Pınar

#61
fabrikada çalışıp da iyi şiirler de yazabilen birisi, şiir gibi yaşayabilir belki. ama bu biraz zordur. çünkü karşısında boyun eğmesini gerektiren olumsuz koşullar vardır. buna karşı durabilmesi zordur.

ama insan doğası da en olumsuz koşullarda bile umudu yaşatabilme, özgürlüğe giden yolu bulup sıkıntıları aşabilme yeteneğine sahiptir. bazan sırf bu yolda mücadele edebilmesi de şiir gibi yaşama anlamına gelebilir.

boğucu çevreleyen etkenlerin etkisi altında yitip gidebilir de, onu aşabileceği bireysel çıkış yolları bulup içindeki insani özü yaşatmayı başarabilir de. bilim insanıysa bilimsel araştırmacı yanını sürekli canlı tutacağı bir gözle bakar dünyaya. heykel sanatçısıysa bir heykelci gözüyle bakar gördüklerine. müzik insanıysa notalarla anlatmayı bilir duygularını. şairse de şiir dizelerine dökebilir ama aynı zamanda şiirsel bir yaşam tarzını da tutturmuş olduğunu görecektir. zaman engelini de aşabilir, mekan ve çevre olumsuzluklarını da en aza indirebilecektir.

önemli olan o duyarlılığa sahip olmak ve o yolda ısrarla yürümektir. ama ısrardan kastım, zoraki bir inattan çok, kendi varoluşunun gereği olan, içten gelen, doğal bir ısrardır.

belki yine biraz soyut ve karmaşık kalmış olabilir açıklamam. bilemiyorum ama benden bu kadar. :) diğer arkadaşlar da belki katkı sunmak ister.
 
#62
....

...bilim insanıysa bilimsel araştırmacı yanını sürekli canlı tutacağı bir gözle bakar dünyaya. heykel sanatçısıysa bir heykelci gözüyle bakar gördüklerine. müzik insanıysa notalarla anlatmayı bilir duygularını. şairse de şiir dizelerine dökebilir ama aynı zamanda şiirsel bir yaşam tarzını da tutturmuş olduğunu görecektir. zaman engelini de aşabilir, mekan ve çevre olumsuzluklarını da en aza indirebilecektir.

"Hiç unutmuyorum, bir gün bana edebiyat öğretmenim demişti ki : 'Bir insan resim yapabilir, şarkı söyleyebilir, heykeltraş yapabilir ama; şiir yazamaz...' " Ben de diyorum ki şimdi : "Bir insan resim yapabilir, şarkı söyleyebilir, büyük bir ustalık ile bir şeyi inşaa edebilir ve güzel bir sanat eseri ortaya koyabilir, hatta ve hatta şiir de yazabilir; ama şiir gibi yaşayamaz." ...Çünkü şiir yazmak... Çünkü şiir yazmak... Çünkü şiir yazmak, şiir gibi yaşamaktır. Yaşabilmektir. Şiiri ele alırsak; şiir ha deyince yazılmaz, bunu yazan(lar) bilir. Ben genelde ya deli gibi aşık olup ayrıldıktan sonra, ya da çok aşırı derecede üzüldükten sonra şiir yazarım. ( Son zamanlarda nedense hiç yazamıyorum 20 gün öncesine kadar. ) Neyse... Arkadaşımız fabrikada çalıştığını söylemişti. Bense şiir gibi yaşamak ne demek onu kendimce yorumluyordum. Alevliyıldız arkadaşımın dediği gibi "fabrikada çalışıp da iyi şiirler de yazabilen birisi, şiir gibi yaşayabilir belki. ama bu biraz zordur. çünkü karşısında boyun eğmesini gerektiren olumsuz koşullar vardır. buna karşı durabilmesi zordur. "

Şiir gibi yaşayabilmek herkese nasip olmaz diye düşünüyorum ben. Ben de yaşayamıyorum bazen açıkçası. En son hangi mısraların arasında kayboldum? En son hangi dizede, hangi serçenin gözyaşlarını içtim bilemiyorum. Ama yine de kayboluyorum; ama yine de şiir gibi yaşıyorum...

Hani insanlar yaşları gereği bir şeylere ihtiyaç duyarlar. Çocuksundur; oyuncaklara, genç olmuşsundur; meydanlara, barikatlara, ne bileyim üç çocuk babasısındır belki de; akşam eve nasıl ekmek götüreceğim korkusu sararken, akşam eve bir gitseydim çocuklarımı görseydim, doya doya öpseydim özlemine ihtiyaç duyarsın. Ya da ne bileyim, hiç babanın elinden tutmamışsındır, annen bir kere bile saçlarını okşamamıştır ve bu rüyanın biteceğini hayal edersin. Bunlara ihtiyaç duyarsın...

