Mihraç Ural'dan çok güzel bir Yazı

  • Konbuyu başlatan denizheval
  • Başlangıç tarihi
D

denizheval

#1
Suriye İstihbaratı Ajanı olduğunu düşündüğüm Mihraç Ural'ın aşağıdaki yazısını beğeniyle okudum. Acaba hakkında ki olumsuz düşüncelerimde haksızlık mı yapıyorum diye kendimi sorgular oldum.
::::::::::::::::::::::::::::::::::::

ADIYLA ÇAĞRILIR

Bazen ulusalcı ırkçı milliyetçileri Türkleşmiş Kürtleri ve Türkleşmiş Arapları anlamak imkansız gibi. Empati yetileri olmayan bu acizleri bu cahilleri ciddiye almak çok güç. Fikir yerine kin ve ihtirasla egemen ulus sergüzeştliğiyle müptela olanlara bir şey anlatmak çok güç. Kürtler bir ulus mu? Bir halk mı? Bunu bile kavramaktan uzak insanlar. Bu halkın kendi kaderini tayin hakkı var mı yok mu bunu bile bilmek istemezler. Bununla kalmazlar kendi uluslarına methiyeleri ister ama başka ulus ve değerlerine hakareti bir görev sayarlar. Oysa şu son 25 yılın gerçeklerini basit bir gazete okuru olarak algılasalar Kürtlerin ve önderlerinin ve değerlerinin nereden nereye geldiğini bilseler sorun olmayacaktır.

Bir daha tekrar ediyorum milliyetçiliğin her türü bir vebadır. Bunu kim yaparsa yapsın halkın toplumsal ilişkinin köküne kibrit suyu döküyor demektir. Bölücülüğün çirkin yüzü işte bu milliyetçiler ayrılıkçı olanlar da bunlardır. Osmanlıdan Cumhuriyete geçişi bile anlamamış bu cahiller ülkeyi maceracı algılarıyla yeni bir Sever anlaşmasına doğru hızla kaydırıyorlar. Ülkenin ayağını böylece kaydıran bu milliyetçi aptallara karşı sonuna kadar baka halkların özgürlüklerini ve haklarını savunacağım bilinmelidir. Bu benim Arap halkı için geçerli olan en ilkesel duruştur. Seçim sathı mayiline doğru giderken halkımın tavını açıklamadan önce bu konuda önemli gördüğüm bir yorumum paylaşacağım.

Bir okurum bana kızmış. Neredeyse beni siyaset sahnesinden silecek kadar da köpürmüş. Neden mi? Kürt ulusunun kendine en layık lider olarak seçtiği Başkan Öcalan’a neden “BAŞKAN” derim diye… Yorumumu sizlerle paylaşıyorum kararlılığımdan ilkelerimden taviz vermeden kurduğum her cümlenin arkasında olacağım biline..

YORUMUM

Sayın Öcalan’a “BAŞKAN” Dememe içerlenen ve hiç hoş olmayan akıl ve fikirle ilintili olmayan refleks gösteren cahillere söylemem gereken birkaç cümle bulunuyor. Suriye’de birlikte olduğumuz 18 yıl boyunca nezaket ve sevgi kuralları gereği o bana “Hoca” ben de ona kendi aralarındaki hitaba saygılı olarak “Başkan” diye hitap ederdim. O şimdi esir dolaysıyla hitabımın daha da içten ve saygın olması gereklidir. Tanımayanlar bilmez Sayın Öcalan nezaket kurallarını herkesten çok daha iyi bilen gerçek bir siyasi lider ve devlet adamıdır. Bu bir yana işin diğer boyutunda söylenmesi gerekenler de şudur;

Değerli arkadaşlar özellikle de TC'ci arkadaşlar, bu sayfada yıllardır fikir üretilir, fikir tartışılır kimseye hakaret edilmez, hakaret edilmesine de müsaade edilmez.

Beğenirsiniz beğenmezsiniz bu size ait bir hak ama milyonlarca Kürt’ün “Başkan” saydığı, lideri olarak peşinden gittiği bir siyasal şahsiyeti yok sayamazsınız, ona hitabınız de keyfi olamaz.

Devletinizin başı, yetkilileri zindana ayağına kadar gidiyor ve el aman anlaşmak ya da oyalamak ya da aldatmak için takla atıp duruyor. Ama o, esir olmasına rağmen ülkenin gündemini bir tek cümleyle belirleyebiliyor. Bunu neden anlamak istemiyorsunuz. Ne sanıyorsunuz dünkü çocuk olan TC devletinin üzerine kurulu olduğu topraklar ve halklar bu sığ yapısıyla bu devletin sürmesine, “ebede kadar” kalmasına olanak sağlayabilir mi? Bu tarihsel olarak mümkün değil, ilmi olarak da mümkün değil. Üzerine çöreklenmiş olan halklar haklarını istedikçe bu yapı yerle bir olacaktır. Esasında diktatör Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı şey kendi egemenliklerini koruma adına yeni Osmanlıcı bir yapı oluşturma çabasıdır ki bu da tarihi geçmiş hiçbir şeye çözüm olmayacak tersine yeni bela ve felaketleri getirecek bir maceracı girişimdir.

Artık sakince bu ülkenin çıkarları için, barışı ve geleceği için ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını savunalım. Bu hakkı yeryüzünde durdurabilecek bir güç yoktur, hele hele hak gaspları üzerine kurulmuş bu dandik Cumhuriyetin bunu becermesi mümkün değildir; dinci akımlar karşısında laik hiç bir kurumunu koruma becerisi gösterememiş bu dandik Cumhuriyetin ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını durdurmasını düşünecek akıl sadece cehalet timsali olabilir. Ayrıca gerçekten demokrat olmak başkasının haklarını anlam ve onları savunmaktan geçtiğini bilmek gerek. Bu ise bölücülük değildir, tersine ırkçılığıyla milliyetçiliğiyle gerçek bölücülüğü yapanları dizginlemektir. Bu ülkede sadece Kürtlerin hakları değil onlar gibi hak arayışı olan, 8 milyon nüfuslarıyla en az Kürtler kadar kendi kaderlerini tayin hakkına sahip Arap halkı da orta yerde durmaktadır ve bu talepler hiç geç kalmayacaktır.

Biraz empati arkadaşlar biraz vicdan ve sağduyu, 200 yıldır kıyıma uğrayan Kürtleri anlamak için yeterli. Türkleşmiş Araplar için de kendi halkının çıkarlarını, anadil ve alfabe haklarını anadille eğitim kültürel haklarını geliştirme çabalarını da bu eklemek gerek...
Mihrac Ural – 6 Şubat 2015 / Perşembe – Kesab
 
#2
Şunu söyleyerek başlamak istiyorum bir kere mihraç ural dediğimiz kişinin baas ajanı olup olmamasını tartışmnak saçmalık olur.Bugün kendisinin bir örgütü bulunmakta adını tam bilmiyorum internetten bulabilirsiniz esadın yanında muhaliflere karşı savaşmakta.Yani direkt esada bağlı milisler olarak savaşıyor bugün mihraç ural ve hala liderliği bırakmış değil.


Öcalana başkan dese ne olur demese ne olur??? öncelikle esadla birlikte savaşmayı bırakıp rojavaya yardım etsin o zmaan insanlar gerçekten doğru konuştuğunu anlar.Yoksa lazkiye de baas güçleriyle birlikte savaşmak nedir??? esadı suriye halkı lideri olarak görmek nedir??? daha geçen günlerde salih müslimle ilgili yazılarını okuyun.Kısacası başkan desin demesin mihraç uralın yaptığı eylemler onun ne olduğunu gösteriyor.Kendisi şuan suriye arap cumhuriyetini koruyor.(yani bir ulus devleti koruyor rojavadaki halkların kazanımı onu ilgilendirmiyor)

bugün suriye de devrim için tek umut vardır o da rojava daki demokratik özerklik yönetimidir.Onun için savaşan ypg ve ypj kuvvetleri de asıl devrimci mücadeleye veren güçlerdir.Aynı şekilde türkiyeli devrimcilerin kurduğu BÖG(birleşik özgürlük güçleri) de enternasyonalist anlamda rojava devrimini sahipleniyor ve komünal yaşamı geliştirmeyi savunuyorlar.Daha bir kaç gün önce sosyal isyan cephesi adlı anarşist gruplarda BÖG e katıldılar.Yani leninistinden anarşistine rojava devrimi bir devrimci halk savaşıdır.
 
