politik sürecin bu aşaması üzerine bir değerlendirme

#1
2012 den beri yaşanan tüm olaylarda kazananın galip olamadığı., kaybedenin de mağlum edilemediği bir süreç başladı..
bu sözlerden sonra noktalı virgül koyup devam ediyorum..

aralık 2012 de tayip erdoğan öcalan ile görüşmelerin yapıldığını teyit etti.. bu resmi ağızdan ilk açıklamaydı.. ama akabinde paris'de 3 önemli pkk'li kadın yönetici katledildi., akp binası bombalandı.. yine de öcalan'nın barış çağrısı 2013 newrozunda okundu ve kck onayladığını belirtti., içeriği net olmasa da çözüm süreci için kanun çıkartıldı., akil insanlar dolaşmaya başladı., tüsiad destek vereceğini söyledi.,

ama.. bu aşamada olumsuz bir çok şey de yaşandı.. yine de çözüm süreci anlamında taraflar bitti demedi..
ama.. gerek hükümet olan parti içinden gerek devlet içinden ve dışardan çözüm sürecine itirazlar yoğunlaştı..
en önemlilerinden birisi.; “Hak-Par’ın kendilerini çözüm sürecinde muhatap alınmadığını, sadece HDP’nin muhatap alındığına dair bir söylemleri vardı” şeklindeki soru üzerine ise Arınç, şunları dedi: “Zaten görüşüyoruz. Bugünkü görüşmemiz sizlerin önünde oldu. Biz Türk kimliği ile siyaset yapan, barışçıl amaçlar taşıyan, şiddeti silahı reddeden, can ve mal emniyetini tehlikeye atmaktan kaçınan, pasif eylemi kabul eden, bütün bunları ilke edinmiş hem siyasetçilerle, hem platformlarla, hem partilerle görüşüyoruz. Söylediğiniz eleştiri yüksek bir eleştiridir. Çözüm süreci içerisinde, örgütün, İmralı’nın ve sadece HDP’nin muhatap olarak alınması eksiktir ve yanlıştır diyenler var. Ben bu düşüncelere katılan bir insanım." (bülent arınç aralık 2014)

ortada dönen dolapların netleştirmeye başladığı belirsizlikleri öcalan da vurguladı..
2014 sonunda öcalan., hükümetin süreci oyalamamasını., önerilerinin dikkate alınmasını belirtip., son mgk toplantısı ve kararlarına olumsuz vurgular yaptı..
çözümden yanalarsa biz hazırız dedi..

2015 yılına girildiğinde süreç işlesin diye gayret edenler dışında artık çözüm süreci diye bir şeyin kalmadığı görüntüsü ortaya çıktı ama tarafların bu iş bitti dediği de görülmedi..

28 şubat dolmabahçe mutabakatı kamuoyuna açıklandı ve bununla çözüm sürecinin resmen devam ettiği belirtildi ama.. tayip ne dolmabahçe ne mutabakat benim haberim yok dedi ve ekledi orada iki ayrı metin okundu.. biri yalçın akdoğana ait diğeri hdp ye dedi ve hdp metni bizi bağlamaz dedi.. dedi ama okunan metnin dışında ayrıca okunmuş bir yalçın akdoğanın metnini gören de duyan da olmadı..

bilindiği gibi.. 2015 haziran seçimleri sürecine girildi..

* seçim sonuçlarına göre akp tek başına hükümet olma konumunu kaybetti.. kaosla birlikte kasım seçim süreci başladı..
* kasım seçimlerinden akp zaferle!! çıktı..
* kasım seçimlerinden sonra bakur'da devlet terörü başladı ve buna sokaka-barikat direnişleriyle yanıt verildi..
* devlet kısa sürede bitireceğiz dedi ama direnişler yayıldı ve bitirilemedi..

geldik bu güne..
noktalı virgül öncesine dönüyorum..
2012 den beri yaşanan tüm olaylarda kazananın galip olamadığı., kaybedenin de mağlum edilemediği bir süreç başladı..

1- tayip-cemaat çatışmasında cemaat kaybetti., tayip kazandı..!! sanıldı ama ne cemaat tasfiye oldu., ne de tayip kazandı., rahatladı ve önü açıldı.. aksine daha çok ağresif bir politik pratik sergilemeye başladı..
2- çözüm süreci önemli mesafeler kaydetti ama hepsi suya yazılmış yazılara dönüştürüldü.. böylece çözüm sürecini işletenler kaybetti savaş isteyenler kazandı!! sanıldı ama., ne savaş konsepti sürecin bitmesinin meyvelerini derleyebildi., ne de çözüm sürecinden yana olanlar tamamen tasfiye edilebildi..
3- haziran seçimlerinde akp kaybetti!! sanıldı ama kazananın ve kaybedenin gerçek olmadığı kasım seçimleri ile ispatlandı.. kasım seçimleri., akp için bir zafer !! sanıldı ama o günden bu yada akp toparlanamadı., önüne koyduğu hiç bir hedefe ulaşamadı.. aksine iç yarılmalar eşiğini yaşıyor.. aynı şekilde chp-mhp de iç yarılmalar yaşıyor..

toparlarsam..
tüm bu anlattıklarım nihayetinde bir yerde netleşecektir.. ama taraflardan hangi güçler bu netleşmeye hazır yada iradesini koyabilecek ve sonuç alabilecek konumda..

yazımın sonrasında bunlara değineceğim..
 
#2
ilk değineceğim şey akp üzerinde yaşananlardır..
23 nisan başbakanı yada süper maryo prensesi alamadı.. üstelik oyundan düşürüldü.. santrançta piyon kaybı bazen çok önemlidir.. bu kayıpla birlikte çorap söküğü süreci başlar.. tayip piyonunu kendisi oyun dışına itiyorsa ortada ciddi sıkışık durumlar var demektir.. yani., farklı bir pozisyona geçecek., ya saldırı üzerinden bir savunma yada içe kapanıp sadece savunma yapacak..
her iki taktik seçenek olarak belirsizliklerle dolu..

demem o ki., tayip bu saatten sonra direksiyonu tamamen tsk ve üst bürokrasinin savaş konseptine bırakacak., kaderini bekleyecek.. bilal oğlanın italya seferi daha o zamanlardan beri bu sıkıntının varlığına işaretti. ben kaçma falan demiyorum.. vatikan mali oligarşinin en önemli silahıdır demek sitiyorum..

