melih pekdemir'in nuray mert sıkıntısı

#1
thkp tasfiyecisi pekdemir uzun zamandan beri abuk sabuk yazıyordu.. içerik olarak cumhuriyetini/devletini ve ittihatçı kalıntısı sistemini savunuyordu.. kısaca.; sosyal faşizme oynuyordu.. da.. bu hafta kafayı nuray mert'e takmış..

kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş.. ulaşabildiği mundara da ciğer..
pekdemir.. nuray mert konusunda aynı..

(Bir vakitler kimse ona yazdırmayınca, bir gün, kendisine kucak açan BirGün’e de teşrif etmiş ama olanca kibriyle bir hışımla geçip gitmişti, hem de burada yaptığımız işleri ‘ucuz muhalefet’ diye küçümseyerek, neyse…)

nuray mert eskiden ne? idi de sonradan değişti ve birgün gazetesi için ciğer kıymetinde oldu..
bu soruyu pekdemir yanıtlamaz., es geçer.. ama nuray mert ciğer değil mundar der..

demem o ki.. mevzu siyaset/ideoloji değil., mevzu ahlak.. yani., pekdemir de olmayan şey..

nuray mert.. liboş.. idi.. sonra birgün gazetesine gelecek diye reklam üstüne reklam ve
bayram.. ama gelmedi.. anında zaten mundardır dendi..
yukarıda sorduğum soruyu yanıtlarsak., birgün ve kadrosundaki pekdemir ahlaksız deriz., demek zorundayız..

çünkü:, nuray mert için liboş diyorlardı ve artık değil bile demeden birgüne gelecek diye bayram ilan ettiler ve haliyle nuray mert de ciğer oldu.. ama mert orayı gördü ve konseptine denk düşmediği için kalmadı.. nu sefer oldu mundar.. işte bu ahlaksızlıktır..

geleyim işin sosyal-siyasal yanına..

taraf gazetesinde yarılma yaşandı.. yani., konsept müdahilleri içinde yer değiştirmeler başladı.. çünkü., konseptler arası ve konsept içi çatışmalar başlamıştı..

sadece taraf gazetesinde değil., çok alanda bu tarz ayrılmalar!!., katılmalar!! yaşanmaya başlamıştı.. nuray mert'in birgün gazetesine gitmesinin arka planında bu var.. zaten o dönem gazete/birgün ve diğerlerinde de içsel!! bazı "şey"ler yaşandı..

melih pekdemir.. laiklik ve şeriat üzerine bir yazı yazıyor.. bu aşamada çok doğal.. sağ ve sol kemalist sosyal faşistler ya da devşirme-dönmelerin bir kesimi diyeyim.. cepheleşmeye çalışıyor ve bu tür yazılar buna dönük.. de...... konunun içinde nuray mert ne!? oluyor..

bence.......
hutbenin asıl mevzusu nueay mert değil.. o sadece bir araç.. pekdemir katı bir sosyal faşist cepheleşmeyi savunan konsepte(yada konsept içi gruba) dahil ve nuray mert tipinde olanlarla olmaz demek istiyor..
bundan sonrasında ikinci hedef kim bakalım ve görelim.. doğru analiz etmişmiyim.. takipte olacağım..

not.: nuray mert.; kürtlerle(elbette özgürlük hareketi dışındaki) ilişkilenmiş bir cepheleşme yanlısı pekdemir ise sıkı bir anti-kürt cepheleşme yanlısı..
 
#2
genetik kardeşten tepki..

melih pekdemir nuray mert'i konu yapmış.. genetik kandeşi durur mu? o da konu etmiş.. ikisinin ortak genetik özelliği ahlaksız-yalancı olmaları..

birisi.. nuray mert mundar diyor ama birgün neden çağırdı izah etmiyor.. açık olmasa da dolaylı evrim düşmanı olarak kodlanıyor.. diğeri bunu açık ifade ediyor..

hep diyorum.. ne ideoloji ne inanç ne vs. önce ahlak..

nuray mert.. evrime karşı., yaratılış hikayesini mi? destekliyor..
nuray mert.. laikliğe karşı., islami devleti mi? savunuyor..

nuray mert eleştirilir.. ideolojik., ahlaki vs. her türlü eleştirilir ama asla olmadığı bir konum ve söylemediği bir şey üzerinden eleştirilemez.. bunu kimseye yapamazsın.. yaparsan ahlaksızsındır..

