KCK’den Kızıldere açıklaması

#1
KCK 41 yıl önce Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşlarının anısına bir mesaj yayınladı. KCK mesajında Mahirlerin başlattıkları mücadeleyi halkların kardeşliği ve özgür gelecek temelinde zaferle taçlandıracaklarını ifade etti.

KCK’nin Kızıldere mesajı şöyle: “Sömürgeci Faşist Türk devleti, bundan 41 yıl önce Kızıldere’de Türkiye devriminin öncülerinden Mahir Çayan ve arkadaşlarını katletti. Gözünü kırpmadan Türk ve Kürt halkının kardeşliği ve özgürlüğü uğruna ölüme giden ve büyük bir direniş mücadelesi yürüten Mahir Çayan ve arkadaşları gerçek halk önderleri ve Türkiye yurtseverleri olmanın onurunu her zamankinden daha çok bugün bize yaşatmaktadırlar. Türkiye devriminde tarihi bir dönemeç olan Mahir Çayanların bu direnişleri ve özgürlük mücadelesine olan inançları Hareketimizin de çıkışına ışık tutmuştur.

Mahir Çayanların bu mücadeleleri bugün Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde daha fazla somutluk kazanmaktadır. Reber Apo her fırsatta onların anılarına bağlılığın gereği Kürdistan Özgürlük Mücadelesini geliştirdiğini ve mücadelemizin anılarını yaşatma temelinde sürdürüldüğünü ifade etmiştir. Onların direnişi ve gerçek halk kahramanı olmaları bugün de tüm devrimci yurtsever mücadelenin yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da başta Mahir Çayanlar olmak üzere 1971’deki Türkiye devrimci direniş ruhuna ve tüm devrim şehitlerine bağlı kalacağımızı, başlattıkları mücadeleyi halkların kardeşliği ve özgür gelecek temelinde zaferle taçlandıracağımızı belirtiyoruz. “ ANF
 
#2
Mesajın en dikkat çekici noktaları, pkk hareketinin direniş çizgisinin ana karakterlerinden birininde Çayanist olması, gerillanın zafer yolunun aynı yol olduğunu belirtmedir.
Hele şu tırşıkçı türkiye solunun kimi zevatı daha hangi yüzle PKK ye teslimiyetçi diyor anlamış değilim desemde anlıyorum. Kodu bozukların genlerine kemal ağanın genleri fena yapışmışda ondan.

başta Mahir Çayanlar olmak üzere 1971’deki Türkiye devrimci direniş ruhuna ve tüm devrim şehitlerine bağlı kalacağımızı, başlattıkları mücadeleyi halkların kardeşliği ve özgür gelecek temelinde zaferle taçlandıracağımızı belirtiyoruz.

Varmı devrimciyim deyipte altına imza atmayacak.
 
#3
Sevgili paradigma, bana kalırsa özgürlük
hareketi, Mahir'ler geleneğini ve öğretilerini
benimsemiyor, sadece bir saygı duruşu
niteliğindedir.
Üstelik Mahir Çayan'ın devrim stratejisinde
halkların kardeşliği ve özgür gelecek temaları
yoktur. Bunları eleştirmiyorum, sadece
bulunmaz. Bu nedenle Özgürlük hareketi,
Mahirci gelenekle geçmiş yol arkadaşlığını
ifade etmek için bu bildiriyi hazırlamış olmalıdır.

Bir kere Mahir hareketi kitlelere dayanmaz,
parti modeli başkadır. Özgürlük hareketi ise
bir felsefe ve sistem hâline gelmiştir. Sayacak
daha birçok farklılık varken, KÖH'ün kendisini
Mahir'ci geleneğin devamı olarak görmesi
Kürtlerin mücadelesini yanlış algılatır. Kürtlerin
mücadelesi Türkiye oligarşisini yıkmak ve
işçi devleti kurmak değil ki..
 
#4
Mahir ve grubunun yazdığı Kesintisiz Devrim'den
kesitler sunmak gerekirse:

Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.

