Mihraç Ural'dan çok güzel bir Yazı

  • Konbuyu başlatan denizheval
  • Başlangıç tarihi
#41
alevliyıldız... derler ya.. biz birbirimizi tanırız..
dedin., demedin mi?., demedim., vs. vs. vs. bunlar bir yere kadar geçerlidir.. bir yerden sonra uzatmanın anlamı yok.. peki o zaman ne demek istedin sorusu sorulur.. verilen yanıta göre davranılır.. ister samimi bulunur ister bulunmaz..

örneğin aşağıdaki gibi yaklaşımlar anlamsız..
ve bakın ne diyor denizheval: "Bugün M. Ural ile Rojava aynı düşmana karşı savaşıyor"
bu kısmı geçiyor musunuz? doğru mu bu? aynı düşmana karşı mı savaşıyor bu iki güç? hiç değinmediniz? yoksa hepiniz mi satır atlıyorsunuz? :)
m.ural, yani b.esad ile rojava aynı düşmana karşı mı savaşıyor?
ben o zaman da bunu farkettim. ama cevap vermedim. sizler de muhtemelen farkettiniz. ama sizin cevap vermemenizle benim vermemem farklı nedenlerden kaynaklanıyor
.

bana soruyorsan.. ben denizhevali tanıyorum.. o cümle ile ne demek istediğini biliyorum.. m.ural, yani b.esad ile rojava bu ifaden senin algındır.. cümlede bu ifade yoktur..
m.ural yani b.esad dersen olmaz.. b.esad yer yer ypg ile savaştı ama m.ural ypg ile hiç çatışmadı.. ypg öso ile hem çatıştı hem de ittifak yaptı.. yani.. yeri geldi.. m.ural ve esad ve ypg aynı düşmana karşı mı savaşıyor? olmadı mı?.. hal böyle iken cümleyi içeriğinden farklı algılamak senin "işin" olabilir ama gerçeği bu değildir.. sana bunları yapma dendiğinde.. siz de şunu yapıyorsunuz diyorsun.. doğrudur.. yapılıyordur.. ama bir yerde durmak gerekir..

denizheval-marinaleda-ben.. rojava'yı baz alarak olaya bakarız.. cümleler önemli değil., içerik önemlidir.. kim diyor önemlidir.. bizim ne dediğimiz belli.. yani.. temeli belli.. yanlış-doğru.. buradan tartışılır.. senin temelin ne ise cümlelerin de oradan ele alınır.. aynı cümleyi kullanırız ama., içerik., amaç ve ifade farklıdır..

marinaleda, ortadoğu'daki çözüm önerine itiraz ettim mi? hayır, etmedim, değil mi? şimdi ediyor muyum? hayır.
marinaleda'nın çözüm önerisine itiraz etmiyor olmanı ben anlayamam.. mantıklı gelmez.. marinaleda'nın bahsettiği demokratik özerklik ve halkların kofedaral birliği.. devletin dışında durmak.. sen bu paradıgmayı onaylıyormusun... bence hayır..
daiş-t.c. ilişkileri üzerinde az tartışmadık.. ypg-öso ilişkilerini az tartışmadık.. yani seni biliyorum.. bu cümlen doğru değil.. ama.. bazı noktalarda katıldıkların vardır..

baklavaya revak katmak gerekir ortak çözümdür.. ama revak nasıl hazırlanmalı., hangi malzeme(pancar şekeri mi?., kamış şekeri mi? yoksa tatlandırıcı mı? vs.) katılmalı konusunda farklılıklar yaşanır..

orta doğudaki çözüm önerileri bir değil ki.. bir sürü!!.. ama somut konseptler var ve işletiliyor.. sen hangi taraftasın..
hiçbirisi.. diyebilirsin.. ben izmir kordonda bir cafeden., galatasaray tranvay durağından yada ankara mülkiyeliler önünden bakıyorum demen bir anlam ifade etmez.. hatta tek yol devrim demen de bir anlam ifade etmez.. ne diyorsan., orta doğuda özne olarak olması gerekir ki.. anlamı olsun..
koroda değilsen., ancak hariçten gazel oku,yabilirsin..
kıssadan hisse..
marinaleda, ortadoğu'daki çözüm önerine itiraz ettim mi? hayır, etmedim, değil mi? şimdi ediyor muyum? hayır.
sözlerinin bir anlamı yok..

artı..
ben ne!!!???? anlatıyorum.. sen ne!!!??? yanıt veriyorsun..

ben demişim ki.. hatay ismi şundan kondu.. miraç ulaç bunun farkında sen diyorsun ki., ben ceviz ağacıyım gülhane parkında..
neyse... son olarak, devletin yaptığı bir çok iş, öyle "derin" bilgi ve nedenlerden kaynaklanmıyor. cehaletten kaynaklanan işleri de çok devletin. "hatay" adı verilmesiyle ilgili açıklamana öyle bir itirazda bulunayım.
bu yanıt mı?.. itiraz mı? yoksa laf eveleme gevelemesi mi?.. devletin aklı.. ufka bakarken., adını hatay yapayım kulağa hoş geliyor oldu öyle mi?.. hatay nedi? bilmiyor.. neden koyduğunun farkında bile değil?.. tarihsel adı iskenderun iken ve batan bir yanı da yokken(yani.. ne arap'ı ne de kürdü anımsatıyor).. adını değiştirelim diyor.. aklına ilk geleni sallıyor.. öyle mi?..

kendi geçmişini dayandırdığı eski türk devletlerinin bile sayısını bilmeyen bir devletin "aklı" da o düzeyde olabilir. şah ismail'in safevi türk devletini de alması gerekirken dışarıda bırakmış, ama türk olmayan bazı devletleri almış. tartışmalı bir 16 rakamı çıkarmış.
boş boş konuşma.. bu devlet sayısını da bilir., uydurduğunun da farkındadır.. macarlar türk der., ama macaristanı almaz.. bulgarların türk boyu olduğunu bilir ama almaz.. safevileri almıyorsa nedeni var.. benim anlattığım neden.. ama hatay diyorsa da nedeni var.. kekleyecekleri alevi..

artı..
nusayrîlere şia'nın kolu demene artık itiraz etmeyeceğim. denizheval alevi dedi, sense şii. sizi mi kıracağız? her ikisi de olsunlar. bu ikisi çok ayrı şeyler ama, ne önemi var?
ben şia demedim.. şia'nın arap alevi kolu dedim.. şia genel isimdir.. ilk ayrışmanın ismidir.. şia kendi içinde kollara ayrılır.. deniz alevi derken doğru söylüyor.. nuseyri arap alevilerine denir.. aynı bölgede yaşayan türkmen alevilerine nuseyri denilmez.. ama kök olarak horasan türkmen aleviliğinin devamı olan bir şeyhin ismidir de denilir.. isim olarak doğrudur..

ayrıca.. senin itirazlarının önemi yok.. çünkü bunları ne ben ne de deniz kendi algımız olarak uydurduk..

evet... ben bitirdim. ille de cevap verecekseniz ayrı başlıkta verin ki asıl konu dağılmasın
.
evet.. dağılmasın.. böyle absürt işleri bırakırsan dağılmaz.. elli şey yazdım.. bir tanesine dokunmamışsın.. hala kelime yorumlarındasın.. bir de zeytinyağı pozisyonundasın..

miraç ural ve suriye ile ilgili yazdım.. konu bu ise bu yazdıklarımı sorgula bana katkın olsun..

bakalım hala ne yapmaya devam edeceksin..




 
#42
"İlahi Alevliyıldız; tam Muhbirci edasıyla yazmışsın Evet yazdığım gibi Suriye ve Küçük Güneyde Kürt Halkının başına bela olmuş Selefi Çetelere karşı mücadele veriliyor.
Esad güçleri içinde Savaş suçu sayılacak bazı saldırganlıkla YPG'ye de saldırmış olsa da hedefinde Dünyanın 4 bir yanından Suriyeye ve Küçük Güneye akan Çapulçu İslamcı Teröristlere karşı bir savaş sözkonusu.

"muhbirci" değil, "muhbir" veya "ihbarcı" olmalı. ama bu günümüz gençliğinin eski türkçe'ye yabancı olmasıyla açıklanıp geçilebilir. "muhbir" çok da eski değil ama neyse.

peki, iyi ama senin cümleni alıntılamamın muhbirlikle ne ilgisi var? sen bunu gizli mi yazmıştın? bana özel mesajla yazmamıştın ki. :)

esad ışid'le değil, öso'yla savaşıp onları yendi. ışid'le savaşı yeni yeni tırmanıyor. düne kadar ışid esad'dan çok öso'ya vurdu. onların yenilmesinde ışid'in büyük payı var.

ayrıca ışid (basına yansıyan haberlere göre), esad rejimine petrol satıyordu.

senin "ortak düşman" pek de ortak değil galiba.

esad'ın savaştığı öso ise pyd ile sistemli olarak savaşmadı. şimdilerde ise ittifak oluşturdukları haberi geliyor.

