ırak sınırının kaydırma!! mı? yoksa bir paylaşım teklifimi?

#1
Haber türk..
Irak sınırını kaydıralım mı?
Başlığı ile ilginç bir konuşmayı gündeme taşıdı..
Bakan Yazıcı, terör olaylarına karşı alınacak önlemlerden birinin “sınırın kaydırılması” olduğunu söyledi: “Sınır güvenliği ve sınırın yerinin bazı bölgelerde kaydırılması konuşulabilecek, tartışılabilecek bir şey.” HABERTURK.COM, bu öneriyi tartışmaya açıyor…
Ve bazı “çevreler”den de.., açıklamaları aktarmış..

DEVLETLER HUKUKU PROFESÖRÜ YAŞAR GÜRBÜZ
“Irak merkezi hükümetiyle anlaşılırsa olur”

Bu tartışma Özal zamanında da gündeme gelmiş, konuşulmuştu. Burada Irak’tan bir kısım toprağın ülkemize katılması, yüzölçümün büyümesi sözkonusu. Buna devletler rıza göstermez. İkna ederlerse mesele yok. Özal döneminde gündeme getirildi, “sınır bugün bulunduğu noktada kontrol edilemiyor, daha aşağı kaydırmak lâzım ki, bu teröristlerin yuvalandığı bölgeler Türkiye’nin kontrolünde olsun” dendi. Hatta “suların yatağı kaydırılsın bu bölge sular altında kalsın” da dendi.
Bu anlaşma da, Irak merkezi hükümetiyle yapılır. Uluslararası hukuka göre bu anlaşmayı Bağdat’taki merkezi hükümetle yapmak lazım. Ama içerde, merkezi hükümetle bölgesel hükümet arasında ne çıkar onu bilemem. Hukuki olarak Bağdat’la, merkezi hükümetle bu iş çözülür. Bu konuda bölgesel hükümetin yetkisi yoktur.

PROF. ÜMİT ÖZDAĞ – 21. YÜZYIL TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ BAŞKANI
“Yapılabilirse çok işe yarar”

1995-96’da bu konuşuldu ama gerçekleşmedi. Şimdi de bu ihtimali zor görüyorum. İngilizler bu sınırı bilinçli çekti. Bu, savunulması en zor sınırlardan biridir. Ama böyle bir değişiklik yapılabilirse mükemmel olur. Askeri anlamda çok faydalı olur. Bu, PKK’nın dağlardan sızma çabalarını çok zorlaştırır ve bölgenin savunulmasını ciddi anlamda kolaylaştırır. Ama çok geniş bir alandan bahsediyoruz. Bir taraftan alırken bir taraftan da vermeniz gerekir.
Benzer bir anlaşmayı 1930’larda İran’la yaptı Türkiye. Ağrı Dağı çevresinde yapıldı çünkü orada da benzer bir sorun vardı; çeteler, isyanlar vardı. Ve başarılı sonuç alındı. Şimdi de çok işe yarar ama gerçekleşmesi çok zor.

DEVLETLER HUKUKU UZMANI PROF. FÜSUN ARSAVA
“Bahsedilen şey bence bir geriye çekilme”

1926’da sınır o günün koşullarına göre çizilmiş. Tek taraflı olarak sınırı değiştiremezsiniz. Bir dizi çalışma gerekir bunun için. Öncelikle topografik çalışmalar yapılır. Bunun dışında, Türkiye’nin sınırı aşarak ilerlemesi demek Irak sınırını ihlal demek.
Yazılıp çizilenlerden anladığım kadarıyla sınır kaydırması Türkiye’nin içeri doğru kaydırması şeklinde olacak. Sarp yamaçların ve dağların güvenliğini sağlayamadığı ve çok fazla saldırıya uğradığı için Türkiye sınırını geri çekmeyi planlıyor. Böyle bir şey olursa da hukuki bir sınır anlaşması değişikliği yapmayacak. Türkiye fiili olarak güvenliğini sağlamak üzere o sınır çizgisinden bazı yerlerde geri çekilecek bazı yerlerde ileri gidecek. Çünkü siz Irak’la masaya oturur ve sınır anlaşması değişikliğine giderseniz Türkiye belki de toprak kaybına uğrayacak. Türkiye bunu yapmaz. Hiçbir devlet bir karış toprağını başka bir devlete bırakmak istemez. Türkiye fiili olarak böyle bir değişikliğe giderse ortaya ciddi bir sorun daha çıkıyor. O dağlık araziyi Irak’a bıraktığında oraların denetimini de Irak ve ABD’ye bırakmış olacak. O bölgenin tampon bölge olması gerekir. Ama ABD orada etkin olamazsa ve kontrolünü sağlayamazsa PKK orada üslenir, mevzi kazanır ve ovaya çekilen Türk güçlerine ağır saldırılar düzenleyebilir.

