Ölüsever “Komünistler” Yaşamaktan Korkandır

#1
Gündelik yaşamdaki davranışların ve eylemlerin nedenleri vardır. Bu nedenler yapılan davranışın sonuç olduğunu belirler.
Yani her eylemin, her davranışın, her rüyanın bir nedeni vardır. İnsan doğasında hiçbir şey kendiliğinden oluşmaz.
“Ölüsever Komünistler Yaşamaktan Korkan” diye bir başlık kullandım ve bu başlığın somut deneyini anlatmak zorundayım.
Devrimci kurumlar, ‘şehit’, ‘ölümsüzdür’, ‘kahraman’, ‘şehidin yolundan gitmeli’, ‘ölü mitosları’ bu kavramları zenginleştiren bir hal içindeler. Neden mi?
Yaşamaktan korkuyorlar.
Yaşam- Ölüm diyalektiğini anlamamışlardır.
“Ölüsever” mantığı egemenlerin mantığıdır. Kapitalistler insanların ölmesini ve kanının akmasını isteyen ve ezilenlerin bilincine bunu sınıflı toplumun varlığından bugüne bilinçlerine yerleştirmiştir. Bunu kapitalistlerin istemesi onların kapitalist sisteminin varlığı bu yöndedir.
Kapitalist istese de bunu değiştiremez. Böyle bir gücü yoktur.
Bir hayvanı canlı canlı derisini yüzüp, bu deriyi giyen Kapitalist Kadınların da ölüsever bir bilinçleri vardır. Yani yaşamaktan korkuyorlar. Yaşamın anlamında değillerdir.
Kapitalist kadın, geçmişteki sınıflı toplumdaki egemenlerin ve “ölüsever” komünistleri yansıtmaktadır.
Yaşam nedir?
Yaşam bir canlı gibi yaşamaktır.
Kapitalist toplumda yaşamak nedir?
Kapitalist toplumda işçiler ve kapitalistlerin kendi sınıflarıyla aynı çizgide buluşmaktadırlar. Yaşamı aynı şekilde anlamlaştırmakta ve aynı şekilde anlamsızlaştırmaktadırlar. Kapitalist geçmişteki egemen tiplemeleri gibidirler. Ezilenler de geçmişteki ezilenlerin bilinciyle yaşamaktadır.
Kapitalist toplumda komünist olmak nedir?
Bu sorunun cevabı kesin olmamakla birlikte, “ölüsever” olmamaktadır. “Ölüsever” yaşamın, kültürü, eylemi reddetmektir diye düşünüyorum.
Bir komünistin gözüne baktığınızda yaşamın sevincini görmeniz gerekmektedir. Eğer komünistin gözüne bakıp, yaşama sevincini göremiyorsanız. Yüzüne aynen şunu söylemelisiniz.
“Sende yaşama sevinci yok, “ölüsever” gibisin” eğer biraz bu konuda düşünmüşsek “ölüsever komünist olamaz” diye mantıksal hipotezimizi kurup söyleriz.
“Ölüsever” komünistler yaşatmak için uğramıyor.
Kendi yoldaşlarının üzerinde bomba patlattırıyorlar.
Kendi yoldaşlarını gereksiz silahlı çatışmalara yolluyorlar.
Bunların nedeni “ölüsever” olmaktır.
Komünist yoldaşının üzerine bomba taktıramaz.
Komünist yoldaşını ‘ölüme’ yollayamaz.
Sınıf mücadelesinde yaşamakta oluyor ve ölümde oluyor. Bunu bizi tepki olarak yansıtanların bilinçlerinde ne yatıyorsa o şekilde davranıyorlar. Onların bilincinde bir yoldaşı öldürmek varsa onu öldürmek için tasarı ve harekete geçiyorlar.
Biz bu yoldaşımızı saklamak ve yaşaması için mücadele etmeliyiz.
Yoldaşımızın yaşaması bizim yaşamdan yana olduğumuz anlamına gelmektedir.
Ayrıca yoldaşına bomba takan bir yoldaş duygusuzdur ve yoldaşlığı anlayamamıştır. Ne insanlık kalmıştır ne de insana değer kalmıştır. İnsanın yaşamak gibi bir değeri vardır.
Bu değer bütün ezilenler ve egemenler içinde korunması gerekmektedir.
Komünist, sınıf mücadelesi ve siyasi mücadelesini verirken; egemenlerin ve ezilenlerin hepsinin yaşamını korumalı ve sahiplenmelidir.
Örneğin, kaza yapmış bir kapitalistin olduğunu bilip, onu kurtarmak için uğraşmıyorsak ve onun için ambulansı aramıyorsak, benim bu komüniste tek sözüm vardır.
“Sen Komünist değilsin”
Benim gözümde ve etiğimde komünist değilsindir.
Bizler yaşamda olmalıyız, yaşamak için uğraşmalıyız.
Yaşamda mücadele vermek zordur. Bu zorluk yaşamın sevincini kavrayıp, “ölüsever” geleneğini yıkıp bir de insan merkezli düşünceyi ve Avrupa Merkezli ideoloji de tahribata uğratıp (bunların hepsi beynimizin içindeki fonksiyonlarda kendimiz değiştireceğiz) bu zorluğu yaşamın kolaylığına çevireceğiz.
Yoldaşının yaşaması için kolektif bütün birikimi ve bilinciyle hareket etmelidir. Dünya Partisi’nin aslında temel ilkesi şu olmalıdır.
“Bütün insanların yani ezilenlerin – egemenlerin hepsinin yaşamasını savunacağız. Yaşatmak bizim için en temel ilkedir.”
…
Bugünün ezilenleri ve kapitalistleri (istisnaları mutlaka vardır) ölüm, ölüm diye bir mantıkla yaşıyorlar. Komünistlerde yaşam, yaşam diye bir mantıkla yaşamalıdır.
Çekiç, Orak Umutlu Gelecektir.
Komünizm Yaşamaktır.

