"küresel ısınma" ve 2020 analizleri

#1
yazıma başlamadan önce bir anımsatma yapayım..
her zaman vurgularım.. osmanlıdan bu yana bu devlette kanatlar var.. osmanlı devletleşmesi devşirme-dönme sistemi ile kuruldu.. ve bu sistem içinde daima kanatlar/konseptler var oldu.. ve bu konseptler/kanatlar mülkiyetçi sistemin küreselleşmesi ile birlikte küresel konseptlerle bağlantılı yapılaştı.. sağcı-solcu-islamcı-liberal vs. fark etmez.. nerde konuşlanırsa konuşlansın dahil olduğu konsepte göre işlevsel olurlar..

t.c. yeniden formatlanıyor.. bu anlamda yeni sürece uygun yeniden sosyal-siyasal-ekonomik yapılaşmalar oluşuyor.. küresel iki ana konsept(din) ve bu iki ana konsept dahilindeki bağlantılı iç konseptler(mezhepler).. ve son olarak da., bunlara bağlı yerel konseptler(tarikatlar) vardır.. anlayacağınız din yapılaşmaları gibi.. kişiler ve cemaatler bazında yer değiştirmelere bakmayın.. olabilir.. ama ana konsept değişmez kadrolardan oluşur..

bu anlamda..
t.c. içinde son olarak ortaya çıkan "çizgiler"/konseptler var.. örneğin.; chp ve türk-iye solu içinde iki ana konsept var..
1- kürt halkı ile uzlaşmak.. diğer halkların varlığını kabul.. sistemi sarsmayacak sınırlarda olabildiğince demokratik ama., devlete bağlılık devamlılığı.. en önemlisi devşirme-dönme sistem ve sosyal taban sorgulanmayacak t.c. vatandaşlık tanımı ortak tanım olarak kalacak..
bu konsept.; küresel anlamda mali oligarşinin oligarşik küresel imparatorluk sürecine karşı.. her alan/sermaye kendi özerkliğini koruyacak., iktidarda mali sermaye olabilir.. gücünü toplumsal tabandan ve demokratikleşmekten alabilir bu yüzden demokrat..
- bu kesimler chp içinde ayrışmış konumda.. imamoğlu/kaftancıoğlubu kesimin projesi.. kılıçtaroğlu ekibi ile şimdilik uzlaşı halinde ama çatışmalı fay hatları var..
- aynı durum türk-iye solu içinde de mevcut.. tkp-ödp içindeki ayrışmalar., çelişkiler bu anlamdadır.. t. doğan tılıç bu konsepte dahil değil.. pekdemir-müftüoğlu vs. gibi ayrıdır..
- islamcı ve sağcı(aslında türk-islam demeliyim) kesimde de bu konsepte dahil olanlar var..
2- t.c. kuruluşundaki format değişmeyecek.. türklük ortak vatandaşlık tanımı olacak.. tıpkı fransız-ingiliz-italyan-ispanyol gibi.. bu anlamda kürtler en büyük "sıkıntı/sorun"ları.. bu yüzden aşırı kemalist/atatürkçü söylemleri vardır.. bu kesimin bir diğer özelliği mali oligarşi konsepti ile ilişkili olmalarıdır.. şimdilik dışın da-gibi duruyorlar çünkü akp/mhp ekibi karşısında aday olamadılar.. toplumsal tabanları zayıf..
bu kesime.; sosyal faşist hatta daha net olarak alman sa ları desek tam da uyar.. tek farkla etnisite olarak zeminleri yok.. devşirme-dönme olmaları sıkıntı.. o yüzden "ne mutlu türküm diyene" formatına sarılıyorlar.. izmirin dağlarında çiçekler açtırmaya çalışıyorlar.. izmir simgeseldir.. selanik kadar simgedir
..
http://www.enternasyonalforum.net/konular/haziran-secimi-ve-sonrasi-oen-analiz.8552/

yazımı okursunuz.. ayrıca ilişkili başka yazılar da var..

gündeme dikkat ediyorum.. gülen örgüt ayağı tartışmaları ile suriye üzerinden., tc-rusya-abd ilişkileri tartışılıyor!!! saray çetesi ve en önemlisi 15 temmuzdan sonra iktidara ana ortak olan ergenekon/MI6 ekibi gündemi belirleyerek toplumsal tabanın gerçekler dışında tartışmasını sağlardı.. örneğin kanal istanbul gibi.. ama şimdi işler farklı(bana göre).. bahsettiğim iki konu önümüzdeki sürecin ana temel konuları ve işleri oluyor..

