zorunda mı! yoksa mahkum mu? yuz....

#1
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 911 kilometre sınırı paylaştığı Suriye’de mutlaka olması gerektiğini söyledi. Erdoğan, “Bu mücadelenin içerisinde olmaya mecbur değil, mahkumuz. Şu anda bir milyonu aşan, iki, hatta üç milyona varan, bizim sınırlarımıza doğru bir yüklenme varsa buna eli bağlı mı duracağız?” dedi.
Bu sözlere balıklama atlayanlar verdi veriştirdi.. elbette klasik abd emperyalizmi uşaklığı vs. vs. ..

Oysa sözler çok açık.. mülteci akınından dolayı burada olmak zorundayız diyor.. gerçi daha önceleri başka mecbur değil ama mahkumiyet gerekçeleri sunup durmuştu.. insanlık dramı., pekaka terörü vs. vs. demek ki son olarak bu gerekçeyi seçmeye mecbur değil mahkum olmuş..

Konumuz bu değil.. Konumuz.: mecburiyet mi?-Mahkumiyet mi? de değil.. elbette arada dağlar kadar fark var.. birisinde.: her ne kadar başka iradelerin zorlaması olsa da az-çok kendi iradi tercih hakkın da var.. diğerinde ise.: başka iradelerin aldığı karar sonucu oluşan bir mahkumiyet var..

Mevzuya geleyim..
Küresel konseptlere dahil olanların mecburiyet durumları lokal işlerde olagelir.. genel konularda ise mahkumdurlar.. yani ne itiraz ne de düzenleme hakları vardır.. çizilen dışına çıkamazlar., çıkanı oyarlar..
Akp bir küresel konseptin lokal projesi değildi.. genel proje dahilinde idi ve türkiye iç işleri kadar türkiye dışı işlerde de görevleri vardı..öncelikle bu tespiti temel alalım..

Küresel konseptlerinde olmaz ise olmazları ve olmasa da yerine idareten olur işleri vardır.. olmaz ise olmazları.; öz karakterleri ve varlık nedenlerine bağlıdır.. bu anlamda küresel konseptler.; bir projeyi uygulamaya koyarken karşı projeleri hesaba katarlar ve esneme sınırlarını hesaplarlar.. hesaplar tutmayınca.; olmaz ise olmaz temelinde orada direnirler., ölümüne direnirler ve ölümler aslında altta yaşanır.. elbette son tahlilde varlık nedenlerine dokunacak ise esnerler ama öz karakterlerinden dolayı bu esnemeleri aslında zaman-durum uygun olunca eskiye dönmek amaçlıdır.. yani kalleştirler..

Toparlarsam..
Bir şey zorunluluktan yapılır.. buna ister çıkarlar gereği deyin ister “seve seve”-el mahkum değin.. aradaki fark nedir?.. analiz gerektirir..

Abd diyelim ama siz mali oligarşi anlayın.. afganistana müdahale ederken amacı.; çürümeye başlamış dönüşen sovyetlerin yerine gelecek olan kapitalist-devlet gücünü sınırlamak ve üzerinde etkili olmak ve enerji kadar mali kaynak olan uyuşturucu pazarını denetlemekti.. bu anlamda oradaki taliban güçleri ile ilişkilendi.. zaten daha öncesinde devrede olan yeşil kuşak projesine artık gereksinim kalmamıştı ama o zamana kadar olanlar şimdi başka işler için hazır araç-gereçti..

Demem o ki.. radikal islam ile olan ilişkiler afganistan üzerinde gerekli idi.. oysa aynı dönemde liberal islam çalışmaları çoktan başlamıştı.. iki ayrı projeyi bir arada işletmek “zorundaydılar”.. bazen böyle işler olur.. akp projesi eski askeri vesayeti tasfiye için başladı ama bir noktaya gelindiğinde ikisini yanyana kullanmak(2016 akp-ergenekon) “zorunda” kaldılar..

yani., orta doğuda da bu ikili proje işletilmeye başlandı.. suriye süreci gibi.. t.c. içinde ise radikal islam çok güçlü olmamasına rağmen önce kışkırttılar sonra tasfiyeye başladılar.. ve 28 şubat vs. süreçleri ile akp liberal islamı devreye soktular ama aynı dönemde ortadoğu-afganistanda ikili proje işletiliyordu.. anlayacağınız işler giderek karıştı..

