde yaşayan kitle.. ulan ben yanıyorsam sizde yanın dese hangi vicdana sığınıp itiraz edeceksin.. hareket tutmaya çabalıyor.. batı ayağa kalktıda durun.. kardeşlerimiz itiraz ediyor.. yanlış yapmayalım diyecek durum mu? var.. "kardeşleri"!! haziran kiraz-vişne işlerinde anti-kürt cephe peşinde..

savaş hali varsa.. her iki eylem de doğaldır.. olmamalıdır ama doğaldır..
burada.. yok sivilmiş.. çok çarşı iznindeymiş işleri anlamsızdır.. ateş kes yokken kaç tane sivil asker öldürüldü.. karakol basıldı.. hatta yerleşim merkezlerindeki devlet kurumlarına eylem yapıldı ama bir tane çarşı izninde çay içen asker ölmedi..
örgütün böyle bir eylem tarzı yok.. stratejisi yok.. ama pkk yaptı deniliyor..
ben yerel insiyatif diyorum.. gazoz mu? diyorsun.. heee gazoz.. oradaki örgütlenmeyi bilmezsen gazoz dersin..

yerel insiyatifler özerktir.. kendi karar alır yapar.. yanlış yaparsa kck kurum olarak yargılar ama emir veremez.. öneri yapar.. eylemler şu tarzda olmalıdır.. şunlara dikkat edilmelidir der.. kendi politik araçları ile kitleye insiyatif koyar ama emir veremez..
olur mu?.. evet.. böyle olur.. olmalıdır.. demokratik özerklik diyorsan.. olmak zorundadır.. bdp neden? lavedildi neden? dbp kuruldu.. yerel örgütlenmeler içindeki politik özne olacak da ondan.. demokratik siyasal alanın genel anlamdaki temsiliyeti hdp'ye bırakıldı.. ama hdp'yi de hdk belirleyecekı dendi.. tam işlemiyor o ayrı.. dbp örgütlenmesi de tam işleyemiyor.. ama işleyecek..

sen ne yapıyorsun.. armutun sapı., üzümün çöpü.. işlerindesin.. eyleme takılmışsın..
eylemi hpg yapmamıştır.. bir kere tarzı değil.. ikincisi bu aşamada yapacak olsa önce savaş kararı alır.. bu da politik karardır.. hpg almaz..
en kötü ihtimal yerel insiyatif yapmış olabilir.. deniliyor ki.. pkk neden yanıt vermedi.. neden versin.. polemiğe girsin.. bu iş devletin işi.. çözsün.. hesap sorsun.. emniyet müdürüne yapılan eylem gibi.. hpg açıklama yaptı bunu bile kullanmaya kalktılar..
politika burada yazmaya benzemiyor..

sen şunu mu? diyorsun..
pkk barış sürecini bozmak istiyor.. öcalan zorladığı için şimdilik susuyor ama savaşa yol açacak pozisyonda.. vs. vs.
sözlerinden bunu anlıyorum.. silah bırakmadı diye eleştirmenden belli.. silah bıraksa sanki devlet uçacak demokrasi dalına konacak..

tartışacak isek.. bunları tartışalım.. barış sürecini bozmak isteyenler kimler.. yada barış sürecini kullananlar kimler..
bu konuda kafalar netleşirse olaylara-olgulara-sözlere bakış da net olur.. ama öyle ama böyle bir iç tutarlılığı olur..

O halde yapılması gereken, silahlı birlikleri dışarıya çıkarmaktı. Böylece provokasyona izin verilmemiş de olunacaktı.
böyle bir düşünce olabilir.. tartışılır ama..
Ama bu önemli adım atılmadı. Güvenilmedi veya iç tartışmalar buna engel oldu.
böyle bir cümle olmaz.. güvenilmediyse silahlı güç pozisyonunu bozmaz. 30 senede buraya geldi.. saksını çalıştır.. :D
bu işlerde asıl güvence devlettir.. devlet silahları bırakmayacağına tsk yı terhis etmeyeceğine göre.. tsk varken silah kullanmayacağını demokratik siyaset alanını açacağını ispatlayacak ki.. silaha gerek yok diyebilecek.. hatta ısrar edecek..
işte o zaman silah bırakılmaz ise höykürürsün..
hükümet.. hdp'yi hedef almış.. kitleye yaptıkları ortada.. sen pkk silah bırakmadı ayıp etti işlerindesin.. bu halkı., bu faşit devletin şerrinden sen mi? koruyacaksın..
 
#20
Uzun aradan sonra merhabalar. Bu konu beni çok
ama çok üzdüğü ve endişendirdiği için biraz yorum
yapmak istedim. Üzdü, üç genç daha yaşamını
yitirmiş oldu. Endişelendirdi, devletin daha çok
sertleşmesini bekleyenlerin zemini kuvvetlendi.
Her ne kadar resmî müzakerelere geçilmemiş olsa
da, yürütülen ciddî görüşmeler var ki Ekim'in ilk
haftasındaki silahlı şiddeti sona erdirebildi.
Hükümet ve diğer devlet erkanı tarafından tırmandırılan
savaşkan argümanlar ortada. Ama her halükarda,
YDG-H'nin eyleminin anlamlı olabilmesi, bu
tırmandırılan diskura gözdağı verme niteliği taşıyabilmesi
için alevliyıldız arkadaşın dediği gibi operasyonel
bazı kuvvetlere yönelmesi gerekirdi.

Yerel inisiyatifler karar alır, yürütür, argümanının
da bu örneğe uymayacağını söylemek isterim
çünkü biliyorsun KCK sözleşmesinde de
kabaca şöyle bir ilke var: Fırat kenarında oğlak
kaybolsa bundan KCK sorumludur. Demek istediğim,
KCK demokratik özerklik sisteminde oradaki Türk
askerinin canı dahi HPG güçlerine emanettir (bunu
ne minvalde söylediğimi biliyorsun)
. Hiçbir
yerel inisiyatif, aklına estiği şekilde vergilendirme,
seferberlik çağrısı yapamaz, silah altına alamaz.
Komün, meclislere danışır. Yanlış mıyım?
Bu, PKK'nin on yıllardır süregelen kurumsallaşmasının
sonucudur.

YDG-H açıklamasını okuduk, "intikam" diyor, ne
süreçten bahsediyor, ne hükümeti adım atmaya
zorlama amaçlı olduğundan. Bu minvalde, KCK'nin
daha önce olduğu gibi bu 3-4 ölüm hakkında
soruşturma yapması, KCK hukuk sisteminde
hangi yaptırımları gerektiriyorsa uygulaması, bunu
da kamuoyuyla paylaşması gerekir. Benim, PKK'nin
mücadele geleneğinden ve 30-35 yıllık medeniyet
kurumsallaşmasından anladığım budur.

Eleştirilerini beklerim, sevgiler.
 
Üst