öcalan'ın esad'a mektubu nedeniyle teşekkür ettim. o mektupla ilgili ayrıca değerlendirme yapmak iyi olur.
huylu huyundan vazgeçmezmiş..

yukarıdaki cümlelerin.. yada kelieme oyunların diyeyim.. bunların ana fikri nedir??
yaptığın iş çok basit bir demagojik muhabbet..

ayrıca ışid (basına yansıyan haberlere göre), esad rejimine petrol satıyordu.

senin "ortak düşman" pek de ortak değil galiba.
abd de irana silah sattı(irangate skandalı).. üstelik israil üzerinden sattı..
t.c. kobane olayında peşmerge geçişlerine izin verdi.. vs. vs. daiş'i katar ve sudi'ler destekliyor., abd bunları destekliyor.. abd daiş'i bombalıyor., terörist saydığı hareketle kısman de olsa ilişkileniyor.. vs. vs.
senin "ortak düşman" pek de ortak değil galiba. ... mı? diyeceğiz.. :D
yetmiyor.. demagojik anlatımlara devam ediyorsun..

esad'ın savaştığı öso ise pyd ile sistemli olarak savaşmadı. şimdilerde ise ittifak oluşturdukları haberi geliyor.
bu cümlen ile ne? anlatmaya çalışıyorsun.. öso'nun pyd ile sistemli savaşmadığı tespitin yanlış.. ama tartışılır.. ittifak konusu da strtejik(ortak proğram) değil., taktik(lokal).. aynı ilişki esad ile dolaylı var.. sen hayır farklı diyebilirsin.. o zaman bu anlatımını somutlaştır.. sonuç!!????

alevliyıldız.. itiraz et.. et de.. sonuç!!!!
 
#43
sonuç... iyilik, sağlık, ne olsun? :)

"bakalım hala ne yapmaya devam edeceksin.. "

bakalım... bunu ben de merak ediyorum. henüz karar vermiş değilim. karar verince uygularım. benim için de sürpriz oluyor.

bu sefer yeni bir tarzı mı işletsem? eğer öyleyse nasıl? ama şuna takılı kalmış durumdayım şimdilik: çok daha derin ve net ayrımların olduğu tartışmalarımıza göre bu seferki tartışmamız çok daha uzlaşır bir tartışma. defalarca farklı düşünmediğimi yazdığım halde, sanırım hırslanma ayarına fazla gaz kaçtığı için ve frene de basamadığın için eski ve meşhur, her cümlemi alıp iğdiş etme tarzından geri adım atamıyorsun.

marinaleda'nın yazdıklarına itiraz etmediğimi yazmam üzerine, benim onun dediklerine katılmamam gerektiğini hükümbuyurup, belki katıldığım kısımlar olabileceğini lütfediyorsun. ben de zaten tamamen katıldığımı söylemedim. hatta "katıldım" da demedim. itiraz etmediğimi söyledim.

denizheval, ural ile rojava'nın ortak düşmana karşı mücadele verdiğini iddia edince, bunun böyle olmadığını, öso ile pyd arasında bir ittifak oluştuğunu yazmama bile itiraz ediyorsun. yok taktikmiş de, lokalmiş de... yahu, lokal de olsa en azından "düşman" değil, bu anlaşılmaz mı? ural ise öso ile düşman saflarda.

demek ki denizheval yanılıyor.

sen neden savunma gereği duyuyorsun onu? dediğine katılıyor musun yani? öyleyse bunu belirt. ural ve rojava ortak düşmana karşı savaştı, savaşıyor de. benim her cümlemi alıp didikleyeceğine kendi fikrini yaz.

bunu yapmıyorsun ve sonra da kalkmış "bu yazdıklarımı sorgula bana katkın olsun.. " diyorsun.

katkı sunmak isterim ama sana ekmekle gelenin kafasına taş atarak cevap veriyorsun.
 
#44
sonuç... iyilik, sağlık, ne olsun? :)

"bakalım hala ne yapmaya devam edeceksin.. "

bakalım... bunu ben de merak ediyorum. henüz karar vermiş değilim. karar verince uygularım. benim için de sürpriz oluyor.

bu sefer yeni bir tarzı mı işletsem? eğer öyleyse nasıl? ama şuna takılı kalmış durumdayım şimdilik: çok daha derin ve net ayrımların olduğu tartışmalarımıza göre bu seferki tartışmamız çok daha uzlaşır bir tartışma. defalarca farklı düşünmediğimi yazdığım halde, sanırım hırslanma ayarına fazla gaz kaçtığı için ve frene de basamadığın için eski ve meşhur, her cümlemi alıp iğdiş etme tarzından geri adım atamıyorsun.

marinaleda'nın yazdıklarına itiraz etmediğimi yazmam üzerine, benim onun dediklerine katılmamam gerektiğini hükümbuyurup, belki katıldığım kısımlar olabileceğini lütfediyorsun. ben de zaten tamamen katıldığımı söylemedim. hatta "katıldım" da demedim. itiraz etmediğimi söyledim.

denizheval, ural ile rojava'nın ortak düşmana karşı mücadele verdiğini iddia edince, bunun böyle olmadığını, öso ile pyd arasında bir ittifak oluştuğunu yazmama bile itiraz ediyorsun. yok taktikmiş de, lokalmiş de... yahu, lokal de olsa en azından "düşman" değil, bu anlaşılmaz mı? ural ise öso ile düşman saflarda.

demek ki denizheval yanılıyor.

sen neden savunma gereği duyuyorsun onu? dediğine katılıyor musun yani? öyleyse bunu belirt. ural ve rojava ortak düşmana karşı savaştı, savaşıyor de. benim her cümlemi alıp didikleyeceğine kendi fikrini yaz.

bunu yapmıyorsun ve sonra da kalkmış "bu yazdıklarımı sorgula bana katkın olsun.. " diyorsun.

katkı sunmak isterim ama sana ekmekle gelenin kafasına taş atarak cevap veriyorsun.
hoopp.. alevliyıldız.. işin cılkını çıkartma ve arsızlaşma..
sen neden savunma gereği duyuyorsun onu? dediğine katılıyor musun yani? öyleyse bunu belirt. ural ve rojava ortak düşmana karşı savaştı, savaşıyor de. benim her cümlemi alıp didikleyeceğine kendi fikrini yaz.
1-her kişi., her kişiyi gerekli gördükçe savunabilir.. yanlış., savunma gerekçesi ve biçimi ve savunduğu zemin üzerinden aranır.. neden savunma gereği duyuyorsun diyen., neden savunmamam gertektiğini de belirtmelidir..
2- gözünde mertek mi? var.. yoksa ahlakını yine cebine mi? soktun..
dediğine katılıyor musun yani? öyleyse bunu belirt. ural ve rojava ortak düşmana karşı savaştı, savaşıyor de. benim her cümlemi alıp didikleyeceğine kendi fikrini yaz.
yazılarıma bakmıyormusun.. daha mürekkebi kurumamış cümlem var..
b.esad yer yer ypg ile savaştı ama m.ural ypg ile hiç çatışmadı.. ypg öso ile hem çatıştı hem de ittifak yaptı.. yani.. yeri geldi.. m.ural ve esad ve ypgaynı düşmana karşı mı savaşıyor? olmadı mı?.. bu cümle bana ait değil mi?..
alevliyıldız.. bu tarzının sonucu belli.. yalan söylemeye de başladın.. bence bir yerde dur artık..

katkı sunmak isterim ama sana ekmekle gelenin kafasına taş atarak cevap veriyorsun.
yukarıda örneklediğim yalanın-demagojin ekmek ise git bu küflü ekmeğini başkalarına sat..
ben rica ediyorum.. alevliyıldız.. miraç ural ve suriye ile ilgili değerlendirmelerim var olara dokun.. sen hala demagoji., yetmiyor aleni yalana başvuruyorsun..
yazılmış fikrimi es geçip., fikrini söyle onu savunma vs. gibi işler iş değil..
 