tayip ekibinin önünde bir seçenek kalmadı.. yani asli özne olarak kıymeti harbiyesi kalmadı sadece hareket halindeki arabada direksiyonda oturan ve önüne konulmuş güzergahta ilerleyen bir şöför konumunda..
artık direk muhatap savaş konsepti işleticisi mali oligarşidir..

ya darbe sürecini derinleştirip., almanya-italya tarzı bir iktidar yapısı yaratacak yani devlet erkini paylaşmayacak..
yada ricat kararı vermeden., ricat kararı işletip., uzlaşma arayacak..

birinci şık için.; akp(tayip)-mhp(?) ve chp(misal baykal) karışımı güçlü bir hükümet gerekli.. ama her iki malzemesinin de durumu karışık.. geriye tsk içinden gelecek bir darbe ile bu zayıf malzemeleri güçlendirerek çözüm arayabilir..
ama gerek devlet içinden(tsk-bürokrasi) ve gerek sermaye içinden(ki geneli) ve en önemlisi toplumsal muhalefet üzerinden güçlü bir direnişle karşılacaktır..
avrupa ve amerika zeminlerinde de bu anlamda sıkıntıları var.. bu yolu tercih ederse dentimi zor bir savaş-kaos süreci başlar..
ve kaybeden küresel sermayenin tümü olur.. kazanan ise orta doğuda başlamış olan dipten gelen ve artık üste çıkma aşamasına gelmiş olan dalga olur..
bilindiği gibi.. gerek 1914-18 savaşında gerek ise 1941-48 savaşında kaybettiklerini ancak 1990 da kazanabildiler ama hala tam düzeltemediler..
bahsettiğim reel sosyalizmler sürecidir.. ne kadar başarısız olunsa da yarattığı değerler yaratığı tahribatlardan daha az değildir.. yeterki değerleri doğru kullanılsın., tahribatları doğru tespit edilsin..

yaşayacağı kayıplar bu kadar net iken küresel sermaye böyle bir sürece izin verir mi? ..
verebilir.. çünkü kendi iç çatışmalarını dengeye getiremez ise., sadece bu iç çatışmalardan dolayı tüm hegomanik denetim dengelerini bozabilir.. yeniden kurmak için züccaciye dükkanına fil sokabilir.. her zamanki gibi son kartı., savaş-yıkım üzerinden toplumsal teslimiyettir.. yani., toplumsal muhalefet bu gelişmeler karşısında sistemli ve sürekli ilerleyen bir iradi süreç işletebileceğini ispatlayamaz ise bu tercih olabilir..
bölgede ırak-t.c. ve iran haricinde karşısında örgütlü-birlik haline gelen bir toplumsal muhalefet var.. bu muhalefetin var olduğu alan., bölgede şu aşamada en önemli ve etkili alan olduğu için diğer alanlardaki eksiklikler., toplumsal muhalefet için henüz çok kötü bir pozisyon değil.. ama özellikle t.c. içinde yaratılanlar genele yayılma gücüne ispat sayılabilir..

bu anlamda kck açıklamasına değineceğim..
MEDNUÇE'ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Türkiye siyasetinin bu dönemde ciddi bir kaos ve krizin içinden geçtiği tespitinde bulundu. AKP'nin ise artık çöküş sürecine girdiğini ifade eden Hozat, Hareket olarak bu dönemde bir dizi toplantılar yaptıklarını ve tarihi kararlar aldıklarını duyurdu.
Davutoğlu'nun gidişini ve HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması girişimini, 'AKP çöküş sürecine girdi' diye değerlendiren Hozat'ın değerlendirmelerinden bazı başlıklar şöyle: "Biz de bu süreçte de bazı toplantılar yaptık. Uzun bir süredir bir tartışma süreci yaşıyoruz. Kadın hareketi, Halk Savunma Merkezi, PKK bir tartışma süreci yaşadı. Bu yakın süreçte de KCK Yürütme Konseyi toplantısı yaptık. Çok önemli bir toplantıydı. Burada da tarihi önemde kararlar aldık. Özellikle Kürdistan’da demokratik özerklik direnişini geliştirme, direnişi yaygınlaştırma, daha zengin, yaratıcı tarz ve taktiklerle bu direnişi mutlak bir biçimde başarıya ulaştırma, Türkiye’nin demokratikleştirilmesi konusunda çok önemli bir tartışma ve kararlaşma süreci yaşadık. Bu anlamda demokratik özerkliği, hem Kürdistan’da, hem Türkiye’de demokratik özerklik direnişini geliştirme ve başarma konusunda önemli kararlar aldık. Genel olarak Türkiye’nin demokratikleştirilmesinde, demokratik cumhuriyet inşasının sağlanmasında çok önemli bir tartışma süreci geliştirdik ve önemli tarihi kararlara ulaştık. Yine demokratik Ortadoğu devrimini gerçekleştirmede, KCK Yürütme Konseyi toplantısında önemli kararlar aldık. Bu toplantıda alınana kararlar, bu anlamda bundan sonraki sürece de büyük bir etkide bulunacaktır.
yakın süreçte toplantıda alınan kararları kamuoyuyla da paylaşacağız. Önderliğimizin özgürlüğü ve tecridin kaldırılmasına dönük mücadeleyi yükseltme, yaygınlaştırma temelinde önemli bir kararlaşmaya gidildi.

Bu anlamda kapsamlı, güçlü bir mücadele sürecine gireceğiz. Bu sadece Kürtlerle gelişebilecek bir süreç değil. Tüm demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi bu anlamda çok önemlidir. Türkiye’de de, bölgede de ortak mücadele cephesini güçlendirmek gerekiyor.
http://ozgurgundem.biz/upload/dosya/cache/690x400/30797.jpg

bu açıklamaları dbp eş başkanı kamuran yüksel'in göz altına alındığı haberi ile birlikte değerlendirin isterim..

bu açıklama bahsettiğim bu aşamada küresel güçlere ve yerel aktörlerine ve toplumsal muhalefete hem açıklama hem de çözüm önerileridir..