1923 Devrimi, önder sınıfın karakterini yansıtan bir milli devrimdir. Emperyalist işgal kırılmış, komprador-burjuvazi tasfiye edilmiş, yabancı sermayeye tanınan bazı imtiyazlara rağmen genellikle emperyalist istismar bertaraf edilmiş, feodalizmin ideolojik ve politik gücü kırılmıştır.
Özgürlük hareketinin yukarıdaki kaidelerle
yola çıkamayacağı açıktır. 1972-3 yıllarında
Kemalizmin ne olduğunun bilinmemesi imkânsızdır.
 
#5
sevgili dostum.. şeyh-ül insan
itiraz ediyorsun da neye ediyorsun.. :)

başta Mahir Çayanlar olmak üzere 1971’deki Türkiye devrimci direniş ruhuna ve tüm devrim şehitlerine bağlı kalacağımızı, başlattıkları mücadeleyi halkların kardeşliği ve özgür gelecek temelinde zaferle taçlandıracağımızı belirtiyoruz.
ne çizgisel devamdan bahsediliyor., ne örgütsel devamdan..

Türkiye devrimci direniş ruhuna ve tüm devrim şehitlerine sahipleniliyor.. ve ekleniyor.. başlattıkları mücadeleyi halkların kardeşliği ve özgür gelecek temelinde olarak belirtiliyor.. yani eksik tamamlanıyor.. :)

paradıgma arkadaş sanırım bunu söyledi.. ötesini söylemedi..

işin bir de şu yanı var..

70'li yıllarda., dy-ds kızıldere son değil savaş SÜRECEK derdi.. yani., parti kurulacak kızıldereden devame dilecek.. bunu iddia edenlerin bir kısmı., beyoğlunda gezerken türküsünü çığırıyor., radikal keskin sirkeleri de kızıldereye otobüs seferelri düzenliyor..

o dönemin radikalleri ise., kızıldere son değil savaş SÜRÜYOR derdi.. ama eklerdi.. şu aşamada biz şehir gerillası aşamasında başladık.. inşallah kzııldereye gidip kır gerillası aşamasına geçeceğiz.. onlarda burada takılı kaldılar ve dağıldılar..

pkk ötesine geçti.. işin bir de bu yanı var..


düzeltme notu.;
Bir kere Mahir hareketi kitlelere dayanmaz, parti modeli başkadır. Özgürlük hareketi ise bir felsefe ve sistem hâline gelmiştir
thkp kitlesel mücadeleyi dışlamazdı..
hayır.. kitlelere dayanır çünkü cephe önermesi vardır.. parti modeli ise pkk ilk aşaması ile aynıdır.. dar savaşçı örgüt..
pkk de ilk başlarda kitlelere dayanmıyordu..
thkp kitlelere dayandı ama fiziken görme olanağı olmadı..

 
#6
thkp kitlesel mücadeleyi dışlamazdı.. hayır.. kitlelere dayanır çünkü cephe önermesi vardır..

değerli insan, kitle gelirse "kapattık"
demez herhalde. Ama o kadar. Çete
gibi davranacağız diye söylemez metinde,
ama harekete geçerken devrimci zor'u
halkın aleyhinede kullandığı olur. Aynı
zamanda, kitlelerin ikna edilmesi ilk elde
gidilecek yol değildir THKP-C'de. PKK'de
böyle birşey yok. Çıkışı benziyor olabilir;
çıkış her şeye benzetilebilir, bazı uçuklar
demirin eritilmesi hikayelerine götürüyor :)

Yani örgütlenme stratejisi, tarih ve sistem
analizi farklı. Neye itiraz ettiğim açabilirim.
Bugün birçok yapı, kendi mücadelesini
dayandıracak birşeyler arıyor. Bu ihtiyacın
anlamsız olduğunu düşünüyorum
.
Geçmişte, adalet arayışlarından bir kesit
bulup bugüne ışık tutması beklentisi, ulus
inşaasında en sık başvurulan arktik mitoslarla
özdeştir suat dostum. Solun bu tür hikayecilikle
uğraşmasına gerek yok. Ölen ölmüş, insan
bedeni gitti de ruhu mu size ışık tutuyor,
diye sorasım geliyor.