#45
asıl sana "hoopp."

freni boşalmış araba gibi giden sensin. ben sakince yerimde duruyorum.

cevaplamışsın, "olmadı mı?.." demişsin. evet, oldu, ypg de öso ile savaştı, esad rejimi de. yani oldu. ama bu "aynı düşman" anlamına gelmiyor. o nedenledir ki bugün ypg ile öso ittifak yapmaya başlamış. "lokal"-mokal, sonunda artık düşman değiller demektir.

dolayısıyla senin "olmadı mı?.."n, bir cevap olmuyor. açıkça "aynı düşman" diyemezsin. çünki değiller. biri düşman, öbürü ise müttefik.

bu basit doğruları yazıyorum ve sen "hoopp." diyorsun. asıl sana "hoopp."
 
#46
öcalan'ın esad'a mektubundan:

"...Sizin de bildiğiniz ve gördüğünüz üzere Kürt sorunu doğası itibariyle bir Ortadoğu ve dünya sorunu karakterini kazanmış bulunmaktadır. Bu karakterinin yanısıra aynı zamanda Kürtlerin yaşadığı her ülkede bir Kürt sorununun varlığını kabul etmek durumundayız. Ülkeniz Suriye'de de Kürtlerin sosyal, siyasal ve kültürel sorunlarının olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Son dönemlerde Arap halklarının yaşadığı tüm coğrafyada ve ülkenizde cereyan eden olaylar bir kez daha sizin ve iktidarınızın gündemine Kürt sorununu ve diğer toplumsal sorunları getirmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle bu mektubu kaleme alma gereği duydum. Takip ettiğim kadarıyla ülkenizde bir dizi reform paketini uygulamaya geçireceksiniz. Bu tür girişimleri şahsım ve öncülüğünü yürüttüğüm Kürt Siyasal Hareketi adına desteklediğimizi ve olumlu karşıladığımızı bilmenizi isteriz.

Bu reformlar kapsamında bazı Kürt aşiretleriyle görüşme yapacağınız-yaptığınız bilgisini edindim. Suriye'de onlarca Kürt örgütlerinin ve desteklediğimiz Demokratik Birlik Partisinin (PYD) olduğunu bildiğiniz kanaatindeyim. Toplumsal reformlar ele alınırken Kürtlerin bu temsilcileriyle de görüşülmesinde yarar olacağı kanısındayım. Bu görüşmeler paralelinde gelişecek demokratik reformların tarafımızca destekleneceğini bilmenizi isteriz. Bu reformlar ne tür reformlar olabilir? Bu tartışmalara katkı sunmak amacıyla şunları belirtebilirim; gerçekleştireceğiniz reformlar içerisinde demokratik özerklik gibi idari ve kültürel özerklik hakları tanınabilir. Örneğin Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerinin önü açılabilir, bu bağlamda bazı yetkiler yerel yönetimlere devredilebilir, kimlik hakları tanınabilir. Bu paralelde yapılacak reformları destekleyeceğimizi bilmenizi isteriz.

Bu şekilde idari ve kültürel özerklik hakları tanındığında sizi destekleyeceğimiz gibi Suriye'deki Kürt örgütlerini etkileyip, harekete geçireceğimizi, onlara yönetiminize destek olma çağrısı yapacağımızı bilmenizi isteriz. Suriye demokratik bir dönüşümü gerçekleştirdiği taktirde bu kriz sürecini atlatabilecektir. Demokratik dönüşüme biz de destek sunarız. Türkiye için de önerdiğimiz demokratik özerklik temelinde bir uzlaşma ve çözüm bizim tercihimizdir. Bu konuda bir ilerleme sağlanması durumunda Kürtler size destek verecektir. İdari ve kültürel özerklik temelinde sağlanacak demokratik dönüşüm Suriye'deki Kürt, Arap ve diğer halklarının da ortak kurtuluşu olacaktır. Sadece geçici adımlar atıp oyalama tarzı siyaset yürütülmesi durumunda Kürtlerin PYD öncülüğünde, oradaki Arap muhalefetiyle demokratik özerklik temelinde birlikte bir mücadele yürütme ihtimalinin bulunduğunu da Suriye'ye ilişkin edinmekte olduğum güncel bilgiler ve geçmiş tecrübelerim ışığında belirtmek isterim. Takip ettiğim kadarıyla öyle anlaşılıyor ki Suriye için artık bir demokratikleşme dönemi başlamıştır. Suriye'nin bu süreci sonuna kadar demokratikleşmeyle götürmesi gerekmektedir.



bu mektubu değerlendirelim. diplomatik bir dille yazılmış ve esad'ı, "toplumsal reformlar ele alınırken" suriye kürdlerinin ve onun örgütlerinin de görüşlerini almaya ve demokratik-kültürel özerklik temelinde bir uzlaşmaya çağırıyor. aksi halde kürdlerin suriye arap muhalefetiyle birlikte mücadele yürütebileceği uyarısı yapılıyor.

2011 yılında yazılmış bir mektup bu. esad rejiminin, bu tür demokratikleşme uyarılarını dinlemediği ve eski tarz despotik-katliamcı yöntemi uyguladığı biliniyor. gelinen yer de herkesin mâlûmu. yanmış, yakılmış bir suriye. perişan edilmiş bir coğrafya ve halklar. ışid gibi bir vahşete terkedilmiş topraklar.

esad'ın da içinde olduğu, ama demokratik dönüşümün de gerçekleştiği bir çözüm yolundan söz edilince dün bu sayfalarda iki üyemiz, marinaleda ve denizheval beni tiye almışlardı. aceleyle yazılmış bir ifadeyi dillerine dolamışlardı. ayrıca marinaleda, bunu küçümseyen laflar edip, mesela şöyle cümleleri ardı ardına sıralamıştı:

"bir uzlaşmadan söz ediyorsan bu esadla olabilir mi??? yani suriye demokratik cumhuriyetinin kurmak istiyorsak eğer kendi içsel demokratik yapımızı suriyeye yayacaksak esadın burada işi nedir.Demokratik cumhuriyette esadın başkan olması durumu kabul edilebilir mi??? uzlaşma ve çözüm olacaksa bu esad ve oligarşik kurumların kalkmasıyla olabilir.Yani uzlaşma suriye halklarının uzlaşması olacaktır oligarklar ile halklar arasında değil.Çünkü biz biriktirmeye karşıyız onların temeli ise biriktirme."

bunlar yanlış değildi, ama bir de asıl gerçek dünya var ve öcalan, o gerçek dünyaya göre politika üretmeye çalışıyor. bu nedenle bu mektubu yazmış ve olumlu bir karşılık alınmadığı anlaşılıyor.

bu nedenle bu mektubu önemsiyorum. "vay, eli kanlı esad'a nasıl böyle bir mektup yazar" diyenler de çıkacaktır. mesela marinaleda'nın bunlardan biri olacağını düşünmemiz gerek. ama bu işte gerçek dünyanın pratiğinden uzak kalıyor maalesef.

politika da zaten böyle bir şey. gerçek araçlarla ve gerçek güçlerle yapılıyor. bu mektuptaki dilekler gerçekleşmedi ne yazık ki. ama en azından bu ufak ihtimal denendi. iğne deliği kadar ufak bir delikten bile bir fayda elde edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

bu nedenle politik mücadelede yöntem açısından dikkate alınmalı.
 
#47
"bir uzlaşmadan söz ediyorsan bu esadla olabilir mi??? yani suriye demokratik cumhuriyetinin kurmak istiyorsak eğer kendi içsel demokratik yapımızı suriyeye yayacaksak esadın burada işi nedir.Demokratik cumhuriyette esadın başkan olması durumu kabul edilebilir mi??? uzlaşma ve çözüm olacaksa bu esad ve oligarşik kurumların kalkmasıyla olabilir.Yani uzlaşma suriye halklarının uzlaşması olacaktır oligarklar ile halklar arasında değil.Çünkü biz biriktirmeye karşıyız onların temeli ise biriktirme."

bunlar yanlış değildi, ama bir de asıl gerçek dünya var ve öcalan, o gerçek dünyaya göre politika üretmeye çalışıyor. bu nedenle bu mektubu yazmış ve olumlu bir karşılık alınmadığı anlaşılıyor.

bu nedenle bu mektubu önemsiyorum. "vay, eli kanlı esad'a nasıl böyle bir mektup yazar" diyenler de çıkacaktır. mesela marinaleda'nın bunlardan biri olacağını düşünmemiz gerek. ama bu işte gerçek dünyanın pratiğinden uzak kalıyor maalesef.

politika da zaten böyle bir şey. gerçek araçlarla ve gerçek güçlerle yapılıyor. bu mektuptaki dilekler gerçekleşmedi ne yazık ki. ama en azından bu ufak ihtimal denendi. iğne deliği kadar ufak bir delikten bile bir fayda elde edilmeye çalışıldığını görüyoruz.