#3
sevgili arkadaşlar.. bu konuda kesin bilgilerimi ve kendi algısal bilgilerimi aktarayım.. gerisi sizin kendi tespitleriniz olsun..

mihraç ural.. 70'li yılların thkp kökenli örgütlerinden biri olan hdö(halkın devrimci öncüleri)içindeydi.. bu hareket.. thkp tasfiyesi sonrasında kalan yurtdışı-yurtiçi diye anılan iki grubun(ki., gülten çayan başlarda bu konuda ilişkiliydi) tartışmaları sonucu ortaya çıkmıştır.. benzer bir başka harekette., devrimci kurtuluş ortak adı altında iki ayrı hareket olarak mlspb ve eylem birliği olarak ortaya çıkmıştı.. bunlar., sonradan dy ve ds olarak ayrışacak olan devrimci gençlik dergi çevresi ve kurtuluş grubundan farklıydı..
diğer tamamen farklı çizgiyi savunan militan gençlik(halkın yolu) ve tsip vs. konu dışıdır..

hdö(diğer sol gruplar acilciler derdi).. beyler deresi katliamı ile anılır.. ilker akman ve arkadaşlarının(yusuf ziya.. hasan basri) bekaadan türkiyeye giriş yaptıktan sonra malatya beylerderesnde basına uğraması ve katledilmesi olayıdır..

türkiye devriminin acil sorunları başlığı ile çıkarttıkları bir çeşit.. 71 manifestosu büroşürleri ile birlikte hareket ortaya çıkmıştı.. daha sonra sanırım 1979 olsa gerek içinde ayrışma yaşandı.. hdö ve acilciler olarak ikiye ayrıldılar.. ayrılan(acilciler) grubun lideri engin erkiner idi.. kalanın rıza salman..
daha sonra engin erkiner ile mihraç ural arasında çatışma başladı ve birbirlerini ajan olmakla itham ettiler.. sosyal medyada bu konuda müthiş bilgi kirliliği yaratan yazılar oldu..
hangisi ajandır.. bu konu bir türlü netleşmedi.. netleşmediği gibi.. bu konuda bilgi sahibi olabilecek kişiler de suskun kaldı.. örneğin en önemli kişi olan rıza salman sustu.. politik alanda da sessiz..
kendisi ile 1977-78 yılında sakaryada bir süre beraber yatmıştım.. bana göre hem kuşak hem de yaş olarak deneyim olarak önde olduğundan çok faydası olmuştur.. bir çok konuyu(gerek thkp dönemi gerekse sonrasındaki ayrışmalar) samimiyetle sohpet etmiştik..
daha sonra 1979-80 yılında izmitte yatarken bir acilci ve bir dk(eylem birliği) kadrosundan kişilerle sohpetlerim oldu.. özellikle yurtdışı-yurtiçi konusunda ve hdö-acilciler ayrışmasını sohpet etme olanağım oldu.. rıza salman ile mektuplaşıyordum..

kısaca..
bu konu karmaşık.. açıklık getirebilecek üçüncü taraf kişiler susuyor.. yani.. o tarafa yada bu tarafa yönelik., doğru-yanlış noktayı koyacak açıklamalar yok.. bilgi kirliliklerine açıklık getiren müdahaleler de yok..

benim gördüğüm kadarıyla.. mihraç ural arap(nuseyri) kökeninden dolayı o bölgede(hatay) etkili.. kaçak olmasından dolayı suriyede konuşlanmış ve yeni örgütü artık acilciler değil..
geçmiştede hatay üzerinden t.c. içinde arap ulusal hareketi vardı.. onlar ne oldu bilgim yok ama başka ts hareketleri içinde olup da örneğin.. tkp-birlik.. (tisipden kopan yada illegali olan., sonradan tdp adını alan hedef dergisi olarak bilinen ibrahim seven grubu sonradan lideri atan ilk hareket oldu) arap ulusalcılığını savunan m-l'ler de vardı biliyorum.. mihraç ural da böyle idi..

mihraç ural şimdi esad rejimine destek sunuyor diye hemen farklı bakmamak gerekir.. nuseyri arap ulusal devrimcisi olarak pozisyon alıyor.. laskiye de olması bundandır.. ama rojava ile ilgili olumsuz yaklaşımı yok.. suriye ajanı olması konusunda.. olumlu-olumsuz net bir bilgim yok.. ama her ilişkiyi ajan olarak görmenin sonucunu pkk üzerinden yapılan iddialardan biliyorum..

bence.. acele etmemek gerekir.. yada bilgisi olan sunar.. benim bildiklerim bu kadar.. 1977-80 arasında edindiğim bilgilerin kaynağı rıza salman olduğu için.. böylesi bir ajanlık vs. duymadığımı belirteyim.. suskunluğa bakınca bu kanım daha baskın ama suskunluk tek başına bunu ispatlayamaz.. bilip de başka nedenlerden dolayı susuyorlar olabilir..

söyleyeceklerim şimdilik bunlardır..
 
D

denizheval

#4
Ural ile Engin Erkiner arasında yıllardır süren karşılıklı bir Ajan suçlaması süregelmekte. Acilciler odaklı bu tartışmayla ilgili birçok yazı okudum. Engin Erkiner ismine actıgı kişisel web sitesinden Ural'ın oldu bitti Suriye Ajanı oldugunu iddia ederken Mihraç Ural'da Erkiner'in MİT Ajanı oldugu dillendirdiği yılan hikayesine dönmüş bir karşılıklı suçlamalar Filmi adeta.

Bu yazısını okuyana kadar hakkında İŞİD'e karşı Savaşı kazandıkları anda Kürtlere yönelecekler diye düşünüyordum.
Marinaleda arkadaş; anladığım kadarıyla sende buna benzer bir öngörüye sahipsin. Mihraç Ural'ın Kasaba Politikacısı olmadığından hemfikiriz sanırsam. Bu yazısını FB hesabında ve daha sonra yorumcahaber sitesinde yayınladı. Bu iki kaynağı izleyen binlerce taraftarına karşı aşagılar/tersler ve mahkum edici bir dille bu yazıyı yazan birisinin yanar-döner bir tutum sergileyeceğini düşünemiyorum.
'Dese ne olur, demese ne olur'' gibi bir noktadan duruşlar degerlendirmemeli. Birşey diyorsa kayda degerdir. Bu kayda değerliğini ise 40 yıllık mücadelesin almakta.

Suriye Ajanıdır ve zamanında Devrimci yapılanmalarıda bu doğrultuda kullanmıştır ve İŞİDe karşı Zafer elde eder etmez Rojava'ya yöneleceğini düşünüyordum ama hala bunda emin değilim. Doğrudan kendi ismini öne çıkarmadan Esad güçleri vasıtasıyla bunu işletebilirler.
Suriye için eline Silah alabilecek kadar köklü ve derin ilişkilere sahip Ural'a esas sorulması gereken soru; 40 yıldırlı Acilciler için Dergi çıkarmak yerine neden eline bir Tüfek almadında şimdi Suriye için canını ortaya koyuyorsun?

Ek olarak şunuda söyleyebilirim: Ben Başkan Apo'nun Mihraç Ural'ı çözmüş olduğunu ve bu doğrultuda Stratejik(!) yaklaştığını düşünüyorum.
 
#5
Mihraç uralın Rojava devrim değildir diyor.Ona göre rojavada ki halk kalkışması sadece bir direnişmiş.Veya bunu suriye için bir vatan savunması olarak görüyor.Birkaç yazısında da tekrarladığı gibi diyor ki rojavada memur maaşlarını falan hala esad ödüyor diyerek rojavaya baasla ilişkisini anlatmaya çalışıyor.

bana göre bugün ki durumda rojavaya devrim değil direniş demesi büyük bir hata.Suriye arap cumhuriyeti adlı ulus devlete karşı oradaki halkların ortak yaşamını kurması bir devrimdir hem de ulus develete karşı bir devrimdir.He rojava devrimi bir kürdistan hayal etmiyor ama yeni bir suriye hayal ediyor.Ve bu yeni suriye esad ve tarzı dikta rejimlerine geçit verecek bir durum değil.

Bu yazısını okuyana kadar hakkında İŞİD'e karşı Savaşı kazandıkları anda Kürtlere yönelecekler diye düşünüyordum.
Marinaleda arkadaş
mihraç ural rojavaya direk yönelmezse bile esad zaten direk saldırıyor.bu durumda esadın yanını tutacaktır.Zaten suriye iç savaşı bittiğinde esadsız bir suriye düşlemiyor mihraç ural.Esad ve baas partisinin yönetiminde eski suriye nin devam ettirilmesinden yana belki kürtlerebelli haklar verilebilir ama sonuçta baas baastır.

rojava nın öngördüğü suriye ile mihraç uralın desteklediği suriye arasında büyük farklar var.Bu farklar savaşın ilerleyen döneminde görülecektir.fakat dediğim gibi rojava yönelmesi baas karşıtı bir yönelmedir bir devrimdir bir ulus devlet savunusundan çok ötedir.


engin erkiner ile aralarında yaşananları biliyorum ama bugün ki duruma baktığımızda ortada acil falan kalmadı.ama hala mihraç ural bir yerlerde savaşıyor ve bir örgütün başı.sonuçta buna göre bir değerlendirme yapmak lazımdır.neden acil bitti ama mihraç ural hala başka bir örgütte ve savaşıyor.acili kim bitirdi.
 
