proletersosyalist'e yanıtlar

#1
teori bireyin yada ortak aklın ürettikleridir.. adı üstünde düşüncedir.. fikirdir., idea'dır.. yaşamdan alınan algısal veriler üzerinden ortaya çıkar.. burada iki akıl yürütme tarzı vardır..
birincisi.; yaşam nesneldir.. bu nesnellik insan aklında düşünceye dönüşür ama asıl belirleyen nesnelliktir.. yani idea'yı belirleyen şekillendiren nesnelliktir.. yani bu nesnelliğin kendi yasaları vardır.. idea(akıl) bunları değiştiremez ama bunlara en yakın düşünce üretirse yaşama doğru müdahaleler yapabilir der..
hani diyorsun ya.. Ben bunu söylüyorum, özsel derken kastettiğim bu. Bir devrimci sosyalistde böyle düşünmeli. Neden kendi çizgimle çelişiklik olsun burda?

şöyle.. nesnelliği red ediyorsun.. şeyleri(nesnel olan) ben tanımlar ben belirlerim hatta orda başka burda başka tanımlayabilirim diyorsun.. üstelik çizgi olarak kabül ettiğin marksizme ters bu işleri yapıyorsun..

Halkların çoğu yoksullardan oluşur. Ve halkların gerçek anlamda özgürlüklerine, haklarına kavuşacakları düzen sosyalizmdir.
halkların çoğunun yoksullardan oluşuyor olması ile sosyalizmin bu topluluğun özsel işidir anlamına gelmez.. gelse idi., marks geri halklar tanımını kullanmazdı.. kullandığı halklar avrupanın en yoksulu slav halklarıydı.. sosyalizme yakın gördükleri ise en gelişmiş olan İngiliz halkıydı..

tumturaklı cümle kurmak başkadır.. teori yazmak açıklamak başkadır.. gerçek anlamda hak ve özgürlük bir sistem özselliğidir ve tüm insanlık adınadır..
belirtmiştim ama atlamışsın.. ulusal sorun.. marksizme göre burjuva devrimlerinin işidir.. kapitalizmin tamamlandığı yerlerde olmaz.. varsa burjuva devrimleri yada ilerlemesi süreçleri içinde bir konu yada sorun!dur.. Marksist isen bu temelde konuş..

Sistem halklara sadece biçimsel haklar verebilir bunlar kırıntılardır. Ve bunları ne kadar isteksizce verdiği ve hatta vermediği ortadadır.
bunu da marksa., engelse anlat.. sistem halklara çok şey verebilir.. vermeseydi marks burjuva devrimlerine önem atfetmezdi.. ilerici-devrimcidir demezdi.. ingilterede feodal Moğol istilası yerine kapitalist İngiliz istilası yeğdir de demezdi.. Marksizm konuya istekli-isteksiz olarak bakmaz.. yazımın başında anlattığım gibi nesnel ilerlemeye göre yani üretici güçlerin geldiği seviyeye göre ele alır.. vermesi gerekiyordur verecektir.. tarihsel nesnel bir zorunluluktur der marks..

mevzu günümüz ise.. cümleni ona göre kur.. genel yazma.. somuta gel..
Şimdi soru şu; kırıntılar için uzlaşacak, kırıntılar için sömürülmeyi kabul mu edeceksiniz yoksa ikirciksiz bir savaş mı işleteceksiniz?
öncelikle kırıntı dediğin nedir? ve bu kırıntı hangi sınıfın tarihsel nesnel görevidir.. bunlarda netleşelim.. yani Marksist isen ona göre değil., çbs olarak düşünce belirtiyorum dersen ona göre tartışalım..

ulusal sorunlar., sosyal-kültürel haklar., demokrasi vs. bunlar sistemin tarihsel gelişmelere göre istese de istemese de vermesi gereken şeylerdir.. hatta isteyen yokken de vermesi gereken şeylerdir.. örneğin.. kadınlara oy hakkının t.c. de olması gibi.. ortada talep yok ama veren var..

örneğin.. sistem.. ben laik bir sistem olacağım her türlü inanca eşit duracağım derken bu kırıntı mı? oluyor.. yada fes gericiliktir ben İtalyan köylü şafkasını öneriyorum dediğinde bu ilericik mi?dir.. yoksa kırıntı mı?..

kafaya takılan fes zamanında ilericilikti.. Osmanlıda buna isyan edenler oldu.. şimdi gericilik oluyor.. şimdi köylü şapkası gericilik sayılıyor mesela.. :D

aslında mevzuya gelelim..
konu kürtler.. isteklerinin hangisi kırıntı hangisi değil.. kafanda net mi?.. bana açıklarmısın.. ki.. hangisi için savaşsınlar hangisi için savaşmaya değmez diyelim..


ana dilde eğitimin sömürü ile bağlantısını da açıklarsan sevinirim.. yani ana dilde eğitim yoksa nasıl bir sömürü oluyor.. varsa nasıl bir sömürü yada var olup-olmamasının kırıntı tanımınla ilişkisi nedir..

sewnden ricam öncelikle bunlara yanıt vermen..
 
#2
Öncelikli istediğin için bu iki soruya yanıt vereceğim;

''aslında mevzuya gelelim..
konu kürtler.. isteklerinin hangisi kırıntı hangisi değil.. kafanda net mi?.. bana açıklarmısın.. ki.. hangisi için savaşsınlar hangisi için savaşmaya değmez diyelim..

ana dilde eğitimin sömürü ile bağlantısını da açıklarsan sevinirim.. yani ana dilde eğitim yoksa nasıl bir sömürü oluyor.. varsa nasıl bir sömürü yada var olup-olmamasının kırıntı tanımınla ilişkisi nedir..''


Konu Kürtler olduğu için Kürtlerden bahsettim ama bu genel bir şekilde bütün halklara, ezilenler çağrıdır. Halklara diyoruzki sistemin içinde, çeperlerinde sıkışmayın, sistemin çizdiği politik-ekonomik sınırlar içinde mücadele etmeyin bu sınırlar içinde mücadele edip kazanım elde edip etmemeye bu sınırlar içinde bakmanın sonucu sistemin yapısal olarak kendini koruması devamında ise kitleler nezdinde yeniden toplumsal meşruiyet ve rıza üretmesine neden olacak. Yani kendi ideolojisini, hattını içselleştirtecek. Bende buna karşı sistemin hegemonyasının sınırları dışına çıkacak ve vardığı sonuç sistemin kendini yeniden üretimi değil yok oluşu olacak bir mücadele tarzı inşa edilmesi gerektiğini söylüyorum. Bir devrimci sosyalist ezilen halklara bu çağrıyı yapar zaten. Devrimin çağrısını, ezenlerin tamamen alaşağı edilmesinin çağrısını yapar. Biz reformist değiliz ki sistemin sınırları dışına çıkışı sağlamayacak mücadele üzerinden kitlelere çağrı yapalım(not:silahlı bir hareket de reformist olabilir. eline silah almış ama sistem çizgisine sıkışıp kalmışsa reformisttir. burda araçtan önce amacın belirleyeciliği tekrar dikkate alınmalı).

Anadilde eğitim yoksa bu bir halkın iki kere ezildiği bir sömürü düzeni oluyor. Anadilde eğitim varsa yine ezildiği ama en azından kültürel haklarına belli ölçülerde kavuştuğu bir süreç. Yalnız sıkıntı şurda? Mücadelemizin ana eksenini anadilde eğitim gibi özünde sistem için talepler mi belirleyecek? Anadilde eğitim ve bunun gibi bazı haklar için silahlı savaşımı yada devrim mücadelesini bırakacak mısınız? Yoksa anadilde eğitim sizin sosyalist düzen kavganıza içsel, onun alt bileşeni bir olgu mu olacak? Evet bu mücadele süreci içinde devlet devrimci örgütü ve kitleleri yumuşatmak için devrimcilerin mücadele hedeflerinin bazılarını, kendini özünde sarsmayacak olanları kendi içine katabilir. Bu devletlerin taktiğidir. Yada bunlar üzerinden pazarlık süreci işletmeye çalışabilir. Ama devrimcilerin meselesi sistemledir. Ve sistemi özünde sarsmayacak hatta kendini yeniden üretmesine neden olacak talepler, uygulamalar üzerinden uzlaşı, barış gibi süreçler işletmezler.
 
#3
proletersosyalist.. konuya başlamadan önce bir şeylere değineyim.. ama bunları senden ricam olarak görmeni isterim..
gerek yaşanan süreçten kaynaklı gerek ise bendeki bıkkınlıktan ötürü bazı anlamsız konularda tartışmayı kaldıramıyorum..
örneğin yok ağa vekilleri varmış yok abd ile görüşüyorlarmış vs. bu tür şeyler inan kabak tadı verdi..

kürt halk özgürlük mücadelesi ve öncü-önder harekleti emperyalist işbirlikçisi ise böyle gören açık ifade etsin ona göre duruş sergileyelim.. bu görüş sahipleri ile ideolojik düşünsel tartışma yapmam..
inan bıkkıntı verdi.. hem sahipleniyorum ayakları hemde her türlü itham bu olmaz.. bak.. ben dhkp-ödp-kemalist-kp vs. ile ilgili tespitlerimi açık ifade ediyorum.. karşımdaki kişi ben bu hareketler hakkında böyle düşünenle ideolojik tartışma yapmam deme hakkına sahiptir.. yada yapacaksak dilimize dikkat ederek yapmalıyız.. dilimize derken ne düşündüğümüzü örterek değil., düşüncemizi açıklayan ama dikkatli kelimeler ve somut ifadeler ile yapmalıyız..

Konu Kürtler olduğu için Kürtlerden bahsettim ama bu genel bir şekilde bütün halklara, ezilenler çağrıdır. Halklara diyoruzki sistemin içinde, çeperlerinde sıkışmayın, sistemin çizdiği politik-ekonomik sınırlar içinde mücadele etmeyin bu sınırlar içinde mücadele edip kazanım elde edip etmemeye bu sınırlar içinde bakmanın sonucu sistemin yapısal olarak kendini koruması devamında ise kitleler nezdinde yeniden toplumsal meşruiyet ve rıza üretmesine neden olacak. Yani kendi ideolojisini, hattını içselleştirtecek. Bende buna karşı sistemin hegemonyasının sınırları dışına çıkacak ve vardığı sonuç sistemin kendini yeniden üretimi değil yok oluşu olacak bir mücadele tarzı inşa edilmesi gerektiğini söylüyorum. Bir devrimci sosyalist ezilen halklara bu çağrıyı yapar zaten. Devrimin çağrısını, ezenlerin tamamen alaşağı edilmesinin çağrısını yapar. Biz reformist değiliz ki sistemin sınırları dışına çıkışı sağlamayacak mücadele üzerinden kitlelere çağrı yapalım(not:silahlı bir hareket de reformist olabilir. eline silah almış ama sistem çizgisine sıkışıp kalmışsa reformisttir. burda araçtan önce amacın belirleyeciliği tekrar dikkate alınmalı).

Anadilde eğitim yoksa bu bir halkın iki kere ezildiği bir sömürü düzeni oluyor. Anadilde eğitim varsa yine ezildiği ama en azından kültürel haklarına belli ölçülerde kavuştuğu bir süreç. Yalnız sıkıntı şurda? Mücadelemizin ana eksenini anadilde eğitim gibi özünde sistem için talepler mi belirleyecek? Anadilde eğitim ve bunun gibi bazı haklar için silahlı savaşımı yada devrim mücadelesini bırakacak mısınız? Yoksa anadilde eğitim sizin sosyalist düzen kavganıza içsel, onun alt bileşeni bir olgu mu olacak? Evet bu mücadele süreci içinde devlet devrimci örgütü ve kitleleri yumuşatmak için devrimcilerin mücadele hedeflerinin bazılarını, kendini özünde sarsmayacak olanları kendi içine katabilir. Bu devletlerin taktiğidir. Yada bunlar üzerinden pazarlık süreci işletmeye çalışabilir. Ama devrimcilerin meselesi sistemledir. Ve sistemi özünde sarsmayacak hatta kendini yeniden üretmesine neden olacak talepler, uygulamalar üzerinden uzlaşı, barış gibi süreçler işletmezler
.
bu sözlerle kimlere sesleniyorsun.. var olan devlet üzerinde iktidar almayı devrim sayanlara.. bu anlamda.. bu düşüncede olan komünist bir hareket isterse ulusal zeminde yani anti-sömürgeci olarak mücadele etsin.. amacı iktidar olmaktır.. bunun içinde ayrılma ve ulus devlet yada ortak federasyon olma taleplerini savunur.. haliyle devletle savaşını bu hedef üzerinde işletir..
peki ya böyle bir hedefi ve anlayışı olamayan bir hareket ise..

sen ve bir çok hareketin en önemli açmazı budur.. pkk için hem m-l çizgisini terk etti diyorsunuz.. ki.. ettiğini de açıkladı.. hem de bir m-l hareket olduğu iddiasındaymış gibi eleştiriyorsunuz..
ben bunu teorik yetersizlik yada bağnaz izmcilik olarak görmüyorum.. tam tersi teorik sakat zeminlerden dolayı yaşanan çelişik ve tutarsız bir duruş olarak görüyorum..

pkk 1990'lara kadar m-l çizigisinde ulusal kurtuluş hareketi idi.. hedefi birleşik kürdistan ulus devleti idi..
türkiyesolu., bu hareket bu çizgide iken bile asla m-l olduğunu kabül etmedi.. oportünist vs. ama m-l diyemedi.. çünkü bu hareket t.c. vatanının bir parçasını ayırmayı amaçlıyordu..
kürtler parçalanmış., her biri ayrı parçada inkar ve asimilasyon altında zulüm altında.. bu gerçekliklere rağmen.. sürekli.. olmaz birlikte iktidar olacağız denildi.. demediler ki.. siz oradan biz burdan yola çıkalım.. siz rahatlayın parçaları birleştirin ve orta doğuda devrimi yayalım..

sonra bu hareket atılım yaptı.. türkiye solunun dibe vurduğu bir dönemde atak yaptı.. ve ayakta kalabildi..

1984 ile 1993 arasında pkk gerçekten çok zor koşullarda mücadele etti.. özal iyi anılır ama özel tim-jitem ve köy yakmalar boşaltmalar bu aşamalarda yaşandı.. yani.. özal gerçekten gereken her şeyi yaptı ama bitiremedi.. akıllı davrandı görüşelim dedi..

bu aşamada devlet ve küresel güçler bu hareketi silmek için darbe yaptı.. biz başaracağız ekibi geldi.. karayalçın-erdal inönü-çiller ve demirel ekibi kirli savaşı başlattı.. ama biten., tükenen devlet oldu.. araya küresel güçler girdi.. komplo ile son bir hareket daha yaptılar.. ama bu halk öcalana değil aslında kendi kaderine sahip çıktı.. öcalan ile kaderleri özdeşleşti..

insaf ve vicdan..
1984 bir avuç mekaplı(özal)dan politik bir halk doğdu.. kkolay mı? sanıyorsunuz.. türkiye solu yanında değil.. halkı yanında değil., ve bölgedeki her emperyalist acenta ulus devletler karşısında..
ama bu güne gelebildi..

anlatıyorsun ama kime anlatıyorsun..

bir halka ise.. o halk hala cehennemin içinde cennet yaratarak direniyor.. devrim yapacağız inşallah pd olarak ve işçi kardeşliği vs. vs. bu halk yanarken marabası köylüsü ağası ile birlikte yanıyor.. işçi nerde??..
işçiler batıda elde türk!! bayrakları linç peşinde iken kardeşlik laflarına kim kanar..

köyü yakılmış inmiş hakkariye iş yok binmiş arabaya fındık ırgatı olmaya karadenize uzanmış.. orada linç orada hakaret ne kardeşliği.. nerde türkiyesolu batıdaki "halk"ı örgütlemeyi beceremedi bari kürt halkını korumayı becerebilse.. nerde elli eleştiri elli hakaret..

senin bir tutma dediklerinden melih pekdemir., müftüoğlu aydemir yazılarını oku ne yazıyorlar.. abd ile anlaştı türkiyeyi suriye gibi parçalayacaklar demiyorlar ama mezhep etnik kavga ile parçalayacaklar diyorlar.. perinçek sözlerinden tek farkı kelimeler içerik ise aynı..

demem o ki.. buraya alıntıladığım yazına bir itirazım yok.. tek itirazım.. önce başla yap ve sonra anlat olabilir.. devrimciler akıl vermez.. kendisi yapar ve bu inşata ortak olmaya sahiplenmeye çağırır..

örneğin ben.. m-l değilim.. bu çzigiyi aynı yıllarda sorgulayarak terk ettim.. ama.. birileri iktidarı alabilecek ise bu yolda bırak engel olmam sözünü elimden gelen her şeyi yaparım..
ama.. içinden çıktığım türkiyesolunu iyi tanıyorum.. birbirlerine yaptıklarını gördüm yaşadım.. bu karakterle bu kadar olur.. ideolojik zeminler çok önemli değil.. tarışılır yaşam pratiği bizi doğruda ortaklaştırır ama ahlak ve karakter çürük ise bu olanaksızdır..

sürekli anlatmaya çalıştığım şey budur..
 
#4
''örneğin yok ağa vekilleri varmış yok abd ile görüşüyorlarmış vs. bu tür şeyler inan kabak tadı verdi.. ''
Sayın Suat;
siz belki bazı konuların tartışılmasından sıkılmış veya bazı konular üzerinden bir eleştiri gündemi geliştirilmesinden rahatsız olabilirsiniz ama birilerinin sıkılması sosyalistler için bağlayıcı bir olgu değildir. Ortada gerek emperyalizmle gerek feodallerle eleştirmemiz gereken bir ilişki ağı kurulmuşsa bu durumu eleştirip, halklara teşhir ederiz. Bu bizim tarihsel sorumluluğumuzdur. Ayrıca bizde sıkılmamıza rağmen sizde inatla yapılan Kemalizm tespitleri üzerinden ve devamında bu tespitleri güncel konumlanışlara bağlayarak geliştirdiğiniz Kemalist suçlaması üzerinden bir eleştiri geliştirmektesiniz.