ilk işareti eski genel kurmay başkanı başbuğdan aldım.. akabinde "delikanlı muhalefet lideri" kılıçtaroğlunun fetö siyasi ayağı tayyip çıkışı oluyor.. asıl işareti ise idlip olayından aldım.. aleni tc. mevzilerine saldırı oluyor ve mahallenin meşhur kabadayısı esip gürlemekten başka bir şey yapmıyor.. hoş eskiden beri böyledir ama bu sefer başka.. esip gürlemesi yetmiyor abd-nato ve bazı ab ülkeleri üzerinden., en önemlisi foxtv ve ulusolcular üzerinden harekete geç kışkırtmaları yaşanıyor.. işte bu çok önemli..
abd-nato yanındayız dedi ama sağına soluna bakan saray etrafında ne kimseyi ne de destek araçları görüyor.. üstelik rusya ile kafa önde görüşmeler ve rusyanın açık tehditleri ortada iken..
birileri yürü koçum derken birileri ağzına çakıp., ağır ol molla desinler diyor.. aklıma 15 temmuz darbesi geldi.. birilerine yürü koçum yanındayız dendi.. yürüdüler ama baktılar ki., yanlarında kimse yok.. üstelik yürüyenler çoktan tüyme peşinde iken birileri orayı burayı bombalıyor-ateş ediyor., işi keskin havasına sokuyor.. derdest eilenler edenler tarafından "sağ salim" emniyette harekete geçilecek ortam sağlıyor.. sonrasında bunlar hakkında tek dava olmadığı gibi darbenin kilit adamları tüyebiliyor.. yetmiyor., bazıları yeni süreçte önemli görevlere geliyor.. sonrası malum.. alavere dalavere gülen aut amma bazıları zirvede ve önemli ortak..

demem o ki...... her zaman.. işleyen bir proje/süreç belirli bir aşamada ya revizyon gereksinimi ya da değişim zorunluluğu duyar.. bunun hem küresel hem de yerel nedenleri olur.. bazen küresel nedenler bazen yerel nedenler ağır basar.. hangisi ise ona göre yeni aşama ya da yeni bir süreç başlar..

bana göre.; henüz yeni bir süreç/proje aşamasına gelinmedi.. ama eski süreç/proje de işlerliği noktasında tartışılır durumda.. hastaya imam gelmiş ama henüz ölüm olayı yok.. imam da duaya başlayamıyor.. son gelişmelere göre bu durum netleşecek..
bir şeyi daha belirteyim.; değişim zorunluluğu yerelden çok küresel nedenlerden olacak..

akp projesi çok ciddi ve kalıcı bir proje idi ama ne yazık ki istenildiği gibi işlemedi.. proje elemanları "iş"ten çok kendilerine çalıştı.. yani çuvalladılar.. 15 temmuz bir ara süreç oldu ama o da yetmedi.. en önemli nedenlerden biri.; gülen projesinin şirazeden çıkmış olmasıdır.. tıpkı yeşil kuşak radikal islam olayı gibi.. elbette arada çok önemli bir fark var.. radikal islam zaten var olan bir yerel özne iken mali oligarşinin kullanmak amaçlı ilgilendiği özne olarak önü açıldı.. gülen teşkilatı ise var olan değil., yıllardır hazırlanmış bir proje idi.. var olan radikal islam derdest edildikçe bunlar güçlendirildi ve bu işin ucu 1960 lara kadar dayanır.. solhaberde(1) bir yazar biraz değinmiş ama cumhuriyetin ana ruhu ve ruh çağırıcılarının bu projedeki görevlerine pek değinmemiş.. 1960 darbesi "ilerici" darbe.. şanlı cumhuriyetimizin bir türlü yaratamadığı demokratik anayasayı yapan darbe.. yani kuruculardan daha demokratik darbeciler.. (burada gülebilirsiniz resmi ve resmi sol tarihe yani)... ama aynı zamanda açılan demokratik!! zemini denetleyecek faşist(türk-islam) projelerinin de devreye net girdiği dönem.. aslında 1940 larla baladı diyeyim.. ama ayrı bir konu..

devam edersem....