#6
esad rejiminin kendi egemenlik alanı altındaki bir ülkeyi ne hâle getirdiği ortada. muhalefeti ezmek için kendi şehirlerini bombalıyor ve taş üstünde taş bırakmıyor. milyonlarca insanını öldürdü veya mültecileştirdi.

bu rejime destek veren ve bu rejim için ölümüne savaşan bir adamı, sırf bir yerde yaptığı bir açıklamadan dolayı övmeyi anlamlandırmaya çalışıyorum. böyle bir adamın yazdığı bir yazı güzel olsa ne yazar, olmasa ne?

bu adam politik bir figürdür ve politik davranmaktadır. dolayısıyla yazısı da politiktir. bu adamın gerçek yüzü, kürdlere de, araplara da, türklere de kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzdür.

bu adamın hakkında fazla bir şey bilmiyorum. bir yerde eski örgüt arkadaşlarının onu en kötü biçimde suçlayan bir açıklamasını okumuştum, o kadar. ama bunlardan yola çıkmıyorum. sadece esad rejimi gibi kan döken, zalim bir rejimin silahdarlığını yapmasından yola çıkarak hakkında olumsuz hüküm veriyorum.

işin bu yanına fazla değinmeden geçilmesini de yadırgıyorum ve sorguluyorum. çok ufak bir ayrıntı mı bu durum? vatan mevzubahis olunca milyonlarca insanın katledilmesi veya mültecileştirilmesi aytıntı mı oluyor?

bizim light tkp'lilerden bazıları gidip esad'a "boyun eğme" yazan şal hediye etmişlerdi. bu utancı örtecek kadar büyük bir şal olacağını sanmam. bazı şeyleri anlamlandırmada zorluk çekiyorum ve bu şeyler daha çok insanlık ve vicdan kavramlarının içinde yer alacak şeyler. ayrıntı şeyler yani...
 
D

denizheval

#7
Alevliyıldız; bilindik şeyleri yazmışsın ama hayattan kopuk bir eksenden bakıyorsun gelişmelere.
Esadı burada öven yoktur, Esad Rejiminin ne oldugunuda hepimiz biliyoruz. Şu anda Suriyede bir Arap olsan, bir Hristiyan olsan, bir Dürizi olsan, bir Alevi olsan ne yapardın? Sanki ortada düzgün bir alternatif varda bu kişi gitmiş onlara karşı Esad saflarında savaşıyor gibi yorumlamışsın.

Evet Ural iyi bir Devrimci olsa; Düzgün bir yapılanma ile Esada Alternatif olmaya çalışırdı, bunu yapmadı veya yapacak altyapısı yokturdu. Bu noktada ona 2 seçenek kalıyor, ilki İslamcı Teröristlere karşı Esad saflarında savaşmak veya suya sabuna dokunmadan arkasına bakmadan İslamcı Teröristlerin Zulmü altında inleyen Halkına sırt çevirmek.

Yazdıklarındaki en ilginç paragraf ise aşagıdakidir...
bu adam politik bir figürdür ve politik davranmaktadır. dolayısıyla yazısı da politiktir. bu adamın gerçek yüzü, kürdlere de, araplara da, türklere de kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzdür.

bu adamın hakkında fazla bir şey bilmiyorum.
Bunu yazmak için ne içmek gerekiyor?
Hem hakkında pek birşey bilmiyorum diyorsun hemde bol keseden sallıyorsun. Bu adamın Araplarla veya Türklerle ne sorunu olabilir ki? Hadi Kürtleri Suriyeyi bölenler olarak görüp fırsat kolladığını varsayalım.
Sanırsam Mihraç Ural'ı sen Burjuva Basınının şişirme Haberlerinden tanıyorsun! Tanımıyorum diyen birisi bu kadar ayarsız atmaz.
Sanki Suriyede Terör estiren İslamcı Terörist gruplar değilde Ural ve arkadaşları? El İnsaf arkadaş.

Rejimin eline fırsat geçtiğinde eski sınırları yine kontrol altına almaya çalışacagından şüphem yoktur ama bu ihtimalden yola çıkarak ölen 250 bin insanın, Mülteci konumuna düşürülen Milyonlarca Mazlum Halkın başsorumlusu sadece Esad değil, en başta senin Devletindir. Senin Cumhurbaşkanındır. Tüm Sorumluluğu Esada ve Rejimine yüklemek Arsızlıktır. Kobane 4 aydırlı Esad Rejim güçlerine karşımı savaşıyordu?
 
#8
Rejimin eline fırsat geçtiğinde eski sınırları yine kontrol altına almaya çalışacagından şüphem yoktur ama bu ihtimalden yola çıkarak ölen 250 bin insanın, Mülteci konumuna düşürülen Milyonlarca Mazlum Halkın başsorumlusu sadece Esad değil, en başta senin Devletindir. Senin Cumhurbaşkanındır. Tüm Sorumluluğu Esada ve Rejimine yüklemek Arsızlıktır. Kobane 4 aydırlı Esad Rejim güçlerine karşımı savaşıyordu?
aksini alevliyıldız iddia etmedi.mihraç ural ve örgütü ışide karşı esad ile birlik yapmıyor..o örgüt zaten esadı suriyennin lideri olarak görüyor ve destekliyor.Bugün rojavada esad ile ypg savaşsa esadın yanında taraf tutacaktır.Ki olmamış olay değil rojava da rejim güçleriyle bir sürü çatışma oldu.Kantonları kabul etmeyiz suriye bölünür diyen esad değil miydi??? o zaman ne diye esadı destekliyorum aynı zamanda biji serok apo falan diyor.İkisinden birini seçmesi lazım.İkisi bir arada gitmeyeceği ap açık ortada değil mi??? bu kadar iç savaştan sonra esadın suriyenin başında kalması akla mantığa sığar mı??? en azından demokratik olmayı başarabilen bir kişi bunu red etmeyi bilir.Bu kadar insan öldürmüşsün devlet olarak ve hala başkan olacağım diye tutturuyorsun yok öyle şey.Demokratik özerklik yönetimi suriye devriminin öncüsüdür.Bu öz yönetim hiç bir zamanı esadı başkan olarak göremez.Görürse de yapısı değiştirlmiş bir şekilde kabul edecektir.O zaman komünlere meclislere elveda yaşasın baas diktatörlüğü demeye başlarız.
 
#9
marinaleda ve alevliyıldız arkadaşlar bardağın boş tarafından "yazıyor.. ne miraç çizgisini ne de suriye gerçekliğini dikkate alıyorlar..

bu adam politik bir figürdür ve politik davranmaktadır. dolayısıyla yazısı da politiktir. bu adamın gerçek yüzü, kürdlere de, araplara da, türklere de kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzdür.
evet.. politik davranıyor.. çünkü....;
miraç., nuseyri-arap olarak ts içinden gelme bir m-l.. t.c. demokratik devrimi anlayışından arap demokratik devrimi anlayışına evrildi.. hatta iskenderun/sancak araplarındır dedi.. suriye bir anlamda onun vatanıdır.. haliyle suriyedeki rejime muhalif olsa da ortaya çıkan duruma göre pozisyon aldı ve fundamental sunni islam saldırı karşısında esad rejimine destek çıktı.. mevzilendiği bölge nuseyri arapları koruma amaçlıdır.. pozisyonu eleştirilebilinir ama..

bu adamın hakkında fazla bir şey bilmiyorum. bir de bilsen bu sözlerinden daha fazla neler diyeceksin acaba.. :D
dedikten sonra.. kürdlere de, araplara da, türklere de kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzdür. bu cümleyi ispatlamak zorundasın.. üstelik miraç arap..
Bugün rojavada esad ile ypg savaşsa esadın yanında taraf tutacaktır.Ki olmamış olay değil.. sevgili marinaleda.. esad rejimi ypg ile kaç defa savaştı.. ama miraç örgütünün bu savaşta yer aldığı hiç görülmedi.. olmaz mı? bilemem.. ama yokken oldu diyemem.. sen de dememelisin yada olduğunu ispatlamalısın..

miraç ural.. öcalanı övdü diye kimse onu melek olarak tasfir etmiyor.. ama.. politik olarak aldığı pozisyonun bu yanı önemlidir.. etkili olur olmaz., kim ki dense de.. ama önemlidir..

ayrıca.. suriye nuseyri-arap toplumu nezdinde esad halen tercihtir.. son işid saldırılarına bakıldığında bu tercih anlaşılır.. seküler sunni araplar ve diğer halklar içinde bu böyledir.. rojava devrimi bu tercihi çözecek turnusoldur.. bu yüzden esad rejimi rojava düşmanıdır.. kobane direnişi ve başarısı dönüm noktası olmuştur.. çok şeyi değiştirmektedir.. nuseyri arapları da etkileyecektir.. miraç ural ve çizgisini de etkiler.. ama bu nasıl bir sonuç yaratır zamanla göreceğiz..