Yok, oturup Darwin, evrim teorisi, yaratılış inancı ve bunlar üzerine uzun uzadıya bir tartışmaya girişecek değilim. Öncelikle bu çok bayat bir tartışma, üzerine söylenmiş çok şey var, sadece konunun sığ pozitivist bir yaklaşımla tartışılmasının devrinin çoktan geçtiğini hatırlatayım.
söylediği özet ve net olarak bu.. sığ pozitivist bir tartışma yapılıyor diyor.. yani., darwin evrim teorisi eleştirilebilir diyor.. elbette ve bende eleştiriyorum.. gerekçe genel kabul ile şu..
bilimin tanımı gereği kesinlik iddiası taşımadığını, evrim teorisi de dahil, bilimsel düşüncenin gelişiminin ‘çalışma hipotezleri’ üzerinden yürüdüğünü teslim ediyor. aynen doğru.. bilim asla kesinlik ifade etmez ve daima değişir-gelişir ve kendini aşar ise bilimseldir..

devam ediyor... Biyoloji bilimi evrim teorisi çerçevesinde çalışma hipotezleri ile yoluna devam eder, benzeri her durumda olduğu gibi, bu hipotezler yanlışlanabilirlik ölçüsü ile değerlendirilir. Diğer taraftan, bilimsel düşüncenin insanın var oluşa dair sorulara cevap vermesi beklenemez. Şu veya bu dine inananlar, bu konularda dogma olarak kabul ettikleri çerçevede anlamlandırmalara inanırlar. O da adı üzerinde ‘inanç’ meselesidir, aynı dogmaya inanmayan kimseye ‘hakikat’ diye dayatılamaz, sadece farklı anlam dünyalarının kapısını açar. Keşke, yetkin felsefeci ve ilahiyatçılar bu konularda daha fazla söz söylese, de şu sığ pozitivizm sularında boğulma tehlikesi geçirmesek. burada bahsettiği ahmak değilsen çok açık.. inanç bilinci olan birine evrenin yaratılışı ile ilgili bir hipotezi dayatamazsın.. dayatsan da anlamı yoktur.. bunun olumsuz sonuçları olur diyor... Ama, en kötüsü, otoriter bir rejimi sorgulamanın, siyasi itirazın yolunun buralardan geçmesi, muhalif düşüncenin bu sığ sularda boğulması. Mevcut iktidar tam da bu zeminde yol alıyor, tam da bu nedenle siyasi sorunları gölgeleyecek adımlar ile muhalefeti manipüle etmeyi başarıyor.

rusyada iktidarı ateistler aldı ve toplum olduğu gibi ateist mi? oldu.. olmayanlar sabun mu? yapıldı.. önemli olan inancın sistem eli ile topluma dayatılmasını engellemektir.. tersi olarak inananlara da baskı yapmadan sorgulama koşullarının yaratılmasıdır.. zaten böylesi bir özgürlük ortamında sorgulama olanakları da artar..
Bu noktada, demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesinin yoğunlaşması gereken temel mesele, dinsel inancın, özgür bir seçim olmak yerine, tüm topluma ‘dayatılması’ anlayışına karşı çıkmaktır. Yani, evrim teorisinin dogma olarak belletilmesi ve tartışma dışında tutulmasına karşı, yaratılış inancını inanan, inanmayan herkese dayatma çabasına itiraz etmektir. Halihazırda tanık olduğumuz, dini dogma dayatmasına karşı, pozitivist dayatma çerçevesinde, konuyu tartışma dışı tutma fanatizmi. Bir toplum böyle özgürleşmez, bunu artık kavrasak diyorum.
nuray mertin söylediği bu.. çok net ve anlaşılır bir dil.. buna itiraz edebilirsin.. hayır benim anlayışım iktidar olduğumda dini inancı yasaklayacağız ancak böyle olur diyebilirsin tartışılır.. ama muhatabını söylemediği cümlelerle iddia etmedi yöntemlerle eleştirmek ahlaksızlıktır.. diğer bir ahlaksızlık da., asıl amacını bu ahlaksızlıkla örtmektir..

ahlaksız sol!haber şu başlığı atmış..
Nuray Mert'ten 'geri adım yok' açıklaması: Müftü nikahına destek, evrim düşmanlığına devam
.....
AKP'nin müfredattan evrim teorisini çıkarmasına destek veren Nuray Mert, bununla yetinmeyerek müftü nikahına da destek yazısı kaleme almıştı. Dün AKP'nin "yeni devlet" açıklamalarına ilişkin bir yazı kaleme alan Mert, yazının sonuna "Sakın kimse bu yazıyı ‘evrim’ ve ‘müftü nikâhı’ konusunda söylediklerimden geri adım olarak yorumlamaya kalkmasın" notu düştü...

http://haber.sol.org.tr/medya/nuray...kahina-destek-evrim-dusmanligina-devam-205505

işte bu ahlaksızlığın dibidir.. yazısı altta hiç ilgisi yok..
https://www.google.com.tr/url?sa=t&..._.html&usg=AFQjCNHP_CBDsrbELXbnrcJoGQhTt5EeTw

tekrar ediyorum.. mevzu nuray mert değil.. mevzu.. sosyal faşist bir laik-devletçi sol!! cephe ve sosyal taban taratım mühendisliği..
sorsan hepsi "sınıfçı".. önce burjuva ideolojisi sonra sosyalizm diyorlar.. bunu yiyenler toplumun sağ softalarının genetik kardeşi sol softalar.. ama bu işi yapanlar küresel sermaye konseptinin kontraları..
 