gülen projesi bir devlet projesidir ve siyasi ayağı bir parti ile sınırlı tanımlanamaz.. ecevitin 70 sonrası erbakan ortaklığını araştırın.. milli görüşçülere ayrılan alanlarda gülenciler çok etkin oldu.. örneğin sakarya ili.. projebnimn devlet üzerinden çok toplum üzerinde etkili olması beklenirken., projenin elemanlarının bir kesimi çizgi dışına çıktı ve devlete oturmaya kalktı.. klasik dönme-devşirme iktidar savaşı ve talebi olayı.. ama artık bu işler bitmişti ve izin verilemezdi.. verilmedi.. temizlik yapıldı.. yapıldı ama proje halen devrede.. artık adı gülen değil ama illaki bir isim olacak.. gül boşuna siyasal islam çöktü demiyor.. çökertenleren birisi kendisi.. yerine protestan-liberal islam geliyor.. bir çeşit evangelistler.. kendi inanç/gelenek/kurallarını bile çiğneyebilen süreçleri için her şeyi mübah gören bir zihniyet..

bahsettiğim bu gelişme oluşur ise., önümüzdeki süreç sonrasında saray çetesi ve ortağının helvasını yiyeceğiz demektir.. bunu da özellikle bölgedeki savaş üzerinden işletecekler.. sonrasında yargılamalar da olabilir.. ahmet şık bunu çok net ifade etti.. öyle hamasi olsun diye değil., duyumsamaları var demek ki..
ya da yeni bir ittifaklar manzumesi üzerinden yumuşak geçiş olabilir.. helva yemeyiz ama hasta ziyareti yaparız.. bunu da chp içindeki faşistler sağlayacak.. yani yargılama olmadan anlaşma..

diyelim olmadı-olamadı..... o zaman ciddi bir iktidar değişimi yaşanacak.. ama mali oligarşi.; var olan iktidarının yıkılıp yerine rakip konsept iktidarının gelmesine izin verecek mi?.. elbette hayır.. o zaman yerine bir iktidar hazırlığı olmalı.. işte bu iktidar yeni kurulan partiler dersek., yanılırız.. bir öncesinde ittifaklar manzumesi demiştim.. bunun olabilmesi için., küresel konseptler arası bir uzlaşma dönemi yaşanmalı.. ama böyle bir görüntü yok(olmaz da diyemem ama şimdilik bir görüntü yok) demek ki., rakiplerden bir iktidar yaratılacak ve idlip olayları bunun için.. foxtv ve bazı ulusolcular savaş diyor demiştim.. sarın başarısızlığı sonrası bu "efeler" harmandalı ve izmirin dağlarına çiçek dikerek sahneye çıkabilir.. yani.; chp etrafında kenetlenmiş bir neo-cumhuriyetciler(kemalistler!!-ülkücüler!! ve solcular!!).. ama burada bir sorun var.. bu ekibin karşısında henüz güçlü olmayan (güçlü olamıyor çünkü cesur ve kararlı değil) bir muhalefet güç var.. bu durum küresel alanda da böyle.. malioligarşi karşıtı sermaye konsepti cesur değil.. ben nedenini şuna bağlıyorum.: mali oligarşi ile ölümüne bir çatışma yerine uzlaşma bekliyorlar da ondan.. çünkü.. cesaret edip mali oligarşiyi durdursalar., açılacak zemine toplumsal muhalefet dalacak.. ve bu dalış., ne 1800 lere ne de 1917 lere ve ulusal kurtuluş savaşları süreçlerine benzeyecek..
yani... mali oligarşi karşısındaki konseptin tek derdi uzlaşma.. revizyon olsun ama sistem eskiden fazla kopmasın.. elbette işin içinde finans-enerji krizleri de var.. mali oligarşi bu iki silahı kullanmaktan çekinmez.. napolyon dahil 3 küresel savaş bunu net ispatı.. yaşanacak yıkıma muhalif sermaye konsepti dayanamaz.. mali oligarşi cepten yer ama ayakta kalır.. zaten bu silahın dönem dönem ucunu gösteriyor.. neden... devreye sokmuyor derseniz.. mali oligarşi de yıkım sonrası gelişme ihtimali olan toplumsal muhalefetten çekiniyor..

toparlarsam.....

şu olabilir.. bu olmayabilir.. vs. vs.. başkaları başka tahminler yapabilir.. hepsi doğrudur.. yani söylem olarak olabildiğince ihtimal ve doğrudur.. mesele bu değil.. asıl mesele ne öngörür olursanız olun., olacak olana siz ne? hazırlık yaptınız.. ya da ne? yapmalı...

kürt halk muhalefeti ile ilişkilenmek-ilişkilenmemek... bölgede var olan rejimler aynı kalsın-değişsin.. kuruluşundan beri eksikleri olan ve biriken sorunlara çözüm üretmeyen t.c. eski sistemine mi? dönsün-değişsin mi?..
değişmesin ya da değişsin demek de yetmiyor.. değişmesin diyenler hangi dönemi baz alıyor.. değişsin diyenler.; bir konsepte dahil olarak mı? diyor yoksa toplumsal muhalefet yararına mı? diyor..

korkmayın.. yazdıklarım.. öyle çok bilinmeyenli denklem değil.. neresinden tuttuğunuza bağlı.. yanlış yerden tutarsan çok bilinmeyenli ama sonucu belli denklem olur.. doğru yerden tutarsan.; sonucu senin belirlediğin denklem olur..

gerisini sonra yazacağım..