''kürt halk özgürlük mücadelesi ve öncü-önder harekleti emperyalist işbirlikçisi ise böyle gören açık ifade etsin ona göre duruş sergileyelim.. bu görüş sahipleri ile ideolojik düşünsel tartışma yapmam..

inan bıkkıntı verdi.. hem sahipleniyorum ayakları hemde her türlü itham bu olmaz.. bak.. ben dhkp-ödp-kemalist-kp vs. ile ilgili tespitlerimi açık ifade ediyorum.. karşımdaki kişi ben bu hareketler hakkında böyle düşünenle ideolojik tartışma yapmam deme hakkına sahiptir.. yada yapacaksak dilimize dikkat ederek yapmalıyız.. dilimize derken ne düşündüğümüzü örterek değil., düşüncemizi açıklayan ama dikkatli kelimeler ve somut ifadeler ile yapmalıyız..''


Şimdi işbirlikçilik mevzusuna gelirsek.. Ben Kürt Hareketini basitçe emperyalizmin piyonu yada tamamıyla emperyalistlerin ekseninde siyaset yürüten bir hareket olarak görmem. Ama geliştirilen veya değişen eğilimleri de ortaya koyarım. PKK 1990 sonrası değişen dünya konjonktürüne bağlı olarak mücadelesinde teorik ve pratik çeşitli geri adımlar attı bu geri adımlardan biri de emperyalizm karşısında konumlanış.. Daha önce ''PKK başta Abd emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerin bölgedeki düzeni devrilmeden Ortadoğu ulusları arasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilimeyeceği düşüncesindedir''(78 Kuruluş Bildirgesinden) diyen hareket gelinen süreçte emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin bölgedeki düzenine, politikalarına ve müdahalelerine mutlak olarak karşı çıkmak yerine tüm bu durumlara karşı uzlaşıyı, uzlaşı üzerinden kendine bölgede alan açmayı ve varlığını sürdürmeyi seçmiştir. Bu demek değildir ki PKK emperyalizmin basitçe kara ordusu haline geldi yada onun uydusu oldu. Bölgeye yeni bir düzen için yapılan emperyalist müdahaleler sonrası oluşan boşluklardan PKK faydalanarak kendi bulunduğu alanları sağlamlaştırdı ve ayrıca etkisi altında bulundurduğu kitlelerle birlikte yeni alanlar açtı. Ancak dediğim gibi bu alanlar karşıt olma üzerinden değil uzlaşı üzerinden temel almış durumda ve bu temel üzerinden yaşatılmaya çalışılıyor. Emperyalistler ise bu süreci PKK'yi kendi hegemonyasına dahil etmek için kullanmaya çalışıyor. Ancak hem PKK'nin ortaya koyduğu proje emperyalist politikalara uyumlu mu tartışılır hemde PKK emperyalist hegemonyaya dahil olmaya seçer mi buda tartışılır. Bence PKK içinde iki eğilim çatışma içinde. Uzlaşı sürecini emperyalist eksene dahil olma yönüne çevirmeye çalışanlar ve mesafeyi korumaya çalışanlar. Bence mesafeyi korumak isteyenler hala baskın haldeler harekette. Türkiye Sosyalist Solu da bence bu durumda şöyle davranmalı; ne PKK'yi kutsayıp, her yaptığını onamalı nede tamamen işbirlikçilikle, teslimiyetle suçlamalı. Yapıcı ve dostça eleştiriler geliştirilmeli. Ama bu eleştirilerin kıymetli olması için de somut bir güç olmanız lazım. Somut bir güç olan Türkiye Sosyalist Solu gerek bölge yapısında gerek Kürt Solunda gereksede Kürt halkında önemli etkilerde buluncaktır. Dolayısıyla şu anda temel meselemiz ''batıdaki'' savaşı örgütlemek ve büyütmektir.
 
#5
''örneğin yok ağa vekilleri varmış yok abd ile görüşüyorlarmış vs. bu tür şeyler inan kabak tadı verdi.. ''
Sayın Suat;
siz belki bazı konuların tartışılmasından sıkılmış veya bazı konular üzerinden bir eleştiri gündemi geliştirilmesinden rahatsız olabilirsiniz ama birilerinin sıkılması sosyalistler için bağlayıcı bir olgu değildir. Ortada gerek emperyalizmle gerek feodallerle eleştirmemiz gereken bir ilişki ağı kurulmuşsa bu durumu eleştirip, halklara teşhir ederiz. Bu bizim tarihsel sorumluluğumuzdur. Ayrıca bizde sıkılmamıza rağmen sizde inatla yapılan Kemalizm tespitleri üzerinden ve devamında bu tespitleri güncel konumlanışlara bağlayarak geliştirdiğiniz Kemalist suçlaması üzerinden bir eleştiri geliştirmektesiniz.
doğru söze itirazım olmaz.. haklısın benim sıkılmış olmam bir şeyi belirlemez.. sadece bu "eleştirilerle" muhatap olmuyorum diyebilirim.. ama aşağıdaki sorularım önemlidir..

''kürt halk özgürlük mücadelesi ve öncü-önder harekleti emperyalist işbirlikçisi ise böyle gören açık ifade etsin ona göre duruş sergileyelim.. bu görüş sahipleri ile ideolojik düşünsel tartışma yapmam..

inan bıkkıntı verdi.. hem sahipleniyorum ayakları hemde her türlü itham bu olmaz.. bak.. ben dhkp-ödp-kemalist-kp vs. ile ilgili tespitlerimi açık ifade ediyorum.. karşımdaki kişi ben bu hareketler hakkında böyle düşünenle ideolojik tartışma yapmam deme hakkına sahiptir.. yada yapacaksak dilimize dikkat ederek yapmalıyız.. dilimize derken ne düşündüğümüzü örterek değil., düşüncemizi açıklayan ama dikkatli kelimeler ve somut ifadeler ile yapmalıyız..''


Şimdi işbirlikçilik mevzusuna gelirsek.. Ben Kürt Hareketini basitçe emperyalizmin piyonu yada tamamıyla emperyalistlerin ekseninde siyaset yürüten bir hareket olarak görmem. Ama geliştirilen veya değişen eğilimleri de ortaya koyarım. PKK 1990 sonrası değişen dünya konjonktürüne bağlı olarak mücadelesinde teorik ve pratik çeşitli geri adımlar attı bu geri adımlardan biri de emperyalizm karşısında konumlanış.. Daha önce ''PKK başta Abd emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerin bölgedeki düzeni devrilmeden Ortadoğu ulusları arasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilimeyeceği düşüncesindedir''(78 Kuruluş Bildirgesinden) diyen hareket gelinen süreçte emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin bölgedeki düzenine, politikalarına ve müdahalelerine mutlak olarak karşı çıkmak yerine tüm bu durumlara karşı uzlaşıyı, uzlaşı üzerinden kendine bölgede alan açmayı ve varlığını sürdürmeyi seçmiştir. Bu demek değildir ki PKK emperyalizmin basitçe kara ordusu haline geldi yada onun uydusu oldu. Bölgeye yeni bir düzen için yapılan emperyalist müdahaleler sonrası oluşan boşluklardan PKK faydalanarak kendi bulunduğu alanları sağlamlaştırdı ve ayrıca etkisi altında bulundurduğu kitlelerle birlikte yeni alanlar açtı. Ancak dediğim gibi bu alanlar karşıt olma üzerinden değil uzlaşı üzerinden temel almış durumda ve bu temel üzerinden yaşatılmaya çalışılıyor. Emperyalistler ise bu süreci PKK'yi kendi hegemonyasına dahil etmek için kullanmaya çalışıyor. Ancak hem PKK'nin ortaya koyduğu proje emperyalist politikalara uyumlu mu tartışılır hemde PKK emperyalist hegemonyaya dahil olmaya seçer mi buda tartışılır. Bence PKK içinde iki eğilim çatışma içinde. Uzlaşı sürecini emperyalist eksene dahil olma yönüne çevirmeye çalışanlar ve mesafeyi korumaya çalışanlar. Bence mesafeyi korumak isteyenler hala baskın haldeler harekette. Türkiye Sosyalist Solu da bence bu durumda şöyle davranmalı; ne PKK'yi kutsayıp, her yaptığını onamalı nede tamamen işbirlikçilikle, teslimiyetle suçlamalı. Yapıcı ve dostça eleştiriler geliştirilmeli. Ama bu eleştirilerin kıymetli olması için de somut bir güç olmanız lazım. Somut bir güç olan Türkiye Sosyalist Solu gerek bölge yapısında gerek Kürt Solunda gereksede Kürt halkında önemli etkilerde buluncaktır. Dolayısıyla şu anda temel meselemiz ''batıdaki'' savaşı örgütlemek ve büyütmektir. ..

proleter sosyalist.. bu bölümü dikkatlice okudum.. öncelikle şunu tekrarlayayım.. pkk.; 1978-1990 arasındaki pkk değil.. bu doğru-yanlış tartışılmayacak bir gerçek.. çünkü paradıgma değişimini pkk resmen açıklamıştır..

o zaman konu nedir?..
1- bu paradıgma değişimine yine ideolojik eleştiri getirilir.. haliyle örgütlenme ve pratik yeni işleyişi de eleştirilir..
ama şöyle olmaz.. PKK 1990 sonrası değişen dünya konjonktürüne bağlı olarak mücadelesinde teorik ve pratik çeşitli geri adımlar attı bu geri adımlardan biri de emperyalizm karşısında konumlanış..
bu eleştiri başlangıcının devamı açıktır.. emperyalizm karşısındaki değişimi nedir? sorusuna yanıt bekler..
''PKK başta Abd emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerin bölgedeki düzeni devrilmeden Ortadoğu ulusları arasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilimeyeceği düşüncesindedir''(78 Kuruluş Bildirgesinden) sence bu düşüncesi değişti mi?.. bu sistem devam ettiği sürece Ortadoğu ulusları arasında eşit-özgür bir barış olur diyor mu?.. bunu kim derki..
bak.. bu çok başka bir zemin.. var olan sistemlere rağmen belirli biçimlerde barış olabilir., demokratikleşme olabilir demek başkadır..
lütfen kafanı bir zorla.. 1945 sonrasında emperyalizmin baş temsilcileri(İngiltere-fransa-abd) ile birlikte askeri ittifak yapan ve yalta ve kahirede barış yapan stalin faşizmin ortadan kalktığına inanıyor muydu.. inanıyorsa.. senin tarif ettiğin pkk duruşuna eleştiri getirirken araya stalini de eklemelisin.. yok bir izahatın varsa aynı izahatı pkk için de yapmalısın.. yada olabiliri tartışmalısın..

ayrıca.. pkk için bölgedeki işgalci ne abd ne İngiltere ne almanya-fransa idi.. işgalciler.; t.c. ırak-suriye-iran.. arap-fars-türk!! ulus devletleriydi.. savaşı da bunlara karşıydı.. çünkü kürdistan dağlarında karşısına abd askeri çıkmıyor., t.c. askeri çıkıyordu..
Halepçe'ye kimyasal saldırı yapan Saddam abd karşıtı değildi ama abd uçuşa yasak bölge(sanırım 48. paralel olayı) formatı başlattı.. kürtler ne yapsın.. hayır.. biz abd'yi emperyalizm sayıyoruz.. saddamı değil.. uçuşa yasak bölge ırak vatan!! bağımsızlığına müdahaledir mi? desinler..

ben boş eleştiriler ve kabak tadı verdi derken bunları kastediyorum..

pkk paradıgma değiştirdi ve öyle böyle de değil., ciddi bir çizgisel değişim söz konusu.. ortada bir ulus devlet hedefi yok.. yani bölgesel işgalci(ki.. bunlar emperyalist sistem adına işgalcidir).. güçlerle demokratik zeminlerde uzlaşma yaparız dedi.. ama bir şartla diye ekledi.. demokratik özerklik konusundaki duruşlarına göre silahlı mücadeleyi bırakırız ama halk savunma güçleri(öz savunma çizgisi) devam eder dedi..
sizin emperyalizm anlayışınız başka.. özgürlük hareketinin(pkk) başka.. özgürlük hareketi., küresel hegomanya olarak bakar.. devletler olarak bakmaz.. bu anlamda öncelikli olan işgal-ilhak ve inkar halleridir..

kaldı ki.. türkiye solunun radikalleri!! içinde geçerli.. mahirleri kızılderede denizleri gemerekde., sinanları nurhakta karşılayan abd değil t.c. askeri güçleridir.. elbette bu güçler küresel hegomanya(emperyalizm) araçlarıdır bunlarla savaş zaten emperyalizme karşı savaştır.. bir fark aranacak ise bu savaşı işleten çizgiye/harekete bakacaksın..
sadece anti-sömürgeci ise., emperyalizm içinde yani kapitalist küresel sistem içinde bir çözüm arayabilirler.. bunun karşılığı da kapitalist küresel sistem(emperyalizm) içinde bağımsız!! ulus devlettir.. tıpkı var olanlar gibi..
yok.. aynı zamanda anti-kapitalist ise işte bu duruşla anti-emperyalisttir..

ezilen halkların mücadelesi tümünü kapsar.. yani içinde sadece anti-sömürgeci olup., anti kapitalist olmayan güçler de olabilir.. senin ana çizgin bunlarla uyumsuzdur ama başından itibaren çatışmalı olması gerekmez.. sen anti sömürgeci mücadele içinde kendi anti-kapitalist(emperyalist) çizgini işletirsin.. pkk bunu yapar.. kck anti sömürgeci mücadeleyi ve tüm halkları kapsayacak şekilde işletir..

diyorsun ki... Dolayısıyla şu anda temel meselemiz ''batıdaki'' savaşı örgütlemek ve büyütmektir. .. evet.. t.c. vatanı!! batısında.. sadece savaşı değil.. toplumsal muhalefeti örgütlemek gerekiyor.. ortada böylesi bir muhalefet öznesi yokken.. hamaset işleri ve eleştiriler ciddiye alınmaz..
kürdistan dağlarından ankaraya kürtler yürüyemez.. türkiye solu yürüyebilir..

mevsimlik ucuz tarım işçilerine gereksinimi olanlara rağmen kürtlere saldırılar yapılıyor.. ve biliyorum bunlar göstermelik işler.. türkiye solu bu sorunun neresinde..

hem kel hem fodul.. önlerine hdk/p kondu.. ona elli laf ediliyor.. haziran gibi Kemalist ve nasyonalist soldan medet umuluyor..

umsunlar.. eyvallah ama haziran dedikleri bırak işçi sınıfını., kentlileri bile örgütlemekten aciz.. ama burnundan kıl aldırmaz..
varsa yoksa abd emperyalizmi vatanımız hikayeleri.. şengalden ezidi kürtleri kurtaran pkk ama t.c. de ilgilenmeyen ts..
suriyede daiş ile savaşan pkk çizgisi.. ne esad ne başkaları savaşmıyorken.. dhkp kalkıyor.. esad rejimini savunuyor.. bunda bile lafta kalıyor.. bir tane savaşan gücü yok.. hoş t.c. içinde de yok..

bu şuna benziyor..
diren Stalingrad.. nazileri oyala.. üstüne çek..ne oldu.. kızıl ordu ilerlemeye başlayınca.. ayağa kalktılar!!! kızıl orduyu.. doğu avrupa( polonya-berlin) ve balkanlarda(Bulgaristan) "karşıladılar.. anlaşma ile yunanistana., slavyaya karışma dediler.. slavlar tito ile özgürleşti ama Yunanistan İngilizlerin denetiminde kaldı iç savaş yaşadı..

eleştiriyor musunuz.. Yunanistan devrimi emperyalizm tarafından bastırılırken.. ne SSCB ne de elen-kp'si kılını kıpırdatmadı.. yalta ve kahire anlaşmaları işletildi..
sahi.. yalta ve kahire de kimler vardı..

bölgede halen şia-sunni arap ulus devletleri ve güçleri ve dahi güney kürdistan kdp-ynk çizgisi varken., rojava'nın yaşaması çok önemlidir.. bunları anlayacak akıl-bilinç ve deneyim lazım.. bu akıl-bilinç ve örgütlülük ve beceri ne yazıkki türkiye solunda henüz yok.. olanlara da kuyrukçu deniliyor..

dhkp kontra bir harekettir.. işi gücü bırakmış., pkk ve mlkp üzerinde tepiniyor.. eleştiri yapmıyor.. düşman tespiti yapıyor..

olan biten budur..
 
#6
''PKK başta Abd emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerin bölgedeki düzeni devrilmeden Ortadoğu ulusları arasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilimeyeceği düşüncesindedir''(78 Kuruluş Bildirgesinden) sence bu düşüncesi değişti mi?.. bu sistem devam ettiği sürece Ortadoğu ulusları arasında eşit-özgür bir barış olur diyor mu?.. bunu kim derki..''

Bende karşı soru sorayım o zaman; siz PKK'nin emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı tavizsiz, uzlaşısız bir savaş işlettiğini savunabilir misiniz? Görünen ortada.. 78'de ki PKK emperyalizm ve işbirlikçileri tamamen bölgeden def edilmedikçe barış olmaz diyor. Bugünkü PKK ise işbirlikçilerle barış yapmak istediğini açıkça ortaya koyduğu gibi bu barış sürecine emperyalistler de gözlemci olsun diyor. Yani birinde sorunlara neden olan olguya karşı bir savaş ve o olguyu yok etme hedefi var diğerinde ise sorunlara sebep olanlarla anlaşarak sorunların çözülebileceği düşüncesi..

''lütfen kafanı bir zorla.. 1945 sonrasında emperyalizmin baş temsilcileri(İngilte re-fransa-abd) ile birlikte askeri ittifak yapan ve yalta ve kahirede barış yapan stalin faşizmin ortadan kalktığına inanıyor muydu.. inanıyorsa.. senin tarif ettiğin pkk duruşuna eleştiri getirirken araya stalini de eklemelisin.. yok bir izahatın varsa aynı izahatı pkk için de yapmalısın.. yada olabiliri tartışmalısın..''