şengalde kekrükte özgürlük hareketi peşmergelerle birlikte savaşıyor ama güney çizgisi bakurada t.c. ile saldırıyor..
özgürlük hareketinin son açıklamasını okuyun.. güneyden çekilmeyi tartışıyoruz dediler.. bu açıklama nasıl bir tartışma ortamı yaratacak düşünün..

bence hayattan kopuk bir eksenden bakıyorsun gelişmelere. lafını yememek için gelişmelere yaşamın gerçekleri içinden bakmalıyız.. :)
 
D

denizheval

#10
Alevliyıldızın yukarıdaki mesajımda alıntıladığım kısımda yazdıklarını ne yapacayız?
Mihraç Ural'ı Türk, Kürt ve Arap Halklarının kanını içmeye yeminli birisi olduğunu ilan etmemiş mi şimdi?

Demokratik özerklik yönetimi suriye devriminin öncüsüdür.Bu öz yönetim hiç bir zamanı esadı başkan olarak göremez.
Şimdi örneğin Kobane Kuşatması ve buna karşı verilen 4 aylık Direniş Suriye Devrimi için miydi Marinaleda?
Kobane'nin ve Küçük Güneydeki Kürtlerin Suriye Devrimi diye bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Tam aksine kendi Yaşam alanlarının Yönetimini kendi ellerine alma Savaşını verdiler ve bundada başarılı oldular.

Sen hala hangi bakış açısıyla ''Başkan Esad'' olasılığından bahsediyorsun anlayamıyorum?

Esad herşeyi bir tarafa bırakalım, kendi Öz-Vatandaşlarının(!) Can güvenliğini sağlayamadığı için Yüzbinlerce insanın ölümünden birinci derecede sorumlu olduğu için benim gözümdeki Meşluğu sona ermiştir.

Kürtler konusundaki Devlet Politikası ile zaten bir meşruluğu sözkonusu değildi. Esad'ın ne dediğinin benim nazarımda bir anlamı yoktur. Konumuz zaten Esad değill ki.
 
Son düzenleme:
#11
bardağın neyle dolu olduğuna da bakmak lazıım.

Birincisi; “Rojava devrimi” abartmasıdır.
Böylesi bir devrim hiç bir zaman gerçekçi değildi olmadı da. Ne devrimin siyasal bilimdeki anlamının bir karşılığı vardı ne de bunu çağrıştıracak başka bir veri. Üç kantonlu denilen Rojava’da Suriye devleti hala tüm etkinlikleriyle mali, adli, ve yürütme organlarıyla her yerde sürmektedir. Kamışlı beldesinde bu gerçeği çok daha yakında irdelemek görmek mümkündür. Çok iyi bildiğim bir gerçek de YPG dahil vatansever Kürt yapılarının tümü Suriye Esad yönetimiyle çok yakın derin ve olumlu ilişkileri hala sürmektedir.
Kobani olayları başladığında Suriye yönetiminden ısrarla savaş uçağının bölgeyi çıkış yapması ve kimi yerleri bombalaması isteği bile başlı başına bu gerçeği gösterir.
Kim kime karşı da ne devrimi yapıyor. Devletinle en sıkı ilişkiler içinde isen, bu devletin yönetimi halkı koruma komitelere örgütle seni destekliyorum diyorsa ve halk komitelerinin önemli bir kısmı silahını bu yönetimden alıyorsa hangi devrimden söz ediliyor.
Suriye’nin direnen yönetimi vatan savunmasında ayrımsız tüm etnik ve inançsal farklılıkları temsil eden bir üst kurum olarak gericiliğin her türüne, ÖSO-NUSRA-İSLAMİ CEPHE ve İŞİD’e karşı bir koruma kalkanı olarak görev gördü. Kimi sorunlara rağmen genelde ağırlıklı olarak Kürt halkının aldığı vatansever tutum da bu süreci destekledi. Halep ve Şam’ın Kürt güçlerinin bu konuda da etkin olduklarını söylemek yanlış değildir.
Rojava’da olan devrim değil direniştir. Kavramları doğru kullanmak gerek ve bu hatalı kullanışların vehimleriyle bir yere çıkılmayacağını artık anlamak gerek. Katar’ın yarattığı yaygaranın gücü sabun köpüğü olmaktan başka bir şey olmayan El Jezire TV kanalından aldı. Ama gerçekler ortaya çıktıkça medya yalanı sönmeye başladı; medya yalanı siyasal tercihlerle çatışınca da Mısır’da gördüğümüz gibi medya yalanı üzerine kurgulanan siyasi tercihler değişince bu alanın iki zanlısı EL Arabiya TV kanalıyla El Jezire TV kanalı birbirine düştü. Hitler’in Propaganda bakanı Gobels’ini örnek vermeyeceğim ki kimse yanlış anlayıp gereksizce eleştiri yapmasın. Ama medya abartmasının bir sınırı var öyle ucu açık yalan ve kurguyla hiçbir sonuç elde edilemez.
Rojava7da olan Suriye yönetiminin halkçı yanıdır. Kürt halkını Suriye’nin gerçek yerli halkı görmesinin sonucudur. Bu Kürtlerin Suriye’de kazanmaları gereken çok hakları olduğu gerçeğini değiştirmez ve vatan savunması önünde de engel değildir. Rojavalı Kürtler Suriye devletini Kamışlı “kantonu”nda yıkmadı tersine onunla uyumlu şekilde çalışmaya devam ediyor; tersi ise Devlet Kürt halkının kendini koruması için yerel komiteler kurmasını olumlu buldu. Kobani’deki gelişmeler ise bu ilişkiyi kamışlı kantonunda çok daha sağlam temellere oturtacağını bekliyorum.
rojava devrim değildir.bana bu 1 kişiyi daha anlattı.Barzani de böyle demişti.Rojava devrim değil.Barzani kendi kürdistanı açısından baktığında rojava ona göre devrim değil vatan savunması.Mihraç ural da kendi deevleti için baktığı için rojava onun için vatan savunması oluyor.Oysa rojava ne barzaninin ne de mihraç uralın devletinin değil.Halk bu iç savaş durumunda kendi öz yönetimini kurdu.Aslında kurdu derken çok uzun zaman içinde bu yapıldı.2004 ten beri bu yapılıyordu.Fakat devrim ile birlikte toplumsal örgütlenmede zirveye çıkıldı.Artık kanton gerçekliği var.

kim kime ne devrim yapıyor demiş.rojavaluılar suriye devletine karşı devrimi yapıyorlar yani suriye denilen ulus devletçi dikta rejimine karşı halkın öz savunması ve öz yönetimidir bu.Mirhaç uralın söylemleri ypg yi esadla iş birliği yapıyor gözükmesi içindir ve propagandadır.Akp de bun un üzerine aynı propagandayı yürütmüştür.Uluslarası anlamda insanların rojavaya verdiği desteği kesmeleri için bu söyleniyor olabilir.

Şunu da hatırlatmak gerekiyor.Rojava da bazı hizmetleri hala devlet sağlıyor olabilir ama devlete karşı bir sürü girişim yapıldı.Bu devlet topraklarının kooperatifleştirilmesinden başlarsın eğitim sisteminde akademi denilen kurumlar kuruldu.Rejim mahkemelerine kimse gitmemeye çalışıyor sorunlar sulh komitelerin de çözülüyor.

bu devrim değil de nedir??? meksika devletinin zapatistalara karşı söylediği gibi mihraç bey de kendi devleti üzerinden rojavaya bunları söylüyor.


şimdi mihraç bey devrimi red edecek ve rojavayı sadece bir vatan savunması olarak görecek biz ise kürtlerin haklarına karşı olmadığımız için bu söylediklerini önemseyeceğiz öyle mi???.

rejim güçleriyle birlikte rojavaya saldırdı mı diye sordun.Zaten örgüt iç savaş ile birlikte kuruldu.Kobane ile bugün o örgütün bulunduğu yerler arasında el nusra ışid gibi kuvvetler yer alıyor.Şunu da belirtmek gerekiyor rojavayı bitirmeye çalışan esad rejimine karşı çıkması çok bir şey ifade etmiyor.Zaten yazdıklarınada bakılırsa suriye halk ordusu diyor.baasçı türkiye solu içerisinden çıkmış kejndini arap baasçı soluna kaydırmış.Aslında çok farklı bir yerde durmuyor eskiden türk baasçılarlayken şimdi araplarla birlikte