Aykut Şahin

Yeryüzündeki Tembel Karıncalar: Ölüsever “Komünistler” Yaşamaktan Korkandır
 
#2
Kendi yoldaşlarının üzerinde bomba patlattırıyorlar. Kendi yoldaşlarını gereksiz silahlı çatışmalara yolluyorlar. Bunların nedeni “ölüsever” olmaktır. Komünist yoldaşının üzerine bomba taktıramaz.
Komünist yoldaşını ‘ölüme’ yollayamaz.

sevgili aykut.. düşüncelerini içten bir saflıkla ifade edişine değer biçiyorum ama., bence., bazen bu ifade tarzın haksızlıklar yaratıyor..

canlı bomba denilen ama benim feda eylemi demeyi daha doğru bulduğum eylemlere karşı olmak buradan eylem biçimini eleştirmek ayrıdır.. aşağıdaki cümle "çok farklı"dır..
Kendi yoldaşlarının üzerinde bomba patlattırıyorlar.
birileri., kendi yoldaşının kendi kararı olmadan., şu veya bu şekilde "zorunlu" bırakıp bu eylemi yaptırıyor ise., bu yanlıştır.. ama bu tarz eylemi doğru bulanlar içinden biri gönüllü oluyorsa buna itiraz edemezsin.. yanlış bulursun ama eylemi yapan üzerinden onaylayanları itham edemezsin.. yarın da o kişi o işi yapabilir.. hiç bir güç hiç kimseyi feda eylemcisi yapamaz.. kendi yaşamından daha önem verdiği bir şey üzerine tehdit yoksa kişmse feda eylemi yaptıramaz.. o yüzden bu cümleyi kullandığında.. iki noktaya açıklık getirmek zorundasındır..
1- tehdit var mı?
2- feda için yapılan seçim

tehdit varsa açıklarsın yoksa bu cümle olmaz..
feda için seçimde önce eylem kararı alınır.. sonra kim-ler gönüllü sorulur.. gönllü çıkanlar içinden hengisi daha müsait bu tartışılır karar ortak verilir..

bu konuda iki film vardı.. izledim.. birinin adı girdap diğerinin adı gecenin kanatları .. ilkinde islamcı feda eyelemcisini., ikincisinde solcu feda eylemcisini anlatıyor.. ortak "anafikir" şu.. yaşadıklarına olan tepkilerden dolayı., beyinleri ykanmış., kandırırlmış., kullanılan kişiler ve kullanan kişiler.. her ikisinde de aşk!! var.. savaşma-seviş !!!
izlemeni tavsiye ederim..