bu nedenle politik mücadelede yöntem açısından dikkate alınmalı.
gerçek dünya var :D ne gerçekliğinden bahsediyosun alevliyıldız.Ne gerçekliği bu iktidarcı-devletçi sistemin gerçekliği mi??? yani bir de gerçek dünya varmış ve politika da buna göre şkilleniyormuş :D

bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir.Politika doğal toplumun hakikatidir.Politik olmak partilere ve bürokratlara kalmamıştır.Politika bir meslek değildir.yaşamda her an aldığın kararlarla bile politik olursun.Politik olmak kollektif karar alma süreçleridir.Diplomasi ise farklıdır.Burada diplomasi örneği var politika yok.

politika gerçek araçlarla yapılıyor burada haklısın.ama kimin geçrekliğine göre??? toplumsal gerçeklik mi devletçi gerçeklik mi??? devlet varsa burada politika olur mu??? yoksaa buna bürokrasi desek daha mı mantıklı olur??? bugün rojava da diplomasi işletiyor hem esada hem öso ya karşı ve birlikte.Ama şu da bir gerçeklik ki rojava da inşa edilen politik bir toplumdur.Bugün bir politika varasa eğer rojava demokratik özerklik ve konfederalizm üzerinden bu işi yönetiyor.Yani rojava nın amacı bütün ortadoğuda halklar adına konfederal bir ortak vatanın örgütlenmesidir.Bunun için diplomasi de çevirebilir ama politikasından vazgeçmez.

aceleyle yazılmış diyorsun ama sonrasında yazdığın ifadeler de çok farklı değil.

"vay, eli kanlı esad'a nasıl böyle bir mektup yazar" diyenler de çıkacaktır. mesela marinaleda'nın bunlardan biri olacağını düşünmemiz gerek. ama bu işte gerçek dünyanın pratiğinden uzak kalıyor maalesef.
sana şunu söyledim.eadın içinde bulunacağı bir demokratikleşme komik ve absüred bir ifadedir.Esadın temeli ulus devletçilik üzerindedir.Ve onun ve partisinin iktidarda kalacağı bir demokratikleşme sürecinin olmasını beklenemez.He ne bekleneilir.bunu öcalan da söylemiş.

Bu reformlar kapsamında bazı Kürt aşiretleriyle görüşme yapacağınız-yaptığınız bilgisini edindim. Suriye'de onlarca Kürt örgütlerinin ve desteklediğimiz Demokratik Birlik Partisinin (PYD) olduğunu bildiğiniz kanaatindeyim. Toplumsal reformlar ele alınırken Kürtlerin bu temsilcileriyle de görüşülmesinde yarar olacağı kanısındayım. Bu görüşmeler paralelinde gelişecek demokratik reformların tarafımızca destekleneceğini bilmenizi isteriz. Bu reformlar ne tür reformlar olabilir? Bu tartışmalara katkı sunmak amacıyla şunları belirtebilirim; gerçekleştireceğiniz reformlar içerisinde demokratik özerklik gibi idari ve kültürel özerklik hakları tanınabilir. Örneğin Kürtlerin kendi kendilerini yönetmelerinin önü açılabilir, bu bağlamda bazı yetkiler yerel yönetimlere devredilebilir, kimlik hakları tanınabilir. Bu paralelde yapılacak reformları destekleyeceğimizi bilmenizi isteriz.
burada bir uzlaşma dili var.esad eğer reformları desteklerse onu destekleriz diyor.Bugün erdoğan ile çözüm süreci türkiye de nasıl işletiliyorsa esad ile de suriye de bu işletilmek isteniyor.

bu türkiye de hdp erdoğan birlik yapıyor anlamına mı geliyordu??? hayır hatta tam tersi bir hdk yaratıldı.bu hdk ile amaç türkiyenin demokratik cumhuriyet ve konfederalizm ile örgütlenmesiydi.Bunu suriyede de uygulamak isteyecektir elbet.ki bugün hdk tarzı örgütlenmeler yaratılmaya çalışılıyor.ama şunu da belirtiyim.Kimse esaddan bir demokratikleşme beklemiyor.Sadece reformlar bekliyor.Bu reform isteiğinide eğer yapmazsan diğer muhalefetle birlikte yaparım diye ekliyor.

kısacası çözümün temelinde demokratik özerkllik ve konfederalizm paradigması yatıyor.Bu paradigmayı gerçekleştirmek içinde önündeki engelleri aşmak için müttefik arıyor.Bu esad olabilir öso olabilir.ama sorun burada çözülmüyor.Nasıl çözüm süreci bugün erdoğanla devam ediyorsa süreç bittiğinde her şey çözülecek mi??? hayır.Demokratik özerklik ve konfederalizm konsepti için kendine bir müttefik arayışı içerisinde öcalan.bugün akp ye karşı en büyük muhalefeti hdk/p gösteriyorsa sorunun sadece bunla sınırlı görmek anlamsızdır.yani bu mektup esadı hoş göreceğiz demiyor iç savaşta destekleriz diyor.Peki sonrasında ne olacqak.rojavayla başlayıp tüm suriyeyi bu konsepte uygun örgütlemeye çalışacak.Ki bu mektup 2011 yılında yazılmış rojava devrimiyle birlikte artık çok farklı bir sürece girildi.Çünkü artık demokratik özerklik konfederalizm paradigması hayata geçirmek için izne ihtiyacı yok çünkü zaten hayata geçirildi ve ilerlemeyi sürdürüyor.


burada var olan iktidar veya olabilecek iktidar üzerinden artık müttefik aramaktan ziyade rojava bütün dünya kamuoyuında tanınıyor.Bugün bir sürü sorunu çözmesiyle birlikte suriyede de tek umut haline gelmiş durumda.Yani öcalanın yazdığı bu mektup artık şuan o kadar büyük bir anlam ifade etmiyor.Rojava kendi demokratik yapısıyla zaten suriye muhalefetini tek başına toparlayacak bir güçte.daişe karşı aldığı başarılarla birlikte de suriye de demokratik moderniteyi tek başına taşıyacak bir güçtedir.Bugün öso ile birlik yapmaktansa öso rojavaayla birlik yapmaya çalışacaktır.Çünkü çok derinlikli bir alternatif koyulmuştur artık suriyenin önüne.
 
#48
"bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir."

çok ilginç! demek diplomasi, politikanın dışında bir etkinlik. amacı ne peki diplomasinin? eğlence falan mı? :)

"bu mektup esadı hoş göreceğiz demiyor iç savaşta destekleriz diyor."

satır atlamayı da geçti seninkisi, hayalî okumalar başladı. nerede "iç savaşta destekleriz" diyor? "demokratik reformları destekleriz" diyor.

ya marinaleda, sen ne diyorsun allah aşkına? öcalan'ı bu şekilde şerh etmen doğru ve etik mi sence? kendi konseptine uyarlamaya çalışman doğru mu? onun yerine anlamaya çalışsan. kafana yatmıyorsa itiraz et veya sor. ama öcalan'ın yazdıklarını bu şekilde şerh etmen, kendi fikrine göre yorumlaman hiç doğru değil.
 
#49
"bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir."

çok ilginç! demek diplomasi, politikanın dışında bir etkinlik. amacı ne peki diplomasinin? eğlence falan mı?
şu kısım nedir??? ne anladın politika ve diplomasi ayrımından ben onu anlamadım??? ben politikadan ayrı derken sanki bağımsız bir diplomasi anlayışı çizdim ortaya.Dedim ki rojava da diplomasi yapıyor ama kendi politikasını koruyor.Yani diplomasi değişkendir ama politika daha farklı bir olgudur.Bunlar birbirlerini beslerler.Ne açıdan beslerler??? rojava kendi politik yapısını korumak adına diplomasi yaparak kendine müttefikler arayacaktır.Ama kendi politik yapısı sabit kalacaktır diplomatik yönelimler taraflara göre değişecektir.


bu mektup esadı hoş göreceğiz demiyor iç savaşta destekleriz diyor."

satır atlamayı da geçti seninkisi, hayalî okumalar başladı. nerede "iç savaşta destekleriz" diyor? "demokratik reformları destekleriz" diyor.

ya marinaleda, sen ne diyorsun allah aşkına? öcalan'ı bu şekilde şerh etmen doğru ve etik mi sence? kendi konseptine uyarlamaya çalışman doğru mu? onun yerine anlamaya çalışsan. kafana yatmıyorsa itiraz et veya sor. ama öcalan'ın yazdıklarını bu şekilde şerh etmen, kendi fikrine göre yorumlaman hiç doğru değil.
sen öcalanı nasıl değerlendiriyorsun peki??? bu yazdığı mektupta reformları destekleriz diğyor.Ne deiş öcalan idari ve kültürel özerlikten bahsetmiş.Bugün türkiyede süren süreçten nasıl bir farkı var bunun???