(1) https://haber.sol.org.tr/yazarlar/fatih-yasli/fetonun-siyasi-ayagi-280787
 
#2
şu olabilir.. bu olmayabilir.. vs. vs.. başkaları başka tahminler yapabilir.. hepsi doğrudur.. yani söylem olarak olabildiğince ihtimal ve doğrudur.. mesele bu değil.. asıl mesele ne öngörür olursanız olun., olacak olana siz ne? hazırlık yaptınız.. ya da ne? yapmalı...

kürt halk muhalefeti ile ilişkilenmek-ilişkilenmemek... bölgede var olan rejimler aynı kalsın-değişsin.. kuruluşundan beri eksikleri olan ve biriken sorunlara çözüm üretmeyen t.c. eski sistemine mi? dönsün-değişsin mi?..
değişmesin ya da değişsin demek de yetmiyor.. değişmesin diyenler hangi dönemi baz alıyor.. değişsin diyenler.; bir konsepte dahil olarak mı? diyor yoksa toplumsal muhalefet yararına mı? diyo
r..

küresel ısınma başlığını attım.. çünkü.. hem ekolojik hem de siyasal/sosyal alanlarda ciddi ısınmalar yaşanıyor.. ekolojik alandaki ısınmalar.; kapitalizmin geldiği en vahşi aşamayı işaret ediyor.. insan denilen yaratık üzerinde.; sorumsuzluk., vicdansızlık., aç gözlülük., ahlaksızlık., riyakarlık kısaca çürüme en üst boyutlarda olunca ilk darbeyi doğa yemektedir.. orta çağ diyorlar.. oysa orta çağın kendince ahlakı vardı.. engelsin ilkel ya da barbar dediği dönemler daha ahlaklı ve ilkeli idi.. mülkiyetçi uygarlık ilerleyip., yayıldıkça çürüme arttı ve 21. yy. ile birlikte tavan yaptı.. çürümenin en önemli sıçrama aşaması aydınlanma denilen dönemdir.. din ve hanedan baskınlığı kaldırılıyor denilerek yerine daha beter "değerler" konuldu..
kısaca.: gelinen noktada her alanda bir çürümüşlük yaşanıyor..

sanmayın.. orta doğudaki bağnaz islam katliamları gericiliğin eseridir.. hayır.. aynı karakterdeki katliamları "uygar" batı çok önceleri yapıyordu ve halen yapıyor.. biri sadece insan üzerinde çalışırken., diğeri hem doğa hem de insan üzerinde çalışıyor ve bunu sinsice yapıyor.. halk arasında dendiği gibi "acıtmadan"...

hdp ile ittifak yapılabilinir mi?... mevzu buraya nereden geldi.. anlaması zor değil.. severken kuzuyu., civcivi şevkatle severiz.. ama sofrada iştahla yeriz.. yani.; orada başka., burada başka.. yani.. nedenlerimiz var..
kürt halkı üzerinde ulusal baskı var mı? var.. amaaa.. onlar da bölücülük yapıyor.. iyi de deniz ve mahir de yıkıcılık yapıyordu.. chp.: devletin kurucusu yıkılmasına karşı çıkar.. doğru.. ama yıkmaya koyulan denize sahip çıkar.. komedi mi? hayır.. iki yüzlülük., çürümüşlük.. ya buna ses çıkartmayanlara ne? demeli.. siz söyleyin...

hdp yasal parti.. amaa.. yöneticileri., üyeleri örgüt üyesi olarak içerde.. parti.. yasal.. yöneticileri-üyeleri yasal değil.. deniz mahir anarşik terörist ama anmaya gelince anarız.. nazım vatan haini.. ama dizlerini kullanırız.. nazımı vatan haini ilan eden cumhuriyete övgüler dizeriz.. nazıma da sahipleniriz..
kısaca.: karakter aynı.. işimize gelen yerde yasal.. işimize gelmeyen yerde yasal değil.. bu ne perhiz bu ne salata turşusu.. olsun biz devletin solcusu ve burjuva parlamentosundan doğmuş solcuyuz.. solumuz bile burjuvadan olma.. haliyle çürüme olayında başı çekeriz..

hdp ile ittifak.... chp ile ittifak yapabilenler hdp ile yapamıyor ise oturup bir düşünsünler..
şimdilik bu kadar.. fazlası artık ideolojiyi aşıyor.. ahlak devreye girdiği için.. dil değişir..

amaaaa.. hep siz amaaa diyecek değilsiniz.. bu ama başka ama.. hdp yi dikkate almayan akp iktidarına evet der.. ya da yetmez ama evet der.. çünkü kaçınılmaz sondur.. hadi bu olmasın.. sosyal faşizme evet der..