Kendi yoldaşlarını gereksiz silahlı çatışmalara yolluyorlar.
olabilir.. gereksiz çatışmalara., gereksiz eylemlere sokmalar olmuştur.. hatta gerekli olan eylem iyi idare edilmediğinden., sonuçları iyi derlenemediğinden de yanlış olabilir.. bunlar., somut üzerinden tartışılır..

ama sen., her iki olguyu., kendi çerçevesinde ele almıyor.. ölü sevicilik yada ölümler üzerinden hamaset yapma ile ilişkilendiriyorsun..
gördüğüm kadarıyla bu anlamda bir karışıklık yaratıyorsun..

bunlar.. benim analizlerimdir.. üzerinde düşünmeni isterim..


 
#3
Sevgili Suat

birileri., kendi yoldaşının kendi kararı olmadan., şu veya bu şekilde "zorunlu" bırakıp bu eylemi yaptırıyor ise., bu yanlıştır.. ama bu tarz eylemi doğru bulanlar içinden biri gönüllü oluyorsa buna itiraz edemezsin.. yanlış bulursun ama eylemi yapan üzerinden onaylayanları itham edemezsin.. yarın da o kişi o işi yapabilir.. hiç bir güç hiç kimseyi feda eylemcisi yapamaz.. kendi yaşamından daha önem verdiği bir şey üzerine tehdit yoksa kişmse feda eylemi yaptıramaz.. o yüzden bu cümleyi kullandığında.. iki noktaya açıklık getirmek zorundasındır..
1- tehdit var mı?
2- feda için yapılan seçim
Bomba demek ölüm demek
Komünistlerde ölümlü yaşamlar üzerinden yaşam kuruyorlar
Yani hep ölümü düşünüyorlar. Neden yaşamı düşünmüyorlar.
Yaşamın hipotezi şunu göstermiştir ki, komünist olanın öldürülmesi, denize atılması, işkenceyle öldürülmesi vs. bilinir, ilk kez komünist olan da bunu bilir.
Yaşama hep 'korkak' hep 'çekingen' bakar.

Sevgili Suat, bilgili biri olabilirsin, doğru şeyler yazabilirsin ve bende bu iki cümleyle kendimi ifade etmiş olabilirim. Bu cümleler senin için yanlış olabilir, kafa karışıklığına yol açabilir.

Bu iki cümle üzerinden sana katılmıyorum.

Kendimce düşüncem şu ki: Kafa karışıklığı değil, ölüseverlik ve yaşamdan korkmanın sonucu olduğunu yine de düşünüyorum.

Sevgili Suat

Birileri karar alır ve bomba patlar bu cümle bir gönüllülük verse de bana göre çaresizliğin resmidir.

Neden mi?

Komünistlerin ilkeleri vardır ve bu ilkelerle yaşarlar. Her komünist kurumun ilkeleri değişkendir veya ilkeleri yoktur bu önemli değil. Burada (yine kafanı karıştırayım!) Yaptığı eylemdir.

Nasıl eylem yapmışsa, onun duruşu ve ilkesi bellidir.

Yoldaşın ölümü veya yaralı kalmasının gönüllülük üzerinden olsa da KOMÜNİST anlayışa göre yanlış olandır.

Zor durumlarda ve zor koşullarda, sistemin artık yönetilenlerin yönetilmekten vazgeçmesi krizlerinde bile bu eylemlerin gönüllülük üzerinden olsa da anlamsızdır, gereksizdir.

Neden mi?

yaşam diyalektiktir ve materyalist yani somut olanlar üzerinde yorum yapılır. Ben de somut olanlar üzerinden yazıyorum.
 
#4
Kendi yoldaşlarını gereksiz silahlı çatışmalara yolluyorlar.
olabilir.. gereksiz çatışmalara., gereksiz eylemlere sokmalar olmuştur.. hatta gerekli olan eylem iyi idare edilmediğinden., sonuçları iyi derlenemediğinden de yanlış olabilir.. bunlar., somut üzerinden tartışılır..

ama sen., her iki olguyu., kendi çerçevesinde ele almıyor.. ölü sevicilik yada ölümler üzerinden hamaset yapma ile ilişkilendiriyorsun. .
gördüğüm kadarıyla bu anlamda bir karışıklık yaratıyorsun..

bunlar.. benim analizlerimdir.. üzerinde düşünmeni isterim..
Sevgili Suat

Komünist bir bildiri dağıtırken, "en modern" ve emperyalist ülkelerde bile öldürülebilir.