Konuyu Stalin'e bağlayıp, Stalin'in pratiği üzerinden kendinize meşruiyet sağlamaya çalışmanız ayrı bir komedi. Kaldı ki Stalin'de eleştirilmez değil. Ben bahsettiğin anlaşmalara eleştirel bakıyorum mesela. Ben 45 sonrası alınan tavrı şöyle görüyorum, savaşta milyonlarca kayıp veren ve maddi olarak da çok ağır yaralar alan SSCB'nin daha fazla savaşı kaldıramayacağı düşünülüyor. Dolayısıyla 45 sonrası gelişen süreçte Kızılordunun savaş sırasında özgürleştirdiği bölgelerde sosyalist kuruculuk başlatılıyor ama Kızılordunun bulunmadığı yerlerdeki KP'ler uzlaşıya zorlanıyor yeni bir savaş cephesi açmaları istenmiyor. Örnek; İtalya ve Fransa'ya bakalım. Savaş sonrası buralarda toplumsal taban olarak çok güçlü Komünist hareketler vardı. Ayaklanma ile devrim yapabilirler miydi? Muhtemelen evet. Ama Abd'nin bu duruma mutlaka müdahil olacağını biliyorlardı ve SSCB desteğinden de emin olamadıklarından böyle bir şeye kalkışmadılar. Zaten SSCB'de kurulacak koaliyonlarla hükümete gelmelerini istiyorlardı. Bu hükümetlere karşılıklı taviz sonucu elde edilmiş mevzi gözüyle bakıyordu. Dolayısıyla sonuç olarak bu iki ülkedeki Komünist hareket sistemle uzlaşı ve sistem içi dönüşüm mücadelelerine evrildi. Bana sorarsan her ne olursa olsun ayaklanmalıydılar. Sonuç olarak bir ülkedeki devrimci stratejiyi o ülkenin kendi iç odakları belirlemeli ve eğer iktidarı elde edecek imkanlarıda varsa bunu zorlamalıydılar. SSCB'nin o dönem politikaları ile ilgilide şöyle düşünüyorum, evet SSCB savaşta en ağır yarayı alan ülke ama bu durum diğer ülkelerin komünist mücadelesini sistem içileştirmeyi bunuda yapamazsa sırt çevirmeyi gerektirmez. Zaten 2.Dünya Savaşı sosyalizmin hegemonya alanı genişletilmedikçe ne gibi tehlikelerle karşı karşıya olunabileceğinin bir göstergesi olduğu gibi aynı zamanda komünist ideolojinin özüde sosyalizmi yaymayı, enternasyonal dayanışmayı ve keskin sınıf çatışmasını göze almayı gerektirir. Dolayısıyla 45 sonrası izlenen pasif ve uzlaşıcı tavrı ben eleştiriyorum ve sosyalizm mücadelesinde atılmış bir geri adım olarak görüyorum. Bazı kimseler buna karşı Doğu Avrupa'da sosyalizmin bu politikalar sayesinde yayılma imkanı bulduğunu savunuyorlar evet Doğu Avrupa'da belki sosyalist kuruculuk başlatıldı ama Doğu Avrupa'da ki bu rejimlerin temeli sosyalizmi kurmaktan ziyade savaş sırasında elde edilmiş bölgeler üzerinden 'anavatanın' güvenliğini sağlama perspektifi üzerinden atıldı. Dolayısıyla güvenlik önceliğinden ortaya çıkan bu bölgedeki rejimler sakat doğdu ve hep sorunlu oldular.

''ayrıca.. pkk için bölgedeki işgalci ne abd ne İngiltere ne almanya-fransa idi.. işgalciler.; t.c. ırak-suriye-iran.. arap-fars-türk!! ulus devletleriydi.. savaşı da bunlara karşıydı.. çünkü kürdistan dağlarında karşısına abd askeri çıkmıyor., t.c. askeri çıkıyordu..''

Peki TC askerine mühimmatı veren kim? Onu gerek ekonomik olarak destekleyen gerek teknolojik olarak donatan kim? TC askeri Nato'nun komutasında değil mi? Suriye'ye gelirsek.. Suriye uzun süre PKK'yi kollamadı mı, Suriye'de kamp yapmasına, konumlanmasına izin vermedi mi? Tüm bunlardan dolayı Baas ve Hafız Esad'ı PKK nasıl selamlamış okuyun.. Yani evet birleşik bir Kürdistan'dan bahsediyorsunuz ama PKK içinde öncelik TC Kürdistanı imiş demek. Ve bu bölgede asıl güç odağının kim olduğu gayet açık.

''Halepçe'ye kimyasal saldırı yapan Saddam abd karşıtı değildi ama abd uçuşa yasak bölge(sanırım 48. paralel olayı) formatı başlattı.. kürtler ne yapsın.. hayır.. biz abd'yi emperyalizm sayıyoruz.. saddamı değil.. uçuşa yasak bölge ırak vatan!! bağımsızlığına müdahaledir mi? desinler..''

Bakın emperyalizme karşı konum almıyorsunuz derken kastettiğim Saddam savunulsun değil. Bu saçma bir şey. Bölgesel güç odağı(Irak) ve emperyalist Abd'nin çatışmasından PKK'ye alan açıldı, PKK'de bunu değerlendirdi. Burada yanlış bir şey yok. Buna benzer başka örneklerde var bölgede ve dünyada. Emperyalist işgaller kendi hesaplarında olmayan hareketlerin oluşmasına yol açabilir yada kendi istemedikleri hareketlerin güçlenmesine neden olabilir. Yani burada belirleyici olan oluşan yönetim boşluğu sonrası bir bölgeyi elde eden bir hareketin stratejisini emperyalizme karşıtlık üzerinden mi kurması yoksa emperyalizmin bölgesel politikalarına karşı stratejisini karşılıklı uzlaşı üzerinden mi kurması. Bakın taktiksel ve dönemsel şeylerdende bahsetmiyorum çünkü dönemsel olarak mücadelenin içinde farklı taktikler geliştirilebilir ama uzun erimli strateji neyi amaçlıyor asıl önemli olan bu. Benim gördüğüm PKK uzun erimli stratejisinde elde ettiği bölgeleri net bir emperyalizm karşıtı duruş üzerinden değil emperyalizm ve onların işbirlikçileriyle uzlaşı üzerinden korumaya çalışıyor. PKK'nin içinde bu süreci tamamen Abd, TC ve çeşitli emperyalizm yanlısı grupların eksenine dahil olma yönüne çevirmeye çalışanlar olduğu gibi daha bağımsız kalmayı ve antiemperyalist odaklarla işbirliği yapmayı savunanlarda var.

''dhkp kontra bir harekettir.. işi gücü bırakmış., pkk ve mlkp üzerinde tepiniyor.. eleştiri yapmıyor.. düşman tespiti yapıyor..''

Bu çok ağır ve maddi temeli de olmayan bir itham. Evet bazı söylemlere, geliştirilen politikalara karşı eleştiri getirilebilir ama Kontra demek için Kontra'nın ne olduğunu, neye hizmet ettiğini bilmemek gerekir. Öncelikle kontra kime denir ve kontra neye hizmet eder? Kontra devletin komünist veya sol, özgürlükçü güçlere karşı kullandığı kimselere, gruplara denir. Yani kontra dediklerimiz TC devletinin ve emperyalistlerin gönüllü milisleridir, taşeronlarıdır.

Şimdi DHKP'ye bakalım.. Yahu DHKP bırakın TC ve emperyalistlerin gönüllü milisi olmayı mücadelelerin odağına Tv devletini ve emperyalizmi yerleştirmiş bir hareket ve bunun gereği olarak da TC'nin ve emperalizmin birimlerine, organlarına silah çekmekten geri kalmıyor. Yahu kontra dediğiniz hareket Berkin Elvan'ın adalet arayışı mücadelesinde çok geçmedi devletin savcısını rehin alalı, kontra dediğiniz hareket polise karşı en çok eylem yapan örgütlerden biri kontra dediğiniz hareketin milisleri bedenlerini bomba yapıp Abd konsolosluğuna saldırıyorlar, kontra dediğiniz hareket daha yeni (gerekçelerinden biri de Suruç katliamının hesabını sormak) Abd konsolosluğuna saldırdı. Sizin kontra dediğiniz hareketin etkin olduğu mahalleler devlete karşı en güçlü direnişlerin olduğu gerekirse günlerce mücadelenin devam ettiği bölgeler. Kontra dediğiniz hareketin liderlerini Abd yakalayan ve öldürenlere milyonlarca dolar vaad ediyor, TC ise sürekli operasyonlar, tutuklamalar yapıyor ve daha yeni bir üyesini yargısız infazla katletti. Gerek mücadele pratiği gereksede bunun sonucu olarak yüzleştiği baskı ve savaşım böylesine açık olan bir hareketi kontra olarak adlandırmak sorumsuzluktur.
 
#7
''PKK başta Abd emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve işbirlikçilerin bölgedeki düzeni devrilmeden Ortadoğu ulusları arasında eşitlik ve özgürlük temelinde bir barış ve işbirliği ortamı geliştirilimeyeceği düşüncesindedir''(78 Kuruluş Bildirgesinden) sence bu düşüncesi değişti mi?.. bu sistem devam ettiği sürece Ortadoğu ulusları arasında eşit-özgür bir barış olur diyor mu?.. bunu kim derki..''

Bende karşı soru sorayım o zaman; siz PKK'nin emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı tavizsiz, uzlaşısız bir savaş işlettiğini savunabilir misiniz?
savunsam ne fark edecek.. sen ve benzerleri hayır diyecek hatta hani bir tane ABD'ye darbesi var mı diyerek höykürecek.. ben de kürdistandaki işgal ordusu abd askerleri mi? diyeceğim.. bu sefer ama suriyede ırakda varlar orada vurdular mı? diyecek.. neden vursunlar.. orada karşılarında abd mi? var.. yoksa daiş-esad vs. mi? var desem ne fark edecek..
t.c. ordusuna tek mermi atmayıp., abd konsolosluk duvarlarıyla savaşmayı küresel kapitalist hegomanya ile savaş ilan edenlere ne denebilir ki?..
yada şöyle diyeyim.. pkk., abd askerlerine tek kurşun sıkmadığı için uzlaşmacı ise., t.c. askerlerine tek kurşun sıkmayanlar da t.c. işbirlikçisi olmuyor mu?..

Görünen ortada.. 78'de ki PKK emperyalizm ve işbirlikçileri tamamen bölgeden def edilmedikçe barış olmaz diyor. Bugünkü PKK ise işbirlikçilerle barış yapmak istediğini açıkça ortaya koyduğu gibi bu barış sürecine emperyalistler de gözlemci olsun diyor. Yani birinde sorunlara neden olan olguya karşı bir savaş ve o olguyu yok etme hedefi var diğerinde ise sorunlara sebep olanlarla anlaşarak sorunların çözülebileceği düşüncesi..
demokratik cumhuriyet temelinde t.c. ile uzlaşı yapılır.. yapılmıyorsa savaşılır.. bu kadar basit.. pkk devlet üzerinde iktidar yada ayrı bir ulus devlet peşinde değil ki..

sana ve muadillerine sorayım.. t.c. üzerinde iktidarı almanın önündeki tek engel akp polisi mi?.. yoksa polis mi?.. yoksa tsk mı?.. hangisi.. akp hükümetten düştü diyeyim.. ne kaldı devletin polisi.. peki devletin askeri bunlara engel olmayacak mı?.. olacak ise tsk ile savaşmayana ne dersiniz..

sopa sallarken o sopaya bakacaksın.. belki sallayanlara uygundur..

kabak tadı derken bahsettiğim budur.. pkk karşısında savaşan güçler belli.. ve gerektiğinde yıllardır savaşıyor.. demokratikleşme uzlaşısına girerlerse bende masaya otururum diyor.. çünkü devletin dışında demokratik özerklik temelinde ve öz savunmaya dayalı bir paradıgması var.. iktidar hedefi yoktur sana göre yanlıştır.. anlarım.. ama yanlış diyenler.. önce kendi çizgilerinde tutarlı olsun.. tsk ile savaşmadan iktidar olunmaz.. olacağız işleri osuruktan teyyare uçurtmak olur..

ts radikalleri halk savaşı(pass) savunuyor ama ortada öncü savaşı niteliğinde işler yok.. kitleler mahallelerden(kentlerde sovyetik ayaklanma) devrim mi? yapacak.. hal buysa çizgi değiştirdiğinizi belirteceksiniz..

proleter sosyalist.. eleştir.. kabül.. ama paradıgmayı eleştir.. paradıgmasında iktidar olmak., devlet kurmak yokken.. neden yok diye eleştiri yapmaya ne denir?.. ya ahmaklık yada kontralık..
üstelik kendisi iktidar temelli mücadele paradıgmasını işletmediği halde konuşana ne? denir.. ya beceriksiz ama geveze yada kontra..
...........................................................................

''dhkp kontra bir harekettir.. işi gücü bırakmış., pkk ve mlkp üzerinde tepiniyor.. eleştiri yapmıyor.. düşman tespiti yapıyor..''

Bu çok ağır ve maddi temeli de olmayan bir itham. Evet bazı söylemlere, geliştirilen politikalara karşı eleştiri getirilebilir ama Kontra demek için Kontra'nın ne olduğunu, neye hizmet ettiğini bilmemek gerekir.
haklısın.. çok ciddi bir itham.. ama ben birileri gibi kızıp o aşamada kontra diyen sonrada utanmadan siper yoldaşı diyen biri değilim.. dhkp ile ilgili tespitlerim bir süreç içinde geliştirilmiştir.. bu forumda tarihsel süreci ile yazılı mevcut..
dhkp politikaları eleştirilerini çoktan bıraktım.. bana göre dhkp'nin politik bir çizgisi yok.. ortada bir örgütün olduğundan da şüpheliyim.. ama inanmış militanları halen var.. onlara saygım sonsuzdur.. ama yozlaşmış bir zihniyet hareket tabanı içinde gelişmiştir.. hatta bilinçli olarak yerleştirilmiştir diyorum..

Öncelikle kontra kime denir ve kontra neye hizmet eder? Kontra devletin komünist veya sol, özgürlükçü güçlere karşı kullandığı kimselere, gruplara denir. Yani kontra dediklerimiz TC devletinin ve emperyalistlerin gönüllü milisleridir, taşeronlarıdır.
hoş gör.. bana göre sen.. kontra tanımı hakkında dar bilgiye sahipsin.. TC devletinin ve emperyalistlerin gönüllü milisleridir, dersen bu başkadır.. taşeronlarıdır dediğinde bu başkadır..
gönüllü milisler.; paramiliter sivil yada yarı resmi faşist güçlerdir.. taşeron ise.; sağ yada sol legal yada illegal örgütler olabilir.. bunlar direk devlet ile bağlantılı da olmayabilir..
bir de ayrıca.. politik süreç içindeki duruşu ve söylemleri ile kontra faaliyet üretenler vardır.. bunlar da ideolojik duruştan dolayı yada içine sızmalardan veya manüplelerden dolayı kontra sonuç yaratanlar olarak tasniflenebilir..
yani.. devletle ilişkisi yoktur ama ideolojik-pratik işlerinden dolayı kontra sonuçlar yaratanlar., içine sızmalardan dolayı ya merkezden yada manüplelerle kontra sonuçlar yaratanlar diyeyim..

dhkp.. hangisi??
bu tespit herkese göre değişebilir.. bana göre olanı zaten belirtiyorum..
Şimdi DHKP'ye bakalım.. Yahu DHKP bırakın TC ve emperyalistlerin gönüllü milisi olmayı mücadelelerin odağına Tv devletini ve emperyalizmi yerleştirmiş bir hareket ve bunun gereği olarak da TC'nin ve emperalizmin birimlerine, organlarına silah çekmekten geri kalmıyor.
1- dhkp'nin TSK'ya yönelik politik bir proğramla yöneldiğini gördün mü?.. üstelik çizgisinin temel mücadele özelliği olduğu halde yok..
garip ve sonuçsuz konsolosluk eylemlerini yada .. polise yönelik eylemlerini sen silah çekmek olarak tanımlayabilirsin.. doğrudur da ama bu eylemlere ve propaganda yazılarına bir bak.. akp polisi diyorsa ne anlama gelir..
2- emperyalizmin ana aracı tsk'dır.. buraya yönelik politik bir pozisyon yok ama devletin bir kurumu olan polise yönelik (ve bu da dar bir yönelme) eylemleri var.. bu sana doğal geliyor mu? pass anlayışına uygun mu?..

Yahu kontra dediğiniz hareket Berkin Elvan'ın adalet arayışı mücadelesinde çok geçmedi devletin savcısını rehin alalı, kontra dediğiniz hareket polise karşı en çok eylem yapan örgütlerden biri kontra dediğiniz hareketin milisleri bedenlerini bomba yapıp Abd konsolosluğuna saldırıyorlar, kontra dediğiniz hareket daha yeni (gerekçelerinden biri de Suruç katliamının hesabını sormak) Abd konsolosluğuna saldırdı.
rehin aldığı savcı olayı.. olayın karartılmasına mı? hizmet etti.. yoksa aydınlatılmasına mı?.. eyleme bir şey demiyorum.. ama ele geçtiği iddia ediilen dosyalar-bilgiler ortada yok.. olmadığı gibi bir iş de yapmış değil..
sürç katliamına sahiplenmesi oportünizmdir.. suruç'da katledilen hareket için emperyalizmin taşeronu diyeceksin ama sahipleneceksin.. bu garabet bir durum..
tıpkı.. daiş için anti-emperyalist diyerek sahip çıkma gibi..

benim kontra sonuçlar dediğim budur.. toplumsal mücadeledeki bir özneye her türlü ithamı yapacaksın ama sahipleniyorum diyeceksin.. olmaz.. buna kontra faaliyet denir.. bak onlar hesap sormadı sizin ölümlerinize sebep oldu yada göz yumdu ama biz size sahipleniyoruz onları terk edin onlar düşman ayakları., kodlamalarıdır..

Sizin kontra dediğiniz hareketin etkin olduğu mahalleler devlete karşı en güçlü direnişlerin olduğu gerekirse günlerce mücadelenin devam ettiği bölgeler.
bunlar hamasettir.. boş sözlerdir.. o mahallelerde etkin olan sisteme oy çıkmasının önünü keser.. öyle mi?.. evet.. o mahalleler direnişçidir çünkü taban öyledir.. ama bu tabanı politik bir özne haline getirmiyorsan.. ya beceriksiz yada kontra faaliyet içindesin demektir..

