Mihraç Ural'dan çok güzel bir Yazı

  • Konbuyu başlatan denizheval
  • Başlangıç tarihi
#21
ilahi denizheval, soruna soruyla karşılık vermekle nasıl bir oportünity sağlayabilirim ki? ne gibi bir fırsatım olabilir? senin verdiğin cevaba katılıyorum ayrıca. yani "halkın çıkarları için davran"ırdım ben de. ayrıca ille de esad'ı devirmeye çalışmazdım. ben böyle bir şey dedim mi?

esad zalim ve katliamcı bir diktatör. kendi azınlık rejimini sürdüren bir despot. işkenceleriyle, cinayetleriyle bilinen bir katil. ama silahlı yoldan devrilmeye çalışılmasının zararları işte ortada. suriye diye bir ülke enkaza dönmüş durumda.

yani ben silahlı mücadelenin suriye'de koşullarının oluştuğunu kabul etmekle birlikte, yine de bunun halklara zararını görüp buna başvurmaktan kaçınılması gereğini savunurdum. ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım.

ne kadar da atmayı seviyorsunuz!
 
#22
esad zalim ve katliamcı bir diktatör. kendi azınlık rejimini sürdüren bir despot. işkenceleriyle, cinayetleriyle bilinen bir katil. ama silahlı yoldan devrilmeye çalışılmasının zararları işte ortada. suriye diye bir ülke enkaza dönmüş durumda.

yani ben silahlı mücadelenin suriye'de koşullarının oluştuğunu kabul etmekle birlikte, yine de bunun halklara zararını görüp buna başvurmaktan kaçınılması gereğini savunurdum. ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım.

ne kadar da atmayı seviyorsunuz!
ilahi alevliyıldız :D

silahlı mücadele koşulları oluşmuş öyle mi??? bu heralde 1970 yılından beri böyleydi silahlı mücadele koşulları vardı :D bugün devrimden bahsediyorsak öz savunma olmadan esad rejjimi nasıl devrilir ????
gene aynı hesabı işletiyorsun.Bu hesap yanlış bir hesap.rejimin halklar yararına çevirmek ne demek??? bu devletçi aklın ulaşabileceği son nokta heralde.Devlete nasıl ulaşacağız ve çevireceğiz onu söyle bi hele sen????

tek parti rejiminden bahsediyorsun bir de bunun içinde arap komünistleri de.Suriye komünist partisi de belki rejimi halklar adına değiştirmeye çalışıyordur.Peki işe yarıyor mu??? halklar adına değiştirecem rejimi de bakalım suriye de komünist parti yasaklanacaktır.

gerçeklikten çok uzak atıyorsun.özsavunma olmadan ortadoğu krizinin çözülemeyeceğini sen de biliyorsun ama özsavunmayı desteklersen türkiyene de zarar geleceğini düşünüyorsun.Devletçi aklını sorgulama zamanın geldi bence
 
#23
ilahi marinaleda... :)

ben ne diyorum sen ne? esad rejiminin silahlı mücadele dışında yol bırakmadığını söylüyorum. buna rağmen silahlı mücadelenin zararlarından söz ediyorum. sense kalkmış başka konuyu özsavunmaya getiriyorsun. iyi de buna da itiraz etmedim ki.

ya bu "sol" tartışma kültürü ne hâle gelmiş böyle? biri der, apo'ya "başkan" dedi diye, öbürü der esad alevi diye, sen de bunları de bakalım. :D

peki benim itiraz etmediğim, sözünü bile etmediğim şeyleri neden bana karşı çıkardığınızı hiç düşünür müsünüz?
 
#24
konu ciddiyetini kaybetti ve mizah bölümü altında ele alınacak hâle geldi. birisi benim ural apo'ya "başkan" dediği için sindiremediğimi ileri sürdü; öbürü de benim esad'a alevi olduğu için karşı çıktığımı. :)
denizheval kendi adına yanıtlar ben benimkini yanıtlayayım..
bu rejime destek veren ve bu rejim için ölümüne savaşan bir adamı, sırf bir yerde yaptığı bir açıklamadan dolayı övmeyi anlamlandırmaya çalışıyorum. böyle bir adamın yazdığı bir yazı güzel olsa ne yazar, olmasa ne?
yazıyı okudun mu?.. yazıda öcalana başkan demesi üzerine yapılan eleştiriye yanıt veriyor..
Bir okurum bana kızmış. Neredeyse beni siyaset sahnesinden silecek kadar da köpürmüş. Neden mi? Kürt ulusunun kendine en layık lider olarak seçtiği Başkan Öcalan’a neden “BAŞKAN” derim diye… Yorumumu sizlerle paylaşıyorum kararlılığımdan ilkelerimden taviz vermeden kurduğum her cümlenin arkasında olacağım biline..
üstelik miraç ural'ın övüldüğü de yok.. yazsının doğru ve güzel olduğu söylendi.. hatta miraç gibi esad yanında duran birinden çıkmasına şaşırıldı.. bu analiz ediliyordu..

arap ulusal solcusu olarak var olan ve nuseyri(şia) olan biri için.. bu adamın gerçek yüzü, kürdlere de, araplara da, türklere de kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzdür. dediğinde akla gelen tek şey sunni araplara., kin ve nefretle bakan, ölümcül bir yüzle bakıyor anlamı çıkar.. tüm araplara böyle bakıyor diye anlasak bu anlama komedi değil de nedir..

neye itirazın var belli değil.. araya öyle şeyler sokuşturuyorsun ki.. karşında bunları çözümleyemeyecek bilinçler de yok.. cümlelerinin tümü böyle.. yani., içinde başka şeyler saklıyor..

herkes.. esad rejiminin kendi egemenlik alanı altındaki bir ülkeyi ne hâle getirdiği ortada. muhalefeti ezmek için kendi şehirlerini bombalıyor ve taş üstünde taş bırakmıyor. milyonlarca insanını öldürdü veya mültecileştirdi. de bu iç savaş başladı sanacak..
evet.. esad rejimi baas faşizmi uyguluyordu..ama sunni arapları bombalamadı.. sürmedi.. bu işleri kürtlere yaptı.. sunni arap isyanı!! da nerden ve nasıl başladı malum.. zulme karşı çıkanlardan öso mazlum değil., zulmün öteki yüzü idi.. ama sen bu gerçekliği atlayan cümle kodlamaları yapıyorsun..

bir de, rejime karşı muhalefetin başlangıçta barışçıl kitle gösterileri ile başladığını, ama rejimin bunları derhal şiddetle bastırması sonucu muhalefetin silahlı biçime yöneldiğini söylüyorum. yani denizheval'in "islamcı teröristler"i, rejimin barışçıl kitle gösterilerini kanla bastırmasından sonra silaha sarıldı.
yapma.. hiçte böyle olmadı.. öso daha başından silahlı güç olarak devreye girdi.. kimler besledi-hazırladı biliniyor..
bana örnek sun.. bir tane barışcıl kitle eylemi ve katliam sun.. sadece küğrtlerle ilgili sunabilirsin.. varsa sun..