Gereksiz silahlı çatışma derken, mücadelenin sürekliliği üzerine bunu dedim ve yine de tekrarlayım. 'Gereksiz silahlı çatışma' anlamsızdır ve Bir Bolşeviğin yapmaması gereken bir davranıştır.

'gereksiz silahlı' çatışmanın hangi örnek üzerinden veya yaşanmış bir olay üzerinden anlatmaya kalksak, her iki durumda da uzun bir dönem bu konu üzerinde kalırız.

Benim kişisel veya iki kişi üzerinden tartışma yürütmeyi sevmiyorum, nedeni bu tartışma beni bireyselleştiriyor yani anti-kolektif yapıyor, imkanlar olsa da bunu onlarca kişi ile tartışabilirsek

Bomba patlatmak ve gereksiz silahlı çatışmalara girmek, işçisiz yani öznesiz bir mücadeledir ki bu mücadele siyasi, komünist bir mücadele olamaz.

Sadece yankı oluşturma ve komünistler üzerinde 'korkuya' yol açar.
 
D

denizheval

#5
Aykut; Devrimciler için düşmandan hesap sormak, silahlı propaganda yapmak, dengeler elverirse mevzi savaşına girmek, gerilla savaşı vermek kaçınılmazdır. Sen konuya Ölüm - Yaşam temelinde yaklaşarak esasında Devrimci Şiddeti mahkum etmek gibi talihsiz bir hataya düşmüşsün. Bu hatadan seni hiçbir cevap kurtaramaz.
Konuya bahsettiğin Eylem temelinde ve Hedef-ortaya çıkan sonuçlar çerçevesinde yaklaşmış olsaydın sana belki hakverenler olabilirdi ama senin çıkış noktanı samimi ve dostla düşmanı ayırt eden hiçbir Sosyalist kabul edemez, etmemelidir. Bunun sonu çürümeye götürür. Dostlukla.
 
#6
eleştiri bir anlamda analizdir.. aykut arkadaşımın söylemi ile yaklaşırsam.., düz eleştiri., yani analiz içermeyen eleştiri.; gereksiz ateş etmek gibidir.. vurup etkisiz hale getirebilirsin ama sadece spor için bir avcılık işlemi olur..
oysa avcılık., yaşamı idame amaçlı ve de bununla sınırlı bir iş olmalıdır..

şunu demek istiyorum..
aykut arkadaş., farkında değil ama gereksiz eleştiri yapıyor.. bir noktaya bakıp., oraya ateş ediyor.. bu ateş işlemine.;neden niçin ve hangi sonuç gibi sorular sorulduğunda., verdiği yanıtlar bunu ortaya çıkartıyor..
ama.. aykut kompleksizdir.. dinler değerlendirir.. varsa yanıtı verir yoksa bırakır. bu anlamda.. benim yaklaşımlarım farklı olmaktadır.. bunu belirteyim dedim..

bana göre., aykut'un açmazı aşağıdadır..

Bomba patlatmak ve gereksiz silahlı çatışmalara girmek, işçisiz yani öznesiz bir mücadeledir ki bu mücadele siyasi, komünist bir mücadele olamaz.

özne işçi ise haliyle silahlı mücadele., gereksiz silahlı çatışma bomba gibi işlevlere farklı bakmayı zorunlu kılacaktır..

m-l veya aykut'un ifadesi ile bolşevik anlayışa göre.; devrimci mücadele yani iktidar mücadelesi öznesi işçidir.. iktidara işçi gelecektir.
ama es geçilen bir şey de var.. işçi üretimsel alanın da bir öznesidir.. işçiyi bu alandan çıkarttığında işçi olmaktan çıkar.. bu alandan çıkanlara zaten profesyonel devrimci deniliyor..

ana kütle olarak üretim alanının öznesi işçi., sadece iktidara yürüme aşamasında devrimin öznesi olabilir.. o aşamaya kadar değildir. onun adına bu hazırlıkları bır sınıf olmayan profesyonel devrimciler işletir.. onlara proleter devrimci demekle proleter olmazlar.. zaten çoğu da proleter kökenli değildir..