Kontra dediğiniz hareketin liderlerini Abd yakalayan ve öldürenlere milyonlarca dolar vaad ediyor, TC ise sürekli operasyonlar, tutuklamalar yapıyor ve daha yeni bir üyesini yargısız infazla katletti. Gerek mücadele pratiği gereksede bunun sonucu olarak yüzleştiği baskı ve savaşım böylesine açık olan bir hareketi kontra olarak adlandırmak sorumsuzluktur.
bunlar da hamaset.. sen böyle dersin bende dursun karataş avrupada nasıl yaşayabildi hareketin bilinmeyen!! üst yönetimi de avrupada nasıl yaşıyor açıkla derim.. dikkat et.. itham olarak demiyorum.. senin ve hareketin hamaseti karşısında söylüyorum..
uzlaşmacı-işbirlikçi dedikleri kürt özgürlük mücadelesi elemanları avrupada neler yaşıyor.. ortada.. dhkp kadar rahatlar mı?..
bana göre böyle bir polemik olmaz.. ama senin hamasi gelişindeki mantığa göre bunları yazıyorum..
abd ladin ve daiş emirleri için ne diyor ama arkasında kendisi var.. öyle değil mi?.. böyle "verilerle" tartışma olmaz.. bana garabet gelir..

dhkp ile ilgili kontra ithamım noktasında ciddi ve uzun açıklamalarım var.. bunları çürütürsen ben dikkate alırım.. ama bak şunu yaptı bak böyle değil mi? gibi üstelik zeminsiz sözlere itibar etmem..

başkalarının önder kadroları için elli laf eden.. ölmeyi bilmiyor.. direnmeden yakalandı diyenler önce kendi önderine bakacak.. kendi önder kadrolarının konumu ile ilgili gerekçeli açıklamaları varsa başkaları içinde işletecek..

savaşmaktan tutarlılıktan ve geçmişten bahsedecek ama başlangıçları üzerinden.. 37 yıl geçti..
1- dy içinden koparken bunlar partileşmek niyetinde değil dediler.. 16 yıl kendileri partileşemediler..
üstelik parti değilken kır gerilla güçleri yarattılar.. ama partileştiler ortada kır gerillası kalmadı.. thkp çizgisine göre parti ile birlikte öncü savaşı(pass süreci) başlar.. aradan 21 yıl geçti.. ortada öncü savaşı mı? var.. ds iken daha ileride idiler..
2- parti-cephe çizgisi bellidir.. dy için direniş komiteleri suni dengeye tersdir dediler şimdi aynı işleri yapıyorlar.. üstelik partiden üstte sayılıyor..
3- ideolojik olarak asd'ye açık mektup ile kopan thkp çizgisinin gerisine düştüler mdd savunusu yapıyorlar..

kısaca.. bunlar ideolojik-örgütsel durumları üzerinden eleştiridir.. bunun bir de politik süreç içindeki duruşlarının sonuçları zemini var.. işte asıl kontralık burada netleşiyor..

yazdıklarımı çürütmeden.. ddialarımı boşa çıkartmadan.. ama öyle ama böyle gibi hamasi sözlerin anlamı yoktur..
iş.. ama ise.. dhkp., pkk'nin tırnağı kadar t.c. ile savaş halinde değildir.. daha emperyalizmin uşağı ile savaşamayan bir hareketin konsolos duvarları ile olan savaşına anti-emperyalist savaş denilmez..
 
#8
yanıtların devamı

''ayrıca.. pkk için bölgedeki işgalci ne abd ne İngiltere ne almanya-fransa idi.. işgalciler.; t.c. ırak-suriye-iran.. arap-fars-türk!! ulus devletleriydi.. savaşı da bunlara karşıydı.. çünkü kürdistan dağlarında karşısına abd askeri çıkmıyor., t.c. askeri çıkıyordu..''

Peki TC askerine mühimmatı veren kim? Onu gerek ekonomik olarak destekleyen gerek teknolojik olarak donatan kim? TC askeri Nato'nun komutasında değil mi? Suriye'ye gelirsek.. Suriye uzun süre PKK'yi kollamadı mı, Suriye'de kamp yapmasına, konumlanmasına izin vermedi mi? Tüm bunlardan dolayı Baas ve Hafız Esad'ı PKK nasıl selamlamış okuyun..
dönemsel olaylar ve duruşlar üzerinden genel tespit yapılabilinir.. ama tartışmalıdır.. aynı suriye filistin halk mücadelesine de destek çıktı ama aynı zamanda katliam da yaptı..
bu konuda en güzel açıklamayı.. bölgeyi iyi bilen teslim hoca yapmıştı.. "suriye pkk'yi kullandı diyorlar.. bugün ortaya çıkan devasa suriye kürt politik dinamiği ve t.c. içindeki dinamiği ele alırsak böyle kullanılmaya can feda" mealinden sözler etmişti..

kürt halk özgürlük mücadelesi klasik çizgilere uymaz.. parçalanmış bir halk söz konusu.. her parçanın yıllar içindeki konumu dikkate alınmalıdır.. çünkü her bir parça çok farklı sistemler içinde., politik süreç özellikleri çok farklı..

kamp Suriye'de değildi.. bekaa içindeydi ve orada bir çok örgüt(dünyanın her yerinden) de vardı.. bu örgütler hem suriyeye karşı olup hem de orada barınma olanağına sahip olamazdı.. suriye de bunlara tahammül etti ise nedenleri-çıkarları vardı.. bittiğinde çatışmalar yaşanırdı..
kck'nın suriyeye ilişkin politikası belli.. suriye bütünlüğü içinde bir çözüm hedefine sahip.. suriye baas-esad rejimi rojava ile düzgün ilişkilense demokratik özerklik temelli demokratik konfederasyona uygun bir suriye rejimi önerse.. çok şey değişir..

Yani evet birleşik bir Kürdistan'dan bahsediyorsunuz ama PKK içinde öncelik TC Kürdistanı imiş demek. Ve bu bölgede asıl güç odağının kim olduğu gayet açık.
bunu(TC Kürdistanı) ne anlamda söyledin algılayamam.. ama pkk için bir öncelik tespiti varsa günümüzde bu öncelik rojava'ya aittir.. bu da açık olarak gerekçeleri ile belirtilmektedir..
ben.. bakur ile ilgili öncelik tespiti duymadım-okumadım ve görmedim.. politik süreç içinde öncelikler değişebilir bugün olan açık belirtilmiş iken senin t.c. kürdistanı!! demen anlamsızdır.. ayrıca.. t.c. kürdistanı meşru olmayan bir tanımdır.. uluslararası tarihsel süreç meşruiyetine göre de böyledir.. kimse., suruç ile kobane'yi bir alman demiryolu ile ayırma hakkına sahip değildir.. uluslararası tarihsel anlamda ve hukukunda da bu geçerli değildir..

ama.. t.c. devleti içindeki kürtlerin konumu dersen anlarım..
bunu da sadece kürtlerle sınırlı anlamam.. t.c. içindeki tüm halkların varlığı ve t.c.'nin bu gerçeklik karşısındaki formatı zeminlerinde anlarım..
demem o ki.. bazı tanım ve kavramlara ve realitelere ve gerçekliklere bakışımız çok farklı.. ben.. t.c. kürdistanı tanımını açıklamalar içinde zorunlu olarak kullanırım ama doğru ve meşru bulmam.. zaten artık kürdistan tanımından toprak da anlamıyorum.. halk olarak bakıyorum.. yani bir halkın yoğun yaşadığı alanlar olarak.. bugün.. kürdistan dediğimiz bölgeler orada yaşayan., az yada çok her halkın topraklarıdır..
k.c.k. açılımına bak.. kürdistan halklar topluluğudur.. kürt halkı topluluğu değil..

evet.. artık. bir çok ezber bozuluyor.. bu aynı zamanda kürt halkı nezdinde de değişecek.. kürt halkı.. diğer halklarla birlikte eşit-özgür bir yaşamı içselleştirmiştir.. bu iş diğer halklara da düşmektedir.. ama hala bu anlayış türkiye solunda bile eksik ve zaaflıdır..
...............................................
''Halepçe'ye kimyasal saldırı yapan Saddam abd karşıtı değildi ama abd uçuşa yasak bölge(sanırım 48. paralel olayı) formatı başlattı.. kürtler ne yapsın.. hayır.. biz abd'yi emperyalizm sayıyoruz.. saddamı değil.. uçuşa yasak bölge ırak vatan!! bağımsızlığına müdahaledir mi? desinler..''

Bakın emperyalizme karşı konum almıyorsunuz derken kastettiğim Saddam savunulsun değil. Bu saçma bir şey. Bölgesel güç odağı(Irak) ve emperyalist Abd'nin çatışmasından PKK'ye alan açıldı, PKK'de bunu değerlendirdi. Burada yanlış bir şey yok.
bence var..
çünkü.. bu tespitin kendisi sıkıntılı ve "anlamlı" bir tespit..

pkk'ye alan açılmış da.. bu da saddama abd saldırınca olmuş.. böyle bir tespit olur mu?.. bu tespitin., yani dervişin fikri şudur.. abd olmasaydı pkk bu kadar gelişemezdi..

pkk ilk olarak t.c. içinde gelişti.. sence pkk'ye t.c. içinde kim alan açtı..
pkk iran içinde gelişti.. burada pkk'ye kim alan açtı..
pkk'nin en zayıf olduğu alan güney kürdistandır.. ama alan açan abd oluyor.. sence mantıklı bir tespit mi?.. Saddam-abd çatışmasının yaşanmadığı ve yıllarca nato desteği ile pkk ile savaşan t.c. gerçekliği varken., pkk en çok t.c. içinde gelişiyor ama ırak içinde gelişemiyor.. buna rağmen pkk'ye alan açma olayı Saddam-abd çatışması ile açıklanıyor..

pkk suriye içinde gelişti burada kim alan açtı.. aynı mantık değil mi?.. abd suriyeye saldırdı pkk'ye alan açıldı..

yapmayın.. ayıptır.. rojava devrimi süreci başladığında öso dedikleri suriye'ye karşı pyd ile savaştığı kadar savaşmadı.. yetmedi daiş devreye girdi.. daiş de suriyeye pyd'ye saldırdığı kadar saldırmadı..

güneyde ise pkk değil., kimler etkin ortada ve bunlar t.c. ile kanki..
kısaca.. işte bu mantıklar., dervişin bilinç altındaki fikirleridir.. kürt halkının özgürlük mücadelesini ve öncü-önder hareketini karalamak için saçmalardan seçmelerdir..
bu saçmalıklara olabilir normaldir demek bile garabet bir açıklamadır..
abd alan açtı ama t.c. ile olan savaşta Barzani t.c. ile birlikte pkk ile savaşmadı.. öyle mi? bunlar yaşanmış gerçeklikler olmasa neyse.. bu yüzden ayıptır diyorum..
nasıl bir alan açmak oluyor böyle.. Barzani yıllarca t.c. ile birlikte pkk'ye saldırdı.. ama başarılı olunmayınca., brakuji üzerinden altıoyulunca durdu.. ayıptır gerçekten..

tüm bu gerçeklikleri atlayıp., böylesi "tespitler" yaparak., .... Benim gördüğüm PKK uzun erimli stratejisinde elde ettiği bölgeleri net bir emperyalizm karşıtı duruş üzerinden değil emperyalizm ve onların işbirlikçileriyle uzlaşı üzerinden korumaya çalışıyor. PKK'nin içinde bu süreci tamamen Abd, TC ve çeşitli emperyalizm yanlısı grupların eksenine dahil olma yönüne çevirmeye çalışanlar olduğu gibi daha bağımsız kalmayı ve antiemperyalist odaklarla işbirliği yapmayı savunanlarda var.
daha bağımsız mı?.. mesela.. ben lozan ile kurduğunuz Osmanlı artığı tekçi faşist emperyalist karakolu olan t.c.'yi tanımıyorum demek gibi mi? var mı? böyle bir türkiye solu bağımsız duruşu..

bana bölgede anti-emperyalist bir odak ismi ver ve onunla pkk ilişkilenmemiş!! nedenleri ile açıkla.. lütfen bu sorumu atlama..
 
#9
''sana ve muadillerine sorayım.. t.c. üzerinde iktidarı almanın önündeki tek engel akp polisi mi?.. yoksa polis mi?.. yoksa tsk mı?.. hangisi.. akp hükümetten düştü diyeyim.. ne kaldı devletin polisi.. peki devletin askeri bunlara engel olmayacak mı?.. olacak ise tsk ile savaşmayana ne dersiniz..''

Tek engel elbette ki polis değil(Akp polisi tanımlaması zaman zaman kullanılabilir çünkü oligarşinin emperyalizmin gericiliğini, felaketlerini göklerde aramaya gerek yok. Akp oligarşinin gericiliğinin neye tekabül ettiği, emperyalizm işbirlikçiliğinin neye tekabül ettiğinin net bir göstergesidir. Ayrıca on yıldan fazla süredir tek başına iktidardır. Dolayısıyla soyut olarak ifade edilen emperyalist sömürü, gizli işgal, açık-kapalı faşizm tartışmaları ve bunların iç içe geçmeleri, gericiliğin neye tekabül ettiği gibi konuların pratik yaşamdaki olgular üzerinden somutlanması ve güncel bazı konular üzerinden politize olan, sisteme karşı öfke biriktiren insanların bu sayede daha gelişkin ve kapsamlı bir anlatıyla ve mücadele hedefiyle buluşturulması gerekmektedir). Bütünlüklü ve bir çok sömürü mekanizması, baskı mekanizması ve ideolojik üretim mekanizması olan bir sistemden bahsediyoruz. Dolayısıyla bu mekanizmaların hepsine karşı bir mücadele ve devamında alternatif geliştirmeniz gerek. Buradan devam ederek neden orduya karşı silah çekilmiyor sorusuna ben asker olmanın zorunlu olduğundan dolayı diye cevap verebilirim. Bildiğiniz gibi 15 aylık zorunlu askerlik var. Dolayısıyla orduya saldırı olacaksa ancak çok iyi istihbarat kaynaklarına sahip olarak, net, etkili ve kitlelerin adalet arayışına, biriken öfkelerine cevap verecek muhtevada bir eylem tarzı olmalı ve buna uygun hedefler belirlenmeli. Buda kolay bir şey değil. Birde şu var sizin gündelik hayatta, şehirde verdiğiniz mücadele karşınıza çıkan ağırlıklı olarak polisler. Gündelik şehir yaşamında polisler devletin gücünü, devletin şiddet tekeline sahip olmasını simgeliyor halk gözünde. Ayrıca yine polisler ağırlıklı olarak kullanılıyor sistemin halka saldırısında. Dolayısıyla hem bu saldırılara cevap üretip, kitlelere sahipsiz olmadıklarını göstermek hemde devletin göründüğü gibi güçlü olmadığı şiddet tekelinin dağıtılabileceğini göstermek(doğru yollarla bunu ideolojik bir karşı hegemonya üretiminin aracı olarak da kullanabilirsiniz) için polis ağırlık eylem yapması şehir gerillalarının normal ve de gerekli. Bu zaman zaman savcı-hakim adliye makamları zaman zaman ordu noktalarına spesifik olarak taşınabilir. Ancak mücadelenin bu aşaması polis ağırlıklı olmalı.

''proleter sosyalist.. eleştir.. kabül.. ama paradıgmayı eleştir.. paradıgmasında iktidar olmak., devlet kurmak yokken.. neden yok diye eleştiri yapmaya ne denir?.. ya ahmaklık yada kontralık.. üstelik kendisi iktidar temelli mücadele paradıgmasını işletmediği halde konuşana ne? denir.. ya beceriksiz ama geveze yada kontra..''

Kontralık, ahmaklık yada gevezelik yapma gibi bir durumunuz yok, görüşlerimizi anlatıp tartışıyoruz. Eğer böyle düşünüyorsanız banlayabilirsiniz.
Paradigmayı eleştir meselesine gelirsek.. Zaten ben sizin ideolojinizi savunsam bunu belirtirdim ama eleştiriyorum. Eleştirimi de güncel yaşananlar üzerinden somutluyorum. İlla her tartışmada en başa dönüp Köh şu şu ideolojide bende bunu eleştiriyorum diyemem. İdeolojinizin pratikte somut yansımaları oluyor bende bu pratik yaşananları eleştiriyorum, bu pratiği eleştirirken illa her defasında bunu genel bir paradigma eleştirisiyle birleştirmem gerekmez. Zaten yaşanan, ideolojinin yansıması üzerinden ideolojik dönüşümü de eleştiriyorum. Daha detaylı bir şekilde yazılabilir evet bunu bir makale yazsam yaparım ama forumdaki her yazıda uzun uzun buna dönmek gereksiz.

''rehin aldığı savcı olayı.. olayın karartılmasına mı? hizmet etti.. yoksa aydınlatılmasına mı?.. eyleme bir şey demiyorum.. ama ele geçtiği iddia ediilen dosyalar-bilgiler ortada yok.. olmadığı gibi bir iş de yapmış değil..''

Karartılmasına nasıl hizmet edebilir acaba? Sanki devlet bunu çözüyorduda DHKP eylem yaptı olay karartıldı. Yahu tam tersi Berkin'in katillerinin nasıl pişkince dışarıda gezdiğini, fail olması muhtemel isimlerden herhangi birinin bile ifadesi alınmadığını ortaya koydu. Buradaki muhtemel isimleride resimleriyle birlikte sosyal medyada yayınladı. Daha çok geçmedi durun bakalım. Bir çok isim var o listede örgüt elbet araştırıyordur hangisi olası katil diye. Bu tespit edilirse eylem yapılabilir. Ayrıca devletin olası katili nasıl koruduğunu, örgüt içi sızma yada dinlenme gibi durumlarıda hesap edin.

''sürç katliamına sahiplenmesi oportünizmdir.. suruç'da katledilen hareket için emperyalizmin taşeronu diyeceksin ama sahipleneceksin.. bu garabet bir durum..''

Size ağzıyla kuş tutsa beğendiremez zaten. Eleştirir neden eleştiriyorsun yok kontra dili kullanıyorsun vs. E dayanışır, ortak eylem yapar, beraber saatlerce direnir hesap sormak için silahlı eylem yapar onada oportunizm dersiniz..
Dhkp'nin kendine göre net çizgileri var ve kendi bulunduğu çizgiden bazı hareketlere eleştirilerde getiriyor. Burada dilin kullanımı, sertliği bazı vurgular ve söylevler eleştirilebilir.. Ancak Dhkp bunu; bir bu örgütleri özlerinde devrimci gördüğünden ama şimdi geldikleri noktaların onlarca yanlışlığından dolayı yapıyor ve ikincisi kendi net devrimci tavrı ve bu tavrın korunması gerekliliğini düşündüğünden yapıyor. Yani hem eleştirip hem sahip çıkması tuhaf değil. Özünde devrimci gördüğünden, silah arkadaşı olarak gördüğünden dolayı sahip çıkar ama tespit ettiği yumuşamadan, uzlaşıdan dolayı da eleştirir. Dediğim gibi burda dil ve bazı söylevler tartışılmalı o kadar.

''o mahallelerde etkin olan sisteme oy çıkmasının önünü keser.. öyle mi?.. evet.. o mahalleler direnişçidir çünkü taban öyledir.. ama bu tabanı politik bir özne haline getirmiyorsan.. ya beceriksiz yada kontra faaliyet içindesin demektir..''