birde.. ne yaptığının farkındasın.. beni, islamcı muhalefeti savunur durumlara düşüren bir durum bu, biliyorum. ama ben içine düştüğüm durumu, zalim bir rejimi desteklemenin düşüreceği duruma bin kez yeğlediğim için önemsemedim tabii. böyle bir gerekçe uyduruyorsun.. esad zalim rejimini desteklemek yerine daha zalim olacağı bokundan belli öso'yu desteklemeyi yeğlediğini dolaylı itiraf ediyorsun.. başkaca bir yol-tarz ve pozisyon alma şekli yok mu?..
esad rejimini ve öso'yu zalim ilan edemiyormusun..

tartışmaya dahil olanlar belli.. görüşleri de belli.. açıklamaları da.. öso'ya göre esad evladır diyen yok.. üçüncü bir pozisyon var diyor..
ama.. nuseyriler bu aşamada hayır esad'a razıyız diyebilir.. hıristiyanlar diyebilir.. ki., diyorlar da.. hatta bazı sunniler destekliyor..
bunlar birer realite.. konuşurken bunlara göre konuşmak gerekir..

şöyle anlatayım.. kürt halkına zulüm yapılıyor ama onlarda.. abd den destek alıyor esad'a dokunmuyor., öso ile ittifak yapıyor.. vs. vs. diyenlere sözüm şu.. siz önce mahallenizdeki kürtleri ermenileri korumayı becerin sonra akıl satın..








 
#25
ben ne diyorum sen ne? esad rejiminin silahlı mücadele dışında yol bırakmadığını söylüyorum. buna rağmen silahlı mücadelenin zararlarından söz ediyorum. sense kalkmış başka konuyu özsavunmaya getiriyorsun. iyi de buna da itiraz etmedim ki.

ya bu "sol" tartışma kültürü ne hâle gelmiş böyle? biri der, apo'ya "başkan" dedi diye, öbürü der esad alevi diye, sen de bunları de bakalım.

peki benim itiraz etmediğim, sözünü bile etmediğim şeyleri neden bana karşı çıkardığınızı hiç düşünür müsünüz?
sol tartışma kültürünün örnekleri hain diyerek bir kimseyi politik sahneden silmekkti.Bu çok yapılır.Sen de bunu söylüyorsun .mihraç uralı baasa ajanı olduğunu söylüyor ve değerlendirmeye almayacağını söylüyorsun.Bu eski sol bir wsöylem.Acilcilerin bir birlerine yaptıkları gibi sen de bir tarafı seçmiş oradan atıp tutuyorsun.Oysa bugün acil diye bir örgüt kalmamış durumda bunun sorumluları iki taraftır.Yani birbirlerine hani diyeceklerine önce kendilerine baksınlar.ne oldu örgüte nasıl kaybettik diye????

bir de öz savunma konusuna gelince.silahlı mücadeleden kastın ile benim kasıtlarım arasında fark var.Rojava da silahlı mücadele veriyor al sana öz savunma kendi topraklarını koruyor.öz savunmah lakın meclislerle komitelerle silahlı birliklerde örgütlenerek kendi yaşamını korumasıdır.Esadı yıkacak tek şey de budur.yani ne öso ne ışid bunlar alka zulüm eden mezhepçi örgütler.Halkı kendini korumalı öz savunmadan kastım bu.Ama sen ve devletçi aklın :D şu kısıma çok güldüm

ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım.
bu ne demek alevliyıdlzı önce bunun cevabını ver lütfen.Bunu savunacak mısın gerçekten???? hangi mantıkla bunu söyleyebiliyorsun.Halklar adına biz devletle birlkte rejimi mi değiştreceğiz.Reformizm denir ya.Bu söylediğin yanında az kalıor ben sana söyleyeyim de.
 
#26
yani ben silahlı mücadelenin suriye'de koşullarının oluştuğunu kabul etmekle birlikte, yine de bunun halklara zararını görüp buna başvurmaktan kaçınılması gereğini savunurdum. ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım. demiş.. alevliyıldız..
marinaleda..
bu ne demek alevliyıdlzı önce bunun cevabını ver lütfen.Bunu savunacak mısın gerçekten???? hangi mantıkla bunu söyleyebiliyorsun.Ha lklar adına biz devletle birlkte rejimi mi değiştreceğiz.Reform izm denir ya.Bu söylediğin yanında az kalıor ben sana söyleyeyim de. diye yanıtlamış..
yani.. sormuşsun.. ama yanıt beklemeden yanıtı sen vermişsin.. :)

bazı cümleler dikkatli ele alınmalıdır.. özellikle söyleyen de dikkate alınmalıdır..
bu cümle anında reformizm ile tanımlanırsa., demokratik cumhuriyet de aynı şekilde tanımlanır.. rojava devrimi de..
biliyorsun.. esad baas rejimi değişmeye karar verirse rojava formatı ile uzlaşmak zorunda kalacaktır.. haliyle rojava formatı da devletle uzlaşacak., toplumsal mücadeleyi demokratik zeminlerde işletecektir.. elbette çatışma olasığı(ki yüksek) özsavunmayı da yaratacaktır..

böyle yaklaşmak yerine şunu sormalıydın..
hani esad zalim vs. vs. idi.. öso bile mecbur kaldı silahlı mücadeleyi başlattı.. vs vs. madem değişebilir diyorsan., bu değişme zeminlerini esad güçleri ve destekçileri arasında hangi zeminlerde görüyorsun.. diye sorman gerekir.. çünkü tartıştığımız mevzu(miraç uluç) bu zeminlerden biri olabileceğini yazısında belli ediyor.. yada asla değişmez yıkmak gerekir..

alevlıyıldız cümleler kuruyor.. hepsinden var.. :D elbette olasılıklar anlamında olabilir.. ama her bir farklı tanımlı cümle kesin-net sunuluyorsa bu yapılana başka bir şey denir..
 