bence...
küresel güçlere şunu diyor.. süreci., savaş-kaos olarak derinleştirirseniz biz hazırız ve sonuçlarına da siz hazırlanın.. yani dünya 1917 den sonra bir daha sarsılabilir.. siz kazansanız bile bu sarsıntıyı uzatabilir ama engelleyemezsiniz diyor.. yada savaş-kaos yaşanmayacak bir politik pozisyon alır., zamana yayarak kazanmayı hedeflersiniz.. bu tercihe evet deriz çünkü toplumların yaşayacakları yıkımları önemsiyoruz ve kendimize her türlü biçimde güveniyoruz diyor..
toplumsal muhalefete de.; savaş-kaos sürecini ancak ve ancak., Bu sadece Kürtlerle gelişebilecek bir süreç değil. Tüm demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi bu anlamda çok önemlidir. Türkiye’de de, bölgede de ortak mücadele cephesini güçlendirmek gerekiyor. bu gerçekliklerin gerektirdiği yapılaşmalarla aşabiliriz diyor..

geleyim ikinci şıkka..
ikinci şık olasılığı şu durumlarda geçerlidir..
1- eğer ki., kürt halk özgürlük mücadelesi rojava alanında olduğu gibi., t.c. alanında da ortaklaşmaların başarılamayacağı görülürse., yani kürtler kendi alanlarında yalıtılmış kalırsa., bunun yanında özgürlük hareketi dışında bir kürt! muhalefeti! yaratılabilirse.,
çözüm süreci yeniden başlar ama belirli hedeflerle(özgürlük hareketi legal-illegal yapıları) sınırlı düşük savaş taktiği ile birlikte işletilir..
ama.. t.c. içindeki tüm toplumsal muhalefetin ortaklaşması noktasında sistem sınırlamalar yaratabilse de ayrı bir kürt muhalefeti dinamiği yaratamayacaktır.. bu durum nasyonalist sol bir toplumsal muhalefet! dinamiklerinin gelişmesini de engelleyecektir.. çünkü savaşı derinleştiren., kürt halkından özgürlük hareketinin "kurtarılamayışıdır".. sistem., çabaladıkça savaşı derinleştirmek zorunda kalıyor.. bu da t.c. batısında istediği gibi bir toplumsal muhalefet yapılaşması oluşumunu engelliyor..
hani hep derler ya.. kürtlerin savaşı sağcılığı geliştiriyor., solculuğu engelliyor.. bu gerçek olsa idi kürtlerin politik güç olmadığı dönemlerde sol gelişirdi.. o dönemlerde gelişen solu gördük ve yenilgi nedeni de kürtler değil., kendileriydi..
2- toplumsal muhalefet rojava alanındaki gibi bir duruş yaratabilirse., kürt halk direnişi kışa kadar özellikle kentlerde dienişini sürdürebilirse., t.c. gerilla karşısında kazanma şansının olmadığı gerçekliğini unutmaz ve tsk bu anlamda akılcı olursa.,
en önemlisi ve gerçek olanı.; küresel güçler iç çatışmalarını bir uzlaşmaya evirir ve bir çözüm proğramı etrafında ortak konseptle yürütmeye karar verirse.,

şahsi düşüncem..
savaş-kaos konsepti., bölgede(özellikle suriye alanında) denetim kaybetti.. avrupa ve amerika alanlarında ciddi muhalefet var.. mali oligarşinin enerji ve finans zeminlerinde işlettiği çin ve rusya iknaları sonuç yaratmadı.. yani., mali oligarşi napolyon savaşları dahil 3 küresel savaş ile işlettiği küresel hegomanik sistem politikalarını bir 4. savaş ile işletebilecek konuma ve donanıma sahip değil.. sanırım.. savaş-kaos dışında politik-ekonomik kaos ve operasyonlarla işletecek ve savaşı lokal ve düşük tarzlarda yürütecek.. fırsat buldukça lokal alanlarda sertleştirecek.. bu öngörümü., tayip durumuna göre yapıyorum.. çünkü tayip ekibi bu konseptin bir aracıdır ve durumu ortada..
elbette burası orta doğu.. ani değişimler olabilir.. şimdilik öngörüm bu.. ama bu öngörüm henüz netleşmiş bir durum arz etmiyor.. aynı şeyi tekrar ediyorum.. ve bese hozat açıklamasını önemsiyorum.. bence aynı şeyi ifade diyor.. sürecin bu aşaması nereye evrilecek belirsiz.. biz her türlüsüne hazırız diyor.. ki bence de doğru bir pozisyon.. çünkü hiç bir olasılık diğerine tam üstün değil..

eğerki., bir seçim durumu tartışılmaya başlarsa.. yada tersi olarak başlamazsa ilk işaret budur diyebilirim.. çünkü seçimler., politik sürecin olagan akışında sistemin olagan akış içinde durum sınaması anlamındadır.. yani yeni aşamaya yeni değişim anlarıdır ama olagan dışı seçimler belirsizliklerin toplumsal kabul üzerinden netleştirilmesi için olagan olmayan tarzların işletileceği aşamalardır..

demem o ki., eylüle kadar bu süreç böyle gidecek.. sonrası...!? eylüle geldiğmizde belli olacak.. işte bu anlamda ya şimdi irade koyarsın yada eylülde başka iradelerin altında kalır yada sürüklenirsin..

farklı bir anlatım ile söylersem..
ya eylüle kadar sistemi hizaya getiririz.. yada sistem bizi hizalar..

doğru söz de şudur..
YA BİR YOL BULACAK., YA DA BİR YOL AÇACAĞIZ..
 
#3
akp ve mhp ve chp üzerinde yaratılan operasyonlar

akp içinde yaşanan davutoğlu düşürülme olayı ve olağanüstü kurultay kararı ile mhp ve chp de yaşanan olağanüstü kurultay çabaları birbirinden bağımsız değildir ama aynı zamanda neden-amaç-araç olarak., birbirinden çok farklıdır..

akp'deki olağanüstü kurultay kararı., merkez tarafından alınmıştır.. "olay"ın bu yanına dikkat çekerim.. olağanüstü kurultay kararları genelde parti içi muhalefet tarafından yada parti merkez yönetiminin yarılma yaşıyor olmasından dolayı alınır.. birincisinde muhalefet tüzük ve hukuka göre kurultay sürecini başlatır.. ikincisinde ise., merkezde ortaya çıkmış olan yönetsek çok başlılığa müdahale amaçlı., ya sürece avantajlı konumda müdahale etmek isteyen ana merkez tarafından yada çok merkezli yapıların ortak kararı olarak çözüm amaçlı gidilir..

akp olayı bunların dışında özel bir durum.. yani., ne parti içi sorunlarla ne de partinin iç yarılmalarıyla ilgili.. akp'de çok başlılık yok.. elbette muhalif kesimler var ama merkeze itiraz eden örseleyen bir duruşa yani muhalefet pozisyonuna gelmiş değiller..

