Unuttuk..

#1
Marmara Depremi’nin üzerinden 13 yıl geçti. Bir deprem kuşağı ülkesi olan Türkiye’de hükümetler, Marmara Depremin’in ardından ciddi hiçbir önlem almadı. Marmara’da deprem riskinin büyük olduğunu belirten Deprem Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Hükümet deprem gerçeği ile yüzleşmeli” dedi.



13 yıldır ders çıkarılmadı

Marmara Depremi’nin üzerinden 13 yıl geçti. Bir deprem kuşağı ülkesi olan Türkiye’de hükümetler, Marmara Depremin’in ardından ciddi hiçbir önlem almadı. Depremlerden ders çıkarmayan AKP hükümeti ise geçtiğimiz yıl ekim ayında yaşanan Wan Depremi’nde yurtdışından gelen yardımları bile engelleyerek, yardımlaşmanın insani boyutunu bile zedeledi.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 13. yıldönümünde hem Marmara’da beklenen deprem ile ilgili öngörülerini hem de Wan depremi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Gündoğdu, 7’nin üzerindeki bütün depremlerin yıkıcı, 7.5’in üzerindeki depremlerin tahrip edici ve 8’in üzerindeki depremlerin de yok edici etkisinin bulunduğuna dikkat çekerek, “Marmara’da deniz üzerinde yaptığımız araştırmalarda büyük bir depremin olacağını da biliyoruz peki bildiğimiz halde neden hala korkuyoruz ve bunu sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz? Çünkü, Türkiye’nin nitelikli sanayi gücünün yüzde 50’si Marmara’da bulunuyor. Burada bir deprem olursa ve burada bulunan sanayinin çok ciddi etkileneceğinden dolayı, bu bütün Anadolu’yu da vurur. Yine vergilerin önemli bir kısmı İstanbul ve çevresinde çıkıyor” dedi.

‘Başbakan aşiret ağası gibi’

Bunları bilerek ona göre hazırlanmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Örneğin halktan deprem vergisi kesiliyor. Kesilsin de eğer doğru adrese giderse. Ama açıkçası ben pek o kanaatte değilim. Deprem tehlikesi büyük ve bir risk var o da çok büyük. Örneğin; benzin istasyonlarının çoğu şehir içinde ve daha da ilave yapılmış, yine E-5’in kenarına baktığınızda 20-30 katlık binalar inşa edilmiş, bu binaların yıkılması durumunda E-5 kapanacak ve trafik felç olacak. Haftalarca o yol açılamaz” dedi. Depreme karşı sorunların çözülmesi için Başbakan’ın bizzat kefil olması gerektiğini dile getiren Gündoğdu, “Başbakan kefil olmazsa bu işler olmaz; çünkü biz Osmanlı’dan geliyoruz ve başımızdaki de aşiret ağası gibi. Şimdi bunu söylüyorum ama şakadan da anlamıyor bu aralar. Bakanlar da bu işi kararlılıkla sürdüreceğiz diyerek işi rayından çıkarıp tehdit boyutuna kadar getirebiliyorlar” dedi.

‘Wan’da çadır konusu fiyasko’

Wan depremine değinen Prof. Dr. Gündoğdu, özellikle depremden sonra yurtdışından gelen yardımları, “Kendimizi deniyoruz” diyerek bekleten AKP hükümetinin bazı bakanlarına da tepki göstererek, “Wan’da çadırlar konusu da tam bir fiyasko oldu bunun denemesi olur mu Allah aşkına! Dünya kadar çadır vardı orada ama dağıtılmadı” dedi. Kandilli Rasathanesi eski müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın Wan’da 1 ay içerisinde 6.2 şiddetinde deprem olacağına dair sözlerini de değerlendiren Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu, asla öyle bir şey olmadığını kaydetti. Prof. Gündoğdu, “Bir bilim adamına da yakışmaz bu tür söylemler. Daha sonra aynı kişiler kalkıp Bandırma’da da bir ay içerisinde deprem olacak Bandırmalılar evlerine girmesinler dedi. Çok ayıp bir şey bu ya!”

Yakın zamanda beklenmiyor

Türkiye’de meydana gelen depremlerin çoğunu yanlış veren ve daha sonra dünyadaki diğer deprem ölçme birimlerinin verdiği sayıyı kullanan Kandili Rasathanesi’nin durumunun da çok kötü olduğunu ifade eden Gündoğdu, özelikle Rasathane’nin 7.3 olan Wan depremini 6.3 olarak vermesinin tam bir fiyasko olduğunu söyledi. Gündoğdu, İstanbul’da da yakın zamanda büyük bir deprem beklemediklerini vurguladı. Büyük depremlerin 1, 1.5 ay öncesinden belirti verebileceğini dile getiren Gündoğdu, “Marmara depremi de böyle oldu. Bir ay öncesinden hayvanlar belirti verirler, köpekler tuhaf hareketler içerisinde olurlar, deprem ölçme cihazlarında belirtileri olur; ama işte bunların hepsini alıp iyi değerlendirip süzgeçten geçirmek gerekiyor.

38 saat sonra kurtarıldı ama tedavi edilmedi

Wan depreminde Salon 65 adlı internet kafenin enkazı altında kalan ve 38 saat sonra kurtarılan Ömer Yılmaz (17) uygun tedavi yapılmadığı ve enfeksiyon kapan yarasına 7 aydır teşhis konulamaması nedeniyle sakat kalma riski yaşıyor.