D

denizheval

#27
ilahi Alevliyıldız;
hem Rejimi demokratik yollardan değiştirip dönüştürme potasına girmiş,
hemde Silahlı Mücadelenin zemininin oluştuğunu söyleyerek bütün tartışmadaki konumunu sıfırlamıştır.
Artık kenarı çekilebilirsin :)
 
#28
bazı cümleler dikkatli ele alınmalıdır.. özellikle söyleyen de dikkate alınmalıdır..
bu cümle anında reformizm ile tanımlanırsa., demokratik cumhuriyet de aynı şekilde tanımlanır.. rojava devrimi de..
biliyorsun.. esad baas rejimi değişmeye karar verirse rojava formatı ile uzlaşmak zorunda kalacaktır.. haliyle rojava formatı da devletle uzlaşacak., toplumsal mücadeleyi demokratik zeminlerde işletecektir.. elbette çatışma olasığı(ki yüksek) özsavunmayı da yaratacaktır..
burada öz savunma dan kastım sadece silahlı mücadele değil.komünalitenin gereği olarak öz savunma her zaman var olacaktı.Silahlı olduğu gibi ekonomik siyasal da öz savunma önem teşkil etmekte.

alevliyıldız reformizmi işte buraya denk düşüyor.Niçin reformizm???? çünkü akıl devletçi bir akıl.
ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım.
bu reformizmdir.Çünkü modernite ve devlet sınırlarını aşmayan bir değişimden bahsediyor ve bunu da devletin eliyle yapmayı öneriyor.Tabii burada bahsettiğim reformizm leninistlerin tartışmasıyla anlatılacak bir reformizm değil.Bana göre bolşevikler de reformistti çünkü değişimi devlet eliylşe işlettiler.Bunu alevliyıldız da öneriyor.

bir de, rejime karşı muhalefetin başlangıçta barışçıl kitle gösterileri ile başladığını, ama rejimin bunları derhal şiddetle bastırması sonucu muhalefetin silahlı biçime yöneldiğini söylüyorum. yani denizheval'in "islamcı teröristler"i, rejimin barışçıl kitle gösterilerini kanla bastırmasından sonra silaha sarıldı.
işte bu noktada da alevliyıldız da sivil toplumculuk seziyorum.Alevliyııldız ne savunuyor??? barışçıl kitle gösterileri barışçıl bir şekilde düzeni değiştirme.Belki de barışçıl bir şekilde kurulacak komünler ve meclisler devletle birlikte varlığını devam ettirecek.
buna biz sivil toplumculuk deriz.Sivil toplum devlet ile toplum arasında bağlantıyı kurar.Yani ne moderniteyi aşma ne de alternatif geliştirme amacı vardır.Sadece barışçıl bir şekilde aradaki bağı korur.Yani komün ve mecliseri alevliyıldızın düşüncesinden ele alırsak onlar devletle birlikte katılımı artırma yöntemleridir.Katılımcı demokrasi dediğimiz söylem de işte buradan geliyor

demokrasi katılım olmadan olabilir mi??? ben demokrasiyi halkın kendi kendini yönetmesi olarak alırsam olmaz..ama demokrasi eğer ki belli bir üst yönetim tarafından yönetilme ise evet halk biraz daha fazla katılır ama sonuçta üst yönetim(oligarşi) devam eder.

rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım.
bu da popülist bir söylemdir.Rejim (ulus devlet) halklar yararına dönüştürmek.rejimin aslını korursun ama halklar yararına değiştirirsin :D.devletçi aklın halk üzerinde egemen olma düşüncesidir popüliist bir söylemdir.Hem devletçi hem popülist.


kısaca alevliyıldızın 6 oku bunlar
1. ok sivil toplumculuk(devlet ve toplum arası bağlantı
2.ok devletçilik(devletin devamlılığı ve yararlı devlet anlayışı)
3.ok popülizm(halkın yararını düşünen devlet anlayışı)
4.ok barışçılık(özsavunma da olsa aman devletimize zarar gelmesin onun yerine barışçı olalım şirin gözükelim devletimize)
5.ok reformizm(reformlar yoluyla devletimizi yaralı hale getirelim)
6.ok moderniye yanlılığı modernizm(bu da hepsini kapsıyor alevliyıldız açısından)

alevliyıldız her söyleminde bu 6 ok tan yararlanıyor.hiç kimse bir cümleyle kendi ideolojisni kolayca anlatamaz ama alevliyıldız her cümlesinde 6 oku çok belli ediyor.
 
#29
"bu rejime destek veren ve bu rejim için ölümüne savaşan bir adamı, sırf bir yerde yaptığı bir açıklamadan dolayı övmeyi anlamlandırmaya çalışıyorum. böyle bir adamın yazdığı bir yazı güzel olsa ne yazar, olmasa ne?"

bu sözümü ural'ın apo'ya başkan demesini içime sindirememe kanıt olarak mı sunuyorsun? böyle bir anlam çıkmayacağını sen de biliyorsun ya işte, belki tutar diye düşündün herhalde.

orada hiç bir yanlış anlamaya izin vermeyecek şekilde "güzel olsa ne yazar" diye belirtmişim.

yani böyle bir adam seni beni sabah akşam övse, ne çıkar?

bir benzetme yapayım. bir tecavüzcü katil, kalkıp çok iyi bir laf etse, çok doğru sözler söylese, onun kimliğini, ne yaptığını bir tarafa bırakıp, söylediği söze mi yoğunlaşırsınız?

bütün meramım buna değinmekti. başka da bir itirazım da yoktu. sizlerin esad'ı ve bu adamı savunmadığınızı biliyordum. zaten yazmıştınız. size savunmadığınız fikri savunuyor ithamında bulunmadım. sadece bence asıl önemli olan kısma değinmek istedim.

ne apo'ya başkan denmesiyle, ne de esad'ın "alevi veya şii (aslında ikisi de değil, nusayrî) olmasıyla bir sorunum var. olamaz da.

"üstelik miraç ural'ın övüldüğü de yok.. yazsının doğru ve güzel olduğu söylendi.. hatta miraç gibi esad yanında duran birinden çıkmasına şaşırıldı.. bu analiz ediliyordu.."

ural'ı övdüğünüzü söylemedim. tam olarak ben de sizin, onun yazısını ele alıp o kişiye bir değer atfetmekle yanlış yaptığınızı söyledim. o yazının arkasındaki esad kaynaklı politik niyetleri tartışsaydınız buna hiç bir itirazım olamazdı.

benzetme yapayım yine; teşbihte hata olmaz, mesela perinçek şimdi kalkıp apo'ya başklan dese ve kobani'deki halk direnişini övse (ki biliyorsunuz ışid'in kazanmasının iyi olacağını söyleyebildi!), şaşırırdık. ama kalkıp da perinçek'in ideolojik, fikirsel yanını tartışmazdık. bu "övme"nin arka planını tartışırdık. "enişte neden öptü" diye ele alırdık.

ama ural'la ilgili böyle bir yaklaşım içinde olmadınız.

"neye itirazın var belli değil.. araya öyle şeyler sokuşturuyorsun ki.. karşında bunları çözümleyemeyecek bilinçler de yok.. cümlelerinin tümü böyle.. yani., içinde başka şeyler saklıyor.. "

hem neye itirazım olduğunu anlamamışsın, hem de araya sokuşturduğum(!) şeyleri çözümleyebiliyorsun. bense buna karşılık "yapma suat, biraz bırak şu kuşkuculuğu" diyebiliyorum ancak.