demem o ki., akp kurultayının asıl nedeni dışarlıklı nedenlerdir.. akp'nin., dahil olduğu savaş konseptinin yeni aşamadaki proğramına uygun hale gelmesi gerekiyordu.. yani akp teknik olarak değişim amaçlı kurultaya gidiyor.. bu işi kurnazca yapıyor.. bu hükümet ile yeni sürece giremezdi.. ortada yeni bir proğram ilanı yokken hükümet değişimi yapmanın anlamı bellidir.. başarısız olan hüküme değişecek..

bu işi kurultay üzerinden yapacaklar., böylece hükümet üzerinden değil., yeni hükümete dahil olmayanlarla sınırlı bir kişisel başarısızlık analizleri yapılacak.. elbette bu arada teşkilat yapısındaki pürüzlü köşeler de torna tezgahından geçecek..

bana göre.. bu operasyon ne kadar kurnazca olsa da., saklamaya çalıştıkları gerçekler., çuvala sığmayan mızrak gibi.. bu anlamda bu operasyonda şimdilik sorun yok! gibi görünse de köprüden geçerken ayak kayma olayı yaşanabilir., çay tepsisi devrilebilir ve akp yarılma sürecine girebilir.. bu yaşanacak mı? yaşanmayacak mı? küresel konseptler arası çatışmalar nereye evrilir ise oradan belli olacak.. yani belirli bir sınırda uzlaşmaya evrilirse yaşanmaz., çatışma derinleşirse yaşanacaktır..

ekleyeyim.. bu kararsız dengeyi ayakta tutan hükümetin(asıl olarak devletin) bakur'da verdiği savaşla bağlantılıdır.. başarısızlıklar arttıkça savaş biçimindeki olumsuzluklar taşınamaz., örtülemez hale geldi.. yani., bölgedeki gelişmelerin yarattığı zorunlu sabır ve bazı beklentiler üzerinden savaş konseptine sunulan dolaylı destek bitiyor..
çünkü., bölgede özgürlük hareketi sürece yerleşti ve birleşik özgürlük mücadelesinin emellerini sağlamlaştırdı.. savaş konsepti bu tarzı ve başarısızlıkları ile bu temele tuğla ekliyor.. işte bu dipten gelen dalganın sürekli gelişmesi egemenlerin hepsini rahatsız ediyor..

bir yanı ile sınırlı örnek olarak verirsem.. 1917 ekim devrimini yıkma mücadelesi veren batı baktıki., ingilterenin başını çektiği bu konsept ne yaparsa yapsın., çarlık rusyasındaki devrim yıkılamıyor., aksine genişliyor.. bu yüzden abd baskısı ile ingiltere frenlendi ve en son 1921 de "ticaret" anlaşması yapıldı.. beyaz ordulara desek kesildi ama anlaşmaya göre devrim belirli sınırları aşmayacaktı.. devrim hükümeti(iktidarı) bu duruma uydu.. çünkü çatışmayı derinleştirirse elde olanı kaybetme ihtimali olacak yada kaybetmese bile yaşanacak yıkımlar sonrası olanı korumak ve yeniden kurmak zorlaşacaktı.. kısaca nash dengesi uygulandı..

sanırım.. bölgede ve t.c. özelinde bu tercih gündemde..
akp olağanüstü kurultayı.; bu tercih zorunluluğuna karşı veya bu zorunlu uzlaşmayı kabül edersek diye partiyi düzenlemek amaçlıdır..
savaş konsepti(akp eliyle) aynı zamanda bu amaçla., mhp ve chp ye müdahale etmiştir.. ama hemen belirteyim.. chp ve mhp'ye paılan müdahale sadece savaş konsepti müdahalesi değildir.. savaş konsepti karşıtı konsept de müdahale etmektedir..
örneğin., mhp olayında t.c. yagı sisteminde yaşanan farklı ve çelişik karar olaylarının temelinde bu yatar.. her konsept elindeki olanakları(devlet ve sivil) kullanıyor..

yine dikkat çekeceğim bir konu., akp üzerinde savaş konseptinin etki gücüdür.. karşıtları akp içine rahat müdahil olamamaktadır.. bence olmamaktadır., çünkü bu aşamada yaşanacak tasfiyelerde taban/kitle., merkeze bağlı kalır.. yada savaş konseptinin tabanı elde tutma avantajı şimdilik fazla..

bu pozisyon mhp ve chp nezdinde biraz farklı.. savaş konseptinin chp üzerindeki etki gücü düşük.. taban anlamında da etki araçları zayıf.. mhp üzerinde etki gücü var ama zamanında mhp den taban ve dinamik koparma amaçlı yapılan nizamı alem ve osmanlı ocakları operasyonları yüzünden kalan ülkücüler öz olarak savaş yanlısı olsa da., politik duruş olarak hasım konumundalar..

kasım operasyonu nedeniyle akp-mhp koalisyonu yapılmayınca., kalan mhp tabanı., bu kesimin dışında bir kendi iktidarları anlamında pozisyon almak zorunda kaldılar.. bu yaşananlar., politik-psikolojik bir sonuç yarattı..

demem o ki., chp de muharrem ince ve özellikle baykal gibi savaş konsepti ile ilişkilenecek yada uzlaşacak kesimler etkili değil.. kılıçtaroğlu hangi karar çıkarsa çıksın uyacak bir yapıda olduğu için., yollanması çok zor.. şu aşama dikkate alınırsa kalacaktır.. ama ciddi değişimler yaşanırsa., chp yarılır.. asena emine ülker tarhan olayı gibi bir olay daha yaşanır ama bu sefer chp savaş konsepti karşıtı cephede kesin yer alır.. zaten özgürlük hareketi bunun farkında ittifak konusunu "mevzu" ediliyor..

bu gelişmelerin herkes farkında..

yaşanan savaş üzerinden devrim!(t.c. iktidarı) hayal edenler ve savaştan devlet çıkartanlar "mevzumuz" dışında.. ama bu savaş., bu aşamada yazdıklarım anlamında politikanın bir aracı olarak önemli işlevselliğe sahip.. hatta nereye evrileceği anlamında önemli bir iradi işlevsellik..
savaş konsepti iradesi ve amacı belli.. özgürlük hareketi ise toplumsal barış ve demokratikleşme anlamında savaşarak irade koyuyor.. bu anlamda savaşı beğenmesek bile., savaş konsepti karşısında barışa ve demokratikleşmeye evrilmesi anlamında savaşan taraf olarak özgürlük hareketi(bileşenleri ile birlikte)sahiplenmemiz gereken çok önemli başat bir politik araçtır.. aynı şekilde savaş dışı alandaki mücadele de çok önemlidir..