bir de şu kısmı es geçmişsin.Mektup 2011 yıılında yazılmöış..Bunun dışında ortada bir rojava modeli var.Bırak o modeli büyük bir savaşta daiş çetelerine karşı uluslarası bir tanınmışlık destek var.Söylediklerimden iki cümleyi değerlendiröişsin önemli kısımları atlamışsın.Artık böyle bir dönemde değiliz diyorum??? yani öcalanın yazdığı mektupta o idari ve kültürel özerlikkler verilirse destekleriz diyor.Yani demokratik özerkliği ona göre şekillendirecek.sonra oranında hdk sını yaratacaktır bir şekilde.

artık demokratik özerkliik için kimseye reform isteme gibi bir durumları yok.demokratik özerklik zaten hayata geçirildi.artık amaç onu büyütmektir.Dedim ki rojava artık suriye muhalefetini tek başına taşıyabilecek bir güçte.yani kimseyle anlaşma zorunluluğu yok.ama başka güçler onla anlaşmaya çalışacaklardır öso gibi mihraç ural gibi...

yani senin bahsettiğin çözüm önerisi olarak önerdiğinşu reformlar ve demokratikleşen suriye tablosu :D devlet eliyle yapılmasına gerek kalmadı.Çünkü artık zaten demokratik bir suriyenin nüvesi üç kantonda var diğer taraflarıda kurtarmak lazım.Bu taraflar nasıl kurtarılır??? başka güçlerin adam akıllı bir suriye için rojavayla birlik yapmasıyla.Artık kimse bu rojava öznesini görmezden gelebilecek bir durumda değil.Sen de görmüyorsun ama hala farklı bir noktadan bastırıyorsun.Barışçıl kitle gösterileriyle esad efendimize kabul ettirebileceğimiz reformlardan bahsediyorsun hatta şu iç savaşta bile bir şekilde anlaşma üzerinde duruyorsun.

esadın sistemiyle kimse anlaşmayacak.eğer biriyle anlaşılacaksa o da demokratik bir suriye için rojava olacaktır.
 
D

denizheval

#50
İlgili Mektubu eklememdeki ana neden Başkan'ın Beşar Esad'a yazdığı mektupda kullandığı dile dikkat çekmekti.
Mektubun içeriğinin an itibarıyla güncelliğini yitirdiği malum. Şimdi durum öyleyken bu hale devrildi diye Esad'a karşı kullanılacak Dil'in formatını Kerdoğan belirlememeli. 40 yıllık bildiğimiz Esad'a birden bire ''Esed'' demeye başlayan Kerdoğan ile paralel bir Dil bizim çevredede kullanılır oldu.

Alevliyıldız sana gelince;
senle alakalı sorunun ismini ve Reçetesini sunacağım.
Sen kendinden hiçbirşey vermeden herkesten birşeyler koparıp, bu kopardıkların üzerinde Kelime ve Cümle Mühendisliği yapma harici elinden birşey gelmiyor. 40 sayfa yazı yazdın ama Suriye, Esad, Rojava, ÖSO, İslam Devleti vs hakkında ne düşündüğünü, nasıl değerlendirdiğinden tek kelime yok.

Düşünceni belirttiğin tek konu; ''tanımam bilmem'' ama ''öyledir, böyledir'' dediğin Mihraç Ural hakkındaydı.
Alevliyıldız; Bizim oralarda Muhbircilik yapana nedense Muhbirci deniliyor. Öz Türkçesi ise Muhabir'dir.

Sen tam Ulak'lık adamsın velhasıl :)
 
#51
"bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir."

çok ilginç! demek diplomasi, politikanın dışında bir etkinlik. amacı ne peki diplomasinin? eğlence falan mı? :)

"bu mektup esadı hoş göreceğiz demiyor iç savaşta destekleriz diyor."

satır atlamayı da geçti seninkisi, hayalî okumalar başladı. nerede "iç savaşta destekleriz" diyor? "demokratik reformları destekleriz" diyor.

ya marinaleda, sen ne diyorsun allah aşkına? öcalan'ı bu şekilde şerh etmen doğru ve etik mi sence? kendi konseptine uyarlamaya çalışman doğru mu? onun yerine anlamaya çalışsan. kafana yatmıyorsa itiraz et veya sor. ama öcalan'ın yazdıklarını bu şekilde şerh etmen, kendi fikrine göre yorumlaman hiç doğru değil.
sen ne yaptığını sanıyorsun.. alevlidemagog.. konulara girip içine etmeyi marifet mi? sanıyorsun.. senin muadillerinin olduğu alanlarda dolaş.. bizi rahat bırak..

"bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir." demiş.. merinaleda.. sende kalkar hayır.. o değil budur dersin.. yaptığın şey!! ne böyle..

çok ilginç! demek diplomasi, politikanın dışında bir etkinlik. amacı ne peki diplomasinin? eğlence falan mı? :)
kendine gel.. burası senin eylence alanın değil.. marinaleda... sanki., diplomasi için politikanın dışında bir şey dedi de sanal şebek buna gülüyor., alay ediyor..
ne demek istediğini anlamadıysan sorarsın.. yanıta göre., gülecekmisin., alay edecekmisin., hak verecekmisin.. yaparsın..
ben politikadan ayrı derken sanki bağımsız bir diplomasi anlayışı çizdim ortaya.Dedim ki rojava da diplomasi yapıyor ama kendi politikasını koruyor.Yani diplomasi değişkendir ama politika daha farklı bir olgudur.Bunlar birbirlerini beslerler.Ne açıdan beslerler??? rojava kendi politik yapısını korumak adına diplomasi yaparak kendine müttefikler arayacaktır.Ama kendi politik yapısı sabit kalacaktır diplomatik yönelimler taraflara göre değişecektir.
buyur.. kendince açıklamış.. bunu ele al ne diyeceksen de..
sen de bilirsin.. politikanın işletiş biçim ve araçları vardır.. silahlı., diplomatik., ekonomik., demokratik., sosyal vs vs. diplomatik dil yada politik konuşma diye bir tanım vardır..
bana göre.. öcalan o mektup ile aslında tehdit de ediyor.. bunu diplomatik dille yapıyor diyorum.. doğrudur., değildir.. herkes kendine göre yorumlar.. tartışılır da..
sürekli ayı şeyi yapıyorsun.. sen bu forumun şebeğimisin..

marinaleda.. mektubu kendince yorumlamış... yoruma yöneleceğine., demediği üzerinden kelime oyunları yapıyorsun.. o da sana izah ediyor.. sayfalar fuzuli gevezeliklerle doluyor..
konuya bak.. bir anda 500leri buldu.. sevinelim mi?.. yok böyle bir şey.. bu alan magazin sayfasımı

yeter be..


 
#52
ben kouya döneceğim..

1- miraç ural'ın rojava ve özgürlük hareketine yönelik aldığı pozisyonu ifade eden alıntıdaki içerik.. göründüğünden farklı olabilir.. o zaman bu farkı ele almalıyız..

bana göre.; miraç ural., suriyenin devletçi-nasyonalist solu oluyor.. bu anlamda suriye bütünlüğünü önemser.. elbette sosyalist bir suriye hayali üzerinden önemser.. bu anlamda suriye bütünlüğüne yönelik her şeye refleks koyar.. bu anlamda onun için rojava tehlikeli bir zemindir.. ama rahat ise bunun nedeni şunlar olabilir.; rojava gücünü görüyor., onunla karşı karşıya olmanın ayrılmaya yol açacağını biliyor.. aynı zeminlerde rojava üzerinde etkili olan politik gücün çizgisini de iyi biliyor.. doğru yaklaşılırsa ayrılma tercihi işletilmez..
esad baascılığı devlet rejimidir.. reflekslerini farklı işletir.. miraç farklı.. bu farklılık., suriye iç savaşında miraç formatının esad yanında yer almasında sorun yaratmaz.. miraç'ın bu pozisyonu da esad için sorun yaratmaz..
yarın bir ilişki gelişecek ise diplomatik kanal gerekli..
bu durumlar değişkenlik taşır.. her şey tam tersi pozisyonlara evrilebilir.. bunu yaratacak olan tarafların yaklaşımlarıdır..

2- denizheval'in sunduğu mektup bana göre halen geçerlidir.. güncelliğini kaybetiği doğrudur ama tekrar kazanmayacak değildir.. benim gördüğüm ve tespit ettiğim kadarıyla a. öcalan her sözü ve önermesini en az 1-3-5 senelik hamleleri hesaplayarak yapıyor.. hatta ara hamleler de yapıyor.. bu uzun soluklu hamlelerine arada ayar çekmiş oluyor..