"yapma.. hiçte böyle olmadı.. öso daha başından silahlı güç olarak devreye girdi.. kimler besledi-hazırladı biliniyor..
bana örnek sun.. bir tane barışcıl kitle eylemi ve katliam sun.. sadece küğrtlerle ilgili sunabilirsin.. varsa sun.."


kürdlerle de ilgili sunabiliriz, araplarla da ilgili sunabiliriz. ama ben ha deyince bunu sana sunamam. araştırmam gerek google'dan. ama bunu sen de yapabilirsin. ben iyi hatırlıyorum ve biliyorum. sense yine itiraz ediyorsun. önce barışçıl gösteriler biçiminde başladı. bunlar kanla bastırıldı.

sana arayıp yine mi veri sunayım? daha önce de bayık'ın konuşmasını arayıp sundum. "hain" değil de, "tasfiyeci" dediği röportajı. yine mi ben araştırıp sunayım önüne?

olur, o da olur. ama zaman alır. vaktim her zaman olmuyor.

"şöyle anlatayım.. kürt halkına zulüm yapılıyor ama onlarda.. abd den destek alıyor esad'a dokunmuyor., öso ile ittifak yapıyor.. vs. vs. diyenlere sözüm şu.. siz önce mahallenizdeki kürtleri ermenileri korumayı becerin sonra akıl satın.. "

bunu neden yazdın? ben öyle bir şey demedim ama bana mı yazdın? demiş miyim meğerse öyle bir şey? :) demedim bence.
 
#30
marinaleda, "ben de esad'ın devrilmesindense, rejimin nispeten halklar yararına dönüştürülmesi için çalışırdım." sözümü mal bulmuş mağribi gibi diline doladın. iyi...

ama tekrar belirteyim. onu denizheval'in yazdıkları kapsamında yazdım. iyi ifade edemedim. doğru. yazarken de farkettim ama değiştiremedim. çünki bilgisayarı bırakmam gerekiyordu.
 
#31
daha güzel bir şekilde belirtmek sana kalmış.ben yazdığından çıkarımlar yapıyorum.Sadece bu yazından da değil genel olarak böyle bir tavrın var.He bu görüşü savunmuyorum dersen söyle neyi savunuyorsun ????? ona göre ben de cümlelerimi değiştiririm
 
#32
ilahi Alevliyıldız;
hem Rejimi demokratik yollardan değiştirip dönüştürme potasına girmiş,
hemde Silahlı Mücadelenin zemininin oluştuğunu söyleyerek bütün tartışmadaki konumunu sıfırlamıştır.
Artık kenarı çekilebilirsin :)
bakıyorum sen de marinaleda'nın oyuncağını sevmişsin. o lafı senin yazdıklarından farklı düşünmediğimi anlatmaya çalışırken yazmışım. iyi ifade edemedim. bunu kabul ediyorum.

sen ne diyeceksin peki? orada sana yazdıklarımın üzerine düşünmeyecek misin? şu sözlerine karşı:

"Şunuda açık yüreklice belirteyim ki; Halkın çıkarları neyi gerektiyorsa ben ona göre davranırdım.
ÖSO isimli İthal Çapulcularla, Halka rağmen ''Halk için'' Esad'ı devirme çeteliğine bulaşmazdım."


şunu demiştim:


"senin verdiğin cevaba katılıyorum ayrıca. yani "halkın çıkarları için davran"ırdım ben de. ayrıca ille de esad'ı devirmeye çalışmazdım. ben böyle bir şey dedim mi?"


bunun üzerinde durman gerekmez mi? yoksa oyun oynamayı mı seviyorsun?

laf oyunlarıysa maksat, üçünüzden de iyi oynarım. ama o zaman da şikayet ediyorsunuz, kişiselleştiriyorsun da, falan filan...
 
#33
daha güzel bir şekilde belirtmek sana kalmış.ben yazdığından çıkarımlar yapıyorum.Sadece bu yazından da değil genel olarak böyle bir tavrın var.He bu görüşü savunmuyorum dersen söyle neyi savunuyorsun ????? ona göre ben de cümlelerimi değiştiririm
o yazıyı denizheval'in demin açıkladığım cümlelerine karşı yazdım. denizheval, dışarıdan ithal çetelerle esad'ı devirme mantığını eleştiriyordu ve beni bununla itham ediyordu. ben de bunun doğru olmadığını, ona bu konuda katıldığımı, ille de esad'ı devirmek yaklaşımı içinde olunamayacağını yazdım. suriye'de silahlı mücadelenin meşruiyetinin olduğunu, ama bunun çok zararlı sonuçları da olduğunun görüldüğünü yazmaya çalışmıştım.

senin iddianın aksine, rojava'daki üçüncü yol girişimini önemli ve olumlu bir girişim olduğunu düşünüyorum. oraya dair eleştirilerim de olmakla birlikte bu deneyime karşı olumsuz bir tavır içinde değilim.
 
#34
ille de esad'ı devirmek yaklaşımı içinde olunamayacağını yazdım. suriye'de silahlı mücadelenin meşruiyetinin olduğunu, ama bunun çok zararlı sonuçları da olduğunun görüldüğünü yazmaya çalışmıştım.
esadı yumuşatmalıyız yani :D 1970 den beri esad ailesi baştaydı ve biz bunu yumuşatalım bitirmeyelim diyorsun.Esadın başta kalması baas partisinin başta kalmasıdır.esad kendi müttefikleriyle bir yumuşama içerisine hiç bir zaman girmeyecektir.zaten amacımız yumuşatmaysa ortadoğu krizinden nasıl çıkacağız????

ortadoğu da bir savaş yaşanıyor üçüncü dünya savaşı.Bir kaos aralığı söz konusu.Bu kaos aralığının galibi kim olacak kapitalist modernitenin sembolü olan esad mı veya diğer tarafta öso mu ışid mi ????bir uzlaşmadan söz ediyorsan bu esadla olabilir mi??? yani suriye demokratik cumhuriyetinin kurmak istiyorsak eğer kendi içsel demokratik yapımızı suriyeye yayacaksak esadın burada işi nedir.Demokratik cumhuriyette esadın başkan olması durumu kabul edilebilir mi??? uzlaşma ve çözüm olacaksa bu esad ve oligarşik kurumların kalkmasıyla olabilir.Yani uzlaşma suriye halklarının uzlaşması olacaktır oligarklar ile halklar arasında değil.Çünkü biz biriktirmeye karşıyız onların temeli ise biriktirme.
 