elbette eksik de olsa eski laik işleyiş şimdikinin yanında önemli!!., elbette t.c. sunni-hanefi türk-islam formatının üst boyuta erdiği bu biçimi yerine eskiden işletilen esnek biçimi önemlidir!! ama.. artık., yetmez ama evet bir cumhuriyet asrı sadet biçimlerini savunmayı bırak politik olarak bu aşamada merkeze almak akıl işi değildir.. zaten kimse akılsız olmadığından bu işleri merkeze alanlar da küresel konseptlerden birinin yandaşlarıdır..
gizli yandaşlığın en büyük özelliği kendisi dışında herkesi yandaş ilan etmektir..

bu yazdıklarım., kendi politik görüşlerimin dışında olabildiğince objektif yapılmış analizlerdir.. yani., durumun nesnel analizidir.. kişisel görüşlerim özellikle olasılıklar ve beklentiler ve bu anlamda amaçlar anlamında farklıdır..


konuya katkı amaçlı ek analiz..
özellikle birgün ve solhaber yazılarını sıkı takip edin.. gelişmelerin farkındalar., ne kadar ahmakça yazsalar., hatta bazı noktalarda üç maymunu oynasalar da kodlamaları bu konseptlerden birine uyumludur..
bu anlamda ölü doğan bhh olayında olduğu gibi bu cephe., yani nasyonalist sol konsept tercihleri noktasında farklılar..

perinçek ne? diyorbemin algılarıma göre)., milli anayasa.. var olan anayasa değişimi talepleri., akp talepleri bile dahil., bölücü anayasadır.. 1924 formatına dönülmelidir.. hatta 1935-40 arası türk milleti formatı olmalıdır.. bu anlamda cumhuriyet asıl değişime sokacak tehlike şeriatcılık değil bölücülüktür.. bu aşamada akp hükümeti ve özellikle tayip ekibi emperyalizme ve bölücü uşaklarına karşı savaşmaktadır.. bu anlamda bölücülerle savaşa sahip çıkmak devlete/vatana sahip çıkmak demektir.. bu savaşta hükümet akp olduğu için bu zeminde akp sahiplenilmelidir ama aynı zamanda akp'nin de yer aldığı cumhuriyeti değiştirme proğramına karşı çıkılmalıdır.. bu karşı çıkış., bölücü teröre karşı savaşı örseleyecek tarzda olmamalıdır.. vs. vs. mealinde..
bu duruş kemalist "k"p ve ödp içinde mevcut.. ama açık ifade edilmiyor..

yani., t.c. formatını değiştirecek bir toplumsal muhalefet içinde yer alınmamalıdır.. bu anlamda türkiye solu kürtlerle kesin ayrışmalıdır.. t.c. bütünlüğü içinde kültürel haklarla sınırlı ama türk milleti tanımı içinde kalacak kürtlerle ilişkilenilmelidir bunu da sınıfsal birlik olarak "resmediyorlar" ama iş laiklik-kemalizm mevzusu olunca sınıf kardeşliğ aranmıyor.. aydınlanmacı herkes deniliyor.. tarihsel olarak!! en büyük aydınlatmacılar burjuvalar değil mi?.. yada şimdinin kentli küçük-orta burjuvlaarı yani jakobenler!!..

süreç., savaşın derinleşmesi olarak ilerlediğinde bu gürüh savaş yanlısı cephede yer alacaklar yani perinçek olacaklar... süreç., uzlaşmaya evrilirse., kürtler karşısında cumhuriyeti/vatanı koruyan solcular olacaklar..
türkiye solu nasyonalistlerin tarihsel genetik karekteridir.. dayandıkları devlet kanadı ne misyon biçerse onu işletirler..
 
#4
haziran ve sonrası üzerine olasılık analizleri

GİRİŞ

politik süreç., kim ne "anlatırsa anlatsın"., iki güç/özne arasında geçen bir çatışma olarak ilerliyor.. diğer güç/öznelerin asli ve önemli özneler olmadığını söylemiyorum aksine olması gereken gibi olamadıklarını vurguluyorum..
buraya virgül koyup devam edeyim..

iki güç/özne derken., devlet(t.c.) ve pkk(köh!!) demek istemedim.. egemenlerin bir konsepti(mali oligarşi) ile ezilenlerin bir konsepti arasında yaşanan bir çatışmadan bahsediyorum.. bunun en net görüntüsü rojava'dır..

bölgede abd-ab-t.c. ve kürtler ve esad-rusya-iran çatışması var gibi klasik absürt ve ahmakça tespitler bir yana., görüntüdeki güç/özneler belli..

bölge dışı aktörler olarak abd ve rusya., bölge aktörleri olarak fundamental sunni-islam., sunni-kürt(Barzani)., t.c. sunni-arap ., güçleri bir tarafta... şia-islam ve esad baas ve iran güçleri bir tarafta.. bunların dışında üçüncü güç olarak rakip tarafların işine geldiği biçimde bazen rakip tarafa eklediği bazen de taraftar saydığı özgürlükçü-demokratik halklar ve öncüsü özgürlük hareketi güçleri.. görünen bu..

asıl olarak bölgede konseptler arasında bir çatışma var.. ezenler ve ezilenlerin konseptleri..
konuyu ancak bu zeminde anlaşılır ve yaşamın gerçeklerine denk düşer şekilde analiz-tespit edebilir., çözüm üretebiliriz.. ötesi., egemenler konseptlerinden birine yamanmak demektir..

abd ile tanımlanan konseptin yada rusya ile tanımlanan konseptin bir anlamı yoktur.. gerek abd gerek ise rusya devletleri üzerindeki erksel değişimler veya çatışmalar., bu devletlerin bölgedeki konsept ilişkilerini değiştirebilir yada zorlar.. hatta bölgesel aktörlerin pozisyonlarında değişimler yaratabilir., kendi içlerinde yarılmalar yaratabilir..

ne yazık ki., genelde.. bölge ve dahi küresel politik süreçlere bakış ahmakça., kaba ve tarihsel olarak sakat.. haliyle pozisyon almalar ve çözümler de sakat..

bölgedeki var olan güç/özneleri abd emperyalizmi olarak tanımlamak rusya konseptinin anti emperyalist olduğunu iddia etmekle aynıdır.. kimileri., tamam rusya da kapitalist ülke "ama" diye başlayan cümleleri ise ahmaklık ötesi kontra işlerdir.. bu kontraların bazıları mali oligarşi adına abd karşıtı gibi görünenlerdir.. özellikle sağ ve sol nasyonalistleri keklemek amaçlıdır..

toparlarsam..
politik sürece konseptler çerçevesinde bakmak gerekir.. sonra var olan küresel ve terel aktörleri koşullar ve pozisyonlara göre tasniflemek gerekir..
 