Şimdi örneğin Kobane Kuşatması ve buna karşı verilen 4 aylık Direniş Suriye Devrimi için miydi Marinaleda? Kobane'nin ve Küçük Güneydeki Kürtlerin Suriye Devrimi diye bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Tam aksine kendi Yaşam alanlarının Yönetimini kendi ellerine almak Savaşı verdiler ve bundada başarılı oldular.
Sen hala hangi bakış açısıyla ''Başkan Esad'' olasılığından bahsediyorsun anlayamıyorum?
Esad herşeyi bir tarafa bırakalım, kendi Öz-Vatandaşlarının(!) Can güvenliğini sağlayamadığı için Yüzbinlerce insanın ölümünden birinci derecede sorumlu olduğu için benim gözümdeki Meşluğu sona ermiştir.
Kürtler konusundaki Devlet Politikası ile zaten bir meşruluğu sözkonusu değildi. Esad'ın ne dediğinin benim nazarımda bir anlamı yoktur. Konumuz zaten Esad değill k

rojava devrimi tabii ki bir suriye devrimi içindi.Bir kere şunu iyi bilmek gerekir.Rojava suriye için bir devrimle uğraşmazsa zaten yanar.Rojava otonomist bir devrim değil olduğu yerde kalmayacak ilerleyecek genişleyecek.Bugün bir sürü arap aşiret rojavayı destekliyor.neden destekliyorlar???daha demokratik özgür bir suriye için.Bugün bir sürü arap ypg ye katıldı.neden lazkiye de nusayriler de katılmasın neden bu topraklarda demokratik özerk bir suriyeye bağlı olmasın.

rojava devrimi bir kürt devriminden ötedir.Halklar devrimidir.Süryanisinden arabına kürdüne kadar bir sürü ulus demokratik ulus paradigmasında birleşmiştir.Bu paradigma enternasyonal bir paradigmadır bir ortadoğu paradigmasıdır aynı zamanda.Yani ortadoğuda demokratik konfederalizm ya gelecek ya gelecek
rosa luxembuırgun dediği gibi ya sosyalizm ya da barbarlık.sosyalizmi görüyoruz peki neden gelişmesin bu???

esadın büyük bir alanda nusayri halkından ve laik araplardan destek almakta.sana göre bitsede bu halk için bittiği söylenemez.Bir sürü insan göç etmiş olabilir ama esad müttefikleriyle birlikte gücünü koruyor maalesef.İşte tek alternatifte o küçük dediğin 3 tane kanton.yoksa suriye de katliamlar devam edecek
 
Son düzenleme:
#12
baasçı türkiye solu içerisinden çıkmış kejndini arap baasçı soluna kaydırmış.Aslında çok farklı bir yerde durmuyor eskiden türk baasçılarlayken şimdi araplarla birlikte
miraç ural nedir!? sorusuna en mantıklı yanıt bu olsa gerek.. elbette baas'cı tanımını ittihatçı olarak da anlayabilirsiniz..
suriye "vatan"ında yaşanan küresel müdahale ve iç savaşa bakışı ve pozisyon alışı bu formatın doğal gereğidir.. yinede rojavaya bakışı bir dhkp., bir "ip"., nasyonal-tkp., ödp vs. sosyal-faşist sol gibi değildir.. ama bakışındaki farklılık durduğu zeminin sosyal-faşist karakter zemini taşımadığını da göstermez..
rojava'ya devrim dememesi de doğaldır.. klasik m-l çizgisi ve ulusalcı damarı gereğidir..
bunların dışında.. el muhaberat ile ilişkilerinin olması üzerinden yapılan ithamlar tek başına ispat sayılmaz.. 70'li yıllar dahil bekaaya giden tüm örgütlerin el muhaberat ile ilişkilenmesi zorunluluktu., kaçınılmazdı.. elbette burada ilişki biçimi ve işleyişi önemlidir..

bunları.. miraç ural aklaması olarak sunmuyorum.. doğru zeminde doğru mantıkla ve somut verilerle analiz yapalım diye aktarıyorum..

örneğin.. m-l çizgisine sahip ve de nasyonalist(baascı yada itihatçı yada vatansever) formata sahip bir mantalite nasıl davranır.. bir olgu karşısındaki düşünceleri ve pozisyonları nasıl oluşur ve değişir ve de aralarındaki farklar da bu anlamda nasıl oluşur doğru bakmak gerekir..

türkiye solu nasyonalistleri(ittihatcıları) bakuradaki kürt halk mücadelesine olan bakışları ve pozisyonları temelinde rojava'ya yaklaşır.. suriye solu nasyonalistleri(baascı) suriyedeki son duruma göre bakışa sahip olur., pozisyon alır..

ciddi bir iç savaşın yaşandığı suriyede rojava gibi., suriyeden ayrılmayı değil., birlikte demokratik suriyeyi savunan ve doğru yaklaşırsa var olan rejimle ilişkilenecek olan bir oluşuma suriye nasyonalist solu direk olumsuz yaklaşmayabilir.. düşmanımın düşmanı mantalitesini işletebilir.. bir yandan rejime vatan savunması adı altında destek sunarken., rojava'da farklı pozisyon alabilir.. elbette bu durum tutarlı değil., değişken zemin taşır..

"son tahlilde"!!!! ne olabilir.. bunu bende biliyorum ama şimdi "son tahlilde" olacak olan yaşanmıyor ve bunu konuşmuyoruz.. "son tahlilde" olacak olana doğru müdahil olunursa son tahlilde olacak olan etkisiz hale getirilir yada sınırlanır., ittifaklarda kopma yaşatılabilinir..
aynı durum.. güney kürdistan yapısı içinde(özellikle şengal olayında) geçerlidir.. şimdi çatışma yok ama "son tahlilde" olasıdır.. şimdiden "son tahlil" durumuna göre pozisyon alırsan., "son tahlil"i ilk ihtimal yaparsın.. zaman -koşul olanaklarını heba edersin.. son tahlilde yaşayacağın çatışmaya şimdiden dezavantajlı girersin.. yada bu arada yapabileceklerini yapmamış olursun..

bir de böyle bakın..


 
#13
mihraç ural hakkında fazla bilmediğimi söylememe karşılık, hakkında neden o kadar net biçimde olumsuz yazdığımı açıkladığımı sanıyordum. şu kısımda:

"esad rejiminin kendi egemenlik alanı altındaki bir ülkeyi ne hâle getirdiği ortada. muhalefeti ezmek için kendi şehirlerini bombalıyor ve taş üstünde taş bırakmıyor. milyonlarca insanını öldürdü veya mültecileştirdi.

bu rejime destek veren ve bu rejim için ölümüne savaşan bir adamı, sırf bir yerde yaptığı bir açıklamadan dolayı övmeyi anlamlandırmaya çalışıyorum. böyle bir adamın yazdığı bir yazı güzel olsa ne yazar, olmasa ne?"


görüyorum ki işin bu kısmına kimsenin fazla önem verdiği yok. bilinçlere sinmiş önkabullere göre bu katliamlar ve zulüm, doğal ve önemsiz. böyle bir rejime destek veren bir adamın bu açıdan mahkum edilmesi de anlaşılır gibi değil!

bu bilinç bana bir yerden tanıdık geliyor. mesela denizheval'in şu sözleri:

"İslamcı Teröristlerin Zulmü altında inleyen Halk..."

"Sanki Suriyede Terör estiren İslamcı Terörist gruplar değilde Ural ve arkadaşları?"

Esad rejimini aklayan sözler bunlar. Karşı tarafı "terörist" olarak suçlama söylemi size de tanıdık gelmiyor mu? Üstelik işiniz daha kolay. Çünki karşınızdakiler "islamcı". Üstelik İP, HKP ve TKP vb de ikna olmuş zaten dünden.

Ben Esadsever türkiye solundan birileriyle tartışırken bana şunu soruyorlar: şehirleri o hâle esad rejimi güçlerinin getirdiğini nereden biliyorsun? "islamcı teröristler" yapmış olamaz mı?

ben de onlara, şehirlerin o hâle uçaklardan atılan bombalarla, tankların topların bombalamalarıyla getirildiğini, muhalif güçlerin elinde bu ağır silahların olmadığını, ama suriye rejim güçlerinin elinde olduğunu söyleyerek cevap veriyorum.

bir de, rejime karşı muhalefetin başlangıçta barışçıl kitle gösterileri ile başladığını, ama rejimin bunları derhal şiddetle bastırması sonucu muhalefetin silahlı biçime yöneldiğini söylüyorum. yani denizheval'in "islamcı teröristler"i, rejimin barışçıl kitle gösterilerini kanla bastırmasından sonra silaha sarıldı.

beni, islamcı muhalefeti savunur durumlara düşüren bir durum bu, biliyorum. ama ben içine düştüğüm durumu, zalim bir rejimi desteklemenin düşüreceği duruma bin kez yeğlediğim için önemsemedim tabii.

esad rejiminin 11 bin tutukluya sistemli işkencelerini gösteren fotoğraflar da kimsenin umurunda olmadı. rejimin sözcüleri bunları yalanladılar ve sol(!) destekçiler anında buna inanıp rahatladılar.

