PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi ile röportaj

#1



‘KÜRT SORUNUNU ÇÖZEN TÜRKİYE, ÖRNEK OLUR’
14:34 22 Eylül 2009


Kürt sorununun Ortadoğu’nun sorunu olduğunu belirten Ahmedi, Türkiye’deki

Kürt reformunun İran, Suriye ve Irak’a pozitif gelişmeler getireceğini söyledi

‘ÇÖZÜM HER YERDE OLMALI’
İran’daki PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi ile Almanya’da 17. Kürt Festivali sırasında Türkiye’de gündemi işgal eden ‘Kürt Açılımı’nı konuştuk. Rahman Haci Ahmedi, “Biz İran’da bir Kürt partisiyiz. İran Kürtleri için mücadele ediyoruz. Ama biliyoruz ki, sonuçta Kürt sorunu Ortadoğu için ortak bir sorundur. Kürt sorunu her ülkede çözülmedikçe, asla çözülmüş sayılmaz. Irak’ta, İran’da, Suriye’de ve Türkiye’de birlikte çözülmek zorunda. Bu ülkelerde demokrasi olmazsa, Ortadoğu’ya da demokrasi yerleşemez” diyor.

‘TÜRKİYE İSTERSE YAPABİLİR’
Gazetemize özel bir röportaj veren Ahmedi, Türkiye’deki ‘Kürt Açılımı’ ile ilgili sorumuzu ise şöyle yanıtladı: “Türkiye bunu isterse yapabilir. O zaman da Ortadoğu’da çok özel, örnek bir ülke konumuna yükselebilir. İzleri çevre ülkelere de yansıyabilir. Türkiye’deki bir Kürt reformu, hem İran’da hem Suriye’de hem de Irak’ta pozitif yönde gelişmeleri getirebilir. Türkiye’den yayılacak demokrasi havası bütün bölgeyi etkisi altına alabilir. Bu yüzden Türkiye’nin yapacağı olumlu hamleler, bölgeyi etkisi altına alır.

İran’daki PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi, “Türkiye, Kürt reformunu isterse yapabilir; Ortadoğu’da örnek ülke olur. Türkiye’deki Kürt reformu, hem İran’da hem Suriye’de hem Irak’ta pozitif yönde gelişmeleri getirebilir” diyor
Saçları bembeyaz güleç yüzlü adamı bana işaret eden Almanya’daki televizyoncu arkadaşım Şükrü Yıldız, “bak, İran’daki PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi” diyor. Türkiye’de onun hakkında çıkan haberler hep şöyle başlıyor: “PKK’nin İran’daki kolu, PJAK lideri…”
Bulunduğumuz mekân Gelsenkirchen Hipodromu’nun self servis ile hizmet veren şık lokantası… Camdan dışarı baktığınızda Almanya’nın ve Avrupa’nın dört bir yanından gelmiş Kürtleri görüyorsunuz. Yılda bir kez yapılan büyük şenliğin adı “17. Kürt Festivali” olarak kayıtlara geçiyor.
İranlı Kürt lider de bu sebeple Gelsenkirchen’de bulunuyor. Ama Almanya onun ikinci memleketi olarak biliniyor. 1941’de kendi tanımıyla “Doğu Kürdistan”daki Mahabat kentinde dünyaya gelen Ahmedi 1964 yılında yüksek tahsil için Almanya’ya geliyor. Tarım Sanayi Mühendisi olan Ahmedi, Prag’da da ekonomi dalında yüksek lisans eğitimini tamamlıyor. Geliş o geliş, bir daha da İran’da
-legal olarak- yaşaması mümkün olamıyor. PJAK Lideri “sadece bir kere” diyor:
‘ŞAH GİTTİ HUMEYNİ GELDİ’
Şah devrildiğinde Humeyni’nin ilk günlerinde İran’a, doğduğum topraklara gittim!
Hazır Şah Rıza Pehlevi’nin devrildiği 1978’deki İran İslam Devrimi’ne söz gelmişken, bütün muhaliflerin desteklediği o hareketli günleri soruyorum:

»Humeyni İran’a dönerken, Şah’ın saltanatı yıkılırken siz ne düşünüyordunuz? İslam devrimini destekliyor muydunuz?
Devrimi biz yapmamıştık ama içinde ve yanında yer aldık.

»Neler yaptınız?
İran Kürdistanı Demokrat Parti (İKDP) olarak Doğu Kürdistan’da geniş biçimde örgütlenmiştik. Urmiye, Mahabat gibi kentlerde etkinliğimiz arttı.

»Hedefiniz neydi?
O dönem otonomi istiyorduk. Bağımsızlık ya da federasyon gibi isteklerimiz yoktu. Ama Humeyni hepimizin ümmet olduğunu söylüyordu. O’na göre ne Kürt, ne Azeri, ne Türk, ne Fars vardı… İran’da yaşayanların tümü Müslüman’dı, başka bir kimliğe de gerek yoktu. Tabii bu ilkel bakış açısını kabul edemezdik, etmedik zaten…
‘KDP’DE SİSTEM YOKTU’
Rahman Haci Ahmedi 1983 yılında yeniden Almanya’ya geliyor, Bonn’a yerleşiyor. 1986’ya kadar İKDP içinde yer almaya devam ediyor. Bu köklü örgüt onun 1968’de Doktor Kasım ile birlikte inşa ettikleri geniş şemsiyeli bir teşkilat… Ama bu örgütün de Ahmedi’ye uymayan yanları bulunuyor: 1986’da İKDP’den ayrıldım.