#35
şimdi de öyle mi diyormuşum?! :)

doğrudur, siz diyorsanız... :D

şaka bir yana, esad rejimine dışarıdan da müdahale pekala mümkün ve muhtemel. rusya'nın müdahalesi mesela. suriye muhalefetinden insanlar geçenlerde rusya'da ağırlandı ve toplandılar.

bunları dedim ya, bakalım şimdi ne demişim meğer. yorumunu yarın okurum artık. :)
 
#36
şimdi de öyle mi diyormuşum?
:D esad başta kalacaksa.Ki olduğu gibi kalmasını istemiyorsan bir şekilde müdahele olsun ama kaslın diyorsun.Yani keskin çizgilerinden ayrılsın yani yumuşasın ki o zaman layık olur o koltuğa :D

aslında söylediklerini değiştirmiyorum.sadece farklı kelimeler seçiyorum ve bu da rahatsız ediyor.Aslında bu kelimeleri seçmemdeki amaç ne söylemek istediğini daha güzel açıklayabilmek.Çünkü sen de biöliyorsun ki söylemek istediğin aslında farklı bir noktada durmuyor.

esad rejimine dışarıdan müdahale olsun ne fark edecek yani son tahlilde ne ortaya çıkacak o önemli,??? alevliyıldız da bu kısmı atlyıyor.Esadla bazı reformlar konusunda mı anlaşacaklar.Bunu mu demek istiyorsun??? son tahlilde esad iktidarı devam edecekse bu reformların nasıl bir yararı olacak özellikle halklar açısından??? daha fazla mı özgürlük demokrasi :D şu işin daha fazla kısmı çok güldürüyor.Ne yani daha fazla demokrasi nasıl olacak daha fazla parti seçime girebilecek mi :D veya daha fazla özgürlük nasıl olacak daha az gazeteci mi hapse atılacfak ve sansür daha mı az olacak :D
bu mu ortadoğunun çözümü.Bir de bunu rusya isteyecek o da ayrı tartışma konusu.Önce kendi ülkesinde bunları yapsın :D

ortadoğudaki krizi hiç derin bir şekilde incelemiyorsun.sorun kapitalist modernitenin ulus devletçiliğin girdiği kriz.bu krizden esadla anlaşarak çıkılabileceğimizi mi zannediyorsun??? ırakta noldu sorun çözüldü mü??? veya bugün yemen de husiler iktidarı aldı sorun çözülecek mi??? suudi kralı değişti sorun bitecek mi yani??? peki iran da daha reformist bir lider başa geldi iran düzelecek mi???peki ya mısır darbe oldu yha o da bir çözüm mü??? peki darbe gitseydi mursi kalsaydı sorun bitecek miydi???

zaten egemenlerin istediği de bu .sorunları kısmi çözümler üretmek sorunlaer devam edecek ama ertelenecek azalacak vesaire.olan ortadoğu halklarına oluyor.Bu durumda öz savunma olmadan insanlar bu silahlı güçlere karşı silahlanmadan nasıl hayatta kalacaklar??? ezidiler örgütlü olsalardı böyle katliam yaşanır mıydı??? peki ya türkmenler.türkiyeye güvendiler ve ne oldu??? çözüm önümüzde ve biz gözümüzü kapıyoruz.Belki bazıları bana bu üç kantonu abarttığımı söyleyecek ama öyle değil.Ortadoğunun sorunu güzel analiz edilmiş bir şekilde örgütlenmiştir.Rojava bunun örneğidir.Ortadoğudaki tek sorun ulus devletçilik de değildir.Kadınlar örgütlenmeli özgürlüklerini kazanmalı.Ekonomi de tekellerin egemenliği bitmeli topluluklar ihtiyaçları adına kooperatiflerini kurmalı tekel yerine sosyal pazarlar oluşturulmalı.Bütün bu soruınların cevabını bu üç kanton veriyorsa neden abartalım ki??? bu üç kantonu enternasyonal sorunların çözümü olarak da göremeliyiz.Çünkğ ortadoğu bu sorunların ana merkezinde yer alıyor.Ortadoğu devrimi avrupa afrika devrimidir yani dünya devrimidir.


sorunları modernite gözüyle bakarsak alevliyıldızın çözüm önerilerine geliriz.Çünkü onlar kısa günün karını düşünüyorlar.Yani esad da kalabilir veya mısır da sisi de kalabilir onlara göre kısa dönemde demokrasi :D getirirse eğer.

sorun modernitenin sorunudur kadın ulus devlet ekoloji ekonomi karşıtlığı hepsi hepsi.Hepsini çözümünü üretmekte öz savunmayla öz yönetimle olur.insanoğlu olarak kendi sorunlarımız için dış müdahale beklermiyiz.yani şu uzaylılar gelse de bizi kurtarsa mı diyoruz yoksa içsel sorunlarımız ancak biz çözeriz mi diyoruz.Eğer öyleyse ortadoğu sorununu ortadoğu halkları çözecektir.rusya değil
 
#37
bunun üzerinde durman gerekmez mi? yoksa oyun oynamayı mı seviyorsun?
laf oyunlarıysa maksat, üçünüzden de iyi oynarım. ama o zaman da şikayet ediyorsunuz, kişiselleştiriyorsun da, falan filan
...
oynarsın.. da kumda oynarsın.. :D alevliyıldız şu kompleksi duruşlardan vazgeç artık.. ortada gereği yokken ben daha iyisini yaparım demen.. üztelik olumsuz bir eylemle ilgili iddia etmk., psikolojik bir olgudur.. laf oyunları yapmak bir "marifet" olsa da bu "marifet"., ef sayfalarında şebeklik sayılır.. matah bir beceri değildir..

seninle uzun sürediir "muhabbet" halindeyim.. bir çok konuda ne düşündüğünü biliyorum.. bu alanda belgeleriyle mevcut.. yani.. kelimelere değil., bunu söyleyene bakıyorum..

bu sözümü ural'ın apo'ya başkan demesini içime sindirememe kanıt olarak mı sunuyorsun? böyle bir anlam çıkmayacağını sen de biliyorsun ya işte, belki tutar diye düşündün herhalde.
evet.. sunuyorum.. knu sen isen bu anlamı da çıkartıyorum.. ayrıca içine sindirememe gibi bir tespit de yapmadım.. lütfen düzgün dur.. deniz hevalin olumlamasını buna bağladın diyorum.. hoş.. bunu da derim ama konu bu olmadığı için demedim.. apo ile ilgili övgüleri içine sindiren birimisin ki.. itiraz ediyorsun..

konuya gelelim.. yani sadede gelelim..