aykut.; ayaklanma aşamasına kadar olacak olan mücadelenin., silahlı mücadele olamayacağını., demiş., oluyor..
Bomba patlatmak ve gereksiz silahlı çatışmalara girmek, ................... .... siyasi, komünist bir mücadele olamaz.
buradaki bomba patlatma ve gereksiz kavramları., işin farkında olmamanın ifadeleridir..
siyasi, komünist bir mücadele ne ile oluyor.. özne ile... yani işçi ile olan mücadele..
yukarıda net ifadelerle belirttim.. işçiyi üretim alanından çıkarttığında işçi olmaktan çıkar.. demekki "özne"nin., yani, "işçi"nin.., mücadele alanı., üretim alanlarıdır.. silahı., ekonomik ve en önemlisi siyasi grevdir.. iktidara yürüme aşamasında ise üretim alanlarına el koyma(işi bırakma genel grev ve sokağa çıkma vs. anlamında) buradan silahlı ayaklanma ile iktidara yürümedir..

bu aşamaya gelinmeden., yani.; işçi sınıfı içinde derinlemesine ve genişliğine örgütlenmeden., silahlı işçi müfrezeleri aşamasına gelmeden., ikili iktidar koşulları oluşmadan., silahlı mücedele işletilemez.. en azından., özne işçiler bunu yapamaz.. olsa olsa profesyoneldevrimciler bunu yapmak zorunda kalabilir.. yakalanmamak için çatışmaya girer.. burada da şu açmaz var..

bütün işi., devrimin öznesini örgütlemek., ayaklanmaya hazırlamak olan bir örgüt., bunu bomba patlatarak., gereksiz silahlı çatışmaya girerek yapmayacağına göre.. gerekli silahlı çatışma ve bomba patlatma hangi amaçla ve gereklilikle olabilir???

silahlı mücedeleyi savunduğunu iddia eden ama işçi sınıfı öznesi ile devrim/iktidar diyen tüm politik hareketlerin içine düştükleri açmaz budur..

ayaklanma aşamasında değiliz.. ama... işçi mahallelerine grevlere., faşist paramiliter güçler., yada güvenlik güçleri silah kullanarak saldırıyor.. burada silah-bomba neden ve nasıl kullanılır.. hal böyle ise., buna uygun bir illegal silahlı örgüt kurmak zorundasındır..

işte açmaz burada başlar.. bunu yaptığında., artık., legal alanın ile illegal alanın ayrışır.. bazı "keskinler" illegal alan başat derler.. o zaman da özne olan işçiyi başat olan(illegal silahlı) değil olmayan(legal sendika-parti vs) örgütlediğine göre., özneyi örgütleyen., asıl özne içinde yer alabildiği ve üzerindeetkili olabildiği için., asıl., siyasi, komünist bir mücadele yürüten olur.. yani başat odur..
bunu da., illegal olanın dışardan denetim işletmesi ile aşmaya çalışırlar..

sorun.; bu özne tespitinde yatar..

özne.; ne? zaman., nasıl? ayaklanıp., iktidara yürüme kararı verebilir.. sadece istanbulda üretim lanında olan işçilerin ne kadarını örgütlediğinde ayaklanma koşulları oluşabilir.. ki kalan istanbul kitlesi bu öznelerden kat be kat fazladır.. bu ayrı bir sorun..

yine.; bu üretim alanındaki özneler., neden ayaklanma kararına ersin.. yaşamını idame eden., bu anlamda sürekli ücret savaşları veren., bir kütle aynı anda aynı bilinç çalar saati öttüğünde mi ayaklanacaktır..

savaşa hazırlayıp., savaşarak yürütmediğin bir kütleyi yakalandırmak.. yıllardır yazılagelen., bildirilerdeki çağrılara uymalarını hayal etmekle aynıdır.. sittin sene beklersin..