#5
nasyonalist sol ve pozisyonları

son gelişmeleri ele alırsak...

sistemin hendek savaşları adını taktığı kent direnişleri birinci aşamasını tamamladı..
bu aşama hakkında çeşitli tespitler yapıldı..

hendek savaşlarında pkk yenildi.. hendek savaşları demokratik siyaseti örseledi hdp karşıtıdır.. bu anlamda hdp'yi de bitirdi..
bu tespitleri yapanlar haliyle bu tespitlere göre yarın öngörüleri yapmalıdır..

pkk yenildi ise kırsal alanda da yenilgi yaşadı yada yenilginin eşiğindedir.. demek ki., t.c. içinde kürt "sorunu" bu süreç ile çözüldü.. eski formata dönülecek.. yada uygun bir kürt öznesi yaratma beklentisi oluşacak..
“Hak-Par’ın kendilerini çözüm sürecinde muhatap alınmadığını, sadece HDP’nin muhatap alındığına dair bir söylemleri vardı” şeklindeki soru üzerine ise Arınç, şunları dedi: “Zaten görüşüyoruz. Bugünkü görüşmemiz sizlerin önünde oldu. Biz Türk kimliği ile siyaset yapan, barışçıl amaçlar taşıyan, şiddeti silahı reddeden, can ve mal emniyetini tehlikeye atmaktan kaçınan, pasif eylemi kabul eden, bütün bunları ilke edinmiş hem siyasetçilerle, hem platformlarla, hem partilerle görüşüyoruz. Söylediğiniz eleştiri yüksek bir eleştiridir. Çözüm süreci içerisinde, örgütün, İmralı’nın ve sadece HDP’nin muhatap olarak alınması eksiktir ve yanlıştır diyenler var. Ben bu düşüncelere katılan bir insanım." (bülent arınç aralık 2014)

bu anlayışın ikili ayağı var.. bir yanı Bülent arınç temsiliyetinde milli görüşçü islam-kürt oluşumu ama t.c. türklüğü.. ikinci ayağı ise.; kemal burkay gibilerinin temsiliyetinde nasyonalist-sol kürt oluşumu ama federasyon tarzı çözüm ile.. yani bir çeşit güney tarzı..
bu beklentilerin asıl amacı özgürlük hareketi çizgisinin bakur üzerindeki etkisini kırmak ve dolayısı ile rojavada kürt alanına daralmış bir hareket üzerinden özgürlükçü-halklar konseptinin ilerlemesini engellemek., hatta dağıtmak..

rojava'yı yaratan bakur idi.. şimdi rojava her yeri belirleyen oldu.. bu anlamda rojava sürecinde özgürlükçü halklar konseptini tasfiye etmeden bakur'da istedikleri sonucu elde edemezler.. bakur'da bir sonuç elde edemedikçe rojava konsepti ilerler..

bu gerçeklikle..
özellikle rojava üzerinde abd ve rusya dolayısı ile esad rejimi ve öso gibi öznelerin pozisyonlarında değişimler yaşanıyor.. sanırım işid bile rakka operasyonu nedeniyle pozisyon değiştirmek zorunda.. sanırım dedim.. ya herro ya merro tarzını seçebilir.. çünkü olası gelişmeler içinde yeniden güç kazabileceği ortamlar yaratabilir.. bu da abd-rusya varlığı ve şia varlığı nedeniyle gelişecek fundamental sunni islam dinamiği..

abd-rusya bunun farkında olduğu için şu aşamada rojava konseptine karşı düşmanca pozisyon alamıyor.. aynı şekilde t.c. içinde açık ve nihai saldırı ile pkk tasfiyesini de göze alamıyor.. ya olmaz ise.. ki., olmama olasılığı "hendek savaşları" ile ispatlandı.. şimdilik pkk terörüne!! karşı savaş adı ile işletilenin yarına kürtlerle topyekün savaşa evrilme olasılığının yüksekliği görülüyor.. bu oluşursa., t.c. içinde ciddi yarılmalar da yaşanacaktır.. çünkü., t.c. eski formata dönmek zorunda kalacak ve kürtler dışında herkes türktür formatı ile bu savaşa devam etsin istenecek., bu gelişme de türklüğü sorgulatacak..

bu aşamada..
türkiye solundaki enternasyonalist gelişmelere set olabilecek taktikle işletiliyor..

öncelikle bu nasyonalist sol cephenin ortak yanına değineyim..
kürt halk özgürlük mücadelesi ve pkk karşıtlığı genetik ortaklıklarıdır ama bu ortaklığın politik süreç içindeki işleyişi farklı argümanlar ve pozisyon almalar şeklinde işler.. bunun nedeni de bilinçli bir amaç üzerinedir.. t.c. formatının değişmemesi..
direk devlet sahiplenir yada dolaylı sahiplenme ve sosyalist argümanlarla devleti savunma şeklinde işletilir ama ortak hedef değişmez..
ama.. özellikle belirteyim.. işin bu sosyal-siyasal yanı toplumsal taban anlamındadır.. asıl olarak türkiye solu içindeki bu nasyonalistler kendilerine küresel konseptler içinde bir yer bulup., taraf olarak varlıklarını işletirler..

bölgedeki değişimler., daha doğrusu bölgedeki pozisyon değişimleri öncelikle bu kesimleri ürküttü..
iki kutuplu dünya düzeninin çökmesi ve lozan konseptinin işlevsiz hale gelmesi üzerine başlayan bölgenin yeniden düzenlenmesi süreci aynı zamanda küresel güçlerin iç konsept çatılmalarını da başlatmıştır..
bu çatışmada yerel aktörler taraf olmuş yada olmaya zorlanmıştır..