Taliban dahil., işid-el nusra-el kaide vs. her ne ise.. hepsi ne abd ne de ingiliz yapımıdır.. var olan bir şeydi ama mali oligarşi konsepti bu var olana el atmıştı.. radikal islam ile mali oligarşi çıkarları bu anlamda ortaklaştı..

oysa.. kapitalizmin geldiği aşamada radikal islam.; sosyal yaşam-zihniyet ve Pazar anlamında artk tasfiye edilmesi gereken bir olgu idi ama zorunluluklardan dolayı tasfiye yavaşlatıldı., lokalleştirildi ve ertelendi..
ama.. hesaplar bağdata uymadı.. rusya güçlü bir kapitalist devlet olarak sahneye çıktı ve malioligarşi denetimine halen direniyor.. küresel kapitalist üretimin geldiği aşamaya denk düşen çin-uzak asya “sanayi siteleri” projeleri beklenildiği gibi oldu ama siyasi olarak istenildiği gibi olmadı.. tıpkı akp projesi ve suriye-ırak gibi..

neden?...
mali oligarşinin.; küresel oligarşik imparatorluk/emperyal sistemine mali oligarşi dışında kalan., alt/lokal mali sermaye ve özellikle küresel sanayi-hizmet sermayeleri bu küresel oligarşik imparatorluk sürecine direniyor.. osmanlıdaki galata bankerleri-yeniçeri tasfiyesi dönemi gibi.. napolyon savaşları- 1. Dünya savaşı ve devamı hitler savaşları gibi.. ab süreci gibi.. son olarak.; suriye(orta doğu) yeniden biçimlendirilmesi gibi.. daha da eklenebilinir..

mali oligarşi.; projesini işletirken iki ana zemine dayanır.. 1- devletler.. 2- siyasi-sosyal cemaatler.. mülkiyetçi sistemin devlet denilen aracının da kendi özgün süreci oldu.. bu anlamda hızlı değişimlere uygun değildir.. hızlı değişimler için kaos-yıkım gereklidir.. mali oligarşi bunu hep işletir ama direnenler devletin kendi özgün sürecini kullanarak malioligarşiye denk düşecek bir devlet değişimi sürecini örselerler.. bunu bazen “modern” ulusalcılık bazen de liberalizm üzerinden işletirler.. mali oligarşi de ulusalcılığı kullanır ama faşizm üzerinden kullanır.. dar devlet-güçlü tek iktidar..

her iki küresel konseptin ortak derdi ise bu çatışmalı süreçler içinden çıkacak olan gerçek özgür toplumsal mühalefet ve yaratımlarıdır.. bu tehlikenin rüzgarı güçlendikçe bunlar çatışmalara ara verir uzlaşır ve ortak “düşmanlarına” yönelirler..

..............devam edecek...............
 
#2
dedim ya her şey zorunluluktan.. ne demiş “atalarımız”.. keşiflerin anası gereksinim-zorunluluklardır.. ama denetimsiz zorunluluklar ya da irade eksikliği zorunluluğu bir mahkumiyete evirir..

mali oligarşinin radikal islamla ilişkileri zorunluluktu.. radikal islamın da zorundalığı vardı ama mahkum olmayı red edince işler değişti.. tasfiye kaçınlmaz oldu.. ama aynı zamanda bölgede toplumsal muhalefet güçlenmişti.. yine mali oligarşi muhalifleri de güçlenmişti..devreye akp sokuldu.. elbette yanına bir kayyum ekleyerek bunu yaptılar.. bu gelişmeler içersinde akp mahkum konumuna düştü… varlığı bu mahkumiyet durumuna itirazsız uymaya bağlıydı.. öyle ya.. abd senatosunda bekletilen soruşturmalar-yaptırımlar ve t.c.içinde iktidardan düşme ve yargılanma..

bu alanda.. chp ve sosyal şöven sol içinde de mahkumlar var.. akp değil saray çetesi sorun.. o yüzden.. saray çetesi gitsin ama toplumsal muhalefet(hdp ile simgelenen enternasyonal sol) etkiliolmasın., yerine başkaca bir koalisyoon gelsin.. bu yüzden saray çetesi tasfiyesine izin verilmedi(haziran seçimleri ve sonrası).. hdp ile simgelenen bir toplumsalmuhalefet yerine nasyonal sol ile simgelenen bir toplumsalmuhalefet gerekli-zorunlu idi.. mali oligarşi de bu anlamda fazla yüklenemiyor ve saldırı sınırlarını hdp üzernde tutuyor..

mali oligarşi muhaliflerinin liberal sol ve toplumsal muhalefet ile ilişkilenmesi de karşlıklı zorunluluktu.. küresel muhalif konsept.; akp projesine evet derken uzlaşıdan dolayı evet demişti ama süreç içinde koalisyon bozuldu.. yerine gelen ise mali oligarşinin aracı oldu.. buna karşı durabilecek tek güç belli ama muhalifler bundan rahatsız.. bu yüzden ikili oynuyorlar.. toplumsal muhalefet ile ilişkileri de zorunluluk sınırlarında bile değil.,iki yüzlüce..

son yaşananlara bakalım…,
akp rusyaya yakınlaştı!!! Avrasyacılık vs vs. bence hikaye.. akp-rusya yakınlaşması mali oligarşii işleridir.. rusya farkındaydı ama bu sürece dahil oldu.. yani süreç içinde işime bakarım dedi.. böylece t.c. suriye sürecine dalmış oldu.. buradaki görevi radikal islam çetelerini denetime almak adı altında beslemekti.. rusya sürecin buraya geleceğini bilerek oyuna dahil oldu.. getirisi ne? İdi..