ya ciddi bir doğal afet olacak., ya bir savaş yaşanıyor olacak., bunların yarattığı toplumsal kaynama olacak ki., o zamana kadar., siyasi olarak örgütlediğin kütleleri politik kitle olarak denetleyebilesin..
1800!lerde bu olabiliyordu.. iyi bir hatipler gücü., az da olsa örgütlü yapı "kendiliğinden ayağa kalkmış" kitleleri yönlendirebiliyordu.. yada yaşanan bir savaş siçinde-sonunda bu olanaklar fazlası ile olabiliyordu..
bu politik anlayışların işi de bu anları beklemekle geçer.. o aşamalara kadar da işleri., özneye bilinç "aşılamaktır"..
ben komünizmi isteyen işçiyim zamanı geldiğinde bunun için ayaklanma işaretini bekleyeceğim.. diyecektir..
lenin'in işareti ile ayaklandı partizan.. mısraları koca bir yalandır.. zaten ayaklanmış olanlar iktidara yürüdü.. o aşamaya kadar., bolşevikler işçi-köylü-asker sovyetlerinde ne çoğunluktu ne de etkindi..
petrograd asker sovyeti olan kronştad bahriyeelri SR(sosyalist devrimciler) idi.. başka kentlerde menşevikler., narodnikler vs. vardı.. iktidara da onlar geldi..(gürcistan-ermenistan-azerbaycan-ukrayna-vs.)

kısaca.; yaşamın realiteleri ve gerçekleri dışında tarih yazmak-okumak.. sadece burjuvazinin işi değildir.. ne yazıkki bunu sosyalistler de yapar.. hatta hada afakisini "yaza"r-"okur"..

aykur arkadaşı çok iyi anlıyorum.. politik zeminlerine göre konuşuyor.. kendi zeminlerinde haklıdır!!.. ama yaşam başka işler..

anlayacağınız.. ben analiz yaparak eleştirmeyi tercih ediyorum.. hedefi tespit edip oradan vurmayı değil.. orayı hedefin kendisine göstermeyi tercih ediyorum.. elbette netleştiğim konularda.. hedefi tespit edip oradan vurma tarzı da işletilir..
örneğin.; tkip-ödp-tkp-dhkp eleştirilerim böyledir.. ama her yanlış bulduğuma bu tarzı işletmeyi doğru ve de gerekli :) .. görmem..



 
#7
Selam Denizheval

Konuya bahsettiğin Eylem temelinde ve Hedef-ortaya çıkan sonuçlar çerçevesinde yaklaşmış olsaydın sana belki hakverenler olabilirdi ama senin çıkış noktanı samimi ve dostla düşmanı ayırt eden hiçbir Sosyalist kabul edemez, etmemelidir. Bunun sonu çürümeye götürür. Dostlukla.
İşçilerin kendiliğinden devrim yapacağını bilseydim, beklerdim. Bu kadar yazı yazmaya gerek bulmazdım.

Benim yaklaşımım da dost ile düşmanı ayırt eden sosyalistler bana katılmayabilir.

Ben yine de söylüyorum ki, Şehir Gerillacılığı da yapsan, Bombayı yoldaşının üzerinde patlatsalar; yine de ikili iktidar yaratamazsın. Belki tarihte bu olmuştur (Bu alanda kitaplar okumadım) yine de kendi fikirlerimi söyleyim.

Yoldaşının üzerinde bomba patlattırmak ve bunun gönüllüsü olanların olması. İsteyerek yapmaları benim açımdan etiksel değil, komünist politik kültür herkesin anlayışında farklıdır. Zaten böyle olmalıdır, herkes aynı şeyi düşünemez.

Yoldaşın üzerindeki bomba, düşmanın mekanında patlatmak ne siyasi mücadele, ne de sınıfsal mücadele yaratabilir. Şimdi benden kanıt isteyeceksiniz, tarihte kanıtı varsa yaz diyeceksiniz. Benim bilgim yok bu alanda, sadece kendi fikirlerimi yazıyorum.

Bence bombayı yoldaşının üzerinde patlatmak siyasi değildir.

Sistemde ezilenlerin krizi yaşanıyor olsa da, bu tür eylemleri savunmam.

Yoldaşın üzerindeki bomba, senin yaşam hafızanı yok edecektir. Yaşama hafızanı şimdi diyeceksin ki, nereden çıktı bu zırvalıklar, Yoldaşın üzerindeki bomba yaşamın içindeki yaşamışlıklardan bir kısmını yok edecektir.

Yaşamdaki yaşanmışlıklar somut tarihsel olanlardır.