çünki bir tercih var. bu tercih önemseniyor ve ona halel getirecek olgular bilinçaltından gelen bir refleksle anında siliniyor veya reddediliyor.

türkiye'de dersim katliamı hiç olmadı. olduysa bile bunlar, vahşi ve ilkel yerlileri modernleştirmek için mecburen yapılmıştı. onlar da bizim karakollarımıza, köprülerimize saldırmıştı.

aynen bu savunmanın benzerini şimdi de "islamcı teröristler" hikayesinde görüyoruz. onlar islamcı, esad rejimi ise modern, batılı, laik veee "aydınlanmacı"... :eek:

uzatmayayım, mihraç ural hakkında bilgi sahibi olmamama rağmen onun aleyhine böyle kesin hüküm vermemin nedeni, böyle bir rejimin askeri olmasından geliyor. adam açıkça sisteme angaje olmuş ve onun bir elemanı olarak aktif biçimde çalışıyor. ideolojik değer yargıları temelinde değil, politik ve askerî temellerle hareket ediyor.

yazdığı her cümle de buna hizmet etmek durumunda. öyle görünmek istemiştir. o yönde bir imaj vermek istemiştir. amacına da bir kısım kanmaya dünden hazırların zihninde ulaştığını görüyoruz.

ural'ın arap olması, onun araplara düşmanca bakmasına engel değil. öldürülen ve sürülen milyonlarca suriye'li içinde çoğunluk arap değil mi? nusayri azınlığa karşı sunni arapların durumunu bilmemize rağmen adamın araplara düşman olamayacağını, çünki kendisinin de arap olduğunu yazabilmek için fazlasıyla empatik yaklaşmak gerekiyor adama ve rejime karşı.

bir laf var; "yaptıklarımız, yapacaklarımızın ispatıdır" diye. bu rejimin yaptıkları da yapacaklarının ispatı niteliğinde. onun askerinden ideolojik ve ilkesel bir yaklaşım beklemek de epey bir saflık olur.

ışid saldırıları ise aslında rejimden çok, rejimin muhaliflerine zarar verdi. esad rejiminin son zamanlarda kontrolü tekrar almasında bu ışid saldırıları etkili oldu. ışid'in kontrolü altındaki petrol bölgelerinden petrolü esad rejimi aracılığıyla satarak ticareti yürüttüğü haberleri basında yer aldı. esad rejiminin bütün muhaliflerini ortadan kaldırdı. tamamen esad'a hizmet etme amaçlı olduğunu kimse iddia etmiyor ama suriye muhalefetine büyük zarar vererek esad'a hizmet ettiğini de kimse inkar edemez.

ortadoğu'nun bu bölgesinde at izi ve it izi birbirine karışmış durumda ve eski veriler, sınırlar, doğrular tamamen ortadan kalkmış halde. verilerden bir kısmını alıp diğerlerini yok sayarak hüküm verilemez. bu nedenle kesin konuşmak zor. şabloncu yaklaşım ise tamamen çöpe atılacak bir yaklaşım olur.
 
#14
"esad rejiminin kendi egemenlik alanı altındaki bir ülkeyi ne hâle getirdiği ortada. muhalefeti ezmek için kendi şehirlerini bombalıyor ve taş üstünde taş bırakmıyor. milyonlarca insanını öldürdü veya mültecileştirdi.

görüyorum ki işin bu kısmına kimsenin fazla önem verdiği yok. bilinçlere sinmiş önkabullere göre bu katliamlar ve zulüm, doğal ve önemsiz. böyle bir rejime destek veren bir adamın bu açıdan mahkum edilmesi de anlaşılır gibi değil!
alevliyıldız.. işin bu yanı dediğine önem verilmediği iddian geçersizdir.. üstelik.. bilinçlere sinmiş önkabullere göre bu katliamlar ve zulüm, doğal ve önemsiz. diyen de yok.. aksine bundan dolayı bu rejimin değişmesi gerektiği iddia ediliyor.. bu başkadır.. nuseyri toplumunun esad rejimini tercihi başkadır.. doğru olan.. desteklenen esad rejiminin yerine demokratik bir rejim olması gerektiğini anlatmak ve göstermektir.. esad rejimi değişmez ise buna rağmen taraf olana tavır alırsın.. şu aşamada esad rejimi giderse yerine gelecek olan (öso) belli iken nuseyri toplumu neden esad rejimine tavır almıyor diyemezsin. rojava demenin koşullarını yaratan bir olgudur..

ayrıca.. esad rejiminin faşistliği doğru da karşısındakinin faşistliği yanlış mı?.. sen bunu yapmadan yapıyorsun.. esad rejimi budur.. desteklenmez.. tamam da nuseyri halkı senin yaşadığın alanda yaşamıyor.. hoş yaşayanlarını da antep de gördük.. başına neler geldi..

sorsam.. 1923 cumhuriyeti hoşe dersin.. çünkü diye eklersin.. akp ye baksana.. ermeniye sorsan..osmanlının 1914 öncesinde daha rahattılar.. hem "i.t." rejimine hemde devamı cumhuriyet rejimine göre.. öyle değil mi?..

bu bilinç bana bir yerden tanıdık geliyor. mesela denizheval'in şu sözleri:
"İslamcı Teröristlerin Zulmü altında inleyen Halk..."
"Sanki Suriyede Terör estiren İslamcı Terörist gruplar değilde Ural ve arkadaşları?"
Esad rejimini aklayan sözler bunlar. Karşı tarafı "terörist" olarak suçlama söylemi size de tanıdık gelmiyor mu? Üstelik işiniz daha kolay. Çünki karşınızdakiler "islamcı". Üstelik İP, HKP ve TKP vb de ikna olmuş zaten dünden.

her zamanki gibi demagoji ile tartışmaya dahil oluyorsun.. cümlede esad rejimi tanımı yok.. ama sen ekliyorsun.. miraç ural esad rejiminin yanında terör estiren sunni güçlere karşı nuseyri-arapları savunuyor diye ural ve arkadaşlarının eylemlerini esad ile ortaklaştırıyorsun.. yetmiyor esad eylemlerini bunlarla ortaklaştırıyorsun..
miraç ural'a tamam savun ama esad rejimini de eleştir desen bu anlamda hesap sorsan neyse.. kendi cümlene bir bak..
Esad rejimini aklayan sözler bunlar. Karşı tarafı "terörist" olarak suçlama söylemi size de tanıdık gelmiyor mu?

karşı taraf terörist değil mi?.. karşı tarafa terörist deyince neden esad rejimi aklanmış oluyor.. asıl senin bu mantığın genel.. bir tarafa terörist dedin mi! diğer taraf hoşe oluyor..

alevliyıldız.. bunlar çok basit demagoji işleri.. böyle yapmadan tartışmaya müdahil olamazmısın.. bizlere katkı sunamazmısın.. miraç ural değerlendirmesi konusunda yanlış-eksik olabilir.. görüşlerini anlatır., anlatılanları sorgularsın ama böyle basit demagojilere ne gerek var..
bu tartışmada yer alanların görüşü belli.. esad rejimine bakışı belli.. iken sanki destekliyor-"muş gibi" sunman doğru mu?..

Çünki karşınızdakiler "islamcı". Üstelik İP, HKP ve TKP vb de ikna olmuş zaten dünden.
böyle bir yaklaşımı burada katılım yapanlar hakediyor mu?..

sen neyi savunuyorsan onu açık sun.. ki.. tutulacak bir yer bulalım..
ışid saldırıları ise aslında rejimden çok, rejimin muhaliflerine zarar verdi. esad rejiminin son zamanlarda kontrolü tekrar almasında bu ışid saldırıları etkili oldu
hangi muhaliflerine!!!!!!!
rojava da muhalif zarar vermedi.. öso diyorsan.. öso işid'den çok mu hırlı.. işid saldırıları olmasa öso ak kaşık mı? oluyor..
bunu mu? anlatıyorsun..
bak.. ben zemin varken seni itham etmiyor soruyorum..
 
#15
suat, itham etmiyorsun ama itham eder gibi soruyorsun. oysa öso'yu ak kaşık olarak niteledim mi ben? neden soruyorsun o halde?

