Kürt tarihi , sscb ve ruslar

#1
merhabalar

yakın zamanda türk solundan(kendisi kürt) bir arkadaşla yaptığımız tartışmada kürt tarihi edebiyatı bilimi kültürü vb durumlarla ilgili bi kaç şey paylaştık. 100 senelik kürt direnişleri durumunda ve son 40 senelik aktif mücadele içinde kürtlerin verdiği yapıtlar(roman şiir bilim kitabı vb) edebi tarihi çalışmalar dilsel çalışmalar çıkardığı yazar bilim adamı vb ne kadar yeterli ? sorusu üzerine yoğunlaştık.. ve mücadele edilirken bunlara ne kadar önem veriliyor ? bunlar tabiki tartışılır konuşulur.. ki eksik olunan noktalarda yoğunlukta..

fakat aslı konumuz sscbnin ve rusların kürtlere verdiği önem..katkı..değer.. yani benim aklıma takılan konu bunlar.. bu konularda pek bilgim birikimim yok. forumda bulamadım burdan konu açmak istedim.
arkadaşın söylemlerine göre en sağlam kürt arşivi rusyada evet doğru olabilir.. ve gidip arşiveleri açıp okumuyoruz eleştirisini de yapıyor..ne kadar doğru bilmiyorum..
fakat tarih olarak kürtlerin mesela ilk matbaayla tanışmasını romanlarını bastırmasını bilim kitabı yazmasını ilk sinema sanat(kürt operası) vb durumları sscbye bağlıyor. yani diyorki sscb den önce sözlü tarih varken sscb den sonra yazılı döneme geçiliyor.. tarihsel verilere dayarnarak baktığımızda bu kadar sscb kutsaması/bağlılığı ne kadar doğru ? ve kürtlerin yazılı tarih kültür sinema edebiyat vb durumlarının bu denli sscb ye bağlanması doğru mu ? kürt yazılı tarihi sineması kültürü sscb olmasaydı yok mu olacaktı ?(ki arakdaşa göre sscb olmasaydı kürt yazılı tarihi edebiyatı dilsel gelişmeleri vb olmayacaktı) bu konularda forumda ki arkaşlardan yardım isityorum.. iyi bir tartışma konusuda çıkıyor.. bu konulardaki görüşlerinizi ve biligilerinizi bekliyorum..
 
#2
sevgili ÖzgürYaşam...

Kürtler gibi göçebeliğin önemli bir yer ettiği...daha dağınık ve bu şekilde geniş alanlara yayılmış olan toplulukların yazılı edebiyat ve kültüre geçmeleri tabii ki zordur...zira yaşam stilleri gereği böyle bir ihtiyaç duymazlar...

fakat dediğimiz gibi...burada problem olan ne göçebelik ne de sözlü kültürdür...dünyadaki bütün varlıklar(canlı-cansız-ki bence bu ayrım bile saçma) kendi var oldukları koşullara göre yaşam içerisinde değişime uğrarlar ve gelişirler...

bu noktada göçebelik ya da sözlü kültür "olumsuz" değildir...birileri bunu gerilik ve modernite anlamında aşılması gereken olgular olarak görüyorsa bu aleni bilimsel "ırkçılıktır"...

Dünyada kompleks ve kollektif canlı yapılar varken...onun temellerini oluşturan bakteri vb daha az kompleks ve ilksel yapılar da mevcuttur...bir yerde nicelik-nitelik anlamında değişim oluyorsa bu başkasının da onu takip edeceği gibi bir sonucu beraberinde getirmez...İnsanın doğanın "efendisi" olduğu görüşü tarzında "ırkçı" bakışın temelinde de aslında bu vardır...diğer canlılardan başka ona bahşedilmiş bir üstünlüğünün olduğu iddiası...

Yani insanın toplumsallaşarak diğer canlılardan kendini ayırmasını kabul etmek ayrı...bunu var edenin insanın "üretken kapasitesi" ya da tanrının ona verdiği bir görev olduğu iddiası farklıdır...ikincisi insanı doğanın merkezine ya da üstüne koyan ona bir hakikati gerçekleştirme görevi veren sakat bir anlayıştır....

bunu geçtikten sonra meseleye gelelim...

Kürtler opera öğrenmiş...Kürtler modern müzik öğrenmiş...Kürtler modern edebiyata geçmiş....

kimse bunları öğrenmesin demiyor...fakat bunların dengbej den ne farkı var...Kürtler Dengbeji bırakıp bu "modern-asil" kültüre mi geçmeliler...kendi kültürlerini Batılılaştırmalılar mı?

sevgili ÖzgürYaşam dostum...buna literatür de "oryantalizm" deniyor...Batının gözüyle Doğuyu tanımlama...onu değiştirme-dönüştürme...yön verme...tabii buradaki Batı aslen kapitalist modernitenin bir ifadesidir...Doğu ise onun dışındakiler....


SSCB kendi topraklarında yaşayan bütün toplulukların kendi anadilinde eğitim hakkı...yayın hakkı-dillerini özgürce geliştirme hakkını tanımış ve bunu geliştirmeye uğraşmıştır...

Kürtler 4 parça ülkesinde dili-kültürü yasaklanmış haldeyken bu dili yazılı halde yayabileceklerini düşünmek zaten çok mümkün değil

haliyle zamanında Kafkasya ya İran devleti eliyle zorla göç ettirilmiş Kürt aşiretlerinin yaşadığı yerlerde...Kürt toplumu içinden çıkıp yazılı edebiyata katkı sağlamnış ve öncülük etmiş insanlar tabii ki önem arz etmektedir...

fakat unutmamak lazım ki...sözlü kültür yazılı kültürü yaratır...yazılı olan sözlüyü değil...haliyle Kürtler kendi dillerini unutmadıkları süreçte yazılı kültürü var edebilecek onu geliştirebilecek konuna sahiptirler....

kısacası SSCB de Kürt toplumunun bu kazanımları önemlidir...

fakat sanki bu kazanımlar var edilirken...Kürtlerin yaşam hakkı nezdinde SSCB çok büyük hatalar yapmamış gibi bahsetmek saçmalık...

Cumhuriyet rejimine destek veren...Ağrı isyanları olurken...kendi ülkesindeki Kızıl Kürdistan Özerk Bölgesini boşuna fesh etmedi...Kürt köyleri ve yerleşimlerinin bazıları boşaltıldı...sürgünler yaşandı...

Mahabad Cumhuriyeti tasfiye edilirken...Sovyetler gene o dönemde mevcut uluslarası güçler ve İran devletiyle anlaşarak Mahabad dan desteğini çekmiştir...ve işgal süreci başlamıştır...

sonuçta SSCB de var olan kazanımlardan bahsetmek...onu kutsamak değildir...Kürtler kendi tarihlerini ve Sovyetlerle ilişkilerini iyi biliyorlar...


toplumların özgürlüğünden ziyade sistemle olan ilişkilere göre alınan pozisyonlar Mahabad da...Yunanistan da...ve benzeri yerlerde devrimleri yutmuştur...
 
Üst