Coğrafyamızda en az Kızıldere direnişi kadar
birçok direniş meydana gelmiş, hatta hem
topyekün kadro kaybından kurtulup, hem de
düşmana ağır zayiat verilen... birçoğu da
şehir gerillaları tarafından gerçekleşmişken,
Öcalan ve PKK için Kızıldere takıntısını aslında
anlamak isterim. Kızıldere'yi bu kadar özel
kılan nedir? Çünkü o kadar özel olduğuna
inanmıyorum. Bu konuda rahat bir şekilde
ikna olabileceğimi bilmeni isterim.
 
#7
Aynı zamanda, kitlelerin ikna edilmesi ilk elde gidilecek yol değildir
iyi de.. bu dediklerin çok farklı bir çizgisel konu.. silahlı mücadeleyi savunanların temek gerekçesi zaten budur.. kitlelere gidebilmenin., onları örgütleyebilmenin bazı sistemlerde tek yolu silahlı mücadeledir derler.. çünkü., bu hareketlerin hedefi iktidardır.. ve iktidara., kitleleri silahlı savaşın bir alt unsuru haline getirerek ve zamanla ayaklandırarak gidebiliriz derler.. gerilla savaşı tarzı budur.. gerilla silahlı savaş ve güvence iken., kitlelerin mücadeelsi de onun alt unsurudur.. giderek., gerilla savaşı ordulaşır., halklaşır ve alt unsur temel güç haline gelir..

silahlı mücadeleyi savunanlar.; kitleleri neye ikna edecekler sanıyorsun.. oy vermeye mi?.. :D ikna burada da geçerlidir.. ama başka bir şeye ve başka bir aracın gelişmesine ikna edilir..

thkp çizgisi budur.. pkk çizgisi de buydu.. gelinen aşamada t.c. içinde., tek yanlı ulusal özgürlük mücadelesi ayrılma ile son bulabilir.. ama pkk bu paradıgmayı terk etti.. silahlı mücadele sürecinin bitmesi ise., bu anlamda değil., sistemin ulusal konuda yaklaşımına bağlıdır.. çünkü., pkk ayrılma ve ulus-devlet olma paradıgmasını terk etti.. t.c. devrimini de kürtler yapacak değil.. yani tek başlarına bu olanaksız.. o yüzden bir başka süreci ve biçimi sisteme zorluyorlar..

ayrıca pkk elbette farklı.. thkp t.c. sınırları ile malüm bir hareket.. pkk ise parçalanmış tkürt toplumu nezdinde farklı sistemler içinde var oluyor.. yani her bir sistem içi duruşu farklı.. bir yerde silahlı mücadele devam eder., bir yerde etmez bir yerde arada beklenir vs.
zaten sende farkındasın.. Yani örgütlenme stratejisi, tarih ve sistem analizi farklı.

suat dostum. Solun bu tür hikayecilikle uğraşmasına gerek yok. Ölen ölmüş, insan bedeni gitti de ruhu mu size ışık tutuyor, diye sorasım geliyor.
evet sorabilirsin.. ölüyü gömerken imam iman tahtası koyar.. biliyorsun.. ruh bedenden çıkınca o tahtaya kafasını vurup öldüğünü ancak anlar-mış..:D gel bunu., önce imama sonra cemate sonrada ölene anlat.. :D
sosyal-kültüel-geleneksel binlerce yıllık işleyiş var.. bunu geçtim.. bırakılan değerler var.. oklit öldü ama bütün dik açılar birbirine eşit olmaya devam ediyor..
yani ruhu bilmem ama yaratılan bir değer yada yaratılan bir şey daima geleceğe ışık tutar.. hatta yanlış ve kötü bile ışık tutar..