Tabanın politik bir özne haline gelmediğinin tespitini neye dayanarak yapıyorsunuz? Buradaki taban Halk Meclislerinde, legal mücadele alanlarında örgütlenmiyor mu? Buradaki tabandan hiç mi kadro, milis yetişmiyor? Buradaki tabanla uyuşturucuya, fuhuşa, mafyaya karşı mücadele inşa edilmiyor mu? Buradaki tabanla örgüt bayrağının altında gerek 1 Mayıslarda gerek çeşitli eylemlerde polise kök söktürülmüyor mu? Elbet yetersizliklerde vardır ama politik bir özne haline gelmiyorlar demek bu kadar basit değil.

''uzlaşmacı-işbirlikçi dedikleri kürt özgürlük mücadelesi elemanları avrupada neler yaşıyor.. ortada.. dhkp kadar rahatlar mı?..''

Rahat olduklarını nereden çıkardınız acaba? Avrupada bir sürü tutuklu Dhkp'li var. Açlık eylemi yapan koşullarından dolayı Dhkp'li var. Defalarca operasyonlarada uğruyorlar. Neye göre rahatlar acaba? Kürt Hareketinden insanlar ne kadar rahatsa onlar kadar rahatlar.

''savaşmaktan tutarlılıktan ve geçmişten bahsedecek ama başlangıçları üzerinden.. 37 yıl geçti..
1- dy içinden koparken bunlar partileşmek niyetinde değil dediler.. 16 yıl kendileri partileşemediler.. üstelik parti değilken kır gerilla güçleri yarattılar.. ama partileştiler ortada kır gerillası kalmadı.. thkp çizgisine göre parti ile birlikte öncü savaşı(pass süreci) başlar.. aradan 21 yıl geçti.. ortada öncü savaşı mı? var.. ds iken daha ileride idiler..

2- parti-cephe çizgisi bellidir.. dy için direniş komiteleri suni dengeye tersdir dediler şimdi aynı işleri yapıyorlar.. üstelik partiden üstte sayılıyor..

3- ideolojik olarak asd'ye açık mektup ile kopan thkp çizgisinin gerisine düştüler mdd savunusu yapıyorlar..''


Birinci maddede haklı noktalarınız var ama örgütün kendi iradesi dışında gelişen nesnel koşullarısa hesaba katmak gerek. Misal partileşemedi ama ortada bir 12 Eylül süreci var bunu esgeçmemek lazım. Öncü savaşı noktasında Dev Sol dönemine göre ileri mi geri mi? Bencede şu anda daha geri. Ama bununda nesnel nedenleri var. Örgüt içi çatışma, devletin yaptığı operasyonlar sonraki yıllarda bir çok kadronun hapishanelerde katledilmesi.. Buraları dikkate almak gerek. DHKP benim gözlemlediğim yeni yeni tüm bu süreçlerin etkisini üzerinden atıyor. 2010'ları bir tekrar kuruluş veya atılım süreci olarak görebiliriz. Bu benim öznel yorumum.

İkinci maddeye gelirsem daha öncede belirttim bir komünist örgüt yatay, kitlelerin doğrudan katılımının ve karar vericiliğinin ve bunun ötesinde uygulayıcılığın da olduğu örgütlülüklere karşı çıkmaz. Buralar partinin topluma kök saldığı kilit alanlardır. Ancak böyle yapıların dikey parti örgütlenmesi ile tamamlanmaması ve partiniin ideolojik perspektifinin buralarda etkin olmaması ile ayrıca, buraların kendiliğindenliğine kapılıp, iktidar hedefinin unutulması eleştirilir.

Üçüncü ise saçmalık. Milli burjuazi gibi çeşitli önermeleri barındıran, sınıfın öncülüğünden kopukluklar da içeren Mdd teziyle Dhkp'nin ilişkisi olamaz.

Son olarak da politik konumlanış üzerinden yaptığınız kontra tespitie tekrar değineyim. Ben somut ciddi şeyler söylüyorum diyorsunuz bende söylüyorum size pratik ve teorik gerçeklikleri anlatıyorum. Ne oligarşiye ve emperyalizme karşı mevcut pratiğe yani işletilen mücadele yöntemine baktığımızda kontra demek hayatla bağdaşır nede teorik olaral bu odakların karşısında konumlanış üzerinden kontra eleştirisi yapılabilir. Bu eleştirinin yapılabileceği en net örgüt Aydınlık çevresidir. Şu an gerek pratik olarak sokaktaki duruşları gerek medya üzerinden yaptığı yayınlar ve ideolojik-teorik çizgisi sol kontra-devletçi çizginin en net örneğidir.
 
#10
öncelikle şu sözlerine yanıt vereyim.. çünkü bu noktada bende de kusur var.. gerçi öm ile açıklama yaptım ama burada yazdığın için burada da açıklama yapmak zorundayım..
Kontralık, ahmaklık yada gevezelik yapma gibi bir durumunuz yok, görüşlerimizi anlatıp tartışıyoruz. Eğer böyle düşünüyorsanız banlayabilirsiniz.
kontra yada ahmaklık sözlerimi üzerine almışsın ve haklısın da ama ben o sözleri şahsına dememiştim.. hareketler için demiştim.. ama ifadem bulanık olmuş.. kabahat bende.. evet.. görüşlerimiz üzerinden tartışıyoruz.. ve henüz birbirimizi düşman ilan edecek bir durum yaşamadık.. kişisel yaklaşacak bir şey de yaşamadık.. sende bu algı oluştuğu için özür dilerim.. banlanma olayı da benim keyfime bağlı değildir.. görmüş ve anlamışsındır.. forum ilke ve formatı dışında kişisel talep(gerekçeleri ile) yoksa kimse banlanamaz..
bu sözlerinin sorumlusu ben oldum.. bana kızsan da haklısın..
..................................................................................................

Buradan devam ederek neden orduya karşı silah çekilmiyor sorusuna ben asker olmanın zorunlu olduğundan dolayı diye cevap verebilirim. Bildiğiniz gibi 15 aylık zorunlu askerlik var. Dolayısıyla orduya saldırı olacaksa ancak çok iyi istihbarat kaynaklarına sahip olarak, net, etkili ve kitlelerin adalet arayışına, biriken öfkelerine cevap verecek muhtevada bir eylem tarzı olmalı ve buna uygun hedefler belirlenmeli. Buda kolay bir şey değil
proleter sosyalist.. bu anlatıkların senin görüşlerin oluyor.. yani sorumu., sana sormamıştım.. dhp ve çizgisi nezdinde sormuştum..
bunlar.. nasyonalist devletçi-kemalist-orducu vs. sol!! mantalitenin hikayeleridir..
deniz demiş ki.. askere silah çekmeyiz.. mahir demiş ki.. askerler çekilsin rütbeliler gelsin.. olur abi.. :D hatta rütbeliler de maaşlı garibanlar.. onlar da çekilsin sabancı-koç gelsin ne dersin..
zorunlu askerlik 1800lerde napolyon ile başladı.. vatandaşlık-vatan ve severlik manüpleleri ile başladı.. hoş tarihseldir de..
hobbit.. plepler(proleterler) ve serflerden oluşan mızraklı piyadelere denirdi.. savaş-sefer zamanlarında zorla toplanırdı.. yine devşirme-kapıkulu-yeniçeriler de aynıdır..
bu bilgilerden sonra devam edeyim..

sen pass yani halk savaşı stratejisine göre gerilla güçlerini kurdun.. dağlarda konuşlandın.. üzerine operasyon başladı.. yada sen operasyona başladın.. da.. Dolayısıyla orduya saldırı olacaksa ancak çok iyi istihbarat kaynaklarına sahip olarak, net, etkili ve kitlelerin adalet arayışına, biriken öfkelerine cevap verecek muhtevada bir eylem tarzı olmalı ve buna uygun hedefler belirlenmeli bu dediklerin nasıl olacak..
üzerine gelen ordu içinde dediklerin var.. bunu mermilerine bildirip aman onlara isabet etmeyin mi? diyeceksin.. gerçekten.. Buda kolay bir şey değil :D
bak dostum.. bu mantığını sen olarak savunabilirsin ama konumuz sen değil., dhkp.. yani pass(halk savaşı) vereceğini yada verdiğini iddia eden bir politik hareket..
ha..sen kendine göre bu izahatınla ..bir yere kadar.. anlaşılırsın ama bunu dhkp adına yaparsan olmuyor..
öğretmen olup tayin olamadığından polis olanlar var.. mesela bunlardan biri dolmabahçe önünde nöbetçi olabilir.. abd konsolosluğunda olabilir.. değil mi?.. yoksa istibarat bunlar ölmeyi hakedenler olarak mı? gelmiş..

bu tür mantaliteleri tanımlamam şöyledir.. devletçi-nasyonalist mantık.. sen böylesin demiyorum ama bu mantalitelere böyle bakıyorum..

''rehin aldığı savcı olayı.. olayın karartılmasına mı? hizmet etti.. yoksa aydınlatılmasına mı?.. eyleme bir şey demiyorum.. ama ele geçtiği iddia ediilen dosyalar-bilgiler ortada yok.. olmadığı gibi bir iş de yapmış değil..''

Karartılmasına nasıl hizmet edebilir acaba? Sanki devlet bunu çözüyorduda DHKP eylem yaptı olay karartıldı. Yahu tam tersi Berkin'in katillerinin nasıl pişkince dışarıda gezdiğini, fail olması muhtemel isimlerden herhangi birinin bile ifadesi alınmadığını ortaya koydu. Buradaki muhtemel isimleride resimleriyle birlikte sosyal medyada yayınladı. Daha çok geçmedi durun bakalım. Bir çok isim var o listede örgüt elbet araştırıyordur hangisi olası katil diye. Bu tespit edilirse eylem yapılabilir. Ayrıca devletin olası katili nasıl koruduğunu, örgüt içi sızma yada dinlenme gibi durumlarıda hesap edin.
dostum.. bahsettiğim de tam buydu.. savcı zaten dosyaya gelen delilleri nasıl karartabilirim işleriyle uğraşıyor olabilir.. ama dosya ele geçti.. aradan da epeyi bir zaman geçti.. dhkp nesini araştıracak.. daha isimleri bile teşhir etmediler.. yani sosyal medyada yayınlanmadı.. ama olay savcı katledilmesi olarak geçti ve resmi belgeler bile ne oldu belli değil..
burada.. eylemi sorgulamıyorum.. bunu forumda yaptım.. eylem ve tekniği olarak sorular sordum.. sorguladım.. ben politik ve pratik sonucuna göre tespit yaptım.. oldu ve orada kaldı..
....................................................................
Size ağzıyla kuş tutsa beğendiremez zaten. Eleştirir neden eleştiriyorsun yok kontra dili kullanıyorsun vs. E dayanışır, ortak eylem yapar, beraber saatlerce direnir hesap sormak için silahlı eylem yapar onada oportunizm dersiniz..
hayır demiyoruz.. burada oportünizm denilen şudur..
Dhkp'nin kendine göre net çizgileri var ve kendi bulunduğu çizgiden bazı hareketlere eleştirilerde getiriyor. Burada dilin kullanımı, sertliği bazı vurgular ve söylevler eleştirilebilir..

işte mevzu olan şey bu dil ve tespitlerdir.. dil düşmana edilen dil.. tespit., düşman tespiti.. işbirlikçi dediğinde artık o düşmandır hedeftir..
Ancak Dhkp bunu; bir bu örgütleri özlerinde devrimci gördüğünden ama şimdi geldikleri noktaların onlarca yanlışlığından dolayı yapıyor
bir hareketi eksik-zaaflı yetersiz görmek eleştirmek başkadır.. işbirlikçi görmek başkadır.. işbirlikçi dediğin örgüte özünde devrimci demek oportünizmdir.. geçmişte şöyleydi-böyleydi diyorlar doğru ama şimdi işbirlikçi diyorlar.. özellikle pkk için türkiye solunu tasfiye ediyor diyorlar.. bunlar ciddi ithamlardır..

kürt halkına saldırı yapılır sen sahiplenirsin.. ama işbirlikçi bir örgütü sahiplenmezsin.. örneğin akp ergenekon operasyonu yaptı hatta hukuk dışı yaptı faşistleri sahiplenecekmisin.. ..
ve ikincisi kendi net devrimci tavrı ve bu tavrın korunması gerekliliğini düşündüğünden yapıyor. Yani hem eleştirip hem sahip çıkması tuhaf değil. Özünde devrimci gördüğünden, silah arkadaşı olarak gördüğünden dolayı sahip çıkar ama tespit ettiği yumuşamadan, uzlaşıdan dolayı da eleştirir.
olmaz.. o zaman.. işbirlikçi demeyeceksin.. hain demeyeceksin.. abd maşası demeyeceksin.. kobane için abd kara ordusu işleri diyeceksin utanmadan kobaneyi savunacaksın.. bu olmaz..
Dediğim gibi burda dil ve bazı söylevler tartışılmalı o kadar. hayır.. dil ve söylemler ile pratik arasında uçurum var..
............................................................

Tabanın politik bir özne haline gelmediğinin tespitini neye dayanarak yapıyorsunuz?
açıklamıştım sanırım..
Buradaki taban Halk Meclislerinde, legal mücadele alanlarında örgütlenmiyor mu? Buradaki tabandan hiç mi kadro, milis yetişmiyor? Buradaki tabanla uyuşturucuya, fuhuşa, mafyaya karşı mücadele inşa edilmiyor mu? Buradaki tabanla örgüt bayrağının altında gerek 1 Mayıslarda gerek çeşitli eylemlerde polise kök söktürülmüyor mu? Elbet yetersizliklerde vardır ama politik bir özne haline gelmiyorlar demek bu kadar basit değil.
evet.. hepsi yapılıyor.. örneğin dersimde taban çoğunluk tkp-ml versiyonları etkisinde.. hem de az buz etkisinde değil ama oylar chp'ye.. tkp-ml'nin faşist dediği kemalistlere gidiyor.. bu politikleşme mi? oluyor.. dersimde tkp-ml yıllardır örgütlü ve mücadele ediyor.. militanlarını buradan alıyor.. ama politik olarak taban onu takip etmiyor.. mitinglerde evet.. yardım dayanışmada evet.. sorsan hepsi örgütlü ama çizgilerinin faşist dediği bir partiye oy veriyorlar..
dhkp dediğinde aynı..

bakur'a bakalım.. yıllarca chp ve çoğunluk ap-anap ve akp'ye oy veren kitle şimdi farklı tavır içinde işte ben politikleşme olarak buna derim.. üstelik dhkp vs. örgütler milliyetçi!!! de değil., sınıfçı ve m-l..

neyse.. bu konu zamanla bilinçte netleşir.. ben söyleyecekjlerimi söyledim gerisini sen sorgularsın..

Rahat olduklarını nereden çıkardınız acaba? Avrupada bir sürü tutuklu Dhkp'li var. Açlık eylemi yapan koşullarından dolayı Dhkp'li var. Defalarca operasyonlarada uğruyorlar. Neye göre rahatlar acaba? Kürt Hareketinden insanlar ne kadar rahatsa onlar kadar rahatlar.
dostum.. ben bilerek konuşuyorum.. üstelik bu konuyu bu tarz ile tartışmayı doğru bulmuyorum.. ama., örgüt bu konuda bu kadar keskin ise önce kendine baksın.. diyorum.. yoksa avrupada rahat oldukları zaman olur., olmadıkları zaman., bazıları rahat olur bazıları olmaz.. bunlar somut ve lokal olarak tartışılır.. genel tespit farklıdır farklı veriler ister.. sanırım bakış zeminimi ve ilkesel tavrımı anlatamadım..

şimdi anlatacaklarım bu forumda ayrıntılı mevcut ama ben bir daha kabaca değineceğim..
 
#11
''pkk'ye alan açılmış da.. bu da saddama abd saldırınca olmuş.. böyle bir tespit olur mu?.. bu tespitin., yani dervişin fikri şudur.. abd olmasaydı pkk bu kadar gelişemezdi..

pkk ilk olarak t.c. içinde gelişti.. sence pkk'ye t.c. içinde kim alan açtı..
pkk iran içinde gelişti.. burada pkk'ye kim alan açtı..
pkk'nin en zayıf olduğu alan güney kürdistandır.. ama alan açan abd oluyor.. sence mantıklı bir tespit mi?.. Saddam-abd çatışmasının yaşanmadığı ve yıllarca nato desteği ile pkk ile savaşan t.c. gerçekliği varken., pkk en çok t.c. içinde gelişiyor ama ırak içinde gelişemiyor.. buna rağmen pkk'ye alan açma olayı Saddam-abd çatışması ile açıklanıyor..''


Siz demagoji yapıyorsunuz. Yok İran'da da gelişmiş yok Türkiye'de de gelişmiş. E Türkiye'de tabii gelişecek hareketin çıkış noktası bu. Gerçek yalın ve ortada. Emperyalizmin Irak'a müdahelesi PKK'ye alan açtı mı açmadı mı? Barzani ile çatışma şu bu.. Bunlar ayrı.. Ama sonuç olarak bu müdahale Pkk'ye alan açtı, öncekinden daha güçlü mevziler elde etti. Suriye'de yine aynı şekilde. Emperyalizmin müdahelesi sonrası Baas bir çok yönetici de dahil olmak üzere Pyd'liyi serbest bıraktı, Pyd'ye bölge yönetimini devretti. Gerçek bu. İran'da geliştik diyorsun İran'da böyle bir gücünüz var mı? Yarın emperyalist müdahale olsa bambaşka bir tablo ortaya çıkabilir ama. Dolayısıyla bir yanda İran'a ve hatta Türkiye'ye diğer yanda buralara bakınca durum netleşiyor. Dediğim gibi bu boşluk sonrası alan elde etme başlı başına eleştirilecek bir şey değil. Ama sen bu alanı hangi perspektif üzerinden değerlendiriyorsun, buralar üzerinden emperyalizmle işbirlikçileriyle nasıl bir ilişki geliştirmek istiyorsun bu önemli.

''yapmayın.. ayıptır.. rojava devrimi süreci başladığında öso dedikleri suriye'ye karşı pyd ile savaştığı kadar savaşmadı.. yetmedi daiş devreye girdi.. daiş de suriyeye pyd'ye saldırdığı kadar saldırmadı..''