Yoldaşın üzerindeki bomba, geleceğe açılacak sosyalizmin ışığını getirmiş görünebilir, getirebilir. Yaşamın hafızası silinecektir.

Eğer bu yoldaş, fizyolojik olarak ölse bu kadar üzülünmeyecekti.

Yine de üzülünmeyecek çünkü yaşamın anlamı silinmiş olacaktır.

saygılar
aykut şahin
 
#8
Selam Suat

aykur arkadaşı çok iyi anlıyorum.. politik zeminlerine göre konuşuyor.. kendi zeminlerinde haklıdır!!.. ama yaşam başka işler..
yaşam elbette başkadır, bizler kendi algılamalarımızla soyutlama yaptıktan sonra somutlaştırıyoruz.

Yoldaşın üzerinde bomba patlattırma cümlemin analizini Suat, ikili iktidar ve öznenin üretimdeki ilişkilerine kadar getirdi.

Diğer yazımda ki eleştirimde veya yorumlamamda dediğim gibi, Yoldaşın Üzerindeki Bomba yaşamın hafızasını silecektir.

Bu cümlem dostla düşmanı kardeş ediyorsa, ben buradan siyasi mücadelenin 'daha' da ileride olması için yazıyorsam, ben bunu kabul ederim.

Dostla düşmanı ayırt eden Komünistlerinde bana tavır almasını da kabul ederim.

Yoldaşın Üzerindeki Bomba, benim için gereksiz, anlamsız bir şeydir. Bu cümle ile hedef vurmuyorum, hedefci veya avcı da değilim. Bunların ikisini de kabul etmiyorum.

Benim eleştiri tarzım, senin eleştiri tarzın ve yönetimle aynı olacak değil.

Benim kendi siyasi duruşumla, senin siyasi duruşun aynı paralel kenarda gidecek değil.

Benim savunduğum Kurumdaki anlayışla, benim fikirlerimin de aynı olduğu anlamına gelmez.

Buradaki yazılarında bana karşı, kesin ve acımasız bir dil kullanıyorsun, Ben bunu severim.

yani bana karşı yazı veya eleştiriyi sözlü söyleyenlerin acımasız ve keskin olmasını isterim. Bu konuda itirazım yoktur, bunu memnuniyetle karşılıyorum.

Kendi analizlerinle haklı bir yerde olabilirsin, benim için doğru değildir.

Yoldaşın üzerindeki bombanın görüntüsü ve bu görüntüsün bendeki yansıması yaşamın anlamsızlığını, gereksiz politik bir eylem oluşu, mekandaki yaşamın monotonluğunu dinamikleştirecek dinamitlere sahip olsa da gereksiz oluşu, bu gereksizliği de ezilenler üzerinde aşırı siyasi bir bilinç ani hareketlenme ve iktidara gelmesinin yolunu açıyorsa da da da

BENCE GEREKSİZ, APTALCA, AKIL DIŞIDIR.

YAŞAMIN DİYALEKTİĞİ YAŞAMIN ÖZNESİNİN DİLİ VE EYLEMLİLİĞİ BELİRLER.

ÖZNE KİMSE ONUN EYLEMİ SİYASİDİR

KOMÜNİSTLER SADECE ÖNCÜDÜR, ÖNCÜLÜK ÖTESİNDE HİÇBİR ANLAM İFADE ETMEZLER.

komünistler öncülüklerini iktidarı ele almasına yol açacak bir politik eylemliliktir. Eylemi yapanlar ulusalcı 'sosyalistler'dir.

YAŞAMIN DİYALEKTİĞİ, YAŞAMIN ANALİZİDİR ZATEN

YAŞADIĞIN TOPLUMDA ATEİST OLDUĞUNU SÖYLEMİN DURUMU SENİ HEM SİYASİ KONUMA İTER HEM DE İTMEZ. MESELA AVRUPA ÜLKELERİNDE ATEİST OLMANIN ŞİMDİKİ ANLAMI ANTİ-SİYASİDİR. BAŞKA ÜLKELERDE BUNU DİYEBİLMEN SENİ SİYASİ KILAR. SİYASİ OLMAN DEĞİLDİR EYLEMLİLİĞİN

YAŞAMIN İÇİNDEKİ DURUŞUN, DAVRANIŞINDIR SİYASİ DURUŞUN.
 