ünümüzdeki ısınma bu zeminde olacak..
 
#3
MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, "HDP'nin yer alacağı hiçbir oluşum içinde yer almayacağız" dedi.
BBC Türkçe'ye konuşan Karakaya, AK Parti'nin öncelikle çözüm süreci nedeniyle HDP ile koalisyon kurmasının daha doğru olacağını savunarak, CHP'nin de bu hükümete dahil olabileceğini iddia etti.

etti de böyle olacak deyip bıraktı mı hayır., gereken yapılsın diye yola koyuldu..
Muhabir: Aynur Ekiz 19-06-2015

https://www.aa.com.tr/tr/politika/akp-nin-disarida-oldugu-bir-koalisyon-alternatifi-yok/34869

bu alıntıyı yaptım.. çünkü önemli.. haziran 2015 seçimleri olmuş ve akp iktidarı bitmişti ama yerine ne? Gelecekti.. bu alıntıda ne? Gelecek olana işaret ediliyor..
akp’nin iktidarı kaybettiğini söyleyen nesne.; aynı zamanda onsuz olamayacağını da belirtiyor.. öyle de oldu..

ama öncesinde “bir şeylerin” olması gerekiyordu ve öyle de oldu.. haziran 2015 seçimlerinden kasım seçimlerine giden 5 ayda çok şeyler yaşandı.. bu yaşananların ne? Olduğunu o dönemin başbakanı davutoğlu’ndan dinleyelim.. Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler, insan yüzüne çıkamaz”.. olsun.. çıkarlar.. 5 ay içinde yaşananlardan hdp sorumlu tutuldu ve bu işlerde türk solu başı tuttu.. bunları geçelim.. olağan şüpheli ve suçlu belli!!!.. sonra……..

“AKP’nin iktidardan düşmesi için HDP’nin dışarıdan destekleyeceği CHP-MHP koalisyonu seçeneği konuşulurken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli AKP'nin yer almadığı koalisyon seçeneklerine kapıyı kapattı.” Falan-filan derken.. 5 ay sonra yeni bir seçim denildi.. bu operasyonun mimarı bahçelidir.. sanırım yeni operasyonun mimarı da yine bahçeli olacak..

Karakaya, HDP’nin olacağı hiçbir oluşumda yer almayacaklarının altını çizdi.
Karakaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti kurma görevini seçimden birinci parti olarak çıkan AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na vereceğini ve onun da MHP’yi ziyaret edeceğini söyledi. Davutoğlu'nun MHP ziyaretinde bir talepler listesi ile karşılaşacağını ifade eden Karakaya, bu listede yer alacak olmazsa olmazları "çözüm sürecinin bitmesi" ve "Cumhurbaşkanın anayasal sınırların içinde kalması" olarak sıraladı.

MHP'nin bu taleplerinin AK Parti tarafından kabul edilip edilmeyeceğinin sorulması üzerine Karakaya, şu cevabı verdi:

"Buna izin vermezse böyle bir yaklaşım olmazsa bir koalisyon kurulamaması Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sorumluluğundadır. Koalisyonu kuramama sebebi söylediğiniz gibi bu makul gerekçeler olursa AKP gidilecek muhtemel erken seçimde büyük hezimete uğrayabilir. Bunun farkında olacakları için bunun bir orta yolunu bulacaklardır diye düşünüyorum. Bunu yapmak durumundadırlar. Ben AKP’nin, özellikle Ahmet Davutoğlu’nun da talebinin, isteğinin, gönlünün bu şekilde olacağına inanıyorum. Bir defa kendisini de vesayet altından kurtarmış olacak. Türkiye’nin gerçekten buna ihtiyacı var."


Muhabir: Aynur Ekiz

Davutoğlu akabinde yollandığına göre demek ki., isteğinin, gönlünün bu şekilde olmamış olduğu belli..