Bir çocuk oldum; şiir yazdım, kendimin oyuncağı oldum, çocuk gibi yaşadım. Genç oldum; meydanlarda oldum, barikatlarda soluk soluğa boğuldum, kendi kendimin düşmanı oldum. Ve tekrar çocuk oldum, kendi kendimin annesi babası oldum. Kendi kendime verdim o en büyük şefkati. Demem o ki; hepsini doya doya kendim yaşadım. Kendi şiirimde hayatımı gördüm, onları yazdım. Her yazdığımda da neredeysem, kaç yaşındaysam onu yaşadım. Yaşamam gerekenlerin fazlasını da yaşadım; ama en güzeli şiir gibi yaşamaktı. Destanlar ağır geliyordu bana.


önemli olan o duyarlılığa sahip olmak ve o yolda ısrarla yürümektir. ama ısrardan kastım, zoraki bir inattan çok, kendi varoluşunun gereği olan, içten gelen, doğal bir ısrardır.

Çok doğru bir noktaya geldi alevliyıldız. Fazla söze gerek yok 'İçten gelen bir ısrar...'


belki yine biraz soyut ve karmaşık kalmış olabilir açıklamam. bilemiyorum ama benden bu kadar. :) diğer arkadaşlar da belki katkı sunmak ister.
Ben kendimce bir şeyler söylemeye çalıştım; ama farkındayım çok karışık oldu. Sadece içimden gelenleri yazdım. Tamamen kendimce. Son olarak şunu söylemek istiyorum: 'Her insan bir ressamın tuvalinde görebilir kendini; ama her insan bir şairin titreyen mısralarında kendisini bulamaz.'
 
#63
....' Alıntı:
şiir yazmak haddim değil gibi düşündüğüm için belki de. şairlik zor iş. herkese nasip olmaz. şair dediğin, şiir gibi yaşayabilmelidir.

Geçmiş bir tartışma konusuymuş ancak bu sözü görünce müdahil olmadan geçemeyeceğim:).."Şair dediğin şiir gibi yaşayabilmeli", sanat sanat için yapılır sözüne benzemiş.. Ve katılmıyorum

Şair dediğin yaşadığını şiir yapabılendir.Şiir yaşamdan bağımsız hayal ürünü değildir.. Bizzat hayatın kendisidir.Şiir gibi yaşamak;yaşamını mısralara göre belirlemek olurkı bu gerçekci olmaz, doğalda durmaz...Bar muhabbetcilerinin şairlik kopmlekslerinin ürünüdür bu gibi süslü ama içi boş laflar..Ve birçoklarıda kulağa hoş geliyor diye alır hemen kullanır.

Ahmet Arif, Nazım Hikmet, Hasan Hüseyin... bakınız yaşadıklarını ve tanık olduklarını,toplumsal sorunları nasılda konuşur gibi aktarırlar mısralara, sankı sohbet eder sizle, alır atar sizi o haayt sayfasına, yaşarsınız yenıden; isyanı, sevinci aşkı, gözyaşını, kahkahayı, kavgayı ...yaşatır ,içinize işler...
Şiir yaşamdan doğmuştur şairle nefes almıştır.Öylede olmalıdır...
 
#64

Geçmiş bir tartışma konusuymuş ancak bu sözü görünce müdahil olmadan geçemeyeceğim:).."Şair dediğin şiir gibi yaşayabilmeli", sanat sanat için yapılır sözüne benzemiş.. Ve katılmıyorum

Şair dediğin yaşadığını şiir yapabılendir.Şiir yaşamdan bağımsız hayal ürünü değildir.. Bizzat hayatın kendisidir.Şiir gibi yaşamak;yaşamını mısralara göre belirlemek olurkı bu gerçekci olmaz, doğalda durmaz...Bar muhabbetcilerinin şairlik kopmlekslerinin ürünüdür bu gibi süslü ama içi boş laflar..Ve birçoklarıda kulağa hoş geliyor diye alır hemen kullanır.

Ahmet Arif, Nazım Hikmet, Hasan Hüseyin... bakınız yaşadıklarını ve tanık olduklarını,toplumsal sorunları nasılda konuşur gibi aktarırlar mısralara, sankı sohbet eder sizle, alır atar sizi o haayt sayfasına, yaşarsınız yenıden; isyanı, sevinci aşkı, gözyaşını, kahkahayı, kavgayı ...yaşatır ,içinize işler...
Şiir yaşamdan doğmuştur şairle nefes almıştır.Öylede olmalıdır...
"Geçmiş bir tartışma konusuymuş ancak bu sözü görünce müdahil olmadan geçemeyeceğim:).."Şair dediğin şiir gibi yaşayabilmeli", sanat sanat için yapılır sözüne benzemiş.. Ve katılmıyorum "

Şair dediğin şiir gibi yaşabilmelidir sözü ile, sanat sanat içindir sözünü nasıl bağdaştırdınız, onu da anlamış değilim açıkçası. Garip olmuş biraz. Tamamen nesnel değil de, öznel bir düşünce olmuş. Tesadüfen bir şiir buldum. Aradığım bütün sitelerde de aynı şiirin altında "Can Yücel'in" adı geçiyor. Bakınız şiire :

ars gratia artis

aslan gene zehirlenmiş yatıyor alkol kuyusunun başında
yeleleri mızrak mızrak hep kurumuş kusmuktan
öylesine kanlanmış ki gözlerinin akları, taşların üstüne kaydı kayacak
karnına çekiyor bidüzüye ayaklarını,
tırnaklarını kesmek isteyen biri var da sanki, o istemiyor
dört yöne birden gitmek üzre yüzü, gerilmeler, seyrilmeler..
ama bir şiir aslanı ne de olsa,
kafasını kusmuklardan kaldırıp ikidebir
"ars gratia artis" diye inliyor
yani sanat sanat içindir diyor!..