genel olarak mali oligarşinin savaş-kaos konsepti eski vesayet sistemlerini yanına çekmiştir.. çünkü yaratılan savaş-kaos ortamında bu sistemler varlıklarını sürdürebileceklerini sanıyor.. yine bu sistemlere göre kendini biçimlendirmiş sol kesimler de dolaylı yada direk mali oligarşi konseptine dahil oluyor.. direk dahil olanlar zaten sol görünümlü kontra hareketlerdir.. dolaylı olanlar ise., ya ideolojik zeminlerinden yada varlıklarını devam ettirebilme koşullarından dolayı mali oligarşinin konsepti paralelinde pozisyon alıyorlar..
bunların dışında mali oligarşi konsepti karşıtı konseptler ile ilişkilenmeyi tercih edenler ve iki arada bir derede popülizm üzerinden ayakta kalmaya çalışanlar vardır..

yine basit bir gerçekliğe değineyim.. abd karşıtı gibi görünenler aslında İngiliz mı6 denetiminde olan yani abd karşıtlığı hikaye olanlardır.. perinçek çizgisi bu anlamda somut bir örnektir.. bu türler mali oligarşinin sol içi araçlarıdır.. kendilerini var olan devleti savunarak ve anti emperyalist!! vatanseverlik üzerinden tarif ederler.. çünkü türkiye solunda 1923 cumhuriyeti üzerine ciddi yanlış analiz-tespitler yapıldığı için ve bu noktada sscb'nin de payı olduğu için kamufle olmaları kolaylaşır..

yine sip-tkp ve hkp gibi hareketler perinçek çizgisinin aynısıdır ama bir farkla.. perinçek çizgisinin üstüne sosyalizm şalı örterler.. bunların dışında geçmiş geleneksel çizgilerini terk etmiş ve perinçek çizgisine gelmiş ama hala geçmişin mirası üzerinden değişimlerini kamufle edebilenleri vardır.. bunlar da ödp ve dhkp türleridir..

bana göre.. bu saydığım hareketlerin merkezleri kontralaşmıştır.. mali oligarşi konsepti dahilinde hareket ederler.. tabanlarından dolayı politik süreç içinde farklılık gösterirler..

toparlarsam..
türkiye solu içindeki ayrışmayı nasyonalistler.; mali oligarşi konsept dahilinde olanlar merkezleri kontra ama tabanları farklı hareketler ve kendini yaşatmak amaçlı konsepte dolaylı dahil olanlar..
enternasyonalistler.; küresel konseptler dışında kalanlar ama bazıları hala eski ideolojik bozuk zeminlerini temizleyememiş oldukları için mali oligarşi konsepti dahilinde olmasalar da diğer küresel konseptlere yer yer dahil olanlardır..
bunların dışında., sol sayılan yada sayılmayan ama kendilerini sol olarak gören liberal sol.; bu kesimler çeşitlidir.. toplumsal taban anlamında güçleri yoktur ama entelektüel alanda devlet ve toplumun kaymak tabakası arasında etkili olabildikleri için., politik süreç içinde öznedirler.. mali oligarşi konsepti karşıtı konseptlere dahildirler.. bunlar genelde ab'ci olarak tanımlanır.. bunlar da nasyonalist damar taşırlar ama daha çok devlet üzerinden değil., devletin vatandaşı tanımı üzerinden nasyonalizmi işletirler..

rojava sürecinin netleşmesi küresel(emperyalist) konseptler karşısında eşit özne olarak bir konsept olabilmesi ve böylelikle küresel(ezilenler anlamında) enternasyonalist bir konsept olma sürecine girmesi., bölgedeki politik dengeleri değişime zorladı.. çünkü politik süreç içindeki konseptler pozisyon değiştirmek zorunda kaldı..

rojava süreci olmasaydı., suriye esad rejimini rusya bile kurtaramazdı.. nuseyri alanları ile sınırlı varlık sürdürebilirdi.. ki bu zaten küresel konseptler dahilinde ortak bir kabuldü.. mali oligarşi konsepti bölgede savaş-kaos sürecinin derinleşmesi amacıyla sonucu belirsiz bir suriye yıkımı işletti ama karşısına rojava çıktı ve sürece yerleşti.. bu gelişme., mali oligarşi konsepti karşıtlarının elini güçlendirdi.. mali oligarşinin savaş-kaos işleyişini örseledi yada değişime zorladı..

ama.. bu gelişmeler aynı zamanda lozan konseptinin en önemli özelliği olan kürt halkının parçalanmışlığı ve statüsüzlüğü ve bu durumun devam edemeyeceği haliyle buna göre yaratılmış çakma ulus devlet sistemlerinin değişmesinin kaçınılmazlığı gibi gerçeklikleri ortaya çıkartı., işlevsel hale getirdi..

kürt halk özgürlük mücadelesi öncülüğü üzerinden ortaya çıkan bu gerçeklik.; kürt halkı ile dar kalmayan ve bunu tüm halkların demokratik ortaklaşması olarak çözümleyen bir hareketin eserinin olması küresel güçlerin(emperyalizm) tüm konseptlerinin ortak sorunu olması gerçekliğidir de.. yani., yeni bir komünizm anlayışının da ortaya çıkmış halidir.. bunu derken., eski ideolojik çizgilerin tümden ortadan kalkması zorunluluğundan bahsetmiyorum.. kapitalist modernite etkisinden çıkma halleri olarak tanımlıyorum..

işte.. bu gelişmeler aynı zamanda türkiye solundaki ayrışmanın da zeminleridir..
bu yüzden kürt ve pkk karşıtlığı ve bunun üzerinden enternasyonalist sol karşıtlığı nasyonalist sol anlamında., küresel konseptler içinde mali oligarşinin yanında olmayı "zorunlu" kılmaktadır.. ister kontra yapısından ister kendi özgün zaaflı yapısından dolayı olsun tümü direk yada dolaylı mali oligarşi konseptine dahil olmuştur..

oysa., nasyonalist sol illaki mali oligarşi yanında olmak zorunda değildi.. devletini/vatanını savunması için illaki artık yürütülmesi olanaksız hale gelen eski formatta inat etmesi gerekmezdi.. bunu Cezayir üzerinden yaşamış bir fransa örneği vardır.. oradaki Sol'un nasıl ayrıştığı ve taraf olduğu ve sonuçları yaşanmış örneklerdir..
bu anlamda sf içinde akseymen arkadaşın açtığı konunun okunmasını tavsiye ederim..
http://www.sosyalistforum1.net/showthread.php?t=80818

çünkü.. tak eylemleri üzerinden başlatılan kampanya aleni kontra faaliyetlerdir.. mali oligarşi ve diğer küresel emperyal konseptlerinin ortak amacı olan kürt halk özgürlük mücadelesi üzerinden enternasyonalist solu tasfiye veya daraltmak amaçlıdır..

perinçek çizgisi açık olarak., sip-tkp ve ödp çizgileri ise yarı açık ve dolaylı olarak tak ve pkk üzerinde tepinirken asıl olarak rojava düşmanlığı yapmaktadır..

bu anlamda.. tak eylemlerinin eksik-zaaflı yanlarını eleştirirken aslında nereye hizmet edildiği görülmelidir..
sadece t.c. üzerinde değil., bölgede de anti enternasyonalist bir cephe işletiliyor..