Sonrası malum.. yeni iktidar ortakları ile birlikte bu güne geldiler.. gelene kadar yaşatılanlar-yaşananlar da malum.. da.. bunun sorumlusu akp-mhp mi? Yoksa bu sürece itiraz etmeyip., aksine körükleyenlerin günahı ne?..

Önümüzdeki sürecin olası sonuçları da belli.. ya aynen olmasa da yani eleman değişikliği ile aynı süreç devam edecek., ya da acıtmadan şekli devam edecek., ya da türkiye artık ciddi bir değişim sürecine girecek.. bu son ihtimale ben evet diyemiyorum.. çünkü özellikle türk-solu türkiye solu olamıyor.. olanlar azınlık.. burjuva liberalleri ise cesur ve kararlı değil.. aza kanat geçirmeye eğilimli.. çünkü akp den çok ciddi bir toplumsal muhalefet birliği ve rüzgarından korkuyorlar..

Ehh.. YA BİR YOL BULACAĞIZ YA DA BİR YOL AÇACAĞIZ.. işimiz bu.. yazıma devam edeceğim...
 
#4
Rus devlet başkanı, “Kimsenin bize karşı savaşmak istemeyeceği koşulları yaratacağız” dedi. ..
bu sözler., idlip üzerinde yaşanan-yaşatılanlardan hemen sonra söylendi... ve bu sözler kızım sana diyorum ama gelinim sen anla tarzındadır.. yani., aslında mali oligarşi konseptine söylenmiştir., desem de asıl muhatabı mali oligarşi muhalifi konseptir..
kısaca.. putin diyor ki.: yaratılmak istenen kaos sürecini görüyorum-görüyorsunuz.. bunu yaratmak isteyen konsepte karşı ta tavır alır ya da sonuçlarına katlanırsınız diyor.. her iki konsepten de yanıtını aldı..
ekleyeyim.. rusya-putin rejimi bu küresel iki konsept dışında mı? hayır.. ama açık bir dahiliyet de yok.. uzun süredir., bu iki konsept.: rusyayı denetimlerine almak için ayrı ayrı rusya üzerinde operasyonlar düzenliyordu.. oysa rusya rejimi henüz net değildi.. yani iktidar ve devlet sistemi olarak zaten ikili konumdaydı ve dengeci politikayı işleten konsept etkindi.. tıpkı osmanlının abdülhamit dönemi ve i.t. içindeki bir kanat gibi.. elbette bu durum uzun sürmeyecek., rusya bir seçime zorlanıyor ama seçim ne? olur derseniz., şimdi değil., ilerde belli olacak..

bu durumlar sonucu..;
- türkiyeye açık destek verilmedi.. mali oligarşi konsepti bile açık destek veremedi..
- türkiyeye makarayı geri sar dediler.. bu da türkiye içinde bir rejim değişikliği anlamına gelir..
- ama bir yandan da türkiye-rusya arasında bu yaşanan yapma sıkıntıda türkiye önceliğimiz diyerek rusya üzerinde sıkıştırmalar da sürüyor..
-lozan ile düzenlenen orta doğu sisteminin geçici olduğu tartışılmaz hale geldi.. biriken sorunlar geçici çözümlerle halledilemez hale geldi..
-gerek küresel gerek ise lokal yeni organizasyonların geçici olamayacağı netleşti..
kısaca.. her şey değişecek.. ama bu değişim sonrası ne? olacak..

putin sözlerine dönersek..
“Kimsenin bize karşı savaşmak istemeyeceği koşulları yaratacağız” .. evet kimse bizimle savaşamaz oyarız demiyor.. koşulları yaratacağız diyor.. demek ki... halen o koşullar yok.. aslında şunu diyor.: bundan sonrası için pozisyonumuz bizi savaşla dönüştürmek isteyenlere karşı olacaktır.. bu ciddi bir söylemdir.. bazı şeyler için zorunlu olabiliriz ama asla mahkum olmayız diyor..