#3
gelişmeler!!!

birgün ve sol!haber sosyal faşist tayfasının nuray mert "mevzu"larının sonucu göründü ama amaç hala açığa çıkmadı.. üstelik hala ahlaksızca davranılıyor..

nuray mert cumhuriyet düşmanı.. tayyip hayranı.. evrim!! düşmanı.. kürt dostu... vs. vs.

bu kadar da utanmaz ve pervasız ahlaksızlık olmaz.. hem alıntı yap.. hem de alıntıya rağmen yalan yazmaya devam et..

Söz konusu Cumhuriyet olduğunda, üstelik de Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonun hemen ardından şu sözleri dile getirmeyi de başarması da şaşırtıcı değildi:
bu satırları okuyan... ardından nuray mert'in cumhuriyet sistemini ve cumhuriyet gazetesini kötüleyen bir alıntı bekler.. alıntı aşağıda..

En zor zamanlardır bunlar; bir düzen yıkılmış ve fakat yenisi henüz tam manası ile inşa edilmemiş. Kimse ne yapacağını bilemez, hayaletler gibidir. Dünkü Cumhuriyet Bayramı bu ortamı bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhuriyetçi azınlık, mezardan ıslık çalarak geçti, yapacakları pek bir şey yoktu, binlercesi eski düzeni yad edercesine sokaktaydı, ama tablo hüzünlüydü...
Bu arada, Kemalistler, “Biz size demedik mi” havasında, hâlâ olan biteni memleketin demokratlarından biliyor. Ne dediniz Allah aşkına? Derde deva olacak ne dediniz? Eski statükoya toz kondurmadan savunmak, Cumhuriyet devrinin sonunu hazırlayan en büyük amildi, anlamadınız. Bir türlü anlamak istemiyorsunuz ama, eski düzen çok da matah değildi, dindarı dışlıyordu, Kürt’ü tanımayı reddediyordu, bireysel özgürlükleri muzır sayıyordu. Eski düzen, demokratlaşamadığı için çöktü, şimdi yerine korkunç bir baskı rejiminin inşa edilmesi, bu gerçeği değiştirmez. İstediğiniz kadar zeybek oynayabilirsiniz, ama o artık bir ölüm dansı.


bu eleştirilerin altına ben de imzamı atarım.. şimdi ben cumhuriyet düşmanımıyım.. evet.. ama şeriatcımıyım.. hayır.. kemalizm nedir!? bırak kemalizm diye bir ideolojik formasyon yok diyorum.. neciyim!?..

alıntı çık net.. geçmiş dönemin bu ülkeye demokrasi getirmediğini aksine daha beter bir rejimin önünü açtığını söylüyor.. yani.. sıtma ile verem arasında tercih yapmak zorunda değiliz diyor.. ama bu zibidiler bizim sıtmamız veremden iyidir diyor.. sıkıntı bu mu?.. hayır..

küresel alanda konseptler çatışıyor ve eynı zamanda gelişmelere göre yeni pozisyonlar arıyor.. haliyle bu da yeni ittifaklar ve ayrışmalar demektir..
kısaca.. bölgedeki(orta doğu) gelişmeler eski var olan lozan sttükosunun bittiğini ve yeni bir statüko gerektiğini gösterirken., küresel konseptler de bu gelişmeyi kendi lehinde kullanacak yeni pozisyonlar peşinde..

haliyle.. t.c. sisteminde de değişimler olacak.. hoş.. bu yeni bir tespit değil., yeni bir başlangıç hiç değil.. soğuk savaş bitimi ile başlayan bir sürecin geldiği bir aşama..

toplumsal olmayan hiç bir sistem başlangıç ve son(düzenli akış) gibi bir yaşamsal çizelgeye sahip olamaz.. her bir aşaması içinde yaşananlar geçicidir.. yani günü yaşarken yarını örmeye çalışırlar.. bazen gerçekten uygun olmayan geçici bir statüko oluşur bazen sürekli sanılanı oluşurken bakarsın geçiciye dönüşmüş..