Asıl siz yapmayın. Öso denilen katil sürüsü Suriye halkının kadınlarına tecavüz etti, çocuklarını katletti, üniversitelerine saldırdı ve daha bir çok işledikleri suçun haddi hesabı yok. Pyd'de elbet bunlardan zarar gördü ama kıyas götürmez bile. Ayrıca ilerleyen noktada Esad eleştirileri üzerinden Öso ve Batı ile işbirliğine açık olduğunuzu belirtip yer yer emperyalist merkezlerin uydurduğu rejim katliam yapıyor, kimyasal şüphesi vb. şeyleri medya organlarınıza taşıdınız şimdiki süreçte ise Öso ile işbirliği halindesiniz. Dolayısıyla en çok bize Öso şöyle saldırdı diye hikaye anlamaya gerek yok.

''bana bölgede anti-emperyalist bir odak ismi ver ve onunla pkk ilişkilenmemiş!! nedenleri ile açıkla.. lütfen bu sorumu atlama.''

Ben zaten PKK ilişkilenmemiş demedim orda demek istediğim yanlış anlaşılmış. Bir eğilim Abd eksenine dahil olmak istiyor diğer eğilim ise antiemperyalist odaklarla işbirliği yapmayı savunuyor dedim. Buda demektir ki örgüt içinde her iki eğilim de kendince işliyor ve ilişki geliştiriyor. Hangisi baskın yada daha etkili o tartışılırsa tartışılabilir.
 
#12
''savaşmaktan tutarlılıktan ve geçmişten bahsedecek ama başlangıçları üzerinden.. 37 yıl geçti..
1- dy içinden koparken bunlar partileşmek niyetinde değil dediler.. 16 yıl kendileri partileşemediler.. üstelik parti değilken kır gerilla güçleri yarattılar.. ama partileştiler ortada kır gerillası kalmadı.. thkp çizgisine göre parti ile birlikte öncü savaşı(pass süreci) başlar.. aradan 21 yıl geçti.. ortada öncü savaşı mı? var.. ds iken daha ileride idiler..

2- parti-cephe çizgisi bellidir.. dy için direniş komiteleri suni dengeye tersdir dediler şimdi aynı işleri yapıyorlar.. üstelik partiden üstte sayılıyor..

3- ideolojik olarak asd'ye açık mektup ile kopan thkp çizgisinin gerisine düştüler mdd savunusu yapıyorlar..''

Birinci maddede haklı noktalarınız var ama örgütün kendi iradesi dışında gelişen nesnel koşullarısa hesaba katmak gerek. Misal partileşemedi ama ortada bir 12 Eylül süreci var bunu esgeçmemek lazım.
aynı gerekçe dy içinde geçerlidir.. ama ds ayrılırken 1 sene bile sabretmedi..
bildirge mayıs 1977 de yayınlandı.. bu partileşme süreci olarak tanımlandı.. ds ise bir sene sonra ayrıldı.. gerekçelerden biri de hala parti kurulmadı idi..
artı.. thkp asd'ye açık mektup yazdıktan hemen sonra partileşti ve öncesi süreci de yoktu.. var deseler bile ne dy ne de ds kadar nitelikli ve zamansal anlamda uzun değildi..
ve en önemlisi.. parti aşaması dediğimiz olay nedir?.. şehir gerillası aşaması işletiliyor ise parti olmalıdır.. partisiz şehir gerillası mı? olur..
ve.. 12 sonrasında 14 yıl geçti yine parti yoktu.. ama kır gerillası bile vardı.. bu nasıl bir iş ve anlayış oluyor.. sen de kalkmış 12 eylül yaşandı diyorsun.. tamam yaşandı diye olmadı diyelim.. gerilla birliği kuruyorsun ama hala parti yok.. ve parti olduktan sonra ne şehir ne de kır gerillası kalmıyor.. mantıklı mı?..
yada dy gibi desinler.. thkp erken partileşti olgunlaşmadan pass başlattı vs...

Öncü savaşı noktasında Dev Sol dönemine göre ileri mi geri mi? Bencede şu anda daha geri. Ama bununda nesnel nedenleri var. Örgüt içi çatışma, devletin yaptığı operasyonlar sonraki yıllarda bir çok kadronun hapishanelerde katledilmesi.. Buraları dikkate almak gerek. DHKP benim gözlemlediğim yeni yeni tüm bu süreçlerin etkisini üzerinden atıyor. 2010'ları bir tekrar kuruluş veya atılım süreci olarak görebiliriz. Bu benim öznel yorumum.
dostum.. thkp bir avuç idi.. üstelik en iyi iki lideri ayrıldı.. ama geri düşmedi daha da hızlandı..
sonraki yıllarda bir çok kadronun hapishanelerde katledilmesi.. Buraları dikkate almak gerek.
bu ayrı bir konu.. hapishanedeki kadroların sen katledilmesi de ben harcanması diyeyim.. konu bu değil.. konu dışarsı ile ilgili.. içerdeki kadro dışarıya güç katmak amaçlı kendini feda edebilir.. ama bu olmuyorsa oturup kendini sorgulamalıdır.. bu fedalar boşuna mı? yapıldı..
2010'ları bir tekrar kuruluş veya atılım süreci olarak görebiliriz. Bu benim öznel yorumum.
gör.. dinlerim.. ama atılım dediğinde somut birşeyler de göstermek zorundasın.. yani.. şehir gerillası ve kır gerillası anlamında göstermelisin.. mahalledeki işleri değil.. bunlar gerçekten partinin alt birimi olan cephenin işleridir.. ama cephe bu eylemleri yapacak kadar nitelik kazanmış ise parti daha fazla nitelik kazanmış olmalıdır.. parti nerde??..
yani.. cephenin geldiği aşamaya denk düşen bir parti ve mücadelesi yani pass aşamaları diyorum.. anlatabildim mi?..

İkinci maddeye gelirsem daha öncede belirttim bir komünist örgüt yatay, kitlelerin doğrudan katılımının ve karar vericiliğinin ve bunun ötesinde uygulayıcılığın da olduğu örgütlülüklere karşı çıkmaz.
ama bunlara da partinin cephesi demez.. yani thkp yada aynısı diyen dhkp diyemez.. çizgisel değişim varsa açıklasınlar.. lafa geldimi hep aynıyız diyorlar.. bunlara kitle örgütlenmeleri denir.. seni okuyorum ama sen olarak okuyorum.. yazdıklarının thkp-dhkp çizgisi ile ilgisi yok..

Buralar partinin topluma kök saldığı kilit alanlardır. Ancak böyle yapıların dikey parti örgütlenmesi ile tamamlanmaması ve partiniin ideolojik perspektifinin buralarda etkin olmaması ile ayrıca, buraların kendiliğindenliğine kapılıp, iktidar hedefinin unutulması eleştirilir.
burasını tam anlayamadım.. tamam dediklerin parti-cephe örgütlenmesi ve cephenin alt kitle örgütlenmeleri anlamında ve bunlara önderlik-öncülük anlamında anlaşılır şeyler ama.. neden eksik ve zaaflı bu konuda örgütün bir sorgulaması özeleştirisi ve çözüm önerileri var mı?.. yok.. hamasetten başka bir şey yok..

Üçüncü ise saçmalık. Milli burjuazi gibi çeşitli önermeleri barındıran, sınıfın öncülüğünden kopukluklar da içeren Mdd teziyle Dhkp'nin ilişkisi olamaz.
milli burjuvazi olayı yok.. tamam ama bu dönemin mdd işlerinde de yoktu.. yerine devlet işletmeleri vardı.. peki neler var.. bayrak var.. ikinci kuvva ve kurtuluş savaşı var.. vatan kurtuluşu var.. aydınlık da keskin proleter devrimci aydınlık hareketi olarak başladı buralara da bayrak-vatan-kurtuluş savaşı ile geldi..

sana bazı sorular sormuştum ama atlamışsın..
 
#13
''sen pass yani halk savaşı stratejisine göre gerilla güçlerini kurdun.. dağlarda konuşlandın.. üzerine operasyon başladı.. yada sen operasyona başladın.. da.. Dolayısıyla orduya saldırı olacaksa ancak çok iyi istihbarat kaynaklarına sahip olarak, net, etkili ve kitlelerin adalet arayışına, biriken öfkelerine cevap verecek muhtevada bir eylem tarzı olmalı ve buna uygun hedefler belirlenmeli bu dediklerin nasıl olacak..
üzerine gelen ordu içinde dediklerin var.. bunu mermilerine bildirip aman onlara isabet etmeyin mi? diyeceksin.. gerçekten.. Buda kolay bir şey değil
bak dostum.. bu mantığını sen olarak savunabilirsin ama konumuz sen değil., dhkp.. yani pass(halk savaşı) vereceğini yada verdiğini iddia eden bir politik hareket..
ha..sen kendine göre bu izahatınla ..bir yere kadar.. anlaşılırsın ama bunu dhkp adına yaparsan olmuyor..
öğretmen olup tayin olamadığından polis olanlar var.. mesela bunlardan biri dolmabahçe önünde nöbetçi olabilir.. abd konsolosluğunda olabilir.. değil mi?.. yoksa istibarat bunlar ölmeyi hakedenler olarak mı? gelmiş.. ''


Hocam sizin bahsettiğiniz bağlamda yani dağlarda konuşlandım vs. o zaman tabiki benim dediğim olmaz. Bende zaten böyle bir şeyi savunmam. Ancak burada sizin yazdığımı bağlamından ayırıp kendi kurduğunuz söylemin üzerinden değerlendirip, eleştirmeniz doğru olmamış. Ben mevcut aşamada askere silah çekmenin çok da gerekli olmadığından sadece bazı spesifik durumlarda bunun yapılması gerektiğinden bahsettim. Nedenim de açık. Bir zorunlu askerlik olgusu. İki ve birincisinden daha önemlisi mevcut savaş aşaması. Şu anda siz dağa çıkmış, köylerde, kırda savaş başlatmış vs. değilsiniz. Böyle bir durumda zorunlu askerlik olgusu önemini yitirir. Çünkü orda artık tercihte vardır. Birey askerlik yapmayıp gerillaya katılabilir. Ayrıca sizin mevcut durumdan dolayı zorunluluğunuz var. Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten. Hani şehrin içinde bağımsız şehir olur asker saldırır vs. böyle bir şey yok. Şu anda şehir gerillası eylemleri üzerinden devletin şiddet tekelinin delinebileceği, kitlelere sahipsiz kalmadıkları ve somut eylemler üzerinden verilecek mesajla devamında hedeflenen halkın sisteme karşı öfkesinin örgütlü bir politik bir bilinç içine taşınmaya çalışılması. E böyle bir mücadelede hem polisin gündelik şehir hayatında devlet otoritesini, gücünü temsil etmesi hemde sistemin gündelik şehir hayatında ezilenlere karşı saldırılarını polis üzerinden yapması nedeniyle ağırlıklı polis olarak hedef seçiliyor. Benim dikkat çekiyorum mevcut aşama için açıklamam bu. Ancak savaşın evreleri ilerledi mi o zaman hedeflerde mücadele içinde büyüyecek veya değişecektir.
 
Son düzenleme:
#14
''sana bazı sorular sormuştum ama atlamışsın..''

Çok yazı var ve birçok tartışma noktası var bazıı söylenenler gözümden kaçabiliyor yada gerekli önemi vermeyebiliyorum. Ben yine göz atacağım ama siz tekrar iletirseniz o soruları daha da netleşir neleri kastettiğiniz. Bende cevaplandırmaya çalışırım.
 
#15
Siz demagoji yapıyorsunuz. olabilir.. yapıyorsam açıklarsın bende düzeltirim.. ama sakin ol..

Yok İran'da da gelişmiş yok Türkiye'de de gelişmiş. E Türkiye'de tabii gelişecek hareketin çıkış noktası bu. Gerçek yalın ve ortada. Emperyalizmin Irak'a müdahelesi PKK'ye alan açtı mı açmadı mı?
sen açtı diyorsan anlatırsın.. nasıl bir alan açtı.. olmasaydı pkk nereye ve nasıl evrilirdi vs. anlatırsın..
ama şöyle olmaz..
Barzani ile çatışma şu bu.. Bunlar ayrı.. Ama sonuç olarak bu müdahale Pkk'ye alan açtı, öncekinden daha güçlü mevziler elde etti. mesela.. örneğin.. saddam ordusundan aldığı silahları pkk'ye mi? verdi.. barzani buyrun sınırda konuşlanıp t.c.'ye saldırabilirsiniz mi? dedi.. ve bunları yaparken barzani yollarına gül mü? döktü... yoksa engel mi? oldu.. abd t.c.'ye bir dizi araç gerek mi? verdi.. iha skorsky vs.
sen kandil'i ırak'damı sanıyorsun.. kandil iran ile ırak arasında.. bilgin olsun dedim.. yani kandil üssünü iran örgütlenmesi hazırladı..

kısaca ben anlattım sıra sende anlat bileyim.. ama yine şöyle olmasın..
Suriye'de yine aynı şekilde. Emperyalizmin müdahelesi sonrası Baas bir çok yönetici de dahil olmak üzere Pyd'liyi serbest bıraktı, Pyd'ye bölge yönetimini devretti. Gerçek bu.
sana bunları kim anlattı yada nerden okudun..
baas pyd yöneticilerini serbest bırakmadı.. iç savaş başlayınca kendileri bunu başardı.. ve pyd'ye bölge yönetimini de devretmedi çekildi yerini pyd doldurdu bazı yerlerde çatışarak kovdu.. pyd açıkça bildirdi.. burada kalabilirsiniz ama bizim demokratik özerklik ve öz yönetim yapımızı kabül edeceksiniz.. seninkiler değil., asıl Gerçek bu.

İran'da geliştik diyorsun İran'da böyle bir gücünüz var mı?
dostum.. hoş gör ama bilmiyorsan elinin altında internet var biraz çabala öğrenirsin.. t.c. ile iran anlaştı ve iran saldırıya başladı bu taraftanda t.c. gelecekti ama iran ilk saldırı dalgasında tokatı yedi çakıldı kaldı.. t.c. de bu taraftan saldıramadı.. araştır bulursun.. yani iranda pkk örgütlü.. ve dahi güçlü..

Yarın emperyalist müdahale olsa bambaşka bir tablo ortaya çıkabilir ama. Dolayısıyla bir yanda İran'a ve hatta Türkiye'ye diğer yanda buralara bakınca durum netleşiyor. Dediğim gibi bu boşluk sonrası alan elde etme başlı başına eleştirilecek bir şey değil. Ama sen bu alanı hangi perspektif üzerinden değerlendiriyorsun, buralar üzerinden emperyalizmle işbirlikçileriyle nasıl bir ilişki geliştirmek istiyorsun bu önemli.
aynı soruyu tekrarlayayım.. emperyalizm işbirlikçileri kimler ve ilişki dediğin şeyler nedir? ikincisi., bölgede emperyalizm ile ilişkili olmayan güçler kimler ve pkk bunlarla ilişkili değil mi?.. lütfen yanıtlarmısın..

diyorum ama.. sanırım dolaylı yanıt veriyorsun..
Asıl siz yapmayın. Öso denilen katil sürüsü Suriye halkının kadınlarına tecavüz etti, çocuklarını katletti, üniversitelerine saldırdı ve daha bir çok işledikleri suçun haddi hesabı yok.
aynen doğru da ya esad ordusu ne boklar yedi.. sen bunlardan bi habermisin.. artı.. suriye halkı derken kimleri kasdediyorsun.. suriye vatandaşlarını mı? yoksa kürtleri ermenileri dürzileri ve sunni arapları mı?.. unutma.. suriye arap ulus devletidir.. yani t.c. gibidir.. ne mutlu ttürküm diyene der. ama arap yanını der.. emevi geleneğinden gelmedir.. bakma iktidarda şia kökenli nuseyriler var ama arap milliyetciliği geçerlidir..
esad rejimi kürtleri katletti.. muhalifleri katletti tecavüz etti.. el muharebat mit'den farksızdır..

Pyd'de elbet bunlardan zarar gördü ama kıyas götürmez bile. Ayrıca ilerleyen noktada Esad eleştirileri üzerinden Öso ve Batı ile işbirliğine açık olduğunuzu belirtip yer yer emperyalist merkezlerin uydurduğu rejim katliam yapıyor, kimyasal şüphesi vb. şeyleri medya organlarınıza taşıdınız şimdiki süreçte ise Öso ile işbirliği halindesiniz. Dolayısıyla en çok bize Öso şöyle saldırdı diye hikaye anlamaya gerek yok.
bak.. her ne kadar tartışıyoruz üsluba dikkat edelim dsek de bazı şeyler vardır ki.. turnusol görevi görür..
pyd faşist esad ile yer yer uzlaşıyor ve uzlaşmak isterim diyorsa öso içinde aynı duruşa sahiptir.. öso ile olan ilişkileri emperyalizm olarak gören gözün esad rejiminin rusya ile ilişkilerini sosyalist mi? görüyor.. rusya hala sosyalist mi? sanıyorsun.. küresel kapitalist hegomanya(emperyalizm) dışında bir güç olarak mı? görüyorsun.. merak ettim.. de..

evet öso pyd ile savaştı.. ama esad da savaştı.. evet.. öso pyd ile uzlaştı esad da dolaylı uzlaştı.. ama arada çok önemli bir fark var.. esad küresel hegomanya dahilinde faşist bir bölge taşeron devleti.. öso ise yerine aday bir hegomanik muhalefet.. hangisi pyd varlığına olumlu yaklaşırsa onunla uzlaşır.. yada savaşır..

sanırım sen.. dhkp gibi esad rejimini neredeyse sosyalist olarak tanımlıyorsun.. rusyanın da emperyalist olduğunu es geçiyorsun.. tıpkı zamanın aydınlıkçıları gibi.. abd yerine rusya baş tehlike derdi.. şimdi nasyonalistler rusya yerine abd baş tehlike rusya evladır ayaklarında.. yani 3 dünya teorisinin yeni versiyonu.. 3 dünya teorisini biliyorsundur..

senin mantaığın gibi dhkp mantığı da aynı.. mdd kökenli 3 dünya teorisi formatı..
Ben zaten PKK ilişkilenmemiş demedim orda demek istediğim yanlış anlaşılmış. Bir eğilim Abd eksenine dahil olmak istiyor diğer eğilim ise antiemperyalist odaklarla işbirliği yapmayı savunuyor dedim. Buda demektir ki örgüt içinde her iki eğilim de kendince işliyor ve ilişki geliştiriyor. Hangisi baskın yada daha etkili o tartışılırsa tartışılabilir.
dostum.. Abd ekseni dediğini anlıyorum.. öso vs. tamam da.. antiemperyalist odaklar dediklerin kimler!!!!!!
açıklarmısın.. diyorum ses vermiyorsun..

rusya ve iran-ırak esad suriye şia çemberi mi?..

bu arada anımsatayım.. işid/daiş de abd ile savaşıyor.. dhkp bir ara anti-emperyalist olarak selamlamıştı..
 