"karşı taraf terörist değil mi?.. karşı tarafa terörist deyince neden esad rejimi aklanmış oluyor.. asıl senin bu mantığın genel.. bir tarafa terörist dedin mi! diğer taraf hoşe oluyor.. "

karşı tarafı değil esad'ı tartışıyoruz. esad'ın katil ve zalim olduğuna itirazın var mı? varsa açıkça yaz ki bilelim ve ona göre devam edelim.

bir tarafa terörist dendiğinde karşı taraf aklanmış olmaz elbette. ama esad'ı ve onun zalim rejimine askerî ve politik destek sunan, o rejimin bir figüranı olan ural'ı eleştirince bana "islamcı teröristler" söylemiyle gelinmesine karşı o laflarımı yazdım, durup dururken değil.

neden kendi bağlamından kopartarak alıyorsun cümlelerimi?

ben demagoji yapmam. böyle bi adetim yoktur. ama senin 23 rejimini sorsan ne cevap alacağına dair sözlerin doğru değil. ayrıca neden yazdın ki? ne cevap verirsem vereyim, esad rejiminin karakteri ile ilgisi ne? yanlış cevap versem, bu esad rejimini de mi kurtaracak?

bir yanlış cevap bir doğru anlamına gelir mi?

ben buradakilerin esad rejimini savunduğunu söylemedim. tkp vb ile bir tutmadım ki sizleri. tepkinin boyutuna da şaşırdım. ne dediğim çok önemli değil, karşımdakinin ne anladığı önemli sanırım.

daha açık nasıl anlatırım, bilemiyorum. ben ural'ın bir yerde yazdıklarının çok ciddiye alınamayacağını, çünki kanlı bir rejimin basit bir figüranı olduğunu, kendisinden ideolojik ahlakî bir tavır beklenemeyeceğini söylüyorum. böyle bir kişinin yazdıklarını çok önemsemenin doğru olmayacağını söylüyorum. sanırım bunlara itirazın yoktur.

neden esad rejimini eleştirince karşıma öso vb çıkarılıyor? hatta ışid neden çıkarılıyor? ben esad'ın milyonlarca suriye'linin mültecileşmesinden sorumlu olduğunu söyleyince neden bana karşı "senin başbakanın, senin devletin" türünde ucuz sataşmalarla cevap verme gereği duyuluyor? bu söyleme karşı hakkettiği cevabı verince de (ki şimdilik henüz vermedim) bu sefer, "meseleyi şahsîleştirmek"le eleştiriliyorum.

evet suat, ne düşünüyorsun? katkı sunmamı istiyorsun ama katkı sununca da bunlar oluyor.
 
#16
değerlendirmeler aşağıda..

'Dese ne olur, demese ne olur'' gibi bir noktadan duruşlar degerlendirmemeli. Birşey diyorsa kayda degerdir. Bu kayda değerliğini ise 40 yıllık mücadelesin almakta.
ilk söylenen bu.. evet.. kayda değerdir.. çünkü söyleyen suriye içinde silahlı bir gücü olan ve esad rejimi ile ilişkili olan biri.. yani suriye alanında mücadele edenleri ilgilendiren biri.. tc nasyonalist solu gibi emperyalizmin suriye maşası demiyorsa önemlidir.. niyeti-karakteri ayrı ele alınır.. suriye alanında muhatap olacağın bir güçtür..

chp-mhp karşısında akp tercihi gibi.. bu söylem.. akp'nin chp'den iyi olduğu(açık beyan etmediysen) anlamına gelmez.. en fazla bunu mu ima ediyor dersin..

sen neden katil-terörist demiyor önemsiyorsun işleri ile iştigal ediyorsun ama bilinç altındaki asıl "dert" apo'yu övdü ya size şirin geldi mantığınız bu diyorsun.. bunu da uydurmuyorum sanırım..

Suriye Ajanıdır ve zamanında Devrimci yapılanmalarıda bu doğrultuda kullanmıştır ve İŞİDe karşı Zafer elde eder etmez Rojava'ya yöneleceğini düşünüyordum ama hala bunda emin değilim. Doğrudan kendi ismini öne çıkarmadan Esad güçleri vasıtasıyla bunu işletebilirler.
Suriye için eline Silah alabilecek kadar köklü ve derin ilişkilere sahip Ural'a esas sorulması gereken soru; 40 yıldırlı Acilciler için Dergi çıkarmak yerine neden eline bir Tüfek almadında şimdi Suriye için canını ortaya koyuyorsun?

Ek olarak şunuda söyleyebilirim: Ben Başkan Apo'nun Mihraç Ural'ı çözmüş olduğunu ve bu doğrultuda Stratejik(!) yaklaştığını düşünüyorum

kısaca.. miraç ural gibi biri.. rojava'yı düşmen görmüyorum diyorsa bu dikkate alınır.. ama samimidir ama sinsice söylenmiştir.. bu ayrı..
anlatılmak istenen ve tartışılmak istenen budur..

daha açık nasıl anlatırım, bilemiyorum. ben ural'ın bir yerde yazdıklarının çok ciddiye alınamayacağını, çünki kanlı bir rejimin basit bir figüranı olduğunu, kendisinden ideolojik ahlakî bir tavır beklenemeyeceğini söylüyorum. böyle bir kişinin yazdıklarını çok önemsemenin doğru olmayacağını söylüyorum. sanırım bunlara itirazın yoktur.
hayır itiraz var.. ama neresine var.. işte demagoji dediğim yer burda zırt diyor..

ben ural'ın bir yerde yazdıklarının çok ciddiye alınamayacağını, ..... söylüyorum.
söylüyorsan.. yaşama sırça köşkünden bakıyorsun denir.. politik bir süreç içindeki her aktörün sözleri önemlidir.. yani.. dikkate almamak gerekçesi şu olmaz.. çünki kanlı bir rejimin basit bir figüranı olduğunu, kendisinden ideolojik ahlakî bir tavır beklenemeyeceğini söylüyorum. olabilir.. bu sefer de efendisini çözmek amaçlı dikkate alırsın..

sen.. neden dikkate alıyorsunuz diye sormuyor.. dikkate almayı absürt yerlere bağlıyorsun.. yani.. bana göre derdin başka bahanen çok başka..
apo'yu övdü diye başlamandan belli..
ha.. bunları bilinçli yapmıyor olabilirsin ama ortaya çıkan sonuç bu..

anlat bize.. miraç ural aktörü neden önemsizdir.. yine figürandır., eli kanlı diktayı destekliyor gerekçelerini sunma..
esad rejimi rojavaya karşı iken onun figüranı hangi amaçla rojava'ya farklı bakıyor.. sence!!.. açıklaman vardır herhal...
ha.. banane ben önemsemiyorum da deme.. suriyede yaşamıyor olman önemsememeni gerektirmez değil mi?..
 
#17
"son tahlilde"!!!! ne olabilir.. bunu bende biliyorum ama şimdi "son tahlilde" olacak olan yaşanmıyor ve bunu konuşmuyoruz.. "son tahlilde" olacak olana doğru müdahil olunursa son tahlilde olacak olan etkisiz hale getirilir yada sınırlanır., ittifaklarda kopma yaşatılabilinir..
aynı durum.. güney kürdistan yapısı içinde(özellikle şengal olayında) geçerlidir.. şimdi çatışma yok ama "son tahlilde" olasıdır.. şimdiden "son tahlil" durumuna göre pozisyon alırsan., "son tahlil"i ilk ihtimal yaparsın.. zaman -koşul olanaklarını heba edersin.. son tahlilde yaşayacağın çatışmaya şimdiden dezavantajlı girersin.. yada bu arada yapabileceklerini yapmamış olursun..

bir de böyle bakın..
son tahlilde ne olabilir??? aslında çok büyük bir çıkmazın içinde bu sorunun yanıtını tahmi etmekte çok zor.

çünkü taraflara baktığımızda köken olarak ulus devletçi mezhepçi görünüme sahipler.Rojavanın diğer güçlerle anlaşması nasıl olabilir bilemiyorum??? rojava diğer örgütlerle anlaşıp taviz mi verecek yoksa uluslararası destekle birlikte suriyede arap halkından da destek alabilirse daha da güçlenebilir mi???

bugün ortadoğu çıkmazında en uygun çözüm olarak görülen rojava bu kapitalist modernite krizinde halkların tek umudu.bugün ulus devletçi tavırla hareket eden emperyalist güçler suriyedeki krizin artık sonlanması gerektiğinin farkındalar.ama ortada bir üçüncü dünya savaşı yaşanıyor.Bürtün ulşus devletçi kuvvetler ortadoğuyu sömürdükçe sömürüyor ve halklar öz savunmasını gerçekleştiremediklerinde katliama uğruyorlar.Ortadoğudaki bu savaşın sonunu getirecek güç olarak rojava en büyük potansiyeli taşıyor.Bu potansiyel dünya kamuoyunda barış isteyen bir sürü insan için umut olabilir ve oluyor da.Lions of Rojava adıyla örgütlenenler yurtdışından ypg saflarına katılıyor.Bugün bir sürü avrupa ülkesinde pkk yasağı kalkması için gösteri yapılıyor


yani kısacası kamuoyu oluşuyor uluslararası muhalefet bu savaşa karşı rojavanın yanında yer alıyor.Emperyalist ulus devletçi güçlerde bu durumu gözden gelemeyeceği için ypg ile birlikte ışide saldırıyorlar ama rojava iki tarafında(rusya.iran-abd ab) çıkarlarını benimsemiyor.bugün herkesin yapması gereken ülkelerinde bu durumda insanları bilinçlendirmek.BÖG adıyla türkiyedeki sol sosyalist ve anarşistlerin de katıldığı bir örgütlenme kuruldu.Bunun gibi bir wsürü örnek yaratılacaktır.



mihraç ural kısmına gelirsek,esad ile rojava arasında bir iletişim köprüsü oluşturabilir mi??? uluıslararası kamuoyu rojavayı hem ulus devletçiliğe hem de mezhepçiliğe karşı özgürlükçü bir devrim olarak tanıyor.Bugün rojava ile esad arasında bağlantı kurmak insanları hayal kırıklığına uğratacaktır.bunun gerçekleşeceğine inanmıyorum.Yani son tahlilde mihraç ural ve örgütünün rojavanın yararına bir şey yapabileceklerini sanmıyorum.Zaten ifadelerine baktığımızda devletin sözcülüğünü yapıyormuş gibi mihraç bey.Devlet adına rojavayı övüyor.Sanki bir görev vermişler öyle yapması için.O yüzden son tahlilşde yararı olacağını düşünmemekle birlikte zararı olabilir mi sorusu da önemli??? benim düşüncem mihraç bey ve örgütünün kimlerden oluştuuna bakmaktır.Yani yalnızca mihraç ural örgütü yönetmiyordur heralde.Yani kimlerden oluşuyor bu örgüt nasıl bir ideolojisi var.Derinlikli bir araştırma yapmak lazım.Lazkiye taraflarında nusayri halkı koruyor ve çoğunlukla nusayri arap kökenli bir örgüt.Fakat kendi söylediklerine göre sünni gruplarda var.Tabii buna da bakmak lazım.
 
