Modernite Solunun Ataerkil Zihniyeti Üzerine

#1
Sol sosyalist hareket var olan kapitalist uygarlığa karşı mücadelesinde maalesef bu uygarlığın kullandığı terimlerle kendi teorisini yazarak büyük bir hata etmiştir.Devletçi uygarlık kent-sınıf-devlet üçlemesi ile birlikte kadının toplumsal yaşamdan dışlanması etki-tepki şeklinde büyük direnişlerle protesto edilmiştir ve bu sistemden kuyrtulmaya çalışılmıştır.Fakat maalesef hiçbir direniş akımı devletçi uyygarlığı yenip kadının bu aşağılanma sürecini bitirebilecek bir örgütlenmeyi yaratamamışitır.

Dini hareketler devletçi uygarlık karşısında kendilerini geliştirselerde var olan eril zihniyeti devam ettirmişlerdir.Kadının erkeğin vücudundan yaratıldığı gibi aşağayıcı ifadelerle kadın yerden yere vurulmuştur.Zaten dini hareketlerin bu hiyerarşik zeminden çıkamamsının sonucu feodalleşme ve köleleşme olmuştur.

endüstriyalist dönemde de gelişen sosyalist teoriyle birlikte yürütülen mücadeleler de bir o kadar eril zihniyette devam etmiştir.Kadının sömürüldüğü gerçeğini göz önüne alsalarda marksizmin emek değer teorisiyle birlikte üretim fabrika içerisine sıkıştırılmıştır.Ev içi emek ana emeği gibi kavramlar önemsenmemiştir.Kadın mücadelesi üretici güçlerin gelişmesine ve sınıf mücadelesine bağlı bir kavram olarak görülmüş Aydınlanma ile birlikte kadına verilen oy hakları kutsanmıştır(bugün tkp çevresinin kutladığı gibi).


Devrimci denilince akıllarda hep bir erkek vizyonu oluşur.Devrimci erkekler devrimi yapacaklar ve kadınlara haklarını geri verecekler.Çünkü onlar Devrimci erkekler ya ev de karısını dövse ne yazar sonuçta devrim olunca kadına haklarını verecek kişilerde bu kişiler :D

Oysa devrimci mücadelelerin gelişimine bakarsak hep bir kadın önderliği görürüz.Belki bu erk-ekler tarafından dile getirilmez ama gerçek böyledir.Bunun temelinde kadına verilen eğitim ve kadının yaşamın her alanında direnişte olmasıdır.Çünkü kadın ilerde anne olacaktır ev de bütün işleri görecektir kendi namusunu erkeklere karşı koruyacaktır vs.vs... yaşamın her alanındaki bu baskı ve sömürüye karşı kadınlar hep bir direniş halindedir.

Kadın yaşamı sosyalistçedir aynı zamanda.Klanların temelini oluşturan anneden ayrılmama ve paylaşım duygusu vardır.Klan ortaklaşması anne nin öncülüğünde gerçekleşir.Kadınların yaşamın her alanında paylaşıma meyilli ve onu bir şekilde içselleştirmiş olmasının nedeni bu dur.Kadına doğumundan bu yana verilen eğitimde de bu vardır paylaşım ve üretim dayanışma.


Feminizme karşı modernite solunun dar sınıfçı bakışını aşmak gerekiyor.Sınıfçı olmadığı gerekçesiyle feminizme lanet okuyup kadınların kurtuluşu sosyalizmde diyenlere karşı şunu diyorum feminizm olmadan yani kadın yaşamı olmadan sosyalizm var olabilir mi ki??? bu sosyalizm ancak firavun sosyalizmidir ve devletçi uygarlığın sosyalizmidir bu.Sosyalizm insanlığın hakikati ise kadın da bu hakikatin önderi filozofudur.


FEMİNİZMDE ISRAR İNSAN OLMAKTA ISRARDIR
ERK-EĞİ ÖLDÜRMEDEN BU İŞTEN ÇIKAMAYIZ
ERK-EK ZİHNİYETİNDEN KURTULMAK ŞART.
 