POLİS AKADEMİSİ ÖĞRETİM ÜYESİ VE TARAF GAZETESİ YAZARI ÖNDER AYTAÇ
"Sınır tabii ki değiştirilebilir"

Eğer ülkeler arasındaki sınırlar esnetilecek ve AB ülkelerindeki gibi yapılacaksa, ki yapılmasında yarar var, o zaman ekonomik girdileri, sosyal akrabalık bağlarını arttırmak, farklı ülkelerde kalan aileleri beraberleştirmek ve teröristlerin geçiş ve yaşama şartlarını bölgesel bağlamda sonlandırmak için kesinlikle İran, Irak, Suriye ile bu anlamda sınırların çizilmesi mümkün. Bu sınırlar, coğrafi etkenlerin ötesinde, terörü önleyecek şekilde düz ovadan geçecek şekilde değiştirilebilir.
Ancak sınır değişikliği tek başına çözüm değil. Bunun yanında profosyonel orduya geçilmesi, devlet sisteminin bütün halkları eşit ve 'ötekileştirmeden' kucaklar hale gelmesi, ortak akıl üretmeye ve genel mutabakatı sağlamaya gayret edecek bir diyalog dilinin geliştirilmesi ve yaşatılması gerekli. İnadına özgürlük, inadına demokratik açılım, inadına daha fazla insan hakları, inadına şeffaflık, hesapverebilirlik ve güvenlik güçlerinin yaptığı her eylem ve işlemden bağımsız (kaldıysa) ve sivil mahkemelerde yargılandığı bir yapının kurulması lazım.
http://www.haberturk.com/polemik/haber/526252-irak-sinirini-kaydiralim-mi

bence bu ilk defa konuşulan bir şey değildir.. zaten bazı ifadelerde bu belirtiliyor.. ilk olarak 1932de sanırım ağrı isyanı sonrasında iran ile bu yapılmıştı..
daha sonrasında ise.. bölge devletleri ile olan paktlar sırasında da gündeme gelmişti..

uzun süre sonra.. bu konu özal tarafından yeniden ele alındı.. kapalı kapılar ardında ne konuşuldu daha belli değil.. ama konu sınır değişikliği değildi.. belki aynı sonuca varacak olan federasyon tartışmaları idi..
özal bir koyup üç alırız derken. Kuzeyi bir sayıyor.. ve güney ile küçük güneyi ve de iran Kürdistanlarını hesaplıyordu.. yani üniter yapıda değişiklik ile bu anlamda bölge hamisi olmak istiyordu..
bilindiği gibi abd nin bir senatörünün 1988-90 arasında sanırım dillendirdiği bu konu bırakıldı zaten özal da tasfiye edildi..

ümit özdağ bunun .. 1995-6 da konuşulduğunu söylüyor ki.. ilginç bir dönemdir bu.. hem işin içinde biri olarak söylemini dikkate alırken.. hem de.. dönemsel konumu dikkate almak gerekir..
sanırım 51-52 . hükümetler yani Demirel-çiller-chp ekibi dönemine denk düşüyor..
ama konunun federasyon olacağını sanmıyorum.. bask modeli sözünü yine çiller bu tarihlerde etmişti..

sanırım…, pkk nin “biteceği” hesaplarına dayalı olan bu söylem(bask) ve “konuşmalar”(sınır değişimi).. “bitmeyince.. bu ekibin tasfiyesi ile bitti.. güney ile ilişkilenmelerin özel pasaportlar düzeyine geldiği de hesaba katılmalıdır..

peki şimdi bu konu neden gündemin “ortasına” atılıyor..?
bunu da.. kck nın demokratik özerklik atağına bağlamak gerekir..
sanırım güney ile çok yoğun görüşmeler sürmektedir.. bu “sohpet”lerdeki anahtar fenomen güney yönetimi ve çizgisidir..
anlaşılan.. Türkiye.. barzaniye paylaşım teklifinde bulunuyor.. paylaşmak içinde kurnban edilmek istenen kuzey-kürdistan politik-demokratik halk hareketi..

Yazılıp çizilenlerden anladığım kadarıyla sınır kaydırması Türkiye’nin içeri doğru kaydırması şeklinde olacak. Sarp yamaçların ve dağların güvenliğini sağlayamadığı ve çok fazla saldırıya uğradığı için Türkiye sınırını geri çekmeyi planlıyor. Böyle bir şey olursa da hukuki bir sınır anlaşması değişikliği yapmayacak. Türkiye fiili olarak güvenliğini sağlamak üzere o sınır çizgisinden bazı yerlerde geri çekilecek bazı yerlerde ileri gidecek. Çünkü siz Irak’la masaya oturur ve sınır anlaşması değişikliğine giderseniz Türkiye belki de toprak kaybına uğrayacak. Türkiye bunu yapmaz. Hiçbir devlet bir karış toprağını başka bir devlete bırakmak istemez. Türkiye fiili olarak böyle bir değişikliğe giderse ortaya ciddi bir sorun daha çıkıyor. O dağlık araziyi Irak’a bıraktığında oraların denetimini de Irak ve ABD’ye bırakmış olacak. O bölgenin tampon bölge olması gerekir. Ama ABD orada etkin olamazsa ve kontrolünü sağlayamazsa PKK orada üslenir, mevzi kazanır ve ovaya çekilen Türk güçlerine ağır saldırılar düzenleyebilir.
Bence.. işin aslını FÜSUN ARSAVA “ablamız” biliyor..
 
Üst