2011 tarihinde rojava'nın evrileceği nicel-nitel güce ve yayılmasına ve bu anlamda bölgede gelişecek olaylara göre mektubu yazmış.. yıl 2015 aynen oluyor..

ciddi değişiklikler yaşanmaz ise., esad rejiminin önündeki seçenekler belli..
ya., merkezi erkdeki yerini kaybedecek., suriyenin içinde dar bir alana sıkışacak., böylece ırak gibi bir yapıya razı gelirken., kendine batıdan hami bulacak.. çünkü rusya desteği yetmeyecek..
ya., merkezi erkdeki yerinde ısrar edecek nuseyri toplumu başka bir lider bulacak.. ve yıkım yaşayacak..
yada., suriye içinde ittifaklar arayıp., uniter nuseyri baas rejimini değişime sokacak.. en müsait ittifak pyd ve kantonlar olacaktır.. işte mektup bu koşulda bir anlam ifade edecek gündeme gelecektir..

demem o ki.. orta doğu politikaları batıdan çok farklıdır.. mekanik değildir.. maddeci değildir.. karmaşıktır.. aktörlerin pozisyon değiştirmeleri çok sık olur.. yine doğu kültüründe toplum üzerindeki sosyal-siyasal hegomanya tarihsel bir süreçlerle oluşmuştur..hızlı değişim yaşamaz.. yaşatamazsın..
hitler almanyasındaki toplum birden demokratikleşir.. diğerleri yapılanları unutabilir.. doğu toplumlarında bu olmaz.. kan başladı mı? bitirmek için bile daha fazla kan dökmek gerekir.. bu da sonrasında yaratılacak olan toplusal barışın kolay oluşmayacağını gösterir.. bu yüzden.. orta doğuda savaşlar lokal yada dar taraflarca işlesin istenir..

batının gözünden ve trübünden de değil., dış kapı mandalından analiz yapılamaz.. ve görünen görüldüğünden çok farklı içerikler taşır..
 
#53
iddi değişiklikler yaşanmaz ise., esad rejiminin önündeki seçenekler belli..
ya., merkezi erkdeki yerini kaybedecek., suriyenin içinde dar bir alana sıkışacak., böylece ırak gibi bir yapıya razı gelirken., kendine batıdan hami bulacak.. çünkü rusya desteği yetmeyecek..
ya., merkezi erkdeki yerinde ısrar edecek nuseyri toplumu başka bir lider bulacak.. ve yıkım yaşayacak..
yada., suriye içinde ittifaklar arayıp., uniter nuseyri baas rejimini değişime sokacak.. en müsait ittifak pyd ve kantonlar olacaktır.. işte mektup bu koşulda bir anlam ifade edecek gündeme gelecektir..
ypg ile bilikte savaşan güçler arasında jabhat al akrad gibi öso içerisinden kopmuş yapılarda yer almakta.Tabi bir de enks nin durumu nedir??? ona da bakmak lazım.Rojava kantonlarıyla anlaşsalarda bu örgütsel yapılar esadla birlik yaparlar mı??? daha ypg gibi öz savunma güçlerin e bile karşuı duruyorlarken başka milisler örgütleme olasıklarıda var.Özellikle bu şengal olayınsdan sonra kantondan kurtulması gerekiyor barzaninin yoksa kürdistan siyasetinde liderlik demokratik özerk politikanın eline geçecektir.Şengal de buna müdahale etmeye açlışsa da ezidi halşkının demokratik özerklik istemini ne kadar kırabilecek ??? bunları da göz önünde bulundurursak esad ile birlikteliğe ne gözle bakarlar.Biliyoruz ki bugün öso türkiye ve barzani aynı kulvarlarda yürüyorlar.Bu kulavrın dışına taşacaklarınıda zannetmiyorum.kanton siyaseti bu kulvara ne kadar ters olsa dabu yapılar kantonlala bağlantı kuracaklarrdır.Bugün esad ve öso gibi kuvvetler kanton çıkmazında tavizler vermek zorundalar.Bunun farkındalar ama hangisi verecek ve verdiği tavizi kabul ettirebilecek??? ben şahsen esad da böyle bir durum sezemiyorum.Mihraç ural ne kadar bu iletşim kanalında önemli bir aktör olsa da rojava kendine devrim diyor.Yani öso da suriye de bir devrim uğraşında.Bu yüzden devrim uğraşında olanların birlikteliği daha mantıklı geliyor.Tabii ki kantonlar ve pyd barzani türkiye ve öso baskılarını değerlendirecektir ve çaresizliklerini de aynı şekilde.Daişe karşı direniş ne kadar ilerler ve ne ölçüde sınırlar genişler bilemiyorum ama eğer böyle bir durum olursa yani sınırların genişlemesi gibi öso ve esaddan bir rojava hamlesi gelecektir.Bu hamleler içinde öso nun rojava içsel yapısıyla mütabakat sağlama olasılığı mümkündür.ama şöyle de bir şey var gerilla güneyden çekilir ve barzani ile arası açılırsa da mihraç beylere sıra gelecektir.O zaman kozlar değişecektir ve kantonlar bu öso barzani ve türkiye ekseninden çıkarak rejime bir şeyler kabul ettirme yoluna gidecektir.Dediğim gibi öso yu daha yakın görüyordum belki de şu daiş saldırıları ile birlikte ama barzaninin ve güney krüdistanın şengal tavrı ben de büyük bir şüphe yarattı.sonuçta esadla da yakın zamanda bir çatışmaya girdiler bu da göz önünde bulundurulmalı.
 
#54
"yeter be.."


Bence de yeter artık. O nedenle bu tartışmaya katılımımı bitiriyorum. Zaten ufak bir katılım yapıp çıkacaktım. Sağolsun dostlar beni lafa tuttular. Tahminimden fazla oyalandım. Biraz çabuk sıkılan biriyimdir. Sırf arkadaşlık hatrına bir süre daha dayandım. Ama artık çıkmam gerek.

Tartışma dağılmasın diye başka bir başlık altında tartışabiliriz demiştim ama arkadaşlar (sağolsunlar), beni burada tutacak şekilde burada devam ettirdiler. Laf lafı açtı ve uzayıp gitti.

Konuya devam edebilirsiniz rahat rahat. Ben sizin katkılarınıza engel olmayayım. Gerçi Suat'ın ve Marinaleda'nın ilk katkılarını görünce biraz hayalkırıklığına uğramadım dersem fazla aşırı nazik davranmış olurum. Teşbihde hata olmaz, hani vazoya bakıp "hımm, bence bu bir vazo" denilmesindeki gibi katkı olmuş Suat'ın katkısı. Marinaleda'nınki ise satırbaşı yapmadığından, birkaç kez okunduğunda bile ne dediği anlaşılamayan, sanırım daha çok blok etki yapmayı amaçlayan, görsel bir katkı olmuş.

Olsun... Arkadaşlara başarılar... Ben olmayacağım ve kafalarını meşgul etmeyeceğim için konuya dâir çok daha verimli katkılar sunacaklarına inanmak isterim. Tabii bir de Denizheval'in katkısını beklemeli.

Ama Denizheval'e, bu başlıktan giderken, son olarak ve sırf dile olan hassasiyetim nedeniyle bir kere daha belirtmek isterim ki, "muhbirci" olmaz. Doğrusu ya "ihbarcı"dır veya "muhbir". Kendisinin cevabî mesajında belirttiği "Bizim oralarda Muhbircilik yapana nedense Muhbirci deniliyor. Öz Türkçesi ise Muhabir'dir." sözü gerçeği yansıtmıyor. Denizheval'in oralar nerelerdir, bilmiyorum tabii. Ama nereler olursa olsun, öyle deniyorsa yanlış deniyor. Doğrusunu belirttim. "Muhabir" de "muhbirci"in türkçesi falan değildir. Aynı kökten yapılan bir başka kelimedir. Kök "haber"dir. "Muhbir", arapça aslında haber veren demektir. Bizde anlam değişimine uğramış.

Böylece konuya dâir katkılarımın yanında bir de dil alanında katkı sunmuş oldum. Her ne kadar diğer katkılarımın gereğince değerlendirildiğine dâir içimde şüpheler olsa da, en azından bir kişiye bile faydası olacaksa o da bir şeydir. Ben de faydalandım tabii. Mesela Suat bana bir mutad mesajlaşma klavuzu sunmuş. Okurken sesli güldüm ve etrafımdakilerin şaşkın bakışlarıyla karşılaştım. Ama yine de faydalanmaya çalışacağım.