#9
sevgili aykut..
Benim eleştiri tarzım, senin eleştiri tarzın ve yönetimle aynı olacak değil.
Benim kendi siyasi duruşumla, senin siyasi duruşun aynı paralel kenarda gidecek değil.
Benim savunduğum Kurumdaki anlayışla, benim fikirlerimin de aynı olduğu anlamına gelmez.

bu llkelerin tümüne doğru diyorum.. dikkat et.. tespit değil., ilke diyorum.. yani olması gereken..
ama aşağıdaki sözlerini algılayamadım..
Buradaki yazılarında bana karşı, kesin ve acımasız bir dil kullanıyorsun, Ben bunu severim.

yani bana karşı yazı veya eleştiriyi sözlü söyleyenlerin acımasız ve keskin olmasını isterim. Bu konuda itirazım yoktur, bunu memnuniyetle karşılıyorum.

yapmış olsam itiraz etmemeni anlarım da.. ben seni acımasızca eleştirdiğimi düşünmüyor., aksine., seni., senin kendine has özelliğini dikkate alarak eleştirmeye çalışıyorum.. nedenleri vardır..
bu anlamda., sen böyle algılamış isen ben bir yerde yanlış yönelmişim demektir.. senin bundan rahatsız olmaman ayrıdır., ama ben bunu kendi açımdan hatalı yaklaşım olarak ele alıyorum.. acımasız olan yanları belirtirsen sevinirim.. bana katkı olacaktır..


Bu cümlem dostla düşmanı kardeş ediyorsa, ben buradan siyasi mücadelenin 'daha' da ileride olması için yazıyorsam, ben bunu kabul ederim.
sevgili dostum.. amacmız., düşmanı imha etmek olarak görünse de., toplumsal devrimin özü düşmanı dost haline getirmek olmalıdır.. imha etmek değil.. senin kabül ettiğin şey genel ilkedir.. imha.; zorunlu savunma amacı dışında yanlıştır..

Dostla düşmanı ayırt eden Komünistlerinde bana tavır almasını da kabul ederim.
izninle.. cümlendeki içeriği değil.. cümle kalıbını eleştireceğim.. bu cümlendeki ifadenin içeriğini ben anlıyorum.. ama cümlen farklı algılara çok açık..

bir gerilla ve illegal aktivist için., düşman kuvvetler güvenlik güçleridir.. korucudur., muhbirdir.. legal alandaki bir aktivist içinde güvenlik kuvvetleri aynı anlamı tam olarak taşımayabilir.. düşmanlık içeriğinde imha olmadığı için farklı olabilir.. ama karşısıdaki güç bunun tersi baktığından seni imha etmesi gereken düşman olarak görür.. onun işlevlerinde imha olduğundan düşman içeriği farklıdır.. senin ima olmadığından farklıdır..
demek isterim ki., cümlen düz olunca içerik anlaşılmaz olur..

benzer bir başka cümlede ..
YAŞAMIN DİYALEKTİĞİ, YAŞAMIN ANALİZİDİR ZATEN
yaşamın dilayektiğinin varlığı başkadır.. yaşamın analizi başkadır.. yaşamın diyalektiği kendi özgünlüğünde işlerken., bu işleyişin algısal analizi farklı farklıdır.. bu cümle şöyle olmalıydı..

YAŞAMIN ANALİZİNİ YAŞAMIN DİYALEKTİĞİNİN ALGILARIMIZ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE GÖRE YAPARIZ. ...çünkü.; Benim savunduğum Kurumdaki anlayışla, benim fikirlerimin de aynı olduğu anlamına gelmez.

yaşamdaki hareketlilik(diyalektiği) algılarımıza yansır.. bu algılarımızla aldıklarımızı., bilincimizde anlamlandırırız.. buda yaşamın analizidir.. bunu dışa vururuz bu da kollektif(sosyal) yaşamın zorunluluğudur..
vs. vs. bunu yaparken., dışarda nasıl algılanıra dikkat etmek gerekir.. her bilinç farklı algılayacaktır..
zaten sorular-itirazlar sonrası tekrar açımlarız.. vs. vs..

şu anda olan budur.. :)
sevgilerimle...
 
Üst