D

denizheval

#18
Aleviliyıldız, çok uzun yazınca konu dağılıyor.
Sana net bir soru sormak istiyorum.
Suriye uyruklu eski bir Devrimci Militan olsan yani ''M. Ural'' olsan ne yapardın?
ÖSO'yamı katılırdın? İslamcı Selefi Çetelerlemi hareket ederdin, yalnız başına grup olarak mı hareket ederdin, Rejim için mi savaşırdın?

Suriyede olan bitenden haberin mi yok yoksa kurusıkı Tayyip gibi Esadta Esad diyerek insanların sadece farklı uyruk ve inançlardan olduğu için kurşuna düzülmesinden, başlarının kesilmesinden çok mu hoşlanıyorsun?

Ortada Dünyanın görmediği bir barbarlık varken Esad'ta Esad. Esad aile boyu Faşist ve katil bir düzenin son Rejisörüdür, bundna hemfikiriz.
Ama sen ve senin gibi işgüzarlardaki Esad düşmanlığının arkasında farklı birşeyler yattığını görmemek imkansız. Ben ne düşünüyorsan açıkca ifade ediyorum ama sen saga sola vurarak yalpalıyorsun. Bir kez daha tekrar edeyim: Senin ve sen gibilerin Esad düşmanlığı ne Suriye Halkını, ne İlerici Devrimci Suriye Muhalefetini nede Kürt Halkını koruyup kollayan bir hassasiyet değil.

Esad ailesinin Alevi olması olabilirmi bu hassasiyetinin gerekçesi?
 
#19
konu ciddiyetini kaybetti ve mizah bölümü altında ele alınacak hâle geldi. birisi benim ural apo'ya "başkan" dediği için sindiremediğimi ileri sürdü; öbürü de benim esad'a alevi olduğu için karşı çıktığımı. :)

alemsiniz çocuklar... hayır, ne apo'ya "başkan" demesine itirazım olabilir, ne de esad'ın "alevi" (aslında nusayri) olmasına.

konuya ilişkin yine de ciddi birkaç söz söylemek istiyorum. suat'ın dedikleri içinden şuna:

"...söyleyen suriye içinde silahlı bir gücü olan ve esad rejimi ile ilişkili olan biri.. yani suriye alanında mücadele edenleri ilgilendiren biri.. tc nasyonalist solu gibi emperyalizmin suriye maşası demiyorsa önemlidir.. niyeti-karakteri ayrı ele alınır.. suriye alanında muhatap olacağın bir güçtür.. "

"miraç ural gibi biri.. rojava'yı düşmen görmüyorum diyorsa bu dikkate alınır.. ama samimidir ama sinsice söylenmiştir.. bu ayrı..
anlatılmak istenen ve tartışılmak istenen budur.. "


rejimin amacı, tavrı açısından değerlendirmek, ciddiye almak tabii ki olabilir ve olması da gerekir. buna itiraz edemez kimse. ama burada o açıdan değil, ural'ın ideolojik-politik kökeni, yapısı, fikriyatı vb açısından ele alınıp tartışıldı. ona bir değer atfedilmiş olunuyor böylelikle. benim de itirazım bunaydı.

yoksa esad rejiminin amacını öğrenmek ve tavrı belirlemek gibi politik nedenlerle ele alınıp incelenebilir.

"sen.. neden dikkate alıyorsunuz diye sormuyor.. dikkate almayı absürt yerlere bağlıyorsun.. yani.. bana göre derdin başka bahanen çok başka..
apo'yu övdü diye başlamandan belli.. "


mizah bölümüne mi, yoksa traji komedi bölümü açıp oraya mı almalı bu konuyu acaba? yahu, be adam, ben nerede öyle bir laf ettim? benden başka bir alevliyıldız daha mı var bu forumda yazan ve benim göremediğim? yoksa paralel evrene mi gidip gidip geliyorsun?! :D

"anlat bize.. miraç ural aktörü neden önemsizdir.. yine figürandır., eli kanlı diktayı destekliyor gerekçelerini sunma..
esad rejimi rojavaya karşı iken onun figüranı hangi amaçla rojava'ya farklı bakıyor.. sence!!.. açıklaman vardır herhal...
ha.. banane ben önemsemiyorum da deme.. suriyede yaşamıyor olman önemsememeni gerektirmez değil mi?.."

bizde de ara sıra böyle yazılar yazılır. şirin görünme amaçlı yazılardır. senin de ileri sürdüğün gibi, rejimin rojava'ya ilişkin politik bir yönelimiyle ilgili olma ihtimali var elbette.

ural eli kanlı diktanın ajanıdır, evet... bu da bir gerçektir. bunu da o yazısının bu adamı önemseyecek tarzda değerlendirilmemesi gerekliliğine bir gerekçe olarak söyledim. yoksa farklı bir yönelim amaçlı olarak yapılmış olabilir ve bu da değerlendirilebilir.

aynı sözleri tekrarladığımın farkındayım ama o kadar yanlış yerlere çekiyorsunuz ki, artık anlaşılamama kompleksine kapıldım herhalde.

gelelim denizheval'in yazdıklarına...

o soruyu sorman ilginç. demek sen suriye'de mihraç ural olsaydın, onun gibi gidip o katliamcı rejimin askeri olurdun.

ben olmazdım!

rojava'ya "devrim" derken samimi değilsin demek ki. öyle ya, madem devrim, neden ona katılma seçeneğini yazmadın? ural ille de rejimi desteklemekle öso'ya katılmak arasında sıkışık durumda mı? neden rojava'yı yazmadın?

son olarak şunu tekrar ve vurgulayarak belirteyim: esad'a karşı bu sessiz onaylayıcı tavrın ahlaken büyük bir sorun olduğunu düşünüyorum. tkp-ip-dhkpc gibi gruplar açıkça destekleme utanmazlığını sergiliyor. bir kısım sol ise sessiz kalarak gizli destek sunuyor. sizin ural'lı bir konuyu ele alıp tartışırken onun açıkça hizmet ettiği bir rejimin adını bile anmamanız, benim uyarım üzerine şimdi rejimin niteliğini kabule başlamanız da biraz bununla alakalı.

"daha önce esad'ı savunuyordunuz" demiyorum. yine yanlış anlamayın.
 
D

denizheval

#20
Daha evvelde yazdıgım gibi sen yazdıklarına samimi değilsin ve samimi davranmıyorsun?
Sorularıma soruyla karşılık veriyorsun, ''Ural'ın ne yapmasını onaylardın?'' gibi basit bir soruya dahi cevap veremiyorsun, tam Oportonistsin.
Şunuda açık yüreklice belirteyim ki; Halkın çıkarları neyi gerektiyorsa ben ona göre davranırdım.
ÖSO isimli İthal Çapulcularla, Halka rağmen ''Halk için'' Esad'ı devirme çeteliğine bulaşmazdım.

Bu arada yine hokkabazlık yapıp Rojava'yı konuya katarak Şah/Mat etmeye çalışıyorsun ama nafile. Bugün M. Ural ile Rojava aynı düşmana karşı savaşıyor Şipşak Alevliyıldız... Bunu bile göremiyorsun!

Sana kalsa Fas'tan Endenozyaya dek, ne kadar çapulçu İslamcı Terörist varsa gelip Halka rağmen, Halkın Kanına girerek Esad'ı devirmeli. Bu noktadada Cumhurbaşkanınla aynı kulvardanısız. Bir siz seviyorsunuz Suriye Halkını. Çok şey bildiğini sanıyorsun ama hiçbirşey bilmiyorsun. Somut koşullardan yola çıkarak aklı başında bir analiz bile yapamıyorsun. Bencede konu Mizah Köşesine taşınmalı :)
 
Üst