Sınıf savaşımı sorunlarına doğru bakalım, duruşumuzu devrimcileştirelim!

#1

Devrimin önder ve öncü gücü olan proletarya en ileri teoriye ve örgütlenme bilincine sahip olmasına karşın sadece kendi gücü ile iktidara yürüyemez. Sömürülen ve baskı altında yaşayan bütün sınıf ve tabakaları örgütlediği oranda zafere doğru yürüyüşünü güçlendirir.
Sınıf bilinçli proleterlerin işçi sınıfı başta olmak üzere toplumun sömürülen ve ezilen sınıf ve tabakalarını örgütleme gibi zorlu ve uzun erimli bir görevi vardır. Kendisiyle birlikte diğer sınıf ve tabakaları kurtuluşa götürecek olan yegâne sınıf proletarya olduğu için bu onurlu tarihsel görevi yerine getirmekle yükümlüdür. Devrim biliminin can alıcı noktası budur, yani tükenmez güce sahip olan kitleler için çalışmak ve onları örgütleme sorununu çözmektir. Bu temel sorun çözüldükçe yani kitlelerle güçlü politik bağlar kuruldukça Proletarya Partisi çelikten bir birliğe sahip olur.
Devrimi gerçekleştiren ve gerçekleştirme yolunda ileri adım atan ülkelerin proletarya partileri kitlelerle doğru ilişkiler kurup onların talep ve yönelimlerine uygun davrandıkları, doğru politikalar uyguladıkları sürece gelişme gösterip büyük başarılar elde etmişlerdir. Ne zaman ki aksi bir tutum ve pratiğe girmişlerse yenilgiler yaşayıp, başarısızlıklara mahkûm olmuşlardır.
Devrimin can alıcı noktası “kitleler için çalışma” devrimci çalışmanın temeline konulmadır ancak bu doğru bakış açısıyla kitleler arasındaki ilişkinin kurulması sorunu çözüme kavuşabilir.
Kitleleri örgütleme sorununa doğru bakmak “kitlelerle sıkı sıkıya kaynaşmak”, “güçlü politik bağlar kurmak” sınıf savaşımının sorunlarına doğru bakmak demektir. Kitlelerin sorunlarına, taleplerine, hareket ve mücadele biçimlerine doğru bakmak, devrim bilimine ve örgütleme bilimine doğru bakmak demektir. Bu temel sorundaki her kırılma ve sarsılma kitlelerle ilişkilerin bozulmasına, onlardan uzaklaşarak, yabancılaşmaya ve partinin bürokratlaşmasına, marjinal duruma düşmesine yol açar. Nasıl insan bünyesindeki her kırılma ve yaşanan her travma sadece fiziki tahribatla sınırlı kalmıyorsa aynı zamanda ruhsal ve iç sarsılmayı ve değişimi de beraberinde getiriyorsa aynı şekilde sınıf savaşımının temel sorunlarından biri olan kitlelerin örgütlenip kazanılması sorununa yaklaşımdaki her kırılma örgütsel ve yönetsel sorunlarda da kırılmayı beraberinde getirir.
Kitleler içinde olmamak, onlarla güçlü politik bağlar kurmamak ya da sınırlı ve dar bir kesimle ilişki içinde olmak başlı başına bir bakış açısı ve sınıf savaşımını kavrayış sorunudur. Bugün devrimci hareketin ve sınıf bilinçli proleterlerin temel sorunu işçiler, köylüler, emekçiler içinde olmamak ve olamamaktır. Kitleleri her türden burjuva ve küçük burjuva sınıfın çeşitli türden anlayış ve örgütlenmelerine terk etmektir. Onları komprador burjuva ve toprak ağalarını iktidarı altında baskı ve sömürü altında işsizliğe ve yoksulluğa terk etmek demektir. Sendikalarda, DKÖ, kooperatif ve birliklerde etkili olan anlayışlar reformist burjuva anlayışlardır. Etkili olan burjuva ve küçük burjuva anlayışlar işçilerin emekçilerin egemenlerle olan çelişkilerini, tepkilerini düzen içine çekmekte; bilinç ve duruşlarını zayıflatarak onları yumuşatmaktadırlar.
Sınıf bilinçli proleterlerin kapsamlı ve bütünlüklü olarak kitlelerle ilişki kurma, onlar üzerinde ideolojik-politik etkisini artırma ve derinleştirip yaygınlaştırma sorunu yaşamaktadır. Bu sorunun çözülmesinin ilk adımı öncelikli olarak bakış açısının düzeltilmesidir. Kitleleri örgütleme ve kazanma perspektifini devrimci çalışmanın merkezine koyarak ilişkilerin düzeltilerek devrimcileştirilmesidir. Mevcuttan daha ileri, sağlam, kararlı, ilkeli ve güven verici bir duruş ancak kitlelerle devrimci ilişki kurabilir. Doğru bakış açısına sahip olmak kadar doğru durmak, söz ve eylemiyle tutarlılık göstermek, kararlı bir devrimci duruş göstermekle, kitlelere güven verici bir örgütleme pratiğine girilebilir. Bugün devrimci düşüncede yaşanan kırılma aynı zamanda devrimci duruşta da bir kırılma yaratmaktadır. Bu durum güven verici bir pratiğin örgütlenmesini engeller. Devrimci politika taşıyıcılar, ışık ve umut taşıyıcılar sağlam, kararlı, güven verici devrimci bir duruş sergilemediği zaman ışık karanlığı parçalayamaz; umut, umutsuzluk engelini aşamaz. Karanlığı aydınlatmak perspektifinden uzaklaşmış ışık boşa yanan bir muma dönüşür.
Devrimci hareketler görece doğru politikalar uyguladıkları, kitlelerle devrimci ilişkiler kurabildikleri, onların talep ve yönelimlerine uygun davranabildikleri ölçüde güven verici, kararlı bir duruş gösterdiklerinde gelişme göstermiş, aksi bir yönelim ve pratik içine girdiklerinde kayda değer bir ilerleme sağlayamamıştır.
Devrimci mücadelede kitlelerin rolüne ve örgütlenmesine gereken önemi vermeme, bu devrimci çıkışların gerçekleştirilebilmesine neden olan doğru politikada sebat edememe ve doğru orantılı olarak doğru bir ideolojik birlikteliğin sağlanamamış olmasıdır.
Kitlelerin devrimdeki rolü kavranmadığında bu kavrayışa uygun istikrarlı bir örgütsel pratik ortaya konmadığında kopma kaçınılmaz olur. Kitlelerin taleplerinin gündemleştirilmesinden, karar alma süreçlerine katılmasından ve sorunların çözümü konusunda söz sahibi olmasıyla inisiyatif kazanır. Gerçek anlamda “kitlelerden kitlelere” çizgisi uygulanmış olunur. Kitleler adına kitlelere rağmen ya da ben-merkezci, tepeden inmeci, dayatmac yaklaşımlar ve pratikler kopma noktalarının kaçınılmazlığına yol açar.
Devrimin can alıcı konusu olan kitlelerle güçlü politik bağlar kurma onlarla sıkı sıkıya kaynaşma konusunda devrimci bir yönelim uygulamak ve güven verici kararlı bir devrimci duruş göstermek yaşamsal önemdedir. (İşçi-Köylü/2007-66)
https://www.habersosyalist2.ml/2019/08/snf-savasm-sorunlarna-dogru-bakalm.html
 
Üst