1- burada miraç karakteri tartışılmıyor..
2- burada esad ve miraç olumlanmıyor.. yada öso ile esad arasında tercih tartışılmıyor..

ne yapılıyor..?
miraç gibi bir aktörün rojava ve özgürlük hareketi ile ilgili ifadeleri ele alınıyor.. bu yapıldığı halde sen yapılmıyor-muş gibi yaparak akışı bozuyorsun.. yani oynuyorsun..
ural'ı övdüğünüzü söylemedim. tam olarak ben de sizin, onun yazısını ele alıp o kişiye bir değer atfetmekle yanlış yaptığınızı söyledim. o yazının arkasındaki esad kaynaklı politik niyetleri tartışsaydınız buna hiç bir itirazım olamazdı.
sanki bu yapılmıyor.. da., oyuncumuz buna itiraz ediyor.. diyelim öyle algıladın.. o zaman kelimelerle., ifadelerle oynama yerine konuyu bu zemine evirecek tarzda yaklaşsaydın..

verdiğin örnekleri bile yüzeyden bakan., araç olarak kullanılan bir tarzda işletiyorsun..
perinçek hareket yaklaştı.. perinçek., federasyon tartışılmalı afişleri astı.. seçimlerde kürde kurşun bana kurşun dedi.. tabi.. sen bunları ya görmedin ya da balık hafızanı işlettin..
yalçın küçük de aynıydı.. "i.t." tarzıdır.. 1914 de erzurum ermeni konferansına baha şakiri yollar.. ama tehcir çoktan proğramlanıyordur.. biat ararlar.. yada biat işletebilecekleri bir uzlaşma.. erzurumda ermeniler bu savaşta taraf değiliz deyince tehcir devreye girdi.. 1918-23 arasında kürtlerle biat işletebilecekleri uzlaşmayı yakaladılar.. ermeni tehciri ve sonrasında hak aramaları da katkı yaptı.. ama orta-doğu konseptinde kürtlerle statüsel anlaşma koşulları yoktu.. musul yüzünden yoktu.. yani ingilizlere uymak zorundaydılar.. uzlaşmayı işletmediler..

perinçek-küçük taktiği budur.. ayrılmayı engellemenin tek yolu., güney modeli olacaksa bu olsun.. bu sayede bu klik(devletçi-"i.t." nasyonalist sağ-sol) erksel güç kazanacaksa da bu olsun.. oysa öcalan paradıgma değişimi sürecindeydi.. bu konsepten(ulus-devlet yada federasyon ile vasal ulus devlet) uzaklaşıyordu.. sonra her ikisi de radikal anti-kürtçü oldular.. ama ne tehcir ne de imha güçleri vardı ve ne de sistem onlara bu misyonu biçti.. biçtiklerini iktidar yaptı(çiller-erdal)..

demem o ki.. miraç ne diyorsa önemlidir.. gevezelik yapacağımıza bunlara yoğunlaşalım.. sen miraç üzerinde böyle absürt tepinirsen yapamayız..

Osmanlıdan Cumhuriyete geçişi bile anlamamış bu cahiller ülkeyi maceracı algılarıyla yeni bir Sever anlaşmasına doğru hızla kaydırıyorlar.
senin hafif gördüğün kişi bu cümleyi kuruyor.. analiz et bakalım.. basit bir cümle mi?..

osmanlıdan cumhuriyete geçiş.; parçalanmış vatan-devlettir diyor.. aslında sevr'dir diyor ve kasdettiği lozan'dır..

Ne sanıyorsunuz dünkü çocuk olan TC devletinin üzerine kurulu olduğu topraklar ve halklar bu sığ yapısıyla bu devletin sürmesine, “ebede kadar” kalmasına olanak sağlayabilir mi? Bu tarihsel olarak mümkün değil, ilmi olarak da mümkün değil. Üzerine çöreklenmiş olan halklar haklarını istedikçe bu yapı yerle bir olacaktır. Esasında diktatör Erdoğan’ın yapmaya çalıştığı şey kendi egemenliklerini koruma adına yeni Osmanlıcı bir yapı oluşturma çabasıdır ki bu da tarihi geçmiş hiçbir şeye çözüm olmayacak tersine yeni bela ve felaketleri getirecek bir maceracı girişimdir.
konuşan t.c. ilhakı iskenderunda doğmuş bir arap.. yani tarihsel adını ve halkını hatay(bir türk boyu ismi) olarak değiştiren ve arap halkını yok sayan bir t.c. devlet düşmanı konuşuyor..

sizin gibiler anında yediniz hatta sindirdiniz bile.. hatay hem türk boyu ismi hemde alevi boyun ismidir.. sen daha nuseyrilerin şia olduğunun bile farkında değilsin.. üstelik şia'nın alevi arap kolu sayıldığının bile.. bu sistem mühendisliği kaba yapılmıyor.. hatay ismi türkleri yetmedi aleviliği de simgeliyor..
üstelik., içinden geldikleri aslında hem red edp hem de devamı olduklarını itfaiyenin kuruluş tarihinde bile simgeleyen bu sistem kafası.. hatay isminin osmanlı ezeli düşmanı safevilerin(kaçar türkleri) anadolu da ne kadar sevildiğini bildiği halde yapıyor.. şah ismailin şiir mahlası hatayi'dir.. hatayi deyişleri(türkü-barak tarzı) vardır..

miraç da politika yapıyor.. esad baas gücü suriye bütünlüğü içinde kalacaksa kürtlerle bir şekilde uzlaşmak zorundadır.. biat aranıyor.. olmaz ise miraç gibi arap nasyonalist sol çizgi üzerinden ilişkilenilecek.. vs. vs.

Artık sakince bu ülkenin çıkarları için, barışı ve geleceği için ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını savunalım. Bu hakkı yeryüzünde durdurabilecek bir güç yoktur, dikkat et.. bu ülkenin çıkarları için
diyor.. halkların çıkarları demiyor.. üstelik.. sakince diyor..
t.c. üzerinden konuşuyor., kodluyor.. hele hele hak gaspları üzerine kurulmuş bu dandik Cumhuriyetin bunu becermesi mümkün değildir böylece.. suriye'nin de aynı güçlerin kurduğu dandik cumhuriyet olduğunu hasır altına(bilinç altına) itiyor..

demem o ki.. izin versen bunları tartışacağız.. sağolsun arkadaşlar da sana destek oluyor..
 
#38
"izin versen bunları tartışacağız.. sağolsun arkadaşlar da sana destek oluyor.."

sadece onlar değil, sen de buna destek oluyorsun. gereksiz yere, yine gereksiz yere, söylediklerimi olmadık yerlere çektiniz. kendini de bundan muaf tutma.

uzatmayayım ve daha önce söylediklerimi tekrarlamayayım. sadece kısaca son yazılanlara cevap verip kapatayım.

marinaleda, ortadoğu'daki çözüm önerine itiraz ettim mi? hayır, etmedim, değil mi? şimdi ediyor muyum? hayır. sana bir önceki mesajımda da yazdım rojava'yla ilgili. okudun mu ve üzerinde düşündün mü?

evetse bunları neden yazdın?