#16
evet.. hepsi yapılıyor.. örneğin dersimde taban çoğunluk tkp-ml versiyonları etkisinde.. hem de az buz etkisinde değil ama oylar chp'ye.. tkp-ml'nin faşist dediği kemalistlere gidiyor.. bu politikleşme mi? oluyor.. dersimde tkp-ml yıllardır örgütlü ve mücadele ediyor.. militanlarını buradan alıyor.. ama politik olarak taban onu takip etmiyor.. mitinglerde evet.. yardım dayanışmada evet.. sorsan hepsi örgütlü ama çizgilerinin faşist dediği bir partiye oy veriyorlar..
bakur'a bakalım.. yıllarca chp ve çoğunluk ap-anap ve akp'ye oy veren kitle şimdi farklı tavır içinde işte ben politikleşme olarak buna derim.. üstelik dhkp vs. örgütler milliyetçi!!! de değil., sınıfçı ve m-l..''


Evet burda haklısınız. Bence bu şundanda olabilir, siz ne kadar sistem dışı bir mücadele ve örgütlülük geliştirirseniz geliştirin eğer devrim somut bir olgu, mevcut şartlarda yada kısa erimde gerçekleştirilebilir bir olgu değil ise insanlar tüm bilinçlerine rağmen yinede sistem içi alternatiflere yöneliyorlar. En azından kısa erimde bu tutumun daha doğru olacağını düşünüyorlar. Eğer bu örgütler yasal parti kursa bile aşılamaz çünkü o partinin siyasi arenada belirleyeciliği olmayacak mevcut şartlarda. Dolayısıyla bu durumun önüne geçmek zor. Belki belediye seçimlerinde bazı ilçelerde adaylar çıkarılabilir. Buradan hem kendi kitleni tutarsın hemde kendine uzun vadede yeni bir örgütlenme, kitleni genişletme alanı açabilirsin.
 
#17
''sen pass yani halk savaşı stratejisine göre gerilla güçlerini kurdun.. dağlarda konuşlandın.. üzerine operasyon başladı.. yada sen operasyona başladın.. da.. Dolayısıyla orduya saldırı olacaksa ancak çok iyi istihbarat kaynaklarına sahip olarak, net, etkili ve kitlelerin adalet arayışına, biriken öfkelerine cevap verecek muhtevada bir eylem tarzı olmalı ve buna uygun hedefler belirlenmeli bu dediklerin nasıl olacak..
üzerine gelen ordu içinde dediklerin var.. bunu mermilerine bildirip aman onlara isabet etmeyin mi? diyeceksin.. gerçekten.. Buda kolay bir şey değil
bak dostum.. bu mantığını sen olarak savunabilirsin ama konumuz sen değil., dhkp.. yani pass(halk savaşı) vereceğini yada verdiğini iddia eden bir politik hareket..
ha..sen kendine göre bu izahatınla ..bir yere kadar.. anlaşılırsın ama bunu dhkp adına yaparsan olmuyor..
öğretmen olup tayin olamadığından polis olanlar var.. mesela bunlardan biri dolmabahçe önünde nöbetçi olabilir.. abd konsolosluğunda olabilir.. değil mi?.. yoksa istibarat bunlar ölmeyi hakedenler olarak mı? gelmiş.. ''

Hocam sizin bahsettiğiniz bağlamda yani dağlarda konuşlandım vs. o zaman tabiki benim dediğim olmaz. Bende zaten böyle bir şeyi savunmam. Ancak burada sizin yazdığımı bağlamından ayırıp kendi kurduğunuz söylemin üzerinden değerlendirip, eleştirmeniz doğru olmamış. Ben mevcut aşamada askere silah çekmenin çok da gerekli olmadığından sadece bazı spesifik durumlarda bunun yapılması gerektiğinden bahsettim. Nedenim de açık. Bir zorunlu askerlik olgusu. İki ve birincisinden daha önemlisi mevcut savaş aşaması. Şu anda siz dağa çıkmış, köylerde, kırda savaş başlatmış vs. değilsiniz. Böyle bir durumda zorunlu askerlik olgusu önemini yitirir. Çünkü orda artık tercihte vardır. Birey askerlik yapmayıp gerillaya katılabilir. Ayrıca sizin mevcut durumdan dolayı zorunluluğunuz var. Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten. Hani şehrin içinde bağımsız şehir olur asker saldırır vs. böyle bir şey yok. Şu anda şehir gerillası eylemleri üzerinden devletin şiddet tekelinin delinebileceği, kitlelere sahipsiz kalmadıkları ve somut eylemler üzerinden verilecek mesajla devamında hedeflenen halkın sisteme karşı öfkesinin örgütlü bir politik bir bilinç içine taşınmaya çalışılması. E böyle bir mücadelede hem polisin gündelik şehir hayatında devlet otoritesini, gücünü temsil etmesi hemde sistemin gündelik şehir hayatında ezilenlere karşı saldırılarını polis üzerinden yapması nedeniyle ağırlıklı polis olarak hedef seçiliyor. Benim dikkat çekiyorum mevcut aşama için açıklamam bu. Ancak savaşın evreleri ilerledi mi o zaman hedeflerde mücadele içinde büyüyecek veya değişecektir.
seni anlamaya çalışıyorum.. farklı anlamış olabilirim yada bu noktada genel algımın dışında şeyler söylüyor olabilirisn.. tartışma içinde anlaşırız..

halk savaşı startejisi yani pass dahilinde dediğin işler olmaz.. anlamsızdır.. şu gerekçelerin de bu çizgiye hiç uymaz.. yada konu bağlamında ilişkili değil..
önce.. dhkp neden barış yapılıyor savaşılmıyor diyor.. bunu anımsatayım.. yani pkk gerilla savaşını terk etti diye eleştiriyor.. doğru da.. pkk artık silahlı mücadele ve bunun halk savaşı biçimine gerek yok diyor.. gerekçesi de çok açık.. biz ayrılıp devlet olmayı hedeflemiyoruz.. ama bunun yerine öz savunma hakkı olarak halk savunma güçleri olarak devam edebilir yada devletin demokratikleşmesi oranında bu da kalkabilir diyor ve ekliyor.. kürt halkının silahlı güvü olarak tüm bölgede savaş hali kalkmadan silah bırakılmaz sadece bazı devletlere karşı silah kullanılmaz diyor..
dhkp bunu teslimiyet olarak görüyor.. yani savaşa devam kürdistanı kurun diyor.. hani bağımsız kürdişstan hedefini terk etti eleştirisi var ya..

bu anlamda.. Ben mevcut aşamada askere silah çekmenin çok da gerekli olmadığından sadece bazı spesifik durumlarda bunun yapılması gerektiğinden bahsettim. Nedenim de açık. Bir zorunlu askerlik olgusu. İki ve birincisinden daha önemlisi mevcut savaş aşaması. sözlerin pkk için geçerlidir.. zaten duran kalkan'ın son açıklamasında bu var.. operasyona çıkmayan., halka saldırmayan sadece karakollarda duran ve doğal vatan görevi yapan askeri birimlere saldırmayın saldırılırsa bunu suç kabül edecek yargılayacağız dedi.. gayet ciddi ve resmi bir açıklama..

ama.. mevzu dhkp ise bu geçerli değildir.. bir kere dhkp iktidar hedefi olan bir silahlı hareket!!.. askeri etkisiz hale getirmeden iktidar olamaz.. bugün yapamıyorsa yarın yapacaktır.. tsk bu hareketin gerillasının ankaraya yürümesini her şekilde elindeki askeri güçle(zorunlu askerlerle) engellemeye çalışacaktır.. dhkp bu durumda zorunlu askerlere değmeyecek bir adrese sahip kurşun bulamaz..

geleyim çok ilginç açıklamalarına..
İki ve birincisinden daha önemlisi mevcut savaş aşaması. Şu anda siz dağa çıkmış, köylerde, kırda savaş başlatmış vs. değilsiniz. Böyle bir durumda zorunlu askerlik olgusu önemini yitirir. Çünkü orda artık tercihte vardır. Birey askerlik yapmayıp gerillaya katılabilir. Ayrıca sizin mevcut durumdan dolayı zorunluluğunuz var. Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten. Hani şehrin içinde bağımsız şehir olur asker saldırır vs. böyle bir şey yok. Şu anda şehir gerillası eylemleri üzerinden devletin şiddet tekelinin delinebileceği, kitlelere sahipsiz kalmadıkları ve somut eylemler üzerinden verilecek mesajla devamında hedeflenen halkın sisteme karşı öfkesinin örgütlü bir politik bir bilinç içine taşınmaya çalışılması. E böyle bir mücadelede hem polisin gündelik şehir hayatında devlet otoritesini, gücünü temsil etmesi hemde sistemin gündelik şehir hayatında ezilenlere karşı saldırılarını polis üzerinden yapması nedeniyle ağırlıklı polis olarak hedef seçiliyor. Benim dikkat çekiyorum mevcut aşama için açıklamam bu. Ancak savaşın evreleri ilerledi mi o zaman hedeflerde mücadele içinde büyüyecek veya değişecektir.
bu yazdıklarının pass ile uzaktan yakından bir ilgisi yok..
Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten. Hani şehrin içinde bağımsız şehir olur asker saldırır vs. böyle bir şey yok.
kusura bakma ama senin ya pass ile ilgili hiç bir bilgin yok.. yada ne yapıyorsun anlamış değilim..
pass stratejisinde kurtarılmış alanlar vardır ama bunlar da kırlarda olur.. kırlardan şehirlere inilip şehirler işgal edilir.. ha.. bu arada önce suni denge kırılır.. buda kır gerillasının geliştiği aşamaya denk düşer.. bu yaşanmadan kentlerde kurtarılmış alanlar oluşmaz.. bunları bilerek yazıyorum.. eski thkp sempatizanıyım ve dy örgütünden gelmeyim.. iyi bilirim..
şehir gerillası mücadelesinde elbette en çok polisle muhatap olunur ama asıl olarak devletin ana kurumları vurulur.. şu aşamada dhkp eylemlerinin şehir gerillası ile ilgisi yok.. ve şehir gerillası kitleye güven verip kır gerillasının önünü açar., katılım yaptırır.. kurtarılmış şehir veya mahalle yaratamaz.. suni denge diye bir şey var.. elbette bunlar thkp çizisi benim düşüncelerim değil..

parti 1994 de kuruldu.. 21 sene geçti.. hiç bir bahane hala kır gerillasının yokluğunu izah edemez.. hatta olanın neden ortadan kalktığını izah edemez çünkü kırda yenilen oparasyonlarla kır yapısı çökertilmedi..

neyse bunları bilgi olarak sunuyorum.. ikna olarak değil.. çizgi değiştir diye hiç değil.. ama sorgula..

yaşını bilmiyorum.. ama 80 sonrası kuşak bir çeşit resmi tarih travması yaşıyor.. bir sürü yalan bir sürü geçmişin dışında teoriler yazılıyor.. bu anlamda sabırla izah ediyorum.. ben doğruyum anlamında değil.. yalın gerçekler anlamında..

 
#18
Sayın Suat;

Beni sürekli yanlış anlamanızdan yada dediklerimi bağlamından koparıp bambaşka bir şekilde analiz etmenizden kurtulamıyorum. Öncelikle belirteyim Mahir Çayan'ın tüm yazılarını okudum. Pass'ın ne olduğunu bende biliyorum ve pass'da öncelik olarak şehirde kurtarılmış alanlar yada kurtarılmış şehirler gibi bir şey olmadığını biliyorum. Yazımdada Pass'da böyle bir şey vardır diye bir iddia yok. Kırdan kente doğru yayılan, öncelik olarak kırları sonrasında kentleri özgürleştiren bir strateji. Ben neye cevap verdim ona bakalım.. Siz dediniz ki neden şu an askere karşı eylemler yok? Bende mevcut aşamada(şehir gerillası aşaması. ilk aşaması yada ikinci aşaması olarak kabul edebilirsiniz yoruma göre) askere karşı eylemlerin gereksiz olduğunu, şehir gerillasının polis üzerinden bunu geliştirmesinin daha doğru olduğunu açıkladım. Dediklerinin Pass ile ilgisi yok demişsin nasıl yok anlamadım. Devletin şiddet tekelini kırmak, bunu kitlelere teşhir etmek ve bunun üzerinden karşı propaganda geliştirmek Pass'ın parçası nasıl değil? Neye göre bu yazdıkların Pass ile hiç alakası yok demişsiniz anlamadım. Devamında ekledim askere karşı eylem ancak dağlarda, köyde, kırda vs. savaş ilerlerse gerçekleşir şu an için öncelik değil dedim. Birde dedim hani şehirlerde kurtarılmış bölgeler olur o zaman böyle bir şey olabilir ama şu an için böyle bir durum yok zaten böyle bir hedef de yok dedim. Bakın; ''Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten.''
Dolayısıyla açıkça görüldüğü gibi böyle bir hedef yok denmesi zaten böyle bir geliştirilmiş strateji veya taktik de yok demektir. Bunu anlar herkes zaten. Şu an diye belirtmem nedeni de önümüzdeki süreçte belki daha farklı bir yönelim işletilebilme ihtimali. Burada biraz bendede suç var üst üste yazınca birbirine karışmış ama sizin bana karşı önyargınızda etkili. Yani özcesi orda dediğim daha şehirdeyiz kıra geçmeden askere karşı eylemin öncelik olması yanlış. Birde bu durumun şehirde kurtarılmış alanlar oluşturulursa gözden geçirilebileceğini ama böyle bir hedefin olmadığını belirtiyorum. Kişisel fikrimi de belirteyim. Ben Pass'ın revize edilme taraftarıyım. Kır beklenmedende şehirlerde kurtarılmış bölgeler yaratılabilir hatta ben buna öncelik verilmesi taraftarıyım tabii bu dediğim kır tamamen unutulsun değil. Ayrıca şehir-kır gerillası aşamalarına dair teori de gözden geçirilmeli.
 
Son düzenleme:
#19
Sayın Suat;

Beni sürekli yanlış anlamanızdan yada dediklerimi bağlamından koparıp bambaşka bir şekilde analiz etmenizden kurtulamıyorum. Öncelikle belirteyim Mahir Çayan'ın tüm yazılarını okudum. Pass'ın ne olduğunu bende biliyorum ve pass'da şehirde kurtarılmış alanlar gibi bir şey olmadığını biliyorum. Yazımdada Pass'da böyle bir şey vardır diye bir iddia yok. Ben neye cevap verdim ona bakalım.. Siz dediniz ki neden şu an askere karşı eylemler yok? Bende mevcut aşamada(şehir gerillası aşaması. ilk aşaması yada ikinci aşaması olarak kabul edebilirsiniz yoruma göre) askere karşı eylemlerin gereksiz olduğunu, şehir gerillasının polis üzerinden bunu geliştirmesinin daha doğru olduğunu açıkladım. Dediklerinin Pass ile ilgisi yok demişsin nasıl yok anlamadım. Devletin şiddet tekelini kırmak, bunu kitlelere teşhir etmek ve bunun üzerinden karşı propaganda geliştirmek Pass'ın parçası nasıl değil? Neye göre bu yazdıkların Pass ile hiç alakası yok demişsiniz anlamadım. Devamında ekledim askere karşı eylem ancak dağlarda, köyde, kırda vs. savaş ilerlerse gerçekleşir şu an için öncelik değil dedim. Birde dedim hani şehirlerde kurtarılmış bölgeler olur o zaman böyle bir şey olabilir ama şu an için böyle bir durum yok zaten böyle bir hedef de yok dedim. Bakın; ''Ama şu andaki aşama şehir gerillası aşaması. Ve bu aşamadada şu an bağımsız şehirde dvlet dışı alanlar yaratılmış değil böyle bir hedefde yok zaten.''
Dolayısıyla açıkça görüldüğü gibi böyle bir hedef yok denmesi zaten böyle bir geliştirilmiş strateji veya taktik de yok demektir. Bunu anlar herkes zaten. Şu an diye belirtmem nedeni de önümüzdeki süreçte belki daha farklı bir yönelim işletilebilme ihtimali. Burada biraz bendede suç var üst üste yazınca birbirine karışmış ama sizin bana karşı önyargınızda etkili. Yani özcesi orda dediğim daha şehirdeyiz kıra geçmeden askere karşı eylemin öncelik olması yanlış. Birde bu durumun şehirde kurtarılmış alanlar oluşturulursa gözden geçirilebileceğini ama böyle bir hedefin olmadığını belirtiyorum. Kişisel fikrimi de belirteyim. Ben Pass'ın revize edilme taraftarıyım. Şehirdede kurtarılmış bölgeler yaratılabilir hatta ben buna öncelik verilmesi taraftarıyım tabii bu dediğim kır tamamen unutulsun değil. Ayrıca şehir-kır gerillası aşamalarına dair teori de gözden geçirilmeli.
Beni sürekli yanlış anlamanızdan yada dediklerimi bağlamından koparıp bambaşka bir şekilde analiz etmenizden kurtulamıyorum.
bence.. seni yanlış anlamıyorum.. sadece karar vermeni istiyorum.. yada yazarken ayrım koymanı.. yani kendi düşünce perspektifini açıklarken bunu dhkp çizgisi olarak sunar gibi savunma yapmayı terk etmelisin..