demek ki.. mahkumiyeti kabul edenler ile etmeyenler farklılığı önümüzdeki sürecin ana etkin duruşu olacak..
- muhalif konsept mahkumiyeti kabul etmeyen ama bunun için kararlılık göstermeyen bir özne..
- rusya mahkumiyet-zorunluluk ikileminde kararını net alan bir özne ama bu kararlığını hangi konsept ve proğram ile işletecek göreceğiz.. mali oligarşi konsepti demek.: mahkumiyet kaçınılmaz demektir.. demek ki mali oligarşiye karşı ataklar olacak geçmişte olmuş(yukos operasyonu) yarım bırakılmıştı.. bu durumda rusyaya karşı bir-aç operasyon beklemeliyiz.. afganistanda taliban ile anlaşma(Pompeo, "Taliban, DEAŞ’ı yenilgiye uğratmak için savaşa devam etmeli ve Afganistan vatandaşları için son haftalardaki şiddeti azaltan adımlarını artırmalıdır." diye konuştu. ) bu anlamdadır..
- t.c. son iktidar konsepti yürütücüleri mahkumiyeti kabul etmiş olanlardır ama muhalefet içinde de bunlardan var.. derin devlet mahkumiyet karakterindedir ama hala i.t. enverci anlayış da mevcuttur.. mevcut desem de etkin değildir-olamaz.. bu anlamda mahkumiyete itiraz asıl olarak toplumsal muhalefet ile ortaklaşmadan geçer.. hdp-chp ittifak tartışmaları bu anlamdadır..
- kürt siyasalının özellikle barzani kesimi mahkumiyetçilerdir.. rojava süreci içinde de bunlardan vardır ama etkin değillerdir.. tıpkı türkiye içinde olduğu gibi.. önümüzdeki süreçte bu konuda-zeminde hareketlilik yaşanacaktır..
Abdullah Öcalan: Her şey sizin mücadelenize bağlı. Bir ilerlemeyi sağlarsanız her şey çözülür. Ama yapmazsınız da devam eder. Hem tecrit devam eder hem de kan dökülmeye devam eder. Herkes buna göre elinden geleni yapsın. ... Şimdi şunu size izah ediyorum. Eğer bölgede siz bir güç olamazsanız, bak Türkiye’de iki ayaklı bir masa var. Sizin oluşumlarınızın içerisinde sol hareketler de var. Ağırlıklı olarak Kürtler var. Diğer halklar da var. Siz de bir ayak olmak zorundasınız. Orada güç olacaksınız. Masa üç ayaklı olursa düşmez. İki ayaklı masayı, sistem onu ne kadar korumaya çalışırsa da o sürekli yıkılmaya mahkumdur. Bunun için bizim oluşumumuz Kürtler, üçüncü ayaktır. Bu üçüncü ayağın oluşumu da büyüme ile olur.’
https://anfturkce.com/dunya/Oecalan-her-sey-sizin-muecadelenize-bagli-137905

toparlarsam...
gerek napolyon savaşları., gerek 1. dünya savaşı ve devamı hitler savaşları mali oligarşinin süreçlere yaptığı en azgın müdahalelerdir.. yine yapabilir.. her ne kadar bu müdahaleler sonrası istediğini elde edememiş olsa dahi durmamıştır., durmaz.. durmaz çünkü.: konsept projesi ve süreci hızla çöküşe gider.. ama bir avantajı var.. çöküşü muhalifi olan konsept değil., kaos içinde yükselecek olan toplumsal muhalefet sağlayacağından dolayı., muhalefet iki yüzlüdür., toplumsal muhalefet yükselmesin diye taviz verir.. hani deniyor ya.. saray çetesi gitsin de.... iyi de yerine ne? gelecek.. işte burada... toplumsal muhalefetin önüne zorunluluklar yığılır.. ve içinde mahkumiyete giden yol da vardır.. türkiye solu bunu 12 eylül ile yaşadı..

şimdilik bu kadar..........................
 
#5
toparlarsam...
gerek napolyon savaşları., gerek 1. dünya savaşı ve devamı hitler savaşları mali oligarşinin süreçlere yaptığı en azgın müdahalelerdir.. yine yapabilir.. her ne kadar bu müdahaleler sonrası istediğini elde edememiş olsa dahi durmamıştır., durmaz.. durmaz çünkü.: konsept projesi ve süreci hızla çöküşe gider.. ama bir avantajı var.. çöküşü muhalifi olan konsept değil., kaos içinde yükselecek olan toplumsal muhalefet sağlayacağından dolayı., muhalefet iki yüzlüdür., toplumsal muhalefet yükselmesin diye taviz verir.. hani deniyor ya.. saray çetesi gitsin de.... iyi de yerine ne? gelecek.. işte burada... toplumsal muhalefetin önüne zorunluluklar yığılır.. ve içinde mahkumiyete giden yol da vardır.. türkiye solu bunu 12 eylül ile yaşadı..