#2
Ev içi emek ana emeği gibi kavramlar önemsenmemiştir.Kadı n mücadelesi üretici güçlerin gelişmesine ve sınıf mücadelesine bağlı bir kavram olarak görülmüş Aydınlanma ile birlikte kadına verilen oy hakları kutsanmıştır(bugün tkp çevresinin kutladığı gibi) .
sevgili marinaleda.. marksizm cephesinde burada kutsanan bir şey yok.. aksine kötülenen., itelenen., küçümsenen bir şey var.. kadınların seçme seçilme hakkı mücadeleleri., erk-eklere verilen genel oy hakkı ile "sınıf mücadelesinden" ayrıştırılmıştır..
1852'den önce., kadın-erkek tüm alt sınıfın seçme ve seçilme hakkı mücadelesi ortaktı.. "sınıf mücadelesi"nden sayılıyordu.. 1852'de erk-eklere bu hak verildiğinde kadın es geçildi.. sadece kadın da değil.. aslında ilk seçme seçilme hakkını kazananlar., alt sınıflar da değildi..
yani.. marksizm o kadar burjuva hayranıdır ki., yapılanı adevrim olarak abartmadan duramaz.. bu alışkanlık t.c. marksistlerinde devam eder., 1923 t.c.sine övgülerle devam eder..

1789 o değerli devrim!! seçimleri ve parlamentosu kimlere açık.. oy verme hakkı olanlar öncelikle, aktif yurtdaş(1) olacak.. "akif yurtdaş" olmak da yetmiyor..yani.. vergi veren zanaatkar(proleter)ler oy veremiyor.. ek olarak mülk sahibi olmaları yada mülkü kiralamış olmaları(aristokrasiden kiralanana madenler., işlekler vs.)gerekiyor..

bu durum.. 1852'ye kadar devam ediyor.. aktif yurtdaşların tümüne seçilme olmasa da oy hakkı veriliyor.. ama kadınlar bu hakkı 1945 sonrasında savaş sayesinde kazanıyorlar..

demem o ki., sınıf mücadelesi katına erebilen şeyler., burjuvazinin sadakaları.. hatta belirli sınıflara verilen sadakaları oluyor.. ne cinsel., ne etnik ayrımcılık ne ekolojik katliam marksizmin sınıf mücadelesi katına eremiyor.. en iyimser yaklaşımları ile demokrasi mücadelesinden sayılırken., bunun hakkı yine burjuva devrimine veriliyor..

biz komünarlar.. sadece egemenliklerle hesaplaşmıyoruz.. egemenliklerin eteklerinden düşen tüm ideoloji-zihniyet-kültür-inanç ve pratikleri ile de hasaplaşıyoruz..

bunları söylerken elbette marksistleri düşman ilan etmiyorum.. onlarda yola çıkarken komünizm amaçlı yola çıktılar.. ama yolları ve yöntemleri eksik-hatalı zeminler taşıyordu yada hiç sorgulamadılar..
bu anlamda öncelikle komünarlar olarak bizler kendimizi sorgulayacağız.. aynı zeminler bizde ne kadar kaldı ne kadar aşıldı sorgulayacağız.. ayrıca biz erkkeller., en başka erk-ek zihniyetini sorgulayacağız..





(1) aktif yurtdaş.; [FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]Krall[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ğ[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]n neresinde olursa olsun, en az[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ndan üç i[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ş [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]günü de[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ğ[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]erindeki vergiyi ödemi[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ş [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]olmak ve bunu belgelemek[/FONT][/FONT]”.. "[FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]iflas eden ya da borçlar[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]n[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ödeyemez duruma gelen ve alacakl[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]lar[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]taraf[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ndan verilmi[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ş [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]herhangi bir aklanma ka[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ğ[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]d[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ı [/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ortaya koyamayan ki[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]ş[/FONT][/FONT][FONT=TimesNewRoman,Italic][FONT=TimesNewRoman,Italic]i[/FONT][/FONT](1791 anayasası)

 
#3
endüstriyalizmin yükseldiği dönem itibariyle erkek sanayi işçileri döneminden bahsediyoruz.Markzimde hep bunları görerek kendi teorisine temel yapmıştır.Yani kapitalist toplum sanayi toplumudur demiştir ve diğer üretimsel biçimleri geri görmüştür.erkek işçiler de bu sistemin bel kemiğini oluşturdukları için(çünkü kadın emeği değersiz) sınıf mücadelesini buna göre yorumlamışlardır.

benim dikkat çekmek istediğim nokta ise laiklik ve aydınlanmaydı.Kadını oturduğu evinden dışarı çıkarıp kapitalist devletçi sistemin bir elemanı haline getirilmesi de bunun içindedir.Böylece kadınlar evlerinde ve köylerde gerici faaliyetler yürütürken şimdi kapitalist koşullara uyum sağlayarak ilerici hale geldiler.Cumhuriyet kadını oldular bir bakıma.
 