Ben Pass'ın revize edilme taraftarıyım. Şehirdede kurtarılmış bölgeler yaratılabilir hatta ben buna öncelik verilmesi taraftarıyım tabii bu dediğim kır tamamen unutulsun değil. Ayrıca şehir-kır gerillası aşamalarına dair teori de gözden geçirilmeli
bu bir düşüncedir.. böyle diyemezsin demiyorum.. bunu tartışırız.. belki bende bazı noktalarda seninle aynı düşüncedeyim.. ama bunu dhkp savunusu olarak sunduğunda ben ne yapayım.. dhkp çizgisi bu değil demek zorundayım..

pass stratejisini okudum biliyorum diyorsan doğrudur.. o zaman pass için ayrı., revizyon edilmesi gereken kendi pass anlayışın için ayrı yaz.. lütfen..

dhkp hangi aşamada konusunda karar verici öncelikle dhkp'dir.. ben sadece bu aşamaya uygun-denk düşen bir örgütlenme ve pozisyon içinde olmadığını iddia edebilirim.. bu da tartışılır. sen.. öncü savaşının şehir gerillası aşamasında diyorsun.. ama ben.. dhkp bu konuda tek laf etmiş değil diyorum..
ayrıca.. parti değilken kır gerillası oluşturmasını eleştiriyorum.. madem kır gerillan var çoktan partin olmalıydı neden ilan etmeden kır gerillası kurdun diyorum.. kır gerillasının varlığı demek., "şehir gerillası geliştirme kır gerillası yaratma" aşamasını geçtin anlamına gelir diyorum.. ama günümüzde ortada kır gerillası yok.. o zaman bunu açıkladın mı? kır gerillası hangi operasyonlarla dağıtıldı ve bu aşamadan geriye düştün açıkladın mı? diyorum.. ez cümle bir durum değerlendirmesi yaptın mı? diyorum..
bunların hiçbirisinin yanıtı yok.. haliyle ortada bir örgüt de yok demektir.. ama var.. işte var olan nedir!? diyorum..
bu ayrı..

Ben Pass'ın revize edilme taraftarıyım. Şehirdede kurtarılmış bölgeler yaratılabilir hatta ben buna öncelik verilmesi taraftarıyım tabii bu dediğim kır tamamen unutulsun değil. Ayrıca şehir-kır gerillası aşamalarına dair teori de gözden geçirilmeli
bu ayrıdır..

dhkp için sorduğum askere karşı neden eylem yok.. sorusunun yanıtı senin zorunlu askerlik ve şehirler ele geçirilmemiş açıklamaların değil.. yine senin yaptığın.. ortada bir kır gerillası yapısı yok ki açıklaman olmalıdır.. itirazım bunlardır..
yine.. çizgiye göre.. kır gerillası gelişecek., düzenli ordu aşamasına geçilecek ki.. şehirler işgal edilecek.. ama sen bu olsa olabilir diyorsun.. olması için kır gerillasının gelşimiş olması gerekiri atlıyorsun.. şehirlere gelene kadar kırda zaten asker ile çatışmalar çok yaşanacaktır..

geleyim revizyon olayına..
asla olamaz diye kesin iddia edilemez ama tarihte şehirlerde kurtarılmış bölgeler olayı yoktur.. şehir ayaklanmaları tarzında bu olabilir.. realiteye göre bakarsak.. şehir işgali de demiyorsun şehirde kurtarılmış bölge diyorsun.. yani varoşlarda hakimiyet.. örneğin varto-silopi gibi.. ama bunlar bile kır desteği olmadan ayakta kalamaz.. yada yarı düzenli ordulaşmalar olmadan olamaz.. çünkü devlet ordusu ile daldığında ne yapacaksın.. tekrar edeyim.. mücadele biçimlerinde kalıplar olmaz.. o yüzden asla olmaz diyemem.. daha çok somut üzerinden tartışmayı yeğlerim.. düşünce olarak dinler bırakırım..
ama.. konu dhkp ise böyle bir stratejik çizgisi yok.. haliyle örgütlenmesi de yok.. dediğim ve itirazlarım bu zeminlerle sınırlıdır.. senin düşüncelerin ayrı bir tartışma zeminidir..

Dediklerinin Pass ile ilgisi yok demişsin nasıl yok anlamadım. Devletin şiddet tekelini kırmak, bunu kitlelere teşhir etmek ve bunun üzerinden karşı propaganda geliştirmek Pass'ın parçası nasıl değil? Neye göre bu yazdıkların Pass ile hiç alakası yok demişsiniz anlamadım.
evet ama.. bu dediğin şey.. öncü savaşı aşaması ile ilgilidir.. kır gerillası aşamasına geçildiğinde artık suni denge kırılmış demektir.. Devletin şiddet tekelini kırmak, bunu kitlelere teşhir etmek ve bunun üzerinden karşı propaganda geliştirmek gibi bir mücadele tarzın olmaz.. aksine artık iktidara yürüyen bir sürecin başlamış demektir..
dhkp hangi aşamada.. belirtmiş mi?.. yada., biz.. ortada parti yok.. suni denge kırılmamış kır gerillası kurduk., haybeye iş yaptık zaten tasfiye oldu dedi mi?..
halkımız bize silah verin diyor.. kürt halkı ayaklanın diyor.. suni denge kürtlerin dışında mı? geçerli.. kırılmamış suni denge varken halktan silah istemek mantıklı mı?.. halk silahlı ise ayaklansın sende başına geç derler..

kısaca.. dhkp çizgi mizgi hak getire salla pati "yürüyüş" içinde.. bu da bir örgüt için anlamlıdır!!..
.........................................................................

Bu konuya detaylı girmek istemiyorum ama Nazileri basitçe büyük burjuvazinin diktatörlüğünün bir biçimi olarak görüp, onların piyonu olarak adlandıran anlayış sakattır. Naziler çıkış olarak hem ulusal-kültürel hemde toplumsal devrimi hedefleyen, ağırlıklı olarak küçük burjuva, orta sınıflardan destek alan, buraları sınıf çatışmasını geride bırakan aşkıncı felsefesi(bunu iki temel sınıfın proleterler ve büyük burjuvazinin kafasını birbirine çarptırarak ulusal hedefler etrafında birleştirme olarak adlandırabiliriz), modernizmin yarattığı kültürel-piskolojik ve ideolojik bunalıma karşı ahlakçı, geleneksel değerlere sahip çıkan ama bir yandanda bunu devrimci bir kültürel canlanmayla bütünleştiren tavrı ve parlementarizme karşı kitlesel siyasete dayanan pratiğiyle cezbetmiştir. Tabii Nazileri ideoloji hareket ve iktidar bağlamlarında farklı farklı ele almak lazım. Mesela iktidardaki Nazizmin toplumsal devrimci yönü zayıflamış, kültür devrimci yönü ön plana çıkmış ve geleneksel seçkinlerle uzlaşı sürecide geliştirilmiştir. Ama tüm bu durum Nazilerin klasik bir burjuva iktidarı olduğu sadece onların çıkarlarını temsil ettiği ve kendilerini böyle tanımladıkları anlamına gelmez. Savaş kazanılsa içte nasıl dönüşümler yaşanacaktı merak konusu. İtalyan faşizmi ise Nazilerle benzer bir toplumsal taban ve benzer bir felsefe üzerinden iktidara gelmesine rağmen süreç içinde toplumsal noktalarda radikalliği son derece azalmış geleneksel iktidar ve güç odaklarına yaslanmış, onlara bağımlı kalmıştır. İtalyan faşistleri bu özelliğiyle klasik burjuva devletine ve otoriter sağ çizgiye daha yakındır. Falanjistler ise zaten otoriter sağdır. Tartışılmaz.
buradaki anlatımlarına büyük oranda katılıyorum.. dimitrov'un meşhur faşizm tanımına ben de katılmıyorum.. iktidar işleyişine bakarak tanım yapmış ama sosyal-siyasal olarak faşizm tabanı farklıdır.. sadece şunu belirteyim.. nazileri iki aşamada ele almanı tavsiye ederim.. ilki.; SA'lar dönemi.. ikincisi.; hitlerin el koyup., SA'ları y-tasfiye ettikten sonraki dönemi..
bu tasfiye senin anlattığın faşist ideoloji ve örgütünün tasfiyesiydi.. ordu ve burjuvazi desteği ile bunu başardı.. ama ideolojik ve taban olarak ilkini kullandı..

senin açıkladığın şekilde bakarsak.. bazı baas güçleri de SA'lardan farklı değildir.. veya t.c. içindeki nihal atsız ve perinçek gruplarının farkı yoktur.. türkeş de hitler gibi.. ckmp ve sonra millet partisi olan yapıya el koydu.. türkçüleri(şamanist atsız grubu) tasfiye etti.. orduya(gladyö) ve burjuvaziye bağlı yürüdü..

sanırım.. aynı düşünüyoruz.. faşizmin iktidar olduğu aşamalardaki dönüştürülmüş haline göre bu dinamik tanımlanıyor ki.. yanlıştır.. zaaflı yaklaşımlara neden olur.. ama aynı şekilde dönüşmedenki halleri de doğru analiz edilmelidir bu da zaaflı yaklaşımlara neden oluyor.. kemalizm yada ulusalcı-sol tanımlaması gibi.. bence sen dönüşmeden öncesi halleri noktasında zaaflı yaklaşıyorsun.. bunları küçük burjuva sol yada millicileri olarak görüyorsun.. yanılabilirim de..

Konunun odak noktasına dönersek siz küçük burjuva iktidarlarla ilgili yaptığım tespitlerin aslında onların kılıf olarak ortaya sürdüğü tezler olduğunu söylemiştiniz(sanırı m burjuva devlet yapısını kapatmak için). Ben iddiamda ısrarlıyım. Klasik burjuva yönetimi olarak değerlendirilemezler . diyor ve açıklıyorsun.. Nazilerden ve italyan faşistlerinden temel farkları ise bu iki hareketin sömürgeci, yayılmacı ve ırkçı özde olması bahsettiğim hareketlerin ise ezilen yada geri bıraktırılmış ulusların yaşama, bağımsız olma mücadelesini savunmaları.
işte zaaflı yanın bu.. emperyalizme sömürgecilik olarak dar bakman.. bu anlamda özde yayılmacı ve hegomanyacı yanlarını bağımsızlık olarak görmen.. enver paşa çizgisi de böyleydi.. vatanı bütün tutmak.. bağımsız modern osmanlı yaratmak vs.
arap bascılığı da aynıdır.. bölgede yayılmacı ve hegomanyacı bir arap emperyali yaratmak.. sol jargon sadece bir tarz tercihidir.. çarlık rusyasını bütün tutma becerisi olarak görülen sosyalizmi milli olarak işletebilmek..

sen.. yazılan resmi tarih olarak okursun ama nasır doğrusunu okur.. çarlık rusya yıkıldı ama hegomanyasını koruyabildi.. bunu gücü devlet ve iktidardaki elitlerle(aydın yada ordu yada parti yada üçü bir arada!!) başardı..
bana göre bunların tek farkı henüz olgunlaşmamış emperyal faşizmdir.. çünkü., önlerindeki sorun bu güce erişmek için gerekli sistemi kurabilmek.. elbette hayal ile gerçek farklıdır.. bu gücü yaratırsın ama yayılma işleri emperyal ana motor güçlere bağlı yürürsen geçerlidir.. dur dediklerinde durmayı yürü dediklerinde yürümeyi bileceksin..

napolyon'a yürü denildi ama durmadı avrupayı fransa yapmak istedi tasfiye edildi.. bolivar'a yürü dendi ispanya hegomanyasını yıktı.. dur dediler durmadı birleşik latin amerikayı kurmak için yayılmaya başladı ama önce içerden çatladı sonra tasfiye edildi..
nasır da öyle birleşik arap dünyası için yürümeye başladı tasfiye edildi..
enver paşa çizgisi de öyle.. osmanlıdan bakiye t.c.'ye razı olmayanlar tasfiye edildi.. razı olanlar iktidar yapıldı.. hatta bütün kalsın ama batı denetimlerine evet diyen talat paşa çizgisi bile tasfiye edildi..
bazılarına izin verdiler ama sınırlı.. israil nasıl kuruldu ve yayıldı ama bir yere kadar izin verildi.. hoş israil yayılması arap birliği olmasın diyedir..

bence bu anlattıklarımı düşün tartış değerlendir..
bahsettiğin milliciler geleceğin yayılmacı ve zalimleridir.. tek farkları henüz dişleri çıkmamıştır.. mazlumdur!!lar..
 
#20
bu yazacaklarımda senin düşünce perspektifine ve sistemine eleştiridir ama sadece eleştiri yani sorguladığım yerleri düşün anlamındadır.. özellikle format ve mantık anlamında..

Hayır olmamış. Çünkü mali sermaye ve sanayi sermayesi birbirinden kopuk değil. Zaten bu iki sermaye biçimi iç içe geçmiş.
bu tespit lenin emperyalizm kitabında geçer.. ama dikkatli okunduğunda bir eşit ortaklaşmadan değil., mali sermayenin küresel olarak hegemonyasından bahseder..

bu anlamda birbirinden kopuk değil sözlerinin bir anlamı yoktur.. proleterya ile üretim aracı sahibi(sanayi burhuvazisi) de birbirinden kopuk değildir.. biri varsa diğeri vardır.. biri yoksa diğeri yoktur.. bu durum devlet mülkiyetinde de geçerlidir.. üretim aracı sahibi devlettir proleterya değil.. bu devlet proleteryanın demekle öyle olmuyor.. ne üretim aşamasındaki koşullar ve ücret konusunda ne de üretim soncu ürün sahiplenmesi ve paylaşımda söz hakkı olmayan bir sahiplik olur mu?..

iç içe geçmiştir tespiti de zaaflıdır.. bunu bankası olan sanayi tekelleri ve sanayisi olan bankalar için söylerler ama burada aslolan mali sermayedir.. sabancı Akbank küresel ilişkilerine bak.. yabancı sigorta şirketlerine bağlı oyak bile böyle..
iç içe geçti dersen hiç bir sanayiye sahip olmayan küresel mali oligarşi için ne diyeceksin.. çin "milli" sermayesi içinde bir tane küresel güçte banka var mı?.. hatta yerel olarak başat olan var mı? yok.. sadece sanayi var.. Japonya bile böyledir..

bu tespitler aslında sanayi sermayesini burjuva ve başat gören marks hatalarıdır.. mali sermaye ile sanayi sermayesi arasındaki çatışma tarihseldir.. avrupadaki savaşların çoğu bu nedenlerledir.. sanayi burjuvazisi çoğu zaman mali sermaye ile çatışmalıdır ve meli sermaye bu çatışmada aristokrasiyi de kullanır.. sanayi sermayesi e toplumsal "ilerlemeyi" yani., küçük burjuvaları ve proleterya!!yı.. marksı yeniden oku bunları göreceksin..


Mali sermayeler sanayiyi kontrol eder sanayicilerin bir çoğu da mali sermayenin içine dahil olmuştur. Ayrıca bu ikiside sömürücü konumda olduğu için bunların çelişkileri oligarşi içi iç çelişkiler olur. Ama bu iki sınıftan herhangi biri diğerine karşı yoksullarla birleşip devrimci bir mücadeleye katılmaz. yapma.. 1789 burjuva devrimi dediğiniz nedir?.. paris komünü sürecinin başında ulusal komitede yer alanlar kimlerdir.. yine ispanya iç savaşında cumhuriyetçi kesimler.. elbette sonra ayrışır aynı şey küçük burjuva dediklerin içinde geçerlidir..

dikkat ediyorum.. sende küçük burjuvaya devrimci ve sosyalizan misyon yükleme var.. millici-ülkücü veya millici-vatansever tanımlarından belli.. ama bu tanımları kimler kullanır bir araştır.. 68 kuşağı kullanmıştır ama o kuşağın o aşamadaki ideolojik zemini mdd idi anımsatayım..

ne burjuva ne de küçük burjuva yoksullarla birleşmez ama yoksulları kullanır.. bunu da devletçi-vatancı ve millici formatlar üzerinden işletir..

nasır baas ve libya kaddafi rejimleri için söylediklerin.. Ben iddiamda ısrarlıyım. Klasik burjuva yönetimi olarak değerlendirilemezler . Nazilerden ve italyan faşistlerinden temel farkları ise bu iki hareketin sömürgeci, yayılmacı ve ırkçı özde olması bahsettiğim hareketlerin ise ezilen yada geri bıraktırılmış ulusların yaşama, bağımsız olma mücadelesini savunmaları.
tekrar edeyim.. yayılmacı olunmamasının nedeni ideolojik değil., konjoktüreldir.. sömürgeci değil dediklerinin hepsinde ilhak edilmiş toplumlar ve yaşam alanları vardır..

en önemlisi.. kapitalizmin küreselleşmeyi tamamladığı bir tarihsel dönemde bağımsız devlet düşüncesi teorine bile aykırıdır..

"Kapitalizm emperyalizm çağının sömürge politikasından söz ederken şu noktayı özellikle belirtmek yerinde olacaktır-ki......bu çağın özelliklerini başlıca ülkelerin yanlızca sömürge sahipleri ve sömürge ülkeler olarak iki ana grup halinde toplanması degildir, görünüşte siyasal bağımsızlıklarına sahipmiş gibi olan ama gerçekte mali ve diplomatik bir bağımlılığın ağı içine düşmüş değişik bağımlı ülke biçimleride vardır. Bu biçimlerden birine yarı-sömürgelere biraz önce değinmiştik. Bir başka biçimin örneğini bize Arjantin sunmaktadır. Güney Amerika ülkeleri özellikle Arjantin mali yönden Lonraya o denli bağımlıdırki, bu ülkenin neredeyse İngiltere'nin ticari bir sömürgesi olduğunu söleyebiliriz...Portekiz siyasal bagımsızlığının yanında mali ve diplomatik bağımlılığın biraz farklı bir örnegini vermektedir. Bağımsız egemen bir devlettir Portekiz, ama aslında... (l70l - l7l4).. bu yana İngiliz himayesi altındadır..ve İspanyaya karşı savaşımında... Portekizi ve sahip olduğu sömürgeleri savunmuştur. (Lenin emperyalizm sy.l03-l04.) (altını biz çizdik)
..

BÖYLECE MALİ-SERMAYE SÖZCÜĞÜN TAM ANLAMIYLA DENEBİLİRSE AĞLARINI BÜTÜN ÜLKELERE YAYMAKTADIR. (Lenin. Emperyalizm. sy. 75 -79. büyük harf ile biz yazdık)
...
A.B.D'li senatör A.V.Beveridge'nin 1800'ler ortasında söylediği şu sözler hayli ilgi
çekicidir. "..Dünya ticareti bizim olmalı ve olacaktır. Ticaret karakollarımızın çevresinde bizim
bayrağımızı dalgalandıran ve bizimle ticaret yapan KENDİ HÜKÜMETLERİNE SAHİP BÜYÜK SÖMÜRGELER KURULACAK kurumlarımız ticaretin kanatları altında bayrağımızı izleyecektir. (T.K.Ataöv - A.B.D belgeleriyle ....)"

bu alıntılarımı analiz et.. sorgula ve değerlendir.. sonra milli ve bağımsızlık gibi tanımların küresel kapitalist sistem(emperyalizm) de yeri var mı? karar ver..

 
Üst