"bilimsel"ciler dediği gibi tarihin akışı ilahi(değişmeyen-değiştirilemeyen-kendi kuralları olan) bir işleyişe sahip değildir.. yani., üretici güçlerin tarihsel diyalektik ilerlemesi diye bir şey yoktur..

duman işaretleri ile haberleşmekten tellerle haberleşmeye sonra sinyallerle sonra.. sonra.. görüntülü iletişime geçmeyi ilerleme sayabilirsin ama bu işin teknik yanıdır.. tıpkı.. ceviz ağacından aldığı cevizi çok yüksekten atıp kırmayı bilen karganın onu beton üzerine daha yakından atmayı öğrenmesi gibi.. keşifler gereksinimlerin çocuğudur..
ama.. toplumsal ilişkiler aynı değildir.. örneğin.; tecavüz insan canlısında yokken başlamış ise bunun nedeni bilimsel., teknik., genetik., vs. değildir.. yani üretici güçlerin işi değil., sosyolojik-ideolojiktir.. yani mülkiyet-iktidarla ilgilidir.. mülkiyet-iktidar da doğal diyalektik bir gereksinim ya da ilerleme değildir..
bundan 5-6 bin önce başlamıştır ve öncesinde yoktur.. aradan geçen binlerce yıla rağmen özü(mülkiyet-iktidar)aynıdır.. sadece tecavüzü ifa etmede teknik olanaklar artmıştır.. tıpkı kapitalist modernite-pozitivizm-aydınlanma dedikleri "şey" gibi..

bu zibidiler bu anlamda tecavüzün özüne değil., kimin yaptığına bakıyor..
kemalizm yapıyorsa ilerleme.. yapmıyorsa gericilik diyorlar..

saray iktidarı ne diyor..
tek din.. tek devlet.. tek bayrak.. tek tip insan.. "cumhuriyetciler" ne diyordu.. farklı mı?.. sorsan farklı.. başı açık ile kapalı kadın aynı mı? derler.. elbette değil de başı açık ya da kapalı kadının erk-ek egemenliği., zihniyeti karşısında yaşadıkları sonuç farklı mı?..

yıl 1789.. aydınlanma-pozitivizm devrim!! yapmış.. orta çağ karanlığında kadın.. vıdı vıdı.. ama aydınlanma kadına ne zaman seçme ve seçilme hakkı vermiş.. ve vermediği halde bu olaya kimler ilerleme demiş önemsemiş selamlamış.. haliyle erk-ek zihniyetliler.. hadi kadın konusu "sınıf" dışı.. ya emekçi ne zaman seçme-seçilme hakkı kazanmış.. selamlanan dönemde bile emekçiler oy verebiliyor muydu.. bir emekçi hala aday olabiliyor mu?..

geleyim hutbenin mevzusuna..

büyük ihtimal., önümüzdeki yıl erken seçim olabilir.. yani., sistem içi ve küresel alanda ciddi gelişmeler yaşanabilir ki., yaşam zaten buna gebe..

ittifaklar-pozisyon almalar çok önemli.. yani cepheleşmeler..
bu zibidiler demeden(diyenleri de var)., şunu diyor.; önümüzdeki dönemde kürtler ve enternasyonalistlerle(devlet-cumhuriyet düşmaları oluyor) asla ilişkilenmeyelim.. jakoben bir yapı olalım.. hatta marat-danton gibileri bile olmasın., herkes ropespiyer olsun..
yani.. bu zibidiler.. 1917-18 i.t. yapılaşması istiyor.. ama olmuyor.. çünkü mevzu ideolojik değil sınıfsal.. yani., devşirme-dönme yapılaşmalar arası çatışmalar ideolojik-sınıfsal pozisyon almaya ve cepheleşmeye denk düşmüyor..

şu aşamada çok net olan şudur...
küresel kaos konsepti atak yapıyor ama yaşamdaki gelişmeler ve yaşanan sonuçlar bu atağa denk düşmüyor.. bu anlamda küresel karşıt konsept avantajlı ama devletler üzerindeki etkisi az.. sadece toplumsal yapılar ve yaşamdaki gelişmeler üzerinde avantajlara sahip.. bu yüzden çatışmalar devletler içindeki iktidarsal alanda derinden ama gizli işlerken yaşamsal alanda açık işliyor.. iktidarsal alanda açığa çıkmalar arttıkça yaşamsal alandakiler daha bir şiddetlenecektir..

nuray mert olayı da bu anlamda simgesel bir mevzudur.. buradan kürtlerle ve enternasyonalistlerle ittifak zorunlulukları üzerinden tartışmalar başlayacak ve yaşamda sonuçları ortaya çıkacaktır..

demem o ki., kemalist-kp ödp ve muadilleri ile ittifak bekleyenler -bu kaçıncı diyeceğim- yanılsamalar yaşar.. bu anlamda başat alanları chp ile de ittifak beklemek de yanılmadır..

yapılacak şey.; particilik(hdp) olayından çok.. boş bırakılan hdk üzerinde yoğunlaşmaktır.. ev., ev.. kişi., kişi., toplumsal kurumlar arası ilişkilerle sürece hazırlanmak gerekir.. parti bu alttaki gelişmelerin üzerinde bir anlam ve işler taşır..

söyleyeceklerim şimdilik bunlar..
 
Üst