Coğrafyamızda en az Kızıldere direnişi kadar
birçok direniş meydana gelmiş, hatta hem
topyekün kadro kaybından kurtulup, hem de
düşmana ağır zayiat verilen... birçoğu da
şehir gerillaları tarafından gerçekleşmişken,
Öcalan ve PKK için Kızıldere takıntısını aslında
anlamak isterim. Kızıldere'yi bu kadar özel
kılan nedir?
şudur.. bugün birisi dünya yuvarlak dese hadi len.. bilmiyorduk iyi ki söyledin der.. ama .. zamanında bunu söyleyenler bedel ödemiştir.. simgeseldir..
kızıldere'de bu anlamda çok önemlidir.. zaten 68'i önemli kılan da devlete direk yönelen ilk kuşak olmasıdır..
thkko daha kolay kabül edilir.. çünkü deniz gemerek de askere silah atmamıştır ama nurhak bu anlamda önemlidir.. çatışma yaşanmıştır.. başkada yoktur.. kızıldere ile nurhak arasındaki fark ise., birinde kadro kaybı yaşanmış., diğerinde ise örgüt fiziken bitmiştir..

başkada yoktur.. bir de beyler deresi var(ilker akman thkp-hdö) ve uzun zaman sonra örgütsel olarak ilk defa direk devlete dönük 1984 atılımı var.. bunların hepsi ortak tarihtir.. pkk bunu bilince sokmaya çabalıyor.. ama karşısında şöven bir beton var bu ayrı..

Çünkü o kadar özel olduğuna inanmıyorum. Bu konuda rahat bir şekilde ikna olabileceğimi bilmeni isterim.
senin inanmamanı anlarım.. ve bu anlamda., inanman için değil., anlaman için anlatırım.. ama hem thkp yi savunup hem de 1984 atılımı ve gelen süreci anlamayanları anlayamam.. bunu da belirteyim..


 
#8
kızıldere'de bu anlamda çok önemlidir.. zaten 68'i önemli kılan da devlete direk yönelen ilk kuşak olmasıdır

Dostum burayı ele alalım tamam.
THKP/C devleti mi hedef aldı acaba?
Karakollara yapılmış bir eylemi mi var?
Yok. Sadece Ünye'den üç ecnebi
teknisyeni rehin almışlardır. Onun nedeni
de yüksek ihtimalle devletin ecnebiyi
kendi memurundan daha çok önemseyeceğidir.
Bunun dışında Kızıldere'de ne var?
Öleceklerini anlayınca zavallı teknisyenleri
bile öldürmüşler. Yani devleti hedef alma
yok.

Kızıldere'ye gelene kadar Baba Erdoğan
ve arkadaşları vardır, onların mirası çok
daha büyüktür. Cezaevi firarının yanına
bir düzine karakol ve askerî şube baskınını
koymuştur.

ruhu bilmem ama yaratılan bir değer yada yaratılan bir şey daima geleceğe ışık tutar.. hatta yanlış ve kötü bile ışık tutar.. ama hem thkp yi savunup hem de 1984 atılımı ve gelen süreci anlamayanları anlayamam.. bunu da belirteyim..

Elbette tutar. En azından bir çabadır.
Mesele şurada. Belki Kızıldere olayı sonrası
gerek Kürdistan ve Türkiye sol hareketlerinde
bir arada hareket etme duygusundan kopuş
neticesinde, KCK yürütmesi de tartışmalı
geçen yıllarda gelişen gerilla mücadelelerini
bir kilometre taşı olarak alma eğiliminde olmayabilir.
Bir Çiftehavuzlar yerine Kızıldere daha risksizdir :)
 
#9
kızıldere'de bu anlamda çok önemlidir.. zaten 68'i önemli kılan da devlete direk yönelen ilk kuşak olmasıdır

Dostum burayı ele alalım tamam.
THKP/C devleti mi hedef aldı acaba?
Karakollara yapılmış bir eylemi mi var?
Yok. Sadece Ünye'den üç ecnebi
teknisyeni rehin almışlardır. Onun nedeni
de yüksek ihtimalle devletin ecnebiyi
kendi memurundan daha çok önemseyeceğidir.
Bunun dışında Kızıldere'de ne var?
Öleceklerini anlayınca zavallı teknisyenleri
bile öldürmüşler. Yani devleti hedef alma
yok.