1- Bölgeye sürülen t.c. ile direk çatışmak zorunda kalmadan onun hareketlerini sınırlandırmak.. 2- t.c. varlığı yüzünden gerek esat rejimini gerek ise kürtler dahil muhalif kesimleri denetlemek.. 3- abd ile çatışmasını direk yapmadan t.c. üzerinden yapmak., abd ye gerekli gözdağını t.c. üzerinden vermek..
Aynen bu sonuçları elde etti.. haliyle abd t.c. yi suriye üzerinden rusya ile çatışmaya zorladı.. rusya gereken yanıtı verdi.. şimdi beklemede..

Abd nin getirisi ne? İdi… aynı şekilde rusya ile direk çatışmadan t.c. üzerinden çatışmak.. rusya süreci idare edemez ise atağa geçmek.. rusya süreci idare edebilse de aynı zamanda radikal islam ile çatışmadan ve açık ilişkilenmeden onları bölgede rusya-suriye üstünde sorun olarak tutabilmek.. ve sgd(kürtler ve diğerleri)muhaliflerle ilişkiyi de bozmamak.. aynen bu sonuçları elde etti.. şimdi beklemede..

Görüldüğü gibi bu iki ana güç için yaşananlar zorunluluktu.. mahkumiyet t.c. için geçerli ve tayyip bu anlamda doğruyu ifade ediyor..

Sgd ye gelince.; hem rusların hem de abd nin iki yüzlü duruşlarına karşın iki taraf karşısında açık hedef olmama durumunu koruyor.. aynı zamanda t.c. kürt bölücülük!! Tehlikesini artık kullanamıyor çünkü konu idlip ile sınırlandı.. idlip üzerinde tepinen t.c. rojava üzerine saldırabilmek için çok engel geçmek zorunda.. sgd nin ilişkileri de zorunluluk ama mahkumiyet değil..

Radikal islama gelince.. sanırım mahkumiyet aşamasına gelindi ama değişebilir.. son gelişmeler netleştikçe bu noktada karar aşaması da netleşecek.. ya mahkumiyeti kabul edecekler ya da özellikle türkiye ve avrupa üzerinde ciddi terör eylemleri başlatacaklar ama görünen o ki., radikal islam sonuna geldi..

Zaten amaç da budur.. radikal islamın liberal islama dönüşmesi ama toplumsal taban ve etkin güç olarak bunun yaşanması.. sürecin karmaşıklığı bu noktada düzgün bir sürecin işlemesini engelliyor.. akp olayı gibi..

Geleyim türkiye solu ve “demokratlarına”… önümüzdeki süreç içinde zorunluluk mu? Mahkumiyet mi? Hangisi..
1920 lerde tkp süreci zorunluluktu ve bu anlamda çıkılan yol erken bir facia ile bitti.. sonrasında gelenler ise mahkumiyet karakterini işletti.. direnenlere karşı olmadık anlamlarla saldırdılar.. 1968 süreci.; provakasyoncular., aşırılar oldu.. 1978 süreci goşist olundu.. 1980 ve sonrası süreci ise emperyalist paylaşımın taşeronu vatan haini olundu.. bunu yapanlar ise.; 12 eylül sonrası mahkumiyetlerini resmileştirenlerdir..

Zorunluluklarımız olabilir.. dönem dönem mali oligarşinin savaş-kaos-yıkım projeleri karşısında bazı uzlaşılara bazı ilişkilere girebiliriz ama asla mahkum olmamalıyız.. kendi projesi olmayan illaki mahkum olur..

ne t.c. ne de kuruluş zihniyeti ve karakteri komünistlerin yapışacağı dal değildir.. denize düşen deriz ama yılana da sarılmak “zorunda”/mahkum değiliz..

Önümüzdeki süreç bize bunu haykırıyor.. ya mahkum olacak ya da kendi iradi çözümünüzü dayatacaksınız.. bunun için geçmişin hatalarını çok iyi görmeliyiz..

Elbette..
Kimseye kemal kükrer olun demiyorum ama kemal de olun demiyorum.. kemalistlerle., liberallerle vs. ile ilişkilenmek yanlış değildir ama temele alan., zihniyet sayan yani önder sayan anlayış yanlıştır ve tarihimizde bunun acı sonlarını hep yaşadık..
 
Üst