Mesela bundan sonra Marinaleda veya başka bir üye, söz gelişi "bir kere bu yapılan politika değildir diplomasidir." gibisinden, bana son derece absürd gelen bir söz ederse, ona hemen "çok ilginç! demek diplomasi, politikanın dışında bir etkinlik. amacı ne peki diplomasinin? eğlence falan mı?" demeden önce, Suat'ın mutad mesajlaşma klavuzu gereğince ne demek istediğini sormam gerekiyormuş. Yanıta göre de gülecek miyim, alay edecek miyim (estağfirullah!), hak verecek miyim, ne yapacaksam yapabilirmişim.

Askerî kamp nizamnamesini andırsa da katkı katkıdır. Buna uyabilir miyim, bilmiyorum. Ama marinaleda Suat'ın bu mesajına teşekkür ettiğine göre demek ki beğenmiş. O halde ben de üzerinde biraz daha düşünmeliyim bu klavuzun.

Gerçi "klavuzu karga olanın ..." diye başlayan bir laf vardır ama bizim klavuzumuz karga değil ki. Ne olduğunu çözemedim ama karga değildir bence. Sıkça "şebek" lafını etmesinden yola çıkarak bir tahminde bulunmak isteyenlere, "mutad mesajlaşma klavuzu"nun hemen hüküm vermeme kuralı uyarınca bu hükme varmadan önce kendisine bir kez sormaları gerekeceğini hatırlatmak isterim.

Yalnız bunu yaparken gülmeyin.

Gülme dürtünüzü, cevabın verilmesinden sonraya saklayın.

Sonra nasılsa güleceksiniz. Doya doya gülersiniz.

Hepinize bol gülücüklü, az asık suratlı forumlar. :)
 
D

denizheval

#55
Alevliyıldız, sen uslanmaz bir Demogog'sun.
Ne şahsi bir fikrin var nede bir duruşun. YUkarıdada yazdığım gibi TDK Misyoneri gibi kelime ve cümleler üzerinde tepninip duruyorsun. Bu konudaya tek katkın; konuda ismi geçenlere yada konuda fikir belirtenlere Hocalık yapmak oldu. Hocalık yaparkende ''Doğru'' olanın ne olduğuna bir kez dokunacak Cesareti sergileyemedin.
O yanlış, bu yanlış dedin ama doğru olanın adresini vermedin gitti.

Son mesajında konudan çekiliyorum dedikten sonra yine aynı hokkabazlığı yaparak insanlara cevap hakkı doğuran birşeyleri yazının kuyruğuna iliştirivermişsin. Seni tanıdıkça Suat abinin sana boşuna yönelmediğini kavrar oldum. :)
Seni Siyasi bazda Kategorize etmek imkansız, ''bu adam necidir?'' diye bana sorsalar cevaben ''Gıdasını Devrimcilere olan tepkisinden(düşmanlığından) alan eskimiş ve yalnızlazmış birisi'' derdim.
Sana tepkim kişisel değil, yazdıklarına, çizdiklerinedir. Renk vermediğin için şu anda durum böyle.
 
#56
Konuya devam edebilirsiniz rahat rahat. Ben sizin katkılarınıza engel olmayayım. Gerçi Suat'ın ve Marinaleda'nın ilk katkılarını görünce biraz hayalkırıklığına uğramadım dersem fazla aşırı nazik davranmış olurum. Teşbihde hata olmaz, hani vazoya bakıp "hımm, bence bu bir vazo" denilmesindeki gibi katkı olmuş Suat'ın katkısı. Marinaleda'nınki ise satırbaşı yapmadığından, birkaç kez okunduğunda bile ne dediği anlaşılamayan, sanırım daha çok blok etki yapmayı amaçlayan, görsel bir katkı olmuş.
peki senin katkıların??? yazıya girdin ve yaptığın ilk katkı mihraç uralın yazısını değrlendirmeyi gerek görmdediğin ile ilgiliydi.Sonra konu konuyu açtı arada esad ile ilgili akla mantığa sığmaz bir şey söyledin.Sonra beni yanlış anladınız yanlış anlattım dedin.Düzelttin kendini doğru dürüst ifade ettin.Sonrasında ben de ifadene bir cevap yazdın.Ve aynı şey işlettin.Diplomasi ile politika arasındaki farkı ortaya koymaya çalışsam da kendi bildiğin üzerinden anlamaya yeltendin.Denizheval diyor ya TDK gibi diye evet TDK gibi modernitenin dilinden konuşuyorsun.i

Politikacılara güvenilmez diye bir söz vardır.Oysa içerik olarak yanlışlıklarla doludur.Politikacı dediğimizde politik olmak sadece belli bir sınıfa ait olur.Oysda doğal topölumdan bu yana politika kavramının olduğunu kabul edersek(eğer pozitivist bir bakış açısından bakmazsak) politikayı herkes kollektif bir şekilde işletir.O yüzden politikacılara güvenilmez derken aslında kendinede güvenilmez dersin :D

senin de söylediğin aşağı yukarı aynı noktaya denk düşüyor.Politika budur diyorsun.Hayır politika bir ilişkiler yumağından ötedir toplumsal yaşamın gerekiliği adına kollektif karar alma ve bunu uygulamadır.Diplomasi ise politikaya bağlı olarak gerçekleştirilen bir faaliyettir aynı ekonomi gibi.

şunu unutmamak lazım.diplomasiyi ve ekonomiyi bürokratik yapılarda yürütür ama politikayı bürokratik yapılar yürütmezler zaten ona politika değil bürokrasi deriz.Politik olmak topluma has bir olgudur ama biz onu toplum üstü bir şekilde yorumlarsak senin durduğun yere geliriz.

her zaman yaptığın gibi son mesajında da aynı konuyu işletmişsin.Zaten durumu kurtarmak adına son bir mesaj atarak konudan çıktığını belirtmişsin.Tartışmaya tgirdiğin gibi istikrarını koruyrsoun bu noktada seni tebrik ediyorum.İstikrarlı bir şekilde konu içerisinde belli noktalarda sadece laf cambazlığı ve kalabalığı yapıyorsun.

bir daha ki sefer satırbaşı yaparım ama şöyle bir gerçek var ki bir paragrafta anlatmak daha mantıkıo çünkü aynı konu üzerinden devam ettim.
 
#57
Yapmayın çocuklar, bırakın da gideyim. İşim gücüm var. Ben sizler gibi, derslerini asan özgür gençlerden değilim ki. Veya Suat gibi, ununu elemiş, köşesine çekilmiş, torun torba sahibi olmuş bir ihtiyar değilim ki. Henüz çalışıyorum ve çocukların okulu da bitmedi. Sizinle muhabbet güzel ama işimi yapmıyorum diye işimden olmak da istemem tabii. Hem "Bir takılıp çıkıcam" diye girmiştim. Bar fedaisi tavırlı biri var kapıda. Ya gelip "haynhuynlaynnn!" diye tepemde biterse?..

Sevgili Denizheval, beni "uslanmaz demagog" olarak tanımlamışsın. Bir tane demagojik cümlemi veya ifademi söyler misin? Ben ne zaman mesela şöyle bir cümle kurdum: "Yoksa sen alevi olduğun için mi Esad'a karşı böyle hassassın?" Ama sen bunun benzerini bana karşı kullandın.

Ben de aleviliğe yakın inanç sahibi bir toplum kesimindenim. Ayrıca zaten solcu biri olarak alevilere neden karşı olayım ki? Ama sen bunu bana karşı yazabildin. Tabii önünde somut bir örnek vardı. Patavatsızlıkta kendini cesur ve serbest hissetmen kolaydı. Önündeki örneğin sahibi de beni Mihraç Ural Apo'ya "başkan" dedi diye ona tepkili olduğumu ileri savurabiliyordu.

Ben sadece duygusal bir tepkiyle ilk mesajımı yazıp çıkmaya yeltenmiştim. Orada katliamcı bir rejimin basit bir tetikçisini nasıl böyle nötr cümlelerle ele alıp değerlendirebildiğinizi sorup naçizane tepki göstermiştim. Onun dışında sizi esadsever sol gibi görmediğimi ayrıca belirttim.

Ama sanırım her Türk veya Kürd solcusunun kanında birkaç damla esadseverlik var. Dikkat edin, "esadseverlik" diye küçük harfle yazdım; çünki şahıs olarak değil, bir kavram olarak ele alıyorum onun ismini burada.

Daha dün yine bir şehrini bombalamış ve 23 insan daha hayatını kaybetmiş. Sivil insanlar bunların bir kısmı ve içlerinde muhtemelen yine çocuklar da var..