Kızıldere'ye gelene kadar Baba Erdoğan
ve arkadaşları vardır, onların mirası çok
daha büyüktür. Cezaevi firarının yanına
bir düzine karakol ve askerî şube baskınını
koymuştur.

ruhu bilmem ama yaratılan bir değer yada yaratılan bir şey daima geleceğe ışık tutar.. hatta yanlış ve kötü bile ışık tutar.. ama hem thkp yi savunup hem de 1984 atılımı ve gelen süreci anlamayanları anlayamam.. bunu da belirteyim..

Elbette tutar. En azından bir çabadır.
Mesele şurada. Belki Kızıldere olayı sonrası
gerek Kürdistan ve Türkiye sol hareketlerinde
bir arada hareket etme duygusundan kopuş
neticesinde, KCK yürütmesi de tartışmalı
geçen yıllarda gelişen gerilla mücadelelerini
bir kilometre taşı olarak alma eğiliminde olmayabilir.
Bir Çiftehavuzlar yerine Kızıldere daha risksizdir :)

değerli Dost şeyh'ül-insan,
"THKP/C devleti mi hedef aldı acaba?"

Yanılıyorsam biri düzeltsin kızıldre olayı devlete karşı bir eylemden ziyade
Deniz gezmişlerin serberst kalması için gerçekleştirilmiş bir eylemdir
idam hükmünden sonra firar eden mahir ve arkadaşlarını aldığı bir karar ile yabancı esirler ile denizlerin takası için rehin alınmışlardır

12 Mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarını engellemek için 27 Mart 1972'de Ünye'deki NATO üssündeki yabancı görevlilerini kaçıran Türkiye Halk Kurtuluş Partisi - Cephesi kurucularından Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç MYK üyesi Hüdai Arıkan, THKO'dan Cihan Alptekin, Fatsalı Nihat Yılmaz, öğretmen Ertan Saruhan ve Ünyeli Ahmet Atasoy, iki İngiliz (Gordon Banner, 35, ve Charles Turner, 45) ve bir Kanadalı (John Law, 25)[1] radar teknisyenini NATO üssünden kaçırdılar. Kendilerini Kızıldere (şuan adı ATAKÖY)'de bekleyen Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, SBF Öğrenci Derneği yöneticisi Sabahattin Kurt, THKO'dan Kürt kökenli Ömer Ayna ve Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü' nün kurucusu olarak aranan Üsteğmen Saffet Alp'le buluştular. (Not: Cihan Alptekin ve Ömer Ayna THKO' lu; diğerleri THKP-C' lidir.)
en basit viki kaynağı bu noktadadır...
 
#10
düzeltme ve açıklama

1- radar üssü teknisyenleri sivil değil askerdir.. radar üssü de askeri üsdür.. bu anlamda., cenevre anlaşmasına göre de askeri hedef içinde sayılır..

2- teknisyenlerin zavallı olup olmadığı kişi olarak tanımlanabilir ama asker olduklarından., tüzel bakılır.. askeri konvoya yapılan saldırıda., insani amaçlı olmayan(sıhhıye-basın gibi) her özne(sivil şöför., sivil askeri araç teknisyeni)., hedef içindedir..

3- devleti hedef alma argümanı., askeri temelli direk iktidar hedefli devlet kurumlarını hedef almanın kavramıdır. ben eksik kullanım yapmışım.. yoksa elbette her eylem devlete yöneliktir. ama ilk defa itidar hedefli ve devlete karşı alternatif olma olayı demek istedim..
yani parti veya ordu gibi yapılaşma ve mücadelesi anlamında..

kızıldere eyleminde iki hatalı bakış vardır..