"sorunları modernite gözüyle bakarsak alevliyıldızın çözüm önerilerine geliriz.Çünkü onlar kısa günün karını düşünüyorlar.Yani esad da kalabilir veya mısır da sisi de kalabilir onlara göre kısa dönemde demokrasi getirirse eğer."

bunları yazarsan suat da haklı olarak itiraz eder sana. benim dediklerimden bu anlamı çıkarırsan ben de mecburen cevap veririm ve konu dağılır.

"sisi kalsın" diyen kim? "esad kalsın" diyen kim?

satır atlayarak mı okuyorsun? :D

ama şunu sizlerden farklı olarak diyorum ve burada özellikle belirtmeyi önemsiyorum:

istediklerimiz ile olmakta olan ve olabilecek olan farklıdır ve bizler, istediklerimize uymuyor diye reel pratiği küçümseme hakkına sahip değiliz.

istediğimiz yol için mücadele veririz, ama pratikte olabilecek kısa vadeli bir çözüm için de söz söyleyebilir, mücadele edebiliriz.

suat, sana geleyim son bir kez.

"laf oyunlarıysa maksat, üçünüzden de iyi oynarım. ama o zaman da şikayet ediyorsunuz, kişiselleştiriyorsun da, falan filan...
oynarsın.. da kumda oynarsın.. alevliyıldız şu kompleksi duruşlardan vazgeç artık.. ortada gereği yokken ben daha iyisini yaparım demen.. üztelik olumsuz bir eylemle ilgili iddia etmk., psikolojik bir olgudur.. laf oyunları yapmak bir "marifet" olsa da bu "marifet"., ef sayfalarında şebeklik sayılır.. matah bir beceri değildir.. "

şu paragrafın bile bana karşı haksız yaklaşımını ortaya koyuyor. ben o lafı senin iddia ettiğin gibi "ortada gereği yokken" mi dedim, yoksa ortada bir gereği var mıydı? okumamış olamazsın. denizheval'in yazdıklarını atlamış olamazsın.

daha önceki bir başka tartışmamızdaki üslubumla ilgili olarak kendisi şikayetçi olmuştu ve benim meseleyi kişiselleştirdiğimi söylemişti. ben de buna o zaman açıklama yapmıştım. bu sefer kendisinin bana karşı çok olumsuz üslubuna rağmen (senin devletin, senin başbakanın vb sözleri) aynı tarzı işletmedim. sadece konuya ve fikre odaklandım. bakalım ne olacak, bir de böyle deneyeyim, dedim.

olan işte bu. ben efendice yazdıklarına cevap verip fikrimi açıklıyorum. ama verdiğim cevaplara yoğunlaşmak yerine haksız şekilde üzerime sözümona alaycı sözlerle geliyor. sen de bilirsin ki, bu konularda, yani söz oyunlarında, pek de öyle altta kalan biri değilimdir ve "kumda oynarsın" lafı benim için pek de söz konusu olmaz. :)

şunu söyledi: "Şunuda açık yüreklice belirteyim ki; Halkın çıkarları neyi gerektiyorsa ben ona göre davranırdım.
ÖSO isimli İthal Çapulcularla, Halka rağmen ''Halk için'' Esad'ı devirme çeteliğine bulaşmazdım."


ben de cevap verdim: "senin verdiğin cevaba katılıyorum ayrıca. yani "halkın çıkarları için davran"ırdım ben de. ayrıca ille de esad'ı devirmeye çalışmazdım. ben böyle bir şey dedim mi?"

bu kısma yoğunlaşması ve biraz düşünmesi gerekmez mi? aksi takdirde boş yere vakit harcıyoruz demektir. ben ayrı, tamburam ayrı şeyler söyleyeceksek ne gereği var konuşmanın?

ve bakın ne diyor denizheval: "Bugün M. Ural ile Rojava aynı düşmana karşı savaşıyor"

bu kısmı geçiyor musunuz? doğru mu bu? aynı düşmana karşı mı savaşıyor bu iki güç? hiç değinmediniz? yoksa hepiniz mi satır atlıyorsunuz? :)

m.ural, yani b.esad ile rojava aynı düşmana karşı mı savaşıyor?

ben o zaman da bunu farkettim. ama cevap vermedim. sizler de muhtemelen farkettiniz. ama sizin cevap vermemenizle benim vermemem farklı nedenlerden kaynaklanıyor.

neyse... son olarak, devletin yaptığı bir çok iş, öyle "derin" bilgi ve nedenlerden kaynaklanmıyor. cehaletten kaynaklanan işleri de çok devletin. "hatay" adı verilmesiyle ilgili açıklamana öyle bir itirazda bulunayım. kendi geçmişini dayandırdığı eski türk devletlerinin bile sayısını bilmeyen bir devletin "aklı" da o düzeyde olabilir. şah ismail'in safevi türk devletini de alması gerekirken dışarıda bırakmış, ama türk olmayan bazı devletleri almış. tartışmalı bir 16 rakamı çıkarmış.

nusayrîlere şia'nın kolu demene artık itiraz etmeyeceğim. denizheval alevi dedi, sense şii. sizi mi kıracağız? her ikisi de olsunlar. bu ikisi çok ayrı şeyler ama, ne önemi var?

evet... ben bitirdim. ille de cevap verecekseniz ayrı başlıkta verin ki asıl konu dağılmasın.
 
D

denizheval

#39
"izin versen bunları tartışacağız.. sağolsun arkadaşlar da sana destek oluyor.."
ve bakın ne diyor denizheval: "Bugün M. Ural ile Rojava aynı düşmana karşı savaşıyor"

bu kısmı geçiyor musunuz? doğru mu bu? aynı düşmana karşı mı savaşıyor bu iki güç? hiç değinmediniz? yoksa hepiniz mi satır atlıyorsunuz? :)

m.ural, yani b.esad ile rojava aynı düşmana karşı mı savaşıyor?
İlahi Alevliyıldız; tam Muhbirci edasıyla yazmışsın :) Evet yazdığım gibi Suriye ve Küçük Güneyde Kürt Halkının başına bela olmuş Selefi Çetelere karşı mücadele veriliyor.
Esad güçleri içinde Savaş suçu sayılacak bazı saldırganlıkla YPG'yede saldırmış olsada hedefinde Dünyanın 4 bir yanından Suriyeye ve Küçük Güneye akan Çapulçu İslamcı Teröristlere karşı bir savaş sözkonusu.
Alevliyıldız Kraldan çok Kralcı olmayı bırak. Yazdıklarını Erdoğan ve politikasından tanıyoruz.
Herşeyi bir kenara bırakalım: Başkan Apo'nun sanırsam 2011 yılında Beşar Esad'a yazdığı Mektubu bulup buraya asıyorum.
Tartışmanın yörüngesi az değişmeli.

“PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "Önderlik Komitesi" soruşturması kapsamında, 22 Nisan 2011 tarihinde saat: 15.52.23'de 85.105.18.68 numaralı IP adresinden alınmış mektubun tam metni:

"Sevgi ve saygılar. Sayın Bşar Esd;Ülkenizde son dönemlerde yaşanan toplumsal hareketlenmeleri imkanlarım dahilinde ilgi ve dikkatle takip etmeye çalışıyorum. Suriye önemli bir ülkedir, bu önemin farkındayız ve dikkate alıyoruz. Babanız şahsında ailenizle de bir geçmişimiz olduğunu biliyorsunuz. Babanız saygıdeğer Hafız Esad döneminde uzun yıllar ülkenizde bulunmamın da bu ilgide bir payının olduğunu tahmin edersiniz. Sayın Hafız Esad dönemindeki ilişkimiz karşılıklı ilke ve prensipler üzerinden kurulmuş bir ilişkiydi. O günleri ve değerli babanızı hala saygıyla anmaktayım.

Sizin de bildiğiniz ve gördüğünüz üzere Kürt sorunu doğası itibariyle bir Ortadoğu ve dünya sorunu karakterini kazanmış bulunmaktadır. Bu karakterinin yanısıra aynı zamanda Kürtlerin yaşadığı her ülkede bir Kürt sorununun varlığını kabul etmek durumundayız. Ülkeniz Suriye'de de Kürtlerin sosyal, siyasal ve kültürel sorunlarının olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Son dönemlerde Arap halklarının yaşadığı tüm coğrafyada ve ülkenizde cereyan eden olaylar bir kez daha sizin ve iktidarınızın gündemine Kürt sorununu ve diğer toplumsal sorunları getirmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle bu mektubu kaleme alma gereği duydum. Takip ettiğim kadarıyla ülkenizde bir dizi reform paketini uygulamaya geçireceksiniz. Bu tür girişimleri şahsım ve öncülüğünü yürüttüğüm Kürt Siyasal Hareketi adına desteklediğimizi ve olumlu karşıladığımızı bilmenizi isteriz.

Bu reformlar kapsamında bazı Kürt aşiretleriyle görüşme yapacağınız-yaptığınız bilgisini edindim. Suriye'de onlarca Kürt örgütlerinin ve desteklediğimiz Demokratik Birlik Partisinin (PYD) olduğunu bildiğiniz kanaatindeyim. Toplumsal reformlar ele alınırken Kürtlerin bu temsilcileriyle de görüşülmesinde yarar olacağı kanısındayım. Bu görüşmeler paralelinde gelişecek demokratik reformların tarafımızca destekleneceğini bilmenizi isteriz. Bu reformlar ne tür reformlar olabilir? Bu tartışmalara katkı sunmak amacıyla şunları belirtebilirim; gerçekleştireceğiniz reformlar içerisinde demokratik özerklik gibi idari ve kültürel özerklik hakları tanınabilir. Örneğin Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerinin önü açılabilir, bu bağlamda bazı yetkiler yerel yönetimlere devredilebilir, kimlik hakları tanınabilir. Bu paralelde yapılacak reformları destekleyeceğimizi bilmenizi isteriz.

Bu şekilde idari ve kültürel özerklik hakları tanındığında sizi destekleyeceğimiz gibi Suriye'deki Kürt örgütlerini etkileyip, harekete geçireceğimizi, onlara yönetiminize destek olma çağrısı yapacağımızı bilmenizi isteriz. Suriye demokratik bir dönüşümü gerçekleştirdiği taktirde bu kriz sürecini atlatabilecektir. Demokratik dönüşüme biz de destek sunarız. Türkiye için de önerdiğimiz demokratik özerklik temelinde bir uzlaşma ve çözüm bizim tercihimizdir. Bu konuda bir ilerleme sağlanması durumunda Kürtler size destek verecektir. İdari ve kültürel özerklik temelinde sağlanacak demokratik dönüşüm Suriye'deki Kürt, Arap ve diğer halklarının da ortak kurtuluşu olacaktır. Sadece geçici adımlar atıp oyalama tarzı siyaset yürütülmesi durumunda Kürtlerin PYD öncülüğünde, oradaki Arap muhalefetiyle demokratik özerklik temelinde birlikte bir mücadele yürütme ihtimalinin bulunduğunu da Suriye'ye ilişkin edinmekte olduğum güncel bilgiler ve geçmiş tecrübelerim ışığında belirtmek isterim. Takip ettiğim kadarıyla öyle anlaşılıyor ki Suriye için artık bir demokratikleşme dönemi başlamıştır. Suriye'nin bu süreci sonuna kadar demokratikleşmeyle götürmesi gerekmektedir.

Suriye'nin demokratik geleceğine olan sonsuz inancımla başta saygıdeğer babanızı saygıyla anıyor, sizi ve ailenizi en içten duygularımla selamlıyor, demokratikleşme yolunda başarılar diliyorum.

22.04.2011 Abdullah Öcalan/İmralı
Alıntı: M. Ural Kişisel Paylaşım
 
Son düzenleme:
#40
"İlahi Alevliyıldız; tam Muhbirci edasıyla yazmışsın Evet yazdığım gibi Suriye ve Küçük Güneyde Kürt Halkının başına bela olmuş Selefi Çetelere karşı mücadele veriliyor.
Esad güçleri içinde Savaş suçu sayılacak bazı saldırganlıkla YPG'ye de saldırmış olsa da hedefinde Dünyanın 4 bir yanından Suriyeye ve Küçük Güneye akan Çapulçu İslamcı Teröristlere karşı bir savaş sözkonusu.


"muhbirci" değil, "muhbir" veya "ihbarcı" olmalı. ama bu günümüz gençliğinin eski türkçe'ye yabancı olmasıyla açıklanıp geçilebilir. "muhbir" çok da eski değil ama neyse.

peki, iyi ama senin cümleni alıntılamamın muhbirlikle ne ilgisi var? sen bunu gizli mi yazmıştın? bana özel mesajla yazmamıştın ki. :)

esad ışid'le değil, öso'yla savaşıp onları yendi. ışid'le savaşı yeni yeni tırmanıyor. düne kadar ışid esad'dan çok öso'ya vurdu. onların yenilmesinde ışid'in büyük payı var.

ayrıca ışid (basına yansıyan haberlere göre), esad rejimine petrol satıyordu.

senin "ortak düşman" pek de ortak değil galiba.

esad'ın savaştığı öso ise pyd ile sistemli olarak savaşmadı. şimdilerde ise ittifak oluşturdukları haberi geliyor.

öcalan'ın esad'a mektubu nedeniyle teşekkür ettim. o mektupla ilgili ayrıca değerlendirme yapmak iyi olur.
 
Üst