#4
endüstriyalizmin yükseldiği dönem itibariyle erkek sanayi işçileri döneminden bahsediyoruz.Markzimde hep bunları görerek kendi teorisine temel yapmıştır.Yani kapitalist toplum sanayi toplumudur demiştir ve diğer üretimsel biçimleri geri görmüştür.erkek işçiler de bu sistemin bel kemiğini oluşturdukları için(çünkü kadın emeği değersiz) sınıf mücadelesini buna göre yorumlamışlardır.
ilginç ve değişik bir bakış ve bana doğru geldi.. evet.. sanayi alanında önceleri genelde erkekler yer aldı.. kadınlar ise kentte ortaya çıkan hizmet sektörü ve sanayiye yan destek alanlarında konuşlandırıldı..
ev emeği yada ev kadını o dönemde de yoktu.. olanlar ise., küçük ve orta sınıf ve burjuvazi sınıfı içinde geçerliydi.. zaten al kesim hariç çoğunda evde hizmetçi vardı.. marksın., engelsin bile vardı.. bunu eleştiri olarak söylemiyorum.. politik faliyetler yüzünden buna gereksinim duyulmuştur.. buradaki eleştirim.. bizzat gördükleri halde bu emeği dikkate almamalarını ile ilgili olacaktır..
bana göre nedeni şudur.. mülkiyet ve devri erk-ek üzerinden işlediğinden dolayı marksizm de mülkiyetsizliği savunmasına karşın mülkiyetin ilerlemesini ilericilik saydığından dolayı erkek mantalitesinden kopamamıştır..

gelinen aşamada kadın emeği dikkate alınıyor ve zaten bazı alanlarda emek faliyetlerinde kadın becerisinin daha yararlı olduğu da ortaya çıktı.. 1960'larda örneğin., elektronik cihazların montajında kadınlar tercih ediliyordu.. kaba ve ağır işçilik isteyen işlerde ise erkek..

benim dikkat çekmek istediğim nokta ise laiklik ve aydınlanmaydı.Kadını oturduğu evinden dışarı çıkarıp kapitalist devletçi sistemin bir elemanı haline getirilmesi de bunun içindedir.Böylece kadınlar evlerinde ve köylerde gerici faaliyetler yürütürken şimdi kapitalist koşullara uyum sağlayarak ilerici hale geldiler.Cumhuriyet kadını oldular bir bakıma.
kadının amak faliyetleri alanına "sokulmasının nedenlerini yukarıda anlattım.. aslında kadınlar "katlamalı proleter"dir.. hem emek alanında hem de emek alanı araçlarının üretimini ve devamlılığını sağlayan aile içi emek faliyetlerinde yer almakla katlamalı proleterdir.. erkek ise çift karakterlidir.. emek faliyetlerindeki rolü ile proleter.. ama ailede burjuvadır..

modern cumhuriyet kadını işleri hikayedir.. gerek sistem hukuku ve kurumları gerek ise toplumsal yaşam içinde eskiden ne durumsda ise halen o durumdadır..


tıpkı.. kölenin el konulan beden olarak değilde ücret satan konuma sıçraması gibi.. aslında hem direnişler-isyanlar hemde sermayeye maliyet nedeniyle böyle olmuştur..
yani.. ortada ilerleme falan yok.. atomun parçalanması bilimsel ilerleme ise., atom bombası onun mülkiyetçi sistem adına ilerleyen ve işleyen yanıdır.. gen bilimindeki gelişmeler bilimsel ilerleme ise., gdo'lu tarım üretimleri doğayı kaar amaçlı zehirleme ilerlemesidir..

kadın da böyle.. kapitalist modernitenin ilerlemesi sürecindeki kadın ilerlemesi "meta" olma yolunda bir ilerlemedir.. aile adına erkek için., pazar adına erkek için.. aslında sermaye ilerlemesi için..
 
Üst