eylem kır gerillası eylemi değildir.. eylemin amacı başkadır.. kızıldere olayı başkadır ama kır gerillasını yaratma aşaması içindedir. bu anlamda.; kızıldereyi kır gerillası eylemi olarak tanımlamak yanlışdır.. daha ortada bir kır gerillası üssü oluşturma olayı yaşanmamıştır.. eylem olan radar üssü teknisyenlerini rehin olarak alma olayıdır.. kızıldere ise eylem değil., çatışma olayıdır..

eylemin amacı idamlara karşı rehine eylemidir.. ama aynı zamanda kır gerillası yaratma aşaması içinde olduğundan kırsala çekilinmiştir.
bu anlamda., kızıldere bir kır gerillası eylemi değildir rehine alma eyleminin bir sonucudur.. burada aslolan radar teknisyenlerinin rehine alınması eylemidir.. ne kızıldere köyüne bir baskın sözkonusudur., ne de bir üs alanı olarak çatışma alanıdır.

yaşanan fedalardan dolayı kızıldere öne çıkartılmıştır.. simgesel olmuştur..

thkp eylemi olarak bakmak da yanlıştır. thkp-thkko ortak eylemidir.. her iki yapının da lider kadroları orada idi..

buraya kadar gelen aşamada., kendilerini tanımlamalarına ve hedeflerine göre., thkp yapısı yetersizliği., eylemin gerekliliği vs. her şey tartışılabilinir.. hatalı bakışlar ve tanımlamalar da tartışılabilinir.. ama.. thkp iktidar hedefi ile yola çıkmış bir örgüttür.. partileşme süreci yaşayan., yada daha iktidara yürüme aşamasına gelmemiş olarak kendini tanımlayan bir örgüt de değildir.. bu bir thkp realitesidir..
...............

Elbette tutar. En azından bir çabadır.
Mesele şurada. Belki Kızıldere olayı sonrası
gerek Kürdistan ve Türkiye sol hareketlerinde
bir arada hareket etme duygusundan kopuş
neticesinde, KCK yürütmesi de tartışmalı
geçen yıllarda gelişen gerilla mücadelelerini
bir kilometre taşı olarak alma eğiliminde olmayabilir.
Bir Çiftehavuzlar yerine Kızıldere daha risksizdir :)

burasını tam algılayamadım...


 
#11
Yanılıyorsam biri düzeltsin kızıldre olayı devlete karşı bir eylemden ziyade
Deniz gezmişlerin serbest kalması için gerçekleştirilmiş bir eylemdir
idam hükmünden sonra firar eden mahir ve arkadaşlarını aldığı bir karar ile yabancı esirler ile denizlerin takası için rehin alınmışlardır


Tabii doğrusun dostum, düzeltilecek
kısmı yoktur. Hatta Denizlerin serbest
kalması hâlinde rehinelerin de salınacağı
kuşku götürmezdir.

teknisyenlerin zavallı olup olmadığı kişi olarak tanımlanabilir ama asker olduklarından., tüzel bakılır.. askeri konvoya yapılan saldırıda., insani amaçlı olmayan(sıhhıye-basın gibi) her özne(sivil şöför., sivil askeri araç teknisyeni)., hedef içindedir..

Aslında Cenevre anlaşması, lafzıyla uygulandığı
takdirde insanlık tarihi için geri dönülemez bir
metindir. Öncelikle devletin eylemliliğini sınırladığı
için, ikinci olarak da halk isyanlarını tanıdığı
içindir.
Suat dost madem Cenevre'yi baz aldın, benim
zavallı teknisyenler tabirimin yerinde olduğunun
da hakkını vermelisin .) Çünkü Cenevre'ye göre
savaş süresince esir bulundurmak tarafların
hakkıysa, o esirin canı ve fiziksel bütünlüğü için
gerekli şartları da oluşturmak gerekmektedir.
O bakımdan, silahsızlanmış ve tutuklu bulunan
şahıslar asker dahi olsa öldürülmemelidir ve ben
belki avam tabirle zavallı olarak ifade ettim.
Yoksa askerî hedeflere saldırılmasını mahkûm
etmiyorum.

yaşanan fedalardan dolayı kızıldere öne çıkartılmıştır.. simgesel olmuştur.. thkp eylemi olarak bakmak da yanlıştır. thkp-thkko ortak eylemidir.. her iki yapının da lider kadroları orada idi..