Kendisini enkazdan Amed (Diyarbakır) Büyükşehir Belediyesi’ne ait kurtarma ekiplerinin kurtardığını hatırlatan Yılmaz, “Beni Diyarbakır kurtardı devletin sağlık sistemi sakat bırakacak” dedi. Sağ bacağında oluşan yaranın, enfeksiyon kaptığını ve bu nedenle 7 aydır hastane hastanene dolaştığını belirten Yılmaz, sürekli aynı tahlil ve filmlerin çektirilmesine rağmen yarasına teşhis konulamadığını ifade etti. Doktorların “enfeksiyonun kemiğe bulaşması risklidir” açıklamalarına rağmen henüz tedaviye başlanılmaması, Yılmaz’ı sakat kalmakla yüz yüze bırakıyor. Yılmaz, tedavi için aile bireylerinin Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne verdiği et ve kan örneklerinin sonuçlarını beklediği için tedaviye başlayamıyor. Duruma isyan eden Yılmaz, “Bu sonuçlar çıktıktan sonra başka bir şey isteyecekler, ben tedavimin başlayacağına inanmıyorum. Bayramdan sonra okulum başlayacak nasıl yapacağımı bilmiyorum, sakat kalma korkusu yaşıyorum. Kurtarıldığım esnada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ait kurtarma ekiplerinin bana Kürtçe ‘Omer deng bide’ demesini hiç unutmayacağım. Beni Diyarbakır kurtardı devletin sağlık sistemi sakat bırakacak” diye konuştu.


Esnaf durgunluktan şikayetçi

Wanlılar iki büyük depremin ardından bayrama hazırlanıyor. Bayrama 4 gün kalmasına rağmen cadde ve sokakları dolaşan seyyar satıcılar ile şehir merkezinde bulunan esnaflar, iş yapamamaktan şikayetçi. Geçmiş yıllara oranla satışların yüzde 50 düştüğünü dile getiren esnaflar, aldıkları eşyaların büyük bölümünün ellerinde kalacağını dile getirdi. En büyük sorunun köylerde yaşandığını aktaran esnaflar, insanların bayram için il merkezine bile gelmediklerini kaydetti. Qelqeliya (Özalp) ilçesinden Wan Merkezi’ne taşınan 11 yıllık esnaf Şakir Yıldırımçakar, Wan’da bayram coşkusundan ziyade büyük bir burukluğun hüküm sürdüğünü dile getirdi. Yıldırımçakar, satış yapamamaktan yakındı. Ferman Kaya adlı yurttaş ise Büyük Halk Pazarı’nda ayakkabı satarak geçimini sağladığını belirterek, ekonomik olarak oldukça sıkıntı yaşadıklarını söyledi. Deprem sonrası halkın kaderine terk edildiğini ifade eden Kaya, “Burada sürekli ölüm ve acılar yaşanıyor. Batıda bayram, eğlence havasında geçerken, bizde yas havasında geçiyor. Artık insanlar bayramı unuttu” diye konuştu.


Hükümetin deprem politikası yok

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Amed (Diyarbakır), İstanbul ve Wan şubeleri, binlerce kişinin yaşamını yitirdiği Marmara depreminin üzerinden 13 yıl geçtiğini belirterek, buna rağmen deprem gerçeğinin de çözümsüzlüğün de devam ettiğini kaydetti.

İMO Amed Şube Sekreteri Ahmet Kaşan, Marmara depreminin üzerinden tam 13 yıl geçtiğini kaydederek, 9 Haziran 2000’de Ulusal Deprem Konseyi’nin kurulduğunu belirterek, Konsey’in 6 Ocak 2007 tarihli Başbakanlık genelgesiyle lağvedildiğini hatırlattı. İMO İstanbul Şubesi Başkanı Cemal Gökçe de yaptığı açıklamada, 3. ve 4. deprem bölgeleri ile birlikte Türkiye’nin yüzde 92’sinin deprem tehlikesi altında olduğunu kaydetti. Gökçe, İMO olarak yaptıkları araştırmalara göre, 7 ve üzeri bir İstanbul depreminde en az 400 bin ailenin barınmaya ihtiyacı olacağını, 160 ile 200 bin yaralı insanın hastaneye ihtiyaç duyacağını, 70 ile 150 bin arası insanın yaşamını yitireceğini ve 230 ile 300 bin arası insanın iş kaybı yaşayacağını dile getirdi.

İMO Wan Şube Başkanı Mehmet Ünal Keser, Wan’da yaşanan depremde ne yazık ki geç müdahale edildiği için mağduriyetlerin büyüdüğünü söyledi. Keser, “Siyasi iktidarı, deprem politikası belirlemeye ve daha önemlisi bu politikaları bir an önce hayata geçirmeye çağırıyoruz” dedi.
Alıntıdır Özgür Gündem...

13 yıl oldu.. Unuttuk.. deprem mi?
biz unutuyoruz da, deprem unutmuyor.. çok acı kendini hatırlatıyor... sesimi duyan var mı?..
İstanbul bekliyor kendi sonunu bizde içinde.. unuttuk be arkadaş.. hatırlayıp da ne yapıcaz..
boş ver.. nasılsa ölmeyecek miyiz? ölücez ee sorun, işte sorun enkaz altında beklemek sesimi duyan var mı??
t.c zaten salmış, belediye desen ayrı alem.. sivil toplum diyecem hepsi sarhoş
unuttuk...

düzensiz
 
Üst