Can Yücel

Sanat, sanat içindir diyor Can Yücel. Ben, bilemem. Can Yücel belki de böyle düşünüyordu gerçekten. Ya da bu şiirde anlatılmak istenen başka bir şeydi. Eğer şiirde gerçekten anlatılmak istenilen "sanat sanat içindir" sözü ise bu durumda Can Yücel'e de yüklenmen gerecek Iraz :)

Bence doğru değil tabiiki de "sanat sanat içindir" sözü. Sanat, sadece sanat için olursa, onun sanatlıktan bir eseri kalmaz bana göre. Nasıl ki bilim sadece bilim için değil, insanlık için varsa, toplum için varsa, felsefe, tıp vs... Sanat da, toplum için olmalıdır.

"Şair dediğin yaşadığını şiir yapabılendir. "

Emin ol bütün şairler öyle yapıyor.

"Şiir yaşamdan bağımsız hayal ürünü değildir..Bizzat hayatın kendisidir "

Şiir, yaşanmışlıkların "artığı" değil, bütünüdür.


"Şiir gibi yaşamak;yaşamını mısralara göre belirlemek olurkı bu gerçekci olmaz, doğalda durmaz... "

Bana göre, burada yanılıyorsunuz. Şiir gibi yaşamak, yaşadıklarını tam anlamı ile dökmektir. İçindeki nefreti, aşkı, ihaneti, yalnızlığı, arta kalan pişmanlıkların ıslığını çalmaktır. Yaşamını mısralara göre belirlemek dediğiniz zaman; gerçekten de hem şiir olmaz, hem de o, bir yaşam biçimi ol-a-maz. Yaşamını mısralara göre belirleyenler, zaten şair olamaz, şiir yazamaz. Yazdıklarını sanırlar; nitekim yanılırlar. Ve nihayetinde yaşadıklarını tam anlamı ifade edebiliyorsan, onu tam anlamı ile "şiir" diye ifade edebiliyorsan, hem hayatı doya doya yaşamış olursun, hem de şiir gibi yaşamış olursun. Sizin bahsettiğiniz olay, yaşanmamışlıkları kafada kurgulayıp, üstelik mısralar ile bağdaştırmadan yaşamaktır. Biz, yaşanmışlıkların verdiği hazdan ve bu haz nihayetinde şiirle buluşmanın heyacanından bahsediyoruz. Ve bunu da yaşamayı...

"Bar muhabbetcilerinin şairlik kopmlekslerinin ürünüdür bu gibi süslü ama içi boş laflar..Ve birçoklarıda kulağa hoş geliyor diye alır hemen kullanır."

Sanırım "şiir gibi yaşamak" sözünden bahsediyorsunuz. Her ne kadar yanlış da olsa size göre, bu sözler bir emekçinin diline yakışmayan sözlerdir. Kaç kere gittiniz bara bilmiyorum; ama ben ilk defa sizden duyuyorum bu "bar muhabbetçileri" sözünü. Ve üstelik "laf" dediğiniz "şey;" boş, gereksiz, anlamsız, aptalca kelimeler anlamına gelen bir sözdür. Size göre öyle olabilir. Dediğim gibi; sizin kendi öznel düşüncenizdir. Saygı duyarız.

"Ahmet Arif, Nazım Hikmet, Hasan Hüseyin... Şiir yaşamdan doğmuştur şairle nefes almıştır.Öylede olmalıdır..."

Güzel bir söz; fakat tam anlamı ile bana doğru gelmiyor. Şiir yaşamdan doğmuştur, şairler nefes almıştır... Şiiri doğuranlar şairlerdir. Bunun nihayetinde nefes alan ve yüz yıllardır ayakta kalan, nefes alan şairler değil, şiirlerdir. Üstadlardan kaç tanesi yaşıyor şimdi ?... Ama şiirleri...
[FONT=&quot]
AKŞAM ERKEN İNER [/FONT]
[FONT=&quot]

Akşam erken iner mahpusaneye.
Ejderha olsan kar etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun.
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.

....

[/FONT]Ahmed ARİF

[FONT=&quot]Piç Halilin matitası[/FONT]

[FONT=&quot]Bana Bir Varmış de!
Bir Varmış Bir Yokmuş deme!
İçime dokunuyor.

[FONT=&quot]Can Yücel[/FONT][/FONT]




[FONT=&quot]ACILARA TUTUNMAK[/FONT]

acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere


Hasan Hüseyin KORKMAZGİL


[FONT=&quot][FONT=&quot]
[/FONT]
[/FONT]


"Şair dediğin şiir gibi yaşayabilmeli", sanat sanat için yapılır sözüne benzemiş.. Ve katılmıyorum "

Saygı duyar(ız)...

Saygılarım ile.


-Romantik Komünist-
 
Üst