şimdilik bu kadar.......................... demişim mart başında ama olan da oldu..

haydaa.. corona virüsü diye bir terörist çıktı meydane ortalığı ezdi geçti tıpkı merdane.. insanlık.; nice afetler gördü., nice küresel savaşlar yaşadı ama hiç birisinde bu kadar "çaresiz" kalmadı.. bu konuda her kesim-kişi bir şeyler söyledi..
doğanın intikamı.: sanmıyorum.. doğada her canlıda ve insanda da bi tomar virüs yaşar.. canlının bağışıklık sistemi., sağlık yapısı vs. nedenleri ile kimisini aşar kimisine yenilir veya canını teslim eder.. doğanın intikamı bu yolla değil., afet dediğimiz olaylarla oluyor ki buna intikam da denilmez., senin yarattığın sonuç denir.. tıpkı deprem öldürmez bina öldürür gerçekliği gibi..
yani.. bazı felaketler doğanın işi olsa da aslında senin yaratımlarının sonucudur.. bu virüs olayı da böyle.. doğanın işleyişinde doğal olarak var olan bir şey felakete dönüşüyor ise bunun sorumlusu doğa değil insandır... kentleşme., beslenme., sağlık hizmetleri ve en önemlisi insanlığın geldiği bu aşamadaki çürümüşlüğün niteliği.. korona dediğin bir grip virüsü.. yani veba., cüzzam., kanser ve hatta verem ile karşılaştırdığında basit bir mahalle kabadayısı..
ne yani.. hadi ben diyeyim yüzyıl sen de bin yıl öncesinde bu virüs nerdeydi.. tamam çok oldu.. 3-5 yıl önce nerde idi.. yarasa yemişler.. yeni mi? yemişler.. önce yaramasa mı yiyorlardı.. yoksa vuhan kenti halkı çok büyüdü yayıldı yarasa yiyenlere karıştı da oradan mı? kaptı.. iyi de bakın neçınıl çoğrafiye yarasa yiyenler çinde değil başka yerde..
toparlarsam...
bu iddia hikaye.. doğru ise asıl doğru kapitalizmin yani üretici güçlerin ilerlerken vardığı durum diyeyim.. dünyada.; her gün kafasına saksı düşmekten kaç kişi ölüyor.. ya trafik ya vs. vs. coronanın yanında katliam gibi..
hani bazıları diyormuş ya.. sürü bağışıklığına bırakalım.. "haklılar"!!.. bıraksan bir yerde bitecek ve ölüm sayısına baktığında., saydıklarımdan çok olmayacak..

bir çeşit kimyasal silah denemesi.: ya da saldırısı diyelim.. olabilir mi? olabilir.. çok da oldu.. kaza ile olan çernobili., kimyasal kazaları., atom bombası denemelerini vs. geçtim., japonyaya atılan atom bombasının yarattığı etkiler halen kuşaklar boyu devam ediyor..
bir şeyi denerken., ya da sınırlı bir saldırı yaparken., ipin ucu kaçabilir., denetimden çıkabilir..
ya da.. bazı taraflar arası bir dünya savaşı yerine bir küresel saldırı.: sürekli söylerim.. mali oligarşi gerektiğinde her şeyi yapar.. sonuç ta kazanan hep para olur..

o ya da bu.. bilemem.. söylesem de hepsi gibi varsayım olur.. ama kesin olan bir şey var.. bu denli korkutulan., çaresiz bırakılan bir toplumsal ruh hali ortaya çıktığında bu sürecin kralı kim-ler? olur ve sonuçları ne? olur.. dünyanın düzeninde ne? gibi değişimler olur ve buna kim-ler nasıl? itiraz edebilir... edebilir mi?..
işte asıl mevzu bence budur...

bu işler ilk değil.. veba sonrası kilise etkisinin yükselmesi ile birlikte olagelenler.. küresel savaşların yıkımları sonrası ortaya çıkan faşist rejimler.. ve bu rejimlerin yıkılması sonrası ortaya çıkan umudumuz ecevit durumları.. yani.. her yol ankara.. "birileri".; hangi sonucu isterlerse o sonuç ortaya çıkar..


not.. coronodan dolayı kısa yazıyorum:confused:.. her zaman yazamayacağım.. hoşgörün.. çünkü koşullarım uygun değil.. eve internet bağlatamadım.. vefacılardan rica etsem bağlarlar mı? bilmiyorum..:unsure:

bu arada.. sosyal mesafeyi korumayın ki a-sosyal olmayın ama kendinize de dikkat edin.. bu lafa ben çok takıldım.. temas etmeyin yerine sosyal mesafe denmesini anlamsız-anlamlı buldum.. kodlama gibi olmuş.. niye sosyal mesafeyi koruyacağım.. sosyallik ilişki demektir illaki yapışmak değil..
 
Üst