Kimyasal silah kullandığını resmen kabul etmiş ve bunları BM görevlilerine teslim ettiğini beyan etmiş bir rejim var karşımızda ve sizler, bu rejime karşı gösterdiğim tepkiyi nedense ÖSO ile dengeleme gereği duyan cümleler kurdunuz bana karşı. Bu rejimin adamı Ural'la PYD'nin ortak düşmana karşı savaştığını yazan da sen oldun Denizheval.

Şimdi demagog olan kim? Ben mi, sizler mi? Demagoji, fikren zayıf olanların işidir. Sense beni "şahsî fikri ve duruşu" olmamakla eleştiriyorsun. Fikrim yoksa bunu hep söylerim. Bilgim yoksa da bunu söylerim. Ural'la ilgili fazla bilgimin olmadığını da söyledim, değil mi? Onun hakkındaki ithamlarım, onun Esad rejimi gibi kanlı ve alçak bir rejimin adamı olması gerçekliğinden kaynaklı.

Deniz Gezmiş dirilip gelse ve böyle bir rejimin savunucusu olsa, anında bir daha dirilmemek üzere ölür, gözümde. Öyle de olmalıdır. Bu bir sol ahlaktır çocuklar. Çünki Sol, en önce bir ahlaktır. Hep bunu anlatmaya çalışıyorum. Sizlerse bu ahlakı unutmuş görünüyorsunuz. Öyle ki, Esad rejiminin katliamcı, faşist bir rejim olduğunu yazdığınız mesajlarınızda bile, sanki bu ufak, sıradan bir ayrıntıymış gibi yazıyorsunuz.

Geçeyim. "TDK misyoneri" hiç olmayacak kişi benimdir. TDK'nin dille ilgili yaklaşımını en sert eleştiren benim. Sadece bir hatanı düzelttim. Karşılığına bak. Beni neyle tanımladın! Oysa sana bir şey öğretmiş oldum. Bundan sonra o hatalı ifadeyi kullanmayacaksın herhalde. Fena mı?

"İnsanlara cevap hakkı doğuran" ne demek? Benim cevap hakkım ne olacak? Ben feragat mi edeyim bu hakkımdan? Ederim, olabilir. Sıkıldığım an ederim. ama sana SF'den ayrılışımı hatırlatayım. Sanırım sendin, ben orada temelli yasaklandığım ve hakkımda yazılanlara cevap veremeyeceğim sırada, "eminim başka bir mahlasla tekrar girip yazmaya devam edeceksin" diyen? Öyle yapmadım, değil mi? İlle de cevap vermek gibi bir hastalığım, takıntım yoktur. Üstelik o forumda çok basit bir şekilde engellendim. Ama zerre kadar umurumda değildi.

Hakkımdaki "Gıdasını Devrimcilere olan tepkisinden(düşmanlığından) alan eskimiş ve yalnızlaşmış birisi" düşüncen kısmen doğru. "Yalnız" kısmı doğru. Diğer kısmı yanlış. Yalnız, ama inandığı doğruları savunan birisi. Öyle dersen doğru. yine de bu doğrunu önemsedim. Ama yine şuraya bak: beni "devrimcilere düşman" olarak niteleyebilmişsin! Ne kadar insafsız ve ölçüsüz bir yaklaşım!

Marinaleda, sana da azzz sonra cevap vereceğim.
 
Son düzenleme:
D

denizheval

#58
Sevgili Denizheval, beni "uslanmaz demagog" olarak tanımlamışsın. Bir tane demagojik cümlemi veya ifademi söyler misin? Ben ne zaman mesela şöyle bir cümle kurdum: "Yoksa sen alevi olduğun için mi Esad'a karşı böyle hassassın?" Ama sen bunun benzerini bana karşı kullandın.

Ben de aleviliğe yakın inanç sahibi bir toplum kesimindenim. Ayrıca zaten solcu biri olarak alevilere neden karşı olayım ki? Ama sen bunu bana karşı yazabildin. Tabii önünde somut bir örnek vardı. Patavatsızlıkta kendini cesur ve serbest hissetmen kolaydı. Önündeki örneğin sahibi de beni Mihraç Ural Apo'ya "başkan" dedi diye ona tepkili olduğumu ileri savurabiliyordu.
Alevliyıldız,
sen varya sen :) O kadar tehlikeli ve kurnazsın ki, kelimelerle dans ederek her istediğimi kılıfına uydurarak gerekirse örnekleme yaparakta söylerim diyorsun...
Aşağıdaki açıklaman buna bariz bir örnektir. Esas sorun kendini herkesten Zeki sanıyor olmanda saklı. Hani sen ''Solcu''sun ya, diyorum ki İyi bir ''Solcu'' olmak için sadece Zeki olmak yetmiyor, Vicdanlı ve hesapsız olmak önşartıdır senin kıytırık ''Solcu'' kimliğinin zeminini oluşturan. Ben seni daha iddialı sanıyordum, ''Solcu'' çıktı Şapkadan :)

İş bitimi çocuklara Eti Puff alıp evine git, onlarla ilgilen, burada beni ve Marinaleda 'yı es geç, Suat abiyle dans edemezsin :))))
Not: Eti Puff çocukken en sevdiğim ürün olduğu için önerdim, bunada misyon yükleme aman :)

Yukarıda alıntıladıgım yazında Demogoji yi hemde Geri Vites yapacak kadar ustalık göstermişsin.
Sana boşuna Demogog demedim yani...!!
 
Son düzenleme:
#59
Marinaleda, vaktim çok azaldı. kısaca ve hızlıca yazayım; "politika sadece budur" demiyorum. Yazdıkların genel ve soyut ifadeler. Oysa ben daha somut ve tartıştığımız konuyla ilgili yazıyorum. Senin yazdıkların biraz havada kalıyor genelikle. Öcalan'ın Esad'a mektubunu değerlendirirken de böyle olmuştu.

Onun tavrını, yani Esad'la anlaşma ve zayıf da olsa bir ihtimali zorlama, gereğinde tatlı dille tehdit etme, uyarma, anlaşmaya yanaşma yaklaşımını sen "diplomasi" diyerek geçiştirmeye çalıştın. Bunun üzerinden kendi düşünce modelini savunma eğilimine girdin. Ben de uzun uzun yazmak istemediğimden, sana o kısa, gülenyüz simgeli cevabımı yazmıştım.

Evet, nereye kadar, ne ölçüde... böyle ele almalısın konuları. Sense sadece kendi ideal modelin açısından ele alıp, buna uymadığında "diplomasi" vb diyerek geçiştirme, önemsizleştirme eğilimindesin.

İki ayrı meseleyi birlikte alıp birbirine karıştırıyorsun. Bu nedenle de yazıların, tek satırlı da olsa, çok satırlı da olsa karışık oluyor.
 
#60
Alevliyıldız,
sen varya sen :) O kadar tehlikeli ve kurnazsın ki, kelimelerle dans ederek her istediğimi kılıfına uydurarak gerekirse örnekleme yaparakta söylerim diyorsun...
Aşağıdaki açıklaman buna bariz bir örnektir. Esas sorun kendini herkesten Zeki sanıyor olmanda saklı. Hani sen ''Solcu''sun ya, diyorum ki İyi bir ''Solcu'' olmak için sadece Zeki olmak yetmiyor, Vicdanlı ve hesapsız olmak önşartıdır senin kıytırık ''Solcu'' kimliğinin zeminini oluşturan. Ben seni daha iddialı sanıyordum, ''Solcu'' çıktı Şapkadan :)

İş bitimi çocuklara Eti Puff alıp evine git, onlarla ilgilen, burada beni ve Marinaleda 'yı es geç, Suat abiyle dans edemezsin :))))
Not: Eti Puff çocukken en sevdiğim ürün olduğu için önerdim, bunada misyon yükleme aman :)
Çıkayım diyorum, çıkamıyorum. İşim beni bekliyor. Ben burada cevap yetiştirmekle uğraşıyorum. Bu bir şaka olmalı! :)

Bak, cevap vermiş olmak mesele değildir. Önemli olan, anlamlı ve doğru cevap verebilmektir. Sen böyle yapabiliyor musun?

Bana karşı, beni zorlayan bir cevap verebiliyor musun? Sadece bir şeyler yazmış oluyorsun. Bunu herkes yapabilir.

Hakkımda nasıl haksız ve insafsız ithamlarda bulunuyorsun. Sabırla sana göstermeye çalışıyorum. Senin sağduyuna, insafına, aklına seslenip dürtüyorum. Göremeyeceğine ihtimal veremiyorum. Ve göremediğinde sürekli şaşırıyorum.

Çocuklara şunu al vb... Bu ehh, bir espri... Ben de espri yapıyorum. Ama sadece o kadar değil, bir şeyler de anlatmaya çalışıyorum. Ya sen?..
 
Üst