Söylediklerine katılıyorum ama dediğim gibi,
Kızıldere'ye kadar Baba Erdoğan ve yoldaşları
var ki, tam manasıyla kır gerillasını oluşturmuşlardır.
Karadeniz sahasına çıkabilme, yol kontrolleri
gerçekleştirip firar örgütleme vardır. Ne bileyim,
aslında KCK yürütme komitesinin bu devrimcileri
de anması gerekir, madem ışık tutulacak.

Çiftehavuzlar, Karataş'ın yani DS'nin direniş
sembolü ya, PKK ile Cephe arasındaki husumet
nedeniyle DS'nin kadro eylemlerini dahi söz konusu
etmemeleri var. Yani diyorum ki, bahsedilecekse
bütün bu direnişler teker teker anılmalıdır, eğer
anılmayacaksa Kızıldere ile kalınmamalıdır.
DS'ye böyle bir eleştiri getirsen yere yamulturlar
orası ayrı.
 
#12
Söylediklerine katılıyorum ama dediğim gibi,
Kızıldere'ye kadar Baba Erdoğan ve yoldaşları
var ki, tam manasıyla kır gerillasını oluşturmuşlardır.
Karadeniz sahasına çıkabilme, yol kontrolleri
gerçekleştirip firar örgütleme vardır. Ne bileyim,
aslında KCK yürütme komitesinin bu devrimcileri
de anması gerekir, madem ışık tutulacak.
ne demişler.. doğruya doğru.. ama
Çiftehavuzlar, Karataş'ın yani DS'nin direniş
sembolü ya, PKK ile Cephe arasındaki husumet
nedeniyle DS'nin kadro eylemlerini dahi söz konusu
etmemeleri var. Yani diyorum ki, bahsedilecekse
bütün bu direnişler teker teker anılmalıdır, eğer
anılmayacaksa Kızıldere ile kalınmamalıdır.
DS'ye böyle bir eleştiri getirsen yere yamulturlar
orası ayrı.
işin burası çok farklı..

1- mesele devrimci eylem ve direnişler ise her örgütün tarihinde vardır.. hepsini tek tek bir seferde anamazsın..
bilinen klasik üç tane vardır.. işkencede simgesel olaral ibo'dur., idamda denizler., kuşatma olarak da kızıldere ve nurhaklar..
yani.; bahsedilecekse bütün bu direnişler teker teker anılmalıdır.. dediğin olay genelde işletilemez..

2- çifte havuzlar örneğin ds trihi nezdinde simgeseldir.. ilk değildir öncesi çok vardır.. ama bir hareket bunu simgeleştirebilir.. herkes yapcak diye bir şey yoktur.

3- ds simgeleştirmelerinin bir dönemle sınırlı kalması ds nezdinde doğal olabilir am., bu noktada ayrımcı ve seçici olmaları ve bazılarını atlamaları(bedriler) asıl ilginç olandır..
sen.. bu operasyonları anarken., savunurken., içine bedrileri de kattın mı? yandın..

4- o dönem ds operasyonları da tartışmalıdır.. hassas konulardır..

yani.; PKK ile Cephe arasındaki husumet nedeniyle DS'nin kadro eylemlerini dahi söz konusu etmemeleri var. burada yanılıyorsun.. böyle bir sorun yok.. ama ds/dhkp ile muhatap olmama olayı var..
dikkat etti isen. özgürlük hareketi ts ile polemiklere hiç girmez.. genel tespitler-analizler yapar..

"mevzu" şu ise.: bazı yaşanmışlıkları simgeleştirmek ve bunu hamasete vardırmak., yada grupsal olarak ayrıştırıp., özelleştirmek gibi duruşlar ise., haklısın.. bu zemindeki eleştirilere savunma yapamam.. ama realite derim..
 
Üst