»Neden?
Ben Avrupa kültürü ile yetiştim. İKDP’de sistem yoktu. Feodal refleksler varlığını koruyabiliyordu. Daha da önemlisi belirleyici olabiliyordu. 21. yüzyılda mücadele eskisi gibi olamazdı. Modern bir sistem oturtmalıydık. KDP içinde bunu başaramayınca ayrıldım.
»Siyasi mücadele partisiz olabilir mi?
Elbette olmaz. Onun için 4 Nisan 2004’te (Kürdistan Özgür Yaşam Partisi) PJAK’ı kurdum.
PJAK NE İSTİYOR?
»PJAK’ın hedefleri nelerdir?
Biz İran’da bir Kürt partisiyiz. İran Kürtleri için mücadele ediyoruz. Ama biliyoruz ki, Kürt sorunu Ortadoğu için ortak bir sorundur. Kürt sorunu her ülkede çözülmedikçe, çözülmüş sayılmaz. Irak’ta, İran’da, Suriye’de ve Türkiye’de… Bu ülkelere demokrasi olmazsa, Ortadoğu’ya da demokrasi yerleşemez.

»Sizce Ortadoğu’da topyekûn bir demokrasi görebilecek miyiz? Böyle bir ihtimal var mı?
Olmalı… Biz o ihtimali yaşatmak için mücadele ediyoruz. İran ile Türkiye arasında şöyle bir fark var. Biz İran’da beş milletiz, Azeri, Kürt, Fars, Arap ve Türkmen… Biz İran Kürtleri olarak kültürel alanda, ekonomik alanda ve sosyal alanda söz sahibi almak istiyoruz. İran’da yasal pozisyonumuz yok, illegal olarak faaliyet gösteriyoruz. Silahımız var ama savaşmak için değil kendimizi korumak için… Çünkü İran’da PJAK üyeleri yakalandıkları zaman ya müebbet hapse atılıyorlar ya da öldürülüyorlar.

»Siz silahlı eylem yapıyor musunuz?
Hayır, eylem yapmıyoruz. Ama üzerimize gelirlerse o zaman kendimizi savunmak için silah kullanıyoruz. İran ordusunda tank, füze var bizde tabanca ve keleş… Hiç de dengeli olmayan bir durum bu…
‘KÜRTLER EN İYİ IRAK’TA’
»Sizce Kürtler bugün en rahat olarak hangi ülkede yaşayabiliyorlar?
Kürtlerin en iyi oldukları ülke bugün Irak’tır. Federal hükümetleri var. Kürt lider Celal Talabani Irak Cumhurbaşkanı oldu. En kötü koşullar Suriye’de var. 300 bin Kürt vatandaş bile değiller. Türkiye’ye gelince… Kürt’üm demek yasak değil. Radyo, televizyon, gazete yayınları var. Türkiye’de demokrasi havası var. Ama Türkler için… İran’da demokrasi hiç kimse için yok.

»Türkiye’deki Kürt Açılımını izliyor musunuz?
Eğer Türkiye Cumhuriyeti bunu isterse yapabilir. O zaman da Ortadoğu’da çok özel, örnek bir ülke konumuna yükselebilir. İzleri çevre ülkelere de yansıyabilir. Türkiye’deki bir Kürt reformu, hem İran’da hem Suriye’de hem de Irak’ta pozitif yönde gelişmeleri getirebilir. Bugün Irak’ta halen bir savaş ortamı hüküm sürüyor. Savaşın olduğu yerde demokrasi olmaz. Türkiye’den yayılacak demokrasi havası bütün bölgeyi etkisi altına alabilir. Türkiye’de bir demokrasi kültürü var. 1946’dan beri çok partili sistem hüküm sürüyor. Irak’ta ise böyle bir süreç hiç yaşanmadı. Bu yüzden Türkiye’nin yapacağı olumlu hamleler, bölgeyi etkisi altına alır.
‘ÖCALAN’SIZ ÇÖZÜM’
»Sizce Abdullah Öcalan’ın durumu ne olacak?
Benim meselem değil. Bu sorunun muhatabı Kürt halkıdır. Kürtler ona nasıl bakıyorlarsa Öcalan’ın durumu da odur. Ama şunu görmek lazım: Kürdistan’da Öcalansız biz çözüm zor görünüyor. Kalıcı barışı Öcalan sağlayabilir. Onun önerileri sadece Türkiye için değil, Ortadoğu için de önemlidir. Eğer bu hamlede de barış sağlanamazsa iki halk birbirinden uzaklaşabilir.
Geliyoruz en önemli konuya, PKK ile PJAK arasındaki örgütsel ve ideolojik bağlantının niteliğine… Haci Ahmedi’ye soruyorum:

»Size İran’ın PKK’sı diyorlar, bu doğru mu?
Türkiye’de yıllardır Kürt yoktur diyorlardı. Ama Kürtler vardı. Diyenler, kendilerine göre bir şeyler diyorlar işte… Bize de İran’da PJAK değil PKK diyorlar. Ama gerçek öyle değil. Avrupa Parlamentosu’nda 23 tane sol, sosyal demokrat parti var. İdeolojik yakınlıkları var ama örgütsel olarak nasıl farklı yapılarsa biz de öyleyiz. Yani İran’ın PKK’si değiliz!
birgün gazetesi..
 
Üst