 
#6
güncelleme..
2016 mayıs ayında bunları yazmışım..
perinçek ne? diyorbemin algılarıma göre)., milli anayasa.. var olan anayasa değişimi talepleri., akp talepleri bile dahil., bölücü anayasadır.. 1924 formatına dönülmelidir.. hatta 1935-40 arası türk milleti formatı olmalıdır.. bu anlamda cumhuriyet asıl değişime sokacak tehlike şeriatcılık değil bölücülüktür.. bu aşamada akp hükümeti ve özellikle tayip ekibi emperyalizme ve bölücü uşaklarına karşı savaşmaktadır.. bu anlamda bölücülerle savaşa sahip çıkmak devlete/vatana sahip çıkmak demektir.. bu savaşta hükümet akp olduğu için bu zeminde akp sahiplenilmelidir ama aynı zamanda akp'nin de yer aldığı cumhuriyeti değiştirme proğramına karşı çıkılmalıdır.. bu karşı çıkış., bölücü teröre karşı savaşı örseleyecek tarzda olmamalıdır.. vs. vs. mealinde..
bu duruş kemalist "k"p ve ödp içinde mevcut.. ama açık ifade edilmiyor..

yani., t.c. formatını değiştirecek bir toplumsal muhalefet içinde yer alınmamalıdır.. bu anlamda türkiye solu kürtlerle kesin ayrışmalıdır.. t.c. bütünlüğü içinde kültürel haklarla sınırlı ama türk milleti tanımı içinde kalacak kürtlerle ilişkilenilmelidir bunu da sınıfsal birlik olarak "resmediyorlar" ama iş laiklik-kemalizm mevzusu olunca sınıf kardeşliğ aranmıyor.. aydınlanmacı herkes deniliyor.. tarihsel olarak!! en büyük aydınlatmacılar burjuvalar değil mi?.. yada şimdinin kentli küçük-orta burjuvlaarı yani jakobenler!!..

süreç., savaşın derinleşmesi olarak ilerlediğinde bu gürüh savaş yanlısı cephede yer alacaklar yani perinçek olacaklar... süreç., uzlaşmaya evrilirse., kürtler karşısında cumhuriyeti/vatanı koruyan solcular olacaklar..
türkiye solu nasyonalistlerin tarihsel genetik karekteridir.. dayandıkları devlet kanadı ne misyon biçerse onu işletirler..

örneğini yerel seçimlerde yaşıyoruz..

demem o ki., tayip bu saatten sonra direksiyonu tamamen tsk ve üst bürokrasinin savaş konseptine bırakacak., kaderini bekleyecek.. bilal oğlanın italya seferi daha o zamanlardan beri bu sıkıntının varlığına işaretti. ben kaçma falan demiyorum.. vatikan mali oligarşinin en önemli silahıdır demek sitiyorum..

tayip ekibinin önünde bir seçenek kalmadı.. yani asli özne olarak kıymeti harbiyesi kalmadı sadece hareket halindeki arabada direksiyonda oturan ve önüne konulmuş güzergahta ilerleyen bir şöför konumunda..
artık direk muhatap savaş konsepti işleticisi mali oligarşidir..

ya darbe sürecini derinleştirip., almanya-italya tarzı bir iktidar yapısı yaratacak yani devlet erkini paylaşmayacak..
yada ricat kararı vermeden., ricat kararı işletip., uzlaşma arayacak..

gelinen nokta birinci ön görümdür.. şu aşamada t.c. üzerinde bir mussolini-hitler rejimi var.. bu rejimlerin mali oligarşi konsepti rejimleri olduğunu belirteyim ve ekleyeyim.. muhalefetin ana gövdesi olarak tanımlananlar da aynı konseptin elemanıdır.. yani chp-iyi parti kurmayı malioligarşi konsepti muhalefet değil., bir yan elemanıdır..

hani hep derler ya.. sınıfsal bakalım.. bakalım..
var olan aşamada kapitalizmin en başat sınıfı mali sermaye iktidar-muhalefet olarak örgütlü.. üstelik sağ ve sol destekleri de tam.. bu anlamda ne akp ne chp farklı değil., chp burjuva-demokrat anlamda bile muhalefet cephesi de değil..

türk-iye solu ve bazı marksistler yanılıyor bence.. şu aşamada asıl düşman liberaller değildir.. liberalizm elbette sınıfsal olarak burjuvanın demokrasi yanlısı tarafı olarak arzı endam eder ama işlerine gelirse faşizm desteği de yaparlar.. nihayetinde sınıfsal özlerinde bu mevcut..
asıl düşmanlar cumhuriyet-aydınlanma savunuculuğu adı altında mali oligarşik konsepte çalışanlardır.. liberaller oynaktır.. bunlar da oynaktır.. perinçek en güzel örnek..

liberaller ancak devrimci durum yükseldiğinde ya da güçlendiğinde genetik özlerini işletirler.. dikkat edilir ise., kürt halk mücadelesinde de radikal olan pkk'ye düşmanlıkta geri kalmadılar..
geçmişte de aynı.. murat belge ve ekibi liberal ise 68 radikallerine destek sndular.. uğur mumcu gibi liberal olmayan faşistler karşı çıktılar.. bu durum 78 li yıllarda da sürdü..

süreci doğru okuyun demekle kalmıyorum.. süreç içindeki özneleri-olguları-nesneleri doğru tanımlayın-tasnifleyin.. yanılgıların bedeli ağır oluyor..
yerel seçimler ve yaşananlar bu